Etiket arşivi: endişe

Zihin-Beden Yapıları

  • Kökeni Hindistan’ın Vedik kültürüne dayanan 5000 yıllık Ayurveda şifa sistemine göre her insanın doğuştan sahip olduğu bir bünye tipi vardır. Bu bünye tipine dosha adı verilir.
  • Ayurveda prensiplerine göre fiziksel ve zihinsel karakter yapımızı belirleyen üç ana dosha vardır.
  • Kişilerde genellikle bir baskın dosha vardır. Bazen iki ve hatta üç dosha’nın özelliklerini eşit seviyede taşıyan kişilere de rastlanır.
Fotoğraf: Fabio De Giovanni, ayurvedanice.com

Fotoğraf: Fabio De Giovanni, ayurvedanice.com

  • Vata adı verilen dosha hareket ilkesini temsil eder. Bu tür bünye sahibi olanlar düşünce ve hareketlerinde hızlı olma eğilimindedir. Değişiklik, bu kişilerin hayatının değişmez bir parçasıdır. Vata dengede iken kişi daha yaratıcı, coşkulu ve yaşam dolu olur. Denge bozulunca endişe, tedirginlik, korku, uykusuzluk ve sindirim sistemi düzensizlikleri ortaya çıkar.
Fotoğraf: Fabio De Giovanni, ayurvedanice.com

Fotoğraf: Fabio De Giovanni, ayurvedanice.com

  • Pita adı verilen dosha dönüşüm ilkesini temsil eder. Bu bünyede olan kişilerin kas yapısı belirgindir, zeki ve kararlı olurlar. Pita dengede iken kişi sıcakkanlı ve zekidir, iyi liderlik özellikleri taşır. Denge bozulduğu andan itibaren Pita şüpheci, yargılamaya eğilimli, sinirli ve saldırgan bir ruh haline bürünür.
Fotoğraf: Fabio De Giovanni, ayurvedanice.com

Fotoğraf: Fabio De Giovanni, ayurvedanice.com

  • Kapha adı verilen dosha istikrar ilkesini temsil eder. Bu doğada olanlar nispeten iri bir beden sahiptir, düşünce ve hareketlerinde ağırkanlı, sakin ve istikrarlı kişilerdir. Kapha dengede iken soğukkanlı, yumuşak başlı, vefalı ve sadıktır. Dengesi bozulduğunda kolay kilo alır, sağlıklı dönüşüme karşı direnç gösterir.
  • Beş duyumuz ile sindirdiğimiz her şey dosha’larımızı da etkiler. Bünye tipimizi dengelemek fiziksel, zihinsel ve duygusal potansiyeli üst seviyelere taşımak ve zinde kalmak anlamına gelir. Ayurvedik sistem bünyeyi dengede tutacak ideal beslenme biçimleri, nefes ve meditasyon teknikleri, fiziksel aktivite ve müzik alternatifleri önerir.

 

Yararlanılan Kaynak

www.yukselencag.com

 

 

 

Çağdaş Sanata Varış 36 | Ekspresyonizm 1

  • Bir eseri plastik açıdan değerlendirirken:
    *kompozisyonun ahengine bakılır,
    *eser renkçi ise renk kontrastı, uyumu, renk geçişleri,
    *sanatçı eserin ritmini çizgi ile vermiş ise ritmi, dinamizmi,
    *eser form ağırlıklı ise ritmi, dinamizmi, durgunluğu,
    *eser ışık-gölge ağırlıklı ise bu efektin nasıl ve neden kullanıldığı,
    *eser figüratif ise odak noktası figür mü, figür leke,motif olarak bir resim dili aracı mıdır,
    *sanatçının etkilenme alanları (sosyal, endüstriyel, kişisel, felsefi, günlük yaşam, doğa, mistisizm vs.
    *eser hangi akıma girer,
    *eser hangi sanatçının etkisinde,
    *izleyiciyi nasıl etkiliyor, hangi hisleri yaratıyor, herhangi bir his yaratıyor mu diye bakmak gerekir.
  • Hangi ana akıma giriyor: Ekspresyonist mi, Formalist mi?
  • Formalistlerin/Biçimcilerin hedefi objeyi geometrik form haline sokarak değişkenliği olmayan, ideal bir form haline getirmek.
    Görünenin ve dünyadaki formların en idealine ulaşılmak isteniyor.
    Formalizm dünyevidir. Özü, içeriği yeterince önemsemeden yalnız biçim üzerinde duran, biçime ağırlık veren bir görüştür.
    Değişmeyen düzeni bulmak için akıl ve makinayı kullanırlar.
    Sovyet sineması Stalin döneminden önce Formalisttir.
    Avrupa’da Formalistlerden önce Geometrik Soyutlama vardır.
    Formalist eserler sadece renk ve çizgi içeriyor. Malevich’te içerik vardı, zamanla içerik atıldı.


Ekspresyonizm 1    I. Ww Öncesi

  • İçindeki hissi dışa vurma.
  • “Kendini anlatıyor” dendi mi Ekspresyonist oluyor.
  • Ekspresyonizm şiddetli duyguları (endişe, korku, acıma, nefret gibi) yansıtan çarpıtmalarla ilgilenir. Ekspresyonizm, engellenmişlik duygusundan doğar.
  • Ana vatanı Almanya.
  • Birinci Dünya Savaşı öncesi yıllarda ortaya çıkmış.
  • Romantizm’in daha yeni bir yorumudur.

  • Sanayileşmeye, burjuva ahlakına, savaşa  tep­ki olarak gelişen bir akımdır.
  • Ortaya çıktığı ortam Almanya’nın ekonomik çöküntü ve politik istikrarsızlık dönemidir.
  • Pozitivizm, Natüralizm ve Empresyonizm’e karşı ortaya çıkmıştır. Empresyonizm’i gös­terişli ama özden yoksun bulduğu için reddeder.
  • Ekspresyonistlere göre gerçek, başka bir yerde değil, insanın içinde, ruhunda yani kendisinde  gizlidir.
  • Ekspresyonist sanatçılar gerçeklerin ve görünüşlerin insandan insana değişebildiğine inanırlar.
  • Sanatın amacı, bu iç gerçekliği anlatmaktır. Sanatçı, iç gerçekliği anlatmak için iç gözleme başvurur.
  • Ekspresyonistler sanata bazı görevler yüklemiş­ler, izleyiciyi sarsarak onu içinde bulunduğu uyu­şukluktan kurtarmak istemişlerdir.

 

  • Dışavurumculuk 20. yüzyılda başlamamıştır.
  • Eski Mısır’da, Yeni Krallık döneminde (MÖ 1560-715) sanatta dışavurumcu kısa bir dönem olmuş, sonra yeniden standart Mısır sanatına dönülmüş.
  • 13.-14. yüzyılda Hıristiyan sanatında ekspresyonist eğilimler, İsa’nın yüzündeki ıstırapla görülmeye başlamış.
  • 13. yüzyıl sonunda Gotik mimari ekspresyonist bir yapı tarzı.
  • Hieronymus Bosch (1450-1516), o dönemde cehennemin, şeytanın anlatımında hoş görülebilen dışavurumcu tarzı kullanarak insanın nelere maruz kalabileceğini gösteren tablolar yapmış. Oysa o dönemde dinin kutsalları için kullanılan kalıplar var.
  • Pieter Brueghel (1525-1569) de zaman zaman dışavurumcu tablolar yapıyor.
  • El Greco (1541-1614) ve Alman Rönesans ressami Matthias Grünewald (1470-1528) dışavurumculuk ögelerinden oluşmuş sanat eserleri vermişler.
  • Michelangelo (1475-1564) için ‘Rönesans’ın ekspresyonisti’ denmiş.
  • Manyeristler de Michelangelo’nun ekspresyonizminden yola çıkmışlar. Manyerist tablolarda coşku ve canlılık var, ışık-gölge kontrastı çok kuvvetli. Tintoretto (1518-1594) izleyiciyi titretmek istemiş.
  • Francisco Goya’nın (1746-1828) Kilise’ye ve saraya yaptığı tablolar dışında, gizli gizli yaptığı son dönem eserleri tamamen dışavurumcu.
  • Henri Matisse (1869 – 1954) renk ile dışavurum yapmış.

Dışavurumcu tarz çok eskiden beri varolmasına rağmen, Dışavurumculuk terimi sadece 20. yüzyıl sanat eserleri için kullanılır.

Modern döneme kadar olan dışavurumculuk toplumu ilgilendiren konuları işlerken 20. yüzyıl Ekspresyonizm’i kişisel sorunları işliyor. Ama bazı sanatçılar kişisellikten, evrenselliğe geçebiliyorlar.

National Gallery of Art, Washingon DC’de sergilenmekte olan Grünewald’ın Hıristiyanlığı hikaye ettiği bazı tablolarında İsa neredeyse çürümüş, etrafındakilerin de kendilerini ne kadar kötü hissettiği yüzlerinden okunuyor. Vücutlar da stilize edilmiş (1510).

National Gallery of Art, Washingon DC’de sergilenmekte olan Grünewald’ın Hıristiyanlığı hikaye ettiği bazı tablolarında İsa neredeyse çürümüş, etrafındakilerin de kendilerini ne kadar kötü hissettiği yüzlerinden okunuyor. Vücutlar da stilize edilmiş (1510).

  • Ekspresyonizm’i hazırlayan iki akım Die Brucke (1905) ve Der Blaue Reiter’dır (1911). Bu iki grubun da ana vatanı Almanya’dır.
  • Dresden’de mimarlık öğrencilerinden oluşan bir gruptur Die Brücke (Köprü). Grubun adı, sanatla yaşam arasındaki köprüyü ifade eder. Fritz Bleyl, Erich Heckel,  Ernst Ludwig Kirchner, Karl Schmidt-Rottluff, Emil Nolde,  Max Pechstein ve Otto Mueller bu grubun üyeleridir. Bu grup ve Münih’te kurulan Der Blaue Reiter (Mavi Süvari) Ekspresyonizm/Dışavurumculuk akımını yaratmıştır. Der Blaue Reiter ile saflık açısından çocukların ve delilerin resimleri önem kazandı. Franz Marc (1880-1916), Wassily Kandinsky (1866-1944), Alexej von Jawlensky (1864-1941), Paul Klee (1879-1940) grubun önemli üyelerindendir.
Franz Marc, Atlı Peyzaj, 1910. Tablo Essen’de Müze Folkwang’da sergilenmektedir.

Franz Marc, Atlı Peyzaj, 1910. Tablo Essen’de Müze Folkwang’da sergilenmektedir.