Etiket arşivi: Harvard Üniversitesi

Beyin Salatası 7

Fotoğraf: http://i.internethaber.com/images/gallery/27398/1.jpg

Fotoğraf: http://i.internethaber.com/images/gallery/27398/1.jpg

  • Case Western Reserve Üniversitesi ve Babson College’ın ortaklaşa yaptıkları araştırmaya göre, insanlar Tanrı’ya veya başka bir bilinmeyene inanmak için beynin analitik düşünen kısımlarını kapatıyor. Bu bölümlerin kapanması, sorgulama yetisini kaldırırken, beynin empati kurmayı sağlayan bölümlerini devreye sokuyor. Araştırma, insanların maddi dünya hakkında düşündüklerinde ise tam tersini yaptığını iddia ediyor.
  • Harvard Üniversitesi’nden sinir bilimci Joshua Greene, sezgisel ahlaki duyarlılığımızı makinenin otomatik ayarları, akılcı ve bilinçli kararları ise manuel ayarlar olarak tarif ediyor ve ayarları koşullara göre ayarlamak gerektiğini söylüyor. Greene, beyinde ahlakı düzenleyen tek bir devre olmadığını; ahlaki kararlar alınırken beynin pek çok devresinin uyarıldığını tespit etmiş.
  • Bilim insanları son birkaç yıldır ilaçlarla ve beyni uyaran tekniklerle ahlaki düşüncelerde köklü değişiklikler yaratmaya çalışıyor. Oxford Üniversitesi’nden Molly Crockett, belirli bir tip antidepresanın, insanı diğerlerine zarar verme konusunda daha duyarlı hale getirdiğini öne sürüyor.
  • Biyomedikal müdahalelerin de sosyal davranışlarda değişiklik yarattığı görülüyor. Hollanda’daki Leiden Üniversitesi’nden Roberto Sellaro, kafa derisi üzerinden düşük şiddette elektrik akımı verilen deneklerin ırk ayrımcılığı konusunda daha hoşgörülü tavırlar sergilediklerini ileri sürüyor.
  • Onay almadan müdahale hakkı olmalı mı, “toplumun iyiliği” tanımını kimin ve neyin yapacağı, insanlar ahlak robotları olurlar mı, kötüye kullanmanın önü nasıl alınır gibi pek çok soruya yanıt vermek gerekiyor.
  • ABD’deki Rochester Üniversitesi Tıp Merkezi’nde beynin işlevleri üzerine yapılan bilimsel araştırmada, beynin uyku evresinde kendini toksik moleküllerden arındırdığı saptandı.
  • Başkan Barack Obama, insan beyninin tümüyle haritalanmasını amaçlayan bilimsel araştırmaları çok önemsiyor. 2011 yılında başlatılan The Brain Initiative: The Human Connectome projesi, psikiyatrik hastalıkların oluşumu hakkında bilgiyi artırmayı hedefliyor. Psikiyatrik hastalıklarda beyinde anatomik bir bozukluk olmadığı, beyin devrelerinde bozukluk olduğu bilindiğinden beyin devrelerini incelemeyi sürdürüyorlar. ABD hükumeti beyin projelerine senede 7 milyar dolar yatırıyor. Bu projenin liderlerinden biri de, insan beynindeki aktivitenin manyetik rezonans görüntüleme yöntemiyle incelenmesi konusunda çalışmalar gerçekleştiren Minnesota Üniversitesi Manyetik Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Kamil Uğurbil.

Beyin Salatası 4

  • Hafıza sadece bir yerde konumlanmış değil. Beynin on bir ayrı parçasında. Bir anıyı çağırmak beynin aynı anda birden fazla merkezini eşzamanlı harekete geçirmekte.
  • Duke Üniversitesi nörogenetik uzmanları tarafından yapılan ve Biological Psychiatry dergisinde yayımlanan araştırmada:

    *kendilerine fiziksel anlamda kötü davranılan, yeterince ilgi görmeyen ve yoksul ortamda büyüyen 12 yaşındaki çocuklar ile
    *orta sınıftan, ilgi ve sevgiyle büyümüş aynı yaştaki çocukların beyinlerini taramadan geçirdiler.

    Gergin bir ortamda yetişen çocukların beynindeki duyguları işlemden geçiren ve bellekle ilintili olduğu bilinen bölgelerin çok daha küçük boyutlarda olduğu saptandı. Çoktandır bilinen, insan yaşamının erken evrelerinde yaşanan gerginliğin yetişkinlik döneminde yaşanan bunalım, kaygı, kanser, meslek yaşamında başarısızlıkla yakından ilişkili olduğu böylece bir kez daha ortaya konmuş oldu.

  • Üstün yeteneklilerin sıra dışı bir işler belleğe sahip oldukları biliniyor. İşler bellek yalnızca sayı dizilerini ezberleme becerisinden ibaret değil. İşler bellekte kısa erimli bellek söz konusudur. İşler bellek bir yandan giren bilgileri işlemden geçirirken, bir yandan da bu bilgileri bellekte tutma yeteneğidir. Mozart’ın müzik parçalarını ezberleme ve kafasında partisyonlar oluşturma konusundaki olağanüstü yeteneği buna örnektir.
Fotoğraf: hayalidostlarmekani.blogspot.com

Fotoğraf: hayalidostlarmekani.blogspot.com

  • Üstün yeteneklilerin beyinleri konusunda araştırmalar yapan Ohio State Üniversitesi öğretim üyesi Joanne Ruthsatz ve arkadaşları, üstün yetenekli çocukların çoğunun 10 yaşına gelmeden alanlarında profesyonel düzeye ulaştıklarını ve alanlarının genelde kurala dayalı alanlar olduğunu tespit etti. Birkaç yıllık odaklanmanın ardından üstün yetenekli kişilerde, yeni bilgileri giderek daha hızlı özümseyip öğrenmelerine olanak tanıyan, uzun erimli işler bellek yapıları oluşmaktadır.
  • Araştırmacılar, bir topluluk olarak, üstün yeteneklilerin üstün yetenekleri olmayanlardan oluşan denetim grubuna kıyasla, çok daha yüksek düzeylerde otistik özellikler sergilediklerine de tanık oldular.
  • Resimde üstün yeteneklere sahip olanların, işler bellek açısından en az matematikte üstün yeteneklere sahip olanlar denli olağanüstü bir beceri sergiledikleri görüldü. Ancak işler bellek konusunda en yüksek puanları alanlar müzikte üstün yetenekli kişiler oldu.
  • Üstün yetenekliler, en azından ortalama düzeyde bir genel anlaksal işlev (kavrama), olağanüstü yüksek düzeylerde işler bellek, ayrıntılara özen gösterme ve alana odaklı yetenek gibi özellikleriyle tanınırlar.
  • Olağanüstü yeteneklere sahip birçok kişinin küçük yaşlardan başlayarak ebeveynlerinden destek aldığı bilinir. Vanderbilt Üniversitesi’nden Martha J. Morelock’a göre, böyle bir destek genelde belirgin bir öğrenme tutkusunun sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.
  • MIT ve Tufts Üniversitesi’nde araştırma projelerinde yer alan Lynn Goldsmith ile Tufts Üniversitesi’nden David Henry Feldman’ın birlikte yürüttükleri araştırmalar neticesinde, üstün yetenek olgusunun çeşitli etmenlerin şans eseri rastlaşmalarının bir sonucu olduğu yargısına vardılar (Nature’s Gambit).
  • Hafızada saklama şekli herkesin kendisine özel. İyimser insanlar güzel olayları daha güçlü, kötü olayları ise güçsüz alt biçemlerle saklıyorlar.
  • Beyin, benliği korumak için onu rahatsız eden hafıza depoları yokmuş gibi davranıyor.
  • Harvard Üniversitesi’nden nörobilimci Steve Ramirez, psikiyatrik rahatsızlıklara çözüm bulmak amacıyla yürüttüğü çalışmalarda travmatik anıların olumsuz etkilerini değiştirme deneyleri yapmış. Hafızanın içeriğinin değiştirilmesinin etik sorunları beraberinde getireceğinin de farkında.
  • Bir özlü söz şöyledir: Beyin de mide gibidir; dolması değil, hazmetmesi önemlidir.

 

Troçki’nin Sürgün Evleri 5

Troçki’nin vurulduğu ev. Günümüzde müze. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Troçki’nin vurulduğu ev. Günümüzde müze.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Troçki’nin son çalışma odası. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Troçki’nin son çalışma odası.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Bir müddet sonra, 1938 sonbaharında, Rivera ile Troçki’nin şahsi ve siyasi nedenlerden ötürü arası açıldı. Rivera, sık sık Troçki aleyhine açıklamalarda bulunmaya başladı. Troçki ve eşi, Nisan 1939’da Mavi Ev’den ayrıldılar. Dördüncü Enternasyonal Rivera’yı sosyalizmi terk ederek muhafazakar cumhurbaşkanı adayı Juan Andreu Almazan’ı desteklediği için kınadı.
  • Mayıs 1940’da Troçki’nin evine silahlı baskın oldu. Meksikalı Stalinci grupların yaptığı baskını yöneten ve finanse eden İspanyol iç savaşından ülkesi Meksika’ya dönen komünist ressam David Alfaro Siqueiros’dur (1896-1974). Kapıdaki nöbetçiler pusuya düşürülmüş, Troçki’nin yatak odasına kadar girilmiş, etrafı makineli tüfeklerle taramışlardı. Troçki gürültülerle uyanmış, yandaki odanın dolabına gizlenmiş, bu suretle kurtulmuştu. Troçki’nin oturduğu evin bütün pencerelerinde çelik kepenkler, bahçe duvarlarının üzerinde makineli tüfek yuvaları vardı, ev iyi korunuyordu. Mayıs baskınından sonra güvenlik önlemleri daha da artırıldı. Siqueiros, Diego Rivera ve José Clemente Orozco (1883-1949) kadar ünlü Meksikalı duvar ressamıdır. Siqueiros, Troçki olayındaki rolünden ötürü 1941 yılında Şili’ye sürülmüştür.
  • Troçki ile arası bozuk olan Rivera’dan şüphe edildi, Rivera San Francisco’ya kaçtı.
  • Ağustos 1940’da ikinci saldırı meydana geldi. Fail bu defa uzun yıllardan beri Troçki’yi öldürmek için fırsat kollayan, bu amaçla katibesine sevgili olan, sık sık pasaport değiştiren Frank Jacson/Ramon Mercader’dir. Jacson, pardösüsünün içine saklayabilmek için sapını kestiği dağ kazmasını Troçki’nin kafasına indirdi. Troçki adama yapıştı, bağırdı, muhafızlar adamı yakaladı. Troçki, kaldırıldığı hastanede ertesi gün 62 yaşında öldü. Katil ile tanışıklığı olan Kahlo, sorguya çekildi. Jacson 20 yıla mahkum oldu. Katilin hakiki hüviyeti hiçbir zaman tam olarak anlaşılamadı; Stalinist bir İspanyol olduğu düşünülen Jacson, 1960 yılında cezası bitince serbest bırakıldı ve Çekoslovakya’ya giderek kayboldu.
  • Troçki öldürüldüğü zaman Sovyet Güvenlik Sekreteri ve Sovyet Gizli Polisi şefi Lavrenti Beria (1899-1953) idi.
Troçki’nin vurulduğu evin bahçesinden. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Troçki’nin vurulduğu evin bahçesinden.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Troçki’nin Stalin’e muhalefeti sertti:
    “Stalin, partimizin en fazla dikkati çeken en değersiz adamıdır. Siyasi ufku son derece dardır. Teorik seviyesi iptidaidir. Leninizm’in Temelleri adlı kitabı, ancak öğrencilerin yapabileceği hatalarla doludur. Hiçbir yabancı dil bilmez. Diğer memleketlerdeki gelişmeleri başkalarının görüşlerinden takip eder. Lenin vasiyetnamesinde onun iki özelliğini belirtmiştir: Kabalığı ve vefasızlığı! Yalancıdır. Namussuz ve ahlaksızdır.”
  • Troçki sürgün günlerinde bir taraftan Rusya’daki sol muhalefeti kuvvetlendirmeye, diğer yandan da Avrupa ve Amerika’da komünist partilerini kontrolü altına almaya, Rusya dışındaki Troçkist grupları birleştirmeye  çalışır. En büyük arzularından biri de Çin Komünist Partisi’ni Stalin’in kontrolünden kurtarmak idi.
  • Meksiko Kenti’nde öldürüldükten sonra Troçki’nin bütün arşivi, Harvard Üniversitesi’nde Houghton Kütüphanesi’nde toplanmıştır.
  • İspanya’nın yeni siyasi partisi Podemos Ocak 2014’te Troçkist antikapitalist bir sol grup tarafından kuruldu. Kuruluşundan dört ay sonra yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde 4. parti oldu; 2015 yerel seçimlerinde stratejik kentlerde belediye başkanlıklarını Podemos’un desteklediği adaylar kazandı; Aralık 2015’teki genel seçimlerde ülke genelinde desteklenen 3. parti, kritik merkezlerde 2. parti, ayrılıkçı bölgeler Katalonya ve Bask ülkesinde ise birinci parti oldu. Podemos, Troçki’nin adını başarıyla yaşatan en güncel örnektir.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Troçki İstanbul’da, Ömer Sami Coşar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2010.
  • %100 İstanbul, Erk Acarer, İnkilap Kitabevi, 2009.
  • Frida Kahlo, Rauda Jamis, Afa Yayınları, 1991.
  • 14. İstanbul Bienali, Tuzlu Su, Katalog, 2015.
  • Kahlo, Taschen, 1993.
  • Diego Rivera, Founders Society Detroit Institute of Arts, 1986.
  • Podemos’tan ‘Taht Oyunları’ dersleri, Nilgün Cerrahoğlu, Cumhuriyet Gazetesi, 26.12.2015.

 

Özbekistan Gezisi 52 Özbekistan’a Dair

  • 20. yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından kabul edilen Anti-Sovyet  Andrei Platonov (1899-1951), Sel Yayıncılık’tan çıkan Can adlı eserinde, Üst Yurt ve Amu Derya deltası dolaylarında çeşitli uluslardan kimselerin oluşturduğu küçük ve yoksul bir göçebe topluluğunun aranması konusunu işlemiştir. Bu topluluğun içinde Türkmenler, Karakalpaklar, Özbekler, Kazaklar, İranlılar, Kürtler, Beluciler ve kimliği unutulmuşlar, yani Canlar, herkesin dışladığı insanlar vardır. Canlar, köleliğin öldürdüğü ruhlardır. İlk yayımlanışı 1938 yılında yapılan Can, çok severek okuduğum, Platonov’un Türkçe yayımlanmış diğer eserleri gibi, insanın içini titreten bir eserdir.
Çocukların okul yerine hasatta ırgat olarak çalıştırılması  Özbekistan’a özgü bir uygulama değil. Aradaki fark oradakinin devlet zoruyla yapılıyor olması. Fotoğraf:istanbulgazetesi.com.tr

Çocukların okul yerine hasatta ırgat olarak çalıştırılması Özbekistan’a özgü bir uygulama değil. Aradaki fark oradakinin devlet zoruyla yapılıyor olması.
Fotoğraf:istanbulgazetesi.com.tr

  • SSCB idaresindeyken Özbekistan’ın tüm ekilebilir alanları devlete ait 2.048 çiftliğin kontrolündeydi. Bağımsızlık sonrası, 1991’den sonra, bu çiftlikler dağıtıldı ve tüm arazi bölüştürüldü. Kerimov hükümeti, çiftçilerin ne ekebileceğini ve tam olarak kaça satabileceğini belirleyen düzenlemeler getirdi. Çiftçilere mahsulleri karşılığında dünya Pazar fiyatlarının çok altında bir ödeme yapılıyor, gerisini hükümet alıyordu. Özbek ekonomisi için pamuğun ne kadar değerli bir ihraç maddesi olduğunu, bu yüzden toprağın, suların nasıl hor kullanıldığını daha önce yazmıştık. Ama Kerimov düzenlemesinin getirdiği fiyata kimse pamuk ekmezdi, bu durumda hükümet onları buna mecbur etti. Her çiftçi arazisinin %35’ini pamuğa ayırmak zorundaydı.
  • Bağımsızlık öncesinde hasadın %40’ı biçerdöverle toplanıyordu. 1991’den sonra, Kerimov rejiminin çiftçilere getirdiği yük karşısında çiftçiler biçerdöver satın almak ya da ellerinde tutmak istemediler. Kerimov biçerdöverden daha ucuz bir seçenek buldu: Eylül başında toplanmaya başlanan pamuk kozalarını okul çocukları toplayacaktı. Kerimov tüm okullara teslim etmeleri gereken pamuk miktarını belirten kotalar göndermeleri için kaymakamlara emir verdi. Öğretmenler birer personel alım memuruna dönüştü. Ayrıca hasat sezonu boyunca, iki ay, çocuklar hafta sonu tatili yapmayacaktı. Her ne sebeple olursa olsun bir çocuk hasada gitmeyip evde kaldığında öğretmen ebeveyni ihbar etmeye mecburdu. 2006 yılı verilerine göre 2,7 milyon çocuk okul yerine tarlaya hasada gitmişti.
  • Kırsal kesimdeki çocukların yürüyerek ya da otobüsle gidebilecekleri tarlalara tahsis edilme şansı var. Şehirlerdeki çocukların baraka ya da ambarlarda makineler ve hayvanlar arasında uyumaları gerekiyor. Tuvaletleri ve mutfakları yok. Çocukların öğle yemeği için kendi yiyeceklerini getirmeleri gerekiyor!?
  • 2006’da pamuğun dünya fiyatı kilo başına 1.40 dolar civarında iken 20 ya da 60 kiloluk günlük kotalarına karşılık çocuklara yapılan ödeme yaklaşık 0,03 dolar idi. Pamuk hasadının %75’ini çocukların gerçekleştirdiği tahmin ediliyor. Dolayısıyla sonbaharda okullar mecburi çapalama, ayıklama ve dikim için kapatılıyor.
  • Doktorlar ve hemşireler, zorunlu olarak pamuk hasadında düşük ücretlerle çalıştırıldığı için ilçelerdeki hastaneler de kapanabiliyor.
  • Bu angaryadan çıkar sağlayan ise Kerimov liderliğindeki siyasi elit. Kerimov Ailesi ve eski komünist yoldaşlarının inanılmaz derecede zenginleştiğine inanılıyor.
Gülnara Kerimova Halit Ergenç’i, 6. yüzyılda geçen dönem dizisinde oynatmak için seçmiş, ülkesine davet etmişti. Fotoğraf:www.yurtmedya.com

Gülnara Kerimova Halit Ergenç’i, 6. yüzyılda geçen dönem dizisinde oynatmak için seçmiş, ülkesine davet etmişti.
Fotoğraf:www.yurtmedya.com

  • Kerimov Ailesi’nin ekonomik çıkarları, İslam Kerimov’un üç çocuğunun en büyüğü, kızı Gülnara (1972-)tarafından idare ediliyor.
  • Gülnara’nın babasının halefi olduğuna kesin gözüyle bakılıyor.
  • ABD şirketi Interspan Özbekistan’da çay yatırımına girdi. 2005 yılına gelindiğinde yerel pazarın %30’unu ele geçirmişti. Gülnara, çay sanayiinin ekonomik bakımdan umut verici olduğunu gördü. Çok geçmeden Interspan’in yerli personeli tutuklanmaya, dövülmeye, işkence görmeye başladı. Şirket 2006’da Özbekistan’dan çekilmek zorunda kaldı, pazarın %67’si Kerimov Ailesi’nin kontrolüne geçti.
  • Gülnara Taşkent Devlet Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden lisans derecesini aldı, Harvard Üniversitesi‘nde Master yaptı, Taşkent’te siyaset bilimi dalında doktora aldı. Afgan kökenli bir ABD’li işadamı ile on yıl evli kaldı, iki çocuğu oldu.
  • Gülnara Kerimova, 1998 yılında ve 2000 ile 2003 yılları arası New York’ta Birleşmiş Milletler’de; 2003-2005 yılları arasında Moskova’da Özbek elçiliğinde bakan danışmanı; 2005-2008 yılları arasında dışişleri bakanı danışmanı; 2008′de dışişleri bakan yardımcısı ve Birleşmiş Milletler ve Cenevre’deki uluslararası kuruluşlara Özbekistan Daimi Temsilcisi; 2009-2013 yılları arasında UNESCO’da çocukların eğitimiyle ilgili organizasyonun direktörü!; 2010-2012 yılları arasında Özbekistan’ın İspanya Büyükelçisi olarak görev yaptı.
  • Gülnara ayrıca ülkesinin pop divası. Buhara’nın tarihi mekanlarında çektiği klip ile; Gerard Depardieu ile söylediği, sözleri Gülnara’ya ait şarkı ile çok ses getirmişti.
  • Mücevher tasarımı yapıyor, mücevherleri Guli etiketiyle satılıyor.
  • Gülnara, WikiLeaks’te yayımlanan ABD belgelerinde de konu oldu. ABD’li diplomatlar onu “hırsız barones” olarak nitelendiriyorlardı.
  • Gülnara’ya “Özbekistan’ın en nefret edilen ünlüsü” deniyor.
  • Fransa ve ABD sosyetesinin önde gelen isimleri için Özbekistan’da bedava tatiller düzenliyor.
  • Twitter’da 22.000 takipçisi var. Twitter’da paylaştığı seksi pozları yüzünden babasından dayak yediği gazetelerde yer aldı.
  • Moda dünyası ile de ilişkileri var. 2011’de New York Moda Haftası’nda kendi tasarımlarını sergileyeceği defilesi, insan hakları örgütlerinin protestoları sonucu iptal edilmişti. Bunun üzerine kreasyonunu kendi imkanlarıyla New York Cipriani’de sergilemek istedi ancak eylemciler bu defa da protestolarını lokantanın önünde sürdürdüler.
  • Kerimova günümüzde İsviçre’nin Cenevre Kantonu’nda 2009 yılında 18,2 milyon İsviçre Frangı ödeyerek satın aldığı evde yaşamaktadır.
Özbekistan Devlet Televizyonu yönetimi, bünyesinde çalışan gazetecileri, katıldıkları basın toplantılarında kendi istedikleri soruları serbestçe sormamaları konusunda uyardı. Aralık 2014. Gazetecilerin sorularını basın toplantısından önce yönetime bildirmeleri gerekiyor. Fotoğraf:www.medyaloji.net

Özbekistan Devlet Televizyonu yönetimi, bünyesinde çalışan gazetecileri, katıldıkları basın toplantılarında kendi istedikleri soruları serbestçe sormamaları konusunda uyardı. Aralık 2014.
Gazetecilerin sorularını basın toplantısından önce yönetime bildirmeleri gerekiyor.
Fotoğraf:www.medyaloji.net

  • Rejim muhalifleri ya hapiste ya sürgünde. Özbekistan’da özgür basın yok, sivil toplum kuruluşlarına izin verilmiyor. İnternet sansürlü.
  • İslam Kerimov’un nüfus planlaması adına özellikle kırsal kesimdeki kadınlara, haberleri olmadan kısırlaşma operasyonları uygulattığı BBC’nin iddiası.
  • Özbekistan gazeteci ve aktivistleri sınır dışı etmesi, rejim aleyhine konuşan, ülkede işlenen suçları ortaya dökenlere işkence yapmasıyla biliniyor.
  • Özbekistan sömürücü siyasal ve ekonomik kurumlara sahip, dolayısıyla yoksul bir ülkedir. Nüfusun üçte biri yoksulluk içinde yaşar.
  • Ancak Özbekistan’ın kalkınma göstergelerinin hepsi kötü değil. Okula yazılma oranı %100 (hasat zamanı hariç!). Okuryazarlık da çok yüksek.
  • Özbekistan eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri ile pek çok ortak noktaya sahiptir ve günümüzün sömürücü kurumlar nedeniyle başarısızlığa uğrayan ülkelerden biridir.