Etiket arşivi: İrlanda

Şiddet 35 | Hıristiyanlık’ta Kadının Konumu 2

  • Hıristiyan inancında kadın, Meryem Ana kişiliğinde tahta oturtulur ama Tanrı’nın cennetinden kovulmanın da sorumlusudur. İlk günahın sorumlusu olarak görülen kadın, insanoğlunun sonsuzluktan ölümlü bir yaşama düşmüş olmasının, suça itilmiş olmasının nedeni sayılır.
  • 1215’te toplanan Konsil kararı ile kadınlar, Kilise’deki bütün yönetim görevlerinden uzaklaştırıldılar. Erkeğin yardımcısı oldular.
  • Daha önce de toplu ölümlere yol açan kör inanç, 14. yüzyılın sonundan 17. yüzyıl sonuna kadar cadı avları ile devam etti, kurbanların %80’i kadındı ve on binlerce (tahminler çok farklı) kadın türlü işkencelerden sonra kurban edildi. Ortaçağ, toplu katliamların ve cadı avlarının yaşandığı bir çağ oldu. Aynı dönemde Meryem Kültü de güç kazandı.
  • Engizisyon üyesi, hakim, savcı ve jüriyi tek başına temsil ediyordu. Kararların temyizi yoktu. Kilise, Hıristiyan inancı öldürmeyi yasakladığı için, ölüm cezasını bizzat infaz etmiyor, bu işi devlet kurumuna bırakıyordu.
  • Protestan Kilisesi de cadı avına girişmişti. Rahiplerin evlenmesine izin çıkartılmıştı.
  • Cadı çılgınlığı İrlanda’da pek yaşanmadı. Kadın düşmanı görüş, İrlanda-Kelt kültürünün yabancısıydı.
  • Şeytan ve cadı korkusu, göçmenlerle Amerika kıtasına da ulaştı. Yeni Dünya’da davalar daha kısa sürüyor, temyiz hakkı tanınıyordu.
  • En son resmi cadı yakılma olayı 1787 yılında İsviçre’de yaşandı. Kadınların şeytanın iş birlikçisi olarak görülmesi yaklaşık 300 yıl sürdü.
  • Jeanne d’Arc (1412-1431), tarihin Kilise tarafından itibarı geri verilen tek cadısı oldu. 1920 yılında Tanrı korkusu içinde geçirdiği yaşamı dolayısıyla azize ilan edildi.
  • Kıta Avrupası’nda uygulanan işkencelerin yasak olduğu İngiltere’de cadı avı daha verimsiz geçmişti. İskoçya’da ise daha ciddi sayılar söz konusuydu.
  • Jus primae noctis, soyluların kullandığı bir haktı. Ortaçağ’dan beri süre gelen bu hakka göre soylular, emirlerinde çalışan kadınların evlilikteki ilk gecelerini kendileriyle geçirmelerini isteyebiliyordu. Uygulama, efendinin her şeye sahip olduğunun açık bir göstergesiydi.
  • Herkes İsa’nın dirildiği yaşta ve doğal bir kusuru olmadan dirilecekti. Cennet, otuzlu yaşlarda insanlara tahsis edilmiş bir dünya olacaktı. Kadınlık hali kusurluluk anlamına geldiğinden, dirilenlerin tümü erkek olacaktı.
  • 1600’lü yılların başında İngiltere’de kadın, yerel geleneklerin dışında, hukuksal olarak hak sahibi değildi. Babasının velayeti altında bulunuyor, evlendiğinde bütün özel mülkleri kocasına geçiyordu. 16. yüzyılda ise I. Elizabeth ile taht varisi olmaya başladılar. Londra’da kadınların %10’u okuma yazma biliyordu.
  • 1647’de Kuzey Amerika kolonisi Massachusetts’te çıkarılan bir yasa ile erkeklerin eşlerini dövmesi yasaklandı.
Orleans Bakiresi Azize Jeanne d’Arc’ın Ölümü, Jules Leneupveu, 1886-1890. Fotoğraf:www.stejeannedarc.net

Orleans Bakiresi Azize Jeanne d’Arc’ın Ölümü, Jules Leneupveu, 1886-1890.
Fotoğraf:www.stejeannedarc.net

  • 17. yüzyılda Paris ve Londra’da prezervatif edinmek mümkündü. Araç, cinsel hastalıklardan korunmadan giderek doğumu önlemek için kullanılmaya başlandı.
  • Kadının doğumda çektiği sancılar, Havva’nın günahkarlığının cezası sayıldığı için, 19. yüzyılda Kilise, kloroform yoluyla doğum sancılarının dindirilmesine karşıydı.
  • 20. yüzyılda tutucu Katolikler ve köktendinci Protestanlar doğum kontrolüne ve kürtaja savaş açmışlardı, bu savaş da devam ediyor.
  • İrlanda’da yasak olan kürtaja 2013’ten sonra yalnızca hayati durumlarda izin verilmişti. 2017 yılında başkent Dublin’de kürtajın yasallaşması için gösteriler düzenlendi. Mevcut yasa cinsel saldırı sonucu hamile kalan kadınlara bile kürtaj hakkı vermiyor. 2018 yılında kürtaj yasası ile ilgili olarak referandum yapılması planlanıyor.

 

Megalitler 3

The Burren, İrlanda. Dolmen, büyük bir kayalık alanda yer alıyor. Oliver Cromwell (1599-1658) bu kayalık alana yüz bin İrlandalıyı sürüp, açlıktan öldürmüş. Fotoğraf:gloccamorra.com

The Burren, İrlanda.
Dolmen, büyük bir kayalık alanda yer alıyor. Oliver Cromwell (1599-1658) bu kayalık alana yüz bin İrlandalıyı sürüp, açlıktan öldürmüş.
Fotoğraf:gloccamorra.com

  • Dik taşların yatay taşla masa tablası gibi örtülmesinden oluşan anıta ise dolmen denir. Bunlar çoklu gömme için kullanılan mezar odalarıdır. Yan yana sıralanarak üstü kapalı bir yol oluşturanları da vardır. Bu galerilerin bazılarının uzunluğu 25 metreyi bulur. Dolmenlerin toprak üstünde ve toprak altında olanları vardır. Bu mezar odalarının üstü toprakla örtülürse, ortaya çıkan tepeciklere tümülüs, kurgan  veya höyük adı verilir. Bazılarının içinde taş sandukalar bulunmuştur. Toprak üstünde olanların da bir zamanlar gömülü olabileceği düşünülmektedir. Yurdumuzda en çok dolmen Trakya Bölgesi’nde bulunur.
  • Kafkasya’da yaklaşık MÖ 1100-400 yılları arasına tarihlenen Kuban Kültürü’ne ait pek çok dolmen bulunmuştur. Batı Kafkasya dolmenleri levha, bütün, tekne ve yekpare taş yapılar olarak ayrılırlar ve bütün tiplerde ön kısımda bir delik vardır. Bu delikler özel tıkaçlarla tam olarak kapatılmıştır.
  • Ruhun çıkıp gitmesini sağlamak için bir ruh deliği olan dolmenler kapatma taşı ile ve toprakla örtülmemiştir. Bunların örneklerine Hindistan’da rastlanmaktadır.
  • Kars dolmenleri Kafkas, Adıyaman ve Gaziantep dolmenleri ise Levant dolmenleri ile benzerlik gösterir. Bulundukları yöreye göre isim alanlar olduğu gibi; en eski dolmenler, büyük dolmenler, çokgen dolmenler, asıl dolmenler, dörtgen dolmenler, genişletilmiş dolmenler, uzun dolmenler, yuvarlak dolmenler ve dehliz dolmenler şeklinde de sınıflandırılmıştır.
  • Güney batı İngiltere’de Budmin yakınlarındaki taş anıtın erkeklerin ve kadınların enerjilerini artırdığına, hayvanları da çektiğine inanılır. Bu anıt, Galliler arasında bir bereket ve üreme simgesi olarak görülürdü. Kısır kadınlar ve yeni evliler gece yarısı taşı ziyaret ederlerdi.
İngiltere’de, Cornwall’de Menantol’deki megalitik yapının da şifa verici nitelikleri bulunduğuna inanılır. İki sivri taş ile aralarındaki ortası delik kaya, belirli törenlerde kullanılmış. Kayanın ortasından geçmek, hem ana rahminden yeryüzüne çıkmayı, bir dünyadan bir başkasına geçmeyi simgeler. Bir gerçeklikten bir başkasına geçmek, eşikten geçmek, inançlarda önemli yer tutar. Kelt Tanrıçası Sheelanagig, öteki dünyaya bir geçiş, bir eşik sayıldığı için, birçok kutsal sayılan mekanın girişinde bu tanrıçanın kabartması bulunur. Fotoğraf: earth spirit essences

İngiltere’de, Cornwall’de Menantol’deki megalitik yapının da şifa verici nitelikleri bulunduğuna inanılır. İki sivri taş ile aralarındaki ortası delik kaya, belirli törenlerde kullanılmış. Kayanın ortasından geçmek, hem ana rahminden yeryüzüne çıkmayı, bir dünyadan bir başkasına geçmeyi simgeler. Bir gerçeklikten bir başkasına geçmek, eşikten geçmek, inançlarda önemli yer tutar. Kelt Tanrıçası Sheelanagig, öteki dünyaya bir geçiş, bir eşik sayıldığı için, birçok kutsal sayılan mekanın girişinde bu tanrıçanın kabartması bulunur.
Fotoğraf: earth spirit essences

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Batıl İnançlar, Peter Lorie, Milliyet Kitapları, 1997.
  • Antik Dünyada Bilinmesi Gereken 500 Şey, Carolyn Howitt, İş Bankası Kültür Yayınları, 2009.
  • Anadolu Megalitleri, Bakiye Yükmen, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2003.
  • http://www.nkfu.com/menhir-nedir
  • Eski Dünya’nın Yetmiş Büyük Gizemi, Brian M. Fagan, Oğlak Yayınları, 2002.
  • Malta, Book Distributors Limited Publishing, 2014.

 

Çağdaş Sanata Varış 276|Çağdaş Kavramsal Sanat 7

Kimlik 6
Göçmenlik

  • Tanınmama veya yanlış tanınma bir baskı biçimidir. Charles Taylor’a (1931-) göre kimlikler, inşaları için çevre tarafından tanınmaya bağımlıdırlar; tanınmazlarsa veya yanlış tanınırlarsa, oluşumları kötü şartlar altında gerçekleşir. Bu hem bireysel, hem de kolektif düzeyde geçerlidir. Yine Taylor’a göre, feodal toplumların ana ilkesi saygınlık iken, modern toplumun esas ilkesi eşit onur ilkesidir.
  • Toplumların karmaşıklaşması, daha fazla sosyal grupta tanınma ihtiyacı yaratmıştır. Küreselleşme, daha fazla melezleşmeye ve kültürel farklılıkların daha iyi algılanmasına yol açmıştır.
  • ABD’li filozof Nancy Fraser (1947-), tanınmayı siyasi bir kategori olarak görür: Tanınma, her şeyden önce sosyal adalet meselesidir. Temel prensip, devlete bağlı olan veya olmayan sosyal kurumlara katılım eşitliğidir (parity of participation). Bunun gerçekleşmesi için gereken ilk koşul maddi olanakların sağlanmasıdır. Aşırı yoksulluk sesini duyuramaz. Her yaşam tarzının eşit değerini kabul eden katılım eşitliği ilkesi, radikalleşmiş bir liberal eşitlik ilkesi olarak sunulur.
Göçmenlerin Reddi, Banksy. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Global Karaköy, 2016.

Göçmenlerin Reddi, Banksy.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Global Karaköy, 2016.

  • Alman filozof Axel Honneth’a (1949-) göre, her adaletsizlik tanınmamadan doğar; tanınma ana konudur: Bireylerin kendilerini birey olarak algılayabilme ve rasyonel hesaplar yapabilme kapasiteleri, öncesinde çevre tarafından birey olarak tanınmış olmalarını gerektirir.
  • Fransa’da 2005 yılının sonunda üç hafta süren banliyö ayaklanmaları ve birçok açıdan 2011 yazında İngiltere’de yaşanan ayaklanmalar tam da bu sorunla ilgilidir. Fransa’nın büyük şehirlerinin banliyölerinde yaşayan, büyük çoğunluğu işsiz, Sahra Altı Afrika ve Mağrip kökenli olan gençler arabaları ve kamu mallarını ateşe vermişler ve polisle sert çatışmalara girmişlerdir. Olaylar İslam’ın ve kontrolsüz göçlerin üzerine atılmış olsa da, aslında sömürgecilik ve yeni sömürgeciliğin ürünüdür. Irksal olarak damgalanmaları, işe başvurmaları sırasında yaşadıkları ayrımcılıkta açıkça görülür.
  • 2009 yılında Ernst Bloch Ödülü madalyası ile ödüllendirilmiş olan ABD/Türk filozof Seyla Benhabib (1950-), uluslararası hukukun kaynağını devletlerin egemenliğinden aldığını; son senelerde uluslararası hükümet kurumları ve sivil toplum örgütlerinin sayısında artış olduğunu; göç hareketlerinin yoğunlaştığını; bu hukuki ve siyasi küreselleşmenin artık kozmopolit normlar gerektirdiğini savunmaktadır.
  • 11 Eylül 2001’den başlayarak ABD, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerde dahi, Müslüman göçmenler ve yerleşimciler, siyasi soruşturmalara ve güvenlik soruşturmalarına maruz kaldılar.
  • 2003 yılına gelindiğinde Batı Avrupa’da 15 milyonun üzerinde Müslüman yaşamaktaydı. Bu sayı, bölgenin toplam nüfusunun yaklaşık %4’ü; Finlandiya, Danimarka ve İrlanda’nın toplam nüfusundan daha fazla idi.
  • Çinli muhalif sanatçı ve aktivist Ai Weiwei ve Hint asıllı Britanyalı sanatçı Anish Kapoor, 2015’te Avrupa’da yaşanan sığınmacı krizi ile ilgili sığınmacıların durumlarına ve yaşamsal haklarına dikkat çekmek için omuzlarında sığınmacıları temsilen battaniyeler taşıyarak ve mültecilerin kat ettikleri mesafeyi sembolik biçimde dile getirmek üzere Londra’da yürüyüş yaptı. Ai Weiwei, Kopenhag’daki sergisini, Danimarka hükumetinin mültecilerin değerli eşyalarına el koymasını öngören yasa tasarısının onaylanması üzerine kapatmıştı.
  • İslam’a dair tematikler kamusal sanatta yaygın biçimde kullanılmaya başlandı. 2007 yılında Kopenhag’ın sembolü Denizkızı heykeline kara çarşaf giydirildi. Bu suretle heykel, yabancı bir dinin boyunduruğuna girmiş bir kurban gibi gösterilmekteydi. Bu anonim eylemle, “ülkenin İslamlaştırılması tehdidi”ne dikkat çekilmek isteniyordu. Yine Kopenhag’da, başında geleneksel örtüsüyle Danimarkalı bir kadını temsil eden Balıkçının Karısı heykelinin yanında, başında İslami başörtüsü ile fotoğraf çektirten bir milletvekili ve göç uzmanı, iki örtü arasında bir aşinalık kurmak istemiştir. Danimarka Çağdaş Sanatı’nda tanınmış bir fotoğraf sanatçısı olan Trine Søndergaard (1972-), geleneksel örtü (strude) takmış kadın fotoğraflarından oluşan bir sergi açarak kimlikleri sorgulamak istediğini; Danimarkalı kadınların saygınlığın geleneksel işareti olarak taktığı örtü ışığında bakınca Müslüman kadınların örtüsü bir Ötekilik sembolü olmaktan çıkabilir, görsel sanat aracılığıyla, kültürlerarası bir aşinalık yaratmak mümkün olabilir diye düşündüğünü belirtmiştir.
  • Ai Weiwei, Suriyeli mültecilerin durumunu dünyaya duyurmak için Midilli Adası’nda performanslar düzenledi. Ai Weiwei, Nilüfer Demir’in çekmiş olduğu Aylan Kurdi fotoğrafı ile aynı pozu vererek mülteci dramına bir kez daha dikkat çekmek istedi. Aynı amaçla Berlin Konzerthaus’un cephesindeki beş kolonunu göçmenler tarafından kullanılmış 14 bin can yeleği ile kapladı (Şubat 2016).
Anadolu’dan Yansımalar (Su, Us, Yolculuklar), Ragıp Basmazölmez, 2001. Enstalasyon, ahşap bavul üzerine kumaş kaplama ve su sesi. Baksı Müzesi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Anadolu’dan Yansımalar (Su, Us, Yolculuklar), Ragıp Basmazölmez, 2001.
Enstalasyon, ahşap bavul üzerine kumaş kaplama ve su sesi.
Baksı Müzesi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Kendisine “gelecek arkeoloğu” denilen, sosyo-kültürel trendlerin gelişimini inceleyen Lidewij Edelkoort, bir başka kimlik daha tanımlıyor: sadece beğendikleri şeyleri paylaşıp, beğenmedikleri hakkında fikir beyan etmeyen, like jenerasyonu.
  • Hanif Kureishi, Son Söz adlı eserinde “önemsiz detaylar insanın asıl yapı taşıdır” diye yazmış.

 

Efkar Kırıkları, Hüsamettin Koçan, 2000. Hüsamettin Koçan şöyle diyor: “Oralı olmayanlar bir sınıra dayanıyorlar. Sahile gitmek aslında bir sınırla karşılaşmaktır. Öteki bizle yüz yüze gelmektir. Kıyıdaki için hep bir öteki yaka vardır. Onun için sınıra gelip dayanmak bir ötekiyle buluşmaktır. Oralı olmayan ve hepsi göçebe olanlar gelip o sınıra dayandıkları zaman aslında kendi sınırlılıklarını ve yabancılaşma durumlarının karşıtı olan bir psikolojiyle yaşıyorlar. İçimizdeki o yalnızlaşma ve yabancılaşma durumu.” Koçan, Zeynep Yasa Yaman, Baksı Kültür Sanat Vakfı

Efkar Kırıkları, Hüsamettin Koçan, 2000.
Hüsamettin Koçan şöyle diyor: “Oralı olmayanlar bir sınıra dayanıyorlar. Sahile gitmek aslında bir sınırla karşılaşmaktır. Öteki bizle yüz yüze gelmektir. Kıyıdaki için hep bir öteki yaka vardır. Onun için sınıra gelip dayanmak bir ötekiyle buluşmaktır. Oralı olmayan ve hepsi göçebe olanlar gelip o sınıra dayandıkları zaman aslında kendi sınırlılıklarını ve yabancılaşma durumlarının karşıtı olan bir psikolojiyle yaşıyorlar. İçimizdeki o yalnızlaşma ve yabancılaşma durumu.”
Koçan, Zeynep Yasa Yaman, Baksı Kültür Sanat Vakfı

 

Kuzey İrlanda ve Derry

Kelt haçı.

Kelt haçı.  Derry’e Temmuz 2001’de gitmiştim. Donegal’da sınırı geçip Kuzey İrlanda’ya girmiştik. Foyle Nehri kıyısına kurulu şehirde hep yağmur vardı. Şemsiyeleri hiç bırakamamıştık. İskoç seçimleri dolayısıyla bu şehri hatırladım.

  • MÖ 8.-1. yüzyıllar arasında Keltler adaya yerleşmişlerdi.
  • 9.-11. yüzyıllarda Vikingler adaya akınlar yaptılar. İrlanda’nın tümünü ele geçiremediler ama Dublin dahil pek çok şehir kurdular.
  • 12. yüzyılda Norman işgali yaşandı. Norman kökenli Kral II. Henry’den sonra krallar hem İngiltere hem İrlanda kralı olarak anıldılar.
  • İngiltere’deki Güller Savaşı sırasında (1455-1485), İngilizler İrlanda ile uğraşamadıkları için Kelt kültürü ön plana çıktı.
  • 1532 yılında Kral VIII. Henry Protestanlığı seçtikten sonra İrlanda’yı da Protestan yapma çabaları başladı. 1641 yılında başlayan Katolik ayaklanması, 1649-1653 yılları arasında Oliver Cromwell’in yaptığı katliama yol açtı. Mezhep çatışmaları hem İngiltere’de hem de İrlanda’da devam etti. 1600’lerden sonra adaya Protestanlığı kabul etmiş İskoçlar yerleştirildi. 1707 yılında İngiltere ve İskoçya birleşti. Ülkenin adı, Büyük Britanya Krallığı, İrlanda ise bu krallığın sömürgesi oldu.
  • 1740-41 yılında yaşanan kıtlıktan İrlanda’da 400.000 kişi öldü.
  • 1789 Fransız İhtilali’nden sonra İrlanda halkı tekrar ayaklandı. Ayaklanma bastırıldı ve ülke 1801’de Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı adını aldı. Günümüze kadar gelen Birleşik Krallık adı bu kökene dayanmaktadır.
  • Daniel O’Connell (Katolik), Britanya ile kurulan birliğin yürürlükten kaldırılması için başarılı olamayan çalışmalar yaptı (1823).
  • 1845-1849 yılları arasında bir açlık dönemi daha yaşandı. İrlanda Patates Kıtlığı tarihte hiç karşı karşıya gelmemiş İrlanda ile Osmanlı’yı temas ettirdi.

 

lllllll

  • Sultan Abdülmecit, İrlanda halkına 10.000 Sterlin (yaklaşık 2 milyon USD) yardım göndermek ister. Kraliçe Victoria ise 2.000 Sterlin tutarında yardım yapmayı planladığı için Sultan’ın yardım miktarını düşürmesini isteyince Abdülmecit, 1000 Sterlin ve tahıl yüklü beş gemi yollar. İngilizler bu defa da gemileri Dublin Limanı’na sokmaz ve erzak Drogheda Limanı’na boşaltılır (1847). İrlanda asillerinin teşekkür mektubu Topkapı arşivlerinde; şükran plaketi Drogheda’da yerini almış. Şükran duyguları ayrıca, Drogheda’nın, Drogheda futbol takımının ve Potsmouth futbol takımının amblemlerindeki ay-yıldızlar ile kendini göstermiş.
  • 1740-41; 1845 yılında başlayıp etkileri 1852 yılına kadar devam eden; 1879’da yenisi yaşanan kıtlık ve açlık dönemleri ölümlere ve göçlere sebep olmuş, bu durum ülkenin demografik, politik ve kültürel yapısını değiştirmiş. Sonuçta İngilizce adada en çok konuşulan dil haline gelmiş.
  • 1905 yılında Arthur Griffith tarafından kurulan Sinn Féin adlı siyasi parti, günümüzde  IRA‘nın siyasi kanadı olarak değerlendirilmektedir. Kendi tanımlamalarıyla örgüt, aşırı milliyetçi ve sol bir partidir. Kuzey İrlanda Parlamentosu’ndaki en güçlü Cumhuriyetçi parti olan Sinn Féinn’in  28; İrlanda Cumhuriyeti Parlamentosu’nda ise 5 sandalyesi bulunmaktadır. Partinin genel başkanı 1983 yılından beri Gerry Adams‘dır.
  • İrlanda’nın bölünmesi Britanya Parlementosu’nda onaylandı ancak  1914′te Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla uygulanamadan ertelendi.
  • 1916 Paskalya Ayaklanması’nın hedefi, İngiliz hakimiyetine son verip İrlanda Cumhuriyetini kurmaktı. İsyan amacına ulaşamayınca İrlanda Cumhuriyet Ordusu (Irish Republican Army – IRA) kuruldu ve gerilla savaşına başladı.
  •  Britanya 1918′de İrlandalıları askere almaya çalışınca ilişkiler tekrar zarar gördü.
  • 1919-1921 yılları arasında İrlanda Bağımsızlık Savaşı yapıldı.
  •  İngiliz başbakanı David Lloyd George İrlanda sorununu çözmek istediğinde Katolik Güney İrlanda, İngilizlere ödün vermeyi reddetti. Yapılan anlaşma ile Güney, 1921 yılında İngiltere’den bağımsızlığını kazandı ama Kuzey, Birleşik Krallık’a bağlı kaldı.
  • İngiltere tarafından 1920 yılında çıkarılan kanunda bölgeye 26 Kontluk adı verilmişti. Buna tepki olarak Cumhuriyetçiler Kuzeye “işgal altındaki 6 Kontluk” der. Kuzey İrlanda’da idari olarak 6 Kontluk vardır ve biri Londonderry Kontluğu’dur.
  • Kuzey İrlanda İngiltere’ye yarı bağlı, parlamentosu olan özerk bir bölge. 1541-1800 yılları arasındaki İrlanda Krallığı’ndaki dört bölgeden biri olan Ulster, kabaca Kuzey İrlanda topraklarına denk düşer. Birlik yanlıları  Kuzey İrlanda’ya Ulster der. Ulster’ın 9 kontluğundan altısını İngiltere’ye bağlayan Lord Carson olmuş.
  • Derry’nin resmi adı Londonderry. Birlik yanlıları ve Britanyalılar şehri böyle adlandırıyor. İsmin Londralı birkaç iş adamına tanınan ayrıcalıklardan ötürü verilmiş olduğu söyleniyor.
  • Başkent Belfast’ta, Parlamento’da Katoliklerle Protestanlar yan yana oturuyorlar ama Katoliklerle Protestanların gittikleri okullar ayrı, oturdukları mahalleler de biz gittiğimizde bir duvarla ayrılıyordu.
  • Kuzey, 1969-1999 yılları arasında Londra’dan yönetildi.
  •  IRA, 1969-2005 yılları arasında İngilizlere karşı verdiği silahlı mücadeleyi 2005’ten itibaren politik alanda sürdürme kararı aldı.
  • Halk, uzun zamandan beri  Protestan/İngiltere ile Birlik yanlısı/Sadakatçiler ve Katolik/Cumhuriyetçi/Milliyetçiler olarak ikiye bölünmüş durumda.
  • 2004 yılı verileriyle halkın %53’ü Protestan, %44’ü Katolik inancında.
  • 2005 yılında Kuzey İrlanda’da yapılan ankete göre oy kullananların %58’i İngiltere ile birlik yanlısı, %23’ü ise güneydeki İrlanda Cumhuriyeti ile birleşerek Birleşik İrlanda Cumhuriyeti kurulsun istiyor. Güney İrlanda’da vergilerin daha yüksek olmasının yapılan tercihte etkisi olup olmadığı merak konusu. Adanın güneyi, kuzeyine  politik tercihlerinden dolayı Kara Kuzey (The Black North) der. Eylül 2014’te yapılan İskoçya’daki bağımsızlık oylaması öncesinde, Kuzey İrlanda ve İskoçya Protestan tarikatı Orange Order  İskoçya’nın başkenti Edinburgh’ta yürüyüş yapmış, Britanyalı olmaktan gurur duyduklarını belirterek Birlik’ten yana olduğunu bir kez daha ortaya koymuştu. Oylamayı, Birlik yanlıları kazandı ama, Sinn Féin’in lideri Gerry Adams, oylama fırsatı Kuzey İrlanda’ya da verilmeli diye İskoç oylamasının hemen ardından demeç verdi.
  • Kelt geleneklerinin, 1600’lerden sonra bölgeye yerleştirilen İskoçlar’ın yaşam anlayışının, İngiliz kültürel asimilasyonunun kısmen başarılı olabilmiş etkilerinin yaşandığı bir bölge burası.
  • Kuzey İrlanda’da beş kent idari olarak şehir statüsündedir. Derry, ben oradayken daha şehir statüsü kazanmamıştı. 2002 yılında Kraliçe’nin beratı ile şehir statüsü kazandı.
Derry, Kuzey İrlanda’nın başkent Belfast’tan sonraki ikinci büyük kenti. Dünyada, Diyarbakır ve Şian ile tarihi surlarını koruyan üç şehirden biri. Avrupa’da surlarını yekpare koruyabilmiş tek şehir.

Derry, Kuzey İrlanda’nın başkent Belfast’tan sonraki ikinci büyük kenti.
Dünyada, Diyarbakır ve Şian ile tarihi surlarını koruyan üç şehirden biri. Avrupa’da surlarını yekpare koruyabilmiş tek şehir.

Kanlı Pazar şehrin tarihinde önemli ve acı bir olay. 30 Ocak 1972. Şehrin ortasındaki Bogside bölgesinde Özgür Derry noktasında, olaylar duvar resimleri ile anlatılarak acı olayların anısı canlı tutuluyor. Derry'de İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu (IRA) ve Britanya askerleri arasındaki çatışmalar yoğunlaştığı için, 1971'de Kuzey İrlanda hükümeti gösteri yürüyüşlerini yasaklamıştı. Bu yasağı delmek amacıyla barışçıl bir gösteri düzenleyen 26 Katolik İrlandalı’ya açılan ateşte göstericilerden 14’ü ölmüştü. Zanlı İngiliz Askeri Polisi, katliamın hemen ardından yürütülen soruşturmada aklanmıştı. 1998'de dönemin İngiltere başbakanı Tony Blair yeni bir soruşturma açtırmış, 12 yıl süren ve binlerce görgü tanığının ifadesine dayanan 5 bin sayfalık raporda, askerlerin ateş açmadan önce uyarıda bulunmadığı tespit edilmiş, askerlerin herhangi bir saldırı altında olmadığı, ölenlerin hiçbirinin askerler için tehdit teşkil etmediği vurgulanmıştı. Ölenlerin bazıları kaçmaya çalışırken vurulmuştu. 2010 yılında Başbakan David Cameron Britanya Devleti adına Kanlı Pazar için özür dilemişti. Olay, 2002 yılında Bloody Sunday adıyla Paul Greengrass tarafından filme de çekilmişti. Başarılı bir filmdi. 2011 yılında yapılan, şehrin iki yakasını bağlayan Barış Köprüsü, bu yaraları sarmak için atılmış bir başka adım olarak değerlendiriliyor.

Kanlı Pazar şehrin tarihinde önemli ve acı bir olay. 30 Ocak 1972.
Şehrin ortasındaki Bogside bölgesinde Özgür Derry noktasında, olaylar duvar resimleri ile anlatılarak acı olayların anısı canlı tutuluyor.
Derry’de İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu (IRA) ve Britanya askerleri arasındaki çatışmalar yoğunlaştığı için, 1971′de Kuzey İrlanda hükümeti gösteri yürüyüşlerini yasaklamıştı. Bu yasağı delmek amacıyla barışçıl bir gösteri düzenleyen 26 Katolik İrlandalı’ya açılan ateşte göstericilerden 14’ü ölmüştü. Zanlı İngiliz Askeri Polisi, katliamın hemen ardından yürütülen soruşturmada aklanmıştı. 1998′de dönemin İngiltere başbakanı Tony Blair yeni bir soruşturma açtırmış, 12 yıl süren ve binlerce görgü tanığının ifadesine dayanan 5 bin sayfalık raporda, askerlerin ateş açmadan önce uyarıda bulunmadığı tespit edilmiş, askerlerin herhangi bir saldırı altında olmadığı, ölenlerin hiçbirinin askerler için tehdit teşkil etmediği vurgulanmıştı. Ölenlerin bazıları kaçmaya çalışırken vurulmuştu. 2010 yılında Başbakan David Cameron Britanya Devleti adına Kanlı Pazar için özür dilemişti. Olay, 2002 yılında Bloody Sunday adıyla Paul Greengrass tarafından filme de çekilmişti. Başarılı bir filmdi.
2011 yılında yapılan, şehrin iki yakasını bağlayan Barış Köprüsü, bu yaraları sarmak için atılmış bir başka adım olarak değerlendiriliyor.

Derry’de, iki Dünya Savaşı sırasında ölenlerin anısına dikilmiş bir Savaş Anıtı da var.

Derry’de, iki Dünya Savaşı sırasında ölenlerin anısına dikilmiş bir Savaş Anıtı da var.

Derry’de Guildhall. Loncalar merkezi. 2013 yılında İngiltere ilk defa kültür başkenti seçme uygulamasına başladı. İngiltere’nin ilk kültür başkenti Derry oldu. Belki de Kanlı Pazar için bir başka özür olarak.

Derry’de Guildhall. Loncalar merkezi.
2013 yılında İngiltere ilk defa kültür başkenti seçme uygulamasına başladı. İngiltere’nin ilk kültür başkenti Derry oldu. Belki de Kanlı Pazar için bir başka özür olarak.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • 2013 İngiltere Kültür Başkenti: Derry, Doç. Dr. Murat Akser, Panorama Khas, Bahar 2014.
  • Osmanlı’nın Beş Gemi İle İrlanda’da Bıraktığı İz, Ayşe Toral, online.