Etiket arşivi: Grafiti Sanatı

Çağdaş Sanata Varış 290|Sokak Sanatı 1

  • Sokak Sanatı, seyirci kitlesine sunduğu eseri ile sanat nesnesinin konumunu, geleneksel algılama ve sahip olma araçlarını sorgular. Bu sanatçılar, her yapıtın üretilmesinden önceki ve sonraki süreç üzerine daha çok odaklanır. Derrida’nın görüşlerine uygun olarak, gönüllü bedensel emeğin ve zaman adamanın buradaki gerçek armağan olduğu söylenebilir.
  • Kamusal Sanat, sanat eserini ve bu eser vasıtasıyla kamusal alanları ve sokağı Öteki ile ilişkilerin geliştirilmesi potansiyeline açık tutar.
  • Çağdaş Kamusal Sanat eserleri bize bazen modanın, siyasi sıradanlığın ve medyatik adetlerin ortasında hala heterojenlik üretebileceğimizi hatırlatır.
2016 yılının Avrupa Kültür Başkentlerinden biri seçilen Polonya’nın Wroclaw şeh¬rinde, çeşitli işler yapan iki yüzden faz¬la cü¬ce hey¬ke¬li var. Cü¬ce hey¬kel¬le¬ri ko¬mü¬nizm dal¬ga¬sı¬nın gel¬di¬ği dö¬nem¬ler¬de ko-mü¬niz¬mi des¬tek¬le¬yen, Turuncu lakaplı bir gru¬bun anı¬sına yapılmış. İlginç bulunmaları üzerine sayıları artmış, kentin her yerine yerleşmişler. Fotoğraf:seferia.com

2016 yılının Avrupa Kültür Başkentlerinden biri seçilen Polonya’nın Wroclaw şehrinde, çeşitli işler yapan iki yüzden fazla cüce heykeli var. Cüce heykelleri komünizm dalgasının geldiği dönemlerde komünizmi destekleyen, Turuncu lakaplı bir grubun anısına yapılmış. İlginç bulunmaları üzerine sayıları artmış, kentin her yerine yerleşmişler.
Fotoğraf:seferia.com

  • Sokak Sanatı, şablonları, yapıştırmaları, posterleri, ahşap kutuları, kartonu, çerçevenin içindeki renkleri, ahşap baskıları, kaldırım resimlerini, mozaikleri, haritaları, hatta örgü ve dantelleri de içine alıyor. Lambadan otobüse kadar her şeyi örgü malzeme ile kaplayanlar, tığ işi ile grafiti yapanlar var. Olek, New York’ta, bronz inek heykelini tığ işi ile kaplamıştı. Çalışması birkaç saat sonra yerinden kesilip çıkarılmıştı.
  • Grafiti Sanatı, Şehir Sanatı, Sokak Sanatı ya da Dışlanmış Sanat adı verilen sanatın ünlü çizerleri: D*Face, Swoon, Shepard Fairey, Belçikalı Roa, Ben Eine, Robbo, Inkie, Pure Evil, Tox..
  • Ben Eine, grafiti Vandalizm’inden 20 kez tutuklanmış, 6 kez suçlu bulunmuş. David Cameron başbakan olarak Beyaz Saray’a yaptığı ziyarette Obama’ya Ben Eine’nin resmini hediye etmişti. Eine artık çok ünlü, fiyatı yükseldi ve San Francisco’daki bir gösteride tüm eserleri satıldı.
  • İngiltere’nin Bristol kenti tam bir grafiti şehridir. 1989 yılında İngiliz polisi 72 ressamı Vandalizm’den yakaladı. Açılan dava, sanatçılara büyük tanınırlık sağladı; hepsi ulusal kanala çıktı; BBC 2 konu ile ilgili bir belgesel hazırladı. Bu durum pek çok kişi için esin kaynağı oldu ve yeni bir heves yarattı. Bristol’de Barton Hill tehlikeli bir yer olarak ün kazandı; grafiti çizerleri için bir vahaya dönüştü.
  • Bristol grafitiyi sahiplenmeye karar verince şehir meclisi Inkie’nin düzenlediği Sokak Sanatı sergisine 40 bin pound destek verdi. Şehir merkezindeki bir sokak dünyanın en büyük açık hava sanat sergisine ev sahipliği yaptı.
  • David Samuel, Londra metrosunun durak isimlerini ünlü grafiti ressamlarının adları ile değiştirmişti.
  • Joseph Campbell ABD’nin büyük şehirlerinde çok grafiti olmasını ABD’de gençlerin kendi mitlerini kendilerinin oluşturma arzusuna bağlamıştı.

 

Çağdaş Sanata Varış 201| Yeni Dışavurumculuk 4 ABD’de Yeni Dışavurumculuk

  • Yeni Dışavurumculuk, 1980’lerde ABD’de de egemen sanat üslubu olmuştur.
  • Julian Schnabel (1951-), Amerikan Yeni Dışavurumculuğunun en dikkat çeken ismi olmuş, Yeni Pollock olarak anılmıştır. Gündelik hayattan malzemeler, sanat tarihinden ögeler, popüler kültür ögelerini bir arada, hiyerarşi gözetmeden kullanmıştır. Resimlerinde kullandığı bu ögeler, kendi kişisel tarihinin bir parçası olarak yer alır. Film yapımcısı da olan Schnabel’in filmleri Altın Küre, César, Altın Palmiye gibi önemli ödüllere de layık görülmüştür.
Plate Painting/Tabak Resimleri ile tanınan Julian Schnabel, tabaklarla dekoratif olmayan bir mozaik yapmayı amaçlamıştır. Mozaiği, parçaların bütün içinde eşit oluşu; duyguyu daha dramatik, daha çağrışımsal kılması; yüzeye moleküler bir ağırlık kazandırması; resimselliği reddederken resimselliği içermesi; yüzeyinin özel bir ışık yaratması açısından tercih ettiğini belirtmiştir. Tabak kullanmasının o sırada bir lokantada çalışmasından değil, tabakların işlevsel olmasından kaynaklandığını öne sürmüştür. Schnabel, kırık tabaklardan başka, kumaşlar, çalı çırpı gibi doğal malzemeler de kullanmış, dev boyutlu tablolar da yapmış, sanat tarihinden alıntılarla popüler kültür ögelerini yan yana kullanmıştır. Fotoğraf:abccoolimages.com

Plate Painting/Tabak Resimleri ile tanınan Julian Schnabel, tabaklarla dekoratif olmayan bir mozaik yapmayı amaçlamıştır. Mozaiği, parçaların bütün içinde eşit oluşu; duyguyu daha dramatik, daha çağrışımsal kılması; yüzeye moleküler bir ağırlık kazandırması; resimselliği reddederken resimselliği içermesi; yüzeyinin özel bir ışık yaratması açısından tercih ettiğini belirtmiştir. Tabak kullanmasının o sırada bir lokantada çalışmasından değil, tabakların işlevsel olmasından kaynaklandığını öne sürmüştür.
Schnabel, kırık tabaklardan başka, kumaşlar, çalı çırpı gibi doğal malzemeler de kullanmış, dev boyutlu tablolar da yapmış, sanat tarihinden alıntılarla popüler kültür ögelerini yan yana kullanmıştır.
Fotoğraf:abccoolimages.com

  • David Salle (1952-) de Schnabel gibi, farklı kültürel kaynaklar arasında ayrım yapmamış, resimleri için genelde fotoğraftan çalışmış, birbirinden kopuk ögeler kullanarak imgeler yaratmıştır. Resimleri, Zapping eylemini akla getirir. Salle, Duchamp’ın ve 1960 sonrası Neo Avangardların kavramsal yaklaşımını benimsemiştir.
  • Amerikan Yeni Dışavurumcularının ortak noktası, her türlü kültürel kaynağı genel bir potada eriten kitle kültürünün bir yansımasını oluşturmalarıdır.
  • Eric Fischl (1948-), Amerika’da sinemaya, TV dizilerine, popüler programlara yansıyan durum ile banliyö yaşamını konu almıştır. Fischl, Pop Sanat’ın renkli imgelerle yansıttığı Amerikan tüketim kültürünün öteki yüzünü, Amerikan rüyasının gerçek görüntüsünü resmeder. Fischl, beyaz, varlıklı Amerikan banliyölerinin tembellik ve konformizmini dramatize eden, dikizci, rahatsız edici, yumuşak porno psikodramalarını anlatır.
The Bed, the Chair, Crossing, Eric Fischl, 2000. Yukarıdaki tablosunda yer alan koltukları pek çok resminde kullanan, özellikle Max Beckmann’ın resimlerinden etkilendiğini belirten Fischl, Amerikan banliyösündeki kültürel yapıyı ve gündelik yaşamı ele almıştır. Bazı resimlerinde ensest, röntgencilik, ilk gençlik döneminde cinsellik gibi konuları işlemiştir. Fotografik bir üslup kullandığı resimlerinde derin bir yalnızlık duygusu hakimdir. Bu yüzden, “Çağdaş Edward Hopper” olarak anılmıştır. Kenar mahalle yaşamının hüzün verici yanları; içtenlik ve cinsellik yüklü ve çoğunluğu çıplak figürleri izleyiciyi tedirgin eder. Renk ve fırça tekniği başarılıdır. Benzer özellikler Fransız ressam Balthus’ un 1930’larda yaptığı klostrofobik iç mekanlarında, erotik genç kadın resimlerinde ve İngiliz sanatçı David Hockney’in 1960’ların sonlarında yaptığı ikili portrelerinde de görülmektedir. Eric Fischl Sanat ve Edebiyat Akademisi ile Amerikan Sanat ve Bilim Akademisi’nin de bir üyesidir. Fotoğraf:www.tarihnotlari.com

The Bed, the Chair, Crossing, Eric Fischl, 2000.
Yukarıdaki tablosunda yer alan koltukları pek çok resminde kullanan, özellikle Max Beckmann’ın resimlerinden etkilendiğini belirten Fischl, Amerikan banliyösündeki kültürel yapıyı ve gündelik yaşamı ele almıştır. Bazı resimlerinde ensest, röntgencilik, ilk gençlik döneminde cinsellik gibi konuları işlemiştir. Fotografik bir üslup kullandığı resimlerinde derin bir yalnızlık duygusu hakimdir. Bu yüzden, “Çağdaş Edward Hopper” olarak anılmıştır. Kenar mahalle yaşamının hüzün verici yanları; içtenlik ve cinsellik yüklü ve çoğunluğu çıplak figürleri izleyiciyi tedirgin eder. Renk ve fırça tekniği başarılıdır. Benzer özellikler Fransız ressam Balthus’ un 1930’larda yaptığı klostrofobik iç mekanlarında, erotik genç kadın resimlerinde ve İngiliz sanatçı David Hockney’in 1960’ların sonlarında yaptığı ikili portrelerinde de görülmektedir.
Eric Fischl Sanat ve Edebiyat Akademisi ile Amerikan Sanat ve Bilim Akademisi’nin de bir üyesidir.
Fotoğraf:www.tarihnotlari.com

  • 1980’lerde ABD sanat ortamında Grafiti Sanatı ve Yeni İmgecilik hareketinden de bahsedilebilir.
  • Boyamayı önemseyen, soyutlanmış figür ve nesnelerin kullanıldığı yarı soyut imgesellikleri ile Yeni İmgeciler arasında Jonathan Borofsky (1942-), Donald Sultan (1951-), Jennifer Bartlett (1941-), Neil Jenney (1945-), Susan Rothenberg (1945-), Joel Shapiro (1941-), Joe Zucker (1941-) gibi sanatçılar sayılabilir.