Etiket arşivi: Jake Chapman

Çağdaş Sanata Varış 329|Çağdaş Sanata Yöneltilen Eleştiriler

Düşünen, Cody Choi (1961-). Rodin’in Düşünen Adam’ı tuvalet kağıdı, Pepto-Bismol adlı mide bağırsak rahatlatıcı, alçı ve ahşap ile 1995-1996’da üretilmiş. Düşünen’in üzerine konduğu ahşap sandık ise sanatçının 1994 yılındaki bir yapıtı. Bienal’de eser, diğerinin fotoğrafı ile birlikte sergileniyordu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, Kore Pavyonu, 2017.

Düşünen, Cody Choi (1961-). Rodin’in Düşünen Adam’ı tuvalet kağıdı, Pepto-Bismol adlı mide bağırsak rahatlatıcı, alçı ve ahşap ile 1995-1996’da üretilmiş.
Düşünen’in üzerine konduğu ahşap sandık ise sanatçının 1994 yılındaki bir yapıtı. Bienal’de eser, diğerinin fotoğrafı ile birlikte sergileniyordu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, Kore Pavyonu, 2017.

  • Dünyadaki büyük metropollerin hepsinin birbirine benzemesi, mimarinin kendini kopyalaması olarak düşünülüyor.
  • Sanatın insanı şaşırtması, sarsması gerektiği genel kabul gören bir kanı. Ama çağdaş görsel sanat yapıtlarının aracı amaç haline getirdiği; bütün meselenin hüner göstermeye indirgendiği; sanatın gösteri yanının ağır basmaya başladığı; hatta lunapark derinliğine indiğini; söylenmek istenen sözlerin çok sıradan olduğu; çağdaş sanatçının daha az estetik, daha çok etik talep ettiği; içerik ön plana çıktıkça da sığlaşmaya, zayıflamaya başladığı getirilen eleştiriler arasında.
  • Nasıl ki popüler kültürün baskısı bir dönem edebiyatı tepki olarak felsefe yapmaya ittiyse, görsel sanatta da özellikle Pop Art akımına tepki olarak Kavramsal Sanat bir dönem için önem kazanmıştı. İki alanda da derinleşme uzun sürmedi, küreselleşmenin etkileriyle bir kez daha tezli ya da slogancı edebiyat ağır basar oldu, Kavramsal Sanat da yerini yerleştirme, video, fotoğraf gibi araçlarla bir tür slogancı sanata bıraktı. Etik açıdan derinleşmek yerine, etik boyut giderek sığlaştı, politikleşti. Çağdaş sanat gazeteciliğe, röportaja, belgesele benzemeye başladı, deniyor.
  • Politik ya da sosyolojik kurgularla, estetiğin tamamen ikinci plana atıldığı, çarpıcı söz söylemenin en önem verilen konu olduğu söyleniyor. Çağdaş Sanat derinlikli sanat yapıtları değil, çarpıcı tek söz söyleyen politik ya da sosyolojik kurgular olmakla suçlanıyor.
  • Etik boyutu tamamen politikaya indirgeyen, gerçekliğe slogancı, yararcı açıdan yaklaşan, güzelliği yadsıyan bir estetik.
  • Militan sokak estetiği.
  • Radikal olmayı taklit eden ama hiç radikal olamayan bir başkaldırı.
  • Çağdaş sanatta “güzel” büsbütün anlamsızlaşıyor, çağdaş sanat bizi çirkinin, korkunç olanın ortasında bırakıyor.
  • Çağdaş sanat bize karşı şiddet uygulayarak uyarıyor bizi.
  • Çağdaş sanatın dinin yerine geçme eğilimi var.
  • Zanaat eksikliği ile malul.
  • İfade düzeyinde zaman zaman fazla kolaylaşabiliyor.
  • Venedik Bienali’nde 100 yıldır hangi ülkeler askeri, ekonomik açıdan güçlüyse onların pavyonları var. Diğer ülkeler kenarda köşede yer alıyor. Çağdaş Sanat, bütün başkaldırı iddiasına rağmen, bu ekonomi-kültür-coğrafya politikalarına hala tutsak.
  • Çağdaş Sanatı, aşırı incelikle en üst düzeyde basitliğin birbirine girdiği bir yapı olarak tanımlayanlar da var.
  • Bu dönemde kültür kelimesinin sanat kelimesini; teknoloji kelimesinin bilim kelimesini; yönetim kelimesinin politika kelimesini; cinsellik kelimesinin aşkı sildiği öne sürülür.
David, Guan Xiao; üç kanallı, renkli ve sesli video enstalasyonu, 2013. Çinli heykeltıraş ve video sanatçısı Guan Xiao (1983-), Rönesans’ın ünlü ustası Mikelanj’ın David adlı heykelini ele alıyor. Sanatçı ünlü heykelin kupalarda, önlüklerde ve daha pek çok ıvır zıvırın üzerindeki izini sürerek bu kült eserin değerinin düşürülüşünü vurguluyor. Görüntülere sanatçının söylediği bir şarkı eşlik ediyor. Şarkının sözleri de eserin ana fikrini destekliyor. David, sadece kaydettiğimizi, anmadığımızı; sanat eserinin metalaştırılmasını, ticarileştirilmesini, anlamının içinin boşaltılmasını vurgulayan alegorik ve eleştirel bir çalışma. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, 2017.

David, Guan Xiao; üç kanallı, renkli ve sesli video enstalasyonu, 2013.
Çinli heykeltıraş ve video sanatçısı Guan Xiao (1983-), Rönesans’ın ünlü ustası Mikelanj’ın David adlı heykelini ele alıyor. Sanatçı ünlü heykelin kupalarda, önlüklerde ve daha pek çok ıvır zıvırın üzerindeki izini sürerek bu kült eserin değerinin düşürülüşünü vurguluyor. Görüntülere sanatçının söylediği bir şarkı eşlik ediyor. Şarkının sözleri de eserin ana fikrini destekliyor. David, sadece kaydettiğimizi, anmadığımızı; sanat eserinin metalaştırılmasını, ticarileştirilmesini, anlamının içinin boşaltılmasını vurgulayan alegorik ve eleştirel bir çalışma.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, 2017.

Jeff Koons’un eserlerinin taklitleri Çin’de bir lokantanın paravanında kullanılmış. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2017.

Jeff Koons’un eserlerinin taklitleri Çin’de bir lokantanın paravanında kullanılmış.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2017.

Aynısı Hatta Daha İyisi, Jake ve Dinos Chapman, 2010. Tracey Emin’in tanınmış yapıtlarından biri olan Bugüne Kadar Beraber Olduğum Herkes’in yangında yok olmadan önce çekilmiş fotoğrafları yardımıyla yeniden yapımı. Chapman Kardeşler, içeriği anlamdan boşaltma girişimi kapsamında tekrarı bir taktik olarak kullanarak kültürel değeri sıfır olan işler üretmeyi arzuluyorlar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, 2017.

Aynısı Hatta Daha İyisi, Jake ve Dinos Chapman, 2010.
Tracey Emin’in tanınmış yapıtlarından biri olan Bugüne Kadar Beraber Olduğum Herkes’in yangında yok olmadan önce çekilmiş fotoğrafları yardımıyla yeniden yapımı. Chapman Kardeşler, içeriği anlamdan boşaltma girişimi kapsamında tekrarı bir taktik olarak kullanarak kültürel değeri sıfır olan işler üretmeyi arzuluyorlar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, 2017.

  • Çağdaş görsel sanat izleyiciye kendini tanımayı ve var olmayı öğreten değil, sadece öfkelenme yolları öneren bir sanat olarak eleştiriliyor.
  • Marksist düşünür Theodor Adorno’nun (1903-1969) estetik teorisi de bir ders veya mesaj vermeye adanmış bir sanat eseri yaratmanın terk edilmesi gerektiği üzerineydi. Sanat eseri dünyanın gidişatına, örneğin mevcut toplumsal düzene, sadece formu yoluyla direnmelidir. Jacques Lacan da (1901-1981) sanatla alakasız bir şeyler ifade etme düşüncesine karşıdır. Sanat kurumunun alternatiflere dikkat çekme amacı taşımadığını belirtmiştir.

 

Siyaseten Doğruculuk

  • Siyaseten doğruculuk, yeni entelektüel ahlakçılığın bir düşüncesidir.
  • 2006 yılında Noel arifesindeki haftalarda, İsa Peygamber’in temsili doğum sahnesine ait malzemeleri bazı büyük mağaza zincirleri satmaktan vazgeçtiği için İtalya’da polemikler yaşanmıştı. Farklı dinlere mensup çocukları gücendirmemek adına doğum sahnesinin okullardan kaldırılmasının da siyaseten doğruculuk adına yapıldığı söylendi.
  • Siyaseten doğruculuk (politically correct), Amerikan üniversitesinde doğmuş, liberal ve radikal öykünmeli olması nedeniyle solcu, her tür azınlığa karşı ayrımcılık sınırlarını belirleyen kökleşmiş dil alışkanlıklarını azaltmayı amaçlayan Çokkültürlülük’ün tanınmasına yönelik bir düşünce hareketidir.
  • Zenci yerine önce siyahi, sonra Afrikalı-Amerikalı; homoseksüellere yakışıksız lakaplar yerine gay, bilim adamı yerine bilim insanı  denilmeye başlanmıştır.
  • Ancak bu kampanya da kendi köktenciliğini oluşturmuştur.
  • Amerikalı feministler history (tarih) sözcüğüne, kelimedeki erkek iyelik eki nedeniyle karşı çıkmışlar, herstory sözcüğünün kullanımını önermişlerdir.
  • Umberto Eco, bir isimde değişiklik yapılıyorsa, o konuda yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu unutturmak içindir, diyordu.
Politically correct olmak, Doğrucu Davut olmak anlamına gelmez. Kibarlık gayretidir. Hıyar yerine vegetably challenged, cüce yerine vertically challenged demektir. Chapman Kardeşler Jake ve Dinos, politically correct olsalar Hitler’i çarmıha germezler, McDonald’s’ı kötü şeylerin sembolü yapmazlardı. Kardeşler, kötümser ve eleştirel, politik doğruculuğa asla pabuç bırakmayan tavırları ile basınla aralarının açılmasına alışıklar. Sanatçılar daima elitlerden fazla tehlikeli sularda dolaşırlar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, 2016.

Politically correct olmak, Doğrucu Davut olmak anlamına gelmez.
Kibarlık gayretidir. Hıyar yerine vegetably challenged, cüce yerine vertically challenged demektir.
Chapman Kardeşler Jake ve Dinos, politically correct olsalar Hitler’i çarmıha germezler, McDonald’s’ı kötü şeylerin sembolü yapmazlardı. Kardeşler, kötümser ve eleştirel, politik doğruculuğa asla pabuç bırakmayan tavırları ile basınla aralarının açılmasına alışıklar.
Sanatçılar daima elitlerden fazla tehlikeli sularda dolaşırlar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, 2016.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Budalalıktan Deliliğe, Umberto Eco, Kırmızı Kedi Yayınevi, 2016.
  • Felsefenin Kısa Tarihi, R. C. Solomon ve K. M. Higgins, İletişim Yayınları, 2013.

 

Çağdaş Sanata Varış 312|Çağdaş Dönemde Sergileme 7

Baksı Müzesi onuncu yılında. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2016.

Baksı Müzesi onuncu yılında.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2016.

  • İstanbul önemli bir kültür sanat merkezi olma yolunda ilerliyor. Başka ülkelerde olduğu gibi burada da peş peşe müzeler açılıyor, etkinlikler düzenleniyor.
  • Paris’teki Louvre Müzesi ziyaretçi sayısı açısından ilk sırada. Hemen ardından British Museum geliyor. Kamu, özel şirket, şahıs, dernek, vakıf ve benzeri kuruluşlar dahil dünyada en çok müzeye sahip olan ülke 17.500 müze ile ABD. ABD’yi Almanya 6715, İngiltere 1850, İspanya 1343, Fransa 1173, İsviçre 948, Hollanda 775, Romanya 748, Polonya 690, Macaristan 661 adet müze ile takip ediyor. Türkiye’deki müze sayısı ise 334. (www.egmus.eu ve www.aam-us.org)
  • Son yıllarda İstanbul’da özel girişimlerle pek çok müze kuruldu. S. Ü. Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul Modern, Pera Müzesi, Elgiz Müzesi, Borusan ofis müzesi gibi. Öte yandan Bayburt’un Bayraktar Köyü’nde Hüsamettin Koçan’ın Baksı Müzesi gibi merkezden uzakta kurulan ve 2014 Avrupa Yılın Müzesi ödülünü kazanan müzelerimiz de oldu.
  • 2015 İstanbul Bienali’nde gerçek mekanların yanı sıra sanal mekanlar da adres gösterildi. Küratör Christov-Bakargiev’e göre, bazı mekanların hayali olmasının sebebi bazı şeylere erişim olmadığını hatırlatmaktı. Küratör, her şeye erişilebileceği savının dijital çağın bir yalanı olduğunu; her şeye ulaşmanın mümkün olmadığını, bunu ziyaretçilerin de hissetmesini istediğini belirtmişti.
  • Çağdaş Dönem’de bazı sergiler 24 saat açık olarak gerçekleştirildi. Hüsamettin Koçan’ın 2002 yılında Bilgi Üniversitesi Sıraselviler Kampüsü’nde gerçekleştirdiği sergi böyle bir sergiydi.
  • Belirli konulara, sorunlara odaklanan, güncel toplumsal dönüşümü kavramaya yönelik konsept sergiler ilgi çekiyor. Sanatın güncel hali, sosyolojik bir araştırmaya dönüşebiliyor.
  • Sergilemelerde yaşanan bir başka eğilim ise farklı pratiklerin birbirlerinden beslenmesinden ve zenginleşmesinden yararlanmak için farklı sanat dallarından kişilerin ortak performansı oldu. Flüt sanatçısı Şefika Kutluer, Vivaldi’nin altı konçertosunu ardı ardına sahnede çalarken, konser süresince ressam Ertuğrul Ateş, müzikten aldığı esinle, sahnede konserle birlikte başlayıp konser bitiminde tamamladığı bir resim yaptı. Proje İstanbul ve Ankara’da uygulandı.
  • Birbirlerinin sanatından etkilenerek yeni üretimler yapan, türler arası buluşmalara bir başka örnek ise Lübnan asıllı şair Adonis ile ressam Habib Aydoğdu’nun bir sergi projesi için bir araya gelmesi oldu. Adonis, Aydoğdu’nun resimlerinden etkilenerek şiirler yazdı; Aydoğdu, Adonis’in şiirlerine ressam gözüyle baktı, atölye çalışmalarından sonra resimlerin yanında şiirlerin yer aldığı ortak çalışma 2016’da sergilendi.
  • Sergileme mekanlarında da çok çarpıcı seçimler yapılıyor. Gucci, 2017 ilkbahar-yaz koleksiyonunun ilk gösterimini Londra’da 13. yüzyıl yapısı Gotik Westminster Abbey’de yaptı. Kraliyet nikah törenlerinin yapıldığı kutsal bir mekanın bir defile için kullanılması tepki çekti ama gerçekleşti.
  • Mabetlerin, anıtların ve müzelerin etrafı lokantalar, kafeler ve hediyelik eşya satan dükkanlar ile kuşatılmıştır. Yemek yemenin, alışveriş yapmanın ve turistik gezinin aynı düzlemde yer alması, müze ve mabetlerin Disney’leştirilmesi olarak eleştirilmektedir.
  • İngiliz görsel sanatçılar Jake ve Dinos Chapman’a göre sanat yapıtı izleyici ile var olur ama çocukları müzeye götürmek tam bir saçmalıktır. Onlara göre çocukların Çağdaş Sanat ile karşılaşmaları için henüz çok erken.
  • Müzecilik günümüzde toplama, belgeleme, koruma ve sergileme işlevini aşarak ziyaretçi eğitimi, toplumsal iletişim ve sürdürülebilirlik odaklı hale geldi. Çağımızın başarılı müzeleri araştırma merkezleri, atölyeleri, görsel-işitsel anlatımları, dokunmatik ekranları, geçici sergileri, eğitim programları, kursları ile seçkinci olmayan, eser ile insan arasında interaktif bir bağ sunan, engelli erişimi, kafeleri lokantaları olan, pazarlama ve tanıtım olanakları bulunan, konserlerin, sohbetlerin yapıldığı kültür merkezleri olarak “yaşayan müze” kavramını hayata geçirdiler.
  • 2017 yılındaki 15. istanbul Bienali kapsamında sergilenen Gözde İlkin’in kültürel kodları ve kolektif hafızayı cisimleştiren kumaş ve örtü eserleri çağdaş sergilemeye de örnek oluşturuyor. Kumaş eserlerin bitimleri sergiye çıkacakmış gibi değil de evde muhafaza edilecekmiş gibi bırakılarak daha gerçekçi kılınmış.
Sergilemenin bir yöntemi de kaldırımları tuval olarak kullanmak. Eserin kalıcı olması gerekmediği fikrine belki de en iyi hizmet eden yöntem bu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Trafalgar Meydanı, Londra, 2017.

Sergilemenin bir yöntemi de kaldırımları tuval olarak kullanmak. Eserin kalıcı olması gerekmediği fikrine belki de en iyi hizmet eden yöntem bu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Trafalgar Meydanı, Londra, 2017.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 261|Bir Sanat Biçimi Olarak Deformasyon

  • 20. yüzyıl sanatının tarihten gelen tarzının çağdaş türevlerini üretmek, geleneksel eserlere çeşitli soyutlamalarla gönderme yapmak Çağdaş Sanat’ın uyguladığı yöntemlerden biridir.
  • Kanon, ölçüm için bir standarttır. Kanon, bir konunun en iyi örneğini ifade eder. Michelangelo, İtalyan sanatında kanonik bir figür; Picasso, 20. yüzyılın kanonik sanatçısı; Mona Lisa tablosu, kanonik bir portredir.
  • Cinsiyet sorgulaması yapmak gibi, geleneksel sanatın ikonuna saldırmak da Dadaist ilkelerle başlar.

Single Ladies, Mehmet Turgut, Contemporary İstanbul 2013. Mehmet Turgut, Rönesans’ın büyük ustası Leonardo da Vinci’nin kadın portrelerine odaklanan, dört fotoğraftan oluşan Single Ladies adlı serisiyle 8. Contemporary İstanbul’da yer almıştı. Sanatçının Leonardo da Vinci’nin Erminli Kadın (1485-1490) adlı tablosunu yorumladığı fotoğraf. Mehmet Turgut’un bu seri ile geçmiş ve bugün arasındaki sürekliliği sorguladığı yazılmıştı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu; www.lairweb.org.nz

Single Ladies, Mehmet Turgut, Contemporary İstanbul 2013.
Mehmet Turgut, Rönesans’ın büyük ustası Leonardo da Vinci’nin kadın portrelerine odaklanan, dört fotoğraftan oluşan Single Ladies adlı serisiyle 8. Contemporary İstanbul’da yer almıştı.
Sanatçının Leonardo da Vinci’nin Erminli Kadın (1485-1490) adlı tablosunu yorumladığı fotoğraf.
Mehmet Turgut’un bu seri ile geçmiş ve bugün arasındaki sürekliliği sorguladığı yazılmıştı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu; www.lairweb.org.nz

Hiding in the City, Paris, No.09, Liu Bolin, 2006. Liu Bolin, tüm dünyada Fransız Devrimi’nin simgesi kabul edilen ve Fransız resim sanatının başyapıtlarından biri sayılan Eugene Delacroix’nın (1798-1863) Halka Yol Gösteren Özgürlük (1830) adlı tablosunda kendisini “yok ediyor”. ArtInternational 2015’te Çinli sanatçı Liu Bolin (1973-), 2005 yılında başladığı ünlü serisi Şehirde Saklanmak (Hiding in the City) dolayısıyla Görünmez Adam olarak da anılıyor. Liu bu seriyi, Asya’daki en büyük sanatçı topluluğunun yaşadığı köy için yıkım kararı alınması ve devletin sanatçıyı korumaması üzerine bir protesto olarak başlatmıştır. Bedenini farklı arka planlara, kendini fonla aynı desene boyayarak, kamufle ederek resmederek, sanatçının toplum içindeki statüsünü sorgulamış, Çinli sanatçının görünmezliğini vurgulamış, kendini yok ederek, yaptığı performanslarda sorunları görünür kılmıştır. Fotoğraf:notionofthethought.wordpress.com

Hiding in the City, Paris, No.09, Liu Bolin, 2006.
Liu Bolin, tüm dünyada Fransız Devrimi’nin simgesi kabul edilen ve Fransız resim sanatının başyapıtlarından biri sayılan Eugene Delacroix’nın (1798-1863) Halka Yol Gösteren Özgürlük (1830) adlı tablosunda kendisini “yok ediyor”.
ArtInternational 2015’te Çinli sanatçı Liu Bolin (1973-), 2005 yılında başladığı ünlü serisi Şehirde Saklanmak (Hiding in the City) dolayısıyla Görünmez Adam olarak da anılıyor. Liu bu seriyi, Asya’daki en büyük sanatçı topluluğunun yaşadığı köy için yıkım kararı alınması ve devletin sanatçıyı korumaması üzerine bir protesto olarak başlatmıştır. Bedenini farklı arka planlara, kendini fonla aynı desene boyayarak, kamufle ederek resmederek, sanatçının toplum içindeki statüsünü sorgulamış, Çinli sanatçının görünmezliğini vurgulamış, kendini yok ederek, yaptığı performanslarda sorunları görünür kılmıştır.
Fotoğraf:notionofthethought.wordpress.com

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Dayanıklılık, Rero, 2014. Contemporary İstanbul 2015’te eserleri sergilenen Fransız sokak sanatçı Rero’nun (1983-) eserleri, yüzlerinin yerine sloganlar yazılmış  plastik büstleri. Orijinali, Louvre Müzesi’nde sergilenen XIV. Louis dönemi (1643-1715) heykeltıraşlarından Antoine Coysevox’un (1640-1720) eseri, Antoine Coypel büstü. Rero, klasik heykelleri deforme edip, üzerlerine mesaj yerleştiriyor. Bu eserlerden soldakinin üzerinde Time Out (zamanı geçmiş), ortadakinin üzerinde Over Write (önceden yazılmış olanı geçersiz kılma), sağdakinin üzerinde ise Locked (kilitli) yazısı yer alıyor. Sanatçı, bu eylemle, imajı iptal ettiğini ifade ediyor. Bu yazılar da üzerleri çizilerek bir anlamda iptal edilmişler. Rero, eserlerinin üzerindeki yazılarda Verdana font’unu kullanmayı tercih ediyor. Sanatçı, Graffiti kültüründen etkilendiğini, etiketlemeyi ve minimalist sloganları sevdiğini söylüyor. Sloganlarını kitapların, porselenlerin, bayrakların üzerine de yazıyor. Yaptıkları, çağdaş ikonaklazm olarak değerlendiriliyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Dayanıklılık, Rero, 2014.
Contemporary İstanbul 2015’te eserleri sergilenen Fransız sokak sanatçı Rero’nun (1983-) eserleri, yüzlerinin yerine sloganlar yazılmış plastik büstleri. Orijinali, Louvre Müzesi’nde sergilenen XIV. Louis dönemi (1643-1715) heykeltıraşlarından Antoine Coysevox’un (1640-1720) eseri, Antoine Coypel büstü. Rero, klasik heykelleri deforme edip, üzerlerine mesaj yerleştiriyor. Bu eserlerden soldakinin üzerinde Time Out (zamanı geçmiş), ortadakinin üzerinde Over Write (önceden yazılmış olanı geçersiz kılma), sağdakinin üzerinde ise Locked (kilitli) yazısı yer alıyor. Sanatçı, bu eylemle, imajı iptal ettiğini ifade ediyor. Bu yazılar da üzerleri çizilerek bir anlamda iptal edilmişler. Rero, eserlerinin üzerindeki yazılarda Verdana font’unu kullanmayı tercih ediyor. Sanatçı, Graffiti kültüründen etkilendiğini, etiketlemeyi ve minimalist sloganları sevdiğini söylüyor. Sloganlarını kitapların, porselenlerin, bayrakların üzerine de yazıyor. Yaptıkları, çağdaş ikonaklazm olarak değerlendiriliyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yaraya Tuz serisinden, Jake & Dinos Chapman, 2003. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, Şubat 2017.

Yaraya Tuz serisinden, Jake & Dinos Chapman, 2003.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, Şubat 2017.

Retrosboktif serisinden, Jake & Dinos Chapman, 2009. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, Şubat 2017.

Retrosboktif serisinden, Jake & Dinos Chapman, 2009.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, Şubat 2017.

  • İngiliz görsel sanatçı kardeşler Jake (1966-) ve Dinos (1962-) Chapman, içeriği anlamdan boşaltarak “tekrar”ı bir taktik olarak kullanıp “kültürel değeri sıfır olan” işler üretmek istiyorlar. İspanyol sanatçı Francisco Goya’nın Yarımada Savaşı’nın (1807-1814) dehşetini anlattığı Savaşın Felaketleri başlıklı gravür serisinden edindikleri ve sonrasında boyayarak doğrudan müdahalede ettikleri baskılara Yaraya Tuz serisi adını veriyorlar. Bunların bazılarının mukavva maketlerini de üretiyorlar. Goya’nın gravürlerine yaptıkları müdahale bazı çevreler tarafından kültürel vandalizm olarak niteleniyor. Chapmanlar ise bu teşebbüsü Goya’nın işine yardım etmek olarak niteliyor; bu müdahaleleriyle Goya’nın işlerindeki içkin kötümserliğin ve olumsuzluğun altını çizdiklerini öne sürüyorlar. Chapmanlar’ın 19. yüzyıl İngiliz portreleri üzerine yağlıboya müdahalelerinden oluşan Gün Gelecek Sen De Sevilmeyeceksin adlı serileri de Arter’de sergilendi.