Etiket arşivi: fresk

Bafa Gölü ve Çevresi 9

Yediler Manastırı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yediler Manastırı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • İsa Mağarası Vadisi adı verilen yere Ortaçağ’da keşişler yerleşmiştir. Sonraki yüzyıllarda da manastırlar kurulmaya devam etmiştir. Bölgede tespit edilmiş 13 manastır vardır. En ünlüsü Stylos Manastırı’dır (Arap Avlu).
  • Bölgede yer alan manastırlardan en büyüğü Yediler Manastırı’dır. Bir büyük, bir de küçük avlusu vardır. Kale, savunma duvarı ve kuleleri ile manastır saldırılara karşı tedbirlidir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Ana ayin yeri olarak çevredeki en büyük mağarayı seçtikleri düşünülmektedir. Yediler Mağarası ya da İsa Mağarası, manastıra uzak değildir. Duvarlarında freskler vardır.

Bafa Gölü’nün kıyısında ve adacıklarda kaya mezarları bulunmaktadır. Herakleia Nekropolü olarak adlandırılan alanda, göl kıyısında, adacıklarda, göl sularının altında kalmış pek çok mezar bulunmaktadır. Mezarlar genellikle kayaya oyulmuş sanduka biçiminde ve yan yana, birbirine bitişik şekilde oyulmuştur. Bazı mezarların üzerinde veya yanında yine kayalardan yapılmış kapaklar vardır.  Antikçağda Anadolu’da çok yaygın olarak kullanılmış, Bizans döneminde de bazı bölgelerde tercih edilmiş, doğal kayanın içine oyulmuş ve üzeri ağır bir kapak ile kapatılmış bir tür lahit olan hamasorion. Orta Bizans dönemine tarihlenen, Bafa Gölü’ndeki hamasorion. Fotoğraf: Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sabancı Üniversitesi, 2010.

Bafa Gölü’nün kıyısında ve adacıklarda kaya mezarları bulunmaktadır. Herakleia Nekropolü olarak adlandırılan alanda, göl kıyısında, adacıklarda, göl sularının altında kalmış pek çok mezar bulunmaktadır. Mezarlar genellikle kayaya oyulmuş sanduka biçiminde ve yan yana, birbirine bitişik şekilde oyulmuştur. Bazı mezarların üzerinde veya yanında yine kayalardan yapılmış kapaklar vardır.
Antikçağda Anadolu’da çok yaygın olarak kullanılmış, Bizans döneminde de bazı bölgelerde tercih edilmiş, doğal kayanın içine oyulmuş ve üzeri ağır bir kapak ile kapatılmış bir tür lahit olan hamasorion.
Orta Bizans dönemine tarihlenen, Bafa Gölü’ndeki hamasorion.
Fotoğraf: Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sabancı Üniversitesi, 2010.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  1. Tarihöncesi İnsan Resimleri, Anneliese Peschlow-Bindokat, Sadberk Hanım Müzesi, 2006.
  2. Önsöz, Prof. Harald Hauptmann.
  3. Aktüel Arkeoloji, 62. Sayı, 27.02.2018.
  4. Üst Paleolitik Kadın Formları: Yeni Yorumlar, Olasılıklar; Okan Sezer, Arkeoloji Gazetesi, 17 Mart 2013.
  5. http://sahriye.blogspot.com.tr/search/label/Bafa
  6. Dünyanın En Eski Düğün Resmi, Özgen Acar, Cumhuriyet Gazetesi, 19 Kasım 2006.
  7. Yüceltilen İnsan ve Barış, Zeynep Oral, Cumhuriyet Gazetesi, 17 Kasım 2006.
  8. Yerleşik Hayatın İlk Figürleri, Deniz İnceoğlu’nun Anneliese Peschlow-Bindokat ile söyleşisi, Hürriyet Gazetesi, 2006.
  9. Anadolu’nun Elleri, Orkun Hamza Kayci, Yaşar Ünlü, Sedat Ateş, Magma, Nisan 2018.

 

 

 

 

 

Çağdaş Sanata Varış 232|Çağdaş Dönem 8 Korku 2

  • 2014’te IŞİD’in işlediği kıyımlara karşı Britanyalı Müslümanlar #Not In My Name/ Benim Adıma Asla/ Benim Adıma Konuşma kampanyasını başlattılar. Bu hunharca katliamlar benim adıma, benim inandığım İslam adına yapılamaz, diyen başörtüsü takan ya da takmayan kadınlar, erkekler, gençler, farklı etnik kökenden gelen bireyler kampanyanın video filminde yer aldılar.
  • 7 Ocak 2015’te Michel Houellebecq’in, Soumission/biat, itaat, teslimiyet, boyun eğme adlı romanı satışa çıktı. Romanda, 2022 yılında Fransa’nın Müslümanlığı kabul edişi anlatılmaktaydı.
  • 7, 8 ve 9 Ocak 2015’te Paris’te haftalık mizah dergisi Charlie Hebdo’ya, ardından bir koşer süpermarketinde gerçekleştirilen katliamlar geldi. Charlie Hebdo’da terör saldırısı günü yayımlanan kapak konusu Houellebecq ve romanına ayrılmıştı.
  • Houellebecq’in Plateforme/Platform adlı romanı da 11 Eylül 2001’den birkaç gün önce çıkmıştı. Bu romanda da anti-İslam pasajlar vardı.
  • Charlie Hebdo katliamlarından sonra #Not In My Name kampanyası güncellendi.
  • Bunlar Avrupa’da İslam korkusunu besleyen olaylar oldu.
  • 2011’de Norveç’teki Breivik katliamının, Avrupa’nın kapılarını İslam’a açan sol gençliği cezalandırma isteğinin bir sonucu olduğu yazıldı.
2013 yılında Britanyalı iki sanatçı, Gilbert ve George, Londra’daki mahalleleri West End’de gözlemledikleri gerginlikleri, korkuyu ve hoşnutsuzluk duygusunu bir dizi fotoğraf/kolaj çalışmasıyla anlatmaya çalıştılar. Fotomontajlardaki resimler kebapçılar, peçeli çarşaflı kadınlar, radikal imamlar, hem bombayı hem uyuşturucuyu akla getiren nesneler barındırmaktaydı. 2014 yılında Paris’te açılan Günah Keçisi adlı serginin kataloğunda, fotoğrafların çok kültürlü ve çok dinli şehir toplumundan 21. yüzyılda duyulan korkuları yansıttığı yazılıydı. Fotoğraf: slash-paris.com

2013 yılında Britanyalı iki sanatçı, Gilbert ve George, Londra’daki mahalleleri West End’de gözlemledikleri gerginlikleri, korkuyu ve hoşnutsuzluk duygusunu bir dizi fotoğraf/kolaj çalışmasıyla anlatmaya çalıştılar.
Fotomontajlardaki resimler kebapçılar, peçeli çarşaflı kadınlar, radikal imamlar, hem bombayı hem uyuşturucuyu akla getiren nesneler barındırmaktaydı.
2014 yılında Paris’te açılan Günah Keçisi adlı serginin kataloğunda, fotoğrafların çok kültürlü ve çok dinli şehir toplumundan 21. yüzyılda duyulan korkuları yansıttığı yazılıydı.
Fotoğraf: slash-paris.com

  • İslam, Batı toplumlarının belli başlı kamusal meselelerinden biri haline geldi. Düşman odaklı düşünce yayıldı. İslam karşıtı dalga, aşırı sağ partilerin aldıkları oy oranındaki artışta da görüldüğü üzere, 2000’li yılların başından beri giderek daha sağlam bir yer edindi.
  • Cami inşaatı, başörtüsü, helal tüketim, caiz ile haram arasındaki sınır, kutsal mefhumu, kutsal ve küfür tanımı tüm Avrupa bağlamında medyatik tartışmaların tekrarlayan konuları haline geldi.
  • “Yerli” kent sakinleri kendi ülkelerinde azınlık haline gelmekten korkarken, Müslüman kent sakinleri ise şüpheli konumuna düşmekten şikayetçi.
  • İngiliz siyaset bilimci Tariq Modood, bu duruma kültürel ırkçılık adını vermekte; Nilüfer Göle ise, İslamofobi’nin ırkçılıktan farklı olduğunu, çünkü güç ilişkilerini tersine çevirerek Batılıları mağdur gösterdiğini öne sürmektedir ve ırk kategorisinin artık dinsellik kılığına büründüğünü savunmaktadır.
Cehennem, Giovanni da Modena, 1410. İtalya’nın Bologna şehrinde San Petronio Bazilikası’ndaki freskte Hz. Muhammed, tablonun orta-sağ üst bölümünde ismi yazılarak, çıplak olarak betimlenmiştir. Fresk, Katolik Kilisesi’nin İslam karşıtı tutumuna tanıklık eder. Bazilika bu betimlemeden ötürü en son 2002 ve 2006 yıllarında saldırıya uğramıştır. Fotoğraf:www.pinterest.com

Cehennem, Giovanni da Modena, 1410.
İtalya’nın Bologna şehrinde San Petronio Bazilikası’ndaki freskte Hz. Muhammed, tablonun orta-sağ üst bölümünde ismi yazılarak, çıplak olarak betimlenmiştir. Fresk, Katolik Kilisesi’nin İslam karşıtı tutumuna tanıklık eder. Bazilika bu betimlemeden ötürü en son 2002 ve 2006 yıllarında saldırıya uğramıştır.
Fotoğraf:www.pinterest.com

  • 1990’lı yıllardan bu yana sanat, İslam’ın kutsal sembolleri, tesettürlü kadınlar, cihatçılar, başörtüsü ve çarşaf, burka, minare, seccade gibi İslam’ın simgeleri ve domuz Batı sanatında giderek daha önemli bir yer işgal etmeye başlamıştır.
  • İslam’ın Avrupa kültürel bağlamında bir Öteki olarak ortaya çıkışı, çoğu Müslüman olan göçmen sorunu ile katlanmaya devam ediyor.
  • Baudrillard’a göre terör somut bir düşman değildir. Terörizme karşı yürütülen savaş bir Dördüncü Dünya Savaşı’na dönüşmüştür ( üçüncüsü Soğuk Savaş’tır.).
  • Merkez Çöktü tezi, Batı’da merkezi temsil eden politikacıların karşı karşıya oldukları sorunlara çare bulamamaları üzerine ünlü olan bir tezdir. Göçmen sorunu, “öteki”nin entegrasyonu, terör, ekonomik sıkıntılar bu sorunlardan bazılarıdır. Bu tez, bu durumda seçmenin ihtiyacına radikallerin cevap verdiğini savunur. İngiltere’nin eski Dışişleri Bakanı, İşçi Partili David Miliband bu durumu küreselleşme ile açıklar.
  • Toplumlarda iç düşman korkusu, kriz endişesi, yabancı düşmanlığının yayılması, demokratik kurumları zayıf ülkelerde diktatörlük rejimlerinin kapısını açar.

 

Bizans İmparatorluğu 92| Trabzon Rum İmparatorluğu

TRABZON RUM İMPARATORLUĞU
1204-1461

Trabzon Aya Sofya Kilisesi tavan freski. Roma İmparatorluğu genelinde rağbet gören mozaik ve fresk sanatı, Trabzon İmparatorluğu genelinde inşa edilen kilise ve manastır gibi yapıların içlerinde de kullanılmıştır. Fotoğraf:tr.wikipedia.org/Vladimer Shioshvili

Trabzon Aya Sofya Kilisesi tavan freski.
Roma İmparatorluğu genelinde rağbet gören mozaik ve fresk sanatı, Trabzon İmparatorluğu genelinde inşa edilen kilise ve manastır gibi yapıların içlerinde de kullanılmıştır.
Fotoğraf:tr.wikipedia.org/Vladimer Shioshvili

  • Trabzon İmparatorluğu, Konstantinopolis’in 1204 yılında Haçlılar tarafından işgal edilmesinin ardından Komnenos Hanedanı‘nın üyeleri tarafından kurulmuştur. Komnenos Hanedanı, 100 yıl kadar kesintisiz iktidarda kalmayı başarmış nadir Bizans hanedanlarından biridir; 1081-1185 arasında Bizans’ı, 1204-1461 arasında da 257 yıl Trabzon İmparatorluğu’nu yönetmiştir.
  • Bagrationi Hanedanı mensubu Gürcü kralı III. Giorgi’nin (1156 – 1184) kızı Rusudan ile evlenen Manuel Komnenos’un, Aleksios ile David adlı oğulları Trabzon İmparatorluğu’nun kurucuları olmuştur.
  • Oğlanlar, işgal sonrası, teyzeleri Gürcü Kraliçesi Büyük Tamara‘nın (1184-1213) yardımıyla ata yurtları Karadeniz’e sığınmışlardır.
  • Trabzonlu olarak anılan I. Aleksios Komnenos (1204-1222), 22 yaşında taç giydiğinde kendisini Roma İmparatoru olarak adlandırmıştır. Aleksios, 18 yıllık hükümdarlık sonrası 40 yaşında ölmüştür. En büyük oğlu İoannes henüz küçük olduğu için taç, damadı Trabzonlu I. Andronikos‘a (1222-1235) geçmiştir. Onun döneminde Selçuklular Trabzon’a saldırmış ama başarı sağlayamamışlardır.
  • Andronikos öldüğünde büyümüş olan İoannes, Trabzonlu I. İoannes Komnenos adıyla tahta geçmiş, ama saltanatı kısa sürmüş, bir kaza sonucu ölmüştür.
  • İoannes’in oğlu keşiş olmaya karar verip manastıra kapandığı için, İoannes’in erkek kardeşi I. Manuel tahta geçti. Trabzonlu I. Manuel Komnenos (1238-1263), Trabzon’daki Aya Sofya Manastırını inşa ettirmiştir.
Trabzon Aya Sofya Kilisesi, I. Manuel Komnenos (1238-1263) tarafından 1250-1260 yılları arasında yaptırılan bir manastır kilisesidir. 1960 yılında dek cami olarak kullanılan yapının freskleri 1957-62 yılları arasında Edinburgh Üniversitesi tarafından temizlendikten sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek 1964 yılında müze haline getirilmiş, 2013 yılında,  52 yıl aradan sonra yeniden cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. Geç Bizans Kiliselerinin örneklerinden biri olan yapı, kapalı kollu haç planlı olup, yüksek kasnaklı bir kubbeye sahiptir. Kuzey, batı ve güneyinde revaklar bulunmaktadır. Yapı ana kubbenin üzerine değişik tonozlarla örtülmüştür. Taş işçiliğinde, kuzey ve batıdaki revak cephelerinde ve batı cephesindeki mukarnaslı nişlerde Selçuklu etkileri de görülmektedir. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Trabzon Aya Sofya Kilisesi, I. Manuel Komnenos (1238-1263) tarafından 1250-1260 yılları arasında yaptırılan bir manastır kilisesidir.
1960 yılında dek cami olarak kullanılan yapının freskleri 1957-62 yılları arasında Edinburgh Üniversitesi tarafından temizlendikten sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek 1964 yılında müze haline getirilmiş, 2013 yılında, 52 yıl aradan sonra yeniden cami olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Geç Bizans Kiliselerinin örneklerinden biri olan yapı, kapalı kollu haç planlı olup, yüksek kasnaklı bir kubbeye sahiptir. Kuzey, batı ve güneyinde revaklar bulunmaktadır. Yapı ana kubbenin üzerine değişik tonozlarla örtülmüştür. Taş işçiliğinde, kuzey ve batıdaki revak cephelerinde ve batı cephesindeki mukarnaslı nişlerde Selçuklu etkileri de görülmektedir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Binanın en görkemli cephesi güneyde olandır. Burada Adem'le Havva'nın yaratılışı frizi ve kemerin kilit taşı üzerinde Trabzon'da 257 yıl hüküm süren Komnenos Hanedanı'nın sembolü olan tek başlı kartal motifi bulunmaktadır. Fotoğraf:www.karadenizgezi.net

Binanın en görkemli cephesi güneyde olandır. Burada Adem’le Havva’nın yaratılışı frizi ve kemerin kilit taşı üzerinde Trabzon’da 257 yıl hüküm süren Komnenos Hanedanı’nın sembolü olan tek başlı kartal motifi bulunmaktadır.
Fotoğraf:www.karadenizgezi.net

  • 1261 yılında Bizans tahtına Mihail Paleologos oturmuş, kendisinin Yeni Roma İmparatoru olduğunu, Trabzon’dakilerin ise Laz Kralları olduklarını beyan etmiştir.
  • 1280-1297 arasında imparator olan Trabzonlu II. İoannes Komnenos, Konstantinopolis yönetimi ile ilişkileri düzeltmiştir. Oysa Bizans, İoannes’i bir tehdit olarak görüyordu, çünkü Mihail’in İkinci Lyon Konsili‘nde alınan Batı Kilisesi ile birleşmeyi kabul etmesine karşı çıkanların bazıları, İoannes’i Ortodoks Kilisesi’nin imparatorluk tacı için uygun görüyorlardı. Mihail’in üçüncü kızı Eudokia ile Konstantinopolis’te 1282 yılında evlenmiştir. Trabzon’a döndükten sonra, Roma İmparatoru ünvanını terk etmiştir. Trabzon İmparatorları ve onların aileleri kendilerini Büyük Komnenoi (Megas Komnenos/Megale Komnene) olarak adlandırmaya başlamışlardır. 1291 yılında Papa IV. Nicolas, II. İoannes’e Katolik olması ve kutsal toprakların yeniden ele geçirilmesi için hazırlanan haçlı seferine katılması için iki mektup yazmış, İoannes, bu mektuplara cevap vermemiştir.
  • Trabzon İmparatorluğu’nun en parlak dönemi, II. Aleksios Komnenos dönemi olmuştur (1297-1330). Giresun’a sızmaya çalışan Türkmenler bu bölgelerden çıkarılmışlar; Venediklilerle anlaşmalar yapılarak ticaretin Ceneviz tekeline girmesi engellenmeye çalışılmıştır. İmparatorluğun savunmasını da arttırarak gece-gündüz devriye gezecek güvenlik kuvvetleri oluşturulmuştur. Fakat köklü aileler, imparatorluğun yönetimine karışmaya başlamışlardır.
  • 1331-1351 yılları arasında saray hiziplere bölünmüş, bu yıllar iç savaşlarla geçmiş, 1347 yılında büyük veba salgını ve deprem felaketi yaşanmıştır.
  • Trabzon İmparatorluğu, sınırlarının en geniş olduğu zamanda, batıda Karadeniz Ereğli’sinden başlayarak doğuya doğru yaklaşık 1000 kilometrelik sahil şeridine yayılıyordu. Kırım’da da toprakları vardı.
  • Bizans İmparatoru III. Andronikos Paleologos’un gayrı meşru kızı İrene Paleologina,  saray darbesi ile tahtı ele geçirmiş, 1340-1341 arasında Trabzon İmparatorluğu’nun imparatoriçesi olmuştur.
  • Karadenizli Komnenos ailesinin haricinde birinin, kendilerinden olmayan bu Konstantinopolis’li kraliçenin tahtta oturmasından rahatsız olan yerliler, Aziz Eugene Kilisesi’ni ele geçirmişlerdir. Daha sonra Konstantinopolis’ten gönderilen kuvvetler bu isyanı bastırıp ele başlarını idam ettirseler de Laz Lordlarından Anakutlu‘nun torunu, II. Aleksios ‘un kızı Anna, yerli askerlerin yardımıyla Trabzon tahtını ele geçirmiştir. Anna Anakutlu Megale Komnini 1341-1342 tarihleri arasında Trabzon İmparatorluğu’nun imparatoriçesi olmuş, İrene Konstantinopolis’e gönderilmiştir.
Trabzon’un Maçka ilçesinde, Karadağ’ın üzerinde yer alan Sümela Manastırı. İlk kuruluşu 385 yılına, günümüzdeki boyutlara ulaşması ise 1360 yılına tarihlenmektedir. Manastırdaki fresklerde sıkça yer alan ve özel bir önem verilen Trabzon İmparatoru III. Aleksios Komnenos (1349-1390), manastırın kurucusu sayılmaktadır. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Trabzon’un Maçka ilçesinde, Karadağ’ın üzerinde yer alan Sümela Manastırı.
İlk kuruluşu 385 yılına, günümüzdeki boyutlara ulaşması ise 1360 yılına tarihlenmektedir. Manastırdaki fresklerde sıkça yer alan ve özel bir önem verilen Trabzon İmparatoru III. Aleksios Komnenos (1349-1390), manastırın kurucusu sayılmaktadır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Konstantinopolis, Trabzon üzerinde hakimiyet kurma sevdasından hiç vazgeçmedi. Bu çabalar, halk isyanlarına neden oldu. İktidar sık sık el değiştirdi. Ortodoks Hıristiyan inancı sebebiyle Konstantinopolis’e bağlı olan Trabzon, bu yüzden Bizans ile arasını iyi tutmaya çalıştı.
  • Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan Trabzon İmparatorluğu, Karadeniz ticaretinde önemli bir paya sahip olmuştur. İtalyanlara karşı da avantajını iyi koruyan imparatorlar başlarda vergiyi yüksek tutarak büyük bir gelir sağlamış, devlet ihtiyaç fazlası ürünleri de ihraç etmiştir. Bu ürünlerin başlıcaları gümüş, demir, şap, kereste, şarap, kumaş ve fındıktır.
  • Çok önemli bir görev olan donanma komutanı, Büyük Duka unvanını taşır ve soylulardan seçilirdi. Çok eski çağlardan beri denizcilikle uğraşan halkın giriştiği mücadelelerde kilit rolü donanma komutanları hatta korsanlar üstlenmiştir.
  • Karadeniz ticaretinin hakimi Cenevizliler de zaman zaman tahta geçecek kişi üzerinde söz sahibi olma çabası gösterdiler. Karışıklıklardan istifade etmek isteyen Türkmenler pek çok kez Trabzon’u kuşattılar ama başarılı olamadılar. Tüm bu çatışmalar Trabzon İmparatorluğu’nu zayıf düşürdü. Gürcistan Timur tarafından işgal edildi.
  • Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan (1453-1478), Osmanlı İmparatorluğu’na karşı Trabzon İmparatorluğu’nun yanında yer almıştır.
  • Trabzon İmparatorluğu İran ile iyi ilişkiler geliştirmiş ve astronomi alanındaki araştırmaları Trabzon’a taşıyarak geliştirmişlerdir.
  • 15. yüzyıla girerken Osmanlı Devleti ile Trabzon İmparatorluğu artık sınır komşusu olmuşlardır. Aynı dönemde Türkmenler de Giresun’a girmişlerdir. Trabzon, Osmanlı tarafından ilk kez 1440′larda kuşatılmışsa da alınamamıştır. Akabinde Erdebil Şeyhi Cüneyt (1447-1460), müritleri ile Trabzon İmparatorluğu’na saldırdı, şehri kuşatıp aldıysa da kaleyi alamadığı için geri çekildi. Osmanlı Sultanı II. Mehmet’in Trabzon’u almak için harekete geçtiğini duyunca Trabzon’u terk etti ve Amid’e (Diyarbakır) gitti.
  • Son olarak Fatih Sultan Mehmet 1461 yılında 140.000 kişilik ordusuyla gelerek yaklaşık bir aylık bir kuşatmadan sonra şehri teslim almıştır. Trabzon İmparatorluğu’nun son kralı David Komnenos (1459-1461), tahttan indirilerek ailesiyle birlikte Edirne’ye yerleştirilmiştir. İki yıl sonra imparator, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın eşi olan yeğeni Theodora ile yazışmaya başladı. Osmanlılar tarafından ihanet olarak kabul edilen yazışmalar nedeniyle, David, büyük oğulları ve yeğeni, Fatih’in emriyle İstanbul’da idam edildiler.

 

 

 

Bizans İmparatorluğu 63 | Bizans Sanatı 4

Diriliş Manastırı’nın içinden bir fresk. Teselya Vadisi, Yunanistan. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Diriliş Manastırı’nın içinden bir fresk.
Teselya Vadisi, Yunanistan.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Fresk ve mozaik, Roma teknikleridir.
  • Ucuz bir uygulama olan freskin iki çeşidi vardır: Kuru fresk ve ıslak fresk. Kuru fresk (fresco secco), kuru sıva üzerine yapılır, uygulaması kolay, renkleri cansızdır. Bu uygulamada boya sıvanın üzerinde bir tabaka olarak kalır. Islak olan ise (fresco buono) yaş sıva üzerine yapılır. Duvarın küçük bir kısmına sıva yapılır, üzeri boyanır, sıva ve boya beraber kurur, boya sıvanın bir parçası olur. Sıvanın kireci bol tutulur, mümkün olduğunca beyaz yapılır ki üzerine sürülen renkler canlı olabilsin
  • Kilisenin duvarlarına yerleştirilen mozaik ve freskler kilise doktrinindeki hiyerarşiye uygun olarak yerleştirilirdi.
  • Ana kubbe Cennet’i temsil eder ve İsa betimlemesi ile süslenirdi.
  • Baba’nın halesi üçgen olurdu ve sık betimlenmezdi.
  • İsa’nın boş tahtı da fresk ve mozaiklere konu olurdu.
  • Edessa (Urfa) kralı Abgar’a iyileşmesi için gönderilen İsa’nın yüzünü sildiği mendil, mandilion ve Veronika’nın Havlusu kullanılarak ilk İsa çizimleri yapıldı denir. İlk çizimin de İncil Yazarı Aziz Luka’ya ait olduğuna inanılır. Bu çizimin ikona ve diğer medya ile yapılan çizimlere model teşkil ettiği düşünülür.
  • Kiliselerin içinin mozaik veya fresk ile bezenmesinde hiyerarşik, topografik veya litürjik sistem uygulanırdı.
  • Hiyerarşik Sistemde İsa, kilisenin en yüksek ve göksel noktası olan kubbeye işlenirdi. Onun altında önem derecesine göre sıralama yapılır, pandantiflerde yeryüzü ile gökyüzünü birbirine bağlayan kişiler olarak düşünülen İncil Yazarları; küçük kubbelerde 12 Havari; apsisin yarım kubbesinde Tanrı Anası betimlemeleri yer alırdı. Meryem’in hayatı ile ilgili diğer sahneler nartekse işlenirdi. Apsisin alt duvarlarına Kilise Babaları yerleştirilirdi. Hiyerarşik sistem yukarıdan aşağıya, yani dikey bir sistemdi.
  • Topografik Sistem, yatay bir sistemdir. Resmedilen yerin, resmedilen olayın geçtiği yer gibi kutsal olduğu esasına dayanır. Dolayısıyla kutsal yerleri ziyaret etmek gerekmez. Bu yüzden Bizans yönetiminde kutsal yerleri geri alma fikri oluşmamıştır.
  • Litürjik (ayin usullerine göre olan) Sistemde ise resmedilecek azizlerin seçimi bulunulan yere göre seçilir, yerel azizlere yer verilir.
  • Her aziz ve azizenin ayin günü vardır. Resmedilirken yortular ve azizler kilise takvimine göre dizilir. Kapalı Yunan Haçı planı, resimleri düzgün dizebilmeye uygundur.
  • 9. yüzyıldan sonra yapılan kiliseler bu sistemlere uyularak resimlendi. Şimdi İstanbul’da bu üç sistemi de gösteren örnek yok, ya yıkıldılar ya da camiye dönüştürüldüler.
  • 9. yüzyıldan itibaren resimleri mekandan soyutlama yoluna gidilir, resmin arkası, fon boş bırakılır.
  • Yine aynı yüzyıldan itibaren tüm kaynaklar perspektif sorunundan bahseder. Bizans’ta resmin daha iyi algılanabilmesi için perspektif ayarlanır, ters perspektif kullanılır. Ters perspektif, Rönesans öncesi kullanılan, matematiğin değil, dini kuralların geçerli olduğu perspektiftir. En kutsal olan en büyük çizildiği için, resmedilenler kompozisyonda bulundukları yere göre değil, en kutsal ile olan durumlarına göre betimlenirler. Bu yüzden ön planda olan tüm kişiler merkezdeki en kutsaldan küçük çizilirler. Böyle bir perspektifle varlıkların ayrıca, izleyiciye uzak kesimleri, bugün alıştığımız gibi daha küçük değil, daha iyi algılatmak amacıyla daha büyük çizilir.
  • İsa, yeraltı dünyasının kapılarını kırar, Süleyman ve Davut peygamberleri (İsa, Davut soyundan gelir), Adem ile Havva’yı kurtarır. Orta Bizans betimlemelerinde İsa, Havva’yı değil, Adem’i elinden tutup kaldırır. Son dönem Bizans resminde ise ikisini de tutup kaldırır. Havva’nın eli şalı ile örtülüdür; kutsal şeyi çıplak elle tutmazlar.
  • Çarmıha gerilme betimlemelerinde İsa’nın başının üzerinde görülen INRI, Isus Nazaret Rex Judayon, Nasıralı İsa Yahudilerin Kıralı, anlamına gelir.
  • Katolik betimlemelerinde İsa ahırda, Ortodoks betimlemelerinde İsa mağarada doğar.
  • Kilise banileri 9. yüzyıldan sonra nartekste betimlenmeye başladı.
  • Meryem ve İsa’nın hayatına dair olan sahnelere siklus denir.
  • Kiborion, Bizans resminde kutsalı temsil eder.
  • 11. yüzyıldan sonra resmin içine mekan girer.
  • Paleologoslar döneminden kalma ikonaların sayısı çoktur ve bunlar da fresklerdeki gibi hareketlerde özgürlük, daha insani duruşlar ve zengin renkleri ile Bizans ikonasının soyluluğunu ve zarafetini kabul ettirmişlerdir.
Diriliş Manastırı’nın içinden bir fresk. Teselya Vadisi, Yunanistan. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Diriliş Manastırı’nın içinden bir fresk.
Teselya Vadisi, Yunanistan.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

Bizans İmparatorluğu 17 | Din 2 | Manastır Hayatı

MANASTIR HAYATI

  • Hıristiyanlık, Roma İmparatorluğu içinde yayılmaya başladığı zaman daha çok köleler ve yoksullar arasında tutunmuş, baskı, kıyım, diri diri yakılma, vahşi hayvanlara arenalarda parçalatma gibi işkenceler yaşanmış, bu yüzden inananlar yer altına sığınmak zorunda kalmışlardır.
  • İncil’de, Tanrı’dan Yuhanna’ya gelen Esinleme bölümünde sözü geçen  Yedi Asya Kilisesi (Ephesus-Efes, Symirna-İzmir, Pergamum-Bergama, Thyatira-Akhisar, Sardis-Sart, Philadelphia-Alaşehir, Laodicea-Denizli), fiziki kilise binaları değil, cemaat anlamındadır.
Birinci yüzyılın sonunda Hıristiyanlığın Kapadokya ve çevresinde yayıldığı, Romalıların Hıristiyanları düzen düşmanı olarak görmelerinin, Sebaste’nin (Sivas)Kırk Şehidi gibi din şehitleri yarattığı biliniyor. Mardin’deki Mor Behram Kilisesi’nde yer alan, 569 yılına tarihlenen, Sebaste’nin Kırk Şehidi’ni betimleyen fresk.

Birinci yüzyılın sonunda Hıristiyanlığın Kapadokya ve çevresinde yayıldığı, Romalıların Hıristiyanları düzen düşmanı olarak görmelerinin, Sebaste’nin (Sivas)Kırk Şehidi gibi din şehitleri yarattığı biliniyor.
Mardin’deki Mor Behram Kilisesi’nde yer alan, 569 yılına tarihlenen, Sebaste’nin Kırk Şehidi’ni betimleyen fresk.

  • Manastır yaşamı ve Hıristiyan mistisizmi Bizans dünyasında doğdu.
  • İlk bilinen keşiş, 650 yılına kadar Bizans İmparatorluğu sınırları içinde yeralan Mısır’da 20 yıl bir oyukta yaşamını sürdüren, 4. yüzyılda yaşamış olan Aziz Antuan idi.
  • Batı Kilisesi Hz. İsa’nın ahırda, Doğu Kilisesi ise mağarada doğduğunu kabul eder. O yüzden mağara, Doğu’da kutsal bir mekandır. Mağara varsa kullanılır, yoksa oyulur.
  • Manastırlar hemen  Anadolu’ya ve Yunanistan’a ulaştı. Batı’ya varması 5. yüzyılı buldu.
  • Büyük keşişlerin yaşam öyküleri Bizans’ta en çok okunan yazılar oldu. 6. yüzyılın ortasına gelindiğinde sadece Konstantinopolis ve civarında 85 tane manastır oluşmuştu. Bugünkü adıyla Ortaköy’de 9. yüzyılda yaşayan Bizanslı devlet adamı Damianos tarafından yaptırılmış, kendi adıyla anılan bir manastır vardı. Rumeli Kavağı (antik Serapion) yolundaki Yeni Mahalle’nin (Bizans’ın Anilton’u) tepesindeki Gözcü Kaya’nın yerinde Mikhailaion Manastırı bulunuyordu. Prota’da (Kınalıada)üç manastır vardı. 9. yüzyılda sürgün yeri olarak kullanılan bu manastırlardan ikisi Giritli korsanlar ve Haçlılar tarafından yerle bir edilmiş, günümüze yalnızca Kristos Manastırı kalmıştır. Khalki’de (Heybeliada)ise, 9. yüzyılda bir, 15. yüzyılda iki manastır yapılmıştır.
  • I. Konstantin Hıristiyanlığa özgürlük tanımasına dek Hıristiyanlar, ağır baskılar altında kalmışlardır. İşkenceden kaçan Hıristiyanlar ve din adamları tarafından oyularak bir kaç katlı, sütunlu, sütunsuz kiliseler ve evlerden oluşan yeraltı kentleri toplu halde Kapadokya’da günümüzde de görülebilmektedir. Bölge önce ilk Hıristiyanlara, sonra Sasani ve Arap istilalarından korunmak isteyenlere, sonra ikona kırıcılardan kaçanlara sığınak oldu.
Kapadokya’da ilk manastırların kurulduğu yerlerden biri Zelve Vadisi oldu.burada Aziz Büyük Basil’in de vaaz verdiği düşünülüyor. Ayin müziğinin de ilk topluca söylendiği yerin Kapadokya olduğu öne sürülen savlardan.

Kapadokya’da ilk manastırların kurulduğu yerlerden biri Zelve Vadisi oldu.burada Aziz Büyük Basil’in de vaaz verdiği düşünülüyor.
Ayin müziğinin de ilk topluca söylendiği yerin Kapadokya olduğu öne sürülen savlardan.

Efes Konsili’nde Aziz Kiril, imparatorun sağında görülmekte, lanetlenmiş heretikler ise sürünerek mekandan uzaklaşmaktadır. Fotoğraf:www.salvemariaregina.info

Efes Konsili’nde Aziz Kiril, imparatorun sağında görülmekte, lanetlenmiş heretikler ise sürünerek mekandan uzaklaşmaktadır.
Fotoğraf:www.salvemariaregina.info

  • Kapadokya, 4. yüzyılda üç büyük Kapadokyalı teoloji üstadının başlattığı manastır yaklaşımının merkezi oldu. Bu üç teolog Aziz Büyük Basil, Aziz Gregoryus (330-389) ve Aziz Basil’in kardeşi Nyssa’lı Aziz Gregoryus idi.
  • Büyük Basil (329-379), Mısır ile Suriye’deki manastır yerleşimleri ziyaret ettikten sonra yoksulluk, itaat, çalışma ve kendini dine verme ilkelerine dayanan bir doktrin geliştirdi. Mısır ve Suriye’deki keşişlerin kendi nefislerine işkence eden, içe dönük yalnızlık ve çile anlayışlarını reddetti. Ortodoks manastır sisteminin kurallarını hazırladı. Bu kuralların Benedikten Tarikatı üzerinde de etkileri büyük oldu.
Ortodoks manastırları hep geçişi zor olan yerlere, istilalardan uzak kalabilmek için inşa etmişler. Adalara, dağ başlarına, ulaşımı uzak yerlere kurulan bu dini yerlerde yaşayanlar bugün bile modern hayattan uzaktırlar. Ortodoks rahipler hala ikon boyuyorlar, hala çift başlı kartallı bayraklarını göndere çekiyorlar, dualarında Bizans İmparatorlarını anıyorlar ve zamanı saat yerine hala Romalılar gibi güneşin yüksekliği ile tayin ediyorlar. Manastırlarda bilinçli bir anakronizm uygulanır. Yunanistan – Kalambaka, Roussano Manastırı.

Ortodoks manastırları hep geçişi zor olan yerlere, istilalardan uzak kalabilmek için inşa etmişler. Adalara, dağ başlarına, ulaşımı uzak yerlere kurulan bu dini yerlerde yaşayanlar bugün bile modern hayattan uzaktırlar. Ortodoks rahipler hala ikon boyuyorlar, hala çift başlı kartallı bayraklarını göndere çekiyorlar, dualarında Bizans İmparatorlarını anıyorlar ve zamanı saat yerine hala Romalılar gibi güneşin yüksekliği ile tayin ediyorlar. Manastırlarda bilinçli bir anakronizm uygulanır.
Yunanistan – Kalambaka, Roussano Manastırı.

Bizans kilisesinde çan kulesi yoktu. Semantron denen, tahtaya tahta tokmakla vurarak cemaati çağırırlardı. Günümüzde, manastırlarda, doğal olarak, hala semantron kullanılıyor. Ortodoks Kilisesi’ne çan, 18. yüzyılda ilave oldu. İlk çan Rusya’da yapılıp yollandı. Fotoğrafta, Yunanistan’ın Teselya Vadisi’nde yer alan Meteora Manastırları’ndan biri olan Diriliş Manastırı’nda kullanılan semantron.

Bizans kilisesinde çan kulesi yoktu. Semantron denen, tahtaya tahta tokmakla vurarak cemaati çağırırlardı. Günümüzde, manastırlarda, doğal olarak, hala semantron kullanılıyor. Ortodoks Kilisesi’ne çan, 18. yüzyılda ilave oldu. İlk çan Rusya’da yapılıp yollandı.
Fotoğrafta, Yunanistan’ın Teselya Vadisi’nde yer alan Meteora Manastırları’ndan biri olan Diriliş Manastırı’nda kullanılan semantron.

  • Manastırlar kendileri toprak sahibi olabiliyorlardı, zengindiler. Manastırlar birer tarım merkeziydi. Zeytinyağı ve şarapta manastırlar tekeldi.
  • Manastırlardaki keşişler çalışmayı bir ibadet biçimi sayarlar.
  • Batı’da ruhban sınıfının alt kademesi önemsizdir. Ama Ortodoks dünyasında keşişler önemlidir. Keşişler toplumun doğal liderleri, manastırlar da taşra yaşamında etkin birer siyasal güçtür. Üç keşiş bir araya gelip bir manastır kurabilirler. Her manastır kendi işleyişine sahiptir.
  • Manastırların görevleri arasında çocuklara eğitim vermek, öksüz ve yetimlere bakmak, tarımsal sorunları çözümlemek gibi toplumsal sorumluluklar da vardır.
  • Her manastırda bir tane merkezi kilise olur, buna katholikon denir. Burası manastırın en itibarlı yapısıdır.
  • Bizans manastırlarının babası Aziz Basil’in sözü: “Çok düşün, az konuş.”
Manastırlarda gerek malzeme gerek keşişlerin yukarı çıkması için kullanılan file şeklindeki, bir nevi asansör. Biz 2001 yılında Vadi’ye gittiğimizde, artık kullanılmadığını söylemişlerdi. Teselya Vadisi, Meteora Manastırları, Yunanistan.

Manastırlarda gerek malzeme gerek keşişlerin yukarı çıkması için kullanılan file şeklindeki, bir nevi asansör.
Biz 2001 yılında Vadi’ye gittiğimizde, artık kullanılmadığını söylemişlerdi.
Teselya Vadisi, Meteora Manastırları, Yunanistan.

  • Ortodokslukta bugün de uyulan üç kural şunlardır:
    Fakirlik: Hücrelerde yaşarlar, sade ve az yerler.
    Bekarlık: Keşişler evlenmezler. Pek çok manastır kadın ziyaretçi bile almaz. (Aynaroz’da dişi hayvan bile olmadığı söylenir). Ortodoks Kiliselerinin ruhban sınıfına tahsis edilmiş doğu kısmına da kadınlar, hatta rahibeler bile geçemezler. Üç nefli kiliselerin üç girişinden soldaki giriş  kadınlara aittir. Ortodoks  Kilisesinde kadınların oturduğu bölüme ginakiyonitis denir. Jinekoloji bu kelimeden türemiştir. Kadınlar kilisede bazen üst katta otururlar. Papazlar evlenebilirler ama rütbe alamaz, sadece ayin icra edebilirler. Kişi, en az üç yıl keşiş olabileceğini ispat etmesinden sonra keşiş giysisi raso’yu giyme hakkı kazanabilir.
    İtaat: Meditasyon ve dua. Uyudukları zamanın dışında hep dua ederler ve bir defada hiç iki saatten fazla uyumazlar. Günümüzde Athos Dağı, Manastırların merkezi.
  • Ortodoks rahibelerin el, ayak ve yüzleri açıktır.