Etiket arşivi: Grafiti

Çağdaş Sanata Varış 291|Sokak Sanatı 2

Stop Me Before I Paint Again, Banksy, 2004. Global Karaköy 2016 sergisinden. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Stop Me Before I Paint Again, Banksy, 2004.
Global Karaköy 2016 sergisinden.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Grafiti dışlanmış biri için Vandalizm; çok az grafitici için Vandalizm’den kurtulma yolu, mülksüzlerin kimlik kazanma taktiğidir, deniyor. Grafiti sanatçısının bu işi para kazanmak için değil, tamamen tutku ve şöhret amacıyla yaptığını söyleniyor. Kendileri, dış dünyayı değil, birbirlerini etkilemek için yaptıklarını, bir ego tatmini olduğunu söylüyorlar.
  • Şablon ressamları için sanat, spreyi ne kadar hünerli kullandığından çok önce eserin fikrinde, sonra nereye yerleştiğinde gizli.
  • Her renk için ayrı şablon hazırlamak gerekiyor, bazı şablonların kesimi günler alabiliyor. Bazı sanatçılar çizimleri hazırlarken Photoshop ve lazerli kesim makinesi kullanılıyor. Kesilmiş şablonlar önce duvara yapıştırılıyor. Bunu boyamak daha az zaman alıyor. Benzer bir imgeyi tekrarlama imkanı da oluyor.
  • Grafiti sanatçılarını modern zaman kaligrafları olarak tanımlayanlar da var. Grafiti sanatçıları kapitalistlerin yarattığı şehir sanatı efsanesinin metin yazarlarıdır, diye bir tanım da yapılıyor.
  • Sokak Sanatı, fiziksel güç gerektiren ve tehlikeli bir iş olduğundan daha çok erkeklerin yaptığı bir iştir.
  • Grafiti arkadaşlık, mücadele ve korkuyu bir araya getirir, deniyor.
  • Kült grafiticilerin eserinin üstüne çizilmez.
  • Hip-Hop grafiticilerin müziğidir.
  • Amerikan grafiti sanatının en önemli kitabı Subway Art, ilk 1984 yılında yayımlanmıştır.
  • Grafiti ile anarşist eğilimler arasında bir sinerji olduğu düşünülür.
  • Sokak ressamının imajı kapüşonlu üstler, kot pantolon, bez ayakkabı ve öfkedir.
  • Polimer ve başka bir sökücü yardımıyla grafiti kolaylıkla duvardan sökülerek bir tuvale aktarılabiliyor.
  • Grafitinin yasal olmayan doğası anonimliği getiriyor. Sanatçıların çoğunun adı takma addır.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 190| Kamusal Sanat / Sokak Sanatı / Grafiti

Nur Emiroğlu’nun Berlin’in Türklerin yoğun şekilde yaşadığı Kreuzberg semtinde, 2014 yılında çektiği fotoğrafı sizlerle paylaşıyoruz.

Nur Emiroğlu’nun Berlin’in Türklerin yoğun şekilde yaşadığı Kreuzberg semtinde, 2014 yılında çektiği fotoğrafı sizlerle paylaşıyoruz.

  • Çeşitli sanatçılar toplum, kentliler, mahalle sakinleri için sanat yapıyor. İnsanlar sokaklarda, vitrinlerde sanat yapıtlarıyla karşılaşıyor.
  • İnsanlar kendi iradeleri dışında, davetsiz ama görmeye zorunlu oldukları bir sergi izliyorlar.
  • Kamusal Sanat, toplum için, kitle için yapılan bir çalışma.
  • Kamusal Sanat, 1970’li yıllarda belli bir yaygınlık kazanmıştı. Çünkü, 1970’ler dünyanın her yerinde siyasal bilincin, tavrın, atılımın, etkinliğin doruğa çıktığı bir dönemdi.
  • Kamusal Sanat’ın ardında iki somut ve Modernist düşünce yatıyor: İlki, kitlenin, toplumun estetikle, sanatla karşı karşıya getirilmesi gerektiğini düşünenler bu işe kalkışıyor. Estetiğin insanlar için zorunlu, kaçınılmaz ve eğitici olduğuna inanan bir tutum. Kitlenin bilinçsiz bir kalabalık olmaktan çıkıp nitelik kazanması için estetikle bütünleşmesinin şart olduğunu düşünenler.  İkincisi, sanat yapıtının izleyiciye sunulması gereken bir şey olduğunu; sanat yapıtının bir izleyici kitlesi tükettiğinde varlığını gerçek kıldığını düşünmek (George Dickie’nin Kurumsal Sanat Teorisi, Modernizm 3 bölümünde yer almaktadır.).
  • 1975 yılında ABD’de Ulusal Duvar Resimleri Projesi tarafından düzenlenen konferans ile Kamusal Sanat’a ilgi duyan sanatçılar bir araya getirilmişti. Vietnam Savaşı (1965-1973) sürerken ABD’de yapılan duvar resimleri, toplumsal bir hareket yaratmak potansiyeline sahipti.
  • Bugün, kitlenin elitler tarafından kararlaştırılmış bir estetik doğruya yönlendirilmesinin totaliter rejimlerin yaklaşımı olduğu düşünülüyor.
  • Otoriter rejimlerin aksine, Kamusal Sanat, o resmi sanatın ve resmi estetik ideolojinin getirdiği, önerdiği standart sanatı eleştirmek, sanatsal duyuyu özgürleştirmek peşindedir. Bütünüyle sivil bir girişimdir. Burada amaç, halkla demokratik bir ilişki kurmaktır.
  • Kamusal Sanat bir paylaşım, bir katılım, bir etkileşim ve iletişim biçimidir.
  • Kamusal Sanat eseri iletişimi sağlamak için çok dilli, çok boyutlu üretilir.
  • Kamusal Sanat eseri, çevresiyle birlikte var olur.
  • Kamusal Sanat’ın gidip bir sanat eserini görme özgürlüğünü kişilerin elinden aldığını, eserin kendisini herkese dayattığını öne sürenler var. Ayrıca sanatın kamusal alana taşmasının eserleri herkesin bakışına maruz bıraktığı, sokakta sergilenen eserin herkese ait olduğu, dolayısıyla sanatçının ona vermek istediği anlamı yitirdiği de söyleniyor.
  • Farklı görüşte olanlar da var: Kamusal Sanat eseri sonsuza kadar orada duracak bir nesne değil. Bir süre sonra eskiyecek, aşınacak ve yitip gidecek. Kamusal Sanat bir dayatma içermiyor.
Almanya'yı Doğu ve Batı olarak ikiye bölen Berlin Duvarı'nın her iki yanı protest kişilerce boyanarak, yazı ve sloganlarla bezenmişti. 1989’da Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra Duvar’ın bazı parçaları şehrin çeşitli yerlerinde sergileniyordu.

Almanya’yı Doğu ve Batı olarak ikiye bölen Berlin Duvarı’nın her iki yanı protest kişilerce boyanarak, yazı ve sloganlarla bezenmişti. 1989’da Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra Duvar’ın bazı parçaları şehrin çeşitli yerlerinde sergileniyordu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Berlin’de, Komischeoper’in önünde, gösteriyi izlemeye gelenlere müzik yapan bu –muhtemelen- baba-oğul, sizce Kamusal Sanat’ın alanına girer mi? Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Berlin’de, Komischeoper’in önünde, gösteriyi izlemeye gelenlere müzik yapan bu –muhtemelen- baba-oğul, sizce Kamusal Sanat’ın alanına girer mi?
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Dünyanın en büyük açık hava sanat gösterisi olan Cow Parade (İnek resmi geçidi) dünyanın 39 büyük şehrinden sonra Ağustos 2007’de İstanbul'a geldi. Proje iş dünyası, tasarımcı, sanatçı ve halkı bir araya getiriyor. Tasarım ve sanat konusunda kendine güvenen, uygulamayı da başarılı yapacak herkes Cow Parade’e katılabiliyor.                                                      Dünyada İnek heykellerine desen veren sanatçılar içinde Vivienne Westwood, Chantal Goya, Christian Lacroix, Sir Norman Foster, David Lynch gibi bir çok ünlü isim var. Sergi her şehirde bir kez yapılabiliyor. Müzayede ile satılan ineklerden elde edilen gelir belirlenen vakıflara bağış olarak aktarılıyor. Bugüne kadar 15 milyon doların üzerinde değişik vakıf ve derneklere yardım aktaran bir etkinlik olmuş Cow Parade. 150'ye yakın inek heykeli, İstanbul’un en hareketli yerlerinde sergilenerek üç ay boyunca şehri süsledi. Fotoğraf:www.veteknoloji.net

Dünyanın en büyük açık hava sanat gösterisi olan Cow Parade (İnek resmi geçidi) dünyanın 39 büyük şehrinden sonra Ağustos 2007’de İstanbul’a geldi.
Proje iş dünyası, tasarımcı, sanatçı ve halkı bir araya getiriyor. Tasarım ve sanat konusunda kendine güvenen, uygulamayı da başarılı yapacak herkes Cow Parade’e katılabiliyor.
Dünyada İnek heykellerine desen veren sanatçılar içinde Vivienne Westwood, Chantal Goya, Christian Lacroix, Sir Norman Foster, David Lynch gibi bir çok ünlü isim var.
Sergi her şehirde bir kez yapılabiliyor. Müzayede ile satılan ineklerden elde edilen gelir belirlenen vakıflara bağış olarak aktarılıyor. Bugüne kadar 15 milyon doların üzerinde değişik vakıf ve derneklere yardım aktaran bir etkinlik olmuş Cow Parade.
150′ye yakın inek heykeli, İstanbul’un en hareketli yerlerinde sergilenerek üç ay boyunca şehri süsledi.
Fotoğraf:www.veteknoloji.net

  • Kendini sanat ortamından dışlanmış hisseden çeşitli ırklardan sanatçılar duvar resimlerini galeri sanatına bir alternatif olarak görüyorlardı.
  • Vandalizm mi, sanat mı tartışmalarına yol açan Grafiti 1970’lerden sonra tüm dünyada yaygın hale gelmiştir. Baskıcı yönetim altındaki ülkelerde bile görülen sanat; genellikle barış yanlısı, savaş karşıtı bir eğilim göstermektedir. Grafiti için en uygun zeminlerden biri duvarlardır. Yasa dışı bir uygulama olması nedeniyle Grafiti yapanların çok büyük bir çoğunluğu kimliklerini gizlemekte, takma isimler kullanmaktadır. Bazı grafiti uygulamaları kaligrafiye dönüşmüştür. 1970′li yılların sonunda gelişen Hiphop kültürü, Amerika’da kötü koşullarda ve azınlık olarak yaşayan zencilerin oluşturduğu bir kültür ve yaşam tarzıdır. Bu kültür Rap müziği, Grafiti sanatı, Break dansı ve Dj’liği içerir. 1980 sonrası Grafitinin tüm dünyada zirve yılları olmuştur.
Avrupa’da dışlanan Türkler de Hiphop kültürüne yönelmiş, Grafiti sanatı ile tanışmışlardır. Berlin, Kreuzberg. Fotoğraf: www.prolog-berlin.com

Avrupa’da dışlanan Türkler de Hiphop kültürüne yönelmiş, Grafiti sanatı ile tanışmışlardır.
Berlin, Kreuzberg.
Fotoğraf: www.prolog-berlin.com

 

 

Çağdaş Sanata Varış 178| Kavramsal Sanat 2

  • Kavramsal Sanat’ın, 1960’lardan 70’lere uzanan süreçte etkili olan Minimalizm ile bazı ortak noktaları vardır. Kavramsalcılar Minimalizm’in birimlerin tekrarına dayalı seri mantığını paylaşır. Bazı Kavramsalcı sanatçılar önce Minimalizm’e yönelmiş, sonra Kavramsal Sanat’ın öncülerinden olmuşlardır.
  • İdeal bir Kavramsal Sanat yapıtının iki nokta üzerine temellenmesi gerektiği öne sürülmüştür. Biri, yapıtın tam bir dilsel karşılığının olabilmesi yani tanımlanabilir olması. Diğeri, sürekli tekrar edilebilir olması, tekilliğinin olmamasıdır. Basit bir biçimi tekrarlayarak kullanmak yoğunlaşmayı olanaklı kılar.
  • Kavramsalcılar, görsel deneyimi ve estetik hazzı dışlar. Yapıtın nasıl göründüğü o kadar önemli değildir ama bir düşünceden yola çıkmak zorundadır.
  • Göze yönelik sanat, kavramsal yerine algısaldır. Optik, Kinetik, ışık ve renk sanatının çoğu örneği algısaldır.
  • Yetenek yerine sınırsız yaratıcılık düşüncesini savunur.
  • Kavramsalcılar nesne bir meta olduğu için nesne yapmak istemezler.
  • Kavramsal Sanat ile ilgilenen sanatçının amacı, yapıtın izleyiciye duygusal anlamda seslenmesi değildir, yapıtını izleyicisinin zihinsel anlamda ilginç bulmasıdır. Dışavurumcu sanata şartlanmış kişilerin beklentisi olan duygusal tepki, bu tür sanatın algılanmasına engel oluşturur. İzleyiciye belli koşullar dayatan sanatın estetik faşizm yarattığı düşünülür.
  • Kavramsal Sanat mantıksal olmak zorunda değildir; bazen yalnızca o mantığı yerle bir etmek için kullanılır.
  • Yapıtın felsefesi, yapıtın içindeki düşüncedir, herhangi bir felsefi sistemin betimlenmesi değildir.
“Düşünceler sanat yapıtları olabilir, bunlar birbirine eklenerek somutlaşır, maddeye dönüşür ancak tüm düşüncelerin maddeye dönüşme zorunluluğu yoktur.” Sol Le Witt, Sentences on Conceptual Art, 1969. Sol Le Witt, Minimalizm’in ilkelerine yakındır, ancak kendisini Kavramsal akım dahilinde görür. Fotoğraf: lucamaggio.wordpress.com

“Düşünceler sanat yapıtları olabilir, bunlar birbirine eklenerek somutlaşır, maddeye dönüşür ancak tüm düşüncelerin maddeye dönüşme zorunluluğu yoktur.”
Sol Le Witt, Sentences on Conceptual Art, 1969.
Sol Le Witt, Minimalizm’in ilkelerine yakındır, ancak kendisini Kavramsal akım dahilinde görür.
Fotoğraf: lucamaggio.wordpress.com

Aslen Irak Kürdistan’ından olan ve Londra’da yaşayan Walid Siti’nin (1954-) ArtInternational 2015’te sergilenen The Tower (Kule) adlı eseri görüntü olarak Sol Le Witt’in eserini hatırlatsa da amacı çok farklıdır. Ortadoğu’nun savaşa bağlı olarak değişen ve dönüşen yüzü Siti’nin tüm çalışmalarının ortak hareket noktasını oluşturur.  Siti, insanoğlunun inşa ettiği yapılar ve piramitler, zigguratlar ve kulelerle tırmanma, daha yukarıya erişme fikrini görselleştiriyor. Ortadoğu’nun kırılgan ve belirsiz geleceği, sanatçının birbirine çattığı çubuklarla yukarıya doğru uzanıyor, geçmiş ve geleceği birleştiriyor. Ortadoğu’nun acı gerçeğiyle tezat oluşturan bu narin yapılar, güç, fetih ve zafer gibi yıkıcı ve istilacı tutkulara tezat oluşturuyor. Birbirine çatılmış yeni kuleler gökyüzüne doğru cılız bir şekilde uzanırken bir umudu da simgeliyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Aslen Irak Kürdistan’ından olan ve Londra’da yaşayan Walid Siti’nin (1954-) ArtInternational 2015’te sergilenen The Tower (Kule) adlı eseri görüntü olarak Sol Le Witt’in eserini hatırlatsa da amacı çok farklıdır.
Ortadoğu’nun savaşa bağlı olarak değişen ve dönüşen yüzü Siti’nin tüm çalışmalarının ortak hareket noktasını oluşturur. Siti, insanoğlunun inşa ettiği yapılar ve piramitler, zigguratlar ve kulelerle tırmanma, daha yukarıya erişme fikrini görselleştiriyor. Ortadoğu’nun kırılgan ve belirsiz geleceği, sanatçının birbirine çattığı çubuklarla yukarıya doğru uzanıyor, geçmiş ve geleceği birleştiriyor.
Ortadoğu’nun acı gerçeğiyle tezat oluşturan bu narin yapılar, güç, fetih ve zafer gibi yıkıcı ve istilacı tutkulara tezat oluşturuyor. Birbirine çatılmış yeni kuleler gökyüzüne doğru cılız bir şekilde uzanırken bir umudu da simgeliyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 1960’lı yıllar sonrasında sanatın nesneye olan gereksinimi tartışılmaya başlandı. Düşünce ön plana geçti, yapıtın maddi varlığı ve biçimi etkisini büyük ölçüde yitirdi.
  • Bu akımda, felsefe ve fikir öne çıkar.
  • Kavramsal Sanat, göz için olmayan sanattır.
  • Eserin fikri veya dayandığı kavram en az eserin fiziksel varlığı kadar önemlidir.
  • İdeoloji ve teknoloji ile sınırları zorlamak amaçlanır.
  • Belirli bir düşünceyi belirli bir yöntemle sergileme olarak tanımlanabilir.
  • “Düşünce plastiktir.”
  • “Bir şey” anlatmak istiyorsa eser kavramsaldır. Materyal, orantı önemli ise, felsefesi yoksa eser konstrüktiftir. Karar verebilmek için sanatçının amacını bilmek gerekir. Happening bir mesaj veriyorsa Kavramsal Sanata girer.
  • 1960’larda heykel, heykel olmaktan uzaklaşıyor, Enstalasyon ve Kavramsal Sanat ortaya çıkmaya başlıyor.
  • Kavramsal Sanatta espas ve enerji önemlidir.
  • Postmodern yaklaşımlarda Kavramsal Sanat, fikrin önem taşıdığı; malzemenin ikincil, önemsiz, gelip geçici, ucuz, gösterişsiz olduğu, maddesel olmaktan çıktığı çalışmaları içerir. Estetik zevki terk ettiği söylenen 1970’lerin Kavramsal Sanat eserlerinin birçoğu, dil ve sanat kavramının kendisiyle ilgilenmiştir. Bu yönüyle, tamamen görsel bir deneyim olma fikrinden net bir kopuşu ifade eder.
  • Akım, alışılagelmiş sanatın yerine, bir anlamda, yeni bir yaşam biçimi önerisidir. Kavramsalcı yaklaşım, sanatın demokratikleşme süreci içinde profesyonel sanatçının tekelinden çıktığı Batı dünyasında, insanın kendini ifade etme yollarının nerelere dek uzanabildiğini bize gösterir.
  • Kavramsal sanatçılar, eleştirel bir yaklaşımla kendisini, çevresini ve yaşamı sürekli sorgulayan, çağın hızlı teknolojik değişimleri altında ezilmemeye çalışan, teknolojiyi kullanan ya da teknolojiye başkaldıran, geleneksel sanatın sınırlarını aşarak sanatın boyutlarını değiştirmeye çalışan sanatçılardır.
  • 1965-1970 arasında gerçekleşen Otobiyografi Sanatı, Hiperrealizm, Neo Fovizm, Neo Ekspresyonizm, Anatomi Sanatı,  Antiformcu Sanat, Vücut Sanatı, Performans Sanatı, Support Surface, İdea Art, Information Art, Social Realism, İllüzyonizm, 1980’lerde kendilerini Trans Avangartlar, Özgür Figürcüler, New Brut Art, Post Konstrüktivizm, Hiper Manyerizm, Grafiti, New Inexpressiveness, Neo Trans Avangartlar olarak adlandıranlar estetikten önce zihinsel bir algılama sürecine davet etmesi bakımından Kavramsal Sanat’ın sınırları içinde değerlendirilebilir. Özet olarak Kavramsal Sanat için 1960 sonrasında gelişen hemen tüm akımların yolunu açmıştır diyebiliriz.