Etiket arşivi: Halka Yol Gösteren Özgürlük

Şiddet 98| Yasaklar ve Sansür Şiddeti 9 Plastik Sanatlar

  •  Plastik sanatlar, şekil verilebilen, plastik niteliğe sahip malzemelerin kullanımıyla oluşturulan sanat dallarına verilen genel addır. İki boyutlu olan resmi bu gruba dahil edenler olduğu gibi, plastik sanatların üç boyutlu özelliğinden dolayı ayrı tutanlar da vardır. Biz bu bölümde resim ve heykelden söz edeceğiz.
  • 1917 yılında Modigliani’nin Paris’teki sergisi polis tarafından kapatılmış, pencerelere yakın tablolar kaldırıldıktan sonra tekrar açılmasına izin verilmiştir.
  • Resim ve heykel yasaklamanın tarihine baktığımızda en çarpıcı örneklere İkinci Dünya Savaşı sürecinde rastlıyoruz. Naziler uygun bulmadıkları heykellerin ahşaptan yapılmış olanlarını yakmış, bronz olanlarını ise eritmişler.
  • Aynı dönemde Kandinsky, Klee, van Gogh, Chagall, Munch, Picasso’nun aralarında bulunduğu “uygunsuz” birçok ressamın eseri, kamuya açık yerlerden kaldırılmıştır. Galeri ve müzelerde sergilenen eserler tasfiye edilmiş, bu sanatçıların yapılarının bozuk olduğu öne sürülmüştü. Sebep bu eserlerin “yozluğu” ve “Alman ırkı için bir şey ifade etmemesi” idi. “Alman gençliğini ve geleceğini korumak” önemseniyordu. Ernst Kirchner’in bu yüzden 1938 yılında İsviçre’ye sürgüne gittiği ve intihar ettiği bilinir.
  • Bu süreçte uygun görülmeyen eserlerin tümü yok edilmedi, bir kısmı satılmak üzere yurtdışına çıkartıldı.
Eugéne Delacroix’nın Fransız Devrimi ile özdeşleşen Halka Yol Gösteren Özgürlük (1830) adlı göğüsleri açık kadın figürü bulunan tablosu 2006 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı kararıyla ders kitaplarından çıkartılmıştır. Fotoğraf: venturebeat.com

Eugéne Delacroix’nın Fransız Devrimi ile özdeşleşen Halka Yol Gösteren Özgürlük (1830) adlı göğüsleri açık kadın figürü bulunan tablosu 2006 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı kararıyla ders kitaplarından çıkartılmıştır.
Fotoğraf: venturebeat.com

  • 16. yüzyılda Papa II. Paulus’un emriyle Michelangelo’nun Son Yargı adlı eserindeki İsa dahil çıplak tasvir edilen 400 kişiden bir kısmına kıyafet çizilmiştir. Bu sansürü uygulayan ressam Daniele da Volterra’nın adı “pantaloncu”ya çıkmıştır.
  • 1674 yılında Floransa’daki Brancacci Şapeli’nde yer alan, Masaccio’nun Cennetten Kovulan Adem ve Havva adlı tablosuna asma yaprağı giydirilmiştir.
  • Osman Hamdi Bey’in 1901 tarihinde yaptığı Yaradılış adlı eserin sergilenmesi mümkün olmamış, resmin orijinalini sadece birkaç kişi görebilmiştir. En son, 2001 yılında el konulan Demirbank’ın koleksiyonunda görülen yapıtın şimdi nerede olduğu bilinmiyor.
  • Kars Belediye Meclisi’nin Mehmet Aksoy’a yaptırdığı İnsanlık Anıtı, şehri ziyaret eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından beğenilmeyince 2011 yılında heykel kesilerek kaldırılmıştır. Sanatçı, açtığı tazminat davasını kazanmıştır.
  • Ülkemizde ahlaksız, müstehcen bulunan heykeller çoktur. Heykele tüküren büyüklerimiz de vardır.
  • 2008 yılında Londra metro istasyonuna asılan Lucas Cranach imzalı, 1532 tarihli Venüs tablosunun afişi müstehcen bulunarak kaldırılmıştır.
  • 2008 yılında Roma’da Tiepolo’nun tablosundaki kadının çıplak göğsü örtülmüştür.
  • 2007 yılında Gaziantep’te ressam Ayşegül Yarar’ın açtığı sergide nü’lerin üzeri turkuvaz tülbentlerle kapatılmıştır. Galeri yöneticileri “nü’lerin Gaziantep halkına ağır geleceği”ni öne sürmüşlerdir.
  • 2008 yılında Mersin’de üniversitenin Resim Bölümü’nde sergilenen nü resimler bıçaklanmıştır.

 

Çağdaş Sanata Varış 261|Bir Sanat Biçimi Olarak Deformasyon

  • 20. yüzyıl sanatının tarihten gelen tarzının çağdaş türevlerini üretmek, geleneksel eserlere çeşitli soyutlamalarla gönderme yapmak Çağdaş Sanat’ın uyguladığı yöntemlerden biridir.
  • Kanon, ölçüm için bir standarttır. Kanon, bir konunun en iyi örneğini ifade eder. Michelangelo, İtalyan sanatında kanonik bir figür; Picasso, 20. yüzyılın kanonik sanatçısı; Mona Lisa tablosu, kanonik bir portredir.
  • Cinsiyet sorgulaması yapmak gibi, geleneksel sanatın ikonuna saldırmak da Dadaist ilkelerle başlar.

Single Ladies, Mehmet Turgut, Contemporary İstanbul 2013. Mehmet Turgut, Rönesans’ın büyük ustası Leonardo da Vinci’nin kadın portrelerine odaklanan, dört fotoğraftan oluşan Single Ladies adlı serisiyle 8. Contemporary İstanbul’da yer almıştı. Sanatçının Leonardo da Vinci’nin Erminli Kadın (1485-1490) adlı tablosunu yorumladığı fotoğraf. Mehmet Turgut’un bu seri ile geçmiş ve bugün arasındaki sürekliliği sorguladığı yazılmıştı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu; www.lairweb.org.nz

Single Ladies, Mehmet Turgut, Contemporary İstanbul 2013.
Mehmet Turgut, Rönesans’ın büyük ustası Leonardo da Vinci’nin kadın portrelerine odaklanan, dört fotoğraftan oluşan Single Ladies adlı serisiyle 8. Contemporary İstanbul’da yer almıştı.
Sanatçının Leonardo da Vinci’nin Erminli Kadın (1485-1490) adlı tablosunu yorumladığı fotoğraf.
Mehmet Turgut’un bu seri ile geçmiş ve bugün arasındaki sürekliliği sorguladığı yazılmıştı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu; www.lairweb.org.nz

Hiding in the City, Paris, No.09, Liu Bolin, 2006. Liu Bolin, tüm dünyada Fransız Devrimi’nin simgesi kabul edilen ve Fransız resim sanatının başyapıtlarından biri sayılan Eugene Delacroix’nın (1798-1863) Halka Yol Gösteren Özgürlük (1830) adlı tablosunda kendisini “yok ediyor”. ArtInternational 2015’te Çinli sanatçı Liu Bolin (1973-), 2005 yılında başladığı ünlü serisi Şehirde Saklanmak (Hiding in the City) dolayısıyla Görünmez Adam olarak da anılıyor. Liu bu seriyi, Asya’daki en büyük sanatçı topluluğunun yaşadığı köy için yıkım kararı alınması ve devletin sanatçıyı korumaması üzerine bir protesto olarak başlatmıştır. Bedenini farklı arka planlara, kendini fonla aynı desene boyayarak, kamufle ederek resmederek, sanatçının toplum içindeki statüsünü sorgulamış, Çinli sanatçının görünmezliğini vurgulamış, kendini yok ederek, yaptığı performanslarda sorunları görünür kılmıştır. Fotoğraf:notionofthethought.wordpress.com

Hiding in the City, Paris, No.09, Liu Bolin, 2006.
Liu Bolin, tüm dünyada Fransız Devrimi’nin simgesi kabul edilen ve Fransız resim sanatının başyapıtlarından biri sayılan Eugene Delacroix’nın (1798-1863) Halka Yol Gösteren Özgürlük (1830) adlı tablosunda kendisini “yok ediyor”.
ArtInternational 2015’te Çinli sanatçı Liu Bolin (1973-), 2005 yılında başladığı ünlü serisi Şehirde Saklanmak (Hiding in the City) dolayısıyla Görünmez Adam olarak da anılıyor. Liu bu seriyi, Asya’daki en büyük sanatçı topluluğunun yaşadığı köy için yıkım kararı alınması ve devletin sanatçıyı korumaması üzerine bir protesto olarak başlatmıştır. Bedenini farklı arka planlara, kendini fonla aynı desene boyayarak, kamufle ederek resmederek, sanatçının toplum içindeki statüsünü sorgulamış, Çinli sanatçının görünmezliğini vurgulamış, kendini yok ederek, yaptığı performanslarda sorunları görünür kılmıştır.
Fotoğraf:notionofthethought.wordpress.com

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Dayanıklılık, Rero, 2014. Contemporary İstanbul 2015’te eserleri sergilenen Fransız sokak sanatçı Rero’nun (1983-) eserleri, yüzlerinin yerine sloganlar yazılmış  plastik büstleri. Orijinali, Louvre Müzesi’nde sergilenen XIV. Louis dönemi (1643-1715) heykeltıraşlarından Antoine Coysevox’un (1640-1720) eseri, Antoine Coypel büstü. Rero, klasik heykelleri deforme edip, üzerlerine mesaj yerleştiriyor. Bu eserlerden soldakinin üzerinde Time Out (zamanı geçmiş), ortadakinin üzerinde Over Write (önceden yazılmış olanı geçersiz kılma), sağdakinin üzerinde ise Locked (kilitli) yazısı yer alıyor. Sanatçı, bu eylemle, imajı iptal ettiğini ifade ediyor. Bu yazılar da üzerleri çizilerek bir anlamda iptal edilmişler. Rero, eserlerinin üzerindeki yazılarda Verdana font’unu kullanmayı tercih ediyor. Sanatçı, Graffiti kültüründen etkilendiğini, etiketlemeyi ve minimalist sloganları sevdiğini söylüyor. Sloganlarını kitapların, porselenlerin, bayrakların üzerine de yazıyor. Yaptıkları, çağdaş ikonaklazm olarak değerlendiriliyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Dayanıklılık, Rero, 2014.
Contemporary İstanbul 2015’te eserleri sergilenen Fransız sokak sanatçı Rero’nun (1983-) eserleri, yüzlerinin yerine sloganlar yazılmış plastik büstleri. Orijinali, Louvre Müzesi’nde sergilenen XIV. Louis dönemi (1643-1715) heykeltıraşlarından Antoine Coysevox’un (1640-1720) eseri, Antoine Coypel büstü. Rero, klasik heykelleri deforme edip, üzerlerine mesaj yerleştiriyor. Bu eserlerden soldakinin üzerinde Time Out (zamanı geçmiş), ortadakinin üzerinde Over Write (önceden yazılmış olanı geçersiz kılma), sağdakinin üzerinde ise Locked (kilitli) yazısı yer alıyor. Sanatçı, bu eylemle, imajı iptal ettiğini ifade ediyor. Bu yazılar da üzerleri çizilerek bir anlamda iptal edilmişler. Rero, eserlerinin üzerindeki yazılarda Verdana font’unu kullanmayı tercih ediyor. Sanatçı, Graffiti kültüründen etkilendiğini, etiketlemeyi ve minimalist sloganları sevdiğini söylüyor. Sloganlarını kitapların, porselenlerin, bayrakların üzerine de yazıyor. Yaptıkları, çağdaş ikonaklazm olarak değerlendiriliyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yaraya Tuz serisinden, Jake & Dinos Chapman, 2003. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, Şubat 2017.

Yaraya Tuz serisinden, Jake & Dinos Chapman, 2003.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, Şubat 2017.

Retrosboktif serisinden, Jake & Dinos Chapman, 2009. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, Şubat 2017.

Retrosboktif serisinden, Jake & Dinos Chapman, 2009.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, Şubat 2017.

  • İngiliz görsel sanatçı kardeşler Jake (1966-) ve Dinos (1962-) Chapman, içeriği anlamdan boşaltarak “tekrar”ı bir taktik olarak kullanıp “kültürel değeri sıfır olan” işler üretmek istiyorlar. İspanyol sanatçı Francisco Goya’nın Yarımada Savaşı’nın (1807-1814) dehşetini anlattığı Savaşın Felaketleri başlıklı gravür serisinden edindikleri ve sonrasında boyayarak doğrudan müdahalede ettikleri baskılara Yaraya Tuz serisi adını veriyorlar. Bunların bazılarının mukavva maketlerini de üretiyorlar. Goya’nın gravürlerine yaptıkları müdahale bazı çevreler tarafından kültürel vandalizm olarak niteleniyor. Chapmanlar ise bu teşebbüsü Goya’nın işine yardım etmek olarak niteliyor; bu müdahaleleriyle Goya’nın işlerindeki içkin kötümserliğin ve olumsuzluğun altını çizdiklerini öne sürüyorlar. Chapmanlar’ın 19. yüzyıl İngiliz portreleri üzerine yağlıboya müdahalelerinden oluşan Gün Gelecek Sen De Sevilmeyeceksin adlı serileri de Arter’de sergilendi.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 5 | Romantizm 2

  • Rönesans ve Manyerizm’in son evresinin Barok’a yol vermesi, Neo-Klasisizm’in Barok’a tepki olarak doğması gibi, romantik ressamların çoğu önceleri Neo-Klasik akımın takipçileri idi.
  • Romantik resimde insan ve doğa farklı kavrandı.
  • Akımın ressamları manzara resimlerine melankoli ve düşlerini de kattılar. Peyzaj için nimfalar, satirler, mitolojik kişiler kullanma gereği kalmadı.
  • İngiliz ressamlar Constable, Turner, Crome, Bonington ile Géricault romantizmin öncüleri olarak kabul edilirler.
  • Neo-Klasik ressamlar Ingres ve Akademi tarafından üç kez reddedilen David’in talebeleri romantik akımın ilk ressamları oldular. David’in kendisi de ülkesinin ilk romantik kuşağında yer aldı: tablonun konusuna bağlı olarak, bazı tabloları Neo-Klasik, bazı tabloları Romantik tarzdadır.
Louvre Müzesi’nde sergilenmekte olan, romantik resmin doruk yapıtlarından biri olarak kabul edilen, Théodore Géricault’nun en ünlü tablosu Medusa’nın Salı. Tablo, bir Fransız gemisinin kayalara bindirerek batışı sonucunda bitkin düşmüş ve deliliğin sınırlarına varmış kazazedelerin ufukta bir yelkenli gördükleri duygusal anı yansıtmaktadır. Yapıtlarındaki piramit biçimli hareket, ters ışık uygulamaları, dehşet ve çılgınlık sahneleri, ayrıntıların gerçekçiliğine rağmen onu Romantizm’in temsilcilerinden biri yapmıştır. Medusa’nın Salı, yıkım, acı ve yoksunlukla biçimsizleşmiş vücutlar ve yüz ifadeleri, kalın ve yoğun boya tabakalarındaki yalın ve gerçekçi tekniği ile Goya’ya yaklaşır.

Louvre Müzesi’nde sergilenmekte olan, romantik resmin doruk yapıtlarından biri olarak kabul edilen, Théodore Géricault’nun en ünlü tablosu Medusa’nın Salı.
Tablo, bir Fransız gemisinin kayalara bindirerek batışı sonucunda bitkin düşmüş ve deliliğin sınırlarına varmış kazazedelerin ufukta bir yelkenli gördükleri duygusal anı yansıtmaktadır.
Yapıtlarındaki piramit biçimli hareket, ters ışık uygulamaları, dehşet ve çılgınlık sahneleri, ayrıntıların gerçekçiliğine rağmen onu Romantizm’in temsilcilerinden biri yapmıştır.
Medusa’nın Salı, yıkım, acı ve yoksunlukla biçimsizleşmiş vücutlar ve yüz ifadeleri, kalın ve yoğun boya tabakalarındaki yalın ve gerçekçi tekniği ile Goya’ya yaklaşır.

  • Restorasyon’la birlikte (Bourbon Restorasyonu 1814/1815-1830), romantizmin büyük dönemi gelişmeye başladı. Eskilerle yeniler, klasiklerle romantiklerin, Ingres gibi klasisizm yandaşları ile Delacroix gibi romantizm savunucularının birarada bulunduğu bir dönemdir bu. Bourbonların yönetimi tekrar ele geçirmeleri belli bir klasizmi yüreklendirmişse de, romantizmin yandaşlarının çoğalmasına engel olamamıştır.
Eugéne Delacroix’nın Avrupa’nın en önemli diplomatlarından, Fransız Dış İşleri Bakanı Talleyrand’ın evlilik dışı oğlu olduğu söylenir. Sakız Adası Kırımları adlı tablosunda 1822 yılında kılıçtan geçirilen Yunanlıların trajik öyküsünü dile getirir. Bu yapıt, yalnızca bir siyasal tavır alış değil, aynı zamanda gerçek bir romantizm bildirisi ve o yıl asiler arasında can veren Byron’a bir sungudur.

Eugéne Delacroix’nın Avrupa’nın en önemli diplomatlarından, Fransız Dış İşleri Bakanı Talleyrand’ın evlilik dışı oğlu olduğu söylenir.
Sakız Adası Kırımları adlı tablosunda 1822 yılında kılıçtan geçirilen Yunanlıların trajik öyküsünü dile getirir. Bu yapıt, yalnızca bir siyasal tavır alış değil, aynı zamanda gerçek bir romantizm bildirisi ve o yıl asiler arasında can veren Byron’a bir sungudur.

Halka Yol Gösteren Özgürlük, Fransız resim sanatının başyapıtlarından biri olarak kabul edilir.  1830 senesinde Kral  X. Charles’in devrilişine yol açan üç günlük halk ayaklanmasının anısına yapılmıştır. Tüm dünyada Fransız Devrimi’nin simgesi kabul edilmektedir.  Resimde, özgürlüğü simgeleyen bir kadın, bir elinde Fransız bayrağı, diğer elinde ise bir tüfek taşıyarak yürümekte, peşinden gelen devrimci insanlara barikatları aşmada öncülük etmektedir. Elbisesi yırtıktır, göğsü ve ayakları çıplaktır, başında özgürlük simgesi olan Frigya başlığı vardır. Bir yanında yoksulları temsil eden, her iki elinde de birer tabanca taşıyan bir çocuk, öbür yanında burjuvaları temsil eden, eli tüfekli, başında silindir şapka olan bir adam vardır. Çatışma içindeki bir şehirde, yerdeki yaralıların ve ölülerin arasından geçmektedirler. Bu tablo, modern resim sanatının ilk politik çalışması olarak kabul edilmektedir. Louvre Müzesi’nde sergilenmektedir. Resimdeki eli tabancalı çocuk figüründe Victor Hugo’nun Sefiller romanındaki Gavroche karakterinden esinlenildiği düşünülmektedir. Silindir şapkalı adamın kim olduğu konusu tartışmalıdır. Bazıları ressamın kendisini çizmiş olduğunu söylemektedir, bazı iddialara göre ise bu figürü çizerken ressam tiyatro yönetmeni Etienne Arago’yu model almıştır. Delacroix, bu resmi 1830 yılının sonbaharında yapmıştır. İlk olarak Mayıs 1831’de sergilenmiştir. Eleşirmenler, resimde özgürlüğün kıllı, yarı-çıplak ve pis bir kadın olarak simgelenmesini eleştirmişlerdir. Fransız hükümeti tarafından 3000 frank ödenerek satın alınmıştır. Krala kendisini tahta getiren Temmuz Devrimi’ni ve devrimi yaratan halkı hatırlatacak bir eser olarak Lüksemburg Sarayı’nda sergilenmesi uygun görülmüştür. Ancak kışkırtıcı nitelikte bir politik mesaj taşımakta olan bu tablo, sadece birkaç ay Saray Müzesi’nde kalabilmiş, başlangıçta eseri çok seven Kral Louis Philippe, siyasi geleceğinden endişe etmeye başlayınca bu tablodan rahatsız olup onu sarayından atmak istemiştir. Ressamın tabloyu geri almasına ve teyzesine göndermesine izin verilmiştir. 1848 devrimi sonucunda Kral Louis Philippe devrilip III. Napolyon başkan seçildiğinde, Halka Yol Gösteren Özgürlük yeniden sergilenebilmiştir. 1848 ve 1855’te kısa süreli olarak sanat sergilerinde yer alan eser, 1874’ten itibaren Louvre’da sergilenmeye başlanmıştır. 1990lar’ın başında bu resim, Fransa’da 100 franklık paraların üzerine işlenmiştir. New York’taki Özgürlük Anıtı, Delacroix’in tablosundaki kadın örnek alınarak yapılmış, Fransa tarafından Amerika’ya hediye edilmiştir. Ancak, Amerikalı yetkililer kadının yarı-çıplak vaziyette olmasını uygun bulmadıklarından, heykelde değişiklik yaparak kadının açıkta kalan göğsünü kapatmışlardır.

Halka Yol Gösteren Özgürlük, Fransız resim sanatının başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. 1830 senesinde Kral X. Charles’in devrilişine yol açan üç günlük halk ayaklanmasının anısına yapılmıştır. Tüm dünyada Fransız Devrimi’nin simgesi kabul edilmektedir.
Resimde, özgürlüğü simgeleyen bir kadın, bir elinde Fransız bayrağı, diğer elinde ise bir tüfek taşıyarak yürümekte, peşinden gelen devrimci insanlara barikatları aşmada öncülük etmektedir. Elbisesi yırtıktır, göğsü ve ayakları çıplaktır, başında özgürlük simgesi olan Frigya başlığı vardır. Bir yanında yoksulları temsil eden, her iki elinde de birer tabanca taşıyan bir çocuk, öbür yanında burjuvaları temsil eden, eli tüfekli, başında silindir şapka olan bir adam vardır. Çatışma içindeki bir şehirde, yerdeki yaralıların ve ölülerin arasından geçmektedirler. Bu tablo, modern resim sanatının ilk politik çalışması olarak kabul edilmektedir. Louvre Müzesi’nde sergilenmektedir.
Resimdeki eli tabancalı çocuk figüründe Victor Hugo’nun Sefiller romanındaki Gavroche karakterinden esinlenildiği düşünülmektedir. Silindir şapkalı adamın kim olduğu konusu tartışmalıdır. Bazıları ressamın kendisini çizmiş olduğunu söylemektedir, bazı iddialara göre ise bu figürü çizerken ressam tiyatro yönetmeni Etienne Arago’yu model almıştır.
Delacroix, bu resmi 1830 yılının sonbaharında yapmıştır. İlk olarak Mayıs 1831’de sergilenmiştir. Eleşirmenler, resimde özgürlüğün kıllı, yarı-çıplak ve pis bir kadın olarak simgelenmesini eleştirmişlerdir. Fransız hükümeti tarafından 3000 frank ödenerek satın alınmıştır. Krala kendisini tahta getiren Temmuz Devrimi’ni ve devrimi yaratan halkı hatırlatacak bir eser olarak Lüksemburg Sarayı’nda sergilenmesi uygun görülmüştür. Ancak kışkırtıcı nitelikte bir politik mesaj taşımakta olan bu tablo, sadece birkaç ay Saray Müzesi’nde kalabilmiş, başlangıçta eseri çok seven Kral Louis Philippe, siyasi geleceğinden endişe etmeye başlayınca bu tablodan rahatsız olup onu sarayından atmak istemiştir. Ressamın tabloyu geri almasına ve teyzesine göndermesine izin verilmiştir. 1848 devrimi sonucunda Kral Louis Philippe devrilip III. Napolyon başkan seçildiğinde, Halka Yol Gösteren Özgürlük yeniden sergilenebilmiştir. 1848 ve 1855’te kısa süreli olarak sanat sergilerinde yer alan eser, 1874’ten itibaren Louvre’da sergilenmeye başlanmıştır. 1990lar’ın başında bu resim, Fransa’da 100 franklık paraların üzerine işlenmiştir.
New York’taki Özgürlük Anıtı, Delacroix’in tablosundaki kadın örnek alınarak yapılmış, Fransa tarafından Amerika’ya hediye edilmiştir. Ancak, Amerikalı yetkililer kadının yarı-çıplak vaziyette olmasını uygun bulmadıklarından, heykelde değişiklik yaparak kadının açıkta kalan göğsünü kapatmışlardır.

Halkın yoksulluğuna, yönetici sınıfların adaletsizliğine ve zulmüne tanık olan Honoré Daumier, gerçekçi romantizmi ile yeteneklerini ezilenlerin hizmetine sunup öfkesini dile getirir. Mevcut iktidara karşı, adalet örgütüne karşı, keyfi baskılara karşı yaptığı siyasi karikatürleri, taş baskıları ya da resimleri bütün romantik kavramları kapsar. Özgür ifade tarzı, coşkun üslubu ve dinamizmi de romantiktir. Armut biçiminde, Gargantua adını verdiği, 1831 tarihli taş baskısında kralı, Louis Philippe’i çizdi. Bunun sonucu olarak altı ay hapse mahkum oldu. Mevcut iktidarı destekleyenlere, yani burjuvalara karşı tavır aldı.  Jürilerin sürekli düşmanlığı karşısında öcünü taş baskılarla aldı. Hapishaneden çıkınca parlamenterlerin bir dizi renkli pişmiş toprak büstlerini yaptı. Bu çalışmalar 1930’larda bronza döküldü.

Halkın yoksulluğuna, yönetici sınıfların adaletsizliğine ve zulmüne tanık olan Honoré Daumier, gerçekçi romantizmi ile yeteneklerini ezilenlerin hizmetine sunup öfkesini dile getirir. Mevcut iktidara karşı, adalet örgütüne karşı, keyfi baskılara karşı yaptığı siyasi karikatürleri, taş baskıları ya da resimleri bütün romantik kavramları kapsar. Özgür ifade tarzı, coşkun üslubu ve dinamizmi de romantiktir.
Armut biçiminde, Gargantua adını verdiği, 1831 tarihli taş baskısında kralı, Louis Philippe’i çizdi. Bunun sonucu olarak altı ay hapse mahkum oldu. Mevcut iktidarı destekleyenlere, yani burjuvalara karşı tavır aldı. Jürilerin sürekli düşmanlığı karşısında öcünü taş baskılarla aldı. Hapishaneden çıkınca parlamenterlerin bir dizi renkli pişmiş toprak büstlerini yaptı. Bu çalışmalar 1930’larda bronza döküldü.

 

Fransız – İspanyol Savaşı’na katılan Francisco Goya (1746-1828), toplumsal çalkantıların çözümleyicisi, savaşların iğrençliklerinin yansıtıcısı olarak yaptığı tablolardan biri olan Üç Mayıs adlı eserinde ve diğer eserlerinde aşırı kişiselleştirme, portrelerindeki dışavurumculuk, kösnül bakış açısı, düşsel koreografiye dönüşen toplumsal çözümleme, savaşın suçlanması ile Goya’nın yapıtları tümüyle romantizmden kaynaklanır. Resim tekniği bilinçaltına inmeyi amaçlar. Çizgiler giderek ortadan kalkar, yüzler buruşuk maskelere, karikatüre, ölüye dönüşür. Goya, düşsel dışavurumculuğun sanatçısıdır.

Fransız – İspanyol Savaşı’na katılan Francisco Goya (1746-1828), toplumsal çalkantıların çözümleyicisi, savaşların iğrençliklerinin yansıtıcısı olarak yaptığı tablolardan biri olan Üç Mayıs adlı eserinde ve diğer eserlerinde aşırı kişiselleştirme, portrelerindeki dışavurumculuk, kösnül bakış açısı, düşsel koreografiye dönüşen toplumsal çözümleme, savaşın suçlanması ile Goya’nın yapıtları tümüyle romantizmden kaynaklanır. Resim tekniği bilinçaltına inmeyi amaçlar. Çizgiler giderek ortadan kalkar, yüzler buruşuk maskelere, karikatüre, ölüye dönüşür. Goya, düşsel dışavurumculuğun sanatçısıdır.