Etiket arşivi: Güzellik

Çağdaş Sanata Varış 73 | Soyut Sanat 1

  • Soyut sanatın ortaya çıkışı 100 yıldan daha eskiye dayanır.
  • Soyut bir resim, bir şeyi, bir fikri, düşünceyi, felsefeyi veya estetik deneyimi temsil edebilir ve bildiğimiz bir şeye benzemesi gerekmez.
  •  Soyut, dünyaya ilişkin görsel deneyimimizi andırmayan eserlerdir. Daha esnek bir tanımda ise soyut resmin belirli formları belirli bir düzeyde benzerlik taşıyabilir. Doğa ve objeler soyutlanarak temsil edilebilir. Bu tür yorumlar soyut olarak kabul edilebilir, ama soyutlama olarak nitelendirmek daha doğru olur.
  • Mimetik olmayan biçimler geliştirilerek mimesisin sanat olarak algılanması sorgulanmıştır.
  • Sanat temsil eder, bir şeyi simgeler ama o şeye doğalcı veya mimetik düzeyde benzemesi gerekmez.
  • Soyut sanat konu sunmaz, bakan kişiyi yönlendirmez.
  • Figüratif değildir. Bir kişiyi, sahneyi veya gerçek bir nesneyi temsil etmez.
  • Soyut sanat, biçimler ve renklerin temsili olmayan, öznel kullanımı ile yapılan sanattır.
  • Soyut sanat yapan sanatçılar çevreden kopup, doğrudan doğruya kendi iç enerjileri ile diğer enerjiler arasında bağ kurmaya çalışırlar.
  • Soyut sanat şahsi değildir, evrenseldir.
  • Soyut sanat anlamak için değil, hissetmek içindir.
  • Sinestezik (herhangi bir duyunun uyarımının otomatik olarak başka bir duyu algısını da tetiklemesi) düşünenler harfleri ve sözcükleri görselleştirerek görür; bazıları müziği aynı şekilde görür. Bazı kişiler nesnelerin yapısı, düzenlenişi ve yan yana duruşlarının iyice farkındadır; buna karşılık kimileri esas olarak ışığı, dengeyi ve renklerin karşılıklı etkileşimini görür.
  • Sözcükler gerçek dünya referansları olmadan işlev göremezler ama müzik notaları, renkler ve soyut biçimler, eserin ötesindeki dünyada var olmayan şeyleri temsil edebilir. Bu durumda eser, yeni olanakların, yeni ruh hallerinin, düşüncenin ve duygunun yeni alanlarının bir bağlaşığı haline gelir. Soyut Sanat gibi müzik de birtakım şeylerin oldukları haliyle çağrışımlarını yapabildiği gibi, olmaları gereken ya da ideal bir dünyada olabilecek şeyleri de akla getirebilir. Soyut biçimler hiç gerçekleşmemiş olayları, henüz düşünülmemiş düşünceleri ve hissedilmemiş duyguları uyandırabilir. Onlar daha önce hiç bir araya gelmemiş birtakım şeyleri yeni bir şekilde buluşturabilirler. Organik şekillerin olmadığı bir dünyayı, sınırsız şekillerin ve renklerin dünyasını akla getirebilir.
  • Konstrüktivizm ve De Stijl soyutlamayı heykel ve mimariye de taşıyan akımlardır.
  • Soyut sanatı savunanlar, onun en büyük özgürlüğün sanatı olduğunu söylerler.
  • Oranların estetiğini çağrıştıracak bir geometrik uyum kavramı geliştirmiş tek modern sanat ekolü soyut sanattır.
  • Soyut sanat gerek doğaya, gerekse de gündelik hayata köle olmaya başkaldırarak bizlere saf biçimler sunar.
  • Oranların estetiğine Yeni Pitagorasçı bir dönüştür.
  • Soyut eserler genellikle sokaktaki insanların Güzellik anlayışına aykırı eserlerdir.
  • Soyut sanatın rolü, doğanın gizemlerini farklı bir yönden görme deneyimleme yollarını sunmaktır.
  • Fütürizm (1909-1939), Orfizm (1912), Neo Plastisizm/De Stijl (1912-1917), Süprematizm (1913-1920), Konstrüktivizm (1916), Geometrik Soyutlama adını alıyor. Bu dönemin ressam ve heykeltraşlarının geometrik ve çok bilimsel, matematiksel yaklaşımları oldu. İyi renk armonileri; hangi karenin hangi kareyle dengelenmesi gerektiği; ışığın renklerden yansıyışı, hangisiyle ters düştüğü, birbirlerini nasıl etkiledikleri gibi, karşıdakine hiçbir şey iletmeyen, kendisinden başka hiçbir şeyin simgesi olmayan, çok bilimsel, mantıklı soyutlamalar yapıldı.
  • Amerikan Formalizmi’nden önce Avrupa’da Geometrik Soyutlama vardı.
  • İslam sanatı, hat, kaligrafi dekoratif sanatlara girer. Soyut sanat ise güzel sanatlar kategorisine girer.
  • Çağdaş Sanata Varış dosyamızın 37. sayısına Kandinski ve Soyut Ekspresyonizm için bakabilirsiniz.
Soyuta doğru değişim sürecinde karşımıza ilk çıkan sanatçılardan biri Kandinski’dir (1866-1944). Yaptığı resimler soyut sanatın en önemli örneklerindendir. Slamxhype.com

Soyuta doğru değişim sürecinde karşımıza ilk çıkan sanatçılardan biri Kandinski’dir (1866-1944). Yaptığı resimler soyut sanatın en önemli örneklerindendir.
Slamxhype.com

  • 1930’larda Konstrüktivistlerden  Süprematistlere kadar tüm çağdaş akımların temsilcilerinin bir kısmı Nazi Almanya’sından kaçıp Paris’e geldiler, çalışmalarını burada sürdürdüler, Soyut Yaratım (Abstraction-Création) adlı bir de dergi çıkardılar. Soyut sanatı destekleyen sergiler açtılar. Sürrealizm’in etkisine karşı idiler. Doesburg, Auguste Herbin, Jean Hélion, Georges Vantongerloo grubun kurucusu oldular. Grup adına bir manifesto açıklanmadı. Kupka, Mondrian, Arp, Gabo, Schwitters ve Kandinski de grubun üyesiydi. 1932-1936 arasında beş tane yıllık yayınlandı, 1968’de bu yıllıklar tekrar basıldı.
  • 1930’larda SSCB’de ise Sosyalist Gerçekçilik, Devrim’e hizmet etmeye çalışıyordu. Sanat toplum içindir  anlayışı geçerliydi. Resim ve edebiyatta devrim, devrimci kahramanlar, işçi sınıfı, sanayi ana konuları oluşturuyordu. Maksim Gorki’nin romanları bu akımın güzel örnekleridir.
Abstraction-Création grubunun kurucularından Fransız ressam Auguste Herbin’in (1882-1960), 1931 tarihli bir tablosu. Fotoğraf: midcenturia.com

Abstraction-Création grubunun kurucularından Fransız ressam Auguste Herbin’in (1882-1960), 1931 tarihli bir tablosu.
Fotoğraf: midcenturia.com

Güzel 1

Bu yazı, Umberto Eco’nun düzenlediği, Doğan Kitap’tan çıkmış olan Güzelliğin Tarihi adlı kitabın dört bölümde sunacağımız küçük bir özetidir.

Fotoğraf olarak, Göztepe 60. Yıl Parkı’nın bu yılki lalelerinin güzelliğini paylaşıyoruz.

 

  • Güzellik fikri, mutlak ya da değişmez değildir. Zamana ve mekana göre değiştiği gibi, aynı dönemde, hatta aynı ülkede bile farklı estetik idealler görülebilir.
  • Güzel, duyuları biçimiyle okşayan bir şeydir.
  • İlahiler ahenkle, şiirler sihirle, heykeller simetriyle, güzel konuşma doğru ritmiyle Güzelliği ifade eder.
  • Zen Budizm’e göre Güzellik salt kusursuzluk ve yetkinlik değildir. Güzeli kusurluda hatta çirkinde bulmak amaçlanır.
  • Kitabı Mukaddes’te Neşideler Neşidesi’nde, Orta Çağ’da Carmina Burana’larda (öğrenci şarkılarında) kadın güzelliğine dair tasvirler yer alır.
  • Antik Yunan, biçimsel güzellik ile ruhsal iyiliğin ahenk oluşturduğu bir güzellik ifadesini aramıştır. Yunan başyapıtlarının özelliği hem duruşta hem de ifadede soylu bir sadelik ve sakin bir yücelik taşımasıdır. Yunan geleneği, Güzelliğin aynı zamanda renk olduğunu belirtir.
  • Pisagor (MÖ 570-495), her şeyin başlangıcının sayı olduğunu ilk iddia eden ilk kişiydi. Pisagor’la birlikte evrene estetik-matematik bakış doğdu. Tek sayı, doğru ve kare iyiyi ve güzeli temsil eder. Pisagorçu tahlil, simetri ihtiyacını dile getirir.
  • Sokrat (ö. MÖ 399), İdeal Güzellik, Ruhsal Güzellik ve İşlevsel Güzellik olarak en azından üç estetik kategori belirlemiştir.
  • Platon (MÖ 427-347), uyum ve oran olarak Güzellik ile görkem olarak Güzellik diye iki güzellik kavramı oluşturmuştur.
  • Delfi Tapınağı’nın duvarlarına “En güzel, en adil olandır” deyişi kazınmıştır.

  • Güzel, Apollon’un korumasına terk edilmiş bir fikirdir. Apolloncu Güzellik, uyumlu ve görünebilirdir. Nietzsche’ye göre, düzen ve ölçü olarak anlaşılan dingin ahenk, Apolloncu Güzellik’tir. Yunan sanatçıları, şu ya da bu tanrının adını verdikleri görüntülerde mükemmel insan Güzelliğini betimlemek istemilerdi.
  • Belirgin biçimlerde betimlenmeyen, huzursuzluk uyandıran Dionisosçu Güzellik, sağduyudan uzak, çoğu kez delilik ve çılgınlıkla tanımlanan, hem neşeli, hem de tehlikeli bir güzelliktir.
  • Vitruvius (ö. MS 15), doğru vücut oranlarını şöyle ifade eder: yüz, toplam boyun 1/10’u, kafa 1/8’i, göğüs uzunluğu ¼’ü olmalıdır. Yunan oran yasası, Mısırlıların yasasından farklıydı. Mısırlılar, sabit ölçüler öneren eşit boyda karelerden yararlanıyordu: insan figürü 18 birim ise, ayağın büyüklüğünün 3 birim olması gerekiyordu.
  • Üçüncü yüzyılda Plotinos, basit renge güzelliğini maddesiz bir ışık olan akıl ve düşünce verir, demiştir. Plotinos, bilgelik ve iç güzelliğini her tür güzelliğin üstüne koymuştur.
  • Augustinusçu düşünce (354-430), kaynağını Kitabı Mukaddes’ten alan, Tanrı’nın her şeyi bir düzen ve ölçü çerçevesinde yarattığını ileri sürer.
  • Daha sonra oranların görüntünün gereklerine uyarlanması dönemine gelindi. Orta Çağ’da (375-1453) sanatçı, oranlar matematiğinden yararlanmamıştır. Ortaçağ felsefesinin ortak kanısı, güzelliğin karşıtların zıtlığından da doğduğu şeklindedir. Çünkü İlahi İrade’nin buyruğuyla biçimlenmiş her şey iyidir, güzeldir, doğrudur. Düzenin içindeki kötü de iyi ve Güzel olur. Bütün erdemler,  karşıt erdemsizlikler sayesinde yücelir. Ortaçağ insanı, dünya güzelliklerinin geçici olduğunu düşünür. Antik Çağ ve Orta Çağ toplumlarında zenginler için mor ve altın rengi ile mücevherler, parlak, işlemeli kumaşlar Güzel iken; yoksulların içgüdüsel Güzellik kavramı doğanın sunduğu renk çeşitliliğine bağlıdır. Canavarların Güzelliğe nasıl katkı sağladığını göstermek, Orta Çağ mistiklerinin, teologlarının ve filozoflarının göreviydi. Canavarların da İlahi İrade’den doğdukları, doğaya değil, bizim alıştığımız doğaya aykırı oldukları ileri sürülür, düzenin kendisinin Güzel olduğu öne sürülürdü.
  • Skolastik hareketin bütünü (800-1500), çevrelerine ışık saçan maddeler, görkemli güzellikler dağıtan Arap felsefesi ve şiirinden etkilenmiştir.
  • Aquinolu Thomas (1225-1274), güzelliğin var olabilmesi için, doğru oran dışında parlak renkli, ışıklı olması ve bütünlük taşıması gerektiğini ileri sürdü. Ahlaki Güzellik, amaca uygunluk ve karşılıklı işbirliğini de aynı bağlamda düşündü. Bu görüşe göre, işlevini doğru bir biçimde yerine getiremeyen bir nesne, değerli bir malzemeden yapılmış olsa bile, çirkin olarak değerlendirilir. Elektriğin bulunmasına kadar geçen bütün dönemlerin eserlerinin ortak özelliği ışık dolu olmalarıdır. Birçok kültürde Tanrı da ışıkla özdeşleştirilmiştir. Işık, tüm görünür yaratıkların Güzelliği ve düzenidir.