Etiket arşivi: E-kitap

Çağdaş Sanata Varış 321|Çağdaş Dönemde Edebiyat 3

  • Edebiyatta, kimlik ve çokkültürlülük, dolayısıyla melezlik ve post kolonyal meseleler Çağdaş Dönem’de öne çıktı.
  • 1990’larda sözcüklerle oynamak çok modaydı. Derrida’nın Yapısökümcü etkisi yaygındı. Kabul edilmiş bazı sözcüklerin, içerdiği anlamlar sökülüyor, yeni anlamlara kavuşturuluyordu.
  • Ticari çoksatarların pazarı, günden güne büyümektedir.
Artık e-kitap var ama Berlin’de, Kollwitz Strasse’de ağaç gövdelerinden yapılmış, bir sosyal sorumluluk projesi olarak geliştirilmiş, bedava kitap alınabilen ve isteyenin kitap bırakabildiği kütüphane hala iş görüyor. Fotoğraf: Nur Emiroğlu, 2014.

Artık e-kitap var ama Berlin’de, Kollwitz Strasse’de ağaç gövdelerinden yapılmış, bir sosyal sorumluluk projesi olarak geliştirilmiş, bedava kitap alınabilen ve isteyenin kitap bırakabildiği kütüphane hala iş görüyor.
Fotoğraf: Nur Emiroğlu, 2014.

  • Artık hayatımızda bir de e-kitap var. Bir kitabın sayısal ortamdaki kopyasına, ya da doğrudan elektronik ortamda kitap olarak yazılmış içeriğe e-kitap (elektronik kitap) deniyor. Bunlar, elektronik araçlarla okunabilmektedir.
  • 2006 yılından bu yana, yazarların hikayelerini tefrika ederek okurlarıyla buluştuğu ve kimi zaman okurların yorum yazabildiği, oy verebildiği yeni sosyal medya alanları oluştu. Bu ücretsiz uygulamalara yüklenen hikayeler mobil cihazlar ve internet aracılığıyla paylaşılabiliyor. 2015 yılı sonuna gelindiğinde her ay 40 milyon kişi bu uygulamaları ziyaret ediyor, iki milyon aktif yazar bu platformları kullanıyordu ve 150 milyondan fazla hikaye paylaşılmıştı. Penguin Random House 2015’in son 100 gününde 5 bin kitap çıkarmıştı, oysa yeni platforma 20 dakikada 5 bin orijinal hikaye yüklenmişti. Bu mecra, geleneksel yayıncılık endüstrisinin yeni yetenekleri keşfetmesi ve mevcut yazarlarını tanıtması için uygun bir platform. Bu yeni medya alanlarında 2015 sonuna kadar 7 milyondan fazla Türkçe hikaye paylaşılmıştı.
  • 2007 yılından bu yana elektronik mürekkeple çalışan e-kitap okuyucularından yararlanmak mümkün. Sanal kitap dükkanından seçilen kitabı, gazeteyi, dergiyi cihazın belleğine yüklemek, kablosuz ağ sayesinde, internet bağlantısı kesildiği durumda da okuyabilmek için gerekli. Kitap okunurken alınan notlar, altı çizilen pasajlar paylaşılabiliyor. E-satış lisansı alınmış, yayına hazırlanarak oluşturulmuş kitaplıkta milyonlarca e-kitap bulunuyor. Çok sayıda kitabı muhafaza edebilirken; e-kitabın ticari olarak ortaya çıkışı ile basılı kitaptan daha ucuz bir seçenek doğmuş oldu. Bir kitap yerine üç e-kitap alınabiliyor.
  • İnternette bir kitapçıda bulunandan daha fazla çeşit var. Bir kütüphane dolusu kitabı bir e-kitap okuma cihazına yükleyip seyahate gidebilirsiniz.
  • İnternetten bölüm bölüm kitap yayımlayıp, her bölümün sonunda okurlarından belli miktarda bir ödeme talep eden ilk yazar Stephen King oldu. Yazar, 2000 yılında, kendi sitesinde, bir ay ara ile yeni kitabı The Plant’in ilk iki bölümünü ücretsiz, sonraki bölümleri 1 dolar ödeme ile yayımlayacağı açıklamasını yapmıştı.
  • 2012 yılında, 15. yüzyılda Gutenberg’den bu yana basılan 100 milyondan çok kitabın Google tarafından elektronik ortama aktarılması gündeme geldi. Devletler ve kurumlar kamuya açık dijital kütüphane projeleri geliştirmeye başladılar. Bu gelişmeler, üniversite kütüphanelerinin kitap alımına sekte vurdu.
  • Yeni sosyal medya alanlarının oluşmasından sonra, Batı uygarlığında yüksek kültüre yakıştırılan dile, Ölü Beyaz Adamlar (Dead White Men) yakıştırması yapılmaya başlandı.

 

Kitap

Contemporary İstanbul 2015’te eserleri sergilenen İtalyan sanatçı Massimo Giannoni’nin (1954-) favori konuları kitap evleri, tarihi kütüphaneler gibi sessiz alanlar ile dünya borsaları, şehir manzaraları gibi kaos, gürültü ve hareketi vurgulayan kompozisyonlardır. Kitaplar ve raflar ile kaosun içindeki sessizlik sanatçının ilgi alanıdır. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Contemporary İstanbul 2015’te eserleri sergilenen İtalyan sanatçı Massimo Giannoni’nin (1954-) favori konuları kitap evleri, tarihi kütüphaneler gibi sessiz alanlar ile dünya borsaları, şehir manzaraları gibi kaos, gürültü ve hareketi vurgulayan kompozisyonlardır. Kitaplar ve raflar ile kaosun içindeki sessizlik sanatçının ilgi alanıdır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Yazının ilk maddi ortamları dikme taşlar, tabletler, kumaşlardır.
  • Eski Mısırlıların, Nil kıyılarında yetişen 2,5-3 m boyundaki otsu papirüs bitkisinden yaptıkları kağıda ve bu kağıtlara yazılmış elyazması metinlere papirüs dendi.
  • Yan yana yapıştırılmış ve bir çubuğun etrafına sarılmış elyazması sayfalara volumina/volumen dendi.
  • Romalı asillerin binlerce eserden oluşan zengin kütüphaneleri olduğu söylenir. Roma’da kütüphanelerin yanı sıra, kitapların rulo şeklinde satıldığı dükkanlar varmış. Bir kitap meraklısı, sipariş verir, kitapçı 15 gün sonra uğramasını söylermiş. Kitap sırf o kişi için özel olarak kopyalanırmış.
  • Barbarların defalarca Roma’ya gelişi ve şehri ateşe verme alışkanlıkları yüzünden, kitapları yerleştirecek güvenli bir yer bulmak istenince manastırlardan daha güvenli bir yer olmadığı düşünülmüş. Aynı zamanda, bazı kitapları kurtarmak, bazılarını ise kurtarmamak seçilmiş.
  • Roma İmparatorluğu’nda 1. ve 2. yüzyıllardan itibaren önce parşömen (tabaklanmış hayvan derisi), 13. yüzyıldan itibaren ise kağıttan yaprakların bir araya getirilmesiyle oluşan, kapağı olan, boyutu şimdiki kitaplara benzeyen elyazmasına kodeks dendi.
  • 15. yüzyılda, yani matbaanın başlangıç devrinde (beşikte) basılmış kitaplara incunabula (Latince beşik) dendi. 1450′de Johannes Gutenberg, ortağı Fust ile birlikte Almanya’nın Mainz şehrinde metal harflerle basım tekniğini buldu. Matbaanın icadından 31 Aralık 1500 gecesine kadar basılmış bütün kitaplara incunabula, 1501’den itibaren basılmış olanlara post-incunabula denir. Bilinen ilk incunabula, toplam 1282 sayfa olan, iki ciltten oluşan, her sayfasında 42 satırlık iki sütun bulunan, hiçbir tarih taşımayan, en muhtemel basım tarihi 1452-1455 olan Kitabı Mukaddes’tir.
  • Basılan ilk kitaplar ciltlenmiş olarak satın alınmıyordu. Yaprak yaprak satın alıp sonradan ciltletmek gerekiyordu. Cilt, aynı kitabın iki nüshası arasında kayda değer bir fark yaratabiliyordu. Ciltlenmiş olarak satılan ilk kitapların, 17.-18. yüzyıllar arasında ortaya çıktığı sanılıyor.
  • İlk kitaplar çok pahalı olduğu için yalnızca kralların, prenslerin, zengin bankacıların edinebildikleri şeylerdi. Ama 15. yüzyıldan itibaren, ciltlenmemiş, kötü kağıt kullanılmış, ucuza satılan işporta malı kitaplar da olduğu biliniyor. Bu kitaplar, işportacıların küfelerinde bütün Avrupa’yı dolaşırdı.
  • Bazı bilginler, son derece nadir ve acilen ihtiyaç duydukları bir kitabın bulunduğu manastıra gitmek için Alpler’i, Manş’ı aşarlardı.
  • 16. yüzyılda, Venedikli bir matbaacı, taşıması çok daha kolay olan cep kitabını yapmayı akıl etti.
  • 19. yüzyılın büyük Parisli ciltçileri, her kitabı ciltlemeyi kabul etmezdi. Bazı ciltçilerde beş yıl sıra beklemek gerekirdi.
  • Umberto Eco’ya göre kitap, tıpkı kaşık, çekiç, tekerlek veya makas gibidir. Bir kere icat ettikten sonra daha iyisini yapamazsınız. Bir kaşıktan daha iyi olacak bir kaşık yapamazsınız. E-kitap, basılı kitabın yerini alamaz.

Yararlanılan Kaynak

  • Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın, Umberto Eco ve Jean-Claude Carriére, Can Yayınları, 2010.