Etiket arşivi: Fidel Castro

Gabriel Garcia Marquez

GABRIEL GARCIA MARQUEZ
(1927-2014)

  • Kolombiyalı.
  • İspanyolca konuşulan dünyada Gabo diye anılan,
  • Kendisini “Mercedes’in kocası” olarak tanıtan,
    (Karısına ilk kez evlenme teklif ettiğinde kendisi 18, Mercedes 13 yaşında.)
  • Cervantes’ten sonra dünyada en çok dile çevrilen yazar.
  • Her sabah sözlüğü açıp birkaç sayfa okuma alışkanlığı olan,
  • Romanlarını yayımlandıktan sonra bir daha okumayan,
  • Ağır sigara tiryakisi,
  • Eserlerinde hayali Macondo ülkesini anlatan yazar. Macondo, Bantu dilinde muz demek. Muz, Latin Amerika sömürüsünün simgesi olan bir ürün.
Fotoğraf: Alinteri.org

Fotoğraf: Alinteri.org

  • Gabriel Garcia Marquez, daima görsel bir imgenin romanlarının çıkış noktası olduğunu söyler. Hafızamızın ve beklentilerimizin seçtiği fotografik imgeleri seçebilen; ölü ve gereksiz olan her şeyi eleyen ve bunu edebi bir dille aktarabilen kişiyi yazar olarak tanımlar.
  • Ruhsal durumlardan, düşüncelerden, duygulardan, iç hesaplaşmalardan uzun uzun bahsetmez; olayları yalın bir biçimde anlatır. Söyleyeceğini satır aralarında söyleyerek, iç dünyayı okuyucunun sezgisine bırakır.
  • Franz Kafka’nın Dönüşüm adlı eserini okuduktan sonra, içinde yazmak için büyük bir istek uyandığını, ilk öykülerini o sıralarda, 1946’da yazdığını; Kral Oidipus adlı yapıtın ve Ernest Hemingway ile William Faulkner’ın da kendisini etkilediğini belirtir.
  • Yanlarında büyüdüğü liberal görüşlü emekli bir subay olan ve ona savaşı, ölümü, siyasi olay ve çatışmaları anlatan dedesi ile ona masallar, yerli mitolojisinden hikayeler anlatan anneannesinin öykülerinin kitaplarının özünü oluşturduğu söyler.
  • Marquez, yazdıkları içinde en çok, en kendiliğinden, en içten bulduğu 1950’de yazdığı, önce reddedilip ancak 1955 yılında basılabilen, ilk romanı Yaprak Fırtınası’nı beğendiğini söyler.
  • 1965 yılına kadar basılan eserleri hiç satmıyor. O yıl, 18 ay, günde 8 saat bir odaya kapanıp, dedesi ile anneannesinin çocukluğunda ona anlattıklarından esinlenen Yüzyıllık Yalnızlık adlı eserini yazıyor. İnanılmaz olanları gerçekmiş gibi gösterme hünerini çok etkileyici biçimde ortaya koyduğu kitap, basıldığı 1967 yılında ilk hafta 8000 adet, sonraki 3 yılda 500.000 adet satıyor. Marquez, dünyanın en çok tanınan ve okunan yazarlarından biri oluyor. Yüzyıllık Yalnızlık için, İspanyolca’nın Don Kişot’tan sonra yazılmış en bilinen kitabı deniyor. Kitap, günümüze kadar 60 milyona yakın sattı.
  • Yüzyıllık Yalnızlık’ta şiirsel dil, alegori, doğaüstü iç içe. Bireyleri, klasik roman dünyasının bireyleri değil. Romanın öznesi tarih. Düşle gerçekliği, gerçekçilikle fantastiği iç içe anlatıyor. Eserin dünyasında zamanın ampirik zaman kavramıyla ilgisi yok; isterse geri dönüyor, isterse yavaş, isterse hızlı akıyor. Tarihi düşlerle iç içe geçirerek, dönüştürerek, döngüsel hale getirerek anlatıyor. Aynı mitlerin zamanı gibi, geri dönüşlerden, tekrarlardan oluşuyor. Doğa ile insan arasındaki denge durmadan bozulup yeniden kuruluyor.
  • Fantastik ögelerle kurulan metinlerinde okur yabancılaşmaz, anlatıya katılır. İrkiltici ögeler, okuyucuda bir korku, kaygı yaratmaz, yadırgatıcı olmaz.
  • Büyülü Gerçekçilik’in yaratıcısı olarak bilinse de Rulfo ve Borges’in açtığı yolda yürüyor ve bu anlatımın bilinirliğini artırıyor.
  • 1982 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülüyor.
  • Kolera Günlerinde Aşk (1986), ailenin muhalefetine rağmen büyük bir aşk yaşayan anne-babasının hikayesini anlatıyor. Bu romanı yazarken bilgisayar kullanmaya başlayan yazar; o zamana dek bir romanı yedi yılda bitirirken, bilgisayar kullanmaya başladıktan sonra sürenin üç yıla düştüğünü ve bilgisayarda yazmanın daktiloda yazmaktan daha az yorucu olduğunu Newsweek röportajında belirtmişti.
  • Benim Hüzünlü Orospularım (2005) adlı eseri, 2005 yılında İspanyolca konuşulan dünyada bir milyon adet basıldı ve daha yayımlanmadan korsan baskıları çıktı.
  • Fidel Castro’nun (1926-2016) yakın arkadaşı olan Marquez’in, her röportaj için talep ettiği 50 bin doları Küba’ya gönderdiği söylenirdi. Ama Castro’nun Susan Sontag’ın kitaplarını yasaklamasına karşı çıkmış, Kuba’daki ölüm cezasına karşı çıkarak sayısız insanın Kuba hapishanelerinden çıkıp ülkeyi terk etmesini sağlamıştı. Castro’nun ona Havana’nın en ayrıcalıklı mahallesi Savoney’de devasa bahçeli bir villa hediye ettiği söylenirdi.
  • Kendisi de gazeteci olan Marquez, genç gazetecilerin eğitimine son anına kadar destek oldu.
  • 1980’li yıllarda Kolombiya devletine karşı yıllardan beri silahlı mücadele veren FARC gerillalarıyla haşır neşir olmakla suçlandı. Bu yüzden ülkesinden sürgün oldu, Meksika’ya yerleşti.
  • Kolombiya hükümeti ile FARC gerillaları arasında; Washington-Bogota-Kuba arasında arabuluculuk yapmış; El Salvador ve Nikaragua’daki iç savaşların önlenmesi için çaba göstermişti.
  • ABD’ye giriş yasağı Başkan Bill Clinton (1993-2001) tarafından kaldırılmış; Clinton, Yüzyıllık Yalnızlık’ın en sevdiği eser olduğunu söylemişti.
  • Lenf kanserinden öldüğü gün, kendisini sürgüne göndermiş olan Kolombiya devletinin Cumhurbaşkanı Juan Manuel Santos onu, “Bugüne kadar yaşamış en büyük Kolombiyalı” olarak nitelendirdi.
  • Gabriel Garcia Marquez’in külleri, doğduğu ülke olan Kolombiya ile 30 yıla yakın yaşadığı ve öldüğü ülke olan Meksika arasında bölüştürüldü.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Kafka’nın Dönüşüm’ü Bende Yazma İsteği Uyandırdı, Rita Guibert, Cumhuriyet Kitap Sayı 803.
  • Çevirmenin Gözünden G. G. Marquez, İnci Kut, Cumhuriyet Kitap 803.
  • Büyü Bunun Gerçekliğinde, Semih Gümüş, Radikal Kitap, 13 Mayıs 2005.
  • Sevgiden Öte Sürekli Ölüm, Füsun Akatlı, Yeni Yayınlar, 1980.
  • Aslolan Hatırlanandır, A. Ömer Türkeş, Milliyet Sanat.
  • Marquez ve Romanda Yenilik, Murat Belge, 1981 ve www.aymavisi.org.
  • Gabo Bugünlerde Ne Yapıyor?, Pınar Savaş, Milliyet Sanat.
  • http://www.haberturk.com/yazarlar/muhsin-kizilkaya-2291/1246131-gabonun-kulleri

 

 

Libya 14 Kaddafi Sonrası 1 İç Savaş

  • Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi’nin kararına dayanarak Fransa, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nin önderliğinde Libya’ya 18 Mart 2011 akşamı havadan askeri operasyon başlattı.
  • Operasyonun gerekçesi, Libya lideri Muammer Kaddafi’ye bağlı birliklerin halka baskı ve şiddet uygulaması ile Libya’nın BM kararlarına riayet etmemesi olarak açıklandı. BM ve halk 22 Ağustos 2011′de Kaddafi’yi devirdi. Ayaklanmanın sonlarında Sirte yakınlarında Kaddafi’nin konvoyuna NATO destekli saldırı düzenlenmiş, bu saldırıdan yara almadan kurtulan Kaddafi, 20 Ekim 2011 tarihinde saklandığı bir geçitte isyancılar tarafından yakalanarak linç edilmiştir.
  • Hemen her gün uluslararası medyaya brifingler veren, eski hükumet sözcüsü, Kaddafi rejiminin uluslararası medya yüzü olan Musa İbrahim‘e ne olduğu hakkında hemen hiçbir bilgi yok.
Michigan State University mezunu, tez konusu Kaddafi olan, Kaddafi rejiminin bir zamanlar en güçlü adamı olarak görülen eski dış istihbarat örgütü başkanı Musa Kusa’nın ayaklanmanın ikinci ayında Tunus üzerinden İngiltere'ye kaçtığı, sonra Katar’a geçtiği ve Libya'daki yeni rejimin en büyük mali destekçilerinden biri olduğu söyleniyor. Kusa, 1994 ile 2009 yılları arasında Libya istihbarat servislerini yönetmiş, daha sonra da kaçtığı tarihe kadar dışişleri bakanlığı yapmıştı. BBC'nin Panorama adlı araştırma programında, Kusa'nın tutuklulara bizzat işkence yaptığı ve 1996 yılında Ebu Salim Cezaevi’nde 1200 mahkumun öldüğü katliamda rol aldığı ileri sürülmüştü. Fotoğraf: www.dailymail.co.uk

Michigan State University mezunu, tez konusu Kaddafi olan, Kaddafi rejiminin bir zamanlar en güçlü adamı olarak görülen eski dış istihbarat örgütü başkanı Musa Kusa’nın ayaklanmanın ikinci ayında Tunus üzerinden İngiltere’ye kaçtığı, sonra Katar’a geçtiği ve Libya’daki yeni rejimin en büyük mali destekçilerinden biri olduğu söyleniyor. Kusa, 1994 ile 2009 yılları arasında Libya istihbarat servislerini yönetmiş, daha sonra da kaçtığı tarihe kadar dışişleri bakanlığı yapmıştı. BBC’nin Panorama adlı araştırma programında, Kusa’nın tutuklulara bizzat işkence yaptığı ve 1996 yılında Ebu Salim Cezaevi’nde 1200 mahkumun öldüğü katliamda rol aldığı ileri sürülmüştü.
Fotoğraf: www.dailymail.co.uk

  • Kaddafi, dünyada bir kraliyet ailesi dışında en uzun süreli devlet yöneticilerinden biriydi (1969-2011). Diğerleri Fidel Castro (1959-2008) ile Gabon Devlet Başkanı Ömer Bongo’dur (1967-2009).
  • Bazı yorumlara göre, Libya’da hükumet ve Muammer Kaddafi karşıtı gösteriler halkın, 2010-2011 yılı boyunca Arap dünyasını saran protestoların bir ayağı olan 2011 Mısır Devrimi’nden/Arap Baharı’ndan etkilenmesiyle başlamıştır.
  • Libya operasyonu sonrasında ülke kaosa girdi. Dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, İngiltere Başbakanı David Cameron, ABD Başkanı Obama, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Almanya Başbakanı Angela Merkel idi. Başkanlığının son yılı 2016’da Obama, başkanlığı boyunca yaptığı en büyük hatanın Libya olduğunu söyleyecekti. Kaddafi’nin devrilmesinden sonraki süreç için hiçbir plan yapılmadığı; rejimin çökmesine neden olan kısmi işgallerin işe yaramadığı uluslar arası arenada konuşulan konular oldu.
  • Kaynaklara göre, iç savaşta her iki tarafın ve sivillerin toplam kaybı 25,000 – 30,000 ölü, 4000 kayıp olmuştur.
  • İç savaş sonunda Libya’nın tamamı Geçici Konsey Güçleri‘nin kontrolüne geçti ve yönetim Genel Ulusal Kongre‘ye devredildi.
  • Kaddafi sonrası Libya, iki farklı parlamento arasında bölündü. Tobruk hükumetine bağlı birlikler ile Trablus hükumeti güçleri arasında çatışmalar oldu. Ülkede sivillere karşı (kaçırma ve işkence gibi) savaş suçlarının işlendiği basında yer aldı.
  • Trablus ve Tobruk merkezli iki hükümet 17 Aralık 2015′te Fas’ın Suheyrat kentinde Libya Siyasi Anlaşması‘nı imzaladı.
Trablus Parlamentosu üyesi Fayez al-Sarraj, Libya Ulusal Uzlaşı Hükümetinin başbakan adayı oldu, Tobruk Meclisi tarafından defalarca veto edildi ve güvenoyu alamadı. Fotoğraf: libyaprospect.com

Trablus Parlamentosu üyesi Fayez al-Sarraj, Libya Ulusal Uzlaşı Hükümetinin başbakan adayı oldu, Tobruk Meclisi tarafından defalarca veto edildi ve güvenoyu alamadı.
Fotoğraf: libyaprospect.com

  • Deutsche Welle’ye göre, Nisan 2016’da, Libya’nın yeni hükumeti, henüz başkente bile hakim olamamıştı.
  • Kaddafi, son röportajlarından birinde “Libya’nın güvenliği sağlanmazsa Akdeniz bir kaos denizine dönüşür” diyerek, Libya’daki otorite boşluğunun Avrupa’yı tehdit edeceğini vurgulamıştı.
  • Avrupalılar öncelikle Libya’nın kaotik bir yer olarak kalmasından ve terörizm, silah kaçakçılığı ve insan ticareti merkezi haline gelmesinden endişe ediyorlar. Aynı zamanda İtalya yakınlarındaki bu Kuzey Afrika ülkesinin Balkan rotasının yerini alıp mültecilerin Avrupa’ya geçiş güzergahı haline gelmesinden de çekiniyorlar.
  • Avrupa Birliği, Muammer Kaddafi döneminde mülteci akınını durdurmak için Libya’yla anlaşmış, Kaddafi bu iş için ülkesinde kamptan çok hapishaneye benzetilen yerler inşa etmişti.
  • 2016 yılına gelindiğinde Avrupalı istihbaratçılar, Akdeniz kıyılarının IŞİD tehdidine açık olduğunu; resmi rakamlara göre 200 bin, gayri resmi bilgilere göre 500 bin kişinin Avrupa’ya göç etmek istediğini bildiriyor. AB, Afrika’dan Avrupa’ya göç etmek için Libya üzerinden İtalya’ya geçmek isteyen mültecilerin Libya’da bulunan kamplarda tutulmasını istiyor.
  • Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere dışişleri bakanları yeni Libya yönetimiyle sıkı temas halindeler. Avrupa hükümetlerinin desteği sürerse Fayez al-Sarraj‘ın başarılı olma şansı yüksek olur yorumları yapılıyor. İtalya ve İngiltere’nin askeri destek üzerinde de durduğu ve önce ülkenin doğusunda yuvalanan IŞİD’in yayılmasını önlemeyi, silah ticareti ile mücadele etmeyi ve mültecilerin yolunu kesmeyi amaçladığı söyleniyor. Yeni yönetim beklendiğinin aksine Batı’dan şimdiye kadar askeri yardım istemedi. Libyalılar da ülkeye yeniden askeri müdahalede bulunulmasına karşılar.
  • Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin önce halkın can güvenliğini sağlaması, petrol endüstrisini de yeniden çalışır hale getirmesi, memur maaşlarını ödeyebilmesi, ülkenin yeniden imarı gerekiyor.
  • Libya’da sokak çatışmaları sürmekte.

 

Kuşaklar

Gerek aile, gerek iş ilişkilerinde çatışmalardan kaçınabilmek için kuşaklara dair bilgi sahibi olmak çok çok önemli. Bu bilgi sayesinde çatışmalardan kaçınabilmenin yanı sıra, farklılıklara saygı göstermeyi, karşımızdaki kişinin ait olduğu kuşağın üstün yönlerinden destek almayı sağlayabiliriz. Bugün aynı ailede 5 kuşak, aynı şirkette ise 4 kuşak bir arada.  Yakın tarihte Z Kuşağı da iş hayatına katılacak.

Bakın bakalım, kronolojik kuşağınız ile ruhsal kuşağınız uyuşuyor mu?

1925-1942  veya  1929-1946 YILLARI ARASINDA DOĞANLAR

SESSİZ KUŞAK

  • Büyük Bunalım’ın ve Savaş’ın getirdiği sıkıntılar ile yaşamlarına başladılar.
  • Tel dolap ve gaz lambası yılları.
  • Şeref en önemli değerdi.
  • Ailelerine, eşlerine, işlerine  ve çalıştıkları kuruma çok bağlıydılar.
  • Otoriteye kayıtsız şartsız bağlılık gösterdiler.
  • Beklentileri düşüktü.
  • Muhafazakardılar.
Fotoğraf:g.mynet.com

Fotoğraf:g.mynet.com

1946-1964 ARASINDA DOĞANLAR

BEBEK PATLAMASI KUŞAĞI

  • Aileleri onlara model oldu. Onlara Sandviç Kuşağı da deniyor, çünkü önce çocuklarına, sonra yaşlanan ana-babalarına baktılar.
  • İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonraki nüfus patlaması yıllarında doğan bu bir milyar bebeğe Baby Boomers da deniyor.
  • Sadakat duygusu yüksek, kanaatkar, aynı yerde uzun süre çalışan bir kuşak oldular.
  • Dünyada insan hakları hareketlerini, Türkiye’de çok partili döneme geçişi ve ihtilal sancılarını yaşadılar.
  • Genelde otoriteye ve hiyerarşiye saygılılardı; büyük çoğunluğu hayattan beklediklerini elde ettiğini düşündü.
  • Toplumsal olaylara duyarlıydılar. İçlerinden en idealistleri toplumsal koşullara 1968 yılında isyan edip, 68 Kuşağı olarak anıldılar. 1968 tüm dünyada eş zamanlı bir hareketlenmenin yaşandığı bir yıl oldu: Güney Amerika’dan Uzakdoğu’ya, Kuzey Amerika’dan Avrupa’ya, Doğu Avrupa’dan Türkiye’ye.
  • Gramofon ve radyonun altın çağını yaşadıktan sonra buzdolabına kavuşup, 60’larda televizyon, 70’lerde fast food, 80’lerde gayrımenkul, 90’larda elektronik ve iletişim patlamasını yaşadılar. 2000’lerde yaşlanmamak için sağlık ve güzellik sektörlerini patlattılar.
  • Savaş sonrasının yokluklarını unutmadılar, zenginleşmenin tadını çıkardılar.
  • Teknoloji kimine yakın kimine uzak oldu, çok benimseyemedikleri söylenebilir.
1968’in bazı sembol isimleri var. Che Guevara, Fidel Castro, Dubcek, Martin Luther King, Stokely Carmichael gibi. Fotoğraf: www.oynakbeyi.com.

1968’in bazı sembol isimleri var. Che Guevara, Fidel Castro, Dubcek, Martin Luther King, Stokely Carmichael gibi.
Fotoğraf: www.oynakbeyi.com.

X  KUŞAĞI

1965-1979 ARASINDA DOĞANLAR

  • Çamaşır makinası, transistörlü radyo, bantlı teyp, pikap kullanılan yıllar.
  • Dünya petrol krizini, Türkiye sağ-sol çatışmalarını yaşadı.
  • Apolitik olmaları istendi ama toplumsal sorunlara duyarlı oldular.
  • Otoriteye saygılı ve kanaatkar olmakla birlikte sadakat duyguları duruma göre değişti.
  • Paraya odaklı, bireyci.
  • Bilgiye saygılı.
  • Gerçekçi.
  • Çalışkan.
  • İş motivasyonları yüksekti ama daha iyi kariyer imkanları da aradılar.
  • Önceden hesaplanmış, kurgulanmış takım çalışmasını önemsediler.
  • Teknolojiyi zorunluluktan kullandılar.
  • Hayatı ölçümlemelerle anlamaya çalıştılar.
  • Kadınların iş gücüne katılımı arttı, çocuk sayısı düştü.
  • Boşanmalar arttı.
  • Uyuşturucu kullanımı arttı, HIV ile tanışıldı.
Fotoğraf:www.btnet.com.tr

Fotoğraf:www.btnet.com.tr

1980-1999 YILLARI ARASINDA DOĞANLAR

Y  KUŞAĞI

  • Bağımsızlar.
  • Sadakat duyguları az.
  • Teknoloji ile barışıklar. İletişim teknolojilerine hakimler. Hatta teknoloji, yaşam biçimleri.
  • Klasik yöntemle okumak, hesap yapmak onlar için zor.
  • Narsist, bireyci, girişimci.
  • Fikirlerini doğrudan söylerler.
  • Çalışmayı sevmiyorlar. Esnek çalışma saatlerini, uzaktan çalışma imkanını, ılımlı ve sıcak ilişki kurulabilen yöneticileri; yaratıcılığa ve kariyer gelişimine açık olan; çokuluslu, kurum kültürü olan şirketleri tercih ederler.
  • Sık sık iş değiştirirler. Farklı şirketlerde deneyim kazanmak isterler.
  • Dikkatlerini toplayamazlar.
  • Eğlenmeyi ve kazanmayı seviyorlar.
  • Hızlı tüketiyorlar, tatminsizler.
  • Beklentileri yüksek ama bedelini ödemek istemiyorlar.
  • Eş zamanlı olarak birkaç işi birden yapabiliyorlar.
  • Kitlesel, standart olanı değil, kişiye özel olanı seviyorlar.
  • Akran onayını önemsiyorlar.
  • Sabırsızlar, çabuk vazgeçiyorlar. Çabuk ünlü, zengin ve güçlü olmak istiyorlar.
  • Bir konuda motive olduğuklarında odaklı, yaratıcı, liderliğe ihtiyaç duymayan bir kuşaktır.
  • Özgüvenleri abartılıdır.
  • Sosyaller.
  • Cep telefonuna yapışık yaşıyorlar.
  • Çok kanallı TV, müzik seti, bulaşık makinesi kuşağı.
  • Otorite istemezler.
  • Başarıya saygılılar.
  • Geleceğe odaklılar, değişime açıklar.
  • Deneyerek öğrenmeden yanadırlar.
  • Özel yaşamlarına önem verirler.
  • Çok dilliler.
  • Türkiye nüfusunun %25’ini oluşturuyorlar.

 

Fotoğraf:secilmisadam.com

Fotoğraf:secilmisadam.com

2000’Lİ YILLARDA DOĞANLAR

Z  KUŞAĞI

  • Teknolojik oyuncaklar, GSM, internet, laptop, nano teknoloji çocukları, network gençleri. Kuşağın diğer adı da İnternet Kuşağı.
  • Uzaktan erişim sağlayabildikleri için yalnızlık çekecekleri düşünülüyor.
  • Aynı anda birden fazla konuyla ilgilenebilme becerileri gelişiyor.
  • Motor beceri senkronizasyonu en yüksek nesil olacakları bekleniyor.
  • Dikkat ve konsantrasyon zorlukları yaşamaları ise avantajlı olmayacakları yönler olarak sıralanıyor.
  • Otoriteyi tanımayacaklar.
  • Sonuç için çalışacaklar.
  • Hız tutkunu olacaklar.
  • Çok meraklı bir yapıları olacak.
  • Onların yetişkinliğinde kararlar yapay zeka tarafından alınacak.
  • Çok diplomalı olacakları bekleniyor.
  • Az emekle çok getiri bekleyecekleri düşünülüyor.
  • Kararsız ve tatminsiz, doğuştan tüketici olmaları muhtemel.
Fotoğraf:www.milliyet.com.tr

Fotoğraf:www.milliyet.com.tr

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Siz Hangi Kuşağın İnsanısınız?, Psikolog Barçın Canbolat, blog.milliyet.com.tr
  • #diren(me)xkuşağı, Burçak Pak Yılmaz, Yenibiriş, Temmuz 2013.
  • Nedir Bu Y Kuşağı, Nuran Çakmakçı, Hürriyet, 6 Haziran 2010.