Etiket arşivi: doğrudan demokrasi

Popülizm 5

  • Popülistler, siyasal-sosyal bir basitleştirme olarak homojen halk ve yoz elitler ayrımı yaparlar.
  • Popülistlere göre yapılması gerekenler açıktır; değerler ve deneysel kanıtlar ile uğraşılması gereksizdir.
  • İktidara geldiklerinde bağlayıcı bir vekaletname aldıklarını düşünürler. Bu vekaletin detayları, onların yorumlarına dayanır. Bu tutum, demokratik hesap verebilirliği zayıflatır. Her zaman halka dönüp “Yetkiyi bize siz verdiniz, biz sizin istediğinizi yaptık, bizim hatamız değil,” diyebilirler. Oysa demokratik anayasalar siyasetçilerin rolünü bağlayıcı vekalet ile değil, özgür vekalet ile tanımlar. Çünkü özgür vekalette hesap vererek yetkilerini nasıl kullandıklarını meşrulaştırma yükümlülüğü vardır.
  • Komplo teorileri de popülizm mantığından türerler.
  • Pek çok popülist, galip geldikten sonra da mağduru oynamaya devam eder.
  • Popülizm sadece temsili demokrasilerde olur.
  • Popülizmi savunan siyasetçilerin fiiliyatta temsili demokrasiye karşı olduklarını, siyasal katılımdan kaçındıklarını, partiler, parlamento vb. siyasal temsil araçlarını pek ciddiye almadıkları savunulur.
Fotoğraf: Al Jazeera Türk on Twitter

Fotoğraf: Al Jazeera Türk on Twitter

  • Popülist lider her bireyle bağı olduğu hissini vermeyi ister; aracıları (medyayı, parti örgütünü) aradan kaldırmayı arzular. Popülist partilerde neredeyse tüm kademelerin lidere bağlı olması bu yüzdendir. Chavez’in seçim kampanyalarında kullandığı “Chavez Halktır”, “Sen de Bir Chavezsin” gibi sloganların arkasında yatan budur. Twitter bir anlamda lidere medyayı aradan kaldırıp doğrudan ulaşmanın bir aracıdır. Chavez, Alo Başkan adlı TV şovunda savunma bakanına canlı yayında, on tank taburunu Kolombiya sınırına yollamasını söylemişti. Günümüzde de benzer medya kullanımları yapılmaktadır (Macaristan’da radyoda Victor Orban, Ekvador’da Rafael Correa, Bolivya’da Evo Morales vb.).
  • Demokrasinin önceden övülen ara kurumları, doğrudan demokrasi uğruna ortadan kalkar. Popülistler referandum gibi doğrudan demokrasi yollarını da tercih ederler. Ortak iyi tek ise, onu temsil etmenin tek bir yolu varsa partide itirazlar hoş görülmeyecektir. Bu yüzden lider bizzat her şeyi ve herkesi kontrol eder. Parti, tek üyesi olduğunu düşündürten bir kuruma döner. Geert Wilders her cumartesi Özgürlük Partisi’nin meclis üyelerini kendilerini nasıl ifade edecekleri ve yasal işleri nasıl yürütecekleri konusunda aydınlatır. Onunla sürtüşecek cesareti olanları partiden atar.
  • Popülist partiler bir klan gibi örgütlenir. Fransa’da Milli Cephe’yi Jean-Marie Le Pen kurmuş, yerine kızı Marine Le Pen geçmiştir. Marine ise şimdi yeğeni Marion’u yerine hazırlamaktadır.
  • Popülist lider yönetmeyi sürekli seferberlik olarak görür.

 

 

Libya 11 Kaddafi 4

  • 1974 yılında Kıbrıs Harekatı sonrasında Türk Dışişleri, Libya ile ilişki kurdu. Libya, Kaddafi’nin kapattığı ABD üssünde bol miktarda silah ve malzeme olduğunu, bunları gönderebileceklerini bildirdi. Kısa bir süre sonra da 4 uçak dolusu silah ve malzeme Türkiye’ye gönderildi. Türkiye Cumhuriyeti, Libya genelkurmay başkanına silahların parasını ödemek istediğini iletti ve yeni silah talebinde bulundu. Libya Genelkurmay Başkanı “Sizden para almayız. Depolarda ne kadar silah, malzeme varsa hemen gönderelim” dedi. Heyetteki Türk subaylar üsse giderek işe yarayacak silah ve malzemeleri belirledi. Bunlar 4 adet DC 9 uçağına yüklenerek Türkiye’ye gönderildi.
  • 1977 yılında Devrim Komuta Konseyi dağıtılmış; doğrudan demokrasi ilkesi benimsenmiş; halkın yönetime katılması Genel Halk Kongresi ile sağlanmış; kongre, bakanlar kurulu işlevi gören Genel Halk Komitesi’ni seçmiş; 1979 yılında Muammer el-Kaddafi Genel Halk Kongresi genel sekreterliğinden istifa etmişti. Ama devlet başkanı olarak ülkeyi fiilen o yönetiyordu.
  • Din mahkemeleri 1973 yılında kaldırılmıştı ama bütün mahkeme kararları şeriat kurallarına dayanıyordu. 1989 yılında Devrim Mahkemeleri’nin yerini, siyasal tutukluları yargılayan Halk Mahkemeleri almıştı. Aynı yıl, ordu ve polis örgütünün yerini Cemahiriye Muhafızları almıştı.
  • 1978 yılında Libya’ya gerçekleştirdiği ziyarette kaybolan Lübnanlı Şii din adamı ve Emel hareketinin kurucusu, Lübnan İç Savaşında Emel ordusunun komutanlarından Musa es-Sadr ve beraberindeki iki yol arkadaşının ortadan kaybolmasından Libya sorumlu tutuldu. Sadr’ın ve beraberindekilerin Libya ziyareti sırasında öldürüldüğü ve Sabha’ya gömüldüğü öne sürülüyor. Musa el-Sadr’ın hayatta olup olmadığı hala bilinmemektedir.
Fotoğraf: www.internetingazetesi.com

Fotoğraf: www.internetingazetesi.com

  • Kaddafi döneminde basın, yayın devlet denetimi altında idi. Tek ulusal kanal Kaddafi’nin nutukları ve ülkenin uğradığı işgaller, dolayısıyla “kötü yabancı” programları ile doluydu ama evlerin çatıları da uydu alıcılarıyla. Otellerde yabancı kanalların yayınlanması yasaktı. Kaddafi bu durumu, Libyalı istediğini seyredebilir, ama turist ülkemiz hakkında bilgi edinmeli, diyerek savunuyordu.
  • Libya, İsrail ile barış için görüşmelere oturulmasına karşı çıkarak, Ret Cephesi olarak bilinen sertlik yanlısı ülkelerle işbirliği yaptı.
  • 1980’lerde bozulan ekonomi ile muhalefet başladı, Kaddafi baskıcı önlemlerle muhalefetin yükselmesini önledi. Aynı dönemde ABD ile gerginlikler yaşandı, 1986’da ABD uçakları Trablus ve Bingazi’yi bombaladı.
  • ABD, 1988 yılında Libya’yı kimyasal silah üretmekle suçladı.
  • Aralık 1988’de Pan Am Havayolları’na ait uçak düşürüldü. Uçakta bulunan 243 yolcu ve 16 mürettebatın tümü yaşamını yitirdi. Uçağın büyük parçaları İskoçya’nın güneyindeki Lockerbie kasabasına düşünce yerde bulunan 11 kişi daha hayatını kaybetti.
  • Fas, Cezayir, Tunus, Libya ve Moritanya, 1989′da Mağrip Arap Birliği’ni kurdular. Muammer Kaddafi tarafından bir Arap üst-devleti fikri olarak ortaya çıkan bu birlik, zamanla bir ortak pazara dönüşmeyi hedeflemekteydi.
  • 1989’da ABD uçakları iki Libya avcı uçağını düşürdü. ABD ile yaşanan gerginlik Kaddafi’nin durumunu ülke içinde güçlendirdi.
  • Aynı dönemde iç savaşta olan Çad’ı Libya’nın işgal girişimleri başarısız oldu, iki ülke arasında 1989 yılında barış antlaşması imzalandı.
  • Birleşmiş Milletler 1992 yılında, uçağa yerleştirilen bomba sonucu Lockerbie faciasına yol açan iki Libyalı sanığın İskoçya ya da ABD’de yargılanmak üzere teslim edilmesini istedi.
  • Kaddafi reddedince Libya ile BM üyesi ülkeler arasındaki uçuşlara ambargo kondu; Kaddafi bombala emrini kendisinin vermediğini söyledi ama Libya terörist devlet olarak anılmaya başlandı.
  • 1999 yılında Libya iki sanığı Hollanda’da İskoç yasalarına göre yargılanmak üzere teslim etti, BM yaptırımları kalktı. 2001 yılında sonuçlanan davada Libyalılardan biri suçlu bulundu, ömür boyu hapis cezası aldı.
  • Libya’nın Lockerbie kurbanlarına tazminat ödemeyi kabul etmesi ve kitle imha silahı üretim tesislerini uluslararası denetime açması ile ABD ve Avrupa ülkeleri ile arası düzeldi. İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, İngiltere Başbakanı Tony Blair ve Fransa Devlet Başkanı Jacques Chirac Libya’yı ziyaret etti.
  • 1992 yılında konan ABD ambargosu 2003 yılında tamamen kaldırıldı. ABD, yurttaşlarına Libya’ya gidin çağrısı da yaptı.
  • 1996 yılında ülkenin doğusunda dincilerin başlattığı silahlı ayaklanma acımasızca kısa zamanda bastırıldı.
  • 1999 yılında Nijer üzerinde düşürülen ve 170 kişinin ölümüne yol açan Fransız uçağı olayında Fransız mahkemeleri Kaddafi’nin kayınbiraderini suçlu buldu.