Etiket arşivi: Heykeller ve Nesneler

Çağdaş Sanata Varış 267|Heykeller ve Nesneler 6

Kanadalı Michael Grab 2008 yılından bu yana doğal heykeller yaratıyor. Çeşitli büyüklükteki kayaları, taşları üst üste koyarak yapıyor heykellerini. Yaptığı iş denge, meditasyon ve yerçekimi ile ilgili bir süreç. Yaptığı kalıcı olmayan heykeller en fazla iki ay ayakta kalabiliyormuş. Bazı festivallerde bu işi yaptığı performanslar sergiliyor, taş fotoğrafları çekiyor. Gravity Glue kendi sitesinin adı. Sanatçı doğa ve doğal malzemenin bileşiminden oluşan eserler vermeye devam ediyor. Fotoğraf:www.huffingtonpost.com

Kanadalı Michael Grab 2008 yılından bu yana doğal heykeller yaratıyor. Çeşitli büyüklükteki kayaları, taşları üst üste koyarak yapıyor heykellerini. Yaptığı iş denge, meditasyon ve yerçekimi ile ilgili bir süreç. Yaptığı kalıcı olmayan heykeller en fazla iki ay ayakta kalabiliyormuş. Bazı festivallerde bu işi yaptığı performanslar sergiliyor, taş fotoğrafları çekiyor. Gravity Glue kendi sitesinin adı.
Sanatçı doğa ve doğal malzemenin bileşiminden oluşan eserler vermeye devam ediyor.
Fotoğraf:www.huffingtonpost.com

  • Jeff Koons’un Hermés ile, Yayoi Kusama’nın Louis Vuitton ile yaptığı iş birlikleri gibi Damien Hirst de 2009 yılında Levi’s için 8 adet Jean pantolon boyadı. Fiyat, 27 bin dolar oldu.
  • Endüstriyel tasarım ve sanatın bir araya getirilerek tek veya sınırlı sayıda (en fazla 12 adet) üretilen, işlevsel heykeller olarak adlandırılan yeni nesil mobilyalar/edisyonlu çalışmalar, sanata ilgi duyanların yatırım yaptığı yeni bir alan oldu. Tasarım galerisinde sergilenen imzalı mobilyalar hem estetik yönleri güçlü olduğu hem de sınırlı üretildikleri için satın alınıyor. Sanatı evde ve ofiste kullanılır kılan galerilerin ortak özelliği, güncel sanat eserleri ile dekoratif eserleri bir arada sunmaları.
İsrailli endüstri tasarımcısı Ron Arad (1951-) imzalı Bookworm adlı kitaplık. Fotoğraf:www.etherreal.com

İsrailli endüstri tasarımcısı Ron Arad (1951-) imzalı Bookworm adlı kitaplık.
Fotoğraf:www.etherreal.com

  • El sanatı ile teknoloji moda dünyasında bir araya geliyor. El-makine karşıtlığına dair alışılagelmiş kabullere karşı çıkarak, teknoloji ile bağlantılı yeni bir paradigma ortaya konuyor. Geleneksel el sanatı ile 3D baskı, bilgisayar modelleme, lazerle kesme, ultrasonik birleştirme bir arada kullanılıyor. 3D yazıcıda hazırlanmış, kenarları elle işlenmiş plastik tayyörler gibi ürünler ortaya çıkıyor.
Hüseyin Çağlayan’ın Kaikoku Floating isimli altın renkli tasarımı, üzerine asılmış kristalleri uzaktan kumanda edilebilen bir fiberglas kılıf. 2011 kış sezonu için hazırlanan bu tasarım, 2016 yılında New York Metropolitan Müzesi’nde Manus X Machina sergisinde yer aldı. Fotoğraf:amylaughinghouse.com

Hüseyin Çağlayan’ın Kaikoku Floating isimli altın renkli tasarımı, üzerine asılmış kristalleri uzaktan kumanda edilebilen bir fiberglas kılıf. 2011 kış sezonu için hazırlanan bu tasarım, 2016 yılında New York Metropolitan Müzesi’nde Manus X Machina sergisinde yer aldı.
Fotoğraf:amylaughinghouse.com

 

 

Çağdaş Sanata Varış 266|Heykeller ve Nesneler 5

Sonsuz Körlük, Ilgın Seymen, 2014. Sanatçı, alışveriş odaklı yaşam, tüketim çılgınlığının hedonist duyguları kamçılayışı, mutluluğun her zaman daha fazla lüks tüketim olarak tanımlanışı/algılanışı, sistemin yarattığı bağımlılık, tehlikeli alışkanlıklar zinciri, gözümüzü boyayan kozmetik ve güzelleştirici ürünlerin verdiği anlık mutlulukların yarattığı körleşmeye gönderme yapıyor. Fotoğraf:ilginseymen.com

Sonsuz Körlük, Ilgın Seymen, 2014.
Sanatçı, alışveriş odaklı yaşam, tüketim çılgınlığının hedonist duyguları kamçılayışı, mutluluğun her zaman daha fazla lüks tüketim olarak tanımlanışı/algılanışı, sistemin yarattığı bağımlılık, tehlikeli alışkanlıklar zinciri, gözümüzü boyayan kozmetik ve güzelleştirici ürünlerin verdiği anlık mutlulukların yarattığı körleşmeye gönderme yapıyor.
Fotoğraf:ilginseymen.com

Merdiven, Monika Sosnowska, 2010. Polonyalı sanatçı, mimari ile heykeli, mekanın şiirselliğini ve siyasasını deneyimlemek için, birleştiriyor. Monika Sosnowska (1972-), eserlerini kıvırarak, bükerek, sıkıştırarak, çökerterek mekana yerleştiriyor; yanılsamaya neden olan işler üreterek mekanın ve yapının algılanışını değiştirmeyi amaçlıyor. Polonya halkının yaşadığı hayal kırıklığının sanatçıyı etkilemeye devam ettiği düşünülüyor. Varsayılan şeylere güvenilemeyeceği Sosnowska’yı etkileyen fikirlerden. Eser, 2010 yılında İsrail’de, 2012’de Polonya’da, 2012-13’te Shanghai Bienali’nde, 2014 yılında Berlin’de, her seferinde mekana uyarlanarak, sergilenmiş. Merdivenin  işlevselliğini kaybetmiş olması ile totaliter rejimlerin çöküşü arasında bir paralellik düşünülüyor. Babil Kulesi de eserin düşündürdüklerinden. Tamamlanamamış anıt,  söylemin ve yapıtın negatif anlamda eksikliğine, sürekli eksik kalışına değil, pozitif anlamda söylemin ve yapıtın sonsuz-yeniden-yapımına, dolayısıyla var ol(a)mayanı var etme, görünür ol(a)mayanı görünür kılma, yüzü ol(a)mayana yüz verme, sesi ve dili ol(a)mayanları konuşmaya katma arzusuna işaret eder. Yapısöküm mimarisinde  mekan olgusuna sabit ve değişmez bir nesnellik olarak değil, sürekli devinen bir hareket olarak  bakmak söz konusudur. Derrida Babil Kulesi’nin dillerin çeşitlenmesine indirgenemeyeceğini; Babil Kulesi’nin kendini her zaman başkalaşıma ve ötekiliğe açan, hiçbir zaman inşası bitmeyen, hiçbir zaman tam anlamıyla anıt olamayan bir yapıdır ve yapının tamamlanamıyor olması felsefenin temel yapısını oluşturur. Derrida’ya göre hiçbir söylem, metin ya da yapıt tamamlanmamıştır; her metin, kendi içinden yeni bir metnin doğmasına olanak tanır ve bu sayede kendini yaşatır. Fotoğraf:polishartandtea.tumblr.com

Merdiven, Monika Sosnowska, 2010.
Polonyalı sanatçı, mimari ile heykeli, mekanın şiirselliğini ve siyasasını deneyimlemek için, birleştiriyor.
Monika Sosnowska (1972-), eserlerini kıvırarak, bükerek, sıkıştırarak, çökerterek mekana yerleştiriyor; yanılsamaya neden olan işler üreterek mekanın ve yapının algılanışını değiştirmeyi amaçlıyor. Polonya halkının yaşadığı hayal kırıklığının sanatçıyı etkilemeye devam ettiği düşünülüyor. Varsayılan şeylere güvenilemeyeceği Sosnowska’yı etkileyen fikirlerden.
Eser, 2010 yılında İsrail’de, 2012’de Polonya’da, 2012-13’te Shanghai Bienali’nde, 2014 yılında Berlin’de, her seferinde mekana uyarlanarak, sergilenmiş.
Merdivenin işlevselliğini kaybetmiş olması ile totaliter rejimlerin çöküşü arasında bir paralellik düşünülüyor. Babil Kulesi de eserin düşündürdüklerinden.
Tamamlanamamış anıt, söylemin ve yapıtın negatif anlamda eksikliğine, sürekli eksik kalışına değil, pozitif anlamda söylemin ve yapıtın sonsuz-yeniden-yapımına, dolayısıyla var ol(a)mayanı var etme, görünür ol(a)mayanı görünür kılma, yüzü ol(a)mayana yüz verme, sesi ve dili ol(a)mayanları konuşmaya katma arzusuna işaret eder.
Yapısöküm mimarisinde mekan olgusuna sabit ve değişmez bir nesnellik olarak değil, sürekli devinen bir hareket olarak bakmak söz konusudur.
Derrida Babil Kulesi’nin dillerin çeşitlenmesine indirgenemeyeceğini; Babil Kulesi’nin kendini her zaman başkalaşıma ve ötekiliğe açan, hiçbir zaman inşası bitmeyen, hiçbir zaman tam anlamıyla anıt olamayan bir yapıdır ve yapının tamamlanamıyor olması felsefenin temel yapısını oluşturur. Derrida’ya göre hiçbir söylem, metin ya da yapıt tamamlanmamıştır; her metin, kendi içinden yeni bir metnin doğmasına olanak tanır ve bu sayede kendini yaşatır.
Fotoğraf:polishartandtea.tumblr.com

Hero, Leader, God, Alexander Kosolapov, 2007. Medyanın ve günlük yaşamın sunduğu belirgin imajları kullanarak dünyanın gündelik doğasını yansıtan Pop Art, geçtiğimiz yüzyılın en önemli sanat akımlarından biriydi. 2014 yılı sonunda açılan Post Pop: East Meets West adlı karma sergi, Pop Art’ın çok farklı hatta zıt ideolojiler taşıyan sanatçılar üzerinde dahi büyük bir etki yarattığını irdeliyor. Pop Art’ın en parlak döneminde çok uzak coğrafyalardaki yansımaları; Doğu dünyasındaki Politik Pop, Sinik Realizm gibi türevleri sergileniyor. Mizahi bir dil kullanan eserler, popüler imajları provokatif bir şekilde kamusal algıdaki imajlarla birleştirilmiş. Sergi, Pop Art’ın Çağdaş Sanat üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor. Fotoğraf:www.artefactmagazine.com

Hero, Leader, God, Alexander Kosolapov, 2007.
Medyanın ve günlük yaşamın sunduğu belirgin imajları kullanarak dünyanın gündelik doğasını yansıtan Pop Art, geçtiğimiz yüzyılın en önemli sanat akımlarından biriydi. 2014 yılı sonunda açılan Post Pop: East Meets West adlı karma sergi, Pop Art’ın çok farklı hatta zıt ideolojiler taşıyan sanatçılar üzerinde dahi büyük bir etki yarattığını irdeliyor. Pop Art’ın en parlak döneminde çok uzak coğrafyalardaki yansımaları; Doğu dünyasındaki Politik Pop, Sinik Realizm gibi türevleri sergileniyor. Mizahi bir dil kullanan eserler, popüler imajları provokatif bir şekilde kamusal algıdaki imajlarla birleştirilmiş. Sergi, Pop Art’ın Çağdaş Sanat üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor.
Fotoğraf:www.artefactmagazine.com

For the Love of God (Tanrı Aşkı İçin), Damien Hirst, 2007. Hirst’ün ölüm-güzellik-lüks bağlantısını kuran, değerli taşlarla ortaya koyduğu bu eseri, sanat yapıtının değerini belirleyen olguları, sanat-meta sorunsalını irdelemeyi amaçlar. Memento mori (ölümü hatırla) ve vanitas (beyhude dünya) betimlemelerinde daima bir kurukafa (fanilik) kullanılmıştı. Aztekler’in turkuaz maskeleri de bir başka ilham kaynağı olmuş olabilir, deniyor. Meksikalı sanatçı Gabriel Orozco (1962-), içinden ve dışından siyah-beyaz geometrik bir desenle boyanmış bir insan kafatası olan Siyah Uçurtmalar’ı yapmış. Hirst, eserini yaptığında kendisinden almış olduğu ilham için Orozco’ya bir teşekkür mektubu yazmış. Platinden dökülen bu eserde, 200 yaşında olduğu tahmin edilen bir Avrupalıya ait kafatası kalıp olarak kullanılmış. Dişler orijinal kafatasından alınmış, 8,601 adet 1,106.18 karat elmas kullanılmış. Eserin, 14 milyon pounda mal olduğu; Hirst ve galerinin 50 milyon pound istediği; eseri, içinde Hirst’ün de bulunduğu bir konsorsiyumun satın aldığı söylentisi var. Başka kaynaklara göre ise eser 2007 yılında 100 milyon dolara satıldı ve  yaşayan bir sanatçıya ait en pahalı eser unvanını aldı. Andy Warhol eserlerinden büyük paralar kazanmaktan çok mutluydu, Damien Hirst de öyle. Bu eserin yarattığı sansasyon, sanatsal etkisinin önüne geçti. Fotoğraf:www.artspace.com

For the Love of God (Tanrı Aşkı İçin), Damien Hirst, 2007.
Hirst’ün ölüm-güzellik-lüks bağlantısını kuran, değerli taşlarla ortaya koyduğu bu eseri, sanat yapıtının değerini belirleyen olguları, sanat-meta sorunsalını irdelemeyi amaçlar.
Memento mori (ölümü hatırla) ve vanitas (beyhude dünya) betimlemelerinde daima bir kurukafa (fanilik) kullanılmıştı. Aztekler’in turkuaz maskeleri de bir başka ilham kaynağı olmuş olabilir, deniyor. Meksikalı sanatçı Gabriel Orozco (1962-), içinden ve dışından siyah-beyaz geometrik bir desenle boyanmış bir insan kafatası olan Siyah Uçurtmalar’ı yapmış. Hirst, eserini yaptığında kendisinden almış olduğu ilham için Orozco’ya bir teşekkür mektubu yazmış.
Platinden dökülen bu eserde, 200 yaşında olduğu tahmin edilen bir Avrupalıya ait kafatası kalıp olarak kullanılmış. Dişler orijinal kafatasından alınmış, 8,601 adet 1,106.18 karat elmas kullanılmış.
Eserin, 14 milyon pounda mal olduğu; Hirst ve galerinin 50 milyon pound istediği; eseri, içinde Hirst’ün de bulunduğu bir konsorsiyumun satın aldığı söylentisi var. Başka kaynaklara göre ise eser 2007 yılında 100 milyon dolara satıldı ve yaşayan bir sanatçıya ait en pahalı eser unvanını aldı. Andy Warhol eserlerinden büyük paralar kazanmaktan çok mutluydu, Damien Hirst de öyle.
Bu eserin yarattığı sansasyon, sanatsal etkisinin önüne geçti.
Fotoğraf:www.artspace.com

1951 İtalya doğumlu Danimarka’da yerleşik sanatçı Sandra Davolio seramik ve porselen işlerinde mercan kayasını andıran formları sık kullanır. Çağın doğaya saygı motosuna bir saygı duruşu. Fotoğraf: sandradavolio.dk

1951 İtalya doğumlu Danimarka’da yerleşik sanatçı Sandra Davolio seramik ve porselen işlerinde mercan kayasını andıran formları sık kullanır. Çağın doğaya saygı motosuna bir saygı duruşu.
Fotoğraf: sandradavolio.dk

  • Doğanın sanata dahil edilmesi / doğadan ilham alınması mücevher tasarımında da kendini gösteriyor. New York’ta çalışmalarını sürdüren mücevher tasarımcısı Monique Péan, takılarda doğal taşlara ilaveten mors dişi fosili, dinozor kemiği, bir milyon yıllık olduğu iddia edilen meteorit  parçaları kullanarak doğayı işinin bir parçası haline getiriyor.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 265|Heykeller ve Nesneler 4

Olağanüstü farklı araçlar  kullanan sanatçılar var. Hong Kong’lu bir kavramsal sanatçı olan Movano Chen (1975-), 2004 yılından beri galerilerin, ziyaretçilerin ve halkın yardımıyla dünyanın birçok yerinden farklı dergiler toplayıp, onların öğütülmüş hallerini örerek “dergi kıyafetler”  (KNITerature) yaratmış. Yöntemini, tüketim nesnelerinin yeni ifade biçimlerine dönüşümü olarak görüyor. Örgünün bir yeniden inşa yöntemi olduğunu, ayrıca alternatif bir ‘okuma’ aracı sunarak basılı medyanın ortak mesajını yıkmayı ve dergilerin orijinal dilini sorgulamayı amaçladığını belirtiyor. Movano Chen’in bu seriden eserleri Contemporary İstanbul 2015’te sergilenmişti. Fotoğraf:www.macaronmagazine.com

Olağanüstü farklı araçlar kullanan sanatçılar var. Hong Kong’lu bir kavramsal sanatçı olan Movano Chen (1975-), 2004 yılından beri galerilerin, ziyaretçilerin ve halkın yardımıyla dünyanın birçok yerinden farklı dergiler toplayıp, onların öğütülmüş hallerini örerek “dergi kıyafetler” (KNITerature) yaratmış. Yöntemini, tüketim nesnelerinin yeni ifade biçimlerine dönüşümü olarak görüyor. Örgünün bir yeniden inşa yöntemi olduğunu, ayrıca alternatif bir ‘okuma’ aracı sunarak basılı medyanın ortak mesajını yıkmayı ve dergilerin orijinal dilini sorgulamayı amaçladığını belirtiyor. Movano Chen’in bu seriden eserleri Contemporary İstanbul 2015’te sergilenmişti.
Fotoğraf:www.macaronmagazine.com

East Venus No 2, Lou Xu. 1956 doğumlu Çinli sanatçı, 1989 yılında tek tema üzerinde çalışma kararı aldı ve ilk seçimi kadın bacakları oldu. Gövdenin diğer bölümlerini göstermeyen, üst kısımları tombul, bilekte neredeyse sıfırlanacak kadar incelen bacakları yapmaya 2005 yılına kadar devam etti. 2005 yılında yeni teması yaprak oldu. Fotoğraf: Living in China, Photos Reto Guntli, Text Daisann McLane, Taschen, 2010.

East Venus No 2, Lou Xu.
1956 doğumlu Çinli sanatçı, 1989 yılında tek tema üzerinde çalışma kararı aldı ve ilk seçimi kadın bacakları oldu. Gövdenin diğer bölümlerini göstermeyen, üst kısımları tombul, bilekte neredeyse sıfırlanacak kadar incelen bacakları yapmaya 2005 yılına kadar devam etti. 2005 yılında yeni teması yaprak oldu.
Fotoğraf: Living in China, Photos Reto Guntli, Text Daisann McLane, Taschen, 2010.

Suspended Series, Mehmet Ali Uysal, 2014. Sıkıcı yerleri, sıradan objeleri şaşırtıcı, esprili hale dönüştürme yoluyla sanatını icra eden Mehmet Ali Uysal’ın (1976-) Contemporary İstanbul 2015’te sergilenen polyester çerçeveleri. Bu işlerini ilk kez 2010 yılında Askıda adlı sergisinde izleyici ile buluşturmuştu. Bu gösterişli çerçeveler, gerçek amaçlarından yoksun bırakılmış, galerinin duvarına öylece asılmışlar, bu bağlamda yepyeni nesneler olmuşlar. Sanat eserinin estetik ve maddi değerini artırmak amacı taşıyan çerçeveler, artık bir kompozisyonu çerçevelemiyorlar. Resmi görevlerinden soyutlanmış, artık o gösterişleri ve ihtişamları kalmamış. Bir sanat eserini çevrelemiyorlar ama sanatçı tarafından birer sanat eserine dönüştürülmüşler. Hedef ters yüz edilmiş. İzleyicinin algısıyla oynayan yerleştirmeleri ile dikkat çeken sanatçının amacı, bir objenin sembolik değerini daha kıymetli hale getirerek, sanat piyasasına eleştiri getirmek. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Suspended Series, Mehmet Ali Uysal, 2014.
Sıkıcı yerleri, sıradan objeleri şaşırtıcı, esprili hale dönüştürme yoluyla sanatını icra eden Mehmet Ali Uysal’ın (1976-) Contemporary İstanbul 2015’te sergilenen polyester çerçeveleri. Bu işlerini ilk kez 2010 yılında Askıda adlı sergisinde izleyici ile buluşturmuştu.
Bu gösterişli çerçeveler, gerçek amaçlarından yoksun bırakılmış, galerinin duvarına öylece asılmışlar, bu bağlamda yepyeni nesneler olmuşlar.
Sanat eserinin estetik ve maddi değerini artırmak amacı taşıyan çerçeveler, artık bir kompozisyonu çerçevelemiyorlar. Resmi görevlerinden soyutlanmış, artık o gösterişleri ve ihtişamları kalmamış. Bir sanat eserini çevrelemiyorlar ama sanatçı tarafından birer sanat eserine dönüştürülmüşler. Hedef ters yüz edilmiş. İzleyicinin algısıyla oynayan yerleştirmeleri ile dikkat çeken sanatçının amacı, bir objenin sembolik değerini daha kıymetli hale getirerek, sanat piyasasına eleştiri getirmek.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Franz Kafka, David Černý, 2014. Çek sanatçı David Černý’nin (1967-) kinetik heykeli her biri bağımsız olarak hareket edebilen paslanmaz çelikten ve aynalı 42 katmandan oluşuyor ve 45 ton ağırlığında. Bir alışveriş merkezinin girişine yerleştirilen heykelin katmanlarının Franz Kafka’nın yaşadığı kırılmaları sembolize ettiği düşünülüyor. Prag’da pek çok heykeli kamusal alanda yer alan sanatçının ilginç eserleri var: Bir binanın çatısından sallanmakta olan Freud; Çek Cumhuriyeti haritası şeklindeki havuza karşılıklı işemekte olan iki adam; Kral Wenceslas’I başaşağı ölü bir atın sırtında gösteren heykel (Kralın adını taşıyan Prag’ın merkezindeki meydanda kralı at binerken betimleyen heykel ile Černý’nin heykeli birbirine oldukça yakın.) gibi. Fotoğraf:bigumigu.com

Franz Kafka, David Černý, 2014.
Çek sanatçı David Černý’nin (1967-) kinetik heykeli her biri bağımsız olarak hareket edebilen paslanmaz çelikten ve aynalı 42 katmandan oluşuyor ve 45 ton ağırlığında. Bir alışveriş merkezinin girişine yerleştirilen heykelin katmanlarının Franz Kafka’nın yaşadığı kırılmaları sembolize ettiği düşünülüyor.
Prag’da pek çok heykeli kamusal alanda yer alan sanatçının ilginç eserleri var: Bir binanın çatısından sallanmakta olan Freud; Çek Cumhuriyeti haritası şeklindeki havuza karşılıklı işemekte olan iki adam; Kral Wenceslas’I başaşağı ölü bir atın sırtında gösteren heykel (Kralın adını taşıyan Prag’ın merkezindeki meydanda kralı at binerken betimleyen heykel ile Černý’nin heykeli birbirine oldukça yakın.) gibi.
Fotoğraf:bigumigu.com

 

 

Çağdaş Sanata Varış 264|Heykeller ve Nesneler 3 Yayoi Kusama

Altın Ayakkabılar, Yayoi Kusama, 2000. Art International 2015 İstanbul. Japonya’nın ünlü Praemium Imperiale ödülünün verildiği tek kadın sanatçı olan Yayoi Kusama (1929-) da sanat skalası geniş olan sanatçılardan. Uzun yaşamı boyunca pek çok akımın içinde bulunmuş. 1959 yılında New York’ta açtığı ilk kişisel sergisi, Zero akımının, Pop Art’ın habercisi sayılıyor. Vücut Sanatı, Happening, Yerleştirme, Performans, şiir ve roman yazıyor, ödül alan filmler çekiyor, giysilerini daima kendisi tasarlıyor. Silinmişlik Odası adlı eseri yıllardır dünyayı geziyor. Balkabağı çok kullandığı motiflerden biri. 1972 yılında, tek uzun süreli romantik ilişki yaşadığı sanatçı Joseph Cornell ölünce Japonya’ya dönüp, kendi isteğiyle geceleri bir akıl hastanesinde kalmaya, gündüzleri atölyesinde çalışmaya devam ediyor. 1990’larda New York’a dönüyor.  “İşlerimin seks ile, cinsel özgürlükle bağdaştırıldığı zamanlarda bile benim için cinsellik hep sorunlu, hep travmatikti; seksin hiçbir biçimine ilgim yoktu” diyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Altın Ayakkabılar, Yayoi Kusama, 2000. Art International 2015 İstanbul.
Japonya’nın ünlü Praemium Imperiale ödülünün verildiği tek kadın sanatçı olan Yayoi Kusama (1929-) da sanat skalası geniş olan sanatçılardan. Uzun yaşamı boyunca pek çok akımın içinde bulunmuş. 1959 yılında New York’ta açtığı ilk kişisel sergisi, Zero akımının, Pop Art’ın habercisi sayılıyor. Vücut Sanatı, Happening, Yerleştirme, Performans, şiir ve roman yazıyor, ödül alan filmler çekiyor, giysilerini daima kendisi tasarlıyor. Silinmişlik Odası adlı eseri yıllardır dünyayı geziyor.
Balkabağı çok kullandığı motiflerden biri.
1972 yılında, tek uzun süreli romantik ilişki yaşadığı sanatçı Joseph Cornell ölünce Japonya’ya dönüp, kendi isteğiyle geceleri bir akıl hastanesinde kalmaya, gündüzleri atölyesinde çalışmaya devam ediyor. 1990’larda New York’a dönüyor. “İşlerimin seks ile, cinsel özgürlükle bağdaştırıldığı zamanlarda bile benim için cinsellik hep sorunlu, hep travmatikti; seksin hiçbir biçimine ilgim yoktu” diyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

1968 yılında New York’ta puantiyeleri bir moda çekiminin konseptini oluşturan Kusama, 2012 yılında Louis Vuitton ile işbirliği yapmış. Onu, Louis Vuitton için özel bir koleksiyon hazırlamaya ikna eden hayranı Marc Jacobs olmuş. Bu işbirliği için New York, SoHo mağazası yeniden tasarlanmış. Fifth Avenue’daki mağazanın vitrinine Kusama’nın gerçek boyutlarda balmumundan bir heykeli konmuş. Gerçeküstü bir dünya yaratılmış Louis Vuitton mağazalarında. Fotoğraf: blog.markafoni.com

1968 yılında New York’ta puantiyeleri bir moda çekiminin konseptini oluşturan Kusama, 2012 yılında Louis Vuitton ile işbirliği yapmış. Onu, Louis Vuitton için özel bir koleksiyon hazırlamaya ikna eden hayranı Marc Jacobs olmuş. Bu işbirliği için New York, SoHo mağazası yeniden tasarlanmış.
Fifth Avenue’daki mağazanın vitrinine Kusama’nın gerçek boyutlarda balmumundan bir heykeli konmuş. Gerçeküstü bir dünya yaratılmış Louis Vuitton mağazalarında.
Fotoğraf: blog.markafoni.com

2013 yılında Marsilya Avrupa Kültür Başkenti olduğunda, şehirdeki ağaçların gövdeleri bir Çağdaş Sanat sergisi kapsamında Kusama tarafından beneklerle donatılmış. Kusama 2016 yılında Airbnb ve Tate Modern’in birlikte düzenledikleri yarışmanın ödülünü yapan kişi olacak. Kazananın bir odasını sanat eserine dönüştürecek. Fotoğraf:universotokyo.com

2013 yılında Marsilya Avrupa Kültür Başkenti olduğunda, şehirdeki ağaçların gövdeleri bir Çağdaş Sanat sergisi kapsamında Kusama tarafından beneklerle donatılmış.
Kusama 2016 yılında Airbnb ve Tate Modern’in birlikte düzenledikleri yarışmanın ödülünü yapan kişi olacak. Kazananın bir odasını sanat eserine dönüştürecek.
Fotoğraf:universotokyo.com

 

 

Çağdaş Sanata Varış 263|Heykeller ve Nesneler 2 Jeff Koons

  • Çağdaş Dönem’in bir başka özelliği de çoğu sanatçının, sanat skalasının geniş olması. Modernizm’den sonra, “ressam”, “heykeltıraş” diye bir ayrım pek kalmadı. Sanatçı resim, heykel, yerleştirme, kolaj yaptığı gibi şiir ve roman yazabiliyor, sinemada, moda dünyasında da etkili olabiliyor.
  • Paslanmaz çelikten ayna yüzeyli balon hayvanlar ve sıradan nesnelerin reprodüksiyonlarını üretmekle tanınan Jeff Koons (1955-), Pop kültürün son temsilcisi olarak anılmaktadır. Salvador Dali ve Andy Warhol’u ustaları olarak kabul ettiğini belirten sanatçı, eserlerinin satış performansına bakıldığında, yaşayan en pahalı sanatçı olarak tanınmaktadır.
  • Koons, 1990’lı yıllarda tümüyle popüler kültür imgeleri üzerine kurulu heykelleriyle gündeme gelmişti. Heykelleri kendisi tasarlar, profesyonel heykeltıraşlarla çalışarak Pembe Panter, Michael Jackson gibi popüler imgeleri, kendi tasarladığı biçim ve boyutlarda sergilemiş, bunlar heykel sanatının Çağdaş örnekleri olarak nitelendirilmiştir. Bibloları dev boyutlarda yeniden üreten ve kitsch olgusuna değinen, balon gibi geçici nesneleri bronz gibi malzemelerle yeniden üreterek kalıcı hale getiren, sanat yapıtının değerinin hangi temelde aranabileceğine dair soru işaretleri oluşturan Koons, nesne temelinden hareket eden Yeni Kavramsalcı sanatçılar arasında sayıldığı gibi, Tüketim Nesnesi Sanatı denilen eğilimin de öncüsü sayılmaktadır ama tüketim kültüründen ilham alan tek sanatçı Koons değildir.
Jeff Koons, 1992 yılında ürettiği Yavru Köpek adlı eserinin pek çok çeşitlemesini yapmaya devam etti. Parlatılmış paslanmaz çelik, saydam boya kaplama ayna yüzeyli Balon Köpek (1994-2000), 58 milyon dolara satıldı. Yavru Köpek’in çeşitlemeleri arasında çok çeşitli renklerde ürettiği Lale Balonlar ile Balon Çiçekler de sayılabilir. Balon Çiçek adlı çalışması Christie’s müzayede evinin Londra’da düzenlediği açık artırmada 12.9 milyon pounda satılarak, yaşayan bir sanatçının eserine o güne kadar verilen en yüksek fiyat olmuştu. Koons objeleri devasa boyutlara taşıyarak kitsch denilen estetik anlayışın bir “yüksek kültür” unsuru olup olamayacağını sorguluyor. Fotoğraf:topics.nytimes.com

Jeff Koons, 1992 yılında ürettiği Yavru Köpek adlı eserinin pek çok çeşitlemesini yapmaya devam etti. Parlatılmış paslanmaz çelik, saydam boya kaplama ayna yüzeyli Balon Köpek (1994-2000), 58 milyon dolara satıldı. Yavru Köpek’in çeşitlemeleri arasında çok çeşitli renklerde ürettiği Lale Balonlar ile Balon Çiçekler de sayılabilir. Balon Çiçek adlı çalışması Christie’s müzayede evinin Londra’da düzenlediği açık artırmada 12.9 milyon pounda satılarak, yaşayan bir sanatçının eserine o güne kadar verilen en yüksek fiyat olmuştu. Koons objeleri devasa boyutlara taşıyarak kitsch denilen estetik anlayışın bir “yüksek kültür” unsuru olup olamayacağını sorguluyor.
Fotoğraf:topics.nytimes.com

Koons, enstalasyonlarından birinde bir Hermés efsanesi olan Birkin model çantayı da kullanmıştı. Fotoğraf:observer.com

Koons, enstalasyonlarından birinde bir Hermés efsanesi olan Birkin model çantayı da kullanmıştı.
Fotoğraf:observer.com

  • Moda ve sanatın buluşmasında belki de en etkin rolü 2000’li yılların başından bu yana dünyanın en önemli çağdaş sanatçılarıyla işbirliği yapan; bizi moda ile sanatı, müze ile butiği bir arada ve yeniden düşünmeye çağıran  Louis Vuitton oynuyor. Marka, olayı tasarımcı-sanatçı-ürün üçgeninde görüyor. Louis Vuitton bugüne kadar Takashi Murakami, Richard Prince, Yayoi Kusama, Stephen Sprouse, Cindy Sherman, James Turrell, Olafur Eliasson, Daniel Buren ve Jeff Koons ile işbirliği yaptı. Markanın 2014’te Paris’te açılan, mimar Frank Gehry tasarımı bir sanat müzesi de var.
  • Stephen Sprouse’un grafitileri, Murakami’nin renkli logoları, Kusama’nın puantiyelerinden sonra Koons, Louis Vuitton için “yüksek sanat” ürünü vermiş beş usta ve onların beş eserini seçti: Da Vinci (Mona Lisa), Rubens (Kaplan Avı), Fragonard (Köpekli Kız), Van Gogh (Buğday Tarlası ve Selviler) ve Titian (Mars, Venüs ve Aşk Tanrısı). Koons, Eski Ustalar adlı koleksiyonu için bu başyapıtları yeniden yaratarak üzerlerine metal harflerle ustaların adlarını yazdı. Markanın logosu olan LV’nin karşısına JK harfleri kondu. Ürünlere sanatçının alameti farikası haline gelmiş olan tavşan figürü eklendi. 51 parçalık bir koleksiyon oluştu. Koons, bu projenin işlerini sokağa çıkarttığı bir iletişim platformu olduğunu düşünüyor. Bu proje ile yüksek sanata ve sanat tarihinin büyük ustalarına atfedilen hiyerarşiyi silme çabası gösterdiğini söylüyor.
Koons'un New York'taki bembeyaz atölyesinde bir asistan ordusu çalışır. Koons, sabah 8.30'dan akşam 17.30'a kadar ofistedir ve onlara enerji pompalar. Kendisi Popeye ve Hulk temsilleri yapar; Manet, Dali, Poussin ve Courbet'nin eserlerini toplar. Fotoğraf: Hubert Fanthomme/Revealed

Koons’un New York’taki bembeyaz atölyesinde bir asistan ordusu çalışır. Koons, sabah 8.30′dan akşam 17.30′a kadar ofistedir ve onlara enerji pompalar. Kendisi Popeye ve Hulk temsilleri yapar; Manet, Dali, Poussin ve Courbet’nin eserlerini toplar.
Fotoğraf: Hubert Fanthomme/Revealed