Etiket arşivi: Fotoğraf

Çağdaş Sanata Varış 280|Çağdaş Kavramsal Sanat 11 Ai Weiwei

AI WEIWEI
(1957-)

  • 2011 yılında Time dergisinin her yıl yayımladığı dünyanın 100 etkileyici insanı listesine giren, Art Review dergisinin En Güçlü 100 Sanatçı listesinin ilk sırasında yer alan Çinli sanatçı o yıl, ülkesindeki ifade özgürlüğüne ve insan hakları konusundaki uygulamalara yönelik eleştirel tutumundan ötürü ev hapsi ile cezalandırılmıştı.
  • Ai Weiwei mimarlık da yapmış, ayrıca fotoğraf ve video eserleri de üretmiştir. Ortak tasarımcı olduğu Kuş Yuvası adlı stadyum ile adını dünyaya duyurmuştur. Bugüne dek gerçekleştirdiği mimari projelerin sayısı yetmişi aşmıştır. Mimari ofisinin adı Fake Design’dır (Sahte Tasarım).
Ai Weiwei, Haus der Kunst, Münih, 2009. Üzgünüm adlı retrospektifinde binanın cephesine yaptığı Hatırlama adlı duvar resmi. Bu eserde 9000 çocuk sırt çantası kullanılarak, “Bu dünyada mutlu bir şekilde yedi yıl yaşadı” yazılmıştı. 2008 yılındaki Sichuan depreminde çocuklarını kaybeden annelerden birinin sözüydü bu. Derme çatma yapılmış okul binaları çökünce binlerce çocuk hayatını kaybetmişti. Mayıs 2008’de Richter ölçeğine göre 8 büyüklüğündeki depremde 70.000 kişi ölmüştü. Ölenler arasında okul çocuklarının oranı çok yüksekti. Komşu binalar ayakta kalırken çok sayıda okul yıkılmıştı. Çin’in tek çocuk politikası yüzünden ölenlerin çoğu ailenin tek evladıydı. Ai Weiwei okul binalarının çökme nedenlerinin araştırılmasına katılmıştı. Fotoğraf:www.hydramag.com

Ai Weiwei, Haus der Kunst, Münih, 2009.
Üzgünüm adlı retrospektifinde binanın cephesine yaptığı Hatırlama adlı duvar resmi.
Bu eserde 9000 çocuk sırt çantası kullanılarak, “Bu dünyada mutlu bir şekilde yedi yıl yaşadı” yazılmıştı. 2008 yılındaki Sichuan depreminde çocuklarını kaybeden annelerden birinin sözüydü bu. Derme çatma yapılmış okul binaları çökünce binlerce çocuk hayatını kaybetmişti.
Mayıs 2008’de Richter ölçeğine göre 8 büyüklüğündeki depremde 70.000 kişi ölmüştü. Ölenler arasında okul çocuklarının oranı çok yüksekti. Komşu binalar ayakta kalırken çok sayıda okul yıkılmıştı. Çin’in tek çocuk politikası yüzünden ölenlerin çoğu ailenin tek evladıydı. Ai Weiwei okul binalarının çökme nedenlerinin araştırılmasına katılmıştı.
Fotoğraf:www.hydramag.com

 

Peri Masalı, 2007. Ai Weiwei, Almanya’nın Kassel kentinde düzenlenen Dokumenta 12 için hazırladığı Peri Masalı etkinliği için, masrafını kendisi karşılayarak, 1001 Çinliyi ve 1001 Qing Hanedanı sandalyesini Almanya’ya yollamış, sandalyeler sergi alanına dizilmiş, Çinli “ziyaretçiler”e de cep harçlığı ve yatakhanede kalma imkanı sağlanmıştı. Weiwei’nin tasarladığı elbiseleri giyen “ziyaretçiler” üç ay boyunca şehirde gezinip evlerine geri dönmüşlerdi. İşin sanat yönü bu üç aylık süre içinde bu insanların ruhlarına, kişiliklerine ne olduğuna ilişkindi. Weiwei’nin ilgisi onların deneyimlerine, değişen bilinçlerine yönelikti. Weiwei, genç ve/veya çok cahilken yurtdışına gitmenin faydasının, insanın her şeyi çabucak ve bütünüyle özümsemesi olduğuna inanıyor. Bu eser, sanatçının asıl tutkusu olan Çin’i değiştirmeye doğrudan hizmet amacını taşır. Fotoğraf: dailyserving.com

Peri Masalı, 2007. Ai Weiwei, Almanya’nın Kassel kentinde düzenlenen Dokumenta 12 için Peri Masalı etkinliğini hazırlamıştı. Yurt dışına hiç seyahat etmemiş1001 gönüllü katılımcının Kassel’e gelmesini sağlamıştır. Katılımcılar, Ai’nin tasarımına göre hostele dönüştürülen eski bir tekstil fabrikasında kalmışlardır. Büyük iç mekan beyaz çarşafların asılmasıyla küçük yatak odalarına ayrılmış ve yataklar Ai’nin tasarımı olan kumaşlarla örtülmüştü. Ai ayrıca ortak dinlenme ve yemek alanının mobilyalarını ve yemek takımlarını da tasarlamıştı. Grubun şehirdeki varlığı Çin’in büyüyen ekonomik ve sanatsal öneminin simgesiydi. Dönem eşyalarını toplamayı seven Ai, bulduğu ve tamir ettirdiği Qing Hanedanı (1644-1911) döneminden 1001 adet sandalyeyi de şehre getirtmişti. Sandalyeleri ziyaretçilerin dinlenmeleri, sohbet etmeleri için düzenleyerek dünyanın her yerinden gelmiş olan insanlar arasında bağlantı kurulması imkanını sağlamıştı. Ai’nin tasarladığı elbiseleri giyen, cep harçlığı, kameralar ve ses kayıt cihazları verilen katılımcılar üç ay boyunca şehirde gezinip evlerine geri dönmüşlerdi. İşin kavramsal yönü bu süre içinde bu insanların ruhlarına, kişiliklerine ne olduğuna ilişkindi. Ai’nin ilgisi onların deneyimlerine, değişen bilinçlerine yönelikti. Ai Weiwei 1981 yılında ABD’ye gitmiş, orada on iki yıl geçirmişti. Ai, genç ve/veya çok cahilken yurt dışına gitmenin faydasının, insanın her şeyi çabucak ve bütünüyle özümsemesi olduğuna inanıyor. Bu eser, sanatçının asıl tutkusu olan Çin’i değiştirmeye doğrudan hizmet amacını taşır.
Fotoğraf: dailyserving.com

 

2010’da Tate Modern’de sergilenen yüz milyon el boyaması seramik ay çekirdeği. Ay çekirdekleri Kültür Devrimi sırasında temel yiyecek maddelerinden biriydi. Günümüzde de Çin’de her yerde bulunan bir çerezdir. Her çekirdek güneş kral Mao tarafından beslenen tek bir insandır. Kimi zaman ayaklar altında ezilmek üzere büyük bir yığın halinde saçılır, kimi zaman yerden alınıp elde tartılır, sonra da kişiliksiz yığında sonsuza dek kaybolup gitmek üzere tekrar bir kenara atılırlar. Her bir çekirdek el yapımıydı, tıpkı her insanın kişiliğinin benzersiz olması gibi; ancak çekirdekler bir araya yığılmış ve tıpkı baskıcı yönetimlerin bireylere yapmaya çalıştığı gibi, kişiliksizleştirilmişlerdi, birini diğerinden ayırt edebilmek için yoğun çaba gösterilmesi gerekiyordu. Ai Weiwei, ziyaretçilerin çekirdekleri avuç avuç alıp götüreceklerinden emin olduğu için Tate’e fazladan 8 milyon ay çekirdeği vermişti. İsteyen çekirdeklerden alıp gidecek, herkes eserin bir parçasına sahip olabilecekti. Projede 1600 sanatçı çalıştı ve her bir seramik çekirdek tek tek boyandı. Sergiye hazırlanmak üç yıldan fazla sürdü. Serginin temelinde yatan fikir ziyaretçilerin çekirdeklerden oluşan devasa bir halının üzerinde yürümesi, eğilip bir avuç çekirdek alarak incelemesi ve sonra da elinden atmasıydı. Ancak seramik tozunun sağlık açısından tehlike oluşturması ve güvenlik nedeni ile çekirdeklerin üzerinde dolaşmak yasaklanmış, ziyaretçiler eseri Ai Weiwei’nin tasarlamış olduğu şekilde algılamaktan mahrum kalmışlardı. Bu çalışma sanatçının dünya çapında ün kazanmasını sağladı. Peri Masalı gibi Ay Çekirdekleri de aşırı nüfus ve aşırı üretim sorunlarını, Çin işi üretim fenomenini, geleneksel zanaatlar konusundaki ustalıkların göz ardı edilmesini sorgular. Bu eser bir Yerleştirme Sanatı, ama bir felsefesi, bir mesajı olduğu için Kavramsal Sanat eseridir. Fotoğraf: www.tate.org.uk

2010’da Tate Modern’de sergilenen yüz milyon el boyaması seramik ay çekirdeği.
Ay çekirdekleri Kültür Devrimi sırasında temel yiyecek maddelerinden biriydi. Günümüzde de Çin’de her yerde bulunan bir çerezdir. Her çekirdek güneş kral Mao tarafından beslenen tek bir insandır. Kimi zaman ayaklar altında ezilmek üzere büyük bir yığın halinde saçılır, kimi zaman yerden alınıp elde tartılır, sonra da kişiliksiz yığında sonsuza dek kaybolup gitmek üzere tekrar bir kenara atılırlar.
Her bir çekirdek el yapımıydı, tıpkı her insanın kişiliğinin benzersiz olması gibi; ancak çekirdekler bir araya yığılmış ve tıpkı baskıcı yönetimlerin bireylere yapmaya çalıştığı gibi, kişiliksizleştirilmişlerdi, birini diğerinden ayırt edebilmek için yoğun çaba gösterilmesi gerekiyordu.
Ai Weiwei, ziyaretçilerin çekirdekleri avuç avuç alıp götüreceklerinden emin olduğu için Tate’e fazladan 8 milyon ay çekirdeği vermişti. İsteyen çekirdeklerden alıp gidecek, herkes eserin bir parçasına sahip olabilecekti.
Projede 1600 sanatçı çalıştı ve her bir seramik çekirdek tek tek boyandı. Sergiye hazırlanmak üç yıldan fazla sürdü.
Serginin temelinde yatan fikir ziyaretçilerin çekirdeklerden oluşan devasa bir halının üzerinde yürümesi, eğilip bir avuç çekirdek alarak incelemesi ve sonra da elinden atmasıydı. Ancak seramik tozunun sağlık açısından tehlike oluşturması ve güvenlik nedeni ile çekirdeklerin üzerinde dolaşmak yasaklanmış, ziyaretçiler eseri Ai Weiwei’nin tasarlamış olduğu şekilde algılamaktan mahrum kalmışlardı.
Bu çalışma sanatçının dünya çapında ün kazanmasını sağladı.
Peri Masalı gibi Ay Çekirdekleri de aşırı nüfus ve aşırı üretim sorunlarını, Çin işi üretim fenomenini, geleneksel zanaatlar konusundaki ustalıkların göz ardı edilmesini sorgular.
Bu eser bir Yerleştirme Sanatı, ama bir felsefesi, bir mesajı olduğu için Kavramsal Sanat eseridir.
Fotoğraf: www.tate.org.uk

  • Ai Wei Wei, izleyicinin tarihi ve sosyolojik referanslar bulabileceği bir çok politik eser üretti. Fakat mülteci sorununa dikkat çekmek için boğularak can veren Suriyeli küçük çocuk Aylan Kurdi’ye ithafen onun sahilde bulunduğu pozisyonu tekrar canlandırması izleyiciye sorgulayacak hiçbir alan bırakmadığı için çok eleştirildi.
Up Yours, Ai Wei Wei, 2017. Sanatçının bu cam eseri 2017 Venedik Bienali’nde Glasstres bölümünde, Palazzo Fanchetti’de sergilendi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Up Yours, Ai Wei Wei, 2017.
Sanatçının bu cam eseri 2017 Venedik Bienali’nde Glasstres bölümünde, Palazzo Fanchetti’de sergilendi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

 

Çağdaş Sanata Varış 279|Çağdaş Kavramsal Sanat 10

GABRIEL OROZCO, TRACEY EMIN

  • Meksika’nın yaşayan en ünlü sanatçısı Gabriel Orozco (1962-), New York’a gittiğinde malzeme bile alacak parası yoktu. Sokaklarda yaptığı sanatı, radikal bir Arte Povera idi. Eline geçen her şeyi kullandı: bisiklet, macun, yoğurt kabı, oyun hamuru, nefesinin piyano kapağındaki buğusunu bile (1993). Orozco, Kavramsal Sanat için gelişmiş bir dil oluşturan öncülerden biri olarak kabul edilir.
  • İçinden ve dışından siyah-beyaz geometrik desende boyanmış bir insan kafatası olan Siyah Uçurtmalar adlı eseri, Damien Hirst’ün For the Love of God adlı eserine ilham kaynağı olmuş ve Hirst, kendisinden aldığı ilham için Orozco’ya teşekkür mektubu yazmış, denir.
  • Orozco’nun deyişiyle, her tür sanat, Modern veya Postmodern, Kavramsal gerçekliğe bir köprü kurma çabasındadır.
Pinpon Masası, Gabriel Orozco, 1998. Dört tarafı yarım pinpon masası ile çevrili bir havuz. Fotoğraf:5centsapound.tumblr.com

Pinpon Masası, Gabriel Orozco, 1998.
Dört tarafı yarım pinpon masası ile çevrili bir havuz.
Fotoğraf:5centsapound.tumblr.com

  • Orozco, oyun hamurundan yapılmış bir topun şehrin sokaklarında yuvarlanması sonucu bir nevi kentin parmak izi haline gelmesi, 1992; Orozco’nun pendulum fonksiyonlu bilardo masası, 1996; çift klavyeli piyanosu, 1998; tavan pervanesi üzerinde dönen tuvalet kağıtları, 1997-2001; yerinden çıkartılıp bir odanın ortasına konmuş asansör kabini, 1994; taşları tuhaf hareket eden satranç tahtası, 1995; bir köpeğin kuyruğunun kumda bıraktığı iz, 1995; gruplar halinde düzenlenmiş motosiklet, 1995; konserve kedi mamalarını şapka gibi giymiş karpuzlar, 1992; çalının üzerine yerleştirilmiş bir dondurma külahı,1995; ve pek çok fotoğraf, video, enstalasyon ve çizim yapmıştır.
  • Üretimi daima deneyseldir; işleri zeka açısından kıvrak ve nüktelidir, sürprizlerle doludur: Bir ressamın işinden çok bir şairin işine yakın bulunur. Örtülü anlamları bulur, hayalleri gerçekle karıştırır, gerçeği daha gerçek kılar, sanatın özünü ortaya çıkarır, denir.
Uzunlamasına üç parçaya ayrılmış Citroën marka bir otomobilin orta parçası atıldıktan sonra monte edilmiş hali, 1993. Fotoğraf:www.telegraph.co.uk

Uzunlamasına üç parçaya ayrılmış Citroën marka bir otomobilin orta parçası atıldıktan sonra monte edilmiş hali, 1993.
Fotoğraf:www.telegraph.co.uk

The Beetle Sphere, Ichwan Noor, 2013. Alüminyum ve WV’nin hakiki parçaları ile yapılmış eser, 2015 yılında İstanbul’da Artınternational’da sergilendi. Kavramsal Sanat için otomobili kullanmış iki sanatçının eserini arka arkaya vermek istedik. Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

The Beetle Sphere, Ichwan Noor, 2013.
Alüminyum ve WV’nin hakiki parçaları ile yapılmış eser, 2015 yılında İstanbul’da Artınternational’da sergilendi. Kavramsal Sanat için otomobili kullanmış iki sanatçının eserini arka arkaya vermek istedik.
Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

1963-1995 Yılları Arasında Yattığım Herkes, Tracey Emin, 1995. 1995’te, Emin henüz şöhret olmadan önce üretilen bu çalışma, üzerinde Emin’in yatak paylaştığı sevgililerden, arkadaşlara, aile bireylerine herkesin isminin yazıldığı bir çadırdan ibaret. Bu eser sayesinde bir anda şöhrete ulaşan Emin, ünlü koleksiyoncu Charles Saatchi’nin de ilgisini çekiyor. Saatchi, bu çalışmayı satın alıp Londra’nın doğusunda bir depoda sahip olduğu diğer yüzlerce eserin yanına koyuyor. Fakat 2004’te çıkan ve söndürülemeyen yangın, Emin’in çadırının da sonu oluyor. Fotoğraf: www.hurriyet.com.tr

1963-1995 Yılları Arasında Yattığım Herkes, Tracey Emin, 1995.
1995’te, Emin henüz şöhret olmadan önce üretilen bu çalışma, üzerinde Emin’in yatak paylaştığı sevgililerden, arkadaşlara, aile bireylerine herkesin isminin yazıldığı bir çadırdan ibaret. Bu eser sayesinde bir anda şöhrete ulaşan Emin, ünlü koleksiyoncu Charles Saatchi’nin de ilgisini çekiyor. Saatchi, bu çalışmayı satın alıp Londra’nın doğusunda bir depoda sahip olduğu diğer yüzlerce eserin yanına koyuyor. Fakat 2004’te çıkan ve söndürülemeyen yangın, Emin’in çadırının da sonu oluyor.
Fotoğraf: www.hurriyet.com.tr

  • Britanyalı sanatçı Michael Landy (1963-), 2001 yılında, aralarında sanat yapıtlarının da bulunduğu tüm malvarlığını parçalayarak Çöküş adını verdiği Enstalasyon ve performansla tüketim kültürünün dinamiklerini gözler önüne sermiş, varlık/yokluk olgularının günümüzde yalnızca maddiyatla ölçülmesinin anlamını sorgulamıştır.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 204| Fotogerçekçilik / Hiperrealizm 1

FOTOGERÇEKÇİLİK/ HİPERREALİZM/ POST POP PHOTOREALİSME/
SUPERREALİSME/INHUMANISME 1
1969

  • Sürrealistlerin “doğrucu gerçekçilik” denebilecek dalında, nesneler ayrıntılı biçimde betimlenir. Rene Magritte (1898-1967), bir araya gelmeyecek nesneleri yan yana koyar ama bunları çok natüralist çizer; bir yaprak üzerinde 10 çeşit kuş gibi. Aslında Hiperrealisttir, denebilir.
  • ABD Sanatı bölümünde bahsettiğimiz, kendisini Modernizm’in Düşmanı ilan etmiş olan Andrew Wyeth (1917-2009), ABD Realist resminde en büyük isimdir. Hep hayalinden çalıştığı söylenir. Sulu boyayı bile çok gerçekçi yapabilmesi ile de ünlüdür. Hatta 20. yüzyıl ABD resminin en ünlülerindendir. Bu natüralist ressam, Fotogerçekçilik’in babası olarak kabul ediliyor.
Andrew Wyeth, Christina's World, 1948. Museum of Modern Art, New York City.

Andrew Wyeth, Christina’s World, 1948.
Museum of Modern Art, New York City.

Andrew Wyeth, Braids, detay, 1979. Fotoğraf:en.wikipedia.org

Andrew Wyeth, Braids, detay, 1979.
Fotoğraf:en.wikipedia.org

  • 1960’ların sonlarında sanatçılardan bazıları fotoğrafın görsel mesajı üstünde yoğunlaştılar.
  • Empresyonizm, Fütürizm, Dadaizm bu akımın önemli evreleridir. Ama 1960’lara kadar hiçbir akım fotoğrafın kendisini örnek almamıştır.
  • Fotogerçekçilik, gerçeğin, fotoğraf gibi, sadık kopyasını yapmayı amaç edinir.
  • Fotoğrafın yaygın kullanımı ve bilinçaltı şartlanmalar seyircinin gözünde doğru ve nesnel olma niteliği taşıyordu. Fotoğraf, objektifti, gerçeğin kendisiydi. Fotoğraf, mesajın kendisiydi. Oysa fotoğrafın gerçekçiliği ve nesnelliği çekiş açısı, aydınlatma, çevre ve renk düzeni, konu seçimi vb etmenlere bağlıdır.
  • Fotogerçekçi sanatçı, fotoğrafın yanıltıcılığını aşmak, gerçeğe sahip çıkmak ister.
  • Bir ressam için fotoğrafı model almak, gerçeğin görüntüsünün görüntüsünü yaratmak anlamına gelir.
  • Fotogerçekçilik’te tablo ile fotoğraf arasında plan özdeşliği vardır.
  • Pek çok Fotogerçekçi sanatçı, çalıştığı tuval üzerine resmini yapacakları fotoğrafın diyapozitifini yansıtarak resmin doğruluğunu ya da istenen abartıları denetler.
  • Bu akım sanatçılarının çoğu kendi çekmedikleri fotoğraflardan yararlanırlar. Bunun nedeni her türlü kişisellik ve duygusallık belirtisinden kaçınma isteğidir.
  • Fotoğrafın tamamen nesnel bir yaklaşımla ele alınışı; parlak ve kontrast renkler; büyük boyutlar Fotogerçekçi resmin başlıca özellikleridir.
  • Fotogerçekçi resimlerin yüzeylerinin ince ve düz olması için tuvale bazı işlemler uygulanır.
  • Fotogerçekçi sanatçılar Neoklasik usta Ingres’e (1780-1867) hayranlık duyarlar. Çünkü Fotogerçekçi resimde de mesleki beceri ve Klasik fırça sürüşü ön plandadır.
  • Yapıtların tamamlanması çok uzun süre alır.
  • Akımın ilk örnekleri 1969 yılında görülmüş, akım 1970 sonrasında yaygınlaşmıştır.

 

Çağdaş Sanata Varış 195| Performans Sanatı 1

1960’ların sonlarından başlayarak günümüze uzanan zaman diliminde geçerli olmuştur.

  • Disiplinler arası özelliği ile dikkat çeken Performans Sanatı, 1970’lerde başlı başına bir tür olarak kabul edilmeye başlanmıştır.
  • Performans Sanatı, Beden Sanatı, Happening, Aksiyon gibi çeşitli başlıklar altında gündeme gelmiş, Sitüasyonizm, Fluxus, Feminist Sanat, Arazi Sanatı gibi farklı akımlarda da uygulanmıştır.
  • İzleyici önünde sergilenen bir türdür.
Tescilli Markalar, Vito Acconci, New York, 1970. ABD’li peyzaj mimarı, tasarımcı, Enstalasyon, Video ve Performans sanatçısı Vito Acconci (1940-), çıplak vücudunu ısırarak damgaladığı performansında, kapitalist ekonominin insanı tüketime yönelten itkilerini düşündürmek istemiştir. Fotoğraf: www.photography-now.com

Tescilli Markalar, Vito Acconci, New York, 1970.
ABD’li peyzaj mimarı, tasarımcı, Enstalasyon, Video ve Performans sanatçısı Vito Acconci (1940-), çıplak vücudunu ısırarak damgaladığı performansında, kapitalist ekonominin insanı tüketime yönelten itkilerini düşündürmek istemiştir.
Fotoğraf: www.photography-now.com

  • Performans Sanatı özünde Kavramsal Sanat’ın bir dalı olarak gelişmiştir. Tiyatro ile olan ilişkisi mesafelidir. Bu sanat dalı şiiri, müziği, dansı da içerebilen sınırsız bir yaklaşımlar bütünüdür.
  • Performans Sanatı, Kavramsal Sanat’a yönelen sanatçıların kendilerini her şeyden önce bedenleriyle ifade edebilmelerinin en doğrudan yolu haline gelmiştir. O zamana kadar genellikle iki boyutlu yüzeyler üzerinde temsil edilen beden, başlı başına sergilenen sanatsal bir malzemeye dönüşmüştür. Kavramsal Sanat’ın kavramları ve dili kullanması gibi Performans Sanatı da malzeme olarak bedeni seçmiştir; Performans Sanatı’nda insan bedeni ve eylemleri sanat eserinin kendisi haline gelir. Bu sanat dalı, özne ve nesne kavramlarıyla oynar; sanatçı yapıtın hem öznesi hem nesnesidir.
  • 16. yüzyılda kullanılan İngilizce ve Fransızcadaki tanımıyla performance sözcüğü, tamamlama anlamını içermektedir. Sanat performansı, o sanat yapıtının seyirci tarafından tamamlanması anlamını taşır.
  • Tiyatroda genellikle başkasının yazdığı bir metni sahneleyen oyuncunun yerini, yapıtın konusunu, anlamını, görünüşünü ve deneyimini kendi bedenine aktaran sanatçı almıştır.
  • Bu sanatsal anlayış içinde, akla üstünlük tanımaktansa bedene öncelik verilir. Bedene yönelik bu tavır, izleyicinin olayı bir gösteri değil, gerçek bir deneyim olarak algılamasına ve paylaşmasına neden olur.
  • Dönemin toplumsal dönüşüm talepleri içinde kendi ideolojik karşı duruşlarını daha aktif biçimde ortaya koyabildikleri,
  • Malzeme olarak kendi bedenlerini kullandıkları,
  • Resim ve heykel gibi geleneksel kategorilerin ötesinde disiplinler arası yaklaşımlarla sanatın tanımını ve sınırlarını sorguladıkları bir ifade biçimi olmuştur.
  • Bir ya da birkaç sanatçıyla; izleyicinin önünde veya izleyiciden uzak; birkaç dakika, birkaç saat ya da birkaç gün sürebilen; zaman zaman fotoğraf ya da video kayıtları halinde sergilenebilir.
  • Bütün uluslararası yayılımına rağmen Performans Sanatı tarihsel ve teorik açıdan temelde bir Amerikan olgusudur. Performans Sanatı, gerçek anlamda uluslararası bir nitelik gösterebilmiş sanat akımları arasındadır.
  • Performans Sanatı, tiyatronun aksine, yapıtlarını daha önce başka sanatçılar tarafından yaratılmış karakterler üzerine inşa etmez.
  • Tipik Performans Sanatı solo bir performanstır.
  • Performans Sanatı ile iletilmek istenen amaç, genellikle açık değildir. İçerik, çoğunlukla sembolik ve alegoriktir.
  • Performanslarda sergilenen çıplaklık önemsenir; çıplaklık, cinsiyetçiliğin ve cinsel özgürlüğün bir işareti olarak görülür.
  • İzleyicinin deneyimi, büyülenme, şok, tiksinti vb olabilir; ancak yaşanan durağan bir sanat eserine bakarken yaşanandan farklı bir etkidir.
  • Geleneksel sahnenin detaylı gereçlerini kullanmak yerine belki bir iki sahne eşyası, pek az dekor parçası ve performans durumuna uygun bir kostümle bazen de çıplaklıkla yetinilir.
  • Geleneksel tiyatroda prodüksiyonun araçları durumun önemli bir parçasıdır. Performans Sanatı’nda performansçının kişisel temsili genellikle asıl meseledir. Performans sanatçısı birkaç geleneksel tiyatro konumunu (oyuncu, yönetmen, tasarımcı, oyun yazarı) birleştiren kişidir.
  • Performans, resim ve heykelin kapasitesinin ötesinde duyulara hitap edebilir; çalışmayı görme, duyma, koklama gibi. Performans, bir resim veya heykele bakmaktan çok daha fazla gündelik hayat deneyimlerimize benzer.
  • Yaşam-ölüm, sadizm-mazoşizm, izleme ve izlenme, hastalık-sağaltım Performans Sanatı’nın irdelediği konular arasındadır.
  • Avangard Sanat ve özellikle de Performans Sanatı, gündelik hayatın sorunlarına eleştirel yaklaşır, kadınların toplumsal ve kültürel algılanışıyla ilgili sorunlara eğilir.
  • Performans Sanatı, aralarında feminizmin de bulunduğu toplumsal, ekonomik, kültürel, ahlaki ve politik temalarla ilgilidir.
  • Bir dava uğruna performans yapmak, Performans Sanatı’nın özündedir; sanatçıların belli toplumsal meselelerde taraf olmasının ve tavır koymasının simgesel bir biçimidir. Kökeninde anarşist bir eylemcilik yatar.
  • Kadın sanatçıların Video ve Performans Sanatı’na rağbet etmelerinin arkasında biraz da bu alanların yeni olması, dolayısıyla eril bir tarih üzerine inşa edilen, cinsiyetlendirilmiş pratikler olmamaları yatar. Bu tercihte ayrıca nesneleştirilmiş kadın bedenini özne olarak sahiplenmek dürtüsü de rol oynar. Bu açıdan, kadın bedenine ve kimliğine yönelik belli kültürel algıları, kodları yıkmaya yönelir.
  • Tekrarlanan performanslarda izleyici değiştiğinden, çalışmanın kendisi aynı olamaz.

 

Çağdaş Sanata Varış 183| Kavramsal Sanat 7 Kimlik Odaklı Kavramsal Sanat

  • 1980’li yılların son yarısından başlayarak sanat ortamında gözlenen belirgin dönüşümlerden biri, kendini temsil olanağı bulamamış kesimlerin kimlik olgusuna odaklanarak ürettikleri yapıtların, Batı sanatının sergilendiği ortamlara girmeye başlamasıdır. Bu kimlik odaklı Kavramsal Sanat, Batı’da bu dönemde görülen Çokkültürcü eğilimin bir uzantısıdır.
  • Çokkültürcü eğilim, “öteki”lere yönelik Batı Modernizmi’nin bir tür eleştirisidir.
  • Batı dünyasının açık ya da örtük ayrımcı politikalarını görünür kılmak 1980’lerden başlayarak bir çok sanatçının amacı olmuştur.
  • Bir çok sanatçı da öteki düşüncesinin birey üzerindeki psikolojik yansımalarını irdelemiştir.
Yarı Kızılderili, yarı Meksika asıllı Amerikalı sanatçı James Luna’nın (1950-), 1987 yılında, kendi bedenini kullanarak gerçekleştirdiği canlı enstalasyonlarının adı Kültürel Nesne idi. Luna, San Diego’da Balboa Parkı Uygarlık Tarihi Müzesi’nde Kızılderili kültürlerine ayrılmış bir bölümde yedi gün boyunca, müzenin açık olduğu saatlerde, “bir Kızılderili örneği” olarak kendisini sergilemiş, kültürel mirasın trajik boyutunu görünür kılmıştır. Luna bu performansı ile sömürgeci Batı’nın yok ettiği bir kültürel geçmişin yanı sıra Kızılderililiğin ve Kızılderili kültürünün turistikleşmesinin ve ticarileştirilmesinin altını çizmiştir. Fotoğraf: art-in-context.tumblr.com

Yarı Kızılderili, yarı Meksika asıllı Amerikalı sanatçı James Luna’nın (1950-), 1987 yılında, kendi bedenini kullanarak gerçekleştirdiği canlı enstalasyonlarının adı Kültürel Nesne idi. Luna, San Diego’da Balboa Parkı Uygarlık Tarihi Müzesi’nde Kızılderili kültürlerine ayrılmış bir bölümde yedi gün boyunca, müzenin açık olduğu saatlerde, “bir Kızılderili örneği” olarak kendisini sergilemiş, kültürel mirasın trajik boyutunu görünür kılmıştır. Luna bu performansı ile sömürgeci Batı’nın yok ettiği bir kültürel geçmişin yanı sıra Kızılderililiğin ve Kızılderili kültürünün turistikleşmesinin ve ticarileştirilmesinin altını çizmiştir.
Fotoğraf: art-in-context.tumblr.com

  • ABD’de, zenci-beyaz, Latin Amerika kökenlilere yönelik ırkçılığın yaşanmış olması, kimlik politikalarına yönelik sanatın 1980’li yıllardan itibaren özellikle ABD’li sanatçılar arasında yaygınlık kazanmasına yol açmıştır.
  • Melezliğin Amerikan toplumundaki anlamını sorgulayan; kişinin farkında olarak veya olmayarak uyguladığı ayrımcılığın farkına varmasını sağlayan çeşitli performanslar gerçekleştirilmiştir.
  • Yalnızca kadın olmanın değil, zenci kadın olmanın Amerikan toplumundaki yansımalarının irdelenmesi açısından Carrie Mae Weems (1953-) ve Lorna Simpson (1960-), akla gelen ilk sanatçılar arasındadır.
  • Örtük bir ırkçılık taşıyan popüler kültür imgeleri ve edebi kaynaklar da bu dönemde irdelenmiştir.
  • Kimlik politikalarına yönelen sanatçılar, sanat ile politika arasında bir ayrım görmemişlerdir.
Afro-Amerikalı bir sanatçı olan David Hammons (1943-), zenci mahallelerinden topladığı atık malzeme ile gerçekleştirdiği heykelleriyle Amerikan zencilerinin yoksulluğunu ve sefaletini sergilemiştir. Fotoğraf: www.christinekoeniggalerie.com

Afro-Amerikalı bir sanatçı olan David Hammons (1943-), zenci mahallelerinden topladığı atık malzeme ile gerçekleştirdiği heykelleriyle Amerikan zencilerinin yoksulluğunu ve sefaletini sergilemiştir.
Fotoğraf: www.christinekoeniggalerie.com

  • Kolektif belleğin oluşum biçimleri de sorgulanan olgulardan biri olmuştur.
  • Getto fikrinin olumsuz çağrışımını tersine çevirmeyi amaçlayan yapıtlar verilmiştir.
  • Sanat üzerinden okunan kimlik politikaları, toplumun marjinalize ettiği tüm kimlikler üzerinden fotoğraf, desen, heykel, enstalasyon ve performans ile yansıtılmıştır.