Etiket arşivi: Galata Köprüsü

Bizans İmparatorluğu 93| Paleologos Hanedanı

  • 1204 yılından önce Karadeniz ile Akdeniz birbirlerinden bağımsız ticaret bölgeleriydi. Her biri farklı ürünlere ve nakliyat ağına sahipti. Konstantinopolis bu iki bölge dahilindeki ticaret ve sevkiyat faaliyetleri için ana varış ve kalkış yeri, transit geçiş ve aktarma limanı konumundaydı.
  • IV. Haçlı Seferi’nin Konstantinopolis ekonomisi üzerinde hem kısa hem uzun vadeli etkileri oldu. Çıkan yangınlar zanaat ve ticaretin yoğun olarak yapıldığı alanları yıkıma uğratmıştı. Talan ve yağmacılık da mal kayıplarına neden olmuştu.
  • Latin istilası ile Bizans saray erkanı ve seçkinlerin birçoğu göç etmişti.  Bu gelişmeler şehrin sanayiini ve ticari altyapısını felce uğratarak toplumun orta ve alt katmanlarını da göçe zorlamıştı.
  • Bizans, Latinlerin işgal ettiği toprakların önemli bir bölümünü geri alamadığı için taşradan başkente para ve mal akışı önemli ölçüde azaldı. Genel çaplı yerel tüketimin ve üstün nitelikli imalata yönelik yatırımın eksikliği de şehir ekonomisinde gerilemeye sebep oldu. 1261’e gelindiğinde, devlet teşebbüslerinin teşvikiyle canlanan ekonomik büyümeye rağmen, gidişatı tersine döndürme imkanı kalmamıştı.
  • İtalyan tüccarlar başlarda faaliyetlerini Konstantinopolis ahalisinin artan talebine dayandırmışlardı. Oysa 1260’dan itibaren Konstantinopolis ve Karadeniz’deki İtalyan ticaretine yoğunluk kazandıran, Batılıların tahıl, sanayi hammaddesi ve mamul maddelere artan talebi olmuştur.
  • Venedik Cumhuriyeti, imparatorluğun ayrıcalıklı ticaret ortağıydı. Oysa 1204 yılındaki yağmanın en büyük suç ortağı olmuş, Konstantinopolis’in Latin işgalinden sonra bütün ticaret merkezlerini ele geçirmişti. Mihail Paleologos, Venedik’ten ayrıcalıkları geri almış, Venedik’in baş rakibi ve düşmanı Ceneviz Cumhuriyeti’ne vermişti.
  • Dördüncü Haçlı Seferi’nin dini bakiyesi, 1054 yılındaki hizipleşmeyi, birbirine can düşmanı iki mezhebe dönüştürmesi oldu.
Venediklilerin 1204’te Konstantinopolis’i Fethi, Venedikli sanatçı Domenico Tintoretto (1518-1594), Hamburger Kunsthalle, Almanya. Fotoğraf:www.mystudios.com

Venediklilerin 1204’te Konstantinopolis’i Fethi, Venedikli sanatçı Domenico Tintoretto (1518-1594), Hamburger Kunsthalle, Almanya.
Fotoğraf:www.mystudios.com

PALEOLOGOS HANEDANI
1261-1453

 

  • 1261 yılında Paleologos Hanedanı yönetimi geri aldı ve Fatih Sultan Mehmet’e kadar aynı aile tahtta kaldı.
  • Latin istilası deneyimi, Bizans’ın, Konstantinopolis olmadan da, parçalanmış dahi olsa hayatta kalmaya devam edebileceğini göstermişti.
  • Parçalardan ikisi, Trabzon İmparatorluğu ve Epir Despotluğu, Bizans İmparatorluğu ile bütünleşmeye direndiler.
Galata Pera Podestası, Cenovalı Grimaldi’nin yaptırdığı kulenin tamamlanması anısına hazırlanmış levha (1443), İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmektedir.

Galata Pera Podestası, Cenovalı Grimaldi’nin yaptırdığı kulenin tamamlanması anısına hazırlanmış levha (1443), İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmektedir.

  • Silivri, Selanik ve Mistra yerel yönetim modeline sahipti.
  • Şehri Latinlerden geri alan VIII. Mihail Paleologos, Ortodoks Kilisesi’nin Papalık ile birleşerek batılı düşmanlarından kurtulmasının doğru bir strateji olacağını da düşünüyordu. Bu düşüncesi bile topluma nifak tohumları ekmişti.
  • VIII. Mihail Paleologos, IV. İoannes ’in şahsında Laskaris Hanedanı’na ihanet etti. Laskaris Hanedanı’na bağlı bir keşiş olan Patrik Arsenios taraftarları bir muhalefet gücü oluşturmuşlardı. Bu hareket “çuval kumaşlılar” denilen bir hizbe dönüşmüştü. Bu isim ile eskiçağ çileciliğine ve heretikliğe anıştırma yapılıyordu.
  • Konstantinopolis’te tutunabilmek için deniz kuvvetlerine gereksinimi vardı. Venediklilerle boy ölçüşebilecek tek güç olan Cenevizlilerle Nymphaeum Antlaşması’nı imzaladı. Bizans, 1204’e kadar kendi tekelinde olan Karadeniz ticaretini Cenevizlilere açmak zorunda kaldı. 1204’te Venedikliler tarafından Konstantinopolis’teki mahallerinden dışarı atılmış Cenevizlilere Konstantinopolis’te çok daha geniş bir yerleşim alanı vermek gerekti. Galata’daki ilk Ceneviz imtiyaz alanı, bugünkü Galata Köprüsü’nden Atatürk Köprüsü’ne ve Haliç’ten bugünkü Bankalar Caddesi’ne uzanan bir araziydi. Bu alanda Podesta Sarayı, borsa olarak kullanılan Loggia, Dominiken ve Fransisken tarikatlarına ait kiliseler, 1349’da inşa edilen, Podesta Sarayı’nın üstündeki yamacın tepe noktasında, İsa Kulesi adını verdikleri bugünkü Galata Kulesi vardı. 14. yüzyılın ilk yarısına gelindiğinde yaşadıkları bölge neredeyse özerk bir mıntıka halini almıştı. Cenevizlilere verilmiş arazi 15. yüzyılın başına kadar genişleyerek 37 hektara ulaşarak son şeklini aldı.
  • Bütün bu olanlardan sonra, Konstantinopolis ekonomik üstünlüğünü kaybetti. Tarımsal tabanın küçülmesi ile vergi gelirleri azalmış, ticari tavizler vermek zorunda kalmışlardı. Cenevizlilerin Pera kolonisi Konstantinopolis’ten bütünüyle bağımsız konumdaydı ve ticaretin çoğunu ele geçirmişti.
  • VIII. Mihail Paleologos terk edilmiş, soyulmuş ve tahrip edilmiş bir şehri geri aldı. Haçlıların saldırısı karşısında çökmüş olan deniz surları sağlamlaştırıldı, Blakhernai Sarayı’nın ve kamu binalarının onarımı yapıldı.
  • Paleologos Rönesansı adı verilen atılımın ürünü olan yapıtların çoğu VIII. Mihail’in oğlu II. Andronikos (1282-1328) dönemine aittir.
  • II. Andronikos, babasının Roma ile birleşmeden yana olan tutumuna derhal son verdi.
  • Paleologoslar döneminin bilinen en önemli kamu yapısı Tekfur Sarayı’dır. Yakın dönemde yapılan araştırmalar onu 14. yüzyıl ortasına tarihlendirmektedir.
  • Pammakaristos Meryem Ana Kilisesi (Fethiye Camii), Muhliotissa Kilisesi (Moğol Kilisesi veya Kanlı Kilise), Khora Manastırı (Kariye Müzesi) Paleologos döneminin en önemli yapıları arasındadır.
  • Dönemin resim sanatının en güzel örnekleri Khora (Kariye) ve Pammakaristos’un duvarlarını süsledi.
Zonaras’ın Tarih adlı eserinde Paleologos Hanedanı imparatorları. Eser, İtalya, Modena’daki Biblioteca Estense’de bulunuyor. Fotoğraf: Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sakıp Sabancı Müzesi, 2010.

Zonaras’ın Tarih adlı eserinde Paleologos Hanedanı imparatorları. Eser, İtalya, Modena’daki Biblioteca Estense’de bulunuyor.
Fotoğraf: Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sakıp Sabancı Müzesi, 2010.

 

 

Bizans İmparatorluğu 11 | Justinyen

JUSTİNYEN
527-565

  • İmparator Justinyen’in dönemi, Bizans’ın yükseliş devridir. 521’de konsül olduğu, resmi hükümdarlık dönemi 527-565 yılları arasında olmasına rağmen, imparator olup taç giymeden önce de, amcası İmparator Justinus’un döneminde de iktidarda olduğu, hükümdarlığının 518 yılında başladığı söylenir.
  • Hipodrom’daki araba yarışlarında Maviler hizbine dayandı; böylece onların rakibi Yeşiller hizbinin nefretini kazandı.
  • Tanıştıklarında Teodora 25, Justinyen 40 yaşındaydı.
İmparator I. Justinyen, Ravenna San Vitale mozaiklerinden detay.

İmparator I. Justinyen, Ravenna San Vitale mozaiklerinden detay.

  •  Nika Ayaklanması (532), Bizans tarihinin en önemli ayaklanmasıdır.
  • İmparator Justinyen devrinde kışkırtılan Maviler ve Yeşiller arasındaki parti kavgaları, Justinyen’in açıkça Mavileri desteklemesi; Doğu sınırlarını Sasanilere, Tuna’daki sınırları da Slavlara ve Bulgarlara karşı korumak için gerekli olan yeni vergiler ve eski aristokrasinin hoşnutsuzluğu Hipodrom’daki hiziplerin çekişmesine yansıdı. Kiliselerin mallarına el konması, farklı Hıristiyan mezheplerin yok edilmek istenmesi, yönetimin adil olmadığının düşünülmesi ile yükselen politik tansiyon, Kapadokya Valisi’nin kötü yönetiminden hoşnut olmayan Maviler ve Yeşiller’in ilk defa kendi aralarındaki düşmanlığa son vererek birlikte ayaklanması ile ortaya çıkmıştı. İmparator Justinyen, Hipodrom’a elçi göndererek halkla görüştü ama, ikna edemedi. Valinin görevine son vereceğini bildirmesi de işe yaramadı. İsyancılar şehrin birçok binasını, bu arada bugünkü Aya Sofya’nın yerindeki bazilikayı da ateşe verdiler. Halk, eski imparatorlardan Anastasyus’un yeğenini imparator ilan etmiş, Justinyen tahtı terk edip kaçmayı düşünmüş ama Teodora, sarayda yapılan bir toplantıda buna karşı çıkmış, bunun üzerine Justinyen, kaçmaktan vazgeçerek, ayaklanmayı bastırma işini komutan Belisarius’a vermiş, ayaklanmanın altıncı gününde Belisarius isyancıları Hipodrom’a toplamış, 30-40 bin kişiyi öldürterek isyanı bastırmıştı.
  •  Ayaklanmada şehir 5 gün yanıyor ve şehrin yarısı tahrip oluyor. I. Konstantin ve ondan sonraki imparatorlar zamanında yapılmış pek çok eser tahrip oluyor, Aya Sofya dahil. Justinyen Aya Sofya’yı neredeyse yeniden inşa ediyor (537), şehirde büyük çaplı imar yapıyor. Justinyen, Konstantinopolis’te 30 kadar kilise yaptırmıştı. Küçük Ayasofya, Aya Sofya ve Oniki Havari Kiliseleri anıtsal nitelikte olanlardır. Aya Sofya’nın yıkılan kubbesi beş yıl süren bir onarım gerektirmişti.
  • Bizans tarihçileri, Haliç üzerindeki ilk köprünün Justinyen devrinde yapıldığını, adının Aya Halinikos Köprüsü olduğunu yazar. (Bizim bildiğimiz ilk Galata Köprüsü 1845 yılında inşa edildi.)
Eserin bütününü bir araya toplayarak ilk kez bastıran, 1583 yılında Fransız humanisti Dionysius Gothofredus olmuştur. Cenevre'de yapılmış olan bu ilk baskı, uzun zaman model olarak kalmıştır. Fotoğraf:lasecretariadelmarques.wordpress.com

Eserin bütününü bir araya toplayarak ilk kez bastıran, 1583 yılında Fransız humanisti Dionysius Gothofredus olmuştur. Cenevre’de yapılmış olan bu ilk baskı, uzun zaman model olarak kalmıştır.
Fotoğraf:lasecretariadelmarques.wordpress.com

  • Justinyen, Hadrianus’tan (117-138) beri çıkarılmış tüm yasaları ve II. Theodosius’un yaptırttığı hukuki çalışmaların (Codex Theodosianus, 438), yeniden değerlendirilmesi için 528 yılında on hukukçudan oluşan bir komisyona havale etti. Komisyon, çelişkileri gidermek, birleştirme ve değiştirme yapmakla görevlendirilmişti. Oluşturulan dört bölümlük eser, Ortaçağda Corpus Iuris Civilis adı ile biraya getirilerek Roma Hukuku’nun temel bilgi kaynağını oluşturdu. Matbaanın icadının yapıldığı 15. yüzyılın ikinci yarısından itibaran bugünkü biçimiyle bir arada basılmaya başlandı. Corpus Iuris Civilis ‘in üç bölümü (Institutiones, Digesta ve Codex) Justinyen zamanında tasarlanmış ve dördüncü bölüm (Novellae), derlemeye Ortaçağ’da eklenmişti.
  • Justinyen’in hazırlattığı Corpus Iuris Civilis, günümüze kadar intikal etmiş önemli bir eserdir ve İmparator ününü büyük ölçüde bu esere borçludur. Klasik Dönem Roma Hukuku hakkındaki bilgilerimiz önemli ölçüde Corpus Iuris Civilis’e dayanmaktadır. Roma Hukuku’nun Avrupa’yı etkilemesi bu eser sayesinde olmuştur.
  • Bu hukuki düzenleme gerçek bir bürokrasinin oluşmasını sağladı. Justinyen eski Roma’dakinden daha verimli ve ileri bir hukuk sistemi geliştirdi. Köleleri serbest bırakmayı ve toprak satmayı kolaylaştırdı, dulların miras hakkını garanti altına aldı, babaların çocuklarının hayatları üzerindeki kesin gücü azalttı. Boşanma, Kilise’nin karşı çıkışına rağmen devam ettirildi.  Kadınlara, kölelere ve çocuklara daha fazla haklar tanındı. Ama ceza yasaları Roma’nın eski yasalarından daha sert hale getirildi. Bu dönemde eşcinseller baskıya uğradı, oğlancılar hadım edildi ve pagan inançlarını sürdürenler öldürüldü. 529’da son pagan okulları kapatıldı ve filozofların ders vermesi yasaklandı. Justinyen paganizmin son kalesi olan Atina Üniversitesi’ni de kapatmıştı.
Lorenzo Lotto’ya (1480-1557) atfedilen, Justinyen’in komisyon üyelerinden kanun kitabını alışını gösteren tablo. Fotoğraf:arthistoriesroom.wordpress.com

Lorenzo Lotto’ya (1480-1557) atfedilen, Justinyen’in komisyon üyelerinden kanun kitabını alışını gösteren tablo.
Fotoğraf:arthistoriesroom.wordpress.com

  • Justinyen devrinde kısa bir süre için bile olsa Cebelitarık Boğazı’na kadar olan topraklar, Korsika, Sardunya, Balear Adaları, Sicilya, Roma, Ravenna Belisarius tarafından alındı, doğuda Sasaniler yenildi. 552 yılında Belisarius’un yerini alan komutan Narsisus’un zaferleri de eklenince Bizans İmparatorluğu Katalonya ve Provence dışında, Akdeniz’in neredeyse tümüne egemen oldu. 559’da Batı Hunları Konstantinopolis önlerine geldiklerinde Justinyen ilk kez sefere çıkmış, barışı parayla satın almıştı.
  • Batı’da pek çok yerin geri alınarak imparatorluğa dahil edilmesi, Justinyen’i Roma’ya taşınmaya yöneltmedi. Bu bağlamda, Konstantinopolis’in başkent olduğu teyid edilmiş oldu.
  • Justinyen zamanında Konstantinopolis nüfusunun 600.000 olduğu tahmin ediliyor.
  • Bu dönemde iki kez veba salgını oldu: 541 ve 558 yıllarında.
  • Hindistan ve Etiyopya üzerinden gelen salgın, bütün Akdeniz limanlarına gemilerle ulaşmıştı. Konstantinopolis nüfusunun yarıdan çoğu ölmüştü. Justinyen de hastalığa yakalanmış ama hayatta kalmıştı. İmparatorluk nüfusundaki bu azalma, kaynakların da daralmasına yol açmıştı.
  • Justinyen alt tabakadan kişilerin bile görüşebildiği, kendisi ile irtibat kurulabilen bir imparatordu.
  • İpek dokuma Justinyen devrinde ipek böceği kozalarının Çin’den rahipler tarafından kaçırılışı ile başladı.
  • Justinyen Çanakkale ve İstanbul Boğazları’na gümrük binaları kurdurdu.
  • Biri Roma’da, biri Bizans’ta olmak üzere iki Konsül atanmasını Justinyen 541 yılında kaldırmıştı.
  • Justinyen’in karısı Teodora kendi başına bir anlatımı hak ettiği için onu İmparatoriçeler bölümünde anlattık.
  • 83 yaşında ölen Justinyen’den sonra Bizans’ın yeniden parlak bir döneme geçmesi Makedonya Hanedanı ile oldu. 867-1056 yılları arasında yönetimde olan hanedanın kurucusu I. Basil (867-886), önemli imparatorları ise VI. Leo, VII. Konstantin Porfirogenitus ve II. Basil idi. Bu dönem, Justinyen’den sonraki İkinci Yükseliş Devri olarak anılır.