Etiket arşivi: göçebe düşünce

Çağdaş Sanata Varış 319|Çağdaş Dönemde Edebiyat 1

ABD’li ressam, animasyon sanatçısı ve heykeltıraş David Kracov’un (1968-) Book of Life adını verdiği metal heykeli. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

ABD’li ressam, animasyon sanatçısı ve heykeltıraş David Kracov’un (1968-) Book of Life adını verdiği metal heykeli.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 1990’lı yıllardan itibaren dünyanın dört bir yanını, bilgisayar ekranlarından takip edilen ve yönetilen sanal bir ağ kuşattı. Bilgisayarın ve internetin sanal ortamı ile yayıncılık analogdan dijitale dönüştü. 2004 yılında Web 2.0 ile interaktivite/etkileşimlilik de hayatımıza girdi.
  • Teknolojinin gelişmesi ile kelimeler ve görsel öğeler arasında çapraz referanslar ve bağlantılar oluşturularak yazılmış etkileşimli bir doküman olan hipermetin doğdu. Bağlantılar; metin, kelime, cümle, resim veya resmin bir bölümü, düğme(buton), film veya tablo gibi içerik sunabilir.
  • Günümüzde web sitelerinin çok büyük bir çoğunluğu Hipermetin İşaretleme Dili (HTML) (Hyper Text Markup Language) kullanmaktadır.
  • Bağlantılı metinler olarak tanımlanan hipermetinler çoklu ve zenginleştirilmiş içeriğe sahiptir. Doğrusal olmayan (non-linear) bir biçimde inşa edilir ve doğrusal olmayan bir şekilde okunurlar. Okura bilgiyi kavrama sırasını seçme şansı tanırlar. Hipermetin ve diğer elektronik içerikler fikirlerimizi düzenleme ve düşünme yöntemimizi değiştirmeyi gerektirir. Okur bu metinlerin bazı bölümlerini okumayı seçerek kendine göre bir metin oluşturabilir. Böylece metnin yazarı yorum, görüş, link vs. eklemesi yapanlarla birden çok kişi haline gelir.
  • Umberto Eco, hipermetnin, yazar ile okur arasındaki mahremiyeti bozacağını öne sürer.
  • Düşüncenin nerede ve nasıl ortaya çıktığı, içerdiği fikirlerin nasıl organize edildiği ve sunulduğu, kendi dışındaki güçlerle hangi yollardan bağ kurduğu ve zaman içinde nasıl bir yol kat ettiği onun oluş biçimleri üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir diye düşünen Deleuze ve Guattari’ye göre, zihinde şekillenen model, uygulandıkça şekillenir, karşılaştığı engellerden ötürü yerini yeni söylemlere bırakır. Böylesi bir biçim, Deleuze ve Guattari tarafından göçebe düşüncede bulunur. Böyle bir düzenleniş içinde, fikirlerin hiyerarşik bir yapı veya merkezi bir gösterenin buyurganlığı ile birbirine bağlanmaları söz konusu değildir. Tıpkı merkezsiz bir yapı olan köksapın (rizom) yerin altında gelişmesi gibi göçebe düşünce iktidarın yüzeyinde değil, yeraltında gelişir. Uygun bulduğu anda yüzeye çıkması ve etkili olması mümkündür. Belirgin bir merkezi olmadığı için tümüyle yok edilemez.
  • Deleuze ve Guattari’nin görüşüne göre rizomatik, bağıntıları geçici ve henüz belirlenmemiş yollara göre biçimlendiren organik ve organik olmayan parçaların bir kompozisyonu; katı, sabit ya da ikili düşünce ve yargıların yapısının hakkından gelmeye, onları altüst etmeye ve dönüştürmeye hizmet eden; yeni etkiler, yeni kavramlar, yeni bedenler, yeni düşünceler yaratan bir ağdır rizomatik ağ.
  • Yeni, doğrusal olmayan bir okuma şekline rizomatik okuma adı verildi.

 

Minör Edebiyat 1

  • Minör edebiyat toplumsal ve politik bir işleve sahip olan, kolektif ifadeleri besleyen ve dilin güçlü yersizyurtsuzlaşma katsayılarıyla kullanıldığı edebiyat tarzını tanımlar.
  • Deleuze ve Guattari tarafından geliştirilen bu kuramda sözü edilen yersizyurtsuzlaşma, düşünürlerin göçebe düşünce kavramı ile ilgilidir.
  • Düşüncenin nerede ve nasıl ortaya çıktığı, içerdiği fikirlerin nasıl organize edildiği ve sunulduğu, kendi dışındaki güçlerle hangi yollardan bağ kurduğu ve zaman içinde nasıl bir yol kat ettiği onun oluş biçimleri üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir diye düşünen Deleuze ve Guattari’ye göre, zihinde şekillenen model, uygulandıkça şekillenir, karşılaştığı engellerden ötürü yerini yeni söylemlere bırakır. Böylesi bir biçim, Deleuze ve Guattari tarafından göçebe düşüncede bulunur. Böyle bir düzenleniş içinde, fikirlerin hiyerarşik bir yapı veya merkezi bir gösterenin buyurganlığı ile birbirine bağlanmaları söz konusu değildir. Tıpkı merkezsiz bir yapı olan köksapın (rizom) yerin altında gelişmesi gibi göçebe düşünce iktidarın yüzeyinde değil, yeraltında gelişir.
2017 Venedik Bienali’nde sergilenen pişirilmiş ekmek hamuru ve kağıttan yapılmış 17 adet Ekmek Ansiklopedisi adlı işinde Maria Lai (1919-2013), gündelik malzemeyi yaratıcı biçimde kullanmayı tercih eden bir sanatçı olduğunu belirtmiştir. Bu esere bir nevi ekmek hamurunun yersizyurtsuzlaştırılması da diyebiliriz. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

2017 Venedik Bienali’nde sergilenen pişirilmiş ekmek hamuru ve kağıttan yapılmış 17 adet Ekmek Ansiklopedisi adlı işinde Maria Lai (1919-2013), gündelik malzemeyi yaratıcı biçimde kullanmayı tercih eden bir sanatçı olduğunu belirtmiştir. Bu esere bir nevi ekmek hamurunun yersizyurtsuzlaştırılması da diyebiliriz.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Minör kavramı, majör kavramıyla karşıtlık içinde yer alır.
  • Majörlük değişmezliğe, durağanlığa, standarda işaret eder. Standart model yetişkin, beyaz, heteroseksüel, Avrupalı, standart dil konuşan erkektir.
  • Minörlük, standarttan sapan bir değişim ve oluştur.
  • Model hiçbir zaman tam olarak gerçekleşmediğinden majörlük hiç kimsedir; minör ise herkestir. Minörün sınırları çizilmemiştir. Kadın minördür.
  • Minör edebiyat, bir azınlığın majör dilde yaptığı edebiyattır.
  • Majör bir dilin içindeki azınlıklar, majör dili değiştirip kendilerinin kılarlar.
  • Sözdiziminde alışılmadık bir şeyler vardır. İki ayrı sözdizimi yapısı bir virgülün iki yanına kusurlu biçimde yerleştirilmiş gibidir. Bilgi tuhaf bir biçimde parçalanmıştır, cümlelerin nereye gittiği konusunda ilginç bir belirsizlik vardır ama anlam tuhaf ya da belirsiz gibi gelse de ileriye doğru hareket son derece özgüvenlidir. Kullanılan bazı kelimeler sözlükte yoktur. Metin, oksimoronlarla doludur, bu da genel bir güvensizlik hissi uyandırır. Metin kaynak kültürde kendine özel bir konum edinir, okurlarla ilişkisi de özeldir.
  • Kafka gibi dilin minör kullanımını icra eden yazarlar, o dilin yoksunlaşma sürecini bir yaratıcılık kaynağına dönüştürürler ve onun yersizyurtsuzlaşma eğilimini kullanırlar. Onlar dilin yoğun bir kullanım modelini  keşfederler.
  • Dolayısıyla minör bir edebiyat salt bir yerel dile ya da bir toplumsal azınlığa bağlı olmayan ancak gizemi kendi dilinde bir azınlık gibi olmak olan bir edebiyattır; egemen sistemden becerikli bir şekilde kaçıştır. Majör dili bozarak dilin yersizyurtsuzlaşmasını sağlar. Minör edebiyatın amacının, gelecek olan ya da eksik olan bir halk için yazmak olduğunu belirtirler. Bu nedenle Deleuze ve Guattari için Kafka büyük bir yazardır. Standart bir halk kavramı olmadan yazdığı için, gelecek olan bir halkın sesi olarak yazdığı için büyük bir yazardır.
  • Deleuze ve Guattari için minör edebiyattaki her şey siyasaldır.

 

Yararlanılan Kaynak

Minör Edebiyat ve Minör-Oluş, Mustafa Demirtaş, Göçebe Düşünmek, Metis Defterleri, 2014.

Ben Buradan Okuyorum, Tim Parks, Metis Yayınları, 2014.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 149| Postmodern Politika 3 Gilles Deleuze

Alman parlamentosu Reichstag’ın alınlığı üzerinde “Alman Halkı” yazısı. Postmodernizm, cinsiyet, politika ve etnisite konularını da sorgular. Kimlikle ilgili geçmişte doğal karşılanan değer yargılarını tekrar gündeme taşıyarak yeniden değerlendirilmesini temin etmeye çalışır. Almanya, Berlin Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Alman parlamentosu Reichstag’ın alınlığı üzerinde “Alman Halkı” yazısı. Postmodernizm, cinsiyet, politika ve etnisite konularını da sorgular. Kimlikle ilgili geçmişte doğal karşılanan değer yargılarını tekrar gündeme taşıyarak yeniden değerlendirilmesini temin etmeye çalışır.
Almanya, Berlin
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Gilles Deleuze (1925-1995) söz konusu olduğunda, düşüncenin ne olduğu içerikten çok biçim tarafından tayin edilir.
  • Düşüncenin oluş biçimleri üzerinde belirleyici etkiye sahip olanlar:
    * nerede ve nasıl ortaya çıktığı,
    *içerdiği fikirlerin nasıl organize edildiği ve sunulduğu,
    * kendi dışındaki güçlerle hangi yollardan bağ kurduğu,
    *zaman içinde nasıl bir yol kat ettiğidir.
  • Modern düşüncenin işe yaraması, insanlara hizmet vermesi beklenirdi. Modern ve akılcı insan dış dünyanın etkisini içselleştirir; Deleuze tarafından düşünce imgesi veya ortaya çıkan hiyerarşik ve merkezi organizasyon biçiminden ötürü devlet biçimi olarak adlandırılır.
New York’ta yaşayan Alman sanatçı Hans Haacke, 2000 yılında Reichstag binası için, sipariş üzerine, bir sanat projesi hazırladı ve iki oy farkla, zor da olsa, Sanat Komisyonu’ndan uygulama için onay aldı. Sanatçı, 1916 yılından kalma, Nazizm ile özdeşleşen “Alman Halkına” deyişine rakip, binanın içindeki yeni bölüme yerleştirilecek bu eser ile, Almanya’nın her seçim bölgesinden getirilmiş vatan toprağı ile büyük bir çiçek tarhı oluşturup, neon ışıklarıyla,  “Almanya’da Yaşayan Nüfusa”  yazacaktı. Sanatçının fikrine göre, nüfusunun %10’u yabancılardan oluşan Almanya’da, Nazizm’in kan ve toprak ritüeli de bu eser sayesinde büyük darbe yiyecekti. Daha önce, 1995 yılında iki  sanatçı Christo ve Jean-Claude Reichstag’ı kumaşla sararak paketlemişti. Projeyi sanatçılar kendileri finanse etmişler ve beş milyon ziyaretçi çekmişlerdi. Motoları ise “All our work is about freedom” idi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

New York’ta yaşayan Alman sanatçı Hans Haacke, 2000 yılında Reichstag binası için, sipariş üzerine, bir sanat projesi hazırladı ve iki oy farkla, zor da olsa, Sanat Komisyonu’ndan uygulama için onay aldı. Sanatçı, 1916 yılından kalma, Nazizm ile özdeşleşen “Alman Halkına” deyişine rakip, binanın içindeki yeni bölüme yerleştirilecek bu eser ile, Almanya’nın her seçim bölgesinden getirilmiş vatan toprağı ile büyük bir çiçek tarhı oluşturup, neon ışıklarıyla, “Almanya’da Yaşayan Nüfusa” yazacaktı. Sanatçının fikrine göre, nüfusunun %10’u yabancılardan oluşan Almanya’da, Nazizm’in kan ve toprak ritüeli de bu eser sayesinde büyük darbe yiyecekti.
Daha önce, 1995 yılında iki sanatçı Christo ve Jean-Claude Reichstag’ı kumaşla sararak paketlemişti. Projeyi sanatçılar kendileri finanse etmişler ve beş milyon ziyaretçi çekmişlerdi. Motoları ise “All our work is about freedom” idi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Deleuze’nin müdahalesi, zihinde şekillenen modelin uygulandıkça yeniden şekillenen, karşılaştığı engellerden ötürü yerini yeni söylemlere bırakan çift yönlü bir etkileşime maruz kaldığını açıklamaktır.
  • Deleuze ve Guattari göçebe düşünce kavramını ortaya atar. Göçebe düşüncenin hareket noktasını, her zaman dışarıyla bağ kurma isteği oluşturur, fikirler bir dışsallık formu içinde üretilir. Göçebe düşünce değişkenlikle karakterize edilir. Göçebe düşüncenin yaptığı iş, düşünce imgesini tahrip etmektir. Göçebe düşünce fikirlerinin, hiyerarşik bir yapı veya merkezi bir göstergenin buyurganlığı ile birbirine bağlanması söz konusu değildir.
  • Tıpkı kök bitkileri gibi göçebe düşünce de yeraltında gelişir. Uygun bulduğu bir anda yüzeye çıkması ve etkisini göstermesi mümkün olduğu gibi, belirgin bir merkezi olmadığı için tümüyle yok edilmesi de söz konusu değildir. Bir köksap kendini yeniden başka bir konumda tesis edebilir.
  • Göçebe düşünmek, nesnelerin zihindeki temsillerinden değil, gerçekliğin kendisi olan ve onun oluşumuna müdahil olan güçlerin varlığından destek alır.
  • Göçebe düşüncenin adlandırılma koşullarını, mekanlar boyunca gerçekleştirdiği seyahati, kat ettiği mesafe boyunca yaşadığı dönüşümleri ve konaklama mekanlarında hangi koşullar altında kabul gördüğünü bir arada değerlendirmek gereklidir. Bir düşünsel etkinin değerlendirilmesi, coğrafya ile bağlarını kurmayı, jeo-felsefi bir perspektifi gerekli kılar.
  • Deleuze ve Guattari’nin özel adlar kuramına göre, tarihsel bir isim, biz onu adlandırdığımızda ve kendimizi onunla özdeşleştirdiğimizde etkin hale gelir.
  • Azınlık, Deleuze felsefesinde sayıca az olanı değil, egemenlik aygıtı tarafından dışlanan ve tabi kılınan bütün toplumsal kümeleri temsil etmek için kullanılan bir kavramdır. Amaç, egemenlik aygıtının soyutladığı akışları yeniden serbest bırakmak, bu akışların yolunu tarihsel güçlerin yoluyla kesiştirmektir. Felsefenin yarattığı kavramların devlet tarafından temsil edilmediği alanda göçebe düşünür ve düşünce ortaya çıkar. Göçebe düşünce, felsefe, bilim, toplum, siyaset ve sanat gibi çok geniş bir alanda ortaya çıkar.