Etiket arşivi: Happening

Çağdaş Sanata Varış 178| Kavramsal Sanat 2

  • Kavramsal Sanat’ın, 1960’lardan 70’lere uzanan süreçte etkili olan Minimalizm ile bazı ortak noktaları vardır. Kavramsalcılar Minimalizm’in birimlerin tekrarına dayalı seri mantığını paylaşır. Bazı Kavramsalcı sanatçılar önce Minimalizm’e yönelmiş, sonra Kavramsal Sanat’ın öncülerinden olmuşlardır.
  • İdeal bir Kavramsal Sanat yapıtının iki nokta üzerine temellenmesi gerektiği öne sürülmüştür. Biri, yapıtın tam bir dilsel karşılığının olabilmesi yani tanımlanabilir olması. Diğeri, sürekli tekrar edilebilir olması, tekilliğinin olmamasıdır. Basit bir biçimi tekrarlayarak kullanmak yoğunlaşmayı olanaklı kılar.
  • Kavramsalcılar, görsel deneyimi ve estetik hazzı dışlar. Yapıtın nasıl göründüğü o kadar önemli değildir ama bir düşünceden yola çıkmak zorundadır.
  • Göze yönelik sanat, kavramsal yerine algısaldır. Optik, Kinetik, ışık ve renk sanatının çoğu örneği algısaldır.
  • Yetenek yerine sınırsız yaratıcılık düşüncesini savunur.
  • Kavramsalcılar nesne bir meta olduğu için nesne yapmak istemezler.
  • Kavramsal Sanat ile ilgilenen sanatçının amacı, yapıtın izleyiciye duygusal anlamda seslenmesi değildir, yapıtını izleyicisinin zihinsel anlamda ilginç bulmasıdır. Dışavurumcu sanata şartlanmış kişilerin beklentisi olan duygusal tepki, bu tür sanatın algılanmasına engel oluşturur. İzleyiciye belli koşullar dayatan sanatın estetik faşizm yarattığı düşünülür.
  • Kavramsal Sanat mantıksal olmak zorunda değildir; bazen yalnızca o mantığı yerle bir etmek için kullanılır.
  • Yapıtın felsefesi, yapıtın içindeki düşüncedir, herhangi bir felsefi sistemin betimlenmesi değildir.
“Düşünceler sanat yapıtları olabilir, bunlar birbirine eklenerek somutlaşır, maddeye dönüşür ancak tüm düşüncelerin maddeye dönüşme zorunluluğu yoktur.” Sol Le Witt, Sentences on Conceptual Art, 1969. Sol Le Witt, Minimalizm’in ilkelerine yakındır, ancak kendisini Kavramsal akım dahilinde görür. Fotoğraf: lucamaggio.wordpress.com

“Düşünceler sanat yapıtları olabilir, bunlar birbirine eklenerek somutlaşır, maddeye dönüşür ancak tüm düşüncelerin maddeye dönüşme zorunluluğu yoktur.”
Sol Le Witt, Sentences on Conceptual Art, 1969.
Sol Le Witt, Minimalizm’in ilkelerine yakındır, ancak kendisini Kavramsal akım dahilinde görür.
Fotoğraf: lucamaggio.wordpress.com

Aslen Irak Kürdistan’ından olan ve Londra’da yaşayan Walid Siti’nin (1954-) ArtInternational 2015’te sergilenen The Tower (Kule) adlı eseri görüntü olarak Sol Le Witt’in eserini hatırlatsa da amacı çok farklıdır. Ortadoğu’nun savaşa bağlı olarak değişen ve dönüşen yüzü Siti’nin tüm çalışmalarının ortak hareket noktasını oluşturur.  Siti, insanoğlunun inşa ettiği yapılar ve piramitler, zigguratlar ve kulelerle tırmanma, daha yukarıya erişme fikrini görselleştiriyor. Ortadoğu’nun kırılgan ve belirsiz geleceği, sanatçının birbirine çattığı çubuklarla yukarıya doğru uzanıyor, geçmiş ve geleceği birleştiriyor. Ortadoğu’nun acı gerçeğiyle tezat oluşturan bu narin yapılar, güç, fetih ve zafer gibi yıkıcı ve istilacı tutkulara tezat oluşturuyor. Birbirine çatılmış yeni kuleler gökyüzüne doğru cılız bir şekilde uzanırken bir umudu da simgeliyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Aslen Irak Kürdistan’ından olan ve Londra’da yaşayan Walid Siti’nin (1954-) ArtInternational 2015’te sergilenen The Tower (Kule) adlı eseri görüntü olarak Sol Le Witt’in eserini hatırlatsa da amacı çok farklıdır.
Ortadoğu’nun savaşa bağlı olarak değişen ve dönüşen yüzü Siti’nin tüm çalışmalarının ortak hareket noktasını oluşturur. Siti, insanoğlunun inşa ettiği yapılar ve piramitler, zigguratlar ve kulelerle tırmanma, daha yukarıya erişme fikrini görselleştiriyor. Ortadoğu’nun kırılgan ve belirsiz geleceği, sanatçının birbirine çattığı çubuklarla yukarıya doğru uzanıyor, geçmiş ve geleceği birleştiriyor.
Ortadoğu’nun acı gerçeğiyle tezat oluşturan bu narin yapılar, güç, fetih ve zafer gibi yıkıcı ve istilacı tutkulara tezat oluşturuyor. Birbirine çatılmış yeni kuleler gökyüzüne doğru cılız bir şekilde uzanırken bir umudu da simgeliyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 1960’lı yıllar sonrasında sanatın nesneye olan gereksinimi tartışılmaya başlandı. Düşünce ön plana geçti, yapıtın maddi varlığı ve biçimi etkisini büyük ölçüde yitirdi.
  • Bu akımda, felsefe ve fikir öne çıkar.
  • Kavramsal Sanat, göz için olmayan sanattır.
  • Eserin fikri veya dayandığı kavram en az eserin fiziksel varlığı kadar önemlidir.
  • İdeoloji ve teknoloji ile sınırları zorlamak amaçlanır.
  • Belirli bir düşünceyi belirli bir yöntemle sergileme olarak tanımlanabilir.
  • “Düşünce plastiktir.”
  • “Bir şey” anlatmak istiyorsa eser kavramsaldır. Materyal, orantı önemli ise, felsefesi yoksa eser konstrüktiftir. Karar verebilmek için sanatçının amacını bilmek gerekir. Happening bir mesaj veriyorsa Kavramsal Sanata girer.
  • 1960’larda heykel, heykel olmaktan uzaklaşıyor, Enstalasyon ve Kavramsal Sanat ortaya çıkmaya başlıyor.
  • Kavramsal Sanatta espas ve enerji önemlidir.
  • Postmodern yaklaşımlarda Kavramsal Sanat, fikrin önem taşıdığı; malzemenin ikincil, önemsiz, gelip geçici, ucuz, gösterişsiz olduğu, maddesel olmaktan çıktığı çalışmaları içerir. Estetik zevki terk ettiği söylenen 1970’lerin Kavramsal Sanat eserlerinin birçoğu, dil ve sanat kavramının kendisiyle ilgilenmiştir. Bu yönüyle, tamamen görsel bir deneyim olma fikrinden net bir kopuşu ifade eder.
  • Akım, alışılagelmiş sanatın yerine, bir anlamda, yeni bir yaşam biçimi önerisidir. Kavramsalcı yaklaşım, sanatın demokratikleşme süreci içinde profesyonel sanatçının tekelinden çıktığı Batı dünyasında, insanın kendini ifade etme yollarının nerelere dek uzanabildiğini bize gösterir.
  • Kavramsal sanatçılar, eleştirel bir yaklaşımla kendisini, çevresini ve yaşamı sürekli sorgulayan, çağın hızlı teknolojik değişimleri altında ezilmemeye çalışan, teknolojiyi kullanan ya da teknolojiye başkaldıran, geleneksel sanatın sınırlarını aşarak sanatın boyutlarını değiştirmeye çalışan sanatçılardır.
  • 1965-1970 arasında gerçekleşen Otobiyografi Sanatı, Hiperrealizm, Neo Fovizm, Neo Ekspresyonizm, Anatomi Sanatı,  Antiformcu Sanat, Vücut Sanatı, Performans Sanatı, Support Surface, İdea Art, Information Art, Social Realism, İllüzyonizm, 1980’lerde kendilerini Trans Avangartlar, Özgür Figürcüler, New Brut Art, Post Konstrüktivizm, Hiper Manyerizm, Grafiti, New Inexpressiveness, Neo Trans Avangartlar olarak adlandıranlar estetikten önce zihinsel bir algılama sürecine davet etmesi bakımından Kavramsal Sanat’ın sınırları içinde değerlendirilebilir. Özet olarak Kavramsal Sanat için 1960 sonrasında gelişen hemen tüm akımların yolunu açmıştır diyebiliriz.

 

Çağdaş Sanata Varış 105|Happening

1950’ler

Yeni dönemin tutkusu, sanatçının tam ve sonsuz  özgürlüğe sahip olması.
Mondrian’ın aksine bir tutumla, resmin/eserin planlanmaması, sanatsal eylemlerin rastlantısal bir şekilde oluşması için fırsat yaratılması hali öne çıkmıştır.
İletişim de yeni dönemin en önemli konularından olmuştur.
Bu temel prensipler 1950’lerden itibaren tüm sanat akımlarına yön vermiştir.

Happening,

  • ABD kökenli,
  • Sanat ve yaşam arasında iletişim kurmak isteyen,
  • Bunu, seyirci ile doğrudan ilişki kurarak yapmayı hedefleyen,
  • Amacına tıpkı yaşamda olduğu gibi rastlantısal, programsız, tasarlanmamış eylemlerle erişmeyi amaçlayan,
  • Gösterilerin resim, dans, müzik, şiir, filmler, diapozitifler ve plaklarla yapılan,
  • Görsel sanatlarla sahne sanatları arasında bir girişim; sergi ile teatral sunum karışımı bir çalışma türü olan,
  • Belli bir öykü anlatmayan,
  • Konu, oyuncu, senaryo ile provadan kaçınan,
  • Doğaçlama, bağımsız, taşınamaz, yeniden üretilemez ve asla ikinci kez tekrarlanmamış eylemlerle,
  • Sanatçının özgürlüğünü güçlü bir biçimde doğrulayan,
  • Sanatın ve sanatçının Pazar tarafından kullanılmasını reddeden,
  • Gösterilerin garaj, sokak, apartman dairesi gibi herhangi bir mekanda ve arkadaşlar arasında gerçekleştirildiği sanat olayına Happening denmiştir.
Claes Oldenburg ile sonradan eşi olan Pat Muschinski’nin, New York, Greenwich Village’daki Judson Memorial Kilisesi’nde sergiledikleri Snapshots from the City adlı Happening’i, 1960. Fotoğraf:Martha Holmes—Time Life Pictures/Getty Images Alıntı:www.britannica.com

Claes Oldenburg ile sonradan eşi olan Pat Muschinski’nin, New York, Greenwich Village’daki Judson Memorial Kilisesi’nde sergiledikleri Snapshots from the City adlı Happening’i, 1960.
Fotoğraf:Martha Holmes—Time Life Pictures/Getty Images
Alıntı:www.britannica.com

  • Happening, ilk belirtileri Fütürizm ve Dada akımlarında ve Marcel Duchamp’ın yaklaşımında olan; Action Painting’e dayanan, ortaya çıkış hazırlıkları Merce Cunningham, John Cage ve Robert Rauschenberg tarafından yapılan, Neo Dada bölümünde kendisine yer verdiğimiz, Performans Sanatı kavramının oluşumunda öncü Allan Kaprow’un (1927-2006) gelişmesine ve teorisine katkıda bulunduğu bir oluşumdur.
  • Neo Dadacı sanatçıların çoğu gibi Kaprow da eserlerinde sanat ile hayatı bağdaştırmanın yeni yollarını aramış, Action Painting yapan sanatçıların sanatı tuvalin dışına çıkarma, hayata yayma hedeflerini benimsemişti.
  • Kalıcı olmayan bir sanat talep ettiği 1958 yılında yazdığı makalesinde Kaprow Happening  (Etkinlik/Oluşum) terimini ilk defa kullandı.
  • Allan Kaprow’un yaptığı  1959’da New York Reuben Galerisi’nde Altı Bölümde 18 Happening adlı gösteri Happening’in doğuşu olmuştur. Kaprow Happening’i “burada olan, hazırlıksız olarak ortaya çıkan” şeklinde tanımlamıştır.
  • Claes Oldenburg, Red Grooms, Jim Dine ve daha pek çok sanatçı Happening’ler yapmışlardır.
  • Happening’ler aracılığıyla yaşam, sanat, sanatçı ve seyirci ayrımı bulanık hale gelir.
  • Happening sanatçının beden hareketleriyle, kaydedilen seslerle, yazılı ve sözlü metinlerle ve hatta kokularla denemeler yapmasını mümkün kılar.
  • John Cage’in düşüncelerini yeniden ele alarak ve Happening’in tek bir olay olmasına karşı çıkan Happening sanatçıları Fluxus adı altında birleşmeleriyle Happening hızlı biçimde yayılmıştır.
  • 1960’lı yılların sonunda Happening’den esinlenen iki eğilim ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri, sanatçının kendi vücudunu sanat malzemesi olarak kullandığı Vücut Sanatı, diğeri ise bünyesinde küçük anlatım parçalarına da yer veren Action Performance’dır.
  • Happening’ler daha sonra Performans Sanatı olarak adlandırılmıştır. Performans’ın Happening’den farkı, Performans’ın tasarlanmış olmasıdır.

 

Çağdaş Sanata Varış 96|Neo Realizm / New Realizm / Nouveau Réalisme 3

CHRİSTO

  • Yeni Gerçekçilik’in Çevre Sanatı (Environmental Art) dalında eser veren 1935 doğumlu Bulgar sanatçı Christo, paketlenmiş objeleri ile tanınıyor. Sadece objeleri değil binaları, köprüleri, adaları da paketliyor.
  • 1957 yılında rüşvet vererek Bulgaristan’dan Batı’ya kaçmış, 17 yıl vatansız kaldıktan sonra ABD vatandaşı olmuştur. Eşi Fransız Jeanne-Claude (1935-2009) ile birlikte ilk büyük projelerini 1961 yılında Cologne limanında fıçıları paketleyerek yapmışlar.
  • 1964 yılında ABD’ye yerleşmişler, 1969 yılında Sidney’de bir koyda, sahili, 100 işçi ve 11 gönüllü ile 17.000 iş saati harcayarak ve 95.600 metre kare sentetik kumaş ile 56 kilometre ip kullanarak 2.5 kilometrelik alanı ve sahilin gerisindeki kayaları 26 metre yüksekliğe kadar paketlemişler;  o zamana kadar yapılmış “en büyük” sanat eserini yaratmışlardır. Eseri, bir ucundan diğerine yürüyerek kat etmek bir saat sürmekteymiş. İş için olumlu ve olumsuz birçok yorum yapılmış ama, eserin Avustralya sanatı üzerinde yarattığı etkinin büyüklüğü zaman içinde herkes tarafından  kabul edilmiş.
1972’deki Vadi Perdesi Projesi, Colorado’da Rocky Mountains vadisine turuncu renkli bir kumaşı perde gibi germeyi hedefliyordu. Kumaşın asılacağı konstrüksiyon çökünce ikincisi yapıldı, bu defa başarılı oldu. Ama projenin maliyeti 400.000 USD’ye yükseldi. Sanatçı çift, hemen her projenin finansmanında yaptıkları gibi, başka sanat eserlerini ve gerçekleştirilecek projenin taslak çizimlerini satarak projenin maliyetini karşıladılar. Vadiye asılan perde sadece 28 saat yerinde kalmış, çıkan fırtına sonucunda parçalanmıştı. Tüm projeleri gibi bu projenin de tüm safhalarının dokümanter filmi çekilmiş, bu defa çekilen film, Kısa Dokümanter Film kategorisinde Akademi Ödülleri’ne aday olmuştu. Fotoğraf:en.wikipedia.org

1972’deki Vadi Perdesi Projesi, Colorado’da Rocky Mountains vadisine turuncu renkli bir kumaşı perde gibi germeyi hedefliyordu. Kumaşın asılacağı konstrüksiyon çökünce ikincisi yapıldı, bu defa başarılı oldu. Ama projenin maliyeti 400.000 USD’ye yükseldi. Sanatçı çift, hemen her projenin finansmanında yaptıkları gibi, başka sanat eserlerini ve gerçekleştirilecek projenin taslak çizimlerini satarak projenin maliyetini karşıladılar. Vadiye asılan perde sadece 28 saat yerinde kalmış, çıkan fırtına sonucunda parçalanmıştı. Tüm projeleri gibi bu projenin de tüm safhalarının dokümanter filmi çekilmiş, bu defa çekilen film, Kısa Dokümanter Film kategorisinde Akademi Ödülleri’ne aday olmuştu.
Fotoğraf:en.wikipedia.org

  • 1976 yılında, 14 gün sonra kaldırılan,  Kuzey California’da Running Fence projesini gerçekleştirdiler.
  • 1977 yılında Kansas şehrindeki bir parkın 4.5 kilometre uzunluğundaki patikalarını  turuncu-sarı parlak kumaşla kapladılar.
1983’de Miami’de Biscayne Bay’deki  11 adanın etrafı pembe, yüzen bir kumaşla kaplanmıştır. Görüntü, iki hafta süre ile izleyenlere açık kalmıştır. Proje için bir çok bilim insanı çalışmıştı. Fotoğraf:www.christojeanneclaude.net

1983’de Miami’de Biscayne Bay’deki 11 adanın etrafı pembe, yüzen bir kumaşla kaplanmıştır. Görüntü, iki hafta süre ile izleyenlere açık kalmıştır. Proje için bir çok bilim insanı çalışmıştı.
Fotoğraf:www.christojeanneclaude.net

  • 1984 yılında Paris Valisi Jacques Chirac tarafından izni verilen Pont Neuf Projesi 1985 yılında bir ay süren çalışmalar sonunda gerçekleştirilmiş ve iki hafta süreyle üç milyon kişi projeyi izlemiştir.
  • 26 milyon dolara mal olan şemsiyeler projesi eş zamanlı olarak ABD ‘de ve Japonya’da 1991 yılında uygulanmış; 1340 büyük boy mavi bahçe şemsiyesi İbaraki-Japonya’ya, 1760 sarı şemsiye ise Güney California’ya yerleştirilmiş, her iki ülkede de turistlerin ilgi alanı olmuş, 17 gün sonra California’da çıkan fırtınada şemsiyelerden biri sabitlendiği yerden kopmuş, bir kadının ölümüne, birçok kişinin yaralanmasına sebep olmuş, proje yasaklanmıştı. Ancak şemsiyelerin kaldırılması sırasında olan bir kaza sonucu da bir kişi ölmüştü.
  • Sanatçı, 1995 yılında Alman parlamento binası Reichstag’ı paketlemişti. Parlamentodan alınan izin sonrası, , yanmazlığı alüminyum bir kaplama ile temin edilmiş yüz bin metrekare polipropilen kumaş ve on beş kilometre uzunluğunda ip ile bina paketlenmiş. İşlem, 17 Haziran’da başlamış, 24 Haziran’da tamamlanmıştır. 7 Temmuz’da paketi açma işlemi başlayana kadar performansı beş milyon kişi izlemiştir.
  • Çiftin, ağaçları, kapıları, geçitleri paketledikleri daha pek çok projesi olmuştur.
  • Alışılmışın dışındaki boyutları ile görsel olarak etkileyici eserlerinin estetik etkisini önemsediklerini, mesaj vermeyi amaçlamadıklarını belirten sanatçılar; yarattıkları eserlerin amacının güzellik yaratmak, yaratırken zevk almak ve alıştığımız manzaraları değiştirerek yeni bir gerçek ortaya çıkarmak olduğu söylemişler; geçici bir eser üretmenin, kalıcı eser üretmekten daha fazla cesaret gerektirdiğinin altını çizmişlerdir. Eserlerinin fotoğrafları ve filmi her projede çekilmiştir. Eserleri için yapılan değerlendirmelerde işin içine gizem kattıkları söylenmiştir.
Pont Neuf’un paketlenmiş hali. Fotoğraf:en.wikipedia.org

Pont Neuf’un paketlenmiş hali.
Fotoğraf:en.wikipedia.org

  •   Bernard Buffet’nin (1928-1999) de sosyal eleştirisini yansıtan Yeni Gerçekçi eserleri vardır.
  • Yeni Objektiflik bölümünde adından bahsettiğimiz Otto Dix ve George Grosz da Yeni Gerçekçilik akımına uygun bazı eserler vermişlerdir.
  • Belki de, Yves Klein’ın 1962’de 34 yaşında kalp krizinden ölmesi, grubun dağılmasına sebep olmuştur.
  • 1970 yılında Milano’da grubun 10. kuruluş yılı kutlamaları, Spoerri’nin grubun her bir temsilcisinin bir çalışmasını yemek olarak hazırlayıp servis ettiği cenaze yemeği ile yapılmıştır.
  • Akım kısa ömürlü olsa da, Happening, Kinetik Sanat, Body Art, Fluxus, Eat Art, Process Art, Performans Sanatı, Kavramsal Sanat için tohumlar atmış, aslında Dadacılık’ın hiç bitmediğini göstermiştir.

 

Çağdaş Sanata Varış 92|Neo Dada 3| Jasper Johns, Allan Kaprow

  • ABD’li Jasper Johns (1930) ressam, heykeltraş ve baskı sanatçısıdır. Rauschenberg’in iyi arkadaşı olan sanatçı hem Neo Dadacılar hem de Pop Art’çılar ile anılır. Soyut Dışavurumculuk’un zengin imkanlarından, özellikle de fırçayı kullanış tarzından yararlanmayı da hiç bırakmamıştır. Gündelik nesneler kullanarak yapılan ilk resmin ona ait olduğu söylenir. Bayrak serisi, hedef tahtaları, haritalar gözde konuları olmuştur. Zihnin halihazırda bildiği objeleri kullanmak istediğini belirtmiştir. Malzeme olarak kullandığı gazete ile bayrak, harf, hedef tahtası ve rakamlar yaparak kitle iletişim araçlarının sembollerine saldırmayı sürdürmüştür. İlerleyen yıllarda, 1960’larda, ürettiği eserleri daha pervasız olmaya ve buluntu objeleri (cetvel, fırça vs.) daha fazla barındırmaya, şablon baskı ve vücut baskısı ihtiva etmeye başladı. Balmumu ve alçı sıkça kullandığı malzemeler oldu.
Jasper Johns, Beyaz Bayrak, 1955. Sanatçı sadece 1950’lerde değil, 2000’lerde de bayrak serisini yapmaya devam etmiştir. Beyaz Bayrak, serinin en büyüğü (199x307cm) ve ilk monochrome olanıdır. Bu seri Johns’un erken dönemini en iyi temsil eden işidir. Kullandığı sıcak balmumu sayesinde her fırça darbesini görünür kılmış; yüzey girintili çıkıntılı olmuş; renk şeffaftan opak’a değişiklik göstermiştir. Tablo, üç ayrı tuvalden oluşmaktadır: yıldızların yer aldığı, yıldızların yanındaki yedi şeritli bölüm ve altta uzun şeritli olan. Astar olarak doğal balmumunu sürmüş, yıldızların çevresi ve şeritler için kağıt ve kumaş parçalarını eritilmiş balmumuna batırıp tuvalde yerlerine yerleştirerek kolajını tamamlamış, üç paneli birleştirdikten sonra en üste tekrar balmumu sürmüş, bu defa balmumunun içine renk katmıştır. Bu eser, 1998 yılında Metropolitan Müzesi tarafından 20 milyon dolara satın alınana kadar sanatçının koleksiyonunda kalmıştır. Fotoğraf:www.jasper-johns.org

Jasper Johns, Beyaz Bayrak, 1955.
Sanatçı sadece 1950’lerde değil, 2000’lerde de bayrak serisini yapmaya devam etmiştir.
Beyaz Bayrak, serinin en büyüğü (199x307cm) ve ilk monochrome olanıdır. Bu seri Johns’un erken dönemini en iyi temsil eden işidir.
Kullandığı sıcak balmumu sayesinde her fırça darbesini görünür kılmış; yüzey girintili çıkıntılı olmuş; renk şeffaftan opak’a değişiklik göstermiştir. Tablo, üç ayrı tuvalden oluşmaktadır: yıldızların yer aldığı, yıldızların yanındaki yedi şeritli bölüm ve altta uzun şeritli olan. Astar olarak doğal balmumunu sürmüş, yıldızların çevresi ve şeritler için kağıt ve kumaş parçalarını eritilmiş balmumuna batırıp tuvalde yerlerine yerleştirerek kolajını tamamlamış, üç paneli birleştirdikten sonra en üste tekrar balmumu sürmüş, bu defa balmumunun içine renk katmıştır.
Bu eser, 1998 yılında Metropolitan Müzesi tarafından 20 milyon dolara satın alınana kadar sanatçının koleksiyonunda kalmıştır.
Fotoğraf:www.jasper-johns.org

Jasper Johns, Gri Numaralar, 1958. Aynı sıklıkla yerleştirilmiş rakamlar elde edebilmek için kullanılan ızgara planın sol üst köşesi hariç tüm kutuları doludur. Fotoğraf:www.jasper-johns.org

Jasper Johns, Gri Numaralar, 1958.
Aynı sıklıkla yerleştirilmiş rakamlar elde edebilmek için kullanılan ızgara planın sol üst köşesi hariç tüm kutuları doludur.
Fotoğraf:www.jasper-johns.org

  • ABD’li Allan Kaprow (1927-2006), ressam, asamblaj sanatçısı, eğitmen, sanat teorisyeni, Performans Sanatı kavramının oluşumunda öncü, Happening’in gelişmesine ve teorisine katkıda bulunmuş bir sanatçıdır.
  • Rauschenberg gibi Allan Kaprow da John Cage’den çok etkilenmişti. Aynı zamanda Soyut Dışavurumcuların da hayranıydı. Neo Dadacı sanatçıların çoğu gibi Kaprow da eserlerinde sanat ile hayatı bağdaştırmanın yeni yollarını aradı. Action Painting yapan sanatçıların sanatı tuvalin dışına çıkarma, hayata yayma hedeflerini benimsedi.
  • 1958’de Kaprow “Jackson Pollock’un Mirası” başlıklı makaleyi yayınladı. Bu makalede Kaprow boya, sandalye, yiyecek, neon ışıkları, duman, su, eski çoraplar, bir köpek, filmler gibi  nesnelerden yapılan, kalıcı olmayan bir sanat talep etti. Bu metinde Kaprow Happening  (Etkinlik/Oluşum) terimini ilk defa kullandı.
  • Kaprow’un yapıtları sanat ve yaşamı kaynaştırmaya çalışır. Happening’ler aracılığıyla yaşam, sanat, sanatçı ve seyirci ayrımı bulanık hale gelir. Happening sanatçının beden hareketleriyle, kaydedilen seslerle, yazılı ve sözlü metinlerle ve hatta kokularla denemeler yapmasını mümkün kılar.
Fotoğraf: www.culturela.org

Fotoğraf: www.culturela.org

  • Kaprow’un Happening’leri, ilk olarak kısa senaryolu etkinlikler şeklinde başlamıştır. Kaprow için bir Happening,  bir oyun, bir macera ya da bir dizi etkinlikti. Kaprow Happening’lerin ortaya çıkıveren olaylar olduğunu söylüyordu. Happening’lerde belli bir yapıyı izleyen başlangıç, gelişme ve son olmadığı gibi, sanatçı ve izleyici arasında bir ayrım ya da hiyerarşi de yoktu. Sanat yapıtını belirleyen seyircinin tepkisiydi ve bu da her Happening’i tekrarlanamayan eşsiz bir deneyime dönüştürüyordu. Happening’ler sanatçı ve izleyiciler arasındaki duvarı yıkıyordu, katılımcı ve etkileşimliydi. Böylece izleyiciler yapıtları sadece “okumuyorlar”, aynı zamanda onunla etkileşime geçerek sanatın bir parçası haline geliyorlardı. İzleyiciyi sanata dahil etmek Neo Dadacı hedeflerden biriydi. İzleyicileri buz küpleriyle dolu bir odaya alıp, onların buzlara dokunarak, erimelerini sağlayıp, döngüyü tamamlamaları Kaprow’un bir etkinliği idi.
  • Kaprow’un sayıları 200’ü aşan Happening’leri zaman içinde değişime uğramıştır. En sonunda Kaprow çalışmalarını “Etkinlikler” diye adlandırdığı, gündelik hayatla uyum içindeki normal insan etkinliğinin araştırılmasına adanmış, bir ya da birkaç oyuncu için yazılmış parçalara çevirmiştir.
  • 1961 ve 1962 yıllarında Kaprow izleyicileri yaratıcı tepkiler verme yönünde harekete geçiren teknikler geliştirdi. Kaprow Happening’lerini tek kullanımlık ögelerle yaptı ve çok nadir olarak kaydetti. Sanatı, alınıp satılan bir mal olmaktan çıkartmak, deneyimlenen bir şeye dönüştürmek de Neo Dadacı bir hedefti. Bu da onları tek seferlik Etkinlikler/Oluşumlar yaptı ama bazı yapıtları daha sonraları yeniden gerçekleştirildi.
  • Happening  türünün gelişmekte olduğu 1961’de Kaprow bunları geleneksel olmayan tiyatro eserleri diye de adlandırıyordu. Kaprow Happening’lerin tavan aralarında, depolarda, bodrum katlarında sergilenmesinin seyirci ve oyun arasındaki engeli yıkarak yeni bir tiyatro kavramı geliştirdiğini belirtiyor, sanatın geleneksel sergilenme mekanlarını kullanmayarak da bir Karşı Sanat sergiliyordu.
  • Kaprow ayrıca  sanat-olmayan-sanat kavramıyla da bilinmektedir.
  • Red Grooms, Jim Dine, Robert Whitman, David Tudor ve Yves Klein o dönemin Happening sanatçılarından bazılarıdır.
  •  Happening sanatçısı olan ve adı Pop Art ile de anılan Claes Oldenburg gibi çok sayıda ünlü sanatçı Kaprow’u kendilerini etkileyen kaynaklardan birisi olarak anar. Allan Karpow sırasıyla Fluxus, Performans Sanatı ve Yerleştirme Sanatı’nı (Enstalasyon) etkilemiştir.
  •  Karpow’un Happening’leri Fluxus’u; geç 60’larda ve 70’lerde Performans Sanatını; Çağdaş Sanat’a çok büyük etkisi olan çoklu ortam (multimedia) ve günlük hayatın sanatını önemli ölçüde yönlendirmiştir.
Allan Kaprow Yard 2 adlı sanatçının vefatından sonra, 2009 yılında gerçekleştirilen bir Happening. Fotoğraf:animalnewyork.com

Allan Kaprow Yard 2 adlı sanatçının vefatından sonra, 2009 yılında gerçekleştirilen bir Happening.
Fotoğraf:animalnewyork.com