Etiket arşivi: İsrail

Şiddet 32 | Eski İsrail’de Kadının Konumu 2

Sara Hacer’i İbrahim’e Takdim Ediyor, Matthias Stom, 1637 – 1639. Gemaldegalerie, Berlin, Almanya. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sara Hacer’i İbrahim’e Takdim Ediyor, Matthias Stom, 1637 – 1639.
Gemaldegalerie, Berlin, Almanya.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Eski İsrail’de evlilik Tanrı tarafından yaratılmış bir kurumdur. Erken yaşta evlendikleri düşünülmektedir. Eski İsrail’de bekar kelimesinin karşılığı yoktur. Yakın akraba ile evlilik yasaktır. Evlilik hanım vermek ve hanım almak olarak ifade edilir. Çeyiz genel bir uygulama değildir. Yakındoğu toplumlarında sıklıkla görülen başlık parası uygulaması vardır. Çiftlerden çok çocuk sahibi olmaları beklenir. Çocuk sahibi olmamak kadının kabahati sayılır ve boşanma sebebidir. Eski Ahit’e göre annelik kadının öncelikli amacıdır. Kısırlık utanç, doğurgan olmak bir üstünlük, sebepsiz yere çocuk sahibi olmamak günahtır. Çocuk sahibi olamayan kadınlar cariyelerini kullanıp anne olmuşlardır. Bu durumda çocuklar hanımın olur. Çünkü eski İsrail’de annelik, çocuğun bakımı ile başlar. Çocuktan kasıt erkek çocuktur. İlk oğulluk hakkı önemsenir. Oğlu olmayanın mirası kızına kalır.
  • Kadınlar statü olarak erkekler ve çocuklardan sonra sayılırdı. Eski İsrail toplumunda kadınların topluma kabul edilmesi için evli olmaları gerekirdi. Yetim, fahişe, çocuksuz ve dul kadınların toplum nazarında belirli bir statüleri yoktu. Ama onların hayatlarını devam ettirebilmeleri için koruyucu yasalar vardı. Tarlada kalan ekin, dallarda kalan zeytin, bağbozumundan kalan üzüm yabancıya, öksüze, dul kadına bırakılırdı. Musa şeriatında garibi, öksüzü, dul kadını koruyan hükümler vardır.
  • Eski İsrail’de erkeğin karısını boşama ve ikinci bir eş alma hakkı vardır. Eski Ahit, her iki kadının da haklarının korunmasından bahseder.
  • Eski dönemlerde bekaretini kaybeden kızlar, evliliğe sadakatsizlik eden kadın ve erkek için ölüm cezası isteniyordu. Zina toplumu ilgilendiren bir suçtu. Diğer Yakındoğu toplumlarından farklı olarak infaz kocanın değil, sadece otoritenin elinde olan bir yaptırımdı. Zina niyeti de içerirdi. Homoseksüellik kesinlikle yasaklanmıştı.
  • Tecavüz de Eski Ahit’in yasaklarındandır. Tecavüzün kentte veya kırsalda olması durumu değiştirirdi. Olay kentte olmuş ve kadın bağırıp yardım istememişse adamla birlikte taşlanarak öldürülürdü. Kırsalda gerçekleşen olayda kadına dokunulmaz, suçsuz sayılırdı.
  • Ölen kocasından kendisine mülk kalan kadının bunu tek başına kullanma tasarrufu yoktu. Dul kadın bu malın kullanım hakkını ancak yakın bir akrabası ile evlenerek alabilirdi.
  • Mezopotamya’da neolitik dönemden beri dokuma kadın ürünüydü ve kadınların önemli bir gelir kaynağıydı. Eski Ahit’e göre de dokumacılık, ıtriyatçılık (parfüm yapımı), aşçılık ve fırıncılık kadınların iş alanlarındandır. Kocalarına dükkanda yardımcı olmak veya ev işi yapmak dışında çok az kadın çalışırdı.
  • Kadınlar mabette yapılan ibadetlerin bir bölümünden, sünnet uygulamasından, Tanrı’nın huzurunda yer almaktan muaf tutulmuştu. Kadının ay hali durumu ayinle ilgili temizlik için engel sayılmıştır. İbrani yasalarına göre, adet gören kadın “temiz” değildir; bu günlerde tapınağa girmeleri yasaktır.
  • Doğum sonrası ritüel temizlik için gerekli süre erkek çocuk doğuranlar için 7 gündür. Kız çocuk doğuran kadın ise iki hafta kirli sayılır. Kadınlar gibi kusurlu olanlar da (kör, topal, kambur, cüce, hadım, uyuz vb.) din görevlisi olamazlardı.
  • Erkek çocuklara ait sandukalar yazıtlı iken, arkeolojik kazılarda kız çocuklara ait yazıtlı sanduka bulunmamıştır.
  • Kadınların eski inançlar ile olan sıkı bağları, onların kötülüğün temsilcisi olarak görülmesine neden olmuştur.
  • Kadınların idari ve ekonomik yaşamda etkin bir şekilde yer aldıkları krallık öncesi dönemde, Tapınak’ın inşasından önce kullanılan Toplanma Çadırı’nın girişinde kadın görevliler olduğu bilinmektedir.
  • MÖ 1030-931 eski İsrail’in krallık dönemidir. Krallığın kurulması ile feodal kent devletinden merkezi devlet yapısına geçilmesiyle kadınlar devlet kadrolarında yer almamıştır. Birinci Mabet Dönemi’nin aksine, krallık kurumunun tesisi, Babil Sürgünü ve İkinci Mabet Dönemi’nde yapılan düzenlemeler kadınlara statü kaybettirmiştir. Düalistik bakış açısı ile kadın, beden ve kötülük ile ilişkilendirilmiş ve konumu düşürülmüştür. Krallık kurumunda isimleri anılan kraliçeler inançları ve hırsları nedeniyle kötü imajın simgesi olmuştur. Bahsi geçen kraliçeler krallığı idare edenler değil, kralların anneleri gibi krali hanımlar, naibelerdir.
  • Çağdaşlarının aksine antik İsrail’de bir kraliçelik makamı yoktur. Eski Yakındoğu’nun kralları başrahip, kraliçeleri rahibe iken, eski İsrail’de kralın rahip görevi yoktur. İsrail’in din adamları Levi ailesinden, krallar Yahuda ailesindendir. Eski Yakındoğu’nun kralları tanrının yeryüzündeki temsilcisi kabul edilirken, böyle bir durum İsrail’in tek tanrı inancına aykırıdır.

 

Şiddet 31 | Eski İsrail’de Kadının Konumu 1

Eski Mezopotamya mitolojisinde düzen ve düzensizlik cinsiyet temelli bir anlatıma dayanır. Enuma Eliş Destanı’nda eril Apsu tatlı suları ve düzeni temsil ederken, dişi Tiamat acı suları ve düzensizliği/kaosu temsil eder. 14. İstanbul Bienali’nde Merve Kılıçer’in (1987-) hazırladığı Tiamat Kitabı, bir metre uzunluğunda çinko bir plaka üzerine, asit ve kuru kazı teknikleri ile hazırlanmıştır. Yeryüzü’nün Tiamat’ın parçalara ayrılmış bedeninden doğduğunu anlatan bu mit, yıkım ve yeniden yaratılış kavramlarına odaklanan fantastik ve renkli imgeler sunar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Eski Mezopotamya mitolojisinde düzen ve düzensizlik cinsiyet temelli bir anlatıma dayanır. Enuma Eliş Destanı’nda eril Apsu tatlı suları ve düzeni temsil ederken, dişi Tiamat acı suları ve düzensizliği/kaosu temsil eder.
14. İstanbul Bienali’nde Merve Kılıçer’in (1987-) hazırladığı Tiamat Kitabı, bir metre uzunluğunda çinko bir plaka üzerine, asit ve kuru kazı teknikleri ile hazırlanmıştır. Yeryüzü’nün Tiamat’ın parçalara ayrılmış bedeninden doğduğunu anlatan bu mit, yıkım ve yeniden yaratılış kavramlarına odaklanan fantastik ve renkli imgeler sunar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

  • Mezopotamya’da Sümer, Akad, Asur ve Babil devletlerinde ve Ön Asya’da Eskiçağ aile hukuku çerçevesinde kadının konumu evlenme, boşanma ve miras konularında benzer kurallar ile belirlenmiştir. Benzerliğin sebebi ataerkillik kavramının tüm zamanların ve toplumların değişmez doktrini olmasıdır. Ataerkil düzende kadınların konumları önce babaları ya da erkek kardeşleri sonra da kocaları tarafından belirlenir.
  • Eski Yakındoğu toplumlarına benzer olarak antik İsrail ailelerinde endogami (aynı sosyal grup içinden evlenme), baba soylu, ataerkil, baba evi merkezli, sülaleci, çok eşli olma gibi benzer özellikler görülmektedir.
  • İsrail’de Krallık öncesindeki dönemi kapsayan atalar dönemi kadının konumu ile krallığın kurulmasından sonraki dönemde kadının konumu arasında fark vardır.
  • Tarihi devirler içerisinde yaygın bir iktidar biçimi olan ataerkillik Eski Ahit’in de vurguladığı bir iktidar yöntemidir. Antik İsrail’de kadın söz konusu olduğunda Eski Ahit içerisinde farklı görüşlere ait izler vardır. Bu farkların, Eski Ahit içinde yer alan metinlerin farklı zamanlarda, farklı yazmanlarca derlenmesinden ötürü olayların farklı yorumlanmasına yol açtığı düşünülüyor.
  • Çıkış Kitabı’na göre kadının yaratılış amacı erkeğe yardımcı olmaktır. Yahvist metne göre Tanrı topraktan erkeği yaratırken, Talmud’a göre insanı kendi suretinde erkek ve dişi olarak yaratmıştır. İlk günah sonrası kadına erkek tarafından ad verilmesi ile erkek ile kadın arasındaki eşitlik tamamen yok olmuştur. Bundan sonra kadın ailede erkeğin en büyük yardımcısıdır. Musevi metinlerinde Tanrı ilk olarak Adem’i yaratmış, Havva’yı çok sonra, Adem’e yardımcı olarak, onun kaburga kemiğinden yaratmıştır.
  • Eski Ahit’te kadının pek çok imajı vardır: eş, anne, kız çocuk ve ata (Sara, Rebeka, Hana, Rut); peygamber (Debora, Hulda); kurtarıcı (Ester, Rahav, Abigail); ana kraliçe (İzabel, Atalya); kahraman (Yael); komplocu (Naomi) gibi.
  • Antik İsrail’de otorite, kendisinden sonraki varisi belirleyen babadır. Eski Ahit’e göre dünya, herkesin ve her şeyin yerinin kesin kurallara göre belirlendiği hiyerarşik bir düzendedir. Devletin bir kralı, köyün yaşlıları, kabilelerin şefleri ve her hanenin de erkek bir lideri vardır. Herkesin liderin emirlerine uyması gerekir. Eski İsrailli kendini baba evinin ferdi olarak tanımlar.
  • Sürüler ailelerin mülkü iken, otlaklar topluma aitti. Kadın önce babasının, evlendikten sonra da kocasının mülkü sayılırdı.

 

Libya 11 Kaddafi 4

  • 1974 yılında Kıbrıs Harekatı sonrasında Türk Dışişleri, Libya ile ilişki kurdu. Libya, Kaddafi’nin kapattığı ABD üssünde bol miktarda silah ve malzeme olduğunu, bunları gönderebileceklerini bildirdi. Kısa bir süre sonra da 4 uçak dolusu silah ve malzeme Türkiye’ye gönderildi. Türkiye Cumhuriyeti, Libya genelkurmay başkanına silahların parasını ödemek istediğini iletti ve yeni silah talebinde bulundu. Libya Genelkurmay Başkanı “Sizden para almayız. Depolarda ne kadar silah, malzeme varsa hemen gönderelim” dedi. Heyetteki Türk subaylar üsse giderek işe yarayacak silah ve malzemeleri belirledi. Bunlar 4 adet DC 9 uçağına yüklenerek Türkiye’ye gönderildi.
  • 1977 yılında Devrim Komuta Konseyi dağıtılmış; doğrudan demokrasi ilkesi benimsenmiş; halkın yönetime katılması Genel Halk Kongresi ile sağlanmış; kongre, bakanlar kurulu işlevi gören Genel Halk Komitesi’ni seçmiş; 1979 yılında Muammer el-Kaddafi Genel Halk Kongresi genel sekreterliğinden istifa etmişti. Ama devlet başkanı olarak ülkeyi fiilen o yönetiyordu.
  • Din mahkemeleri 1973 yılında kaldırılmıştı ama bütün mahkeme kararları şeriat kurallarına dayanıyordu. 1989 yılında Devrim Mahkemeleri’nin yerini, siyasal tutukluları yargılayan Halk Mahkemeleri almıştı. Aynı yıl, ordu ve polis örgütünün yerini Cemahiriye Muhafızları almıştı.
  • 1978 yılında Libya’ya gerçekleştirdiği ziyarette kaybolan Lübnanlı Şii din adamı ve Emel hareketinin kurucusu, Lübnan İç Savaşında Emel ordusunun komutanlarından Musa es-Sadr ve beraberindeki iki yol arkadaşının ortadan kaybolmasından Libya sorumlu tutuldu. Sadr’ın ve beraberindekilerin Libya ziyareti sırasında öldürüldüğü ve Sabha’ya gömüldüğü öne sürülüyor. Musa el-Sadr’ın hayatta olup olmadığı hala bilinmemektedir.
Fotoğraf: www.internetingazetesi.com

Fotoğraf: www.internetingazetesi.com

  • Kaddafi döneminde basın, yayın devlet denetimi altında idi. Tek ulusal kanal Kaddafi’nin nutukları ve ülkenin uğradığı işgaller, dolayısıyla “kötü yabancı” programları ile doluydu ama evlerin çatıları da uydu alıcılarıyla. Otellerde yabancı kanalların yayınlanması yasaktı. Kaddafi bu durumu, Libyalı istediğini seyredebilir, ama turist ülkemiz hakkında bilgi edinmeli, diyerek savunuyordu.
  • Libya, İsrail ile barış için görüşmelere oturulmasına karşı çıkarak, Ret Cephesi olarak bilinen sertlik yanlısı ülkelerle işbirliği yaptı.
  • 1980’lerde bozulan ekonomi ile muhalefet başladı, Kaddafi baskıcı önlemlerle muhalefetin yükselmesini önledi. Aynı dönemde ABD ile gerginlikler yaşandı, 1986’da ABD uçakları Trablus ve Bingazi’yi bombaladı.
  • ABD, 1988 yılında Libya’yı kimyasal silah üretmekle suçladı.
  • Aralık 1988’de Pan Am Havayolları’na ait uçak düşürüldü. Uçakta bulunan 243 yolcu ve 16 mürettebatın tümü yaşamını yitirdi. Uçağın büyük parçaları İskoçya’nın güneyindeki Lockerbie kasabasına düşünce yerde bulunan 11 kişi daha hayatını kaybetti.
  • Fas, Cezayir, Tunus, Libya ve Moritanya, 1989′da Mağrip Arap Birliği’ni kurdular. Muammer Kaddafi tarafından bir Arap üst-devleti fikri olarak ortaya çıkan bu birlik, zamanla bir ortak pazara dönüşmeyi hedeflemekteydi.
  • 1989’da ABD uçakları iki Libya avcı uçağını düşürdü. ABD ile yaşanan gerginlik Kaddafi’nin durumunu ülke içinde güçlendirdi.
  • Aynı dönemde iç savaşta olan Çad’ı Libya’nın işgal girişimleri başarısız oldu, iki ülke arasında 1989 yılında barış antlaşması imzalandı.
  • Birleşmiş Milletler 1992 yılında, uçağa yerleştirilen bomba sonucu Lockerbie faciasına yol açan iki Libyalı sanığın İskoçya ya da ABD’de yargılanmak üzere teslim edilmesini istedi.
  • Kaddafi reddedince Libya ile BM üyesi ülkeler arasındaki uçuşlara ambargo kondu; Kaddafi bombala emrini kendisinin vermediğini söyledi ama Libya terörist devlet olarak anılmaya başlandı.
  • 1999 yılında Libya iki sanığı Hollanda’da İskoç yasalarına göre yargılanmak üzere teslim etti, BM yaptırımları kalktı. 2001 yılında sonuçlanan davada Libyalılardan biri suçlu bulundu, ömür boyu hapis cezası aldı.
  • Libya’nın Lockerbie kurbanlarına tazminat ödemeyi kabul etmesi ve kitle imha silahı üretim tesislerini uluslararası denetime açması ile ABD ve Avrupa ülkeleri ile arası düzeldi. İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, İngiltere Başbakanı Tony Blair ve Fransa Devlet Başkanı Jacques Chirac Libya’yı ziyaret etti.
  • 1992 yılında konan ABD ambargosu 2003 yılında tamamen kaldırıldı. ABD, yurttaşlarına Libya’ya gidin çağrısı da yaptı.
  • 1996 yılında ülkenin doğusunda dincilerin başlattığı silahlı ayaklanma acımasızca kısa zamanda bastırıldı.
  • 1999 yılında Nijer üzerinde düşürülen ve 170 kişinin ölümüne yol açan Fransız uçağı olayında Fransız mahkemeleri Kaddafi’nin kayınbiraderini suçlu buldu.

 

Libya 8 Kaddafi 1

  • Arap-Berberi kökenli Kaddafi Kabilesi’nin üyesi; lisede siyasetle uğraştığı için okuldan kovulan; 1966 yılında İngiltere’de kısa süre ihtisas gören Yüzbaşı Muammer el-Kaddafi (1942-2011) öncülüğündeki Özgür Subaylar Hareketi 1 Eylül 1969’da bir darbe ile yönetimi ele geçirdi, cumhuriyet ilan etti, Senusiye’nin siyasal varlığına kesin biçimde son verdi.
  • 18 Eylül 1969’da Kaddafi, albay rütbesiyle silahlı kuvvetler başkomutanlığını ve Devrim Komuta Konseyi başkanlığını üstlendi.
  • Kasım 1969’da Libya, yabancı bankaları %51 oranında devletleştirdi.
  • Aralık 1969 ve 1970 Temmuz ayında iki karşı ihtilal girişimi oldu ama bastırıldı.
  • 9 Ocak 1970’de Kaddafi yeni kurulan hükumette başbakanlığa getirildi.
Trablus kentinde, Cezayir Meydanı’nda Kaddafi, 2005. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Trablus kentinde, Cezayir Meydanı’nda Kaddafi, 2005.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Libya, İsrail ile yapılacak hiçbir antlaşmaya veya Filistin davasını tasfiyeyi amaçlayan hiçbir sözleşmeye imza koymayacağını ilan etti.
  • Halk mahkemesi, 1971 yılında Kral İdris’i gıyabında idama, eşini beş yıl, veliahdı üç yıl, Kralın yakınlarından olan Ömer el-Şelhi’yi ömür boyu hapse mahkum etti.
  • İhtilal Meclisi, yabancı bütün siyasi doktrinleri reddederek Libya’nın kendi gerçeklerinden kaynaklanan ve İslam’ın sosyal adalet prensiplerine dayanan bir Libya kurmaya kararlıydı. Kaddafi, ihtilalin üç temel ilkesini hürriyet, sosyal adalet ve birlik olarak açıkladı. Kastedilen hürriyet, yoksulluk ve sömürüden azade, yabancı güçlerden bağımsız olmaktı. Kast edilen sosyal adalet, İslam’ın emrettiği sosyal adalet prensiplerini uygulamaktı. Birlikten kasıt ise, bütün Arap halklarının ister tek ve büyük bir devlet halinde, isterse küçük bölgesel devletlerden oluşan federatif bir devlet şeklinde birleşmesiydi.
  • Anayasanın birinci maddesinde, Libya halkının Arap milletinin bölünmez bir parçası olduğu ve Arap birliğinin sağlanmasının hedefleneceğini yazıyordu. İkinci madde ise devletin dinin İslam olduğunu belirtiyordu.
  • Her Libyalı Arapça ve Frenkçe yazılı kimlik kartları taşımalıydı.
  • Kaddafi, yurdundan yabancıyı kovmasını bilen ilk Arap lideri olmakla ve Arap dünyasındaki tek ihtilal ve kurtuluş hareketinin sahibi olmakla övdüğü Cemal Abdül Nasır’ı örnek almıştı. Askerliği ihtilal yapmak için seçtiği söylenir.
  • İhtilal öncesi Libya’nın, İngiliz subay ve eğitmenlerinin emir ve kumandasında 6000 kişiden oluşan bir Libya ordusu; eğitimini İngiltere’de almış subay ve çavuşların emrinde küçük bir donanma; Wheels Amerikan Askeri Hava Üssü’nde bulunan sembolik bir hava gücü vardı.
  • İslami ilkelere dayalı, solcu bir yönetim hedeflendi.
  • Her çeşit alkollü içkinin alım satım ve kullanılması yasaklandı, mecburi askerlik esası kabul edildi.