Etiket arşivi: Endüstri Devrimi

Şiddet 75| Hayvanlara Yönelik Şiddet 3

  • Kediler, Ortaçağ’da cadıların işbirlikçileri olarak görüldükleri için avlanır ve öldürülürlerdi.
  • Endüstri devriminin ilk evrelerinde hayvanlar makine olarak, endüstri sonrası toplumlarda hammadde olarak kullanıldılar.
  • Yiyecek için gerekli hayvanlar, imal edilen mallar gibi işlemden geçirilmeye başladı. Toprağa bastırılmayan, özel kaplarda olgunlaşıncaya kadar beslenen hayvanlar. Hayvanlara karşı böyle bir yaklaşım çoğu zaman insanlara da benzer bir yaklaşımın habercisiydi.
  • Önceleri bekçi köpekleri, av köpekleri ve fare yakalaması için kediler gibi işe yaradıkları için her sınıftan ailenin ev hayvanları vardı. Yararlı olmalarının dışında hayvan besleme yani ev hayvanı adeti bir yenilik sayılır. Ev hayvanları kısırlaştırılmış veya cinsel olarak yalıtılmış, hareket olanakları sınırlandırılmış ve herhangi başka bir hayvanla teması neredeyse olanaksızlaştırılmıştır. Yapay yiyecekle beslenirler. Ev hayvanları türlerinin değil, sahiplerinin hayat tarzını yansıtırlar. Bu ilişkide her iki tarafın da bağımsızlığı ortadan kalkar; her iki taraf da birbirine bağımlı hale gelir. Hayvan kategorisi ortadan kalkar; aile ve gösteri dünyasının bir parçası olurlar; Disney endüstrisi durumu evrenselleştirir.
Fotoğraf: Uludağ Sözlük

Fotoğraf: Uludağ Sözlük

  • Modern tekniklerin neredeyse hepsi hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle geliştirildi.
  • Bizon, kaplan,ren geyiği gibi belli türlerin ticari sömürüsü bunların neredeyse kökünü kuruttu. Kalan yabani hayvanlar da giderek ya ulusal parklarda ya da özel alanlarda korunur oldu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Çin Halk Cumhuriyeti 2017.

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Çin Halk Cumhuriyeti 2017.

  • Önce kraliyet ailelerine ait özel hayvanat bahçeleri açıldı. Sonra ulusal başkentlere büyük saygınlık kazandıran hayvanat bahçeleri açıldı. Paris’te Jardin des Plantes 1793’te, 1828’de Londra Hayvanat Bahçesi, 1844’te Berlin Hayvanat Bahçesi ilk açılanlar oldu. 19. yüzyılda halka açık hayvanat bahçeleri modern sömürgeci egemenliğini destekleyen kurumlardı. Hayvanların yakalanması uzak ve yabancı ülkelerin ele geçirilmesinin simgesel bir göstergesiydi. Bir hayvanın hayvanat bahçesine armağan edilmesi diplomatik ilişkilerde önem taşırdı. Bugün de Çin Halk Cumhuriyeti pandaları koruma altına alarak ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girerek dünya kamuoyu nezdinde insan hakları ihlallerini hafifletmeye çalışmaktadır.
  • Sirkler, hayvanlara ve insanlara yönelik şiddetin kurumsallaştığı yerlerdir. Hayvanlara birçok gösterinin adımlarının öğretilmesi aşaması şiddet içerir. Burada, bedensel olarak farklı kişilerin de teşhiri yapılır.
  • İskoçlar, Birleşik Krallık’ta sirklerde yabani hayvanların yer almasını yasaklayan ilk ulus oldu. İskoç parlamentosu tarafından 2017 yılında kabul edilen yeni yasa gereğince, gösterilerinde yabani hayvanlar bulunan sirklerin ülkeye girmesi yasaklandı.

 

 

Aydınlanma 2

Aydınlanma’nın genel bir çerçevesini çizdikten sonra bazı kavramlar üzerinde durmamız lazım.

Kültür

Kültür, zaman içinde farklı anlamlar kazanan bir tabir olmuştur. ” Tarlayı ekime hazırlama” olarak yola çıkmış, 19. yüzyılda “insanların eğitilmesi” anlamını taşımaya başlayıp, 20. yüzyılda “yaşam biçimi” olma noktasına varmıştır. Ayrıca, toplumbilimsel anlamıyla kültür, düşünsel anlamıyla/sanatsal anlamıyla  kültür olarak da kültürü incelemek, belirli konuda edinilmiş derinliği olan düzenli bilgi olarak tarif etmek de mümkündür.

Tarlayı sürüp ekime hazırlamak, ekileni büyütme süreci, benzetme yoluyla insanların eğitilmesi anlamını kazanmış. On sekizinci yüzyılın sonu ile ondokuzuncu yüzyılın ilk yarısında, Endüstri Devrimi’nin etkisiyle dile yeni kavramlar girerken, bazı eski sözcüklere de yeni anlamlar yüklenmiş. Kültür de önce insanın zihinsel yetkinliğini, sonra bir toplumun genel olarak zihinsel gelişmelerini belirtir olmuş. Sonra da sanatları bütünüyle içeren bir anlam edinmiş. En sonra da, yirminci yüzyıla doğru, bütün yönleriyle bir topluluğun yaşam biçimi anlamına kullanılmaya başlanmış.

Kültürü, sanatsal anlamıyla ele aldığımızda “yüksek kültür” ile “kitle kültürü” ayrımı ortaya çıkıyor. Kitlelerin ilgilendiği, izlediği, kolay, ucuz, sıradan, birbirinin benzeri, ticaretin denetimi ve yönlendirişi altındaki kitle kültürü ile bu yapıtların dışında/karşısında, ticareti belli sınırlar içinde, sanatsal kaygılarını koruyarak bir uzlaşma alanı bulan yapıtlardan bahsetmek gerekiyor. Aydınlar, “yüksek kültür” ürünü denen bu yapıtları benimsiyorlar. Kitle kültürü, insana değer vermeyen, tutucu, kentsoylu ticaret ahlakına göre düşünen ve yaşayan, başarısını kazancıyla ölçen sanatçıları barındıran bir ortam olarak görülürken, diğeri, sanata, insana değer veren, her anlamda ilerici, işinin ustası sanatçıları barındıran bir ortam olarak değerlendiriliyor. Nitelikli, yüksek kültürü dışlayan anlayış, kısa vadeli çıkar ilişkilerinin ideolojisi oluyor, uzun vadeli öngörüleri dışlıyor. Toplum, kültürü ancak alımlayabileceği düzeyde tutmaya çalışıp, kültüre egemen oluyor. Herkesçe alımlanabilecek, dolayısıyla düzeyi düşük olan, topluma egemen olurken, kültürün sonraki evrelerini de kendine benzetmeye başlıyor.

Kültür için yapılan “gerekli bilgileri edinerek beğeni, eleştiri, değerlendirme yeteneklerini geliştirmiş olma durumu” tanımı, bize bir düzey tutturmuş olmayı dayatıyor. “Kültürlü insan” dediğimizde, iyi öğrenim görmüş, çalışkanlığı, zihinsel yetenekleriyle gelişmiş bir kişi, beğeni, eleştiri, değerlendirme gücü edinmiş bir insan, bir aydın geliyor gözümüzün önüne. Çevresine göre ortalamanın üstünde bir düzeye ulaştığı için “kültürlü” diye niteleniyor, kişinin aydınlanmasını, beğeni geliştirmiş olmasını ifade ediyor.

Yıllar önce severek satın aldığım, Liman Yapımevi’nin ayraçkartı.

Yıllar önce severek satın aldığım, Liman Yapımevi’nin ayraçkartı.

Aydınlar, bir sınıf oluşturmazlar. Çeşitli gelir gruplarından yetişir, düşünsel seçimlerine göre şu ya da bu sınıftan yana olurlar. Yaratıcısı ya da alıcısı oldukları “yüksek kültür” ürünleri, varlıklı sınıfların/”yüksek tabaka”nın kültürü içinde yer almaz. Ticaret ödeme gücü olana yöneldiğinden “kitle kültürü” ürünü dediğimiz popüler sanatı destekleyen, ayakta tutan  varlıklı kesimlerdir.

Bugün, seçkin aydınların, daha çok, orta gelir grupları ile alt gelir gruplarının içiçe giren bölgelerinden yetiştiği tespit edilmiş. Seçkin aydın nitelikleri edinmek için bilgilenmek, bilinçli bir kitap okuma döneminden geçmek gerekir. Seçkin aydın derken, sanatlarla bir içli-dışlılık yaşamış olmak; çok yönlü düşünmeye alışmış, gelişmeye, yeniliklere açık kalmayı öğrenmiş olmak; düşüncesini inançlarla, saplantılarla değil, gerçeklerle oluşturan, oluşturduğu görüşünü denetleyen, gerekirse değiştiren kişilerden bahsediyoruz.

Aydın düşmanlığı oldukça yaygın. Aydın, eleştiren, düşüncelerini, vardığı sonuçları paylaşmak, yararlı olmak isteyen bir kişi olduğundan aydın olmayan, çağdışı kişiler tarafından pek sevilmez.

Ama ülkemizde alaya alınan, aydın olmaya özenen, içi boş kişiler, aydın karikatürleri  için türetilmiş “entel” diye bir tabir var.

İngilizce ile Fransızcada “civilisation” sözcüğünün Latince kökeni “kentli” anlamını taşıyor. Osmanlıca “medeni” sözcüğü de Arapça “kentli” demek. Çölde yaşamayan, kentte oturan, bilgili kişilere “medeni” diyorlar. Genelde kültür ile uygarlık birarada düşünülüyor. Kültür, uygarlığın düşünsel yönüne ağırlık veriyor.