Etiket arşivi: Hobbes

Şiddet 60| Devlet Şiddeti 6

Kaba Polis, Banksy, 2002. Global Karaköy İstanbul, 2016. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kaba Polis, Banksy, 2002.
Global Karaköy İstanbul, 2016.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Görünüşleri memurun hoşuna gitmeyen kişiler, genellikle sakallı, uzun saçlı, kot pantolonlu olanlar polis tarafından taciz edilirler ve bazı ülkelere sadece görünüşlerine bakılarak ülkeye girişleri reddedilebilir.
  • Devlet güçlerinden biri olan polisin şiddeti de tüm dünyada sıkça gündeme geliyor. 2017’nin ilk ayında Hindistan’da polisin düzenlediği terörle mücadele operasyonunda polislerin 16 kadına tecavüz ettiği sonra da dövdüğü Ulusal İnsan Hakları Komisyonu tarafından bildirildi; ayrıca, bunun gibi 20 vakanın daha incelenmesi gerektiğine dikkat çekildi.
  • İtalyan siyaset felsefesi düşünürü ve eğitimcisi Giorgio Agamben (1942-) hukuk ve şiddeti bir görür. Agamben, devletin mutlak egemenliğinden yana olan Hobbes’un violence ve common power ayrımını siler. Ona göre polis, şiddetin en bariz ortaya çıktığı yerdir ve Körfez Savaşı’ndaki Uluslararası Harp ve Harekat Hukuku (jus belli, casus belli) uygulaması, bir polis operasyonu şeklinde karşımıza çıkmıştır.
Stop and Search-Study, Banksy, 2007. Global Karaköy İstanbul, 2016. ABD’li şair ve deneme yazarı Kenneth Rexroth (1905-1982), “Yoksullar, varoşlarda kalıp kendi suç yahnilerini kaynatmaya devam ederlerse polisin copu onları rahatsız etmez,” diye yazar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Stop and Search-Study, Banksy, 2007.
Global Karaköy İstanbul, 2016.
ABD’li şair ve deneme yazarı Kenneth Rexroth (1905-1982), “Yoksullar, varoşlarda kalıp kendi suç yahnilerini kaynatmaya devam ederlerse polisin copu onları rahatsız etmez,” diye yazar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Devletin şiddeti kapsamında yer alan mübadele oldukça karmaşık bir konu. Devletin doğuşuyla birlikte ortaya çıkan korunmaya karşılık itaat mübadelesi bunların en eskisi. İki devlet arasında yapılan anlaşma gereği karşılıklı olarak insan değişimi olan nüfus mübadelesi ülkemizde de yaşanmış bir olaydır. 30 Ocak 1923 tarihinde Türkiye ile Yunanistan Krallığı arasında din esas alınarak, 1.200.000 Ortodoks Hıristiyan Rum Anadolu’dan Yunanistan’a, 500.000 Müslüman Türk de Yunanistan’dan Türkiye’ye zorunlu göçe tabi tutulmuştur.
  • Dünyada etnik, dinsel, dilsel ve kültürel açıdan TEK tipleştirme projelerinin örnekleri çoktur.
  • 1954 yılında başlayan Kıbrıs ile ilgili sürtüşmeler ve kışkırtma, 6-7 Eylül 1955 olaylarına yol açmıştır. Türk basınına göre 11 kişi ölmüştü. Yaralı sayısı resmi rakamlara göre 30, gayrı resmi kaynaklara göre 300′dü. Sadece Balıklı Rum Hastanesi‘nde 60 kadın tecavüz nedeniyle tedavi görmüştü. Resmi rakamlara göre 5.300′ü aşkın, gayrı resmi kaynaklara göre 7 bine yakın bina saldırıya uğramıştı. En büyük tahribat Beyoğlu’nda yaşanmıştı. Bunu Eminönü, Fatih, Şişli, Beşiktaş, Sarıyer, Kadıköy, Adalar, Üsküdar, Bakırköy ilçeleri izlemişti. İstanbul’daki kadar olmasa da İskenderun, İzmir ve Çanakkale’de de olaylar yaşanmıştı.
  • 1963’ten itibaren Kıbrıs’ta toplumlar arası çatışmalar hızlandı. Türkiye’de 17 Mart 1964’te tapu dairelerinde, Rum vatandaşlara dair işlemler durduruldu. Tapu daireleri bir tedbir olarak satış ve intikal işlemlerine dair muameleleri askıya aldı. 1964 yılında 12 bin kadar Rum Türkiye’yi terk etti. Daha sonradan Türkiye’deki atmosferden endişe duyanlar da ayrılınca sayı 45 bine ulaştı. 1914’te 2 milyon kadar olan Rum nüfus 2 bin kişiye kadar düşmüş oldu.
İsimsiz, Tunca Subaşı, 2012. Baksı Müzesi, 2016. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

İsimsiz, Tunca Subaşı, 2012.
Baksı Müzesi, 2016.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Tehcir, bir topluluğun veya yerin güvenliğini sağlamak üzere devlet eli ve iradesi ile devlet sınırları içerisinde daha uygun ve sorun çıkma olasılığı düşük bir yere geçici veya kalıcı olarak göç ettirilmesidir. Tarihte bunun birçok örneğine rastlanmakla birlikte nedenleri çok çeşitli olmuştur. Türkler ve Müslümanların Balkanlar’dan göç ettirilmeleri bu bağlamdadır. Osmanlı’da tehcir, sınır dışı etmez, sınır içinde yer değiştirtir. Karamanoğulları’na, Alevi Türkmenlere ve Ermenilere uygulanmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nda İngiltere, Almanları; İkinci Dünya Savaşı’nda Almanlar Belçikalıları, Ruslar Polonyalıları, ABD Japon asıllı ABD vatandaşlarını tehcir etmiştir.
  • 1976’da Başbakan İndira Gandi tarafından ilan edilen ve 21 ay süren Olağanüstü Hal esnasında temel haklar askıya alınmış, gazeteler sansüre uğramış ve nüfus kontrolü adı altında, çoğu Müslüman, binlerce erkek kamplara doldurulup zorla hadım edilmişti. İç Güvenliğin Temini Yasası adlı yeni bir kanunla hükumet istediğini istediği gibi gözaltına alabiliyordu.
  • Olağanüstü hal mutlak şeffafsızlık durumudur. Olağanüstü hal, şiddetle hukukun ayırt edilemediği noktadır; OHAL hukuktan kurtulmuş bir mekan yaratır.
  • İstihbarat örgütlerinin topladıkları bilgiler doğrultusunda hareket etmeyip, zaman zaman olayları önlemekten kaçınmaları derin devlet iddialarını gündeme taşır.

 

Artıklar, Luis Camnitzer, 1970. Eser Latin Amerika’da yaşanmış olan politik baskı ve kargaşa dönemini yansıtır. Ayrı ayrı paketlenmiş kutularda insan artığı bulunduğu ima edilmektedir. 1960’lı yılların sonlarında Uruguay kaosa sürüklenmişti. İşçi ayaklanmaları Devlet Başkanı Jorge Pacheco emriyle kanlı bir şekilde bastırılmış, sıkıyönetim ilan edilmiş, muhalifleri tutuklamalar ve işkence sürüp gitmişti. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Tate Modern, 2017.

Artıklar, Luis Camnitzer, 1970.
Eser Latin Amerika’da yaşanmış olan politik baskı ve kargaşa dönemini yansıtır. Ayrı ayrı paketlenmiş kutularda insan artığı bulunduğu ima edilmektedir. 1960’lı yılların sonlarında Uruguay kaosa sürüklenmişti. İşçi ayaklanmaları Devlet Başkanı Jorge Pacheco emriyle kanlı bir şekilde bastırılmış, sıkıyönetim ilan edilmiş, muhalifleri tutuklamalar ve işkence sürüp gitmişti.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Tate Modern, 2017.

  • Göçmenler (immigrant) sosyal veya ekonomik nedenlerle gönüllü olarak bir başka ülkeye gidenlerdir. Mülteciler (refugee) ise ırk, dil, din, siyasal düşünce veya kimlikleri nedeniyle kendi ülkelerinde baskı görüp terk etmek zorunda kalanlardır. Bir başka ülkeye sığınma talebinde bulunup resmi süreç devam ederken veya talebin kabul edilmemesi halinde ise statü sığınmacıdır (asylum seeker).
  • Macaristan yasa dışı göçü engellemek için sınırlarına jiletli tel örgü çekmiştir.
  • Eduardo Galeano’ya göre Latin Amerika’da devlet terörü, yönetici sınıflar başka yollarla işlerini yürütemedikleri için harekete geçer. İşkence, etkili olduğu için vardır. Demokrasi güç anlarda ulusal güvenliğe, yani oligarşinin ayrıcalıklarının ve yabancı yatırımların güvenliğine karşı bir suç teşkil eder. Onur kırıcı yapı uluslararası pazarlarda ve mali merkezlerde başlar, her yurttaşın evinde biter. Posta ve banka gibi terörün de memurları vardır ve terör gerekli olduğu için uygulanır, bir sapıklar ortaklığı değildir.
  • Kanlı din, mezhep ve kabile savaşlarının eksik olmadığı Afrika kıtasında her gün yaklaşık 15 bin kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığı 2017 yılı Ülke İçinde Yerinden Edilme İzleme Merkezi (IDMC) ile Norveç Mülteci Konseyi (NRC) raporlarında yer aldı. Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Nijerya ve Güney Sudan’da iç göç rakamları şiddet olayları nedeniyle bir önceki yıla göre %5 artarak %75’e çıktı. Dünya üzerinde zorunlu iç göçe maruz kalanların ⅓’ü Sahra-altı Afrika’da yaşayanlardı. Raporda evlerini terk etmek zorunda kalanların kendi hükumetlerinden çok az koruma ve yardım gördüklerine dikkat çekildi.
  • Dünyayı değiştirenler arasında mülteciler de vardı. Albert Einstein, Steve Jobs, Sigmund Freud, George Soros, Henry Kissinger bunlardan bazıları.
  • Sadece Suriye’de 6 yıl içerisinde 5 milyon kişi başka ülkelere iltica etmişti.
  • Yaklaşık 12.5 milyon insan terör, şiddet ve çatışma koşullarından kaçmak için daha güvenlikli gördükleri yerlere ulaşmaya çalışıyordu.

 

Çağdaş Sanata Varış 45 |Neoplastisizm ve De Stijl

  • Ana vatanı Hollanda’dır.
  • Neo Plastisizm de Kübizm’den çıkmış bir akımdır.
  • Hollandalı Piet Mondrian (1872-1944) temsili olmayan (soyut) akımı  Neoplastisizm (Yeni Plastik Sanat) olarak adlandırmıştır.
  • Akım, Mondrian’ın 1912′den 1917′ye kadar süren kuramsal ve plastik araştırmalarının sonucudur.
  • Neoplastisizm ilkel renkler ve basit geometrik biçimler arasındaki ilişkileri araştıran bir akımdır.
  • Dik açı ile üç ilkel renk (mavi, sarı, kırmızı) ve renk sayılmayan siyah, beyaz, gri Neoplastisizm’in öğeleridir.
  • Bu stilde yapılmış resimler beyaz zemin üzerine enine ve boyuna siyah çizgilerden ve 3 ana renkten oluşur.
  • Zıt olan şeyler (kadın-erkek, iyi-kötü, iç-dış vs.) yeni bir varoluşu meydana getirir. Zıtları uzlaştırmaya çalışır. Düşünce ile maddenin bileşimini plastisizm ile vermeye çalışır. İki çizgi, biri yatay biri dikey, herşeyi meydana getirmeye başlıyor plastik sanatlarda. Doksan derecelik açı evrenin dengesini temsil ediyor. Bu açı, en dengeli olduğu düşünülen açı.
  • Çizgiler tablonun bitiminde kesilmiyor, sonsuzluğa uzuyor.
  • Duygusallığın insanı odaklanmaktan alıkoyduğunu, monotonluğun insanı yükseltmek için en kısa yol olduğunu düşünüyor.
  • Piet Mondrian Fovlardan etkilenmiş, mistik yönü kuvvetli bir sanatçı.
  • Tabloları, başka büyük bir resmin parçasıymış etkisini veriyor.
  •  Mondrian’ın minimalist anlayışı bazı tablolarında daha belirgindir.
  • 1920’lerde tanınmasını sağlayan stil yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar.
  • Dış boşluklardan yararlanıyor, arka fon öne çıkıyor.
  •  Sonra Konstrüktivizm’e geçiyor.
  • Theo van Doesburg tarafından kurulmuş De Stijl sanat hareketi ve oluşumunun önemli bir destekçisiydi.
  •  Neoplastisizm daha sonra geometrik soyutlamanın kökeni olmuştur.
  •  Neoplastisizm’in biçim anlayışı Rasyonalizm’e dayanır.  Antik Çağ felsefesinden başlayarak, Usculuk, Akılcılık veya Rasyonalizm olarak adlandırılan, bilginin doğruluğunun duyusal algıda değil, düşüncede, akılda temellendirilebileceğini öne süren felsefi görüş, Elea Okulu, Parmenides, Herakleitos, Platon, Aristo, Farabi, Voltaire, Descartes, Spinoza, Hobbes, Leibnitz, Kant, Hegel, Aydınlanma, Russel zincirini izler..
  • Amerikan formalizmi Mondrian’ı izler.
Piet Mondrian soyut resmin öncülerindendir. Tablolarını çerçevesiz sergilemiştir. Yapıtlarıyla 20. yüzyıl grafik sanatlarını ve mimarlığı derinden etkilemiştir. Resimleri kendisiden sonra gelen "Geometrik Soyutlama" akımının habercisidir. Geometriyi bir resim dili gibi kullanmıştır. Paris yıllarında Pablo Picasso ve George Braque gibi Kübizm akımının temsilcilerinden etkilenmiştir.

Piet Mondrian soyut resmin öncülerindendir. Tablolarını çerçevesiz sergilemiştir. Yapıtlarıyla 20. yüzyıl grafik sanatlarını ve mimarlığı derinden etkilemiştir. Resimleri kendisiden sonra gelen “Geometrik Soyutlama” akımının habercisidir. Geometriyi bir resim dili gibi kullanmıştır. Paris yıllarında Pablo Picasso ve George Braque gibi Kübizm akımının temsilcilerinden etkilenmiştir.

  • 1917-1931 yılları arasında Hollanda’da Theo van Doesburg (1872-1944) De Stijl adı verilen sanat hareketinin öncüsü olmuş, aynı dönemde yaşadığı Piet Mondrian’ın eserleri gibi onun da temsili olmayan (soyut) resimleri, ‘yeni imaj oluşturma’ olarak adlandırılmış, buna bazen Neoplastisizm de denmiştir.
  • Piet Mondrian ve Bart van der Leck, mimar Gerrit Rietveld ve Jacobus Oud bu grubun üyeleridir.
  • Grubun çalışmalarının temelini oluşturan sanatsal felsefeye Neoplastisizm adı verilmiştir.
  •  Doesburg’un estetiği çizgisel ve geometriktir. Dünyayı metafor ve ima yoluyla anlatır.
Theo van Doesburg, Karşı Kompozisyon XIII (1925-26), Peggy Guggenheim Koleksiyonu, Venedik. Theo van Doesburg ve De Stijl hareketinden diğer ressamlar, doğal formu resimlerinden dışladılar. Çünkü bunun saf estetik ifadeyi engellediğine inanıyorlardı. De Stijl hareketinin düz, geometrik resimlerinden biri olan Karşı Kompozisyon XIII renk, şekil ve yüzey ile resmin sadece biçimsel niteliklerine vurgu yapar. Uzam derinliği oluşturma çabası yoktur. Bir anlatı ya da öykü sunmak için bir çaba sarf edilmemiştir.

Theo van Doesburg, Karşı Kompozisyon XIII (1925-26), Peggy Guggenheim Koleksiyonu, Venedik.
Theo van Doesburg ve De Stijl hareketinden diğer ressamlar, doğal formu resimlerinden dışladılar. Çünkü bunun saf estetik ifadeyi engellediğine inanıyorlardı. De Stijl hareketinin düz, geometrik resimlerinden biri olan Karşı Kompozisyon XIII renk, şekil ve yüzey ile resmin sadece biçimsel niteliklerine vurgu yapar. Uzam derinliği oluşturma çabası yoktur. Bir anlatı ya da öykü sunmak için bir çaba sarf edilmemiştir.

Kırmızı ve mavi sandalye, mimar Gerrit Rietveld dizaynı 1917.

Kırmızı ve mavi sandalye, mimar Gerrit Rietveld dizaynı 1917.