Etiket arşivi: İtalyan

Libya 48 Tuaregler

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Libya halkının etnik unsurlarını öncelikle; Araplaşmış Berberiler, Türkler, Saf Arap ve çöl kabilelerinden oluşan Bedeviler ile Tuaregler oluşturmaktadır.
  • Berberi dillerinden birini konuşan Tuaregler sadece Libya’da değil, Cezayir, Mali, Nijerya’ya uzanan geniş bir alanda yaşarlar. Tuaregler, Berberilerle akraba değiller. Toplam nüfuslarının 800 bin olduğu tahmin ediliyor. Libya’daki nüfusları 17 bin idi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Tuaregler bağımsız bir siyasi örgütlenmeye sahiplerdi. Kuzey Tuaregler çoğunlukla çölde, Güney Tuaregler ise daha çok step ve savanlarda yaşarlar. 1980’lerde yaşanan kuraklık, Güney Tuaregler’in sayısının azalmasına ve hayvancılığa dayalı geleneksel yaşam biçimlerinde değişikliklere yol açmıştır.
  • Geleneksel Tuareg toplumu, soylular, din adamları, vasallar (toprak sahipleri), zanaatkarlar ve eskiden köle olan işçilerden oluşan sınıflara ayrılmıştır. Geleneksel olarak çadırlarda yaşarlar. Güneyde beşik tonozlu keçe çadırlar yaygındır. Geleneksel çadırları kırmızı deri çadırlardı. Günümüzde naylon çadırlar geleneksel olanın yerini almıştır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Silahları, iki yanı keskin kılıçlar, kamalar, demir mızraklar ve kösele kalkanlardır. Yetişkin erkekler kadınların, yabancıların ve evlilik yoluyla akraba oldukları kişilerin yanında mavi bir peçe takarlardı. Bu yüzden onlara Mavi Adamlar da denirdi. Ama bu gelenek, kentleşmeyle birlikte yok olmuştur.
  • Tuaregler arasında eski Libyalıların kullandıklarına benzer bir yazı olan tıfinag hala kullanılmaktadır.
  • Bunlar çok sert bir halk. Gıdamis 1810 yılında Osmanlı idaresine geçmiş ama 1874 yılına kadar bir Osmanlı kenti olmamış. 1911 yılında ülkeye gelen İtalyanlar da şehri tam anlamıyla 1924 yılında ele geçirebilmişler.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Deveyi yönetmekte çok ustalar, ritim duyguları çok güçlü.
  • Tuaregler’de en önem verilen şey adalet. Adalette en önemli husus eşit su kullanımı. Adaletli su dağıtma sistemine El Kaduz deniyor.
Libya’da hemen herkesin kullandığı, baş ve omuzlarını örten; yazın güneşten, kışın soğuktan, rüzgar ve kumdan koruyan örtüye havli deniyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Libya’da hemen herkesin kullandığı, baş ve omuzlarını örten; yazın güneşten, kışın soğuktan, rüzgar ve kumdan koruyan örtüye havli deniyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Libya’da ayrıca az sayıda Sahra altı siyahlarından olan Sahiller ile Tobular da mevcut. Ayrıca ülke çok sayıda Orta Afrika’dan göçmen barındırmakta ve çok sayıda Mısırlı göçmen ülkede yaşamaktaydı. 2011′de tahminlere göre 60.000 Bangladeşli, 30.000 Çinli, 30.000 Filipinli Libya’da çalışmaktaydı. Libya’da yaşayan Türk vatandaşlarının sayısı yaklaşık olarak 25.000 idi. Ataları Türk olanların sayısı ise 80.000 olarak tahmin edilmekteydi.

 

 

Libya 16 Trablus 1

  • Şehir, Sirte Körfezi’ne bakar. Ülkenin en büyük yerleşim merkezi ve başlıca limanıdır. MÖ 7. yüzyılda Oea adlı bir Fenike kolonisi olarak kurulmuştur.
  • Burası, Sabratha ve Leptis Magna ile, Romalıların Tripolitanae (Üç Kent) adını verdiği bölgenin odak noktasıdır.
  • Kentteki üniversite 1973 yılında kurulmuş olan El-Fetih Üniversitesi’dir.
  • Trablus, biz gittiğimizde, Akdenizli, Arap, Müslüman, Osmanlı, İtalyan kırması bir şehirdi.
Trablus, Yeşil Meydan. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Trablus, Yeşil Meydan.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Liman bölgesinde, Yeşil Meydan veya Şehitler Alanı’nda yer alan ünlü kitapçı Fergiani ilk durağımız oldu. Meydanın diğer tarafında İtalyan mimarisine sahip binalar bulunuyor, hepsi Mimar Fausto’nun eseri. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Liman bölgesinde, Yeşil Meydan veya Şehitler Alanı’nda yer alan ünlü kitapçı Fergiani ilk durağımız oldu. Meydanın diğer tarafında İtalyan mimarisine sahip binalar bulunuyor, hepsi Mimar Fausto’nun eseri.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

1898 tarihli Neo Klasik cepheli Osmanlı Medresesi. O zaman İslam Sanatları Okulu idi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

1898 tarihli Neo Klasik cepheli Osmanlı Medresesi. O zaman İslam Sanatları Okulu idi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Medrese’nin avlusu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Medrese’nin avlusu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

1928 yılında tamamlanan katedral Mimar Fausto’nun Romano-Lombard stilindeki eseri. 1979’da Nasır Camii olmuş. Meydanın ve etrafındaki binaların tümü aynı İtalyan mimarın eseri. Meydanın eski adı Katedral Meydanı imiş, o zamanki adı Cezayir Meydanı idi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

1928 yılında tamamlanan katedral Mimar Fausto’nun Romano-Lombard stilindeki eseri. 1979’da Nasır Camii olmuş. Meydanın ve etrafındaki binaların tümü aynı İtalyan mimarın eseri. Meydanın eski adı Katedral Meydanı imiş, o zamanki adı Cezayir Meydanı idi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Katedral’in tam karşısındaki INPS binasının avlusu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Katedral’in tam karşısındaki INPS binasının avlusu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

Libya 9 Kaddafi 2

  • Tüm Araplar Filistin için savaşa katılmalıydı.
  • 1970’de ABD ve İngiliz askeri üsleri kapatıldı.
  • Libyalı gönüllüler Filistin davasına destek için Ürdün’e gitmek istediler, talep reddedildi. Eylül 1970’de Libya, FKÖ (Filistin Kurtuluş Ö ile kötü ilişkiler içine giren Ürdün’e önce mali desteğini, sonra da siyasi bağlantısını kesti.
  • Yahudi ve İtalyan azınlığın mülklerine el kondu, çoğu sınır dışı edildi.
  • Elçilikler ve yabancı şirketler kapatıldı.
  • Komünistlik, Marksizm ve dinsizlik propagandası yapanların sürüleceği veya hapsedileceği; Müslüman Kardeşler veya Hizbuttahrir’ül İslami mensuplarından birinin gizli bir harekette bulunduğu tespit edilecek olursa bunun, ihtilale karşı düşmanca bir davranış olarak kabul edileceği ve sorumluların hapsedileceği duyurulmuştur. Kaddafi, Müslüman Kardeşler’i ve Hizbuttahrir’ül İslami’yi Arap birliğinin ve Arap milliyetçiliğinin düşmanı ve emperyalizmin iş birlikçileri olarak gördüğünü açıkça ifade etmiştir. CIA’in Müslüman Kardeşler’e mali yardımda bulunduğunu söylemiştir.
Fotoğraf:www.internetajans.com

Fotoğraf:www.internetajans.com

  • Aralık 1969’da Libya, Mısır ve Sudan devlet başkanları sıkı bir iş birliği anlaşması yaptılar. Kasım 1970’de Suriye de bu birliğe girdi. Nisan 1971’de, Eylül 1971’de yürürlüğe girmek üzere Libya, Mısır ve Suriye’yi içine alan bir Arap Cumhuriyetleri Birliği’nin kurulduğu ilan edildi. Yapılan bu antlaşmaya göre, üç cumhuriyetten herhangi birinin ülkesinde çıkacak iç karışıklıklara karşı diğer iki devletin doğrudan doğruya ve hiçbir talep olmaksızın sulh ve sükunu temin etmek üzere müdahale etmeleri hem bir hak, hem de bir vazife oluyordu. Sudan’ın da birliğe girmesi istendi ama Sudan çekimser kaldı. Ağustos 1972’de Enver Sedat ve Kaddafi, Mısır ve Libya’nın her iki ülkede yapılacak halk oylamasından sonra ve Eylül 1973’te yürürlüğe girmek üzere tek devlet halinde birleşeceğini ilan ettiler. Mısır ile Libya arasında kurulmasına karar verilip ilan olunan tek devlet projesine de Suriye katılmama kararı aldı. Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat da çıkan görüş ayrılıkları nedeniyle birliğin kurulmasını tümüyle reddetti.
  • Kaddafi’nin Sudan ile ilişkileri inişli çıkışlı oldu. Sudan Devlet Başkanı Numeyri’ye karşı yapılan askeri ayaklanma olaylarında Kaddafi ona yardımcı oldu ve yeniden iktidara gelmesini sağladı. Uganda Devlet Başkanı İdi Amin’e silah götüren iki Libya uçağı, izinsiz olarak Sudan hava sahasını ihlal edince Kaddafi ile Numeyri’nin arası bozuldu.
  • Mısır ile Libya arasında tek devlet projesi görüşülürken Kaddafi’nin, Tunus Devlet Başkanı Habip Burgiba’ya da Libya ile Tunus’un birleşmesi ve Burgiba’nın devlet başkanlığını kabul etmesini teklif ettiği biliniyor. Kaddafi, Libya ile Tunus arasındaki sınırın sömürgecilerin eseri olduğunu, coğrafyanın her iki ülkeyi birbirine fiilen bağladığını öne sürmekteydi.
  • Haziran 1971’de Kaddafi’ye dünya barışı yolundaki çabalarından dolayı Lenin Nişanı verildi. Bu nişan, üstün başarı gösteren, barışı koruyan, anavatanı savunan kişilere, üstün performans gösteren işçilere verilirdi. (Bu nişan, Nazım Hikmet‘e de verilmiştir.)