Etiket arşivi: doğu

Doğu-Batı Hakkında Muhtelif 3

14 yaşından beri Almanya’da yaşamakta olan Çinli kadın sanatçı Yang Liu, Doğu-Batı kültürleri arasındaki davranış farklarını anlatmaya çalıştığı bir dizi hazırlamış. Doğu için kırmızı rengi seçmiş.

 

Sıra Bekleme

 

Ulaşım

Yaşlılık

Patronların Bakış Açısı

Parti Anlayışı

İçecek Alışkanlığı

Çocukluk

Problem Çözme

Yaşam Tarzı

Fikirler

Eğilim

Dakiklik

Doğu -  Batı Farkına Grafiksel Bir Yaklaşım, Yang Liu, 2015.

Fotoğraf: MODD/Report

 

Yararlanılan Kaynak

http://moddreport.com/dogu-ve-batinin-farkina-grafiksel-bir-yaklasim/

 

 

Doğu-Batı Hakkında Muhtelif 2

Çinli kadın sanatçı Yang Liu (1976-), Batı’da bireylerin daha büyük egoları olduğunu, Doğu’da ise daha mütevazı göründüklerini düşünüyor. Fotoğraf: N99.org

Çinli kadın sanatçı Yang Liu (1976-), Batı’da bireylerin daha büyük egoları olduğunu, Doğu’da ise daha mütevazı göründüklerini düşünüyor.
Fotoğraf: N99.org

“Doğu’ya özgü güzel bir düşünce: Sizden istenene kadar öğretmiyorsunuz. Misyonunuzu insanların gırtlağına dayamıyorsunuz.

Batı’nın gerçeği: Her birimiz bambaşka birer varlığız ve dünyaya bir armağan vereceksek, bu başkasının değil kendi potansiyelimizin gerçekleştirilmesinden ve kendi deneyimlerimizden çıkmak zorunda.

Öte yandan, geleneksel Doğu’da ve diğer gelenek temelli toplumlarda bireyler bir kurabiye kalıbından çıkmış gibi. Görevleri, net ve kesin olarak ona yüklenmiş halde ve onlardan kurtulmasının bir yolu yok. Manevi yolda size rehberlik etmesi için bir guruya gittiğinizde, sizin geleneksel yolda tam olarak nerede bulunduğunuzu, oradan nereye gitmeniz ve oraya gitmek için ne yapmanız gerektiğini biliyor. Aynı onun gibi olabilesiniz diye sizi kendi resminin içine oturtuyor. Bu, Batılı anlamda uygun bir pedagojik rehberlik yöntemi olmayacaktır. Biz, kendi resimlerini kendileri geliştirsinler diye öğrencilerimize rehberlik etmeliyiz. İnsanın hayatı boyunca araması gereken şey asla ne denizdeydi ne de karada. Kişi, başkasının asla yaşamadığı ve yaşayamayacağı, kendine has deneyim potansiyelinin içerisinden çıkmalı.

Batı geleneğinin en iyi tarafı, bireyi tanıması ve ona saygı göstermesidir. Toplumun görevi bireyi geliştirmektir. Bireyin görevi toplumu güçlendirmek değildir.”

 

 

Yararlanılan Kaynak

Mitolojinin Gücü, Joseph Campbell, MediaCat Kitapları, 2015.

 

 

Doğu-Batı Hakkında Muhtelif 1

Ormanda Oduncu, Şeker Ahmet Paşa, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi. Şeker Ahmet Paşa (1841-1907), manzara ve natürmort resimleriyle tanınan ilk önemli Osmanlı sanatçılarından biridir. Aynı zamanda  yurtdışında eserleri sergilenen ilk sanatçımızdır. Kimi resimlerinde insanın gözüne batan perspektif ve oran çarpıklıklarını; Ormandaki Oduncu tablosundaki köylü ve eşeğinin doğa içinde çok küçük olarak tasvir edilmesini Hasan Bülent Kahraman, Sanatsal Gerçeklikler, Olgular ve Öteleri adlı kitabında şöyle yorumluyor: “Dünya, Doğu kültüründe öznelleştirilerek tanımlanır. Doğu kültüründe nesneler, kendilerine ait gerçeklik düzlemleriyle değil, onların kişide tecessüm edişiyle, içselleştirilerek betimlenirler. Batı, tersine bir yörünge izler; nesne egemen bir gerçeklik sergiler. Perspektif, nesnelliği yansıtır. Paşa yapıtına dış değil, iç gözün görüngüsünü yansıtmıştır. Doğu kültürü merkezi otoritenin egemenliğini tartışmadığı için, uzamı da bu anlayışla kullanır. Doğu’nun nesne-özne arasında kurduğu ilişki aslında uzam-iktidar ekseninde oluşan bir düzlemin izdüşümüdür. Uzam sahiplidir fakat onun sahibi onu resmeden göz değildir. Birey kendisini daha başlangıçta ve önce kendi gözünde dışlar, ötekileştirir. Perspektifin kullanılmaması özellikle istenen bir durumdur.” İngiliz yazar ve  sanat eleştirmeni John Berger’in (1926-) bu tabloya olan hayranlığını aktaran bir yazı yazdığı da biliniyor. Fotoğraf:milliyetsanat.com

Ormanda Oduncu, Şeker Ahmet Paşa, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi.
Şeker Ahmet Paşa (1841-1907), manzara ve natürmort resimleriyle tanınan ilk önemli Osmanlı sanatçılarından biridir. Aynı zamanda yurtdışında eserleri sergilenen ilk sanatçımızdır.
Kimi resimlerinde insanın gözüne batan perspektif ve oran çarpıklıklarını; Ormandaki Oduncu tablosundaki köylü ve eşeğinin doğa içinde çok küçük olarak tasvir edilmesini Hasan Bülent Kahraman, Sanatsal Gerçeklikler, Olgular ve Öteleri adlı kitabında şöyle yorumluyor: “Dünya, Doğu kültüründe öznelleştirilerek tanımlanır. Doğu kültüründe nesneler, kendilerine ait gerçeklik düzlemleriyle değil, onların kişide tecessüm edişiyle, içselleştirilerek betimlenirler. Batı, tersine bir yörünge izler; nesne egemen bir gerçeklik sergiler. Perspektif, nesnelliği yansıtır. Paşa yapıtına dış değil, iç gözün görüngüsünü yansıtmıştır.
Doğu kültürü merkezi otoritenin egemenliğini tartışmadığı için, uzamı da bu anlayışla kullanır. Doğu’nun nesne-özne arasında kurduğu ilişki aslında uzam-iktidar ekseninde oluşan bir düzlemin izdüşümüdür. Uzam sahiplidir fakat onun sahibi onu resmeden göz değildir. Birey kendisini daha başlangıçta ve önce kendi gözünde dışlar, ötekileştirir. Perspektifin kullanılmaması özellikle istenen bir durumdur.”
İngiliz yazar ve sanat eleştirmeni John Berger’in (1926-) bu tabloya olan hayranlığını aktaran bir yazı yazdığı da biliniyor.
Fotoğraf:milliyetsanat.com

 

Libya 37 Tulmeyse

TULMEYSE
(Tolmeita)

Bingazi’den minibüslerle Jebel Akdar (Yeşil Dağ) bölgesine geçtik.

  • 2005 yılında tarihi kentin sadece %10’u kazılmış durumdaydı. Buradaki yerleşimin MÖ 4. yüzyılda başladığı düşünülüyor. Ama, ortaya çıkarılan yerler MÖ 1-2. yüzyıllara tarihlenen Helenistik bir kente ait.
  • Tulmeyse daha sonra, Roma tarafından kurulan Pentapolis’in beş şehrinden biri ve başkenti olmuş. 7. yüzyılda, Pentapolis kentleri arasında Arap egemenliğini en son kabul eden kent olmuş.
  • Şehirde 1923 yılında yapılan İtalyan Kalesi vardı. Helenistik kent surlarının çok az bir parçası ayakta kalmış. Helenistik şehirlerin çevresi mutlaka surla çevrilirdi. Oysa garnizon şehri olmadıkça Roma şehrinin etrafında sur olmazdı.
Tulmeyse antik kentinde cardo (kuzey-güney doğrultusundaki cadde) ile decumanus’un (doğu-batı yönündeki cadde) kesişim noktasındaki tetrapylon (Dörtyol ağzına yapılan anıt). Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Tulmeyse antik kentinde cardo (kuzey-güney doğrultusundaki cadde) ile decumanus’un (doğu-batı yönündeki cadde) kesişim noktasındaki tetrapylon (Dörtyol ağzına yapılan anıt).
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bu alanın bir odeon (müzik yapılan yer) ya da bouleuterion (kentin sorunlarının konuşulduğu toplantı alanı) olarak kullanıldığı düşünülüyor. Havuzun derinliği, su oyunlarının yapıldığı ihtimalini de düşündürüyormuş. Bölgede su yok. Ama boru sisteminin izleri görülüyor. Burası 500 kişi alabilecek kapasitede. Buranın daha sonra tiyatroya dönüştürüldüğü, üstünün kapalı olduğu sanılıyor. Sahnenin ön tarafını heykeller süslüyormuş. Heykeller müzede sergileniyordu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bu alanın bir odeon (müzik yapılan yer) ya da bouleuterion (kentin sorunlarının konuşulduğu toplantı alanı) olarak kullanıldığı düşünülüyor. Havuzun derinliği, su oyunlarının yapıldığı ihtimalini de düşündürüyormuş. Bölgede su yok. Ama boru sisteminin izleri görülüyor. Burası 500 kişi alabilecek kapasitede. Buranın daha sonra tiyatroya dönüştürüldüğü, üstünün kapalı olduğu sanılıyor. Sahnenin ön tarafını heykeller süslüyormuş. Heykeller müzede sergileniyordu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Odeon’dan sonra kentin Agora’sına gittik. Toplumsal yaşama dair her fonksiyon Agora’da kümelenirdi, Agora toplanma yeriydi.  Ticari, politik, adli, kültürel  olaylar burada gerçekleşirdi; şehrin merkeziydi; çevresi de kamu binaları ile çevrili olurdu. Romalılar bu merkezi  Forum olarak adlandırmıştır. Tulmeyse’deki Forum 100×100 m boyutlarındaydı. Sarnıçlar Forum’un altında yer alıyor.
Burada, Kuzey Afrika’nın en büyük sarnıçları bulunuyor. Su, 25 km öteden getiriliyormuş. Basamaklarla kemerli sarnıç odalarına inilebiliyor. Büyük taş bloklar kullanarak Yunanlar’ın yaptığı sarnıçlar, 2. yüzyılda Romalılar tarafından tuğla kullanarak genişletilmiş. Yapım farklılığı duvarlardan izlenebiliyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Burada, Kuzey Afrika’nın en büyük sarnıçları bulunuyor. Su, 25 km öteden getiriliyormuş. Basamaklarla kemerli sarnıç odalarına inilebiliyor. Büyük taş bloklar kullanarak Yunanlar’ın yaptığı sarnıçlar, 2. yüzyılda Romalılar tarafından tuğla kullanarak genişletilmiş. Yapım farklılığı duvarlardan izlenebiliyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sütunlu Saray Tulmeyse’nin en süslü yapısı. İlk yapı MÖ 2. yüzyılda yapılmış. MS 115-17 yıllarında Yahudi ayaklanması sırasında yıkılmış, Romalılar tekrar yapmış. 600 metre karelik bir alanı kaplıyor. Havuzlu avlusu; avlunun kuzeyinde yemek ve toplantı odası olarak kullanılan Mısır Odası sütunlarla süslü ve tabanı mozaik kaplı imiş. Mozaik pano müzeye taşınmış. Avlunun güneyinde, Medusa Odası var. Bu odanın da mozaik döşemesi müzede idi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sütunlu Saray Tulmeyse’nin en süslü yapısı. İlk yapı MÖ 2. yüzyılda yapılmış. MS 115-17 yıllarında Yahudi ayaklanması sırasında yıkılmış, Romalılar tekrar yapmış. 600 metre karelik bir alanı kaplıyor. Havuzlu avlusu; avlunun kuzeyinde yemek ve toplantı odası olarak kullanılan Mısır Odası sütunlarla süslü ve tabanı mozaik kaplı imiş. Mozaik pano müzeye taşınmış. Avlunun güneyinde, Medusa Odası var. Bu odanın da mozaik döşemesi müzede idi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sütunlu Saray’ın toplantı salonu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sütunlu Saray’ın toplantı salonu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Ören yerinde 6. yüzyıla tarihlenen bir Bizans kilisesi var. Tulmeyse’de kazılan tek kiliseyi İtalyanlar restore etmiş. Burası üç nefli, beşik tonozlu çatıyla örtülmüş bir bazilika.
  • Tulmeyse’deki müze çok zengindi.
Müzedeki mozaiklerden iki örnek paylaşıyoruz. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Müzedeki mozaiklerden iki örnek paylaşıyoruz.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Medusa Odası’ndan müzeye taşınan mozaik. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Medusa Odası’ndan müzeye taşınan mozaik.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu