Etiket arşivi: Farabi

Özbekistan Gezisi 27 Buhara 5 Medreseler 2, Kütüphaneler, İbn-İ Sina ve El-Biruni

1568 yapımı Kukeldaş Medresesi, 140 hücresi ile Buhara’nın en büyük medresesidir; Orta Asya’nın en anıtsal yapılarından biridir (80x60 m). Rus döneminde arşiv dairesi olarak kullanılmış. Önem sırasıyla diğer büyük medreseler 111 hücreli Mir Arap Medresesi, 108 hücreli Abdullah Han Medresesi, 97 hücreli Tursun Han Medresesi, 96 hücreli Muhammed Şerif Medresesi idi. Buhara’nın en büyük havuzu olan Leb-i Havz, kuzeyde Kukeldaş Medresesi, doğuda Nadir Divan Beyi Medresesi ile çevrilidir. Burası gerek eski devirlerde gerekse günümüzde şehrin en canlı yeridir. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

1568 yapımı Kukeldaş Medresesi, 140 hücresi ile Buhara’nın en büyük medresesidir; Orta Asya’nın en anıtsal yapılarından biridir (80×60 m).
Rus döneminde arşiv dairesi olarak kullanılmış.
Önem sırasıyla diğer büyük medreseler 111 hücreli Mir Arap Medresesi, 108 hücreli Abdullah Han Medresesi, 97 hücreli Tursun Han Medresesi, 96 hücreli Muhammed Şerif Medresesi idi.
Buhara’nın en büyük havuzu olan Leb-i Havz, kuzeyde Kukeldaş Medresesi, doğuda Nadir Divan Beyi Medresesi ile çevrilidir. Burası gerek eski devirlerde gerekse günümüzde şehrin en canlı yeridir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Nadir Divan Beyi Medresesi’nin taçkapısı (1622-23). Aslında hankah (bu kez kervansaray anlamında) olarak inşa edilmiştir. Açılışta İmankuli Han yanlışlıkla medrese deyince vezir Nadir Divan Beyi yapıya taçkapı ilave edip burayı medreseye çevirmiş, denir. Bir başka rivayete göre ise, Imankuli Han kervansarayın medrese olması gerektiğini söylediği için bu değişiklik yapılmıştır. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Nadir Divan Beyi Medresesi’nin taçkapısı (1622-23). Aslında hankah (bu kez kervansaray anlamında) olarak inşa edilmiştir. Açılışta İmankuli Han yanlışlıkla medrese deyince vezir Nadir Divan Beyi yapıya taçkapı ilave edip burayı medreseye çevirmiş, denir. Bir başka rivayete göre ise, Imankuli Han kervansarayın medrese olması gerektiğini söylediği için bu değişiklik yapılmıştır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Buhara doğumluhekim, yazar, filozof ve bilim adamı İbn-i Sina (980-1037 İran), İslam düşüncesinde Farabi (872-950) ile başlayan Aristotelesçi felsefe geleneğinin en yetkin temsilcilerinden biridir. Babası İsmailiye mezhebinden bir kişidir. 18 yaşına geldiğinde Buhara’da tanınan bir hekim olmuştur. Buhara Emiri II. Nuh’u tedavi edince ödül olarak Samani Sarayı’nın meşhur kütüphanesinin kendisine açılmasını ister. İbn-i Sina’nın yazdıklarına göre, İslam dünyasının en zengin kütüphanelerinden biri Samaniler döneminde Buhara’da idi. 10. yüzyılda bu kütüphanede çalışan İbn-i Sina, çok sayıda odanın kitap dolu sandıklarla kaplı olduğunu, her bir odada farklı bilgi dallarına ait kitaplar bulunduğunu yazmıştır. Burası İbn-i Sina orada çalışırken yanmıştı. Kütüphaneyi onun yaktığına dair söylenti çıkar. Yeni emirin İbn-i Sina’nın medresede ders vermesini yasaklaması, aynı dönemde İbn-i Sina’nın babasının da vefat etmesi üzerine bilgin Buhara’dan ayrılır. Dokuz yıl Ürgenç’te kalır, medresede ders verir; bir rastlantı sonucu Ürgenç yakınlarında toprak altından çıkartılan cesetler üzerinde araştırma yapar. Kadavra üzerinde çalışmanın inançlara aykırı olduğu bir dönemde bu, iyi bir fırsattır. Bu arada Gazneli Mahmut (971-1030), Buhara dahil tüm Horasan’ı almıştır. Ürgenç emirine, tüm bilim ve sanat adamlarını kendi sarayına yollamasını emreder. O çağlarda emirlerin büyüklüğü ve prestiji yanlarında ağırladıkları kişilerin önemi ile ölçülüyordu. İbn-i Sina Gazneli’nin sarayına gitmek istemediği için Ürgenç sarayından ayrılır. Gazneli Mahmut buna çok sinirlenir ve İbn-i Sina’yı iyi tanıyan matematikçi ve ressam el- Arrak’a onun portresini yaptırarak her yere dağıtır. İbn-i Sina’nın yerini ihbar edene ödül verecektir. Böylece belki de tarihteki ilk “Wanted- Aranıyor” vakası gerçekleşir. İbn-i Sina artık bir kaçak gibi yaşamaya başlar. Gurgan’a, Rey’e, Kazvin’e, Hamedan’a, Isfahan’a gider. Buralarda hem emirlerin yakınında yer alır, hem ders verir, hem kitaplarını yazar. Tıbbın yanı sıra geometri, aritmetik, müzik, felsefe, mineraloji ile ilgilenmiş bu dahi, 57 yaşında öldü. Kabri Hamedan’dadır.
  • 16. yüzyılın ortalarına doğru Buhara’da bir başka ünlü kitaplık oluşturulmuştu. Ama 19. yüzyıl başına gelindiğinde artık çok az medresenin kütüphanesi vardı. Hanın kitaplığında bile yalnızca 200 kitap bulunuyordu.
  • Harezm’de doğmuş olan, gökbilim, matematik, doğa bilimleri, coğrafya ve tarih alanındaki çalışmalarıyla tanınan el-Biruni (973-1048), İbn-i Sina’nın aksine, 1017′de Gazneli Mahmut, Harezm Devleti’ni yıkınca Bîrûnî de Gazni şehrine gelerek burada Gazneliler’in himayesine girdi. Sarayda büyük itibar gördü. Gazneli Mahmut’un birçok bilim adamını kaleden aşağı atıp öldürdüğü biliniyor. Ama Biruni’yi Hindistan Seferi’ne bile yanında götürmüş.

 

Kütüphane Geleneği 5| İskenderiye Kütüphanesi 3

  • Kütüphanenin, MÖ 47 yılında, ilk Roma savaşında, yedek askerler tarafından yanlışlıkla yakıldığı söylenirken, Kütüphane’nin içindekilerden bir kısmının mı yoksa hepsinin mi yandığı konusu da tartışmalıdır. Helenistik Dönem’in tek olmasa da en ünlü kütüphanesinin Julius Caesar şehri ele geçirdiğinde yıkıntı halinde olduğu söylenir. Plutarkhos (MS 45-120), yangının doklardan yayıldığını ve büyük kütüphaneyi yok ettiğini yazar. Bu konuda bir başka görüş ise, İskenderiye’deki binaların ahşap kullanılmadığı için, şehrin yangına karşı güvenli olduğu şeklindedir. Dahası, eğer kütüphane yangında yok olmuş olsaydı, Cicero gibi Julius Caesar’ın düşmanı olanların bu durumdan bahsetmesi gerekirdi. Strabon da buradan bahsederken hiçbir tahribattan söz etmez. Bir başka grup kaynak ise bu yangında zarar gören yerin sadece 40.000 eser barındıran küçük bir depo olduğunu söyler.
  • Roma İmparatorluğu döneminde kütüphane ile veya kütüphaneden geri kalanlarla ilgili çok az bilgi buluyor. Roma İmparatorluğu kurucusu Augustus ( MÖ 27-MS 19) devrinde de Ptolemaioslar’ın yaptığı gibi İskenderiye’deki Müze’nin başına bir rahip getirildiği biliniyor.
  • Roma İmparatorluğu döneminde de kütüphanenin Yunan eserlerinin eksiksiz kopyalarını barındırmasına ilişkin ününü koruduğu düşünülmekte.
  • Filozof Yahudi Philon (MÖ 30-MS 45) veya İskenderiyeli Philon, Neo Platoncu düşünce akımını önceleyen yeni bir din felsefesini ortaya koymuştu.
  • İmparator Caracalla (198-217) 215 yılında şehri yağmaladığında, Kütüphane’nin ne kadar hasar gördüğü, Müze’den geriye ne kaldığı hakkında da net bir bilgi yoktur.
  •  MS 272 yılında, İmparator Aurelianus (214-275) döneminde patlak veren iç savaşın, Kütüphane’nin bulunduğu bölgenin büyük bölümünün yıkımına neden olduğu biliniyor.
  • 391 yılında, İskenderiye Patriği Theophilos şehirdeki tapınaklardan birini kiliseye dönüştürme girişiminde bulundu. Paganların karşı çıkması üzerine çatışmalar yaşandı, çok fazla hasar meydana geldi, Serapeion yıkıldı. Bunun üzerine Theophilos, tüm tapınakları kapatmak için Bizans İmparatoru I. Theodosius’un onayını aldı. Birkaç pagan bilgini ve filozofu da şehri terk etmeye zorladı. (Bu olay için bazı kaynaklar 395 yılını zikretmektedir.)
  • MÖ 47 yılında yalnızca Kütüphane’nin yandığı, Müze ile Serapeion’un ise 391’e kadar ayakta kalabildiğini öne süren kaynaklar da vardır.
  • MS 4. yüzyılın sonuna gelindiğinde her iki İskenderiye kütüphanesinin de ortadan kalktığını düşünen uzmanlar, bu görüşlerini, Hıristiyan edebiyatında İskenderiye’de ayakta kalan hiçbir kütüphaneden bahsedilmemesine dayandırırlar. Bu kaynaklarda ana kütüphanenin bölgenin geri kalanı ile birlikte 272’de, Serapeion’un ise 391 veya 395 yılında yok olduğu savunulur.
  • İskenderiye’nin ve Kütüphane’nin zenginliğinden geriye kalanların önce piskoposlar arasındaki rekabete, sonra da çıkan savaşlara direnmesi gerekmiştir.
İskenderiye Kütüphanesi’nin içinden, olası dekorasyonunu yansıtan bir restitüsyon. Büyük olsılıkla Byzantion Mouseion’u da  benzer bir görünümdeydi. Bu restitüsyon gerçekçi ise, İskenderiye ve Pergamon kütüphane binalarının abidevi binalar olmadığı yönündeki bilginin doğruluğunu, İskenderiye açısından, gözden geçirmek gerekebilir. Aynı şekilde Pergamon Kütüphanesi salonunda yer alan 3.5 m yüksekliğindeki Athena heykeli ve kütüphaneye ait olduğu düşünülen diğer büst ve heykeller de göz önüne alındığında Pergamon için de aynı şekilde düşünülebilir. Belki binalar abidevi değildi ama görkemli olduklarını düşünmek için elimizde yeterli veri var. Fotoğraf: Fduzguner.blogspot.com.tr/openlearning.wordpress.com

İskenderiye Kütüphanesi’nin içinden, olası dekorasyonunu yansıtan bir restitüsyon. Büyük olsılıkla Byzantion Mouseion’u da benzer bir görünümdeydi.
Bu restitüsyon gerçekçi ise, İskenderiye ve Pergamon kütüphane binalarının abidevi binalar olmadığı yönündeki bilginin doğruluğunu, İskenderiye açısından, gözden geçirmek gerekebilir. Aynı şekilde Pergamon Kütüphanesi salonunda yer alan 3.5 m yüksekliğindeki Athena heykeli ve kütüphaneye ait olduğu düşünülen diğer büst ve heykeller de göz önüne alındığında Pergamon için de aynı şekilde düşünülebilir. Belki binalar abidevi değildi ama görkemli olduklarını düşünmek için elimizde yeterli veri var.
Fotoğraf: Fduzguner.blogspot.com.tr/openlearning.wordpress.com

  • İskenderiye Kütüphanesi, Yunan edebiyatını ve özet halinde de olsa, yabancı edebiyatı bir araya toplamak için yapılan, bildiğimiz, ilk girişimdir.
  • İskenderiye Kütüphanesi’nin farkı, hem Helen hem de Mezopotamya geleneklerinin anlaşılmasını sağlamasıydı. Kapsam açısından eşşiz olduğu düşünülüyor. Başından beri amacı, dünya üzerinde yazılmış her şeyi kapsamaktı.
  • İskenderiye Kütüphanesi, Babil ve Mısır uygarlıklarının kadim bilgilerine ulaşmakta rakipsizdi.
  • Kütüphane ile Müze herhangi bir felsefi okula ya da öğretiye bağlı değildi. Krala karşı sorumlu olmakla birlikte, liberal eleştirel bilimin temelinin burada atıldığına inanılır.
  • İnsan bedeninin bilimsel araştırmaya açılması Ptolemaios Hanedanı döneminde gerçekleşmiştir.
  • Hellence (eski Yunanca) son şeklini İskenderiye Okulu’nda almıştır.
  • Hollandalı klasik filolog Desidarius Erasmus (1469-1536) eski Yunancayı İskenderiye Okulu’nun saptadığı kurallara uygun kullanmıştır. Bu nedenle Avrupa’daki klasik liselerde eski Yunancada İskenderiye ve Erasmus okullarının ilkeleri uygulanmaktadır.
  • Buradan sonra tüm Helenistik merkezlerde kraliyet kütüphaneleri kurulmuştur.
  • İskenderiye, aynı zamanda bir ticaret merkezi ve sadece bilimin değil, teolojinin de tartışıldığı bir yer idi.
  • MS 2. yüzyılda Kütüphane’nin ününde düşüş başladı. ‘İskenderiyeli’ sözcüğü, redaksiyon becerisi, birleştirme, düzeltme uygulamaları için kullanılan ; yeninin peşine düşmeyen, eleştiren, gözleyen anlamına gelmeye başladı.
  • Mısır’ın coğrafi konumu sayesinde pek çok kitabın Araplar tarafından okunabildiği, Arapçaya ve İbraniceye çevrildiği; özgün kopyaların çoğu sonradan kaybolan bu kitapların, bu çeviriler sayesinde korunmuş ve günümüze ulaşmış olduğu düşünülür.
  • 641 yılında Halife Ömer zamanında, Mısır fatihi komutan Amr İbn al-As tarafından Kütüphane’nin yakıldığı savı, bunca olaydan sonra acaba yakacak bir şey kalmış mıydı, diye düşündürmekte; Araplar bu suçlamayı kabul etmediği gibi pek çok kaynak da bunu bir efsane olarak kabul etmektedir. Işık ve görme bilimi ile astronomi konularında bilgili, matematik ve coğrafyada tecrübeli olan Arapların İskenderiye Kütüphanesi’nde ilgisini çekecek çok az kitap olduğu ileri sürülen diğer savlardandır. Emir Amr İbn al-As, Halife Ömer’e Kütüphane’deki kitapları ne yapacağını sorduğunda Hz. Ömer’in:

    “Eğer kitapların içerikleri Allah’ın kitabıyla uyuşuyorsa, onlar olmadan da yapabiliriz, çünkü öyle bir durumda Allah’ın kitabı yeter de artar bile. Diğer yandan, eğer Allah’ın kitabıyla uyuşmayan bilgiler içeriyorlarsa da, onları saklamanın bir anlamı yoktur. Öyleyse, yok edin onları” dediği, bazı Batılı kaynaklarca, iddia edilir. Bu emir üzerine kitapların halk hamamlarına dağıtıldığı, altı ay boyunca kitapların fırınları beslediği öne sürülür.

  • Bu imhadan yalnızca Aristo’nun kitaplarının kurtulduğu söylenir. Aristo’nun eserlerinin Emeviler ve Abbasiler zamanında Yunanca orijinalleri kullanılarak, çoğunlukla Süryanice konuşan Nasturi Hıristiyanlar ya da Yahudiler tarafından hazırlanmış Arapça versiyonları Avrupa’ya gelmiş, Arapçaları kullanılarak Latince versiyonları oluşturulmuştu.
  • Kütüphanenin Araplar tarafından yakıldığı iddiası, Araplar’ın Mısır’ı almasından altı yüzyıl sonra,  Haçlı Seferleri’ne katılanlar tarafından öne sürülmüştür.
  • Felsefe, bilim ve müzik kuramcısı, bilginin erdem olduğuna inanan Farabi (872-950), İskenderiye’de hayat bulan düşünce geleneğinin bir devamıdır. İskenderiye düşünce geleneği büyük ölçüde Aristoculuğun Yakın Doğu’ya uyarlanması suretiyle oluşturulmuş ve geliştirilmiştir. Bu gelenekte dinsel içeriği belirgin şekilde ön plana çıkmış olan Yeni Platonculuk başat konumdadır ve Aristoculuk büyük ölçüde bu akımla harmanlanarak anlaşılmaya çalışılmıştır. Farabi’nin özellikle metafizik, psikoloji ve siyasal düşüncelerinde gözlemlenen mistik eğilimler, Yeni Platoncu olduğunun açık belirtileridir. Yeni Platoncu öğreti, Tanrı’yı bütün varlığın merkezi kabul eden öğretidir. (Farabi, Hüseyin Gazi Topdemir, Say Yayınları, 2009).
  • 12. yüzyılda Toledo’daki bilginler, Aristo’yu Latince’ye tercüme ettiklerinde, Aristo’nun eserlerinin Yunanca orijinallerini değil, Yunanca’dan Süryanice’ye çevrilmiş kopyaların Arapça çevirilerini kullanmışlardı.
  • Dolayısıyla, Bağdat, Şam ve İskenderiye İslami dönemin öğrenim merkezleri ve klasik Yunan eğitiminin mirasçıları oldular.
Tarihi İskenderiye Kütüphanesi’nin yerine, yarışma sonucu seçilen projeyle, 2002 yılında tamamlanan yeni İskenderiye Kütüphanesi. Fotoğraf:www.dunya.com

Tarihi İskenderiye Kütüphanesi’nin yerine, yarışma sonucu seçilen projeyle, 2002 yılında tamamlanan yeni İskenderiye Kütüphanesi.
Fotoğraf:www.dunya.com

  • 1989 yılında UNESCO bu bilgi tapınağını yeniden kurmak için ilk adımı atıyor. Korniş’in üzerinde, mikro-filmler ile donatılmış yeni bir kütüphane için kollar sıvanıyor.
  • Bütün dünyada İskenderiye Kütüphanesi Dostları adı altında dernekler kuruluyor.
  • Ünlü kitaplık, bir zamanlar Akdeniz’in dört bir yanından toplanan yüz binlerce elyazmasını barındıran, Eratosthenes’ten Eukleides’e, Plotinos’a ve Kallimakhos’a kadar pek çok yazar, düşünür ve bilginin birlikte çalıştıkları ve kimin tarafından yakıldığı hala tartışmalı olan bu efsanevi yapı, UNESCO’nun girişimi ve Suzan Mübarek’in desteği ile 1995-2002 arasında çok büyük, geniş, ferah ve o ölçüde de modern yeni bir kütüphane ve kongre salonu inşa edildi: Bibliotheca Alexandrina. Fransa Ulusal Kitaplığı buraya yarım milyon kitap bağışladı.
1.400 ‘den fazla katılımın olduğu yarışmada kazanan projenin tasarımcısı Norveçli Snøhetta olmuştur. Kompleks, dört adet müze, bir planetaryum, sanal-gerçeklik ortamları, akademik araştırma merkezleri, sanat galerileri ve bir de konferans salonunu barındırır. Fotoğraf:www.mimdap.org

1.400 ‘den fazla katılımın olduğu yarışmada kazanan projenin tasarımcısı Norveçli Snøhetta olmuştur. Kompleks, dört adet müze, bir planetaryum, sanal-gerçeklik ortamları, akademik araştırma merkezleri, sanat galerileri ve bir de konferans salonunu barındırır.
Fotoğraf:www.mimdap.org

 

 

 

Çağdaş Sanata Varış 45 |Neoplastisizm ve De Stijl

  • Ana vatanı Hollanda’dır.
  • Neo Plastisizm de Kübizm’den çıkmış bir akımdır.
  • Hollandalı Piet Mondrian (1872-1944) temsili olmayan (soyut) akımı  Neoplastisizm (Yeni Plastik Sanat) olarak adlandırmıştır.
  • Akım, Mondrian’ın 1912′den 1917′ye kadar süren kuramsal ve plastik araştırmalarının sonucudur.
  • Neoplastisizm ilkel renkler ve basit geometrik biçimler arasındaki ilişkileri araştıran bir akımdır.
  • Dik açı ile üç ilkel renk (mavi, sarı, kırmızı) ve renk sayılmayan siyah, beyaz, gri Neoplastisizm’in öğeleridir.
  • Bu stilde yapılmış resimler beyaz zemin üzerine enine ve boyuna siyah çizgilerden ve 3 ana renkten oluşur.
  • Zıt olan şeyler (kadın-erkek, iyi-kötü, iç-dış vs.) yeni bir varoluşu meydana getirir. Zıtları uzlaştırmaya çalışır. Düşünce ile maddenin bileşimini plastisizm ile vermeye çalışır. İki çizgi, biri yatay biri dikey, herşeyi meydana getirmeye başlıyor plastik sanatlarda. Doksan derecelik açı evrenin dengesini temsil ediyor. Bu açı, en dengeli olduğu düşünülen açı.
  • Çizgiler tablonun bitiminde kesilmiyor, sonsuzluğa uzuyor.
  • Duygusallığın insanı odaklanmaktan alıkoyduğunu, monotonluğun insanı yükseltmek için en kısa yol olduğunu düşünüyor.
  • Piet Mondrian Fovlardan etkilenmiş, mistik yönü kuvvetli bir sanatçı.
  • Tabloları, başka büyük bir resmin parçasıymış etkisini veriyor.
  •  Mondrian’ın minimalist anlayışı bazı tablolarında daha belirgindir.
  • 1920’lerde tanınmasını sağlayan stil yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar.
  • Dış boşluklardan yararlanıyor, arka fon öne çıkıyor.
  •  Sonra Konstrüktivizm’e geçiyor.
  • Theo van Doesburg tarafından kurulmuş De Stijl sanat hareketi ve oluşumunun önemli bir destekçisiydi.
  •  Neoplastisizm daha sonra geometrik soyutlamanın kökeni olmuştur.
  •  Neoplastisizm’in biçim anlayışı Rasyonalizm’e dayanır.  Antik Çağ felsefesinden başlayarak, Usculuk, Akılcılık veya Rasyonalizm olarak adlandırılan, bilginin doğruluğunun duyusal algıda değil, düşüncede, akılda temellendirilebileceğini öne süren felsefi görüş, Elea Okulu, Parmenides, Herakleitos, Platon, Aristo, Farabi, Voltaire, Descartes, Spinoza, Hobbes, Leibnitz, Kant, Hegel, Aydınlanma, Russel zincirini izler..
  • Amerikan formalizmi Mondrian’ı izler.
Piet Mondrian soyut resmin öncülerindendir. Tablolarını çerçevesiz sergilemiştir. Yapıtlarıyla 20. yüzyıl grafik sanatlarını ve mimarlığı derinden etkilemiştir. Resimleri kendisiden sonra gelen "Geometrik Soyutlama" akımının habercisidir. Geometriyi bir resim dili gibi kullanmıştır. Paris yıllarında Pablo Picasso ve George Braque gibi Kübizm akımının temsilcilerinden etkilenmiştir.

Piet Mondrian soyut resmin öncülerindendir. Tablolarını çerçevesiz sergilemiştir. Yapıtlarıyla 20. yüzyıl grafik sanatlarını ve mimarlığı derinden etkilemiştir. Resimleri kendisiden sonra gelen “Geometrik Soyutlama” akımının habercisidir. Geometriyi bir resim dili gibi kullanmıştır. Paris yıllarında Pablo Picasso ve George Braque gibi Kübizm akımının temsilcilerinden etkilenmiştir.

  • 1917-1931 yılları arasında Hollanda’da Theo van Doesburg (1872-1944) De Stijl adı verilen sanat hareketinin öncüsü olmuş, aynı dönemde yaşadığı Piet Mondrian’ın eserleri gibi onun da temsili olmayan (soyut) resimleri, ‘yeni imaj oluşturma’ olarak adlandırılmış, buna bazen Neoplastisizm de denmiştir.
  • Piet Mondrian ve Bart van der Leck, mimar Gerrit Rietveld ve Jacobus Oud bu grubun üyeleridir.
  • Grubun çalışmalarının temelini oluşturan sanatsal felsefeye Neoplastisizm adı verilmiştir.
  •  Doesburg’un estetiği çizgisel ve geometriktir. Dünyayı metafor ve ima yoluyla anlatır.
Theo van Doesburg, Karşı Kompozisyon XIII (1925-26), Peggy Guggenheim Koleksiyonu, Venedik. Theo van Doesburg ve De Stijl hareketinden diğer ressamlar, doğal formu resimlerinden dışladılar. Çünkü bunun saf estetik ifadeyi engellediğine inanıyorlardı. De Stijl hareketinin düz, geometrik resimlerinden biri olan Karşı Kompozisyon XIII renk, şekil ve yüzey ile resmin sadece biçimsel niteliklerine vurgu yapar. Uzam derinliği oluşturma çabası yoktur. Bir anlatı ya da öykü sunmak için bir çaba sarf edilmemiştir.

Theo van Doesburg, Karşı Kompozisyon XIII (1925-26), Peggy Guggenheim Koleksiyonu, Venedik.
Theo van Doesburg ve De Stijl hareketinden diğer ressamlar, doğal formu resimlerinden dışladılar. Çünkü bunun saf estetik ifadeyi engellediğine inanıyorlardı. De Stijl hareketinin düz, geometrik resimlerinden biri olan Karşı Kompozisyon XIII renk, şekil ve yüzey ile resmin sadece biçimsel niteliklerine vurgu yapar. Uzam derinliği oluşturma çabası yoktur. Bir anlatı ya da öykü sunmak için bir çaba sarf edilmemiştir.

Kırmızı ve mavi sandalye, mimar Gerrit Rietveld dizaynı 1917.

Kırmızı ve mavi sandalye, mimar Gerrit Rietveld dizaynı 1917.