Etiket arşivi: Filistin

Şiddet 67| İç Savaş ve Devrim Şiddeti 3

İsimsiz, Malangatana Ngwenya, 1967. 20. yüzyılın ikinci yarısındaki kolonilerin terki nadiren barışçıl olmuş, bu yüzden eserlerde acı ile yer almıştır. Mozambik’teki Portekiz hakimiyetinin bitişini yaşayan sanatçı Malangatana Ngwenya (1936-2011), bu özgürlük savaşını yoğun görsel dalgalarla ifade ederek, gerek şahsi gerekse halkın çektiği acıları anmıştır. Yukarıdaki tablosunda ülkesinin Portekiz’e karşı verdiği ve devam etmekte olan özgürlük savaşında (1964-1974) sivil halkın maruz kaldığı şiddeti figürleri üst üste bindirerek, birbirleri içinde eriterek yansıtmıştır. Sanatçı özgürlük savaşçısı olduğu gerekçesiyle 1964 yılında Portekiz gizli polisi tarafından on sekiz ay hapis tutulmuştur. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Tate Modern, 2017.

İsimsiz, Malangatana Ngwenya, 1967.
20. yüzyılın ikinci yarısındaki kolonilerin terki nadiren barışçıl olmuş, bu yüzden eserlerde acı ile yer almıştır. Mozambik’teki Portekiz hakimiyetinin bitişini yaşayan sanatçı Malangatana Ngwenya (1936-2011), bu özgürlük savaşını yoğun görsel dalgalarla ifade ederek, gerek şahsi gerekse halkın çektiği acıları anmıştır.
Yukarıdaki tablosunda ülkesinin Portekiz’e karşı verdiği ve devam etmekte olan özgürlük savaşında (1964-1974) sivil halkın maruz kaldığı şiddeti figürleri üst üste bindirerek, birbirleri içinde eriterek yansıtmıştır. Sanatçı özgürlük savaşçısı olduğu gerekçesiyle 1964 yılında Portekiz gizli polisi tarafından on sekiz ay hapis tutulmuştur.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Tate Modern, 2017.

  • 20. yüzyılın ikinci yarısındaki kolonilerin terki nadiren barışçıl olmuştur.
  • “Sonra ‘Bölünme’ oldu. Tanrı’nın şahdamarı Hindistan’la Pakistan arasında patlayıverdi ve bir milyon insan nefrete kurban gitti. Komşular birbirlerini hiç tanımamışlar, birbirlerinin düğünlerine hiç gitmemişler, şarkılarını hiç söylememişler gibi düşman kesildiler. Çeyrek yüzyıl sonra, Doğu Pakistan’daki kırımın ardından yepyeni bir ülke Bangladeş’te de bir şube açtı.” Arundhati Roy, Mutlak Mutluluk Bakanlığı, Can Yayınları, 2017, sf.27.)
  • Aşırı derecede sömürücü ekonomik ve siyasal kurumlara ilişkin uzun bir geçmişi olan ve idarecilerinin gücü üzerinde herhangi bir denetim mekanizması bulunmayan toplumlarda, siyasal kurumlar yeni hükümdarların ya da dar bir grubun devletin kontrolünü ellerine geçirerek mevcut ekonomik zenginliği gasp etmelerine ve denetimden yoksun bir siyasal iktidar inşa etmelerine yol açar.
  • Pek çok Afrika ülkesi sömürgeci güçlerden devraldığı sömürücü kurumlarla iktidar mücadelelerinin ve iç savaşların tohumlarını ekmiştir. İktidarı ele geçirmek, bir grubu diğerlerinin sırtından zengin etmek gibi sebeplerle çıkan çatışmalar Angola’da, Burundi’de, Çad’da, Fildişi Sahili’nde, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde, Etiyopya’da, Liberya’da, Mozambik’te, Nijerya’da, Kongo Cumhuriyeti’nde, Ruanda’da, Somali’de, Sudan’da, Uganda’da, Sierra Leone’de kanlı iç savaşlara dönüştüler ve ekonomik yıkıma, eşi görülmemiş ıstıraplara ve devletin tümden iflasına sebep oldular.
  • Oligarşinin özü, radikal değişim vaadiyle eski liderleri deviren yeni liderlerin, eskisinden farklı bir şey getirmemesidir.
    Guatemala’da aynı elit önce sömürgecilik döneminde, ardından bağımsız Guatemala’da, dört yüz yıl boyunca iktidarı elinde tutmuştur. Sömürücü kurumlar eliti zenginleştirir, elitin zenginliği de hakimiyetine dayanak oluşturur. Ülkede demokratik rejim 1954’te kanlı bir iç savaşa yol açan darbe ile devrilmiş, ülke ancak 1986’da yeniden demokratikleşebilmiştir.
Playground, Vladislav Scepanovic, 2017. 2017 Venedik Bienali, Sırbistan Pavyonu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Playground, Vladislav Scepanovic, 2017.
2017 Venedik Bienali, Sırbistan Pavyonu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 1746’da Avusturyalı askerlere taş atarak devrim başlatan İtalyan çocuk kahramanın takma adı Balilla idi. Filistin’de İntifada sürecinde gerçekleşen eylemlerden biri olan taş atma eski ve devrimci bir taktiktir.
  • “Taş atan çocuklar” sadece devlet şiddetinin mağduru mudurlar, yoksa sürekli hale gelmiş şiddet nedeniyle travmatize olmuş yaralı bilinçler midir, sorusunu Foti Benlisoy Granta’da gündeme taşımıştı.
  • AİHM, 2008 yılında taş atmayı makul bir tepki çerçevesinde değerlendirdiğini açıkladı. Kararla birlikte bu eylemlerin devletin güvenliğini ihlal etmediğini, edemeyeceğini vurguladı.
Mutlu Çocuklar, Vladislav Scepanovic, 2016. 2017 Venedik Bienali, Sırbistan Pavyonu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Mutlu Çocuklar, Vladislav Scepanovic, 2016.
2017 Venedik Bienali, Sırbistan Pavyonu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

Libya 8 Kaddafi 1

  • Arap-Berberi kökenli Kaddafi Kabilesi’nin üyesi; lisede siyasetle uğraştığı için okuldan kovulan; 1966 yılında İngiltere’de kısa süre ihtisas gören Yüzbaşı Muammer el-Kaddafi (1942-2011) öncülüğündeki Özgür Subaylar Hareketi 1 Eylül 1969’da bir darbe ile yönetimi ele geçirdi, cumhuriyet ilan etti, Senusiye’nin siyasal varlığına kesin biçimde son verdi.
  • 18 Eylül 1969’da Kaddafi, albay rütbesiyle silahlı kuvvetler başkomutanlığını ve Devrim Komuta Konseyi başkanlığını üstlendi.
  • Kasım 1969’da Libya, yabancı bankaları %51 oranında devletleştirdi.
  • Aralık 1969 ve 1970 Temmuz ayında iki karşı ihtilal girişimi oldu ama bastırıldı.
  • 9 Ocak 1970’de Kaddafi yeni kurulan hükumette başbakanlığa getirildi.
Trablus kentinde, Cezayir Meydanı’nda Kaddafi, 2005. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Trablus kentinde, Cezayir Meydanı’nda Kaddafi, 2005.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Libya, İsrail ile yapılacak hiçbir antlaşmaya veya Filistin davasını tasfiyeyi amaçlayan hiçbir sözleşmeye imza koymayacağını ilan etti.
  • Halk mahkemesi, 1971 yılında Kral İdris’i gıyabında idama, eşini beş yıl, veliahdı üç yıl, Kralın yakınlarından olan Ömer el-Şelhi’yi ömür boyu hapse mahkum etti.
  • İhtilal Meclisi, yabancı bütün siyasi doktrinleri reddederek Libya’nın kendi gerçeklerinden kaynaklanan ve İslam’ın sosyal adalet prensiplerine dayanan bir Libya kurmaya kararlıydı. Kaddafi, ihtilalin üç temel ilkesini hürriyet, sosyal adalet ve birlik olarak açıkladı. Kastedilen hürriyet, yoksulluk ve sömürüden azade, yabancı güçlerden bağımsız olmaktı. Kast edilen sosyal adalet, İslam’ın emrettiği sosyal adalet prensiplerini uygulamaktı. Birlikten kasıt ise, bütün Arap halklarının ister tek ve büyük bir devlet halinde, isterse küçük bölgesel devletlerden oluşan federatif bir devlet şeklinde birleşmesiydi.
  • Anayasanın birinci maddesinde, Libya halkının Arap milletinin bölünmez bir parçası olduğu ve Arap birliğinin sağlanmasının hedefleneceğini yazıyordu. İkinci madde ise devletin dinin İslam olduğunu belirtiyordu.
  • Her Libyalı Arapça ve Frenkçe yazılı kimlik kartları taşımalıydı.
  • Kaddafi, yurdundan yabancıyı kovmasını bilen ilk Arap lideri olmakla ve Arap dünyasındaki tek ihtilal ve kurtuluş hareketinin sahibi olmakla övdüğü Cemal Abdül Nasır’ı örnek almıştı. Askerliği ihtilal yapmak için seçtiği söylenir.
  • İhtilal öncesi Libya’nın, İngiliz subay ve eğitmenlerinin emir ve kumandasında 6000 kişiden oluşan bir Libya ordusu; eğitimini İngiltere’de almış subay ve çavuşların emrinde küçük bir donanma; Wheels Amerikan Askeri Hava Üssü’nde bulunan sembolik bir hava gücü vardı.
  • İslami ilkelere dayalı, solcu bir yönetim hedeflendi.
  • Her çeşit alkollü içkinin alım satım ve kullanılması yasaklandı, mecburi askerlik esası kabul edildi.

 

 

Libya 7 Krallık Dönemi

  • T. E. Lawrence’ın (1888-1935) eski bir öğrencisi olan Sir Alec Kirkbird aracılığıyla İngiltere, Libya Kralı ile yoğun görüşmelere başladı. Libya farklı adlarla görev yapan İngiliz ajanlarıyla doldu. Libya dinarını İngiliz pounduna göre ayarladılar. Libya bütçesinin vereceği açık, Londra’dan kapatılacaktı. 1953 yılında Libya, yıllık üç milyon yedi yüz elli bin sterlin karşılığında İngilizlere askeri üs kurma hakkı verildi.
  • 1943’te Fizan’da aktif bir askeri idare kurmuş olan Fransızlar, 1954 yılına kadarLibya’da mali yardım, sağlık, kültür ve eğitim alanında bulunmaya devam ettiler. Fransızların Büyük Sahra’da atom bombası denemesi yaptığı söylenir.
  • ABD ise 1945 yılında Trablus yakınında inşa ettiği hava alanını daimi askeri üsse çevirmek için Libya’ya yılda iki milyon dolar ve teknik yardım için yılda dört buçuk milyon dolar ödemeyi taahhüt etti. Wheels Üssü’ne ABD’liler yerleşti. Altıncı Filo’nun en geniş ve donanımlı ikmal depoları buraya kuruldu.
1983 yılında 94 yaşında Kahire’de ölen Kral İdris. Fotoğraf: en.wikipedia.org

1983 yılında 94 yaşında Kahire’de ölen Kral İdris.
Fotoğraf: en.wikipedia.org

  • İtalyanlar 1956 yılında Libya hükümeti ile Libya’da bulunan bütün emlaki bırakmak kaydıyla, orada kalmış 1300 İtalyan vatandaşına 35 bin hektarlık bir arazinin geri verilmesini sağlayabildiler.
  • Libya 1953 yılında Arap Birliği’ne katıldı. 1956 yılında çıkan Süveyş Bunalımı sırasında Libya, Batı yanlısı bir dış politika izledi.
  • Bağımsızlığın sekizinci yıldönümünde yıllık kişi başı gelir 25 dolardı.
  • 1959 yılında Libya’nın petrol yatakları ABD’li şirketler tarafından keşfedildi.
  • Kralın tutucu politikaları, Arap dünyasına takındığı olumsuz tutum tepki doğurmaya başladı.
  • 1964-1968 yılları arasında karışıklıklar, gösteri ve yürüyüşler artar, şiddetle ve kanla bastırılır.
  • Yeni bir uyanışa sebep olan Arap-İsrail Savaşı için Filistin’e gitmek isteyen gönüllülere kral izin vermedi.
  • Devrimci, milliyetçi, sosyalist, krallığın darbe ile yıkılması sonrasında Mısır’ın 1956-1970 yılları arasında ikinci cumhurbaşkanı olan Cemal Abdül Nasır’ın, 1967 Arap-İsrail Savaşı sonunda, Arapların yenilgisine Libya’daki İngiliz ve ABD askeri üslerinden İsrail’e yapılan yardımların neden olduğunu söylemesi üzerine Libya’da halk ayaklandı.
  • Kral İdris, Eylül 1969′da kaplıca tedavisi görmek üzere Türkiye’de bulunduğu sırada Muammer Kaddafi önderliğinde düzenlenen askeri bir darbeyle devrildi. Kral, bir süre Yunanistan’da kaldıktan sonra siyasi mülteci olarak Mısır’a iltica etti. 1971′de Libya’da yolsuzluk suçlamasıyla hakkında dava açıldı ve gıyabında yargılanarak mahkûm edildi. Ama ülkesine dönmeyerek Kahire’de sürgün yaşamını sürdürdü.

 

Libya 5 Mustafa Kemal

  • Trablusgarp’ta 1711’de kurulan Karamanlı Hanedanı, üç bölgeyi kendi özerk yönetimi altında birleştirdi. 1835’te Osmanlılar yeniden doğrudan yönetim kurdular. Trablusgarp 1867’de vilayet konumuna getirildi.
  • 1837’de Berka’da Senusiye Tarikatı ortaya çıktı ve hızla yayıldı. Senusiye, mezheplerce oluşturulan tüm hukuk sistemlerini birleştiren, tasavvuf düşüncesinin ilkelerini vurgulayan dinsel ve siyasal bir hareketti. Zaviyeler, birer askeri üs işlevi de görürdü. Her Senusi, bir silah ve bir binek hayvanı edinmek zorundaydı. Zenginler, yoksulları silahlandırmakla yükümlüydü. Kurucusu Sidi Muhammed Bin Ali es-Senusi (1791-1859) idi. Osmanlılar Fransız sızmasına karşı tarikatı desteklerken siyasal nüfuzunu artırmasını da önlemeye çalıştı. Sidi Muhammed 1841’de Osmanlı yönetimi tarafından sürüldü; Afrika içlerindeki kabileleri Müslümanlaştırdı. Öldüğünde Senusiye ilan edilmeyi bekleyen bir devlet biçiminde örgütlenmiş; bugünkü Libya’nın büyük bölümüne, Mısır’ın batısı ile Sudan’ın kuzeybatısına ve Orta Afrika topraklarına yayılmıştı.
  • 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından sonra yönetimi yeniden düzenlemek için çaba gösterildi. II. Abdülhamid Trablusgarp’ı sürgün yeri olarak kullandı.
  • Daha önce Rusya ve Avusturya ile anlaşmış olan İtalya, bölgenin ekonomik olarak geri bırakıldığını ve bölgedeki İtalyanlara  kötü davranıldığını öne sürerek 1911’de Osmanlı Devleti’ne bir ültimatom vermiş ve İtalyanlar Libya’ya çıkmıştır. 1911-12’de yaşanan Trablusgarp Savaşı, Trablusgarp vilayeti ile Bingazi sancağının İtalya’ya bırakılması ile sonuçlanmıştır.
Binbaşı Mustafa Kemal, İttihat ve Terakki tarafından Trablus’a yollanıyor. (Bazı kaynaklar, gönüllü subayların Libya’ya gittiğini yazıyor.) Kendisini kaçırmayı planlayan Arapların karargahı olan cami avlusuna giriyor, din ve vatanseverlik nutku atıyor. Bu, hem tehdit, hem koruma içeren bir konuşma. Arap şeyhini kendi itimat mektuplarını yırtarak etkiliyor. Bingazi’de Şeyh Mansur Osmanlı’ya karşı çıkmakta. Mustafa Kemal, askerlere talim yaptırma numarasıyla şeyhin evini kuşatıyor. Şeyh beyaz bayrak ile teslim oluyor. Şeyhe yeni oluşumun niyetlerini anlatıyor, Halife’ye zarar verilmeyeceğine dair güvence veriyor. Mustafa Kemal Libya’da iken Enver Paşa da Trablusgarp’a gidiyor. 1911 yılında ikisi de Tobruk’ta. Mustafa Kemal, Şeyh Mebre’yi İtalyanlara karşı savaşmaya ikna ediyor. Araplar İtalyanları Türk tüfekleriyle esir alıyor. Araplara savaşmaları için Osmanlı tarafından günde 2 kuruş ödeme yapılıyor, onlar da savaş uzasın diye pek dövüşmüyorlar. İtalyan-Osmanlı anlaşması sağlanınca Mustafa Kemal İtalya, Avusturya, Macaristan, Romanya üzerinden memlekete dönüyor. Mustafa Kemal ve Enver Bey Derne’de. Fotoğraf:www.duzceyerelhaber.com

Binbaşı Mustafa Kemal, İttihat ve Terakki tarafından Trablus’a yollanıyor. (Bazı kaynaklar, gönüllü subayların Libya’ya gittiğini yazıyor.) Kendisini kaçırmayı planlayan Arapların karargahı olan cami avlusuna giriyor, din ve vatanseverlik nutku atıyor. Bu, hem tehdit, hem koruma içeren bir konuşma. Arap şeyhini kendi itimat mektuplarını yırtarak etkiliyor. Bingazi’de Şeyh Mansur Osmanlı’ya karşı çıkmakta. Mustafa Kemal, askerlere talim yaptırma numarasıyla şeyhin evini kuşatıyor. Şeyh beyaz bayrak ile teslim oluyor. Şeyhe yeni oluşumun niyetlerini anlatıyor, Halife’ye zarar verilmeyeceğine dair güvence veriyor. Mustafa Kemal Libya’da iken Enver Paşa da Trablusgarp’a gidiyor. 1911 yılında ikisi de Tobruk’ta. Mustafa Kemal, Şeyh Mebre’yi İtalyanlara karşı savaşmaya ikna ediyor. Araplar İtalyanları Türk tüfekleriyle esir alıyor. Araplara savaşmaları için Osmanlı tarafından günde 2 kuruş ödeme yapılıyor, onlar da savaş uzasın diye pek dövüşmüyorlar. İtalyan-Osmanlı anlaşması sağlanınca Mustafa Kemal İtalya, Avusturya, Macaristan, Romanya üzerinden memlekete dönüyor.
Mustafa Kemal ve Enver Bey Derne’de.
Fotoğraf:www.duzceyerelhaber.com

  • Osmanlı, 1912’de barış istemek zorunda kaldı ve Libya’daki egemenliği sona erdi. İtalyan egemenliği 1943’teki İngiliz müdahalesine kadar sürdü.
  • Osmanlıların yenilmesinden sonra halk, özellikle Berberi ve Fizan halkları mücadeleyi sürdürdüler ama İtalyan direnişini durduramadılar.
  • Senusiler, Mısır’da, Orta Afrika’da ve Libya’da işgalcilere karşı İkinci Dünya Savaşı’na değin savaştılar. Senusiye, İkinci Dünya Savaşı boyunca Berka halkının siyasal sözcülüğünü yaptı. Afrika’da sömürgeci İngiliz, Fransız ve İtalyan güçlerine karşı direnen dinsel hareketin önderi Ahmed eş-Şerif es-Senusi (1873-1933) idi ve tarikatın kurucusunun torunuydu. Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda V. Mehmet’in (Reşat) çağrısı üzerine İstanbul’a gitti. Sivas’ta düzenlenen bir İslam kongresine başkanlık etti. Sultan Vahdettin’e kılıç kuşatan kişi oldu. Senusiler, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı devleti yanında Süveyş Kanalı cephesinde destek vermişler, Şerif Hüseyin’in Hilafet’e isyanını ihanet olarak görmüşlerdir. Ahmet eş-Şerif’in Osmanlı sarayı ile arasının bozulduğu, iki yıl Bursa’da ikamete zorlandığı, ama bu durumun “padişahın onur konuğu” olarak takdim edildiği söylenir. Kurtuluş Savaşı devam ederken Konya ve Diyarbakır’a giderek Mustafa Kemal ve arkadaşlarına destek verdiği biliniyor. Ahmet eş-Şerif’in ilk TBMM tarafından Irak tahtına aday gösterildiği; hilafetin kaldırılması ve cumhuriyetin ilanından sonra gerçekleştirilen inkılaplardan ve batılılaşma hareketinden hayal kırıklığına uğradığı söylenir. Sultan II. Abdülhamid’in Şam’da yaşayan büyük oğlu Emir Selim Efendi’ye yazdığı mektup nedeniyle Türkiye’den ayrılması istenir. Önce Şam’a, Fransızların Suriye’yi terk etmesini istemesi üzerine Filistin’e, oradan Mekke’ye, İbn Suud’un kendisini siyasi bir tehlike olarak görmesi üzerine Yemen ile Suud Krallığı arasındaki tampon devlet Asir’e gider, dokuz yıl sonra orada ölür.