Etiket arşivi: İlişkisel Estetik

Çağdaş Sanata Varış 294|Çağdaş Dönemde Performans Sanatı 1

Performans Sanatı:

Gündelik hayatın içine sanatı yerleştirmek,
Zaman ve mekan algısını kırmak için kamusal ya da alternatif mekanları kullanmak,
Sokaktaki adama hitap ederek daha geniş bir izleyici/algılayan kitleye ulaşmak,
Görülmemiş olanı gördürmeye, kolayca görüleni başka biçimde göstermeye,
Görünüşle gerçeklik, biricikle genel, görünür olanla görünür olanın anlamı arasında yeni bağlar kurmak,
Sunum tarzlarını, çerçeveleri, ölçüleri, ritimleri, ifade biçimlerini değiştirme çalışmasıdır.

Krema, Nezaket Ekici, 2005. Sanatçı Krema adlı 20 dakikalık performansında bir kap kremayı çırparak katılaştırıp tereyağına dönüştürüyor. Kolu, bir karıştırıcının, bir makinanın işlevini görüyor. Karıştırma esnasında vücudu ve yüzü değişik hallere giriyor. Burada sorulan soru, kişinin insanlığını kaybetmeden, nereye kadar bir makinenin yerini alabileceğidir. Performans, bugünün makineleşen insanını sorgular. Yiyecek ya da yemek yapımı Performans Sanatına politik bir bileşen olarak girer. Fotoğraf:isinonol.com

Krema, Nezaket Ekici, 2005.
Sanatçı Krema adlı 20 dakikalık performansında bir kap kremayı çırparak katılaştırıp tereyağına dönüştürüyor. Kolu, bir karıştırıcının, bir makinanın işlevini görüyor. Karıştırma esnasında vücudu ve yüzü değişik hallere giriyor. Burada sorulan soru, kişinin insanlığını kaybetmeden, nereye kadar bir makinenin yerini alabileceğidir.
Performans, bugünün makineleşen insanını sorgular. Yiyecek ya da yemek yapımı Performans Sanatına politik bir bileşen olarak girer.
Fotoğraf:isinonol.com

  • Performatif imgeler, metaforlar ve stratejiler Freud’un metinlerinde önemsenen unsurlardandı. Aynı ağırlık Jacques Lacan ve Julia Kristeva gibi Freudyen revizyonist düşünürlerin çalışmalarında da geçerliydi. Onların çalışmaları ile psikoloji ve psikanaliz, 1980’lerin sonlarında ve 1990’larda alandaki en önemli esin kaynağı olmuştur.
  • 2001 yılında Prof. Alan Read, performansla psikanaliz arasında süregelen yakın ilişkinin Freud’un bütün yazılarındaki imge ve metaforlarda bulunabileceğini söylemiştir.
  • Performans kuramcılarının psikanalize duyduğu ilginin kaynağı, psikanalizin restore davranışa odaklanması değil, kimlik inşasına ve özellikle de toplumsal cinsiyet rollerinin inşasına gösterdiği ilgidir.
  • 1990’ların sonunda, kimlik, melankoli, tekrar ve performans arasındaki yakın ilişki performans kuramının ana konularından biri haline gelmiştir.
  • Dezavantajlı gruplar performansı hem huzursuzluğun semptomu, hem de iyileşme sürecinin bir parçası olarak görmüşlerdir. Lacan ise benlikteki bölünmenin sonucu olarak açığa çıkan melankolinin temsile ve böylece performansa yol açtığını, hiç durmadan kaybı hatırlattığını ama hiç iyileştirmediğini söyler.
  • Günümüze ulaşan süreçte, izleyicinin pasif konumuna müdahale eden, izleyicinin dahil olduğu performanslar gündeme gelmiştir. İzleyicinin sanatçıyla işbirliği yapmasına dayanan bu örnekler İlişkisel Estetik adıyla anılır. İlişkisel Estetik, izleyici katılımını, paylaşımını sağlayarak sanatı sosyal etkileşim için yeni bir araç haline getirmesi ile olumlu; sanatçının yönlendirdiği şekilde hareket eden katılımcı kitlesinin pasifize edildiği gerekçesiyle olumsuz eleştiri almıştır.
  • 2000’li yıllarda ABD’de, California Üniversitesi’nde, Görsel Sanatlar: Kendini Sergileme dersi açıldı. Dersin sınavında öğrencilerin mum ışığında soyunup, benliklerini tanımlayan bir hareket yapmaları isteniyor. Bu, performans ve vücut sanatları için standart bir uygulama sayılıyor.

 

Çağdaş Sanata Varış 270|Çağdaş Kavramsal Sanat 1

Kavramsal Sanat:

Özünü kavram’ın oluşturduğu,
Kavram ve anlamın plastik biçimin önüne geçtiği,
Sanatçının tepkisel tavrının, yapıtın içeriği haline geldiği,
Form ve içerik bakımından, toplumsal ve politik bakımdan devrimci,
Düşünsel temelleri olan, bilgiye dayalı bir sanat hareketidir.

Hayalkırığı II, Burçak Bingöl, 2013. Burçak Bingöl’ün (1976-) işleri, aidiyet, kültür, kimlik, dekorasyon ve üretim gibi kavramları, aralarındaki sınırları bulanıklaştırarak sorgular. Daha çok kültür ve kimlik kavramlarına odaklanan Burçak Bingöl, seramik, heykel, video, desen, yerleştirme ve fotoğrafı kullandığı eserleriyle tanınıyor. Sanatçımızın  Hayalkırığı II (Broken II) adlı seramik çalışması 2016 yılında New York'taki Metropolitan Müzesi Daimi Koleksiyonu’na girdi. Fotoğraf: ny.voltashow.com

Hayalkırığı II, Burçak Bingöl, 2013.
Burçak Bingöl’ün (1976-) işleri, aidiyet, kültür, kimlik, dekorasyon ve üretim gibi kavramları, aralarındaki sınırları bulanıklaştırarak sorgular. Daha çok kültür ve kimlik kavramlarına odaklanan Burçak Bingöl, seramik, heykel, video, desen, yerleştirme ve fotoğrafı kullandığı eserleriyle tanınıyor.
Sanatçımızın Hayalkırığı II (Broken II) adlı seramik çalışması 2016 yılında New York’taki Metropolitan Müzesi Daimi Koleksiyonu’na girdi.
Fotoğraf: ny.voltashow.com

  • Kavramsal sanatın devamı, 1998 yılında tanımlanan ilişkisel sanat olmuştur. İlişkisel sanat, teorik ve pratik hareket noktasını, genel insan ilişkilerinden ve sosyal bağlamlarından alan bir dizi sanatsal pratik olarak tanımlanmıştır. Sanatçının kültürel aktivist veya müdahil olarak olaylara ve kurumlara dahil olması, sanat ile gündelik hayatı yeniden bir araya getirmeye yönelik avangard fikri devam ettirmektir. Bu fikre göre, sanat eserlerinin rolü artık hayali ve ütopyacı gerçeklikler oluşturmak değil, bizzat yaşam biçimleri ve eylem modelleri olmaktır. İlişkisel sanat bu bakımdan, Dadacılık’ı, Sürrealizm’i, 1960’ların Neo Avangardlarının Fluxus etkinliklerini, Sitüasyonizm’i ve Happening’leri devam ettirir. Önemli isimleri Rirkrit Tiravanija, Carsten Höller, Maurizio Cattelan, Félix Gonzales-Torres, Jeremy Dellar’dır.
  • Dadacılık ile başlayan özgürlük yaklaşımı Çağdaş Sanat ile devam etmekte ve izleyeni özgürleştiren bir ifade alanı sunmaktadır; izleyicisine siyasal, toplumsal, kültürel zeminlerde eleştiri olanağı vermektedir.
  • İnsanın geliştikçe, bilincini geliştirdikçe, yerleşik beğeninin ötesine geçmeyi öğrendiği biliniyor. Bunu sistematik hale getiren Modernizm olmuştu. Bu gelişme ile, güzel olanı güzelin ötesinde aramak ve bulmak öğrenilmişti. Çağdaş Sanat, güzel kavramını önemsemiyor. Çirkini, banali, iğrenç ve düşkün olanı da gösteriyor; onun kuramını üretiyor. Bugün Klasik olan neredeyse arkaik ve terk edilmiş anlamına geliyor.
  • Şiddete dayalı görüntü ve anlayış insanları güzel ve yüce duygusundan uzaklaştırıyor.
  • Doksanlı yıllarla birlikte sanat, döneme ait özgün sorunların ve soruların etrafında yeniden şekillendi. Sanatsal evrende ortaya çıkan alışılmamış ya da değişmiş ifade biçimleri eskiye dair sorular üzerinden çözülemezdi, biçime ve öze yönelik yanlış anlamaların temelinde yatan da budur. Konuyla doğrudan ilgili olmayan çevrelerde olduğu kadar sanat çevrelerinde de bu anlayış aşılmadan yeni sanat yapıtlarının okunabilmesi, yorumlanabilmesi ve yeniden üretilebilmesi olanaksızdır. Küratör ve sanat eleştirmeni Nicolas Bourriaud (1965-) bu bağlamda karşılıklı-eylem, bir aradalık ve ilişkisellik üzerinden bir okuma öneriyor. Sanat yapıtının temeline bu kavramların gelip yerleşmesinin nedenini ise, kapitalist düzenin günümüzde insani ilişkilerde yarattığı eksikliklerde arıyor. Bu noktada sanatın zengin bir toplumsal deney alanı olduğunu düşünüyor. Kitabı İlişkisel Estetik (Relational Aesthetics, 1998), sanatın büyük ekonomik sistemle olan bağları doğrultusunda yeniden kurgulandığı bir manifesto sayılır.