Etiket arşivi: Gladyatör

Şiddet 74| Hayvanlara Yönelik Şiddet 2

Monumentum Ancyranum (Ankara Anıtı), iki dilde, Latince ve Grekçe kaleme alınmıştır. Augustus Tapınağı Yazıtı ve Yazıtlar Kraliçesi de denen yazıt, Roma İmparatorluğu’nun kuruluş günlerinin dünyadaki en önemli belgesidir. Anıtın yer aldığı nokta 28 yüzyıl boyunca çok ve tek tanrılı dinlerin kutsal mekanı olmuştur. Frigler döneminde Ay Tanrısı Men ve Kibele Tapınakları; Roma döneminde Augustus Tapınağı olmuş; Hıristiyanlara kilise olarak hizmet vermiş, 15. yüzyılda cami olmuştur. Yazıt, günümüzde Hacı Bayram Camii’nin bitişiğinde yer almaktadır. Fotoğraf: www.rehberonur.com

Monumentum Ancyranum (Ankara Anıtı), iki dilde, Latince ve Grekçe kaleme alınmıştır. Augustus Tapınağı Yazıtı ve Yazıtlar Kraliçesi de denen yazıt, Roma İmparatorluğu’nun kuruluş günlerinin dünyadaki en önemli belgesidir.
Anıtın yer aldığı nokta 28 yüzyıl boyunca çok ve tek tanrılı dinlerin kutsal mekanı olmuştur. Frigler döneminde Ay Tanrısı Men ve Kibele Tapınakları; Roma döneminde Augustus Tapınağı olmuş; Hıristiyanlara kilise olarak hizmet vermiş, 15. yüzyılda cami olmuştur. Yazıt, günümüzde Hacı Bayram Camii’nin bitişiğinde yer almaktadır.
Fotoğraf: www.rehberonur.com

  • Ulusuna hesap veren ilk ve tek Roma İmparatoru Augustus’un (MÖ 27 – MS 14) ölümünden hemen önce hazırlattığı yazı, Senato’da okunduktan sonra, Roma’da anıt olarak dikilmiş, ayrıca kopyaları imparatorluğun eyaletlerindeki çeşitli tapınaklara konmuştu. Bu kopyalardan biri Ankara’da; öteki kopyalardan kimi parçalar Isparta’da Yalvaç’ta (Antiochia) ve Uluborlu’dadır (Apollonia). Bu yazıtta Augustus devlet hazinesinden ve kendi servetinden ülke için yaptığı harcamaları, yaptırdığı onarımları ve yeni binaları, nüfus sayımının dökümünü verdiği gibi XXII numaralı bölümde de şunları yazar: “Üç kez kendi adıma, beş kez de oğullarım ve torunlarım adına gladyatör oyunları düzenlettim; bu oyunlarda on bin kadar adam dövüştü. Yirmi altı kez, halk için Circus’ta ya da forumda ya da amfitiyatroda kendi adıma ya da oğullarım ya da torunlarım adına vahşi Afrika hayvanlarıyla gösteriler yaptırdım. Bu gösterilerde üç bin beş yüz dolayında hayvan öldürüldü.”
  • Roma’da Collosseum’da yapılan kutlamalarda 9000 hayvan öldürüldüğü yazılmıştır.
MS 2. yüzyıla tarihlenen, Libya’da Zliten’de bir villada bulunmuş gladyatör taban mozaiği, Trablus Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmekteydi. Fotoğraf: Pinterest

MS 2. yüzyıla tarihlenen, Libya’da Zliten’de bir villada bulunmuş gladyatör taban mozaiği, Trablus Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmekteydi.
Fotoğraf: Pinterest

  • Amfitiyatro, gladyatör ve vahşi hayvan oyunları için kullanılan, daire ya da elips biçimli, yükselen tribünlerden oluşan bir yapıdır. Tiyatro, yarım daire bir yapı iken, amfitiyatro çift tiyatro, yani dairesel ya da elips şeklindedir. Amfitiyatrolar ahşap malzeme yerine taşla yapılırdı. Gladyatör dövüşleri Roma kültürüne, Etrüsklerden ya da Samnitlerden gelip yerleşmiş bir gelenektir. Gladyatör, iyi kılıç kullanan kişi anlamına gelir.Gladyatör dövüşlerinin masrafları imparatorlar ve siyasetçiler tarafından karşılanır, gladyatörler okullarda eğitilirdi. Gladyatörler üzerinde uzmanlaşmış doktorlar, dişi gladyatörler de vardı. Gladyatörler, koruyucu yağ tabakası oluşması açısından fayda sağlayan baklagiller ve arpa ile besleniyorlardı. Bir Roma lejyonunda teke tek dövüşte uzman olmak en büyük erdemdi ve gladyatörler bu erdemi temsil ediyorlardı.

    İlk müsabakanın MÖ 264 yılında gerçekleştirildiği söylenir. Sonradan bu yarışmaların yapılabileceği binalar inşa edilmiştir. Bu yapılar, Romalıların kendilerine has olduğunu iddia edebilecekleri tek bina tipi olan amfitiyatrolardır. Tüm imparatorlukta yaklaşık olarak 200 tane kagir amfitiyatro inşa edildiği, 200 tane de tiyatrolardan devşirilmiş amfitiyatro olduğu bilinmektedir. Savaş Tanrısı Mars’ın çocukları olduklarını iddia eden Romalıların Romulus efsanesi de ciddi bir gaddarlık hikayesidir. Dolayısıyla arenalardaki gladyatör oyunlarının sevilmesi normaldi. Şiddet, Romalılara haz veriyordu. Bu yüzden önceleri sadece cenazelerde yapılan oyunlar Senato tarafından halkın eğlence aracı olarak tanındı ve MÖ 3.-2. yüzyılda yayıldı. Oyunlar iki insan arasında yapıldığında Munus, vahşi hayvanla yapılan dövüşler ise Venatio adını aldı. Hayvanların lanetlenmesi anlamına gelen Bestiarii, ölüm cezası almış olanların aç bırakılmış vahşi hayvanlar ile dövüştürülmesi veya Venatio kapsamında düşünülen hayvanlarla gönüllü olarak şöhret için dövüşülmesi olarak zaman içinde çeşitlendi. İlk Hıristiyanların da vahşi hayvanlara atıldığı biliniyor.

 

MS 1.-2. yüzyıllara tarihlenen rölyefte özellikle hayvanlarla dövüşmek üzere eğitilmiş ve dişi bir aslan tarafından saldırıya uğrayan bir savaşçı görülüyor.  Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Londra, 2017.

MS 1.-2. yüzyıllara tarihlenen rölyefte özellikle hayvanlarla dövüşmek üzere eğitilmiş ve dişi bir aslan tarafından saldırıya uğrayan bir savaşçı görülüyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Londra, 2017.

Şiddet 72| Atletik Şiddet 2

  • Gladyatör dövüşlerinin Roma kültürüne, Etrüskler’den ya da Samnitler’dengeldiği düşünülür. İlk müsabakanın MÖ 264 yılında gerçekleştirildiği söylenir. Sonradan bu müsabakaların yapılacağı binalar, amfitiyatrolar inşa edilmiştir. Arenada dövüşenler arasında kadınlar da vardır. Arenada suçlulara yer vermek suretiyle onların idamları da gerçekleştirilmekteydi.
Mayalar ve Aztekler’in top oyunu çok vahşi bir oyundu. Taştan yapılma bir topu, insan boyundan çok daha yükseğe yerleştirilmiş, basketbol potasına benzer bir çemberden geçirmek amaçlanırdı. İki takım da topu yere düşürmemeye çalışırdı. Oyuncular sadece dirsek, kalça ve dizlerini kullanabilirlerdi. Oyuncuların özel koruyucu giysileri olurdu. Oyunu kazanan, kaybedenin kafasını keserdi. Meksika’da, Eski Chichen Itza’da Oyun Salonu’nun duvarındaki kabartmada galip, rakibinin kesik kafasını elinde tutuyor. Kabartmanın devamında yenilenin boynundan fışkıran kan betimlenmiş. Bu top oyununun sadece spor değil, dinsel bir olay da olduğu düşünülüyor.  Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Mayalar ve Aztekler’in top oyunu çok vahşi bir oyundu. Taştan yapılma bir topu, insan boyundan çok daha yükseğe yerleştirilmiş, basketbol potasına benzer bir çemberden geçirmek amaçlanırdı. İki takım da topu yere düşürmemeye çalışırdı. Oyuncular sadece dirsek, kalça ve dizlerini kullanabilirlerdi. Oyuncuların özel koruyucu giysileri olurdu. Oyunu kazanan, kaybedenin kafasını keserdi. Meksika’da, Eski Chichen Itza’da Oyun Salonu’nun duvarındaki kabartmada galip, rakibinin kesik kafasını elinde tutuyor. Kabartmanın devamında yenilenin boynundan fışkıran kan betimlenmiş.
Bu top oyununun sadece spor değil, dinsel bir olay da olduğu düşünülüyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Gladyatörler kimi zaman ölümüne dövüşmekle yükümlüydü. Yırtıcı hayvanlarla ve kendi aralarında dövüşürlerdi. Gladyatörlergenellikle köleydi ve dövüşüp dövüşmeme konusunda seçim şansları yoktu.
  • Cicero, gladyatör oyunlarının acı ve ölüme karşı iyi bir eğitim olduğunu belirtmiştir.Bu gösterilerin,ölüme küçümseyerek bakılması yönünden halka ilham kaynağı olduğu düşünülürdü. Gladyatörlerin birbirlerine yaptıkları şeyleri hak ettikleri yönünde genel bir hissiyat da vardı.
  • Yunan boksörler el ve bileklerini ince öküz derisi ile sararlarken, Roma Dönemi eldivenlerinde hasma daha fazla hasar vermesi için metal kullanılırdı.
  • MS 200’de İmparator Septimus Severus kadın gladyatörleri yasakladı.
  • Can ve para kayıplarının fazlalığı, Hıristiyan kilisesinden gelen itirazlar yüzünden bu müsabakalar yaklaşık MS 400’de sona erdirildi.
  • Günümüzde boks, güreş, pankreas gibi uzun bir geçmişe sahip sporlar devam ederken, Amerikan futbolu, Amerikan güreşi gibi daha yeni spor dalları da sert sporlara ilave oldu. Sert sporların beyin hasarına yol açabileceği bilinmekle birlikte, bu aşırı şiddet içeren sporlar hala hoş görülmektedir.

 

Libya 33 Leptis Magna 5

Yerel müzenin girişinde Roma anıt mezarı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yerel müzenin girişinde Roma anıt mezarı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

MS 56 yapımı 16 bin kişilik amfitiyatroda  ilk altı sıra ileri gelenlere ayrılmış (box of honor). Bu sıralar diğerlerinden bir parapetle ayrılmış. Gladyatör dövüşleri Roma kültürüne, Etrüsklerden ya da Samnitlerden gelip yerleşmiş bir gelenektir. Gladyatör, iyi kılıç kullanan kişi anlamına gelir. Gladyatör dövüşlerinin masrafları imparatorlar ve siyasetçiler tarafından karşılanır, gladyatörler okullarda eğitilirdi. Gladyatörler üzerinde uzmanlaşmış doktorlar, dişi gladyatörler de vardı. Gladyatörler, koruyucu yağ tabakası oluşması açısından fayda sağlayan baklagiller ve arpa ile besleniyorlardı. Bir Roma lejyonunda teke tek dövüşte uzman olmak en büyük erdemdi ve gladyatörler bu erdemi temsil ediyorlardı. İlk müsabakanın MÖ 264 yılında gerçekleştirildiği söylenir. Sonradan bu yarışmaların yapılabileceği binalar inşa edilmiştir. Bu yapılar, Romalıların kendilerine has olduğunu iddia edebilecekleri tek bina tipi olan amfitiyatrolardır. Tüm imparatorlukta yaklaşık olarak 200 tane kagir amfitiyatro inşa edildiği, 200 tane de tiyatrolardan devşirilmiş amfitiyatro olduğu bilinmektedir. Savaş Tanrısı Mars’ın çocukları olduklarını iddia eden Romalıların Romulus efsanesi de ciddi bir gaddarlık hikayesidir. Dolayısıyla arenalardaki gladyatör oyunlarının sevilmesi normaldi. Şiddet, Romalılara haz veriyordu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

MS 56 yapımı 16 bin kişilik amfitiyatroda ilk altı sıra ileri gelenlere ayrılmış (box of honor). Bu sıralar diğerlerinden bir parapetle ayrılmış.
Gladyatör dövüşleri Roma kültürüne, Etrüsklerden ya da Samnitlerden gelip yerleşmiş bir gelenektir.
Gladyatör, iyi kılıç kullanan kişi anlamına gelir.
Gladyatör dövüşlerinin masrafları imparatorlar ve siyasetçiler tarafından karşılanır, gladyatörler okullarda eğitilirdi. Gladyatörler üzerinde uzmanlaşmış doktorlar, dişi gladyatörler de vardı.
Gladyatörler, koruyucu yağ tabakası oluşması açısından fayda sağlayan baklagiller ve arpa ile besleniyorlardı.
Bir Roma lejyonunda teke tek dövüşte uzman olmak en büyük erdemdi ve gladyatörler bu erdemi temsil ediyorlardı.
İlk müsabakanın MÖ 264 yılında gerçekleştirildiği söylenir. Sonradan bu yarışmaların yapılabileceği binalar inşa edilmiştir. Bu yapılar, Romalıların kendilerine has olduğunu iddia edebilecekleri tek bina tipi olan amfitiyatrolardır.
Tüm imparatorlukta yaklaşık olarak 200 tane kagir amfitiyatro inşa edildiği, 200 tane de tiyatrolardan devşirilmiş amfitiyatro olduğu bilinmektedir.
Savaş Tanrısı Mars’ın çocukları olduklarını iddia eden Romalıların Romulus efsanesi de ciddi bir gaddarlık hikayesidir. Dolayısıyla arenalardaki gladyatör oyunlarının sevilmesi normaldi. Şiddet, Romalılara haz veriyordu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Trablus’ta Cemahiriye Müzesi’nde yer alan gladyatör konulu mozaik tablo. Fotoğraf:tr.wikipedia.org

Trablus’ta Cemahiriye Müzesi’nde yer alan gladyatör konulu mozaik tablo.
Fotoğraf:tr.wikipedia.org

Amfitiyatronun bir çok girişi var. Burası ana girişi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Amfitiyatronun bir çok girişi var. Burası ana girişi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Deniz kenarında tümsek şeklinde gözüken yer hipodromun spinası. 2. yüzyılda yapılmış olan hipodromun 460 m uzunluğunda,  100 m genişliğinde, 23 bin kişilik olduğu biliniyor.  Circus ya da hipodrom, araba yarışlarının yapıldığı yerdir. Arabalarla yarışmayı Romalılar kitlesel bir eğlenceye dönüştürmüşlerdi. Circus’ta arabalar spinanın etrafında saat yönünün tersine yarışırlardı. Bu tip arenalar MS 2. yüzyılda tam olarak gelişti. Bu tip arenaların yapım maliyetleri çok yüksek olduğundan Roma İmparatorluğu’nun çeşitli yerlerinde çok az inşa edilmiştir. Arabaları çekmekte kullanılan atlar için en çok tercih edilen İspanyol ve Afrika atları imiş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Deniz kenarında tümsek şeklinde gözüken yer hipodromun spinası. 2. yüzyılda yapılmış olan hipodromun 460 m uzunluğunda, 100 m genişliğinde, 23 bin kişilik olduğu biliniyor.
Circus ya da hipodrom, araba yarışlarının yapıldığı yerdir. Arabalarla yarışmayı Romalılar kitlesel bir eğlenceye dönüştürmüşlerdi.
Circus’ta arabalar spinanın etrafında saat yönünün tersine yarışırlardı.
Bu tip arenalar MS 2. yüzyılda tam olarak gelişti.
Bu tip arenaların yapım maliyetleri çok yüksek olduğundan Roma İmparatorluğu’nun çeşitli yerlerinde çok az inşa edilmiştir.
Arabaları çekmekte kullanılan atlar için en çok tercih edilen İspanyol ve Afrika atları imiş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu