Etiket arşivi: Gaziantep

Yavaş Hareketi 5 | Slow Food 4

  • 2002’de Slow Food Biyoçeşitlilik Vakfı kuruldu.
  • 2004 verilerine göre Slow logosu salyangozu kullanan üyelerin sayısı beş kıtada, 111 ülkede 83.000’e ulaştı. Bu yıl itibariyle Salyangoz 20 milyon Euro’nun üzerinde bir iş hacmi yarattı.
  • Carlo Petrini, beslenme ile gastronominin, açlık ile lezzetin, bilgi ile zevkin birbirinden ayrılamayacağını, üretildikleri malzemeyi tanımadan sadece lezzeti dikkate almanın mümkün olmadığını savundu.
  • 2004 yılında Savoy Hanedanı tarafından yaptırılmış bir 19. yüzyıl binasında dünyada kendine gıdayı ana çalışma konusu olarak seçmiş ilk Gastronomi Bilimleri Üniversitesi, Carlo Petrini’nin yönlendirmesi ile Agenzia di Pollenzo kompleksinde kuruldu. Üniversite her yıl yarısı İtalya’dan, yarısı diğer ülkelerden gelen 60 öğrenci alır. Üç yıllık lisans ve iki yıllık yüksek lisans eğitimi verir. Parma’dan başlayarak benzer okulların açılması devam etti.
  • Büyük şarapların arkalarında bir tarih olduğu ve büyük şarapların var olabilmesi için damağın bu malzemeyi algılayacak şekilde eğitilmesi gerektiği kabul gördüğü için Pollenzo’da ulusal bir hazine olarak kabul edilen İtalyan şarabı için bir Şarap Bankası da kuruldu. 2005 rakamlarına göre bankada, 227 farklı üreticinin 1997-2001 yılları arasında üretilmiş şaraplarından 60.000’e yakın şarap bulunuyordu.
Moldovya’da Mileştii Mici’nin mahzenlerindeki dehlizlerin uzunluğu 55 kilometre. Burası, Guiness Book of Records’a göre, dünyadaki en büyük şarap koleksiyonunu barındırıyor.

Moldovya’da Mileştii Mici’nin mahzenlerindeki dehlizlerin uzunluğu 55 kilometre. Burası, Guiness Book of Records’a göre, dünyadaki en büyük şarap koleksiyonunu barındırıyor.

  • Slow Food, zevki aramaktan vazgeçmemek ve seçme hakkını korumak gerektiğine inanır.
  • Zaman içinde “Slow” öneki kaliteye önem veren yaşam sistemlerini destekleyen hareketleri tanımlar oldu.
  • Slow Fish, sürdürülebilir ve sorumlu balıkçılığı destekler.
  • Slow Fish, ileri teknoloji ile balıkları takip edip bir balık sürüsünün tümünü avlamaya yarayan metodlara karşı çıkar.
  • Kıyılardaki mikroekonomileri ve ekosistemleri canlı tutan küçük balıkçılığı destekler.
  • Ürünün kalitesine ve tüketicilerin sağlığına önem veren balık yetiştirme pratiklerini savunur.
  • Slow Fish ekogastronomi ve yemek yeme zevkini kültür, eğitim ve bilgiyle buluşturacak bir ortam yaratmayı amaçlar.
  • 2004 yılında Hindistan ve Sri Lanka sahilleri tsunami ile yerle bir oldu. Deniz hareketlerini absorbe eden mangrov ormanları, sahil boylarına dev turistik işletmeler kurmak ve endüstriyel karides üretimi yapmak için kesilmişti. Bu projeler Dünya Bankası finansmanı ile gerçekleştirilmişti!
  • Tokyo belediyesinin dünyadaki en büyük balık pazarı olan Tokyo balık pazarını taşıma kararına Slow Food karşı çıkmış ve başarılı olmuştu.
Tropikal bölgelerde, deniz kenarlarında, acı ve tuzlu su kıyılarında, sık uzun ve kavisli topraküstü kökleriyle dip çamuruna tutunan bitkilerin meydana getirdiği mangrov ormanları antik ağaçlardan oluşur. Mangrovların flora durumu, Atlas Okyanusu, Büyük Okyanus ve Hint Okyanusları’ndan hangisinin kıyısında yer alıyorsa ona göre değişir. Fakat bitkilerin genel manzarası her yerde aynıdır. Çeşitli mangrov ağaçlarının kabuğunda, kırmızı veya gri, dericilik işinde kullanılabilecek kadar tanen bulunur. Costa Rica’da henüz yok edilmemiş mangrov ormanları ve su üstünde kalan köklerin yakından görünüşü.

Tropikal bölgelerde, deniz kenarlarında, acı ve tuzlu su kıyılarında, sık uzun ve kavisli topraküstü kökleriyle dip çamuruna tutunan bitkilerin meydana getirdiği mangrov ormanları antik ağaçlardan oluşur. Mangrovların flora durumu, Atlas Okyanusu, Büyük Okyanus ve Hint Okyanusları’ndan hangisinin kıyısında yer alıyorsa ona göre değişir. Fakat bitkilerin genel manzarası her yerde aynıdır. Çeşitli mangrov ağaçlarının kabuğunda, kırmızı veya gri, dericilik işinde kullanılabilecek kadar tanen bulunur.
Costa Rica’da henüz yok edilmemiş mangrov ormanları ve su üstünde kalan köklerin yakından görünüşü.

Mangrovların su yüzeyi üstündeki karmaşık kökleri ve hava almayı sağlayan özel gözenekleri, propagül (köksap) adı verilen puro biçimli uzun fideleri var. Propagüller cezir zamanı düşerlerse ana kaynağın yanında büyüyorlar, tuzlu bataklığa yayılıyorlar. Ama med zamanı kaynaktan uzağa sürükleniyor, sonra uygun bir ortamda olgunlaşıyorlar. İngilizler 1770 yılında Kalküta’nın güneyinde, bu suyla dolu ormanı açmış, oraya bir banliyö kurmuşlardı. Oysa mangrov ormanı anakaraya paralel bariyer oluşturuyor, kökleriyle kıyıyı sabitliyordu.

Mangrovların su yüzeyi üstündeki karmaşık kökleri ve hava almayı sağlayan özel gözenekleri, propagül (köksap) adı verilen puro biçimli uzun fideleri var. Propagüller cezir zamanı düşerlerse ana kaynağın yanında büyüyorlar, tuzlu bataklığa yayılıyorlar. Ama med zamanı kaynaktan uzağa sürükleniyor, sonra uygun bir ortamda olgunlaşıyorlar. İngilizler 1770 yılında Kalküta’nın güneyinde, bu suyla dolu ormanı açmış, oraya bir banliyö kurmuşlardı. Oysa mangrov ormanı anakaraya paralel bariyer oluşturuyor, kökleriyle kıyıyı sabitliyordu.

  • Slow Food, adil ticarete dayalı, sağlam bir toplum yaratmak için, sevgi, kardeşlik ve egoizmin reddi üzerine kurulmuş, köylü, balıkçı, hayvan yetiştirici ve göçebenin stratejik önemine inanır.
  • Slow Food, sanayileşmiş Batı ülkeleri ile hammadde üretiminin hala başlıca gelir kaynağı olduğu ülkelerin birlikte geliştirebileceği yeni bir tarım modeli bulmayı düşler.
  • İnsan, hayvan ya da tohum, canlıların lisanslanmasına karşı çıkar. Özellikle dünyanın güneyinde, çokuluslu şirketlerin patentler yoluyla genetiği değiştirilmiş tohumların satın alınmasını şart koşmaları ve geleneksel yöntemlerle ekim yapılmasını engellemesi bu karşı çıkışın temel nedenidir.
  • Slow Food International 2014 verilerine göre, Yavaş Hareketi’nin bir milyon destekçi, 100.000 üye, 1500 şube, 400 yönetim merkezine ilaveten 2000 gıda topluluğu ve Afrika’da 1000 bahçe gibi önemli sayılara ulaştığı anlaşılıyor.
  • Şubeleri gönüllüler tarafından yönetiliyor. Derneğin gelirlerinin %10’u siyasi amaçlarla, yani kalkınmakta olan ülkelere finansman sağlamak amacıyla kullanılıyor.
  • Slow Food’un en çok şubesi anavatanı İtalya’da.  Daha sonra ABD, Almanya, İsviçre, Fransa, Japonya, İngiltere ve Avustralya geliyor.
  • Türkiye’de Adapazarı, Ankara, Aydın, Balıkesir, Muğla, Çanakkale, Gaziantep, Iğdır, İstanbul, İzmir, Kars ve Samsun’da Slow Food şubeleri var.
  • Japon kültürünün içinde Slow Food felsefesinin nüveleri zaten mevcuttu. Çay töreni özünde, birlikte yaşama kültürü, daha uyumlu, daha sürdürülebilir ve daha yavaş bir yaşama ulaşma düşüncesidir. Ayrıca, Japonlar için yemek sadece iyi yenmesi gereken değil, aynı zamanda iyi düşünülmesi gereken bir olgudur.
  • Brezilya’da Lula hükümeti önceliğini Sıfır Açlık politikasına vermiş, Lula daha sonra Salyangoz’a doğrudan destek vermiştir.
  • Birleşik Krallığın Veliahtı Galler Prensi Charles bir Salyangoz üyesi.
  • Salyangoz’a Vittorio Sgarbi, Umberto Eco gibi İtalya’nın önemli figürleri destek vermiştir.
  • “Slow Food sadece bir hijyen kuralı değildir; aynı zamanda bir medeniyet göstergesidir.” Dario Fo.
  • “Fast Food, zevkin kısaltılmasıdır. Slow Food ise uzatılmasıdır.” Gianni Mura

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın televizyonlarda zorunlu yayın olarak yer alan “Topraklarımızın atalarımızın mirası değil, torunlarımızın emaneti olduğunu unutmayalım” deyişi hoşuma gidiyor.

Belkıs – Zeugma

1976-2011 yılları arasında devam eden bu büyük projeye destek verenler arasında daha pek çok kuruluş vardı. Fransa’dan Nantes Üniversitesi, Tofaş AŞ, Ankara Üniversitesi DTCF, Sanko Holding......

1976-2011 yılları arasında devam eden bu büyük projeye destek verenler arasında daha pek çok kuruluş vardı. Fransa’dan Nantes Üniversitesi, Tofaş AŞ, Ankara Üniversitesi DTCF, Sanko Holding……

 

4 Haziran 2000 tarihinde grup olarak gittiğimiz Gaziantep’te Arkeoloji Müzesi’nde Zeugma’dan getirilmiş mozaik tabloların müzenin bahçesinde üst üste yığılıp üzerlerinin muşamba ile kaplandığını görmüştük. 13 Eylül 2000 tarihinde dört arkadaş günübirliğine Halfeti ve Nizip, Belkıs Köyü’ne gidip İstanbul’a dönmüştük. Gezimizin amacı Birecik Barajı’nda su tutulması tamamlanmadan yöreyi görebilmek, bir ay sonra su altında kalacak olan Roma Villası’nı da gezebilmekti.

4 Haziran 2000 tarihinde grup olarak gittiğimiz Gaziantep’te Arkeoloji Müzesi’nde Zeugma’dan getirilmiş mozaik tabloların müzenin bahçesinde üst üste yığılıp üzerlerinin muşamba ile kaplandığını görmüştük.
13 Eylül 2000 tarihinde dört arkadaş günübirliğine Halfeti ve Nizip, Belkıs Köyü’ne gidip İstanbul’a dönmüştük. Gezimizin amacı Birecik Barajı’nda su tutulması tamamlanmadan yöreyi görebilmek, bir ay sonra su altında kalacak olan Roma Villası’nı da gezebilmekti.

 

Gaziantep’in Nizip İlçesi’nin 10 km. doğusundaki Belkıs Köyü‘nde, Fırat Irmağı kıyısında bulunan Zeugma Antik Kenti  tarih öncesi çağlardan beri kesintisiz iskan edilmiş bir yerleşim yeri olmuştur. Fırat Irmağı’nın en kolay geçit verdiği iki noktadan birisinde yer alır. Zaten “Zeugma” adı da “köprü başı” veya “geçit yeri”  anlamını taşımaktadır. Şehir, Roma İmparatorluğu döneminde Zeugma adıyla anılırken stratejik konumu dolayısıyla özel bir önem verilmiş, bundan dolayı da giderek Romalı karakteri kazanmıştır. Değişik imparatorlardan kalan anıtlar, mezarlar, lahitler, mozaikler ve keramik buluntulardan anlaşıldığına göre Zeugma, İmparator Traianus ile Septimus Severus arasındaki zamanda (MS 98-211) en parlak dönemini geçirmiştir. Sınır ve ülkeler ötesi ticaretle zenginleşmiş Zeugma’daki villa ve mozaik furyası MS 256 yılındaki Sasani saldırısıyla son bulmuştur. Gaziantep Müzesi tarafından 1992 yılında ilk villa bulunmuş, devam eden çalışmalarla hepsi de yamaçlarda yapılmış 13 adet villaya ulaşılmıştır. Roma gelenekleri uyarınca sıvaların boyanmaları ve resimlenmeleri gerekiyordu. Günümüzde yaklaşık 20 bin dönümlük bir arazi üzerine kurulmuş olan bu antik kentin üçte biri  su tutulması Ekim 2000′de tamamlanmış olan Birecik Barajı gölü altında kalmıştır. Buradan kurtarılan freskler, antik parçalar ve mozaik tablolar için çok güzel bir müze yapılmıştır. Villalara, içlerinde bulunan en gösterişli mozaik panoda yer alan mitolojik kişiliğin adı verilmiştir.

Gaziantep’te eski Tekel İçki Fabrikası’nın yerine kurulan ve bulunan 1500 metre karelik mozaik ile dünyanın iddialı, önemli bir mozaik müzesi konumuna gelen binanın yapımına 2008 yılında başlanmış, toplam 50-55 milyon dolarlık yatırım yapılmış, açılış  2011’de olmuştur.

Gaziantep’in Nizip ilçesinde Fırat Nehri kıyısında yer alan Zeugma antik kenti Selevkoslar Devleti’nin kurucusu I. Selevkos Nikator tarafından MÖ 300-299 tarihinde yeniden imar ettirilmiştir.

Gaziantep’teki müzede sergilenmekte olan mozaik tablolar tek bir antik kentte yapılan kazılarda ortaya çıkarıldı. Oysa yakın zamana kadar dünyanın en ünlü mozaik müzesi olan Tunus’taki Bardo Müzesi’nde çeşitli antik kentlerden mozaik tablolar sergilenmektedir.

Zeugma mozaikleri MS 2-6. yüzyıllara tarihleniyor.

Zeugma mozaiklerinde çeşitli mitolojik söylenceler betimleniyor.

Zeugma yapıtlarında insan  ve hayvan anatomileri, kompozisyonları, çok renklilikleri dikkat çekici, renk uyumları çok başarılı.

Okeanos Villası’nın sığ havuzunun taban mozaiği. Boyutları 1.50 x 3.30 m. Tablonun üç köşesinde yunus balıklarına binen Eros figürleri sağ elleriyle yunus balıklarının yularını, sol elleriyle birer kırbaç tutmaktadırlar. Sol üst köşede bir kaya üzerinde oturan figür balık tutmaktadır. Merkezde kainata hayat veren evrensel ırmağın tanrısı  Okeanos ve denizin verimliliğini simgeleyen eşi Tethys vardır. İkisinin çok sayıdaki çocuklarından birisi de Fırat Nehri’dir. Bu pano, Fırat Nehri’ne adanmış olmalıdır. Okeanos’un şakaklarında ıstakoz kıskaçları, sağ omzunda gemi dümeni yer almaktadır. Aralarında mitolojik deniz canavarı Ketos bulunmaktadır. Bu havuz tabanı MS 2. yüzyıl sonları ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Okeanos Villası’nın sığ havuzunun taban mozaiği. Boyutları 1.50 x 3.30 m. Tablonun üç köşesinde yunus balıklarına binen Eros figürleri sağ elleriyle yunus balıklarının yularını, sol elleriyle birer kırbaç tutmaktadırlar. Sol üst köşede bir kaya üzerinde oturan figür balık tutmaktadır. Merkezde kainata hayat veren evrensel ırmağın tanrısı Okeanos ve denizin verimliliğini simgeleyen eşi Tethys vardır. İkisinin çok sayıdaki çocuklarından birisi de Fırat Nehri’dir. Bu pano, Fırat Nehri’ne adanmış olmalıdır. Okeanos’un şakaklarında ıstakoz kıskaçları, sağ omzunda gemi dümeni yer almaktadır. Aralarında mitolojik deniz canavarı Ketos bulunmaktadır.
Bu havuz tabanı MS 2. yüzyıl sonları ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Akratos mozaiği, Mainad Villası’nın muhtemelen dinlenme odasının taban mozaiği olup 4.00 x 3.50 m. boyutundadır. Mozaiğin üst yarısı figürlü, alt yarısı ise geometrik desenlidir. Figürlü panonun çevresi en dışta üç boyutlu meander ( Menderes Irmağı’nın kıvrımlarından esinlenen, anahtar motifi de denilen, Antik Çağ’da çok yaygın olarak kullanılan şerit ) motifi ve onun içinde ikili saç örgüsü motifi ile çevrilidir. Figürlü panoda üç güzel kız kardeşten biri olan Euphrosine ve Akratos divanlara uzanmışlardır. Güzellik, neşe ve mutluluğun hakim olduğu bir sahnedir. Euphrosine sakinliği, kendine güveni, serinkanlılığı, erdemliliği ve tedbiri simgelerken Akratos zayıf erkek karakterini temsil eder.  Bu mozaik taban MS 2. yüzyıl sonları ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Akratos mozaiği, Mainad Villası’nın muhtemelen dinlenme odasının taban mozaiği olup 4.00 x 3.50 m. boyutundadır. Mozaiğin üst yarısı figürlü, alt yarısı ise geometrik desenlidir. Figürlü panonun çevresi en dışta üç boyutlu meander ( Menderes Irmağı’nın kıvrımlarından esinlenen, anahtar motifi de denilen, Antik Çağ’da çok yaygın olarak kullanılan şerit ) motifi ve onun içinde ikili saç örgüsü motifi ile çevrilidir. Figürlü panoda üç güzel kız kardeşten biri olan Euphrosine ve Akratos divanlara uzanmışlardır. Güzellik, neşe ve mutluluğun hakim olduğu bir sahnedir. Euphrosine sakinliği, kendine güveni, serinkanlılığı, erdemliliği ve tedbiri simgelerken Akratos zayıf erkek karakterini temsil eder.
Bu mozaik taban MS 2. yüzyıl sonları ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Euphrates (Fırat) Villası’nın sığ havuzunun taban mozaiği. Orta panoda nehir tanrısı Euphrates yer almaktadır. Yanındaki testiden akan su Fırat Nehri’ni simgelemekte, sulanan topraktan bitkiler fışkırmaktadır. Fotoğrafın solunda yer alan tabloda mozaiğin yer aldığı villa resmedilmiştir. Orta panonun yanlarında nehir tanrıçası ve su perisi yer almaktadır. Mozaik taban MS 2. yüzyıl sonları ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Euphrates (Fırat) Villası’nın sığ havuzunun taban mozaiği. Orta panoda nehir tanrısı Euphrates yer almaktadır. Yanındaki testiden akan su Fırat Nehri’ni simgelemekte, sulanan topraktan bitkiler fışkırmaktadır. Fotoğrafın solunda yer alan tabloda mozaiğin yer aldığı villa resmedilmiştir. Orta panonun yanlarında nehir tanrıçası ve su perisi yer almaktadır.
Mozaik taban MS 2. yüzyıl sonları ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Europa Villası’nın taban mozaiğinde Fenike Kralı’nın kızı Europa’nın boğa kılığına girmiş Zeus tarafından kaçırılışı resmedilmiştir. Boğa, yunus ve kanatlı panter figürleri dinamik, insan figürleri statiktir. Tablo  MS 2. yüzyıl sonları ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Europa Villası’nın taban mozaiğinde Fenike Kralı’nın kızı Europa’nın boğa kılığına girmiş Zeus tarafından kaçırılışı resmedilmiştir. Boğa, yunus ve kanatlı panter figürleri dinamik, insan figürleri statiktir.
Tablo MS 2. yüzyıl sonları ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Gaziantep ve Hatay Valiliklerince verilen bilgilere dayanarak bir irdeleme yaparsak:

Zeugma Antik Kenti’nde yapılan kurtarma kazıları sonucunda 1500 metre kare mozaik, 150 metre kare fresk, 100’lerce taşınır kültür varlığı ele geçmiştir.

2011 yılında açılan müzede 35 adet mozaik pano (yaklaşık 550 metre kare), 120 metre kare duvar resmi ve 35 adet heykel ve mezar steli teşhire konulmuştur.

Demek ki, mozaikler açısından bakarsak,  yeni müzeden iki tane daha yapılsa olabilir gibi duruyor. Yeni müzenin kapalı alanı 7075 metre kare.

Hatay’ın merkez ilçesi Antakya’da  inşa edilmekte olan, Temmuz 2013’te açılması planlandığı halde Aralık 2013 itibarıyla açılmamış olan Hatay Arkeoloji Müzesi’nin kapalı alanı 32.754 metre kare olacak.

Aslında müzelerin sıralamasını yapmak çok zor olmalı. Mozaiklerin sergilendiği alan, sergilenen mozaik metre karesi, sergilenen mozaiklerin hangi tarihe ait olduğu, mozaiklerin sanatsal kalitesi, kompozisyonun nadirliği vs…..gibi pek çok faktöre bakmak, bu faktörlere muhtemelen farklı ağırlıklar tayin etmek gibi karmaşık ve tüm dünyada kabul görmüş bir formül geliştirilmiş mi acaba?

 

Görsel Sanatlar ve Oyun

İnsan, düşünmeye başladığı andan itibaren iç gerçeklerini, içgüdülerini biçimsel olarak açıklamaya başlamıştır. Bu görsel imge ve simgelerle, oyun oynayan çocuğun zihninin işleyişi aynıdır.

İnsan doğa ile yetinemez, onu aklı ve emeği ile işler, kendi amaçlarına göre yenilikler getirerek kültür yaratır. Denge arayışını sanat aracılığıyla çözümler. Bir dönem için kurulan denge zamanla bozulur, çağın eğilimine göre yeniden kurulması gerekir.

İlk insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli araçlar üretmişler ancak bunları yapmakla kalmamışlar, tek ya da çok renkli geometrik bezekler, çiçek, yıldız, daire gibi sembolik motiflerin yanı sıra değişik konulu tasvirlerle süslemişler, güzelleştirmek için emek harcamışlardır. Törensel olmayan kaplar bile güzel biçimlere sokulmuştur. Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi MÖ 6800-5700 tarihlerinden kalma Çatalhöyük kazılarında ele geçirilen böyle eserlere ev sahipliği yapmaktadır. Yine MÖ 6. binyılın ilk yarısına ait makyaj aletleri, taş ve kemikten yapılma süs eşyaları da aynı müzemizdedir. Taşa, tahtaya kazılarak resim, maddelerin şekillendirilmesi ile heykel ortaya çıkmış; duyguların seslerle belirtilmesi müziğe temel olmuş, çeşitli oyunlarla tiyatro başlamıştır. Bu faaliyetlerle insanlar dar hayatlarını genişletmişlerdir. Arkeoloji, her insanda güzele karşı bir ilgi ve güzellik duygusu olduğunu kanıtlamaya devam etmektedir.

Çocuğun dünyayı anlamlandırmasını ve eğlenmesini sağlayan oyun ve oyuncağın tarihi çok eskidir. İlk çağda mağara duvarlarına resimler çizerken kullanılan taşlar bugünkü boya kalemlerinin ataları olarak oyuncak sayılmaktadır. Arkeolojik bulgularla ortaya çıkarılan tahta atlar, topaç, misket ve kil bebekler ilk oyuncak çeşitleridir.

Gaziantep’teki Medusa Cam Eserleri Müzesi’nde Hitit ve Fenike dönemlerine ait pişmiş toprak ve taştan yapılmış oyuncaklar  sergileniyor. Binlerce yıl önce kralların çocukları için yapıldığı tahmin edilen pişmiş toprak ve taştan yapılma dört bin yıllık oyuncak arabalar 2011 yılında yapılan kazılarda bulunmuş.

Gaziantep’teki Medusa Cam Eserleri Müzesi’nde Hitit ve Fenike dönemlerine ait pişmiş toprak ve taştan yapılmış oyuncaklar sergileniyor. Binlerce yıl önce kralların çocukları için yapıldığı tahmin edilen pişmiş toprak ve taştan yapılma dört bin yıllık oyuncak arabalar 2011 yılında yapılan kazılarda bulunmuş.

Dış dünyanın, duyumsamaların, özlemlerin ve izlenimlerin zihinde görüntüye dönüşmesi, resimsel bir değer kazanması, yani imge ile, duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaretlerle yani simgelerle görselleştirme yoluyla insan, sorunlarını oyun alanında çözmüş, acılarını sağaltmıştır. Sanatçı da çocuğun oyun oynarken yaptığı gibi, kendi iç ve dış gerçeklerinden yeni var oluş biçimleri yaratır. Bir oyun olarak sanat varoluşsaldır.

Sanat ile oyunda öykünme ve özgürlük ortak iki noktadır. Her ikisi de insanı gündelik yaşamın sıkıntılardan, kaygılarından uzaklaştırarak, insanın adeta kendisini unutmasını sağlar. Her ikisinde de  hayal dünyasına yönelme olur. Bu dünya içinde, insan mutlak özgür olur. Friedrich Schiller’e (1759-1805) göre, “İnsan oynadığı sürece insandır.” Schiller’e göre sanat bir oyundur ve insan, gerçek özgürlüğe ancak sanat yoluyla ulaşabilir. İnsan sanatla uğraşırken, kendini zamandan koparılmış gibi hisseder. Bu ise oyun oynarken zamanın nasıl geçtiğini fark etmeyişimize benzer. Biz, böylece insanlığımızın saf ve tam olarak ortaya çıktığını anlarız.

Sanatın öykünme olarak değil de, bir yaratma içtepisi olarak ele alındığı düşünceye göre sanat kişisel bir dürtü ve tepkidir. Bu noktadan hareket ettiğimizde oyunun ve sanatın kendi dışında başka bir amacı olmadığını yani auto telos kavramlar olduğunu kabul etmemiz gerekir. Sanatçı da çocuğun oyun içindeki tavrı gibi eserini meydana getirmekten başka bir amaç gütmez. Bu görüşe göre hem sanat hem oyun bir doyum kaynağıdır, sanatçı kendini tamamlamak için yaratır.

Felsefe ve psikiyatri profesörü, Alman Karl Groos’un (1861-1946) Oyun Teorisine göre ise oyun, hayatın sonraki aşamaları için bir hazırlık ve çocukların gelişimi için gerekli olan bir fonksiyondur. Aynı şekilde hayvanların oyun oynamasının da içgüdülerini geliştirerek onları savaşmaya ve hayatta kalmaya hazırlayan bir pratik olduğunu öne sürer. Dolayısıyla bu görüşe göre oyun, auto telos değil, işlevseldir.

Sinemaya eğlenmek için giden seyirci, kendi kendinden kaçmak, gündelik tekrarları yok etmek ister. Uykunun ve çocuk oyunlarının verdiği o sınırsız korunma duygusuna sinemada yeniden kavuşur, sinemaya çocuk oyununu devam ettirmek için gider.

Sanat ve oyun beğeni ve zevklerin gelişmesinde de önemli yer tutar. Gerçeğin imitasyonları ile oynayan çocuk doğruyu-yanlışı, iyiyi-kötüyü, güzeli ve çirkini öğrenir. Bu nedenle sanatın ve oyunun eğitim içindeki önemi kavranmış ve eğitim programları hazırlanırken estetik değerlere, müfredatı oyunla, eğlendirerek vermeye dikkat edilmeye başlanmıştır. Konsol oyunlarına rağbet oyun oynamaya olan ihtiyacın her yaşta devam ettiğini göstermektedir.

Sanat ve oyun ancak özgür ortamlarda ortaya çıkabilirler ve toplumların ileri gitmeleri ancak özgür ve yaratıcı bireyler sayesinde gerçekleşebilir.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  •  Çocuğun Görsel Sanat Eğitimi, Zerrin Kehnemuyi, YKY 7. Baskı 2013.
  • Görsel Sanatlarda Oyunsallık, Nazan Azeri, M.Ü. Güzel Sanatlar Enstitüsü Prof. Dr. Ergin İnan’a sunulan Sanatta Yeterlilik Tezi, 2000.
  • Sanat ve Oyun, Arş.Gör. Canan Birsoy Altınkaş, Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi, 2002.
  • Anadolu Medeniyetleri Müzesi Rehberi
  • Okullarda Resim, Hüseyin ve Hayrettin Kılıçkan, Taç Yayınevi.
  • Sanat ve Oyun, Sosyolog Ömer Yıldırım, Atatürk Üniversitesi Çağdaş Felsefe Tarihi Dersi Ders Notları.
  •  Yeşil Gözler, Marguerite Duras, Metis Yayınları, 2008.