Etiket arşivi: Finnegan Uyanması

James Joyce 10

Fotoğraf: jamesjoyce.ie

Fotoğraf: jamesjoyce.ie

  • Türkçe, Finnegan Uyanması’nın (1939) bütünüyle çevrildiği yedinci dil olmuştur.
  • Finnegan Uyanması, 17 yıl üzerinde çalışıldığı için belli aralarla dergilerde “Süren Yapıt” başlığı altında yayımlanmıştı. Süren Yapıt, Joyce’un ölümüyle bitti.
  • Finnegan Uyanması, aşina olduğumuz olay örgüsü, kahraman, anlatı biçemi ve tüm klasik edebiyat kalıplarını kıran, kelimeleri yeni anlamlara eviren, çoklu zaman ve mekanı olaylara yediren, tüm kalıpların üstüne ve dışına çıkan yepyeni bir anlatıdır.
  • Sürekli kendi içinde devinen, döngünün ve dengenin metnidir. Motif/leitmotif ağı üzerine kurulu; birbiriyle bağlantılı, örümcek ağı misali dev bir yapıdır. Hayat döngüsünün metni olduğu için başı ve sonu yoktur. Eserin en dikkat çeken yönü kelime ve cümlelerdeki çok anlamlılıktır. Dolayısıyla yoruma açık bir eserdir. Cümleler metin içinde hep bir yerlere bağlanır, müthiş bir kurgusu vardır.
  • Okura anlamlı/anlamsız gelen, ara ara tekrar ettiği isim/nesne/yer adları, motifler vardır.
  • Joyce fonetiğe önem vermiştir. Metin sesle ilgilidir. Joyce yazdığı metinlerde anlamdan çok kelimelerin tınısına önem vermiştir. Onu müzik gibi düşündüğü için Joyce’a göre eserin yüksek sesle okunması, anlaşılmasının şartlarından biridir. Eserini anlamadıklarından yakınanlara “Sadece dinle ve hisset” demiştir.
  • Ölüm döşeğindeki Joyce hakkında anlatılan bir efsaneye göre bir an için kafasını kaldırıp başucunda bekleyen kişiye “Kimse anlamıyor mu?” diye sorduğu şeklindedir.
  • Finnegan, Dublin’in veya dünyanın hikayesi olarak okunabilir. Dilin insanları nereye götürebileceğinin romanıdır, da denir.
  • Finnegan Uyanması’nın rehber kitapları vardır.
  • Eser 17 bölümdür. Sekizinci bölümde 300-400 nehir adı verir, bunların arasında Sakarya, Kızılırmak ve Dicle de vardır.
  • Eser, dillerüstü, dilleraşırı, dillerötesidir. Metinde birçok dil kullanır. Türkçe bunlardan biridir. Bu diller üzerinden okunduğunda metin farklı anlamlar kazanır. Tepetaklak dediğinde kelimeleri de tepetaklak yapar. Joyce, yabancı dillerde okumak istediği yazarların kitapları için oturup o dilleri çözmeye uğraşırdı. Onun fikrine göre yazarla aynı dili konuşmak okurun sorumluluğuydu. Ibsen’i ve Hauptmann’ı orijinalinden okuyabilmek için Danca-Norveççe ve Almanca öğrenmeye başladığı ve arkadaş çevresine bu dillerde alıntı yaptığı biliniyor. İrlanda’dan uzak yaşadığı yıllarda İtalyanca ve Fransızca yazdığı eleştiri ve denemeleri de vardır. Dile tam hakim olamadığı için İtalyanca yazdığı makaleler yıllar içinde çok kere düzeltilmiştir.

 

James Joyce 7

Dublin’de James Joyce Center’dan. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Dublin’de James Joyce Center’dan.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Ulysses’i 8, Finnegan Uyanması’nı 17 yılda yazdı.
  • Paris’te Odéon’da, “Ulysses, 1922’de bu evde baskıya verildi” yazılı mermer bir levha vardır.
  • Eserin ilk ve son kelimesi “Evet”tir. Eser Bloom’u düşünerek başlar ve Bloom’u düşünerek biter.
  • Enis Batur’un değerlendirmesine göre Ulysses, tek başına “kültür devrimi” etkisi yaratmış bir romandır.
  • Dili kronolojik anlatının tutsaklığından kurtarıp bir sözcük ya da ifadeyle birkaç zamanı birden yakalamak iddiasındaki en ünlü modernist yazar kuşkusuz James Joyce, yapıt ise Ulysses’tir. Joyce bu yapıtında mitik zamanla güncel zaman arasındaki gerilimi vurgulamış, bir tümcede birden fazla zamanı temsil etmeyi denemiştir.
  • Yazıyla temsil ile şekille temsil arasındaki farkın yazıda kapatılıp kapatılamayacağını deneyen Joyce, Sirenler bölümünde bu ayrımı sesle görselliği birleştirdiği bir dil yaratarak aşmayı dener. Sesler, renkler ve şekilleri temsil eder. Circe bölümünde ise benzer bir tekniği müzikten değil tiyatrodan yararlanarak kullanır. Joyce’un en büyük özelliği belki de dilin olanaklarını sonuna dek zorlamasıdır.
  • Ulysses bugüne dek yayımlanmış olan romanlar arasında, üzerinde en fazla deneme ve eleştiri yazısı yayımlanan, en çok inceleme konusu edilen yapıt olmuştur. Kendisi de “İçine çok bilmece koydum, asırlarca tartışacaklar, böylece ölümsüz olacağım,” demiştir.
  • Eser, 16 Haziran 1904 tarihinde Dublin’de yaşayan alt-orta sınıftan kişilerin, on sekiz saat  boyunca neler yaptıklarını, neler düşündüklerini anlatmıştır.
  • 16 Haziran, Joyce’severler tarafından Bloom Günü (Bloomsday) olarak adlandırılır. Bloomsday, Ulysses’in ana karakteri Leopold Bloom’un adından gelir ve kitaptaki bütün olayların geçtiği gündür.
  • Ulysses, Homeros’un Odysseus’u gibi bir yolculuktur. Odysseus bir Akdeniz yolculuğuydu, Ulysses ise tinsel bir yolculuktur. Odysseus’un izleği 1904’ün Dublin’ine uyarlanmıştır. Başkahraman Dublin’dir.
  • Eser üç ana bölümden (Telemachia, Odyssey ile Nastos) ve 18 ara bölümden oluşur.
  • Romanın kurgusu titizlikle planlanmıştır ve 18 bölümün Odysseus’ta bir karşılığı vardır.
  • Bu 18 bölümde yazılanları nerede ve saat kaçta geçtiği, hangi organa ve sanata/bilime tekabül ettiği, hangi rengi yansıttığı, simgesinin ne olacağı ve söz konusu bölümde hangi anlatım tekniğinin kullanıldığı gibi pek çok farklı açıdan incelemek gerekir.
  • Ulysses anti-epik özellikler barındırır: Odysseus’daki on yıllık mitolojik yolculuk bir günün on sekiz saatine sığdırılmıştır; epik eserdeki yüce olaylar, natüralist bir dille anlatılan sıradan olaylara dönüşmüştür; Odysseus’daki tarih, kahramanlık, şeref ve iffet gibi geleneksel değerler Ulysses’te geçerliliğini yitirmiştir, burada sıradan kişilerin alelade yaşamlarını sürdürebilmeleri için tasarladıkları tümüyle yeni bir kahramanlık türü geçerlidir. Bloom, kahraman değil, anti-kahramandır. Epik biçim Ulysses’te hem yeniden kurulur, hem de alaya alınır.
  • Dublin, Bloom ve Dedalus kimliklerini ararlar.
  • Joyce her şeyi bize parça parça verir, anlamak için bizim parçaları birleştirmemiz lazımdır.
  • Esere natüralist metin olarak baktığımızda bize Dublin’in yaşamını, sokaklarını, meyhanelerini, kerhanelerini, otellerini, duraklarını, gazete basımevlerini, hastanelerini tanıtır. Önemli bir tarihi ve toplumsal dokümandır. Ayrıntılar ve gerçekçilik olağanüstüdür.

James Joyce kule ile plaj arasını yürümüş, saat tutmuştur.

  • Esere sembolik metin olarak baktığımızda Samuel Beckett’in söylemiyle Ulysses’te içerik biçimdir, kendisi konudur.
  • Ulysses devrik cümlelerle, bilmecelerle, kendi kendisiyle alay eden cümlelerle doludur.
  • Hem Ulysses’te hem de Finnegan Uyanması’nda Babil Kulesi önemli bir izlektir. Enis Batur, Ulysses’in bir kule olduğuna, eserde her şeyin Dublin’deki Martello Kulesi’nde başladığına ve yine orada bittiğine dikkat çeker.
  • Yeats sanata kule demiştir. Bu yüzden kule, sanatın sembolü olarak düşünülmektedir.
  • Almak, aldığını değerlendirip yeni bir ürün vermek anlamında yemek ve dışkı Joyce için önemlidir. Gübre, verimlilik demektir. Aldığından yeni ürün üretmek sanat üretimi ile özdeştir. Vücut salgılarından bahsetmek, tiksindirici olmak adına değil, dışavurumcu olmak adına yapılır.
  • James Joyce’un babası John Joyce’un, eserdeki Stephen Dedalus karakterinin prototipi; romandaki Martha Clifford adlı karakterin modelinin ise James Joyce’un kısa süreli bir macera yaşadığı Martha Fleischmann olduğu düşünülür.

 

 

James Joyce 3

  • James Joyce, Proust gibi yeni teknikler, biçemler, yazın kuralları ve kuralsızlıkları yaratmıştır.
  • Joyce, Proust, Mann zamanı bir karaktermişçesine romana sokarlar. Zamanın saati ile bilincin saati ayrı ayrı işler.
  • Henry James, James Joyce, Virginia Woolf, bakış açısını gizleyen anlatı teknikleri geliştirmeye özen gösterdiler. Henry James güvenilmez anlatıcıyı anlatının merkezine taşırken, Joyce ve Woolf anlatıyı roman kişilerinin düşüncelerine, algılamalarına, izlenimlerine yayarak, çok odaklı anlatılar üretti. Artık roman okunması zor bir anlatıydı. Amacı her okura değil, bu zorluğu göğüslemeye hazır olan eğitimli ve yetenekli okura seslenmekti. Doğrudan aktarılan iç monologda ya düşünceler başka düşünceleri çağrıştırır, ya da çağrışımlar fiziksel uyarılar sonucu oluşarak birbirini kovalar. Joyce’un daha çok ikinci, Woolf’un ise birinci anlatı tekniğini kullandığı söylenebilir.
  • Bilinç akışı insanın duygu ve düşüncelerinin yarı bilinçli halden bilinçli hale geçişini gösteren zihinsel durumu yansıtır. İnsan gramer açısından doğru, düzgün cümlelerle düşünmediğinden anlatı bu tekniğe başvurduğu yerlerde gramer ve sentaksı bozar; peş peşe anlamsız gelen sözcükler geçer.

Metinler arası göndermeler, yoğunlaşmış anlamlar, yinelendikçe izlekleri pekiştiren ifadeler kullanılır.

  • Woolf ile beraber bilinç akışı yönteminin en önemli uygulayıcısı sayılan Joyce yoğun metinler arası göndermeler, parodi ve pastişe izlenimci resim ve sinema tekniğini de katmıştır.
  • Yirminci yüzyılın anlatısı ne kolektif ahlakın ve toplumsal ideallerin anlatısı olan destan, ne de sıradan insanın toplumdaki serüvenini anlatan klasik romandır. Joyce’un uyguladığı modernist anlatının temel niteliği ödünsüz öznelliktir. Ona göre çağının epiği, en öznel anlatı biçimi olan liriğe yaklaşmalıdır; Joyce 20. yüzyılın düzyazısına lirik epik der.
  • Joyce kesinlik içeren tüm felsefelere karşıdır; Albert Einstein’dan önce, her şeye göreceli yaklaşır.
  • Joyce son derece yenilikçi eserleriyle bugün de yazarlar üzerinde etkisi olan edebi yenilikler getirmiştir. Eserleri, sadece edebi yenilikçiliği ile değil, Katolikliğe, cinselliğe, sanata ve İrlanda politikasına ilişkin ortaya koyduğu yaklaşımlar ile de önemlidir.
  • 1907, 1927 ve 1932 yılında şiir kitapları yayımlanmış, düzyazısıyla birçok şaire esin kaynağı olan Joyce, şiirde başarılı olamamıştır. Kendisi de Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi adlı eserinde Stephen’ı kullanarak, yazdığı kötü şiirlerle alay eder. O bölümün lirik ve Romantik havası da ironiyi artırır. Ibsen etkisinde yazdığı Sürgünler adlı oyunu da vasat bulunur.
  • Hayatıyla sanatı birbirine çok yakındır. Tanıdıklarını sık sık ve açık açık eserlerine dahil ederdi.
  • Eleştirmenler çoğunlukla Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi’ni lirik, Ulysses’i epik, Finnegan Uyanması’nı dramatik olarak sınıflandırırlar. Murat Belge’ye göre bu sınıflamalar edebi türlerden çok, sanatçının zihin durumunu anlatır. Yazarın her eserinde bu üç tarzın da örnekleri bulunabilir.

 

James Joyce 1

Yararlanılan Kaynaklar

 

1-İngiliz Edebiyatı Tarihi, Mina Urgan, YKY, 2004.

2-Ulysses, James Joyce, YKY, 1999. Çeviren: Nevzat Erkmen

3-Joyce’un Kulesi, Enis Batur, 1996,Ulysses, YKY, 1999.

4-1922’de Bir “Ulysses”, 1984’de Bir Başka “Ulysses”, Enis Batur, 1984, Ulysses, YKY, 1999.

5-Çevirenin Sözü, Nevzat Erkmen, Ulysses, YKY, 1999.

6-Joyce’un Sürgününde, Feridun Andaç, Cumhuriyet, 21 Haziran 2001.

7-Finnegan Uyanması, James Joyce, Sel Yayıncılık, 2016. Çeviren: Fuat Sevimay

8-Jim-Session, Enis Batur, 2016. (Finnegan Uyanması’nın önsözü)

9-Fuat Sevimay ile Finnegan Uyanması seminerleri.

10-Dublinliler, James Joyce, İletişim Yayınları, 2011.

11-Önsöz, Murat Belge, Dublinliler, İletişim Yayınları, 2011.

12-Giacomo Joyce, James Joyce, Aylak Adam, 2014.

13-Sunum, Nil Sakman, Giacomo Joyce, Aylak Adam, 2014.

14-Var Olarak Yok Olmak, Murat Özer, Radikal Kitap, 29 Temmuz 2011.

15-Kitap İçin 3, Selçuk Altun, Sel Yayıncılık, 2013.

16-Ben Buradan Okuyorum, Tim Parks, Metis Yayınları, 2016.

17-Budalalıktan Deliliğe, Umberto Eco, Kırmızı Kedi Yayınevi, 2016.

18-Bir Ulysses Eksikti, Umberto Eco, 2009. (Düşman Yaratmak, Doğan Kitap, 2014.)

19-Mitolojinin Gücü, Joseph Campbell, MediaCat, 2015.

20-Joyce Vakfı’nın Zor Adamı, Cem Akaş, Radikal Kitap.

21-James Joyce’u Anlamak, Yankı Enki, Remzi Kitap Gazetesi, Eylül 2012.

22-Paulo Coelho’dan Ulysses’e Aşağılama, Alison Flood, The Guardian, 6 Ağustos 2012.

23-Joyce’un Düşünce İklimi, Asuman Kafaoğlu Büke, Radikal Kitap, 8 Kasım 2013.

24-Edebiyattan Pek Anlamam, Kenneth C. Davis ve Jenny Davis, NTV Yayınları, 2011.

25-Don Kişot’tan Bugüne Roman, Jale Parla, İletişim Yayınları, 2000.

26-Entelektüelin Kutsal Kitabı, David S. Kidder ve Noah D. Oppenheim, Maya Kitap, 2014.

27-Okurken Ne Görürüz?, Peter Mendelsund, Metis Yayınları, 2015.

28-Başka Hayatlar, Nilüfer Kuyaş, Dünya Kitapları, 2003.

29-Avrupa Romanı Üzerine On Bir Makale, Richard P. Blackmur, İletişim Yayınları, 2017.

30-Edebiyat Üstüne Yazılar, Murat Belge, YKY, 1994.

31- Sevin Emiroğlu, Batı Edebiyatı seminer notları.

32- The Modern World – Ten Great Writers, Malcom Bradbury, The Penguin Books, 1988.

33- Yazınsal Yaşamlar, Javier Marias, Can Yayınları, 2008.

 

 

Dublin, 2001. Fotoğraf: Hülya Bakır

Dublin, 2001.
Fotoğraf: Hülya Bakır

JAMES JOYCE

(1882-1941)

 

  • Dublin’in gözde bir semtinde, hizmetlileri olan üst-orta sınıf bir ailede dünyaya gelmiş, altı yaşında saygın bir Cizvit okuluna yatılı olarak verilmişti. James on bir yaşına geldiğinde babasının birikmiş borçlarının ödenebilmesi için mülkler satıldı.
  • 2 Şubat günü dünyaya geldiği için bu günü özelleştirmek adına hem Ulysses hem de Finnegan Uyanması kitaplarının ilk baskılarını bu güne denk getirmek istediği söylenir.
  • İlk şiir kitabı 4, ilk romanı 13, ilk öykü kitabı 8 yayınevi tarafından reddedilmiştir.
  • Hafızası kuvvetli, şarkı söylemeyi seven, piyano dersleri alan, tiyatro oyunlarında oynamaktan zevk alan bir çocuk ve aynı zamanda iyi de bir koşucuymuş.
  • Büyüyünce kendine ve dış görünüşüne önem veren, ayrıca poz vermesini de seven biri olmuş.
  • Joyce yirmi yaşında ilk Paris yolculuğuna çıkarken, kardeşi Stanislaus’a kendisine bir şey olursa yazılarının dünyanın bütün büyük kütüphanelerine gönderilmesini istediğini söylemişti.
  • “Ben yaşarken meşhur olmak istiyorum,” dediği söylenir.
  • En gözde yazarı Dante, en favori düşünürleri Aquinolu Thomas ve Giordano Bruno’dur. O sıralar sesini duyurmaya başlayan Ibsen’i de seviyordu.
  • James Joyce, Robinson Crusoe’ya yazdığı bir önsözde, yabancı yapıtlara öykünmediği, kişilerini gerçek İngilizler olarak canlandırdığı, daha önce var olmayan bir edebiyat türünü biçimlendirdiği için, Daniel Defoe’yu İngiliz romanının babası saydığını yazmıştır.