Etiket arşivi: hititler

Bafa Gölü ve Çevresi 1

Bafa Gölü’nün çevresi bir açık hava müzesidir. Bölgede, Neolitik döneme ait kaya resimleri vardır; ayrıca Helenistik bir kent olan Herakleia ve Bizans dönemine ait izlerle doludur.

  Bafa Gölü ve çevresinde Beşparmak Dağları. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2018.


Bafa Gölü ve çevresinde Beşparmak Dağları.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2018.

  • Bafa Gölü’nün kıyısında yer alan Latmos, Beşparmak Dağları, Anadolu’nun kutsal dağlarından biriydi.
  • Latmos Dağları, tarihöncesi dönemde Ege Denizi’nin kıyısında yer almaktaydı. Dağların kuzeyindeki Menderes nehrinin taşıdığı alüvyonlarla, erozyon sonucu nehir ağzının dolmasıyla, Söke’den şimdiki Bafa Gölü’ne kadar olan eski Latmos Körfezi bir iç deniz halini alarak, denizden 30 km içerideki günümüzdeki Bafa Gölü’ne dönüşmüştür.
  • Gölün suyu için tatlı-tuzlu denebilir.
Sarp gnays kütlelerinde içeriğindeki demirden ötürü aşınma hatları sarı bir renk almıştır. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sarp gnays kütlelerinde içeriğindeki demirden ötürü aşınma hatları sarı bir renk almıştır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Geçirdiği değişimle meşe ormanlarının yerini de zeytin ağaçları almıştır.
  • Yerleşik hayata geçildiğini ifade eden Neolitik dönemde toprağın bereketi ve yağmur en önemli hususlar olmuştur. Toprak, ana tanrıça olarak kabul edilmiş, yağmur yağdıran gök ise erkek tanrı ile özdeşleştirilmiştir.
  • Dağın 1400 m olan zirvesinde önce Hava ve Yağmur tanrısının tahtı, daha sonra Yunanların gök tanrısı Zeus’a adanmış küçük bir Helenistik dönem tapınağı yer almıştır.
  • Anadolu’da Hava ve Dağ tanrıları genellikle birlikte tapım görürlerdi. Yağmuru getirdiğine inanılan Hava tanrısı Anadolu’nun en yüce tanrısıydı. Hava tanrısı en erken dönemlerde boğa biçiminde, MÖ 3. binyıldan itibaren ise insan biçiminde betimlenmiştir.
  • Neolitik dönemde büyük boyutlu Buzul Çağı sanatının gerçekçi resimlerinin yerini, küçük figürlerin kullanıldığı, soyut ve sembolik bir betimleme tarzı almıştır.
  • Yerleşik düzene geçen insan topluluğu için aile, yaşamın odak noktası olmuştur. Kadın, aile içinde sürekliliğin garantisi olarak görülür.
  • Latmos kaya resimlerindeki aile betimleri, kaya resmi sanatındaki bilinen en erken aile betimleridir.
  • MÖ 6. binyılın ikinci yarısına tarihlendirilen Latmos kaya resimleri, 1994 yılında keşfedilmiştir.
  • 2000 yılında ise Suratkaya adı verilen kayanın üzerinde, Hitit Kralı II. Mursilis’in yeğenine ait bir kayıt, prensin mührü bulunmuştur.  Kayıt, MÖ 14. yüzyıl sonu, 13. yüzyıl başına tarihlendirilmektedir. Böylece, Hititlerin İzmir yakınlarında Karabel ve Akpınar’dan sonra Ege’de bulunan bu yazıt Hitit İmparatorluğu’nun genişleme sınırları hakkında yeni bir kaynak olmuştur. Mühürle yörenin Neolitikten Hitit’e, Karya Satraplığı’ndan Yunan, Roma’dan Bizans’a, Menteşe Beyliği’nden Osmanlılara ve Cumhuriyet’e uzanan tarihsel bağlantısı ortaya çıkmıştır.

 

Şiddet 25 | Kadına Yönelik Şiddet 2

  • MÖ 3000 yıllarında Sümerler’de Gılgamış Destanı’ndaki kahraman, daha sonra gelecek Prometheus’u hatırlatır ama orada Tanrı, intikam için kadını kullanmaz; kadın, erkek cinsini cezalandırmak için kullanılmaz; Gılgamış, kadınları insanların kaderinden sorumlu tutmaz. Gılgamış Destanı’nda insanların ölmesinin suçu Tanrılarındır.
  • MÖ 2000/1800 – 1200 yıllarına tarihlenen ve kısas hukukundan tazminat hukukuna geçerek bir devrim gerçekleştirmiş olan Hititler, ataerkil bir toplumdu. Tecavüz, ensest ve sodomi aynı krala, kralın memuruna karşı gelmek ve kara büyü gibi ölüm cezasına çarptırılıyordu. Çıplaklık çok ayıp bir şeydi; caydırıcı ceza olarak kullanılıyordu. Nişanlılık dönemi ve evlilik kurumu önemliydi. Kızın babası başlık alıyor, çeyiz veriyordu. Boşanma iki tarafın da hakkıydı. Boşanmada mallar ve çocuklar bölüşülüyordu. Namus kavramı, kadının davranışı ile ilgiliydi. Evlilikte erkeğin aldatması ceza almazken, kadının sadakatsizliği cezalandırılıyordu. Cürmü meşhut halinde koca, eşini ve sevgilisini öldürebilir veya bağışlayabilirdi. Erkek çok eşliydi ama meşru olan ilk karısıydı. Kadın kocasının evinde ölürse çeyizi kocaya, babasının evinde ölürse, çeyizi çocuklara kalıyordu. Köle, özgür kızla evlenebiliyordu. Zorla evlendirme yasal değildi, temyiz için krala başvurulabiliyordu.
  • Eski Mısır’da kadın-erkek eşitliği olmamasına rağmen kadınların miras hakkı vardı. Eski Mısır’da bir kadının, koşullar ne olursa olsun, boşandığı eski kocasından biraz destek görmeye hakkı vardı. Kimi zaman, evlilik gerçekleşirken, bu desteğin neleri kapsayacağı bir sözleşme ile yazıya dökülür ve en fazla, evlilikteki mal varlığının üçte biri kadar olabilirdi.
  • Babil Kralı Hammurabi’nin (MÖ 1811-1750) yürürlüğe koyduğu yasaya göre, karısı tarafından ihanete uğramış kocaya karısını affetme hakkı tanınıyordu. Bir kanun maddesinde “Bir adam bir kadın alır da bu kadın ona bir kadın hizmetçi verirse ve çocuklarına bakarsa; ancak buna rağmen adam başka bir kadın almak isterse ona izin verilmez; bu adam ikinci bir kadın alamaz” şeklinde bir hüküm vardı. Eski Yunan’a gelindiğinde aldatılan koca yasalarca boşanmaya, karısını evden atmaya zorlanıyor, bunu yapmayan erkeğin vatandaşlık hakları elinden alınıyordu.
İlk kez MÖ 5. yüzyılda Herodot’un söz ettiği Amazonlar, bir erkeğin yanlarına gelmesine sadece çiftleşmek için izin veriyorlar, sadece doğan kız çocukları büyütüyorlar, erkek çocukları terk ediyorlardı. Amazon miti, belki de tarihte ilk ve son kez egemen erkek fantezisini tersine çeviren bir söylemdir. Fotoğraf: Akhepedia

İlk kez MÖ 5. yüzyılda Herodot’un söz ettiği Amazonlar, bir erkeğin yanlarına gelmesine sadece çiftleşmek için izin veriyorlar, sadece doğan kız çocukları büyütüyorlar, erkek çocukları terk ediyorlardı. Amazon miti, belki de tarihte ilk ve son kez egemen erkek fantezisini tersine çeviren bir söylemdir.
Fotoğraf: Akhepedia

  • Romalıların Galli, Yunanların ise Galatlar adını verdiği Keltler’de (MÖ 2000-MS 100) anaerkil bir düzen olduğu biliniyor. Keltlere göre cinsel arzu olumsuz sonuçlar doğurmaz. Keltler, kraliçelerini yaşamla ölümü barıştıran kişi olarak yorumluyorlardı.
    Kadın-erkek arasındaki dengenin Eski Yunan devletleri ve Roma İmparatorluğu ile bozulduğu düşünülüyor.
    Eski Yunan ve Roma yazılı kaynaklarında kadınların Kelt kültüründeki özgürlükleri nefretle yorumlanır.
  • İtalya’nın Tiber ile Arno nehirleri arasında yer alan Etruria bölgesinde yaşamış ve MÖ 6. yüzyıla dek varlığını sürdürmüş bir halk olan Etrüsklerde, kadın-erkek eşitliği olduğu düşünülüyor.
  • Kurumsallaşan kadına düşmanlığın, eski dünyanın üç ana düşünce akımının bir araya gelmesiyle oluştuğu düşünülüyor: Platonculuk, Yahudilik’in ataerkil tek tanrı anlayışı ve Tanrı’nın, oğlu İsa kişiliğinde dünyaya geldiğini savunan Hıristiyanlık öğretisi. Yunan, Yahudi ve Hıristiyan kültürleri, erkeğin özel bir yaratma süreci sonunda yaratılmış olduğuna inanır. Erkeğin ateşe hükmetmesi onu Tanrılara yaklaştırmış; o, bundan duyduğu kibir nedeniyle, kadın cinsiyle cezalandırılmıştır.
  • Ören yerlerindeki fallik unsurların, o toplumun agresyonunu yansıttığı düşünülür.
Amazonlara olan hayranlığın yaygınlığı, onların tapınaklardan amforalara, içki kaplarına motif, rölyeflere ve mozaiklere konu olmalarını sağlamıştır. Fotoğraf: Pinterest

Amazonlara olan hayranlığın yaygınlığı, onların tapınaklardan amforalara, içki kaplarına motif, rölyeflere ve mozaiklere konu olmalarını sağlamıştır.
Fotoğraf: Pinterest

 

 

Bizans İmparatorluğu 36 | Çift Başlı Kartal

Çift başlı kartal çok eskiden beri kullanılan bir figürdür. MÖ 13. yüzyıla Hititler’e tarihlenen Alacahöyük, Sfenksli Kapı’nın doğusunda yer alan, andezit bloklara işlenmiş çift başlı kartal rölyefi.

Çift başlı kartal çok eskiden beri kullanılan bir figürdür. MÖ 13. yüzyıla Hititler’e tarihlenen Alacahöyük, Sfenksli Kapı’nın doğusunda yer alan, andezit bloklara işlenmiş çift başlı kartal rölyefi.

Kartal kutsallığına inanılan bir kuştur. Çeşitli mitolojilerde doğaüstü güçlerle yüklü olduğuna; güneşin yaratıcısı ya da kendisi olduğuna; ölenlerin ruhlarını öbür dünyaya götürdüğüne; gelecekten haber verdiğine; göğün ve kozmolojik güçlerin simgesi olduğuna; üstün güçlerle insanlar arasında aracılık yaptığına inanılmıştır. Yunan mitolojisinde kartal, tanrılar tanrısı Zeus’un simgesidir. Zeus’un gücünü ve zekasını simgeler. İskandinav mitolojisinde tanrılar tanrısı Votan, zor durumlarda kartal kılığına girer. Fin mitolojik geleneğinde de ilk şaman kartaldan türemiştir. Germen mitolojisinde Odin bazen Kartal diye adlandırılır. Şamanizm’de kuşa dönüşme, sihirli uçuş, göğe çıkış ortak motiflerdir. İlk şamanın annesinin insan, babasının kartal olduğuna, en azından eğitimini kartaldan aldığına, şamanın sırra erişinde önemli rol oynadığına inanılır. Yüce Varlık’ı veya onun temsicisini güneş kuşu Kartal’ın temsil ettiğine, Işığın Yaratıcısı olduğuna inanılır. Çift başlı kartal, ışığın yaratıcısını simgeler ve evren ağacının doruğunda bulunur.  Önce Kartal, 14. yüzyılda da çift başlı kartal Bizans İmparatorluğu’nun simgesi oldu. Bizans’ın çift başlı hükümdarlık kartalı (Imperial Eagle) Roma otoritesinin Doğu ve Batı’daki topraklarını simgeleyen geleneksel amblemi idi. Simgeselliği bu kadar yaygın ve güçlü olan kartal, Roma’dan sonra hem Avusturya-Macaristan hem de Rus imparatorluklarının armaları oldu. Fotoğraftaki sütun başlığındaki kartallar 10. yüzyıl yapımı günümüz Molla Fenari İsa Camii’nde.

Kartal kutsallığına inanılan bir kuştur. Çeşitli mitolojilerde doğaüstü güçlerle yüklü olduğuna; güneşin yaratıcısı ya da kendisi olduğuna; ölenlerin ruhlarını öbür dünyaya götürdüğüne; gelecekten haber verdiğine; göğün ve kozmolojik güçlerin simgesi olduğuna; üstün güçlerle insanlar arasında aracılık yaptığına inanılmıştır.
Yunan mitolojisinde kartal, tanrılar tanrısı Zeus’un simgesidir. Zeus’un gücünü ve zekasını simgeler.
İskandinav mitolojisinde tanrılar tanrısı Votan, zor durumlarda kartal kılığına girer.
Fin mitolojik geleneğinde de ilk şaman kartaldan türemiştir.
Germen mitolojisinde Odin bazen Kartal diye adlandırılır.
Şamanizm’de kuşa dönüşme, sihirli uçuş, göğe çıkış ortak motiflerdir. İlk şamanın annesinin insan, babasının kartal olduğuna, en azından eğitimini kartaldan aldığına, şamanın sırra erişinde önemli rol oynadığına inanılır. Yüce Varlık’ı veya onun temsicisini güneş kuşu Kartal’ın temsil ettiğine, Işığın Yaratıcısı olduğuna inanılır.
Çift başlı kartal, ışığın yaratıcısını simgeler ve evren ağacının doruğunda bulunur.
Önce Kartal, 14. yüzyılda da çift başlı kartal Bizans İmparatorluğu’nun simgesi oldu. Bizans’ın çift başlı hükümdarlık kartalı (Imperial Eagle) Roma otoritesinin Doğu ve Batı’daki topraklarını simgeleyen geleneksel amblemi idi.
Simgeselliği bu kadar yaygın ve güçlü olan kartal, Roma’dan sonra hem Avusturya-Macaristan hem de Rus imparatorluklarının armaları oldu.
Fotoğraftaki sütun başlığındaki kartallar 10. yüzyıl yapımı günümüz Molla Fenari İsa Camii’nde.

 

İlk yapımı 6. yüzyıl olan, Silivrikapı’daki Kızlar Manastırı’nın kapısının üzerinde çift başlı kartal.

İlk yapımı 6. yüzyıl olan, Silivrikapı’daki Kızlar Manastırı’nın kapısının üzerinde çift başlı kartal.