Etiket arşivi: Hazreti İsa

Çağdaş Sanata Varış 250|Çağdaş Dönemde İnanç ve Teknoloji 1

Değişikliklerle çevrelendiklerinde insanların inanç gereksinimlerinin arttığı bilinen bir gerçektir.

  • Çin ve eski SSCB’deki gençler, dinin büyüsüne kapılarak komünist öğretiyle yetişmiş büyüklerinin hoşnutsuzluğuna rağmen ayinlere katılıyorlar. 1989 yılında Gorbaçov’un vaftiz olduğu söyleniyor.
  • 1989 yılında ilk kez bir kadına piskoposluk görevi verildi. Olay, Britanya’da gerçekleşti.
  • Aynı zamanda etkili bir politik bir güç de olan İslamiyet, canlılığını koruyor.
Venedik Bienali 2003’te Çek Cumhuriyeti ve Slovak Cumhuriyeti ortak pavyonuna giren kişiler dijital bir numeratör ile sayılıyor. Jimnastik kıyafeti içindeki Hazreti İsa halkada. Duruşu bize çarmıhtaki duruşunu hatırlatıyor. Tavan siyah ve mavi yıldızlarla kaplı. İsa’nın her iki yanındaki duvara bir stadyumda oturan kişiler yansıtılmış. Birkaç dakikada bir İsa’nın üzerinde sarı flaş patlıyor, o sırada filmdeki izleyiciler tezahürat yapıyor. Bu, Çek Cumhuriyeti’nden Kamera Skura adlı grup ile Slovakya’dan Kunst-Fu adlı grubun ortak eseri. Çek ekip kendi işlerini gayri-ciddi ve absürt olarak tanımlarken, daha çok performans sanatı ile ilgili projeler gerçekleştirdiklerini;  Slovak ekip ise, ironi ve paradoksun onlar için anahtar kelimeler olduğunu, daha çok video işleri yaptıklarını belirtiyorlar. Bu ortak proje, dini bir idol ile ruhsal hareketi, spor ile de bedensel hareketi ifade ederek, ruhsal ve bedensel dünyanın toplamı olan insanı ifade ediyormuş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Venedik Bienali 2003’te Çek Cumhuriyeti ve Slovak Cumhuriyeti ortak pavyonuna giren kişiler dijital bir numeratör ile sayılıyor. Jimnastik kıyafeti içindeki Hazreti İsa halkada. Duruşu bize çarmıhtaki duruşunu hatırlatıyor. Tavan siyah ve mavi yıldızlarla kaplı. İsa’nın her iki yanındaki duvara bir stadyumda oturan kişiler yansıtılmış. Birkaç dakikada bir İsa’nın üzerinde sarı flaş patlıyor, o sırada filmdeki izleyiciler tezahürat yapıyor.
Bu, Çek Cumhuriyeti’nden Kamera Skura adlı grup ile Slovakya’dan Kunst-Fu adlı grubun ortak eseri. Çek ekip kendi işlerini gayri-ciddi ve absürt olarak tanımlarken, daha çok performans sanatı ile ilgili projeler gerçekleştirdiklerini; Slovak ekip ise, ironi ve paradoksun onlar için anahtar kelimeler olduğunu, daha çok video işleri yaptıklarını belirtiyorlar. Bu ortak proje, dini bir idol ile ruhsal hareketi, spor ile de bedensel hareketi ifade ederek, ruhsal ve bedensel dünyanın toplamı olan insanı ifade ediyormuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Žižek’e göre, günümüzde Batı’da en az üç farklı vahiycilik versiyonu var: Hıristiyan köktenci, New Age, tekno dijital Post İnsan: Hepsi de insanlığın radikal bir transmutasyonunun sıfır noktasına yaklaştığı gibi temel bir fikri paylaşsalar da, ontolojileri radikal şekilde farklıdır.
  • Köktencilik çoğulculuğu, farklılığı ve demokrasiyi dışlar. Köktendinciliğe göre, tek bir hakikat vardır ve bunu sadece kendileri bilir. Bu durumda haklı ve doğru Ben ile yanılgı ve ihanet içindeki Öteki söz konusudur.
  • Cromwell (1599-1658) parlamento adına I. Charles’ı idam ettirip, kısa ömürlü İngiltere Cumhuriyeti’ni kurdu. Sofulardan oluşan parlamento, pek çok yasak getiriyor (tiyatro, resim vs.). 1661 yılında kraliyetin yeniden kurulması ve II. Charles’ın taç giymesiyle başlayan Restorasyon Dönemi’nde vicdan özgürlüğünü bahane eden sofuların bir kısmı Hollanda’ya bir bölümü ise ABD’ye gidiyor.  ABD’ye gidenler, Eski Ahit’i inançlarının temeli olarak benimsedi. Evanjelik hareket içinde Presbiteryen, Metodist, Baptist (G. W. Bush) gibi kiliseler bulunuyor.
  • Evanjelikler, İsa’nın yolundan giderek cennete ulaşabileceklerine inanırken, Yahudileri öteki dünyada kurtuluşa ermenin bir aracı olarak görüyorlar. Protestanlığın Scofield İncil’ini referans alan Evanjelik geleneğe göre, Hazreti İsa’nın dönebilmesi, Ortadoğu’da yedi yıl sürecek büyük kaosa bağlıdır.
  • 1990’larda ABD’de Neo-Con hareket ve dinci sağ, Cumhuriyetçi Parti’nin itici kuvvetleri olarak ön plana çıktı.
  • Hıristiyan köktenciler, çağdaş dünyada İsa ile Deccal arasındaki son mücadelenin yakın olduğuna inanırlar.
  • ABD’nin küresel çıkarları için Ortadoğu’da başvurduğu uygulamalarla ülkedeki etkin dindar grup olan Evanjelikler’in inanışları örtüştüğü için G. W. Bush, Irak Savaşı için Evanjelikler’den büyük destek aldı. Hazreti İsa’nın tekrar gelişinden önce Ortadoğu’da kaos olacağına inanan Evanjelikler, Bush’un dış politikasının ateşli savunucuları oldular.
  • ABD’de her seçim dönemine kürtaj, doğum kontrolü, genetik araştırmalar gibi konuların damga vurmasında Vatikan’ın da önemli rolü var. Nitekim Vatikan, ABD seçimlerinde “kürtajı savunan bir partiye oy veren günahkardır” açıklamasıyla Bush’a destek olmuştu.
  • Prof. Ayşe Buğra, dinin bir ilişki sermayesi olduğunu söyler.

 

Bizans İmparatorluğu 128| Patrikhane 7

Ayios Yeoryios, Aziz Georgios Kilisesi’nin içinden. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Ayios Yeoryios, Aziz Georgios Kilisesi’nin içinden.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 1964 yılında Fener Patriği I. Athenagoras (1948-1972) ile Papa VI. Paul, 1054’te Katoliklerin ve Ortodoksların ilan ettikleri karşılıklı lanetlemeyi iptal ettiler, karşılıklı ilan edilen aforozları kaldırdılar.
  • Şubat 2016’da Papa Francesco ile Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill, 1054’ten bu yana ilk kez Havana’da bir araya geldi. İki liderin Ortadoğu ve diğer bölgelerde eziyete uğrayan Hıristiyanların kurtarılması için çabaların birleştirilmesinin de konuşulduğu; Papa ile Patrik’in ortak bildiriye imza attığı duyuruldu. Vatikan Sözcüsü, daha önce Papa ile birkaç kez görüşmüş ve bu yüzden Moskova tarafından eleştirilmiş Fener Rum Patriği Bartholomeos’un görüşmeden haberdar olduğunu ve görüşme dini nedenlerle gerçekleştirildiyse memnuniyet duyduğunu belirtti. Bu buluşmanın ve Bartholomeos’un memnuniyet bildirmesinin zamanlamasının Rus uçaklarının TC tarafından düşürülmesi sonunda meydana gelen Rus-Türk gerilimi sonrasına rastlaması dikkat çekici bulunmuş; Putin’in Papa üzerinden Batı’yı etkilemeye çalıştığı yorumları yapılmıştır.
  • Ortodokslar için zeytin ve zeytinyağının ayrıcalıklı ve kutsal bir yönü vardır. İsa’nın doğumundan sonra, üç müneccim kralın getirdikleri hediyeler altın, buhur ve miron adı verilen kutsanmış zeytinyağı idi. Çarmıha gerilmeden önce, Hazreti İsa’nın çektiği acılara, Zeytin Dağı eteklerindeki, Yetsimani adı verilen bahçede sekiz ulu zeytin ağacı tanıklık etmişti. Ortodoksların miron, Müslümanların mür adını verdikleri kutsanmış yağ, Fener Rum Ortodoks Patrikhane Kilisesi’nin avlusunda, bu iş için özel olarak kullanılan küçük bir binanın içinde yapılmakta; dünyadaki tüm Ortodoks kiliselerine gönderilmektedir. Vaftizlerde vaftiz teknesinin içine bu yağdan katılır, ölen kişinin bedenine sürülür. Kutsal yağ mironun yapımı, 14. yüzyıldan günümüze Patrikhane’de yapılmaktadır. Eski Mısır’a kadar uzanan kutsanmış yağ geleneğinin ritüelleri itibarı ile eski geleneklere en yakın ve en gizemli olanının Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’nde yapılan miron olduğu düşünülüyormuş.
  • 451 Khalkedon Konsili’nde duofizitlerin metnini seçtiği düşünülen Azize Euphemia’nın bu metni tutan elinin bugün İstanbul’da Patrikhane’de olduğu düşünülmektedir. Azizenin rölikleri 1454 yılında Patrik II. Gennadios Skolarios tarafından Patriklik kilisesi olan Pammakaristos Manastırı’na taşınmıştır. Azizenin Ortodoksların bildirisini tuttuğu sağ eli, gümüş bir muhafaza içinde Patrikhane kilisesi Aziz Georgios Kilisesi’nde saklanmaktadır. Röliklerin 7. yüzyılda Roma’ya götürülmüş olduğu ve orada saklandığı da bir başka iddiadır.
  • Nazianzoslu Aziz Gregorio’nun na’şı Roma’da, San Pietro Kilisesi’ndedir. Ama bir kısmı Papa II. Jean Paul tarafından 2004 yılında Fener Patrikliğine bağışlanmıştır.
  • Patrikhane’nin kütüphanesi el yazması eserler, padişah fermanları, minyatür, resim, gravür, fotoğraf gibi görsel dokumanlar da içermekte, Fener’de yaklaşık 26.000 cilt kitap bulunmaktadır.

 

 

İstanbul’un Kutsal Yağı

2010 yılında İstanbul Avrupa Kültür Başkenti olunca şehrim hakkında yeni şeyler öğrendim. Bu vesileyle gazetelerde yayınlanan yazılardan biri, sevgili Turgay Tuna’nın yazısıydı. Sizlerle o yazıdan bir özeti paylaşmak istiyorum.

İsa’nın doğumundan sonra, üç müneccim kralın getirdikleri hediyeler altın, buhur ve miron adı verilen kutsanmış zeytinyağı idi.

İsa’nın çektiği acılara, Zeytin Dağı eteklerindeki, Yetsimani adlı bahçede sekiz ulu zeytin ağacı tanıklık etmişti.

Zeytin dalı, Hazreti İsa’nın karakterini yansıtan barışı simgeler.

Ortodoks Kilisesi inancında zeytinyağının uzun ve büyük emek gerektiren bir çalışmayla kutsal bir yağa dönüştürülmesi, geçmişten günümüze, Fener Rum Ortodoks Patrikhane Kilisesi’nde yapılmakta.

Ortodoksların miron, Müslümanların mühr adını verdikleri kutsanmış yağın insanları kötülüklerden, nazardan koruduğuna inanılır. Bebeklerin, yaşlıların, hastaların koruyucu zırhı gibidir. Vaftiz teknesindeki suya karıştırılır. Hıristiyan inancında miron ile meshedilen kişinin “Kutsal Ruhun” bir parçası haline dönüştüğüne inanılır. Ortodokslarda ölen kişinin bedenine sürülür.

Ondördüncü yüzyıldan beri İstanbul’da, Patrikhane’de hazırlanan mironun yapımı, on yılda bir, Paskalya’dan bir önceki Pazar akşamı başlayıp üç gün boyunca dualar, ilahiler eşliğinde kutsanıp, dünyadaki tüm Ortodoks kiliselerine gönderilir.

Eski Mısır’a kadar uzanan kutsanmış yağ geleneğinin ritüelleri itibarı ile eski geleneklere en yakın ve en gizemli olanı Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’nde yapılan miron olduğu düşünülüyormuş.

Bu yazıyı okuyunca İstanbul’un bir konuda daha emsalsiz olduğunu gördüm.