Etiket arşivi: ilişkisel sanat

Çağdaş Sanata Varış 270|Çağdaş Kavramsal Sanat 1

Kavramsal Sanat:

Özünü kavram’ın oluşturduğu,
Kavram ve anlamın plastik biçimin önüne geçtiği,
Sanatçının tepkisel tavrının, yapıtın içeriği haline geldiği,
Form ve içerik bakımından, toplumsal ve politik bakımdan devrimci,
Düşünsel temelleri olan, bilgiye dayalı bir sanat hareketidir.

Hayalkırığı II, Burçak Bingöl, 2013. Burçak Bingöl’ün (1976-) işleri, aidiyet, kültür, kimlik, dekorasyon ve üretim gibi kavramları, aralarındaki sınırları bulanıklaştırarak sorgular. Daha çok kültür ve kimlik kavramlarına odaklanan Burçak Bingöl, seramik, heykel, video, desen, yerleştirme ve fotoğrafı kullandığı eserleriyle tanınıyor. Sanatçımızın  Hayalkırığı II (Broken II) adlı seramik çalışması 2016 yılında New York'taki Metropolitan Müzesi Daimi Koleksiyonu’na girdi. Fotoğraf: ny.voltashow.com

Hayalkırığı II, Burçak Bingöl, 2013.
Burçak Bingöl’ün (1976-) işleri, aidiyet, kültür, kimlik, dekorasyon ve üretim gibi kavramları, aralarındaki sınırları bulanıklaştırarak sorgular. Daha çok kültür ve kimlik kavramlarına odaklanan Burçak Bingöl, seramik, heykel, video, desen, yerleştirme ve fotoğrafı kullandığı eserleriyle tanınıyor.
Sanatçımızın Hayalkırığı II (Broken II) adlı seramik çalışması 2016 yılında New York’taki Metropolitan Müzesi Daimi Koleksiyonu’na girdi.
Fotoğraf: ny.voltashow.com

  • Kavramsal sanatın devamı, 1998 yılında tanımlanan ilişkisel sanat olmuştur. İlişkisel sanat, teorik ve pratik hareket noktasını, genel insan ilişkilerinden ve sosyal bağlamlarından alan bir dizi sanatsal pratik olarak tanımlanmıştır. Sanatçının kültürel aktivist veya müdahil olarak olaylara ve kurumlara dahil olması, sanat ile gündelik hayatı yeniden bir araya getirmeye yönelik avangard fikri devam ettirmektir. Bu fikre göre, sanat eserlerinin rolü artık hayali ve ütopyacı gerçeklikler oluşturmak değil, bizzat yaşam biçimleri ve eylem modelleri olmaktır. İlişkisel sanat bu bakımdan, Dadacılık’ı, Sürrealizm’i, 1960’ların Neo Avangardlarının Fluxus etkinliklerini, Sitüasyonizm’i ve Happening’leri devam ettirir. Önemli isimleri Rirkrit Tiravanija, Carsten Höller, Maurizio Cattelan, Félix Gonzales-Torres, Jeremy Dellar’dır.
  • Dadacılık ile başlayan özgürlük yaklaşımı Çağdaş Sanat ile devam etmekte ve izleyeni özgürleştiren bir ifade alanı sunmaktadır; izleyicisine siyasal, toplumsal, kültürel zeminlerde eleştiri olanağı vermektedir.
  • İnsanın geliştikçe, bilincini geliştirdikçe, yerleşik beğeninin ötesine geçmeyi öğrendiği biliniyor. Bunu sistematik hale getiren Modernizm olmuştu. Bu gelişme ile, güzel olanı güzelin ötesinde aramak ve bulmak öğrenilmişti. Çağdaş Sanat, güzel kavramını önemsemiyor. Çirkini, banali, iğrenç ve düşkün olanı da gösteriyor; onun kuramını üretiyor. Bugün Klasik olan neredeyse arkaik ve terk edilmiş anlamına geliyor.
  • Şiddete dayalı görüntü ve anlayış insanları güzel ve yüce duygusundan uzaklaştırıyor.
  • Doksanlı yıllarla birlikte sanat, döneme ait özgün sorunların ve soruların etrafında yeniden şekillendi. Sanatsal evrende ortaya çıkan alışılmamış ya da değişmiş ifade biçimleri eskiye dair sorular üzerinden çözülemezdi, biçime ve öze yönelik yanlış anlamaların temelinde yatan da budur. Konuyla doğrudan ilgili olmayan çevrelerde olduğu kadar sanat çevrelerinde de bu anlayış aşılmadan yeni sanat yapıtlarının okunabilmesi, yorumlanabilmesi ve yeniden üretilebilmesi olanaksızdır. Küratör ve sanat eleştirmeni Nicolas Bourriaud (1965-) bu bağlamda karşılıklı-eylem, bir aradalık ve ilişkisellik üzerinden bir okuma öneriyor. Sanat yapıtının temeline bu kavramların gelip yerleşmesinin nedenini ise, kapitalist düzenin günümüzde insani ilişkilerde yarattığı eksikliklerde arıyor. Bu noktada sanatın zengin bir toplumsal deney alanı olduğunu düşünüyor. Kitabı İlişkisel Estetik (Relational Aesthetics, 1998), sanatın büyük ekonomik sistemle olan bağları doğrultusunda yeniden kurgulandığı bir manifesto sayılır.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 175| Enstalasyon/Yerleştirme

  • Enstalasyon sanat yapmanın yeni bir formu değildir; Enstalasyon Sanatı’nın kökenindeki eserlerden biri This is Tomorrow sergisi, 1956, (İngiltere’de Pop Art bölümünde açıklandı); diğerleri ise Claes Oldenburg’un The Store/Dükkan adlı eseri, 1961, ( Amerikan Pop Sanatı bölümünde açıklandı) ve Neo Avangard’ın diğer tezahürleridir.
  • Enstalasyon, birden fazla duyuya hitap edebilir. Eseri görebildiğimiz gibi, koklayabilir, ona dokunabilir ve bazen onu duyabiliriz. Bu tür eserler önceleri Çevre/Environment olarak adlandırıldı. Daha sonra terminolojide Enstalasyon adını aldı.
  • Minimalist çalışmalar, Enstalasyon Sanatı olarak adlandırılan bir formun oluşmasına katkıda bulunmuştur.
  • Enstalasyon ile heykel, net bir biçimde tanımlanan bir sanatsal etkinlik kategorisi olmaktan çıkmış; heykel, resim gibi klasik tanımlar yerine eserlere yapıt ve denmeye başlanmıştır.
  • Üç boyutlu Enstalasyon, çevreyi taklit eder ve izleyicilerin içinde gezebilecekleri mekanlar yaratır. Mimariye daha yakındır.
  • Enstalasyonlar, gerçek uzamdaki nesnelerin veya ortamların üç boyutlu düzenlemeleri olarak, izleyiciyi durağan bir karşılaşma yerine, daha dinamik bir etkileşime davet eder. Enstalasyonun sabit bir noktadan incelenebilmesi mümkün değildir.
  • Bir çok Enstalasyon, hazır nesne geleneğinin uzantısıdır.
  • Obje tabanlı bir pratik olan Enstalasyon, herhangi bir form, ölçek veya materyali kullanabilir.
  • Enstalasyon, algısal ve fizyolojik bir tepki uyandırır.
  • Enstalasyonda mekan çok önemlidir.
  • Mimetik bir sisteme bağlı olmaksızın, izleyici geçici ve mekânsal bir deneyim yaşar. Enstalasyonlar daha çok fiziksel ve zihinsel meşguliyet gerektirir. İzleyiciler, formlar, mekan ve kendileri arasındaki ilişkileri değerlendirir. Pek çok sanatçı yapıtlarına isim vermek istemez. Bu eğilim, sanatçının eserin nasıl anlaşılacağını empoze etmeyi reddetmesiyle ilgilidir. Zira çalışmanın adı, konuyu ima edebilir. İzleyici, uzam ve Enstalasyon arasındaki açık uçlu karşılaşma, Enstalasyon sanatının temel özelliğidir. Enstalasyonlar çeşitli şekillerde okunabilir. Okumalar birbirini dışlamaz, çünkü Enstalasyon yorumları esnektir. İzleyici, objenin kendisinden bile daha merkezi bir role sahiptir.
  • Enstalasyon, izleyicinin tepkisini uyandırmaya ve provoke etmeye odaklanır.
  • 1990’lardan itibaren Çağdaş Sanat çalışmaları esere bakan kişiyi doğrudan bir muhatap haline getirir. Enstalasyon ve Performans Sanatı, izleyicileri daha açık yanıtlara teşvik ettikleri için ilişkisel sanat formlarıdır.
Kolombiyalı sanatçı Doris Salcedo’nun (1958-), 2003 yılında yapılan 8. İstanbul Bienali için yaptığı enstalasyon. Sanatçı, Eminönü’ndeki iki binanın arasına, üç kat yüksekliğinde, 1550 sandalyeyi yığmıştı. Bir yıl önce de aynı işi 280 sandalye ile Bogota’da Adalet Sarayı’nda uygulamıştı. Bogota’daki amacı, burada, on yedi yıl önce hükümeti devirmek için başarısız bir girişimde bulunup ölenleri anmaktı. İstanbul’daki yerleştirmesinin amacı ise, global ekonominin çarklarını çeviren kimliksiz göçmen kitleleri anımsatmak idi. Doris Salcedo, genelde mobilyalarla çalışan bir sanatçı. Bunlarla yaptığı enstalasyonlarında yerleştirmenin içinde bulunduğu alanın tarihiyle, belleğiyle, kültürüyle bütünleşmeyi amaçlar. Fotoğraf:www.universes-in-universe.de

Kolombiyalı sanatçı Doris Salcedo’nun (1958-), 2003 yılında yapılan 8. İstanbul Bienali için yaptığı enstalasyon.
Sanatçı, Eminönü’ndeki iki binanın arasına, üç kat yüksekliğinde, 1550 sandalyeyi yığmıştı. Bir yıl önce de aynı işi 280 sandalye ile Bogota’da Adalet Sarayı’nda uygulamıştı. Bogota’daki amacı, burada, on yedi yıl önce hükümeti devirmek için başarısız bir girişimde bulunup ölenleri anmaktı. İstanbul’daki yerleştirmesinin amacı ise, global ekonominin çarklarını çeviren kimliksiz göçmen kitleleri anımsatmak idi.
Doris Salcedo, genelde mobilyalarla çalışan bir sanatçı. Bunlarla yaptığı enstalasyonlarında yerleştirmenin içinde bulunduğu alanın tarihiyle, belleğiyle, kültürüyle bütünleşmeyi amaçlar.
Fotoğraf:www.universes-in-universe.de

2003 Venedik Bienali’nde Almanya pavyonunda sanatçı Martin Kippenberger (1953-1997), zemine yerleştirdiği metro havalandırma ünitesine belirli aralıklarla duyulan metro geçiş sesini de eklemiş. Bu görebildiğimiz, havalandırma ünitesinden gelen esintiyi hissedebildiğimiz ve duyabildiğimiz bir enstalasyon. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

2003 Venedik Bienali’nde Almanya pavyonunda sanatçı Martin Kippenberger (1953-1997), zemine yerleştirdiği metro havalandırma ünitesine belirli aralıklarla duyulan metro geçiş sesini de eklemiş. Bu görebildiğimiz, havalandırma ünitesinden gelen esintiyi hissedebildiğimiz ve duyabildiğimiz bir enstalasyon.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Palais Royal, Paris, Les Deux Plateaux, Daniel Buren, 1986. Fransız sanatçı Daniel Buren’in (1938-) bu daimi Enstalasyonu252 kolondan oluşuyor. Kolon yükseklikleri değişiyor ama aralarındaki mesafe eşit. Mermer ve beton ana malzeme. Zeminde, metal bir panelin altından su akıyor, panellerin kesişim noktalarında kırmızı ve yeşil lambalar yanıyor. Zeminin bir noktasında izleyici suyu görebiliyor. Buren’in sütunları, 17. yüzyıl sarayının ön avlusunda yer alıyor. Burası Paris’in en ilgi çeken noktalarından biri. İnsanlar sütunların üzerine oturup bir şeyler atıştırıyor, sohbet ediyor. Yani Enstalasyon mekanı dönüştürüyor. Fotoğraf:www.lucianomorpurgo.com

Palais Royal, Paris, Les Deux Plateaux, Daniel Buren, 1986.
Fransız sanatçı Daniel Buren’in (1938-) bu daimi Enstalasyonu 252 kolondan oluşuyor. Kolon yükseklikleri değişiyor ama aralarındaki mesafe eşit. Mermer ve beton ana malzeme. Zeminde, metal bir panelin altından su akıyor, panellerin kesişim noktalarında kırmızı ve yeşil lambalar yanıyor. Zeminin bir noktasında izleyici suyu görebiliyor. Buren’in sütunları, 17. yüzyıl sarayının ön avlusunda yer alıyor. Burası Paris’in en ilgi çeken noktalarından biri. İnsanlar sütunların üzerine oturup bir şeyler atıştırıyor, sohbet ediyor. Yani Enstalasyon mekanı dönüştürüyor.
Fotoğraf:www.lucianomorpurgo.com

  • Berlin’deki daimi Enstalasyonlardan biri Check Point Charlie’deki Batı’ya bakan Rus askeri ile Doğu’ya bakan ABD askeridir.
  • 1970’lerden sonra enstalasyon performanslarda, bienallerde çokça yer bulmaya başladı.
  • Bir işin özgün ve biricik olması fikri önemini kaybettiği için bir sanatçı aynı temanın pek çok versiyonunu farklı yerlerde sergileyebildi.