Etiket arşivi: devrim

Şiddet 69| İç Savaş ve Devrim Şiddeti 5

1975-1979 yılları arasında Kızıl Kmerler’in gözaltı ve işkence merkezi Tuol Sleng (Güvenlik Hapishanesi) veya Security Office 21 veya kısaca S-21. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Phnom Penh, 1998.

1975-1979 yılları arasında Kızıl Kmerler’in gözaltı ve işkence merkezi Tuol Sleng (Güvenlik Hapishanesi) veya Security Office 21 veya kısaca S-21.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Phnom Penh, 1998.

  • Rus komünizmi acımasız, baskıcı ve kanlıydı fakat eşsiz değildi. Ekonomik sonuçlar ve çekilen acılar örneğin 1970’lerde Kızıl Kmerler’in idaresinde Kamboçya’da yaşananlara; Çin’de ve Kuzey Kore’dekilere benziyordu. Komünist ekonomik kurumlar tüm gücü komünist partilerin ellerinde yoğunlaştırıp bu gücün kullanımına hiçbir kısıtlama getirmeyen siyasal kurumlar tarafından destekleniyordu.
  • Kamboçya Komünist Partisinin silahlı kanadı olan Kızıl Kmerler adlı gerilla teşkilatının başı, 1976-1979 yıllarında Kamboçya başbakanı olan Pol Pot (1925-1998) ve rejimi, 3 yıl 8 ay içinde, ülke nüfusunun yaklaşık yarısını, 3 milyon kişiyi  katletti. Katledilenler arasında tek suçu gözlük kullanmak olanlar da vardı. Optik gözlük takanların okumuş kişiler olduğu varsayılıyordu ve bu rejimde elitlere yer yoktu. Böyle bir katliam gerçekleştiren Pol Pot rejiminin sonunu 1978’de Vietnam’la yaptıkları savaş getirdi. Yalnızca gerilla gücüne sahip olan Kızıl Kmerler Vietnam karşısında kısa sürede mağlup oldu ve Pol Pot rejimi yıkıldı.  Vietnam ordusu 100 bin kişilik bir askeri güçle Kamboçya’yı işgal etti. Pol Pot ve ekibi Tayland’a kaçmak zorunda kaldı. Vietnamlılar ise ülkede Kızıl Kmerler’den kaçanların da içinde bulunduğu yeni bir hükümet kurdular. Böylece Kamboçya halkı hiçbir zaman hatırlamak dahi istemediği bu kanlı rejimden kurtuldu.
Kırbaçlanırken veya elektrik verilirken bağırmanın yasak olması gibi Güvenlik Hapishanesi’nin kurallarının listesi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kırbaçlanırken veya elektrik verilirken bağırmanın yasak olması gibi Güvenlik Hapishanesi’nin kurallarının listesi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kızıl Kmer rejimi sırasında öldürülenlerden Choeung Ek (Ölüm Tarlaları - Killing Fields) oluşturulduğu biliniyordu. Rejimin devrilmesinden sonra buralar gün yüzüne çıkartıldı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kızıl Kmer rejimi sırasında öldürülenlerden Choeung Ek (Ölüm Tarlaları – Killing Fields) oluşturulduğu biliniyordu. Rejimin devrilmesinden sonra buralar gün yüzüne çıkartıldı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Moncada Kışlası, Santiago de Cuba, Kuba. Fidel Castro ve yoldaşları tarafından 26 Temmuz 1953'te Moncada Kışlası'na yapılan baskın, 1959’un hemen başında gerçekleşecek olan Küba Devrimi için son derece önemli bir atak olmuştu. Adını bu baskının tarihinden alan 26 Temmuz Hareketi, José Martí’nin düşüncelerine dayanan ulusal, antiemperyalist ve demokratik ideolojiye sahipti. Hareket, Fulgencio Batista diktatörlüğüne karşı oluşturulmuş bir örgütlenmeydi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 1997.

Moncada Kışlası, Santiago de Cuba, Kuba.
Fidel Castro ve yoldaşları tarafından 26 Temmuz 1953′te Moncada Kışlası’na yapılan baskın, 1959’un hemen başında gerçekleşecek olan Küba Devrimi için son derece önemli bir atak olmuştu.
Adını bu baskının tarihinden alan 26 Temmuz Hareketi, José Martí’nin düşüncelerine dayanan ulusal, antiemperyalist ve demokratik ideolojiye sahipti. Hareket, Fulgencio Batista diktatörlüğüne karşı oluşturulmuş bir örgütlenmeydi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 1997.

  • Demokratik rejimlerin sonunun bir askeri darbe ile gelmesi de sık rastlanan bir şiddet türüdür.
  • Mısır’da ülkenin seçilmiş ilk cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, 3 Temmuz 2013 günü Mısır Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı Abdulfettah El Sisi tarafından yapılan darbeyle görevden alındı ve tutuklandı. Mursi hakkında beş dava açıldı. Bir davadan 20 yıl, birinden müebbet hapis, birinden ise idam cezası aldı.
    Kasım 2012′de Mursi’nin bazı düzenlemeleri içeren anayasal bildiriyi yayımlamasıyla ülke çapında bazı protestolar başlamıştı. Ordunun sivil grupların da desteğiyle 3 Temmuz darbesini gerçekleştirdiği ifade ediliyor. Darbeden sonraki iki aylık süreçte binlerce kişinin katledildiği, 10 binden fazla kişinin yaralandığı haberleri basında yer aldı.

 

 

Şiddet 68| İç Savaş ve Devrim Şiddeti 4

Devrim, yasalara ve alışkanlıklara karşı yapılır.

Devrim, etki üretmek maksadıyla oluşturulan tepki olarak tanımlanır.

  • Protestanlık da bir devrimdir ve Otuz Yıl Savaşları’na yol açmıştır.
  • Devrim, bir sınıfın bir diğerini şiddet kullanarak alaşağı etmesi, devrim karşıtlarının izinin sürülüp ortadan kaldırılmasıdır. Dolayısıyla ihbar ve iftira mekanizmalarının çok çalıştığı zamanlar yaşanır.
  • Fransız Devrimi 1789 yılında olmuş ve bitmiş bir şey değildir. Kaos, aşırı şiddet ve Napoleon Bonaparte’ın yükselişi dikkate alındığında Fransız Devrimi çok radikaldir. Bourbon Restorasyonundan (1814/1815-1830) 15 yıl sonra Paris sokakları yeniden barikatlarla kaplanmış, daha sonrasında 1848, 1871, Halk Cephesi, Direniş ve ’68 Mayısı gibi her biri kendince Büyük Devrim’le sürmüştür.
  • Ne zaman ki kendi anayasaları ve ona eşlik eden seçimler Fransa’da Jakobenlerin iktidarına bir tehdit oluşturmaya başladı, anayasayı askıya almakta ve suçlu gördüklerine terör uygulamakta duraksamadılar.
  • 1917 Bolşevik Devrimi kanlı bir hadiseydi. Yalnızca komünist olmayan unsurları değil, iktidarları için tehdit oluşturabilecek diğer komünist unsurları da tasfiye edip öldürdüler. İç Savaş, ardından Stalin’in kamusallaştırma politikaları ve milyonlarca insanın hayatına mal olan tasfiyeleriyle, yaygın insan hakları ihlalleriyle trajik bir dönemdi.
  • Sosyalist rejimin tahkim edilmesi ve milli bilincin baskılanması adına Sovyetler Birliği toprakları içinde zorla kitlesel yer değiştirmeler yaşandı. 23 milyonu Rus olmak üzere, 54-65 milyon insan kendi ulusal merkezlerinin dışında yaşamak zorunda bırakılmıştı.
  • Proletarya diktatörlüğünde düşman olarak görülen elitler Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra da (Avrupa Birliği gibi dış güçlerle işbirliği halinde oldukları ve vatanlarına yabancı olan fikirleri destekledikleri için) mubah sayılmadılar.
  • Sovyet çalışma kampları gibi Kızıl Çin’de de laogai denen siyasi suçluların gönderilerek çalışmayla yeniden eğitildikleri kamplar vardı.
  • Mao’nun deyişiyle, politika şiddet demektir. Devrim bir çay partisi değildir: en katıksız haliyle şiddettir. Mao bir kıvılcımın kolaylıkla yangına dönüşebileceğini de söylemişti.
  • 1949 sonrası Tayvan’a kaçmak zorunda kalan 1 milyon sivil ve 600 bin asker Çin devriminin mültecileriydi. Devrimin ilk 20 yılında yaklaşık 3,5 milyon insan ülkesini terk etmek zorunda kalmıştı.
  • Bir komünistin tüm sırları Parti’ye aittir. Parti, bir komünisti yapmayı vaat ettikleriyle değil, o güne dek yaptıklarıyla değerlendirir. Parti tüm üyelerini sürekli denetler. Yükselebilmek için Parti’ye bağlılığı kanıtlamak gerekir. Parti her şeye, düşüncelere, eserlere, özel hayata her şeye karışır. Her şey her yurttaşın dosyasına kaydedilir, sahibi hayatı boyunca o dosya hakkında bilgi edinemez.
  • Herkes adının başında yoldaş teriminin bulunmasını sağlamak zorundaydı. Aksi taktirde “kötü tohum” olarak damgalanır, çalışmayla yeniden eğitim kampına gönderilirdi.
  • Çin Kültür Devrimi’ne Kızıl Terör, Kızıl Muhafızlar’ın kızıl terör dönemi de denmiştir. Toprak sahipleri, zengin köylüler, karşıdevrimciler, zararlı kişiler ve sağcı hainler olarak damgalananların evleri aranırdı. Kültür Devrimi sırasında eleştiri hareketleri ve bazı fesat odakları için canavarlar deyimi kullanılırdı. Karşıdevrimcilerin başları tıraşlanarak aşağılanması yaygın bir uygulamaydı. Zaten her nevi aşağılama başlı başına şiddettir. Bu dönemde giysiler kişinin kapitalist, hatta yabancılarla ortaklık kurmuş kompradorlar olarak damgalanmasına sebep olabilirdi.
Mao heykeli, Changsha, Hunan Eyaleti, Çin Halk Cumhuriyeti. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2017.

Mao heykeli, Changsha, Hunan Eyaleti, Çin Halk Cumhuriyeti.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2017.

  • Mao’nun devriminden sonra Çin’de gerçekleştirilen infazları fiziksel açıdan durumu müsait olan herkesin ibret almak için infaza katılması isteniyordu. O kadar çok infaz gerçekleştirilmişti ki insanlar artık bıkmıştı ama katılım zorunluydu. İnfazı izlemeye gelmeyenlerin işbirlikçi olarak cezalandırılacağı duyurulurdu.
  • Mao Zedong’un köylü devriminde Marksizm, yerel gelenekler ve anlayışlarla sentezlendi. Konfüçyüsçülük, komünist Çin’in ataerkil yapısında yeni bir biçime kavuştu. Mao Çini de birçok baskıcı alışkanlığı devraldı. 1960’ların ortasında başlayan Kültür Devrimi, ülkeyi ekonomik ve sosyal bakımlardan tam bir kaosa soktu. Sovyetler Birliği’nin çökmesinden sonra da ülke başka bir değişim geçirdi.
  • Devrim, dedi ağabeyim, yemeğe misafir çağırmak değildir, şiddetin ta kendisidir”, diye yazar Mo Yan, Yaşam ve Ölüm Yorgunu adlı eserinde.

 

Şiddet 65| İç Savaş ve Devrim Şiddeti 1

  • Her monarşi, hükümdarın ölümünde tehdit altında kalmış, hemen her taht intikali bir iç savaş tehdidi yaratmıştır.
  • Fransız düşünür Michel Foucault (1926-1984), iktidarın olduğu her yerde direniş de vardır ve bu iyi bir şeydir, der. Foucault, her tür direnişi plebler olarak adlandırarak Roma Cumhuriyeti’ne gönderme yapar. İktidara, tam da uygulandığı noktada tepki verir; bir başka yerde değil. Foucault’ya göre pleblerin çıkarları ortak olmak zorunda değildir, ya da aynı sosyal koşulları paylaşmaları gerekmez; plebler, sosyolojik bir sınıf değildirler, plebler heterojendir. Plebler bir olgu, bir tezahür, bir olaydır. Plebler gibi devingen, heterojen ve karmaşık bir gerçeklik örgütlenebilir; farklı direnişler de genel bir etki üretmek amacıyla stratejik bir şekilde düzenlenebilirler. Bu genel etkiye devrim denir.
  • 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren farklı kültürel gruplar arasındaki etkileşim, karşılıklı iç içe geçme ve çatışmalar; ekonomik, siyasi, bireysel ya da kültürel nedenlerle ülkeler arasındaki göç dalgaları ve hareketlilik çok arttı. Ortaya çıkan karışım, her zaman mutlu kültürel karşılaşmalar doğurmadı.
  • Küçük etnik ve kültürel topluluklar, kendi kimliklerini koruma ve sürdürme konusunda daha ısrarlı olmaya başladılar. Büyük toplumsal yapılar ise bu talepleri tehdit olarak algıladı.
  • Genelde etnik ya da milliyetçi kökenlere dayanan iç savaşlar ve devrimlerin sayısında büyük artış oldu. İç savaşlarla dolu olan 20. yüzyıl komşuları ve aileleri karşı karşıya getirdi.
  • Yüzyılın en çok satılan felsefe kitaplarından birisi olan Martinik doğumlu psikiyatrist, filozof, devrimci ve yazar Frantz Fanon’un (1925-1961) Yeryüzünün Lanetlileri kitabı, ezilen halklara kendilerine yönelik zulme son vermek için şiddet kullanmalarını öneriyordu.
  • İç savaşların ve devrimlerin can kaybından sonra getirdiği en büyük zorluk güvensizliktir, kimseye güvenememektir.

(Plebler, Antik Roma’da sıradan halktır. Hakları kısıtlıdır ama zengin olabilir. Biz burada Foucault’nun değerlendirmesine yer verdik ama bu kavram günümüzde bazı toplumlarda genellikle orta ve alt sınıflar için kullanılır.)

Suriye’de iç savaş birçok şehrin yok olmasına neden oldu. Fotoğraf: elobservador.com.uy

Suriye’de iç savaş birçok şehrin yok olmasına neden oldu.
Fotoğraf: elobservador.com.uy

  • İç savaşlar 2. yüzyılın sonundan itibaren Roma İmparatorluğu’nda hayatın bir parçası haline gelmişti. İç savaş ya da imparatora karşı saray darbesinin yaşanmadığı on yıl neredeyse yok gibiydi. Eceliyle ya da savaşta ölen çok az imparator vardı. Çoğu ya tahtı gasp etmek isteyenler ya da kendi askerleri tarafından öldürüldü.
  • Kralın yetkilerini kısıtlayan Magna Carta’nın (1215) ardından ortaya çıkan düzene göre parlamentonun işlevsel olabilmesi için kralın parlamentoyu toplantıya çağırması gerekiyordu. 1629’dan sonra parlamentoyu toplantıya çağırmayı reddeden I. Charles ve parlamento arasındaki sürtüşmelerden 1642 yılında iç savaş patlak verdi. Çatışmalar, ekonomik ve siyasal kurumlar için verilen mücadeleyi yansıtıyordu. Oliver Cromwell önderliğindeki parlamenterler kralcıları yenilgiye uğrattı. Charles 1649’da yargılandı ve idam edildi. Oligarşinin yerini Oliver Cromwell’in diktatörlüğü aldı. Cromwell’in ölümünün ardından monarşi yeniden tesis edildi. 1688’de başka bir iç savaş çıktı. 1689’da hazırlanan Haklar Bildirgesi ile bazı temel anayasal ilkeler oluşturuldu.
  • Kuruluş sürecinde ABD’nin kölelik karşıtı ve kölelik yanlısı kuzeyi ve güneyi arasındaki çatışmalar, İç Savaşın (1861-1865) kuzey lehine çözüm getirmesine kadar sürmüştü. İç Savaş’ta ölenlerin sayısı 600 bini geçmişti. Ama İç Savaş plantasyon elitinin siyasal gücünü ya da bu gücün ekonomik temelini ortadan kaldırmadı. Güney’de sömürücü kurumların uzantıları ortaya çıktı: Haklarından mahrum etme, Alabama’nın Black Code’u gibi serserilik yasaları, çeşitli Jim Crow yasaları (Güney’de uygulamaya konulan tüm ırkçı yasalar) ve genellikle elit tarafından finanse edilen ve desteklenen Ku Klux Klan eylemleri, Sivil Savaş sonrası Güney’i bir apartheid toplumuna dönüştürdü. Bu uygulamalar siyah nüfusu ve onun işgücünü kontrol etmeyi hedefliyordu. Güney 20. yüzyıla hala el emeği ve katır gücü kullanan ve neredeyse mekanik araçlardan hiç yararlanmayan, düşük eğitim düzeyi ve geri teknolojisiyle büyük ölçüde kırsal bir toplum olarak girdi. Güney ancak bu kurumların 1950’ler ve 1960’larda yok olmasının ardından hızla Kuzey’i yakalama sürecine girdi.
  • Apartheid, Afrika dilinde ayrılık anlamına gelir. Apartheid, siyahilere yönelik uygulanan beyaz milliyetçiliğine verilen sistemin ismidir. 1940′lı yıllardan 1990′lı yıllara kadar süregelen bu uygulamalar, zaman içerisinde farklılık göstermiştir. Güney Afrika Cumhuriyeti‘nde 1948 – 1994 yılları arasında resmi devlet politikası olarak iktidarda bulunan Ulusal Parti hükumeti tarafından uygulanan ve bu doğrultuda da yasalar çıkartan ırkçı ayrımcılık sistemidir.

 

Fasces 1

Roma, pek çok şeyin başlangıç noktasıdır. İlk orada kullanılmış, uygulanmış şeyler daha sonra dünyada genel kabul görmüştür.

Ancak Fasces, bir Etrüsk mirasıdır.

Minos Uygarlığı’ndaki çift başlı balta lybris’in Etrüskler tarafından İtalya’ya taşındığı ve oradan esinlenildiği tahmin edilmektedir.

Fasces. Fotoğraf: Encyclopedia Britannica

Fasces.
Fotoğraf: Encyclopedia Britannica

Fasces bir demet. Tüylü huş ağacı çubuklarından oluşan sembolik bir demet.

Güç ve yargı yetkisini veya birlikten kuvvet doğacağı fikrini temsil ediyor.

Ahşap çubuklar halkı,

Demetteki balta, devletin gücünü,

Kırmızı deri şeritler, devlet gücünün sınırını simgeliyor. Yani “devletin kırmızı çizgileri.”

Daha az kırmızı şerit, daha güçlüyüm, sınırım az, anlamına gelirdi.

Roma Cumhuriyeti’nde (MÖ 509-27) demeti sivil hizmetli korumalar, liktorlar taşıyor.

Lictorlar, üst düzey görevlilere, magistralara eşlik ederdi.

Liktorlar magistraların önünde yürür ve bayrak gibi taşıdıkları Fasces sayısı ile magistranın statüsünü belli ederdi.

Pomerium Roma’nın kutsalı olduğundan orada Fasces’e balta takılmazdı.

Cumhuriyet’in durumu tehlikede olduğunda atanan diktatörler döneminde lictorlar Pomerium içerisinde de demetlere balta takarak, diktatörün elinde olağanüstü güç bulunduğunu ifade ederlerdi.

Diktatörlerin Faces şeritleri kırmızı değildi; güçlerinin sınırı daha belirsizdi.

Fotoğraf: The Westologist

Fotoğraf: The Westologist

Fasces, Fransız İhtilali’nde, halkın elindeki devlet gücünü sembolize etmiştir. Devrim sonrası Kuba’da da aynı anlamda kullanılmaktadır. Fotoğraf: CRW Flags Inc

Fasces, Fransız İhtilali’nde, halkın elindeki devlet gücünü sembolize etmiştir. Devrim sonrası Kuba’da da aynı anlamda kullanılmaktadır.
Fotoğraf: CRW Flags Inc

Fotoğraf: World News

Fotoğraf: World News

İtalyan faşizminin adı Fasces’ten türetilmiştir.

Faşist ilke ve öğretiler Giovanni Gentile (1875-1944) tarafından, Benito Mussolini (1883-1945) için yazılmıştır.

İtalyan Ulusal Faşist Parti Fasces’i sembollerinden biri yapmıştır.

Sembolün üçlü anlamı devlet gücü, halk mülkiyeti ve birliktelik 1922 yılında iktidara gelen Mussolini’nin propagandasında kullanılmıştır.

Fasces, 1926 yılından itibaren İtalya’nın resmi devlet sembolü olmuştur.

Fasces daha sonra da kullanılmaya devam etmiştir. Günümüzde en az 17 ülkenin arma, ordu ya da bayrağında kullanılan bir semboldür. ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi’nde, Beyaz Saray’da Oval Office’de, ABD mahkemelerinde, ABD Milli Muhafız Bürosu ambleminde halen kullanılmaktadır.

 

Troçki’nin Sürgün Evleri 1

Meksika’da öldürüldüğü evin çalışma odasında asılı olan yağlıboya portresi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Meksika’da öldürüldüğü evin çalışma odasında asılı olan yağlıboya portresi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Bolşevik Devrimi’nin Lenin’den sonra en parlak önderi,
  • Usta bir yazar ve konuşmacı,
  • Lenin profesyonel devrimcilerden oluşan disiplinli bir partiyi savunurken, geniş tabanlı, demokratik bir partiyi savunan,
  • 1905 yılında sürekli devrim (önce demokratik devrim, sonra sosyalist devrim) teorisini ortaya atarak Che Guevera’ya da ilham kaynağı olan,
  • Bir çok kez sürgüne gönderilen, iki Sibirya sürgününden kaçan,
  • İlk eşinden iki kızı, ikinci eşinden iki oğlu olan,
  • Yahudi bir ailede doğan,
  • 1917’de Bolşeviklere katılan,
  • Lenin’in en yakın çalışma arkadaşlarından biri olan,
  • Pravda’yı kuran,
  • Sovyetler Birliği’nin ilk dışişleri bakanı,
  • Kızıl Ordu’yu kuran,
  • Beyaz Rus ordularını yenen,
  • Bolşevikler/Kızıllar ile Menşevikler/Beyazlar arasındaki iç savaşta 60.000 kişinin öldürülmesinden sorumlu tutulan,
  • Lenin’in halefi olacağı düşünülen,
  • 1924’te Lenin’in ölümünden sonra Stalin’le görüş ayrılığına düşen ve 1929 yılında sürgün edilen biri Leon Davidoviç. Troçki, sahte hüviyetindeki adı. Çarlık polisi onu Leiba Bronstein adıyla fişlemişti. Türk vizesi ise Leon Sedov Efendi takma adı ile verilmişti.
  2015 İstanbul Bienali’nde Büyükada Splendid Palas Oteli’nde. İstanbul’un en eski otellerinden biri olan yapı 1908-1911 arasında inşa edilmiş. William Kentridge’in (1955-) otelde sergilenen O Sentimental Machine (Ah, İçli Makine) adlı video projeksiyonunda otelin kendisi, Troçki, sekreteri ve takipçileriyle bir karakter haline geliyor. Tarihin olayları karşısında benliğin parçalanmasına duyarlı olan Kentridge, çok kanallı bir ses ve görüntü enstalasyonu yaratmış. O Sentimental Machine Troçki gibi mektuplar gönderip alarak, sekreterine mesajlar yazdırıp dünyaya göndererek tarihsel olaylara uzaktan katılma duygusunu araştırıyor. Mantıksal argüman ve dilin, tıpkı Troçki’nin ütopyalarının başarısız olması gibi, yolları ayrılıyor; ütopyacı düşüncenin gerekliliği ve imkansızlığı Troçki’nin sekreteri ile megafon arasındaki hayali bir ofis aşkıyla anlatılırken Troçki’nin, insanın duygusal ama programlanabilir bir makine olduğu fikrini temsil ediyor. Troçki’nin Fransızca yaptığı bir konuşma, 1920’lerden Türkçe bir şarkı, eski bir Rus enstrümanı ile üretilmiş müzik, Rumca bir şarkı, Enternasyonal Marşı eserin seslerini oluşturuyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu


2015 İstanbul Bienali’nde Büyükada Splendid Palas Oteli’nde.
İstanbul’un en eski otellerinden biri olan yapı 1908-1911 arasında inşa edilmiş. William Kentridge’in (1955-) otelde sergilenen O Sentimental Machine (Ah, İçli Makine) adlı video projeksiyonunda otelin kendisi, Troçki, sekreteri ve takipçileriyle bir karakter haline geliyor. Tarihin olayları karşısında benliğin parçalanmasına duyarlı olan Kentridge, çok kanallı bir ses ve görüntü enstalasyonu yaratmış. O Sentimental Machine Troçki gibi mektuplar gönderip alarak, sekreterine mesajlar yazdırıp dünyaya göndererek tarihsel olaylara uzaktan katılma duygusunu araştırıyor. Mantıksal argüman ve dilin, tıpkı Troçki’nin ütopyalarının başarısız olması gibi, yolları ayrılıyor; ütopyacı düşüncenin gerekliliği ve imkansızlığı Troçki’nin sekreteri ile megafon arasındaki hayali bir ofis aşkıyla anlatılırken Troçki’nin, insanın duygusal ama programlanabilir bir makine olduğu fikrini temsil ediyor. Troçki’nin Fransızca yaptığı bir konuşma, 1920’lerden Türkçe bir şarkı, eski bir Rus enstrümanı ile üretilmiş müzik, Rumca bir şarkı, Enternasyonal Marşı eserin seslerini oluşturuyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Troçki ile Stalin’in ihtilafı Lenin’in ölümünden beri devam etmekteydi. Stalin, komünizmin önce Rusya sınırları içinde yerleştirilmesini, Bolşevik İhtilali’nin daha sonra dünyada yayılmasını planlarken; sol muhalefetin lideri Troçki ise Marksist yönde herhangi bir taviz verilmesine şiddetle karşıydı. Özellikle Almanya’nın olgun hale geldiğini söylüyor, hemen dünyada Bolşevik İhtilali’nin teşvik edilmesi gerektiği tezini savunuyor, Stalin’i sağa kaymakla suçluyordu. Troçki’yi daha çok aydın gruplar destekliyordu. Stalin Troçki’yi köylü sınıfını yok edecek, hızlı sanayi programı tasarlamakla suçluyor, Troçki ise sanayiin gelişmesindeki gecikmelerin tarımın gelişmesini geciktirdiğini öne sürüyordu.
  • Stalin tarafından 1927 yılında önce Kazakistan’a Alma Ata’ya sürüldü. Taraftarları büyük gösteriler düzenlemiş, Troçki’nin sürgüne gönderilmesini önlemeye çalışmışlardı. Stalin Troçki’den siyasi faaliyetlerine son vermesini istedi, Troçki reddetti.
  • Stalin, ilk beş yıllık kalkınma planını başarıyla tamamlayabilmek için ülkede muhalefet istemiyordu. Ayrıca Troçki’nin tasfiyesi aşırı solun tasfiyesi olarak görüleceğinden, Batı kendisine yaklaşabilir, itimat havası yaratabilir, ekonomik destek sağlayabilirdi. Troçki’nin elenmesi gerektiğini, devrin İngiliz dışişleri bakanı Sir Austen Chamberlain Stalin’e duyurmuş ve ancak bundan sonra İngiliz-Sovyet ekonomik görüşmeleri bir neticeye ulaştırmanın mümkün olabileceğini açıkça anlatmıştı.