Etiket arşivi: Dadaizm

Çağdaş Sanata Varış 204| Fotogerçekçilik / Hiperrealizm 1

FOTOGERÇEKÇİLİK/ HİPERREALİZM/ POST POP PHOTOREALİSME/
SUPERREALİSME/INHUMANISME 1
1969

  • Sürrealistlerin “doğrucu gerçekçilik” denebilecek dalında, nesneler ayrıntılı biçimde betimlenir. Rene Magritte (1898-1967), bir araya gelmeyecek nesneleri yan yana koyar ama bunları çok natüralist çizer; bir yaprak üzerinde 10 çeşit kuş gibi. Aslında Hiperrealisttir, denebilir.
  • ABD Sanatı bölümünde bahsettiğimiz, kendisini Modernizm’in Düşmanı ilan etmiş olan Andrew Wyeth (1917-2009), ABD Realist resminde en büyük isimdir. Hep hayalinden çalıştığı söylenir. Sulu boyayı bile çok gerçekçi yapabilmesi ile de ünlüdür. Hatta 20. yüzyıl ABD resminin en ünlülerindendir. Bu natüralist ressam, Fotogerçekçilik’in babası olarak kabul ediliyor.
Andrew Wyeth, Christina's World, 1948. Museum of Modern Art, New York City.

Andrew Wyeth, Christina’s World, 1948.
Museum of Modern Art, New York City.

Andrew Wyeth, Braids, detay, 1979. Fotoğraf:en.wikipedia.org

Andrew Wyeth, Braids, detay, 1979.
Fotoğraf:en.wikipedia.org

  • 1960’ların sonlarında sanatçılardan bazıları fotoğrafın görsel mesajı üstünde yoğunlaştılar.
  • Empresyonizm, Fütürizm, Dadaizm bu akımın önemli evreleridir. Ama 1960’lara kadar hiçbir akım fotoğrafın kendisini örnek almamıştır.
  • Fotogerçekçilik, gerçeğin, fotoğraf gibi, sadık kopyasını yapmayı amaç edinir.
  • Fotoğrafın yaygın kullanımı ve bilinçaltı şartlanmalar seyircinin gözünde doğru ve nesnel olma niteliği taşıyordu. Fotoğraf, objektifti, gerçeğin kendisiydi. Fotoğraf, mesajın kendisiydi. Oysa fotoğrafın gerçekçiliği ve nesnelliği çekiş açısı, aydınlatma, çevre ve renk düzeni, konu seçimi vb etmenlere bağlıdır.
  • Fotogerçekçi sanatçı, fotoğrafın yanıltıcılığını aşmak, gerçeğe sahip çıkmak ister.
  • Bir ressam için fotoğrafı model almak, gerçeğin görüntüsünün görüntüsünü yaratmak anlamına gelir.
  • Fotogerçekçilik’te tablo ile fotoğraf arasında plan özdeşliği vardır.
  • Pek çok Fotogerçekçi sanatçı, çalıştığı tuval üzerine resmini yapacakları fotoğrafın diyapozitifini yansıtarak resmin doğruluğunu ya da istenen abartıları denetler.
  • Bu akım sanatçılarının çoğu kendi çekmedikleri fotoğraflardan yararlanırlar. Bunun nedeni her türlü kişisellik ve duygusallık belirtisinden kaçınma isteğidir.
  • Fotoğrafın tamamen nesnel bir yaklaşımla ele alınışı; parlak ve kontrast renkler; büyük boyutlar Fotogerçekçi resmin başlıca özellikleridir.
  • Fotogerçekçi resimlerin yüzeylerinin ince ve düz olması için tuvale bazı işlemler uygulanır.
  • Fotogerçekçi sanatçılar Neoklasik usta Ingres’e (1780-1867) hayranlık duyarlar. Çünkü Fotogerçekçi resimde de mesleki beceri ve Klasik fırça sürüşü ön plandadır.
  • Yapıtların tamamlanması çok uzun süre alır.
  • Akımın ilk örnekleri 1969 yılında görülmüş, akım 1970 sonrasında yaygınlaşmıştır.

 

Çağdaş Sanata Varış 64 | Modern Resim

  • Fotoğraf makinesinin gelişimi ile resim sanatı da değişime girmiştir. Önceleri, gerçekliği taklit ederek çizilmiş (mimetik), fantastik veya mitolojik konular seçilmiş, daha sonraları ise resimlere kasıtlı olarak tamamlanmamış görünüm verilerek resmin fizikselliği vurgulanmış, bunların yanı sıra, görünmeyenin, hislerin yansıtılmasına çalışılmış, tüm bunlarla resim sanatı eserleri biricik kılınmaya çalışılmış, bu şekilde önce fotoğraf sonra da film makinesi ile hesaplaşılmıştır.
  • Yeni anlatım yöntemleri ortaya konmuştur: Absürd, Simgecilik, İzlenimcilik, Dışavurumculuk, Kübizm, Gerçeküstücülük, Soyut sanat gibi.
  • Modernist resmin gelişmesi başlıca 3 aşamada oldu:

1. Gerçekliğin temsilinin krizi:  Cezanne, Kübizm, Dadaizm, Gerçeküstücülük.
2. Sunulamayanın Sunulması (Soyutlama): Yücecilik, De Stijl, Konstrüktivizm, Soyut Dışavurumculuk, Minimalizm.
3. Sunuşun reddi, estetik sürecin terkedilmesi: Kavramsalcılık.

Adnan Çoker (1927), Retrospektif 3.

Adnan Çoker (1927), Retrospektif 3.

  • Yirminci yüzyıldan itibaren, konular artık bir resmin önemini ölçmek için kullanılmamıştır. Anlam, estetik etkide yatar.
  • En iyi ressamların eserlerinin konularıyla değil, form ve teknikleri ile kendilerini ortaya koyduğu savunulmuştur. Konunun çok az önem taşıdığı ya da hiçbir önem taşımadığı öne sürülür. Eserin hiçbir konusu olmayabilir, ama yine de bir anlam taşıyabilir. Konu ve anlam birbirine bağımlı değildir.
  • Konunun kendisinden ziyade, ifade ettiği imgesel anlamın değerli olduğu savunulmuştur. Mesaj ya da anlamın, asıl içerik olan araçta yattığı düşünülmüştür. Eserin anlamı renklerde, şekillerde, kompozisyonda, fırça darbelerinde, dokulardadır; eserin biçimsel niteliklerindedir.
  • Cezanne ile eserin temel özelliğinin konu, içerik olmaktan çıktığını, eserde çizgi, şekil, renk ve ton gibi biçimsel niteliklerin ağırlık kazanmaya başladığını görürüz.
  • Modern resmin davası ne görülebilir, ne de gösterilebilir bir şeyin var olduğunu göstermektir. Kant, gösterilemez olanı biçim yokluğu diye adlandırarak izlenecek yolu göstermiş, soyutlamanın sonsuzun bir gösterimi olduğunu söylemiştir. (“Hiç suretini yapmayacaksın….” Çıkış Bab 20). Figürasyon ve temsilden kaçınarak göstermek amaçlanır.
  • Bir Modernist, resmi önce bir resim olarak görür.
  • 1913 yılında New York şehrindeki askeri kışlada açılan sanat sergisi, Cephanelik Sergisi, Amerikan sanatı üzerinde derin bir etki bırakmıştır. Bu sergide, modern Avrupa sanatçılarının eserleri ilk defa Amerikan sanat dünyasına tanıtılmıştır. Kübizm, Fütürizm, Post Empresyonizm ve diğer avangard sanat tarzlarını temsil eden ressam ve heykeltraşlar ilk kez Amerikalı sanatseverlere sunulmuştur. Başkan Roosevelt de sergiyi gezmiştir. Sergi daha sonra Chicago’ya gitmiştir. Orada da aynı ölçüde, hayranlık ve şaşkınlık uyandırmış, aynı zamanda ilham kaynağı olmuştur. Cephanelik Sergisi’ndeki eserlerin etkisiyle Amerikan sanatı, daha soyut bir sanat anlayışına doğru ilerlemiştir. New York’ta 1999’dan beri her yıl Cephanelik Sergisi açılmaktadır.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 60 | Modern Sanat Akımları

  • Modernizm              1860-1930
  • Geç Modernizm       1930-1960
  • Postmodernizm       1960-1980
  • Çağdaş Sanat         1980- günümüz
  • Tarihsel Avangard   İki dünya savaşı arası dönem 1918-1939
  • Neo Avangard         1945 sonrası

 

Edvard Munch’un 15 yaşındaki kız kardeşi tüberkülozdan ölmüştür. Munch, hayatı boyunca bu imajı tekrar tekrar çizmiştir. Burada üstte paylaştığımız, Munch’un bu konuyu işlediği dördüncü versiyondur. Eserin sol üst kısmında görülen, kız kardeşinin ölüm döşeğinde oturduğu koltuğu hayatı boyunca saklamıştır. Tablonun kompozisyonu merkezi ve düşeydir. Ölüm konusu İskandinav sanatında oldukça sık işlenir. Altta ise kardeşinin hastalığı ile ilgili yaptığı Hasta Çocuk adlı tablonun bir başka uyarlaması görülmektedir. Oslo Ulusal Müze.

Edvard Munch’un 15 yaşındaki kız kardeşi tüberkülozdan ölmüştür. Munch, hayatı boyunca bu imajı tekrar tekrar çizmiştir. Burada üstte paylaştığımız, Munch’un bu konuyu işlediği dördüncü versiyondur. Eserin sol üst kısmında görülen, kız kardeşinin ölüm döşeğinde oturduğu koltuğu hayatı boyunca saklamıştır. Tablonun kompozisyonu merkezi ve düşeydir. Ölüm konusu İskandinav sanatında oldukça sık işlenir.
Altta ise kardeşinin hastalığı ile ilgili yaptığı Hasta Çocuk adlı tablonun bir başka uyarlaması görülmektedir.
Oslo Ulusal Müze.

 

  • Tarihsel, toplumsal, ekonomik ve felsefi bağlamlar sanatın ortaya çıkışını, gelişimini ve yorumlanmasını etkiler.

 

  • Kimi uzmanlara göre Modernizm 1750-1960 arasında neredeyse iki yüz yıl sürmüştür.
  • 1980 sonrası için Geç Modernizm ve Postmodernizm dönemi diyenler de vardır.
  • Çoğu sanat tarihçisi 1950-1970’lerin sonları arasında geliştirilen sanat felsefesinin bugün Çağdaş Sanat olarak gördüğümüz şeye temel oluşturduğunu savunurlar.
  • Bazı yorumcular bu dönemi, Modernizm’in sonu ve Postmodernizm’in başı olarak niteler.
  • Bazıları, 1950’lerden bu yana yapılan sanatı, modernist avangard çalışmaların devamı olarak görür ve Geç Modernizm olarak adlandırır. Bu eleştirmenlerden bazıları, Postmodernizm’i tanımlanabilir bir dönem olarak ele almaktan kaçınır.
  • Bazı eleştirmenler ise, Postmodernizm’in Modernizm’in değerlerine bilinçli bir karşı çıkış olduğunu savunur.
  • Bazıları tarafından Postmodern bulunan şeyler diğerlerine göre yeni bile değil, 20. yüzyıl modern sanatının devamıdır.
  • Çağdaş Sanat’ın başlangıç tarihini Berlin Duvarı’nın yıkıldığı; Tiananmen Meydanı’ndaki gösterilerin bastırıldığı ve Sovyet kömünizminden sapan Çin’in kapitalizmin oyununa katıldığı yıl olan 1989 olarak tespit eden, Çağdaş Sanat’ı Soğuk Savaş sonrasının sanatı olarak tanımlayan uzmanlar vardır.

 

Dosyamızda, Modernizm       1860-1960
Postmodernizm 1960-1989
Çağdaş Sanat   1989-Günümüz olarak kabul edilmiştir.

 

Birbirinden çok farklı bu yorumların gösterdiği gibi, Modernizm, Postmodernizm, Geç Modernizm ve Avangard gibi terimlerin kesin ve güvenilir tanımlarının olmadığını söyleyebiliriz. Terimler, kullanıldıkları bağlama ve kullananların görüşlerine bağlıdır.

Alberto Giacometti, çağlar boyunca insan imgesini dile getirirken kullandığı ince uzun figürleri, yarınlarından emin olamayan insanların hem güçsüzlüğünü, hem de dayanıklılığını mükemmel bir biçimde ifade ederler.  Helsingor, Louisiana Açık Hava Müzesi, Danimarka.

Alberto Giacometti, çağlar boyunca insan imgesini dile getirirken kullandığı ince uzun figürleri, yarınlarından emin olamayan insanların hem güçsüzlüğünü, hem de dayanıklılığını mükemmel bir biçimde ifade ederler.
Helsingor, Louisiana Açık Hava Müzesi, Danimarka.

MODERN SANAT AKIMLARI

Şu ana kadar değindiğimiz akımların kesin çizgilerle birbirinden ayrılmadığını, akımların başlangıç ve bitiş tarihlerinin de bulanık olduğunu hatırlatmak isteriz. Örneğin Art Nouveau’nun başlangıç tarihi olarak bazı kaynaklar 1880, bazı kaynaklar 1905 yılını kabul ederken; aynı akımın bitiş tarihi olarak ise 1910 ve 1939 yılları zikredilmektedir.

 

  • Romantizm 1800-1850
  • Barbizon Ekolü 1830-1870
  • Ön Rafaelciler 1848
  • Realizm 19. yüzyılın ikinci yarısı
  • Empresyonizm 1874
  • Post Empresyonizm (Geç İzlenimcilik) – 1886 – 1905
  • Neo Empresyonizm (Yeni İzlenimcilik)- 1886 – 1906
  • Art Nouveau – 1905 – 1939 veya 1880-1910
  • Sembolizm – 1880 – 1900′ların başı veya 1886-1910
  • La Belle Epoque ve Nabiler   1888-1900
  • Ekspresyonizm (Dışavurumculuk) – 1890 – 1939
  • Fovizm – 1898 – 1906 veya 1898-1908
  • Die Brucke 1905-1913
  • Kübizm – 1908 – 1939 veya 1907-1939
  • Orfik Kübizm 1912
  • Kübo Fütürizm 1913
  • Neoplastisizm ve De Stijl 1912-1917
  • Süprematizm – 1913 veya 1915-1920’ler
  • Fütürizm – 1909 – 1939 veya 1909-1920’ler
  • Der Blaue Reiter 1911
  • Konstrüktivizm 1916 veya 1920’ler ve sonrası
  • Dadaizm – 1916 – 1923 veya 1916-1922
  • Sürrealizm 1924 veya 1922-1939
  • Art Deco 1920’ler-1930’lar

Modern sanatın 1930’ların sonuna kadar gelen akımlarını sizlerle paylaştık. Modern sanat akımlarına devam etmeden önce bir gözden geçirme yapmak istedik. Modernizm denen dönemi meydana getiren temel noktaları toplu halde gördükten sonra Modernizm akımlarına devam edip, Postmodernizm’e, daha sonra ise Çağdaş Sanat’a  geçmeyi planlıyoruz.

 

 

 

Çağdaş Sanata Varış 49 | Dadaizm

DADAİZM
1916-1922

 

  • Akım 1916’da Zürih’te, Hugo Ball’un açtığı Cabaret Voltaire’de başladı. Birinci Dünya Savaşı sürerken İsviçre tarafsız ve savaş istemeyenlerin sığınağı idi.
  • Dada adının nereden çıktığı ile ilgili farklı şeyler söyleniyor: Da-Da çocuk konuşması gibi, bilinçsiz söz; telefon rehberinden gelişigüzel bulunmuş bir ad vs.
  • Dada Birinci Dünya Savaşı’nın barbarlığına, sanat alanındaki ve gündelik hayattaki entelektüel katılığa bir protesto olmuştur.
  • Dadaizm hayal kırıklığının yansıması, bir protesto, geleneğe ve o güne kadar yapılmış herşeye karşı çıkıştır.
  • Kuralsızlığı kural kabul eden bir akımdır.
  • Dadacılar akılcılığı yadsıyarak karşı-sanat için çalışırlar.
  • Şair ve yazar Hugo Ball protesto amacıyla şiir okur.
  • Jean Arp, Tristan Tzara, Man Ray, Max Ernst, Picabia, Marcel Duchamp harekete ilk katılanlardandır. Sonradan Marinetti, De Chirico, Kokoshka, Picasso ve Apollinaire de gruba katılmıştır.
  • Hareketin üyelerinin yaptıkları herşey anlıktır ve protesto için bir araçtır.
  • Dadaism ile herşeyi yıkıp yerine makine koyuyorlar. Makinenin getirdiği enerji çok önemseniyor.
  • “İnsanın tükürdüğü sanattır” diyorlar. Çünkü önceden “Sanatçının her tükürdüğü sanattır” deniyormuş.
  • Günlük hayatta kullanılan objelere farklı bir anlam yüklenmeye başlanıyor.
  • Dadacıların grup toplantıları ve konferansları büyük gürültü koparıyor. En çok sokaktaki adama hitap etmek, kamuoyunu şaşkınlığa düşürmek ve sarsmak istiyorlardı.
  • Dadacı Manifesto Tristan Tzara (1896-1963) tarafından yazıldı. Tamamen rastlantılara dayalı ve geleneksel yazın kurallarının dışında bir edebiyat anlayışı geliştiren Tzara, şiirlerini gazeteden kesilen sözcükleri bir şapkada karıştırıp rastgele çekerek oluşturuyordu.
  • Herşeyi yıkmak istemelerine rağmen bu sanatçıların hepsi önceki akımların insanlarıydılar. Bir çoğu sonra New York’a gitti ve orada çalışmaya devam etti.
  • Dadaizm Zürih’ten Berlin’e geçince Alman Komünist Partisi ile birleşti. Dadacılık Berlin’de daha katı ve ödünsüz oldu. Alman Dadaist Manifestosu’nda tüm din adamları ve öğretmenler, yaratıcı kişiler ve entelektüeller Dada inançlarına çağrıldı; burjuvaziye, psikolojik araştırmalara, klasik eğitim sistemine savaş açılması önerildi; şiirlerin komünist dua olarak kabul edilmesi istendi; Dada seks merkezi kurulması ve enternasyonel seks kuralları konması istendi.
  • 1920’de yazılmış Dadacı bir makalede “ Burjuvazi ‘kendini temize çıkarmak için sanatı satın alma’ şansından mahrum bırakılmalıdır. Sanat tümüyle avamın sesini yansıtmalıdır ve Dada avamdan yanadır” diye yazılmıştı.
  • Dada ile değerler yıkılınca psikoloji işe karışmaya başlıyor. O sıralar psikanaliz çok etkili. Bilinçaltı önem kazanıyor, Sürrealizm’e yol açılıyor.
  • Fütürizm ve Dadacılık eskiye karşı çıkışları ve protestocu karakterleriyle benzeşirler. Ama Fütürizm gelecekten ümitlidir, Dadacılık ümitsiz.
  • Dadacılık 1922 sonrasında etkinliğini yitirmeye başladı. Dadacılar Gerçeküstücülüğe/Sürrealizm’e yöneldi.
Jean Arp, Orman, 1917. Soyut formlar ile kolaj yapmış. Soyut biçimleri, çoğu tesadüfen yanyana, üstüste koyarak derinlik ve hareket getirmiş. Tesadüfen çünkü kontrolü bilinçli olarak bırakmak istemiş.  Jean Arp 1916 yılında Dada hareketinin kurucularından biri olmuş, 1925 yılında Sürrealistlerle sergi yapmış. Sonra Sürrealist gruptan ayrılmış ve 1930’lardan sonra soyut heykeller yapmaya başlamış.

Jean Arp, Orman, 1917.
Soyut formlar ile kolaj yapmış. Soyut biçimleri, çoğu tesadüfen yanyana, üstüste koyarak derinlik ve hareket getirmiş. Tesadüfen çünkü kontrolü bilinçli olarak bırakmak istemiş.
Jean Arp 1916 yılında Dada hareketinin kurucularından biri olmuş, 1925 yılında Sürrealistlerle sergi yapmış. Sonra Sürrealist gruptan ayrılmış ve 1930’lardan sonra soyut heykeller yapmaya başlamış.

Francis Picabia (1879-1953) önce Kübist, sonra Dadaist, sonra Sürrealist. Dadaistlerin en anarşist olanlarından. Hiçbir anlamı olmayan makineler yapıp bunlara uygunsuz, ulvi, mistik isimler takmış. İnsanlarla, dini konularla alay etmiş. Yıkıcı. Eserleri estetik olmasın, sanata karşı olsun istemiş. “Sanat budalalıktır”, “Sanat aptallara verilen kimyevi bir maddedir”, “Başımız düşünceler yer değiştirebilsin diye yuvarlaktır” onun sözlerinden bazıları. Yukarıdaki tablosunun adı Buzağı Tapımı.

Francis Picabia (1879-1953) önce Kübist, sonra Dadaist, sonra Sürrealist. Dadaistlerin en anarşist olanlarından. Hiçbir anlamı olmayan makineler yapıp bunlara uygunsuz, ulvi, mistik isimler takmış. İnsanlarla, dini konularla alay etmiş. Yıkıcı. Eserleri estetik olmasın, sanata karşı olsun istemiş. “Sanat budalalıktır”, “Sanat aptallara verilen kimyevi bir maddedir”, “Başımız düşünceler yer değiştirebilsin diye yuvarlaktır” onun sözlerinden bazıları. Yukarıdaki tablosunun adı Buzağı Tapımı.

Marcel Duchamp’ın (1887-1968 )ilk eserleri Post Empresyonist, Kübist, daha sonra en etkili Dadaist sanatçılardan. Siyasal görüş olarak bireyci anarşist olarak tanımlanır. Birinci Dünya Savaşı öncesinde birçok sanatçının eserini  sadece göze hitap eder bulmuş ve bunun yerine sanatı yeniden zihnin hizmetine sunmak gerektiğini söylemiştir.  Seri üretim ürünlerini heykel olarak sergileyerek yüksek sanat, kültür ve pazardaki ürünler hakkındaki geleneksel düşünce ve kanıları hedef almıştır. 1913 yılında birer metre uzunluğunda üç iplik parçasını bir metre yükseklikten bir tuval üzerine atarak düştükleri yerde tuval üzerine tutturdu. Neden bir metre? Yeryüzünün çevresinin çeyreğinin on milyonda biri bir metre olarak belirlendiği için. Amaç, insanların kararlaştırdığı ölçülerin, doğa güçlerinin araya girmesiyle yararsız hale girdiğini göstermekti. Uzunluk birimi bir metre, doğru bir çizgi olmaktan çıkarılıp eğri çizgi biçimine giriyordu. Rastlantı sonucu elde edilmiş biçimler, sonraki yapıtlarında da belirleyici olmuştur. 1913’te bisiklet tekerleği ile kinetik heykeller de yapmıştır. Duchamp, bir nesneye sanat statüsünü sanatçının verdiğini öne sürmüştür. Duchamp şişe rafı, kar küreği, pisuvar gibi hazır nesneler (ready made) kullandı. Bir dükkandan satın alınan ve sanatçı tarafından biçimlendirilmeyen bir nesneye sanat statüsü vermiştir. Bu, nesnenin kültürel duruşunu ve finansal değerini artırmıştır. Duchamp’ın hazır nesneleri sanatın yetenek, estetik anlam, benzersizlik ve parasal değer gibi geleneksel niteliklerini sorgulamış ve sanat olarak nitelendirilebilecek şeylerin kapsamını genişletmiştir. Bu, aslında Postmodernist bir yaklaşımdır. “Bu boyalı bezler, neden bir ütü tahtasından daha önemli olsun ki?” demiş, mantığın, aklın kelepçesinden kurtulmak, sanatçının katkısını en aza indirmek istemiştir. Rastgele seçtiği, sıradan ve seri yapım bir  nesnenin konumunu, amacını değiştirmiş, sanat seyircisini sergilenen yapıtın sanat olup olmadığını sorgulamaya zorlamış, izleyiciyi her türlü kültür değerinin yok olması sorunuyla karşı karşıya bırakmıştır. Sanatçı-sanat nesnesi-halk ilişkilerini önemsemiştir. İnsanı, günlük yaşamında kullandığı eşyayı ve kendisini sorgulaması, farkına varması, halkı sarsıp uyandırarak bir tazelenme, arınma sağlamak istemiştir. Fotoğraftaki, Marcel Duchamp’ın Çeşme  adlı eseri, 1917. Eserini emaye boya ile  "R. Mutt" takma adıyla imzalayarak, bir yandan Amerikalı bir sanatçı tarafından yapılmış izlenimi verirken, bir yandan da Almanca Armut - fakirlik kelimesinin anlamını da kullanmış ve New York’a sergiye göndermiştir. Düzenleme kurulu eseri sergilemeyi göze alamamıştır. Bu parçanın varlığını Alfred Stieglitz’in çekmiş olduğu fotoğraf sayesinde biliyoruz. Bu eser 2004 yılında İngiliz sanat çevresinden 500 kişinin oylarıyla 20. yüzyılın en etkili eseri seçilmiştir. 1919 yılında bir Mona Lisa reprodüksiyonu üzerine sakal bıyık çizmiştir. Geleneksel sanatın ikonuna saldırmak Dadaist ilkelere çok uyduğu gibi, cinsiyet sorgulaması yapmak da Dadaist ilkelere uygundur. Marcel Duchamp Fransa’nın satrançta ikinci sıradaki ustasıydı. 1923'ten sonra zamanının çoğunu satranç oynamakla geçirmiş, ancak 1930 ortalarında Sürrealistlerle işbirliği yapıp sergilerine katılmıştır. 1942'de kalıcı olarak New York'a yerleşmiş, 1944'ten itibaren Max Ernst (1891-1976) ve André Breton (1896-1966) ile birlikte Sürrealist bir dergi yayınlamıştır.  Çalışmaları Sürrealizm, Pop Art ve Kavramsal Sanat akımlarının temellerinin atılmasında etkili olmuştur.

Marcel Duchamp’ın (1887-1968 )ilk eserleri Post Empresyonist, Kübist, daha sonra en etkili Dadaist sanatçılardan. Siyasal görüş olarak bireyci anarşist olarak tanımlanır. Birinci Dünya Savaşı öncesinde birçok sanatçının eserini sadece göze hitap eder bulmuş ve bunun yerine sanatı yeniden zihnin hizmetine sunmak gerektiğini söylemiştir.
Seri üretim ürünlerini heykel olarak sergileyerek yüksek sanat, kültür ve pazardaki ürünler hakkındaki geleneksel düşünce ve kanıları hedef almıştır.
1913 yılında birer metre uzunluğunda üç iplik parçasını bir metre yükseklikten bir tuval üzerine atarak düştükleri yerde tuval üzerine tutturdu. Neden bir metre? Yeryüzünün çevresinin çeyreğinin on milyonda biri bir metre olarak belirlendiği için. Amaç, insanların kararlaştırdığı ölçülerin, doğa güçlerinin araya girmesiyle yararsız hale girdiğini göstermekti. Uzunluk birimi bir metre, doğru bir çizgi olmaktan çıkarılıp eğri çizgi biçimine giriyordu. Rastlantı sonucu elde edilmiş biçimler, sonraki yapıtlarında da belirleyici olmuştur.
1913’te bisiklet tekerleği ile kinetik heykeller de yapmıştır. Duchamp, bir nesneye sanat statüsünü sanatçının verdiğini öne sürmüştür.
Duchamp şişe rafı, kar küreği, pisuvar gibi hazır nesneler (ready made) kullandı. Bir dükkandan satın alınan ve sanatçı tarafından biçimlendirilmeyen bir nesneye sanat statüsü vermiştir. Bu, nesnenin kültürel duruşunu ve finansal değerini artırmıştır. Duchamp’ın hazır nesneleri sanatın yetenek, estetik anlam, benzersizlik ve parasal değer gibi geleneksel niteliklerini sorgulamış ve sanat olarak nitelendirilebilecek şeylerin kapsamını genişletmiştir. Bu, aslında Postmodernist bir yaklaşımdır. “Bu boyalı bezler, neden bir ütü tahtasından daha önemli olsun ki?” demiş, mantığın, aklın kelepçesinden kurtulmak, sanatçının katkısını en aza indirmek istemiştir. Rastgele seçtiği, sıradan ve seri yapım bir nesnenin konumunu, amacını değiştirmiş, sanat seyircisini sergilenen yapıtın sanat olup olmadığını sorgulamaya zorlamış, izleyiciyi her türlü kültür değerinin yok olması sorunuyla karşı karşıya bırakmıştır. Sanatçı-sanat nesnesi-halk ilişkilerini önemsemiştir. İnsanı, günlük yaşamında kullandığı eşyayı ve kendisini sorgulaması, farkına varması, halkı sarsıp uyandırarak bir tazelenme, arınma sağlamak istemiştir.
Fotoğraftaki, Marcel Duchamp’ın Çeşme adlı eseri, 1917. Eserini emaye boya ile “R. Mutt” takma adıyla imzalayarak, bir yandan Amerikalı bir sanatçı tarafından yapılmış izlenimi verirken, bir yandan da Almanca Armut – fakirlik kelimesinin anlamını da kullanmış ve New York’a sergiye göndermiştir. Düzenleme kurulu eseri sergilemeyi göze alamamıştır. Bu parçanın varlığını Alfred Stieglitz’in çekmiş olduğu fotoğraf sayesinde biliyoruz. Bu eser 2004 yılında İngiliz sanat çevresinden 500 kişinin oylarıyla 20. yüzyılın en etkili eseri seçilmiştir.
1919 yılında bir Mona Lisa reprodüksiyonu üzerine sakal bıyık çizmiştir. Geleneksel sanatın ikonuna saldırmak Dadaist ilkelere çok uyduğu gibi, cinsiyet sorgulaması yapmak da Dadaist ilkelere uygundur.
Marcel Duchamp Fransa’nın satrançta ikinci sıradaki ustasıydı. 1923′ten sonra zamanının çoğunu satranç oynamakla geçirmiş, ancak 1930 ortalarında Sürrealistlerle işbirliği yapıp sergilerine katılmıştır. 1942′de kalıcı olarak New York’a yerleşmiş, 1944′ten itibaren Max Ernst (1891-1976) ve André Breton (1896-1966) ile birlikte Sürrealist bir dergi yayınlamıştır.
Çalışmaları Sürrealizm, Pop Art ve Kavramsal Sanat akımlarının temellerinin atılmasında etkili olmuştur.

 

Çığır açan fotoğrafçılığına ilaveten sanatın diğer dallarında da eser vermiş olan Man Ray (1890-1977), ironik bir şekilde Hediye adını verdiği 1921 yapımı, boyanmış ütü yüzeyine bir dizi çivi yapıştırarak nesnenin amacına ulaşmasını engelleyen bir müdahale yapmıştır. Man Ray’in geleneklere karşı çıkan eseri, gelenekleri savunan topluma karşı bir eleştiriydi. Eser, estetik etkiden ziyade saldırganlık, yabancılaşma ve zarar fikirlerini bir araya topluyor.  Man Ray “Mükemmel ile orjinal arasında bir seçim yapmak zorunda kalsam, orjinali seçerdim" demiş.

Çığır açan fotoğrafçılığına ilaveten sanatın diğer dallarında da eser vermiş olan Man Ray (1890-1977), ironik bir şekilde Hediye adını verdiği 1921 yapımı, boyanmış ütü yüzeyine bir dizi çivi yapıştırarak nesnenin amacına ulaşmasını engelleyen bir müdahale yapmıştır. Man Ray’in geleneklere karşı çıkan eseri, gelenekleri savunan topluma karşı bir eleştiriydi. Eser, estetik etkiden ziyade saldırganlık, yabancılaşma ve zarar fikirlerini bir araya topluyor. Man Ray “Mükemmel ile orjinal arasında bir seçim yapmak zorunda kalsam, orjinali seçerdim” demiş.

 

Çağdaş Sanata Varış 40 | Cezanne ve Kübizm 1

Paul Cezanne
1839-1906

  • 20. yüzyılın mihenk taşı.
  • Empresyonistlerin amacı, o anı resmetmek, o anın ışığını yakalamaktı. Cezanne’ın amacı ise değişmeyeni yakalamaktı.
  • Seurat gibi Empresyonizm’in geçiciliğini kabul ediyor, kalıcı olmak istiyor. Nokta yerine kareler kullanıyor.
  • Gözün gördüğü görmediği, doğanın arkasında yatan, değişmeyen dengeye ulaşmak istiyor.
  • Eserlerinde büyük bir denge var ama denge matematiksel değil, görsel.
  • Dengeyi geometri ile görürüz, diyor. Bütün doğayı, koni, prizma ve silindire indirebilmek gerektiğini düşünüyor.
  • Perspektifi atayım demiyor, perspektifi başka şekilde ortaya koymak istiyor.

 

Cezanne, Yıkananlar, 1905.

Cezanne, Yıkananlar, 1905.

  • Perspektif ve hacim olmadan renk ile uzaklık-yakınlık veriyor. Cisme hacim vermek için küçük küçük, açıklı koyulu dokunuşlar yapıyor, renkleri birbiri üstüne getirerek bambaşka bir perspektif yaratıyor. Titiz, çok hesaplı bir şekilde koyuyor lekeleri. Fırça vuruşları geçişimli, kontürsüz ve yumuşak.
  • Hiçbir şeyi rastlantıya bırakmıyor.
  • Tüm biçimleri açık seçik, belirgin.
  • Çizdiği vücutlar sağlam, kararlı.
  • Eserlerinde yalınlık ve uyum var.
  • Tablolarındaki geometrik düzen bariz.
  • Eserlerinde duygusallık yok.
  • Felsefesi klasik, tekniği modern çizgide bir sanatçı.
  • Cezanne, görüş açısını biraz değiştirdiğinde gördüklerini çeşitlemeleriyle tuvale geçirmeye başladı. Bir tek ağaç, birkaç olası ağaca dönüştü.
  • Cezanne, durağan bir doğa görüşü imkanını ortadan kaldırdı. Kübistler bundan da öteye gittiler. Tüm nesnelerin biçimlerini birbirine benzetmenin yolunu buldular.
  • Cezanne ölünce her yerde retrospektif sergileri açılmaya başlıyor, sanatçılar üzerindeki etkisi yayılarak devam ediyor.
  • Son döneminde çizdiği her obje geometrik şekillere dönüştüğü için Kübizm’in babası sayılıyor.

 

  • Apollinaire yeni ressamların babasının Gustave Courbet (1819-1877) olduğunu söyler.
  • Courbet maddeciliği ile, Cezanne da doğaya bakma sürecini diyalektik açıdan görmesiyle ressamın doğaya yaklaşımındaki vurguyu değiştirmişlerdir.
  • Courbet, resmedilen maddi şeylerin ağırlığını, ısısını, dokusunu duymak istiyordu.
  • Courbet’nin sanatı inanç üzerine, Cezanne’ın sanatı kuşku üzerine kurulmuştu.
  • Daha önce Cezanne’dan ve Courbet’den bahsetmiş olduğumuz halde Kübizm bölümüne geçmeden tekrar etmek istedik.
  • Courbet, “Ressam toplumun bir parçasıdır” diyerek sanatçının imajını değiştirdi.
Gustave Courbet, The Desperate Man, 1844-1845, özel koleksiyon.

Gustave Courbet, The Desperate Man, 1844-1845, özel koleksiyon.

Gustave Courbet, Yaralı Adam, Detay, 1844-54, Musée d’Orsay.

Gustave Courbet, Yaralı Adam, Detay, 1844-54, Musée d’Orsay.

 

Kübizm 1
1907

Pablo Picasso’nun 1907’de yaptığı Avignonlu Kızlar Kübist bir resim değil ama çok devrimci. Anatomi kaygısı olmadan yapılmış, objeler deforme edilmiş, perspektif yok, derinlik, hacim yok. Tablo pek çok değişik evreden geçmiştir ve hala bitirilmemiş durumdadır. Resim adını, Barcelona’da genelevlerin bulunduğu Avignon Sokağı’ndan alır. Tablo 1937 yılına kadar sergilenememiştir. Tablodaki şiddet üslubu dönüştürmüştür. Bazı eleştirmenlere göre bu tablo Kübizm’in başlangıç noktası olmuştur.

Pablo Picasso’nun 1907’de yaptığı Avignonlu Kızlar Kübist bir resim değil ama çok devrimci. Anatomi kaygısı olmadan yapılmış, objeler deforme edilmiş, perspektif yok, derinlik, hacim yok. Tablo pek çok değişik evreden geçmiştir ve hala bitirilmemiş durumdadır. Resim adını, Barcelona’da genelevlerin bulunduğu Avignon Sokağı’ndan alır. Tablo 1937 yılına kadar sergilenememiştir. Tablodaki şiddet üslubu dönüştürmüştür. Bazı eleştirmenlere göre bu tablo Kübizm’in başlangıç noktası olmuştur.

 

  • Akım, Birinci Dünya Savaşı öncesi yıllarda Paris’te gelişti.
  • Manifestoyu yazan Apollinaire Kübizm’in bir tasarım sanatı olduğunu söyler.
  • Yüzeyin ardına bakmak, konuyu değişik açılardan sunmak, sanatçının rolünü artırmayı amaçlıyorlardı.
  • Konuyu birkaç bakış açısından, sadece görünen yönüyle değil, görünmeyen yönüyle de göstermek istiyorlar; konuya cepheden, yandan, üstten, alttan bakarak; kat kat açıp, küçük yüzeylere bölerek; kenar çizgilerini kırarak işliyorlardı.
  • Resimde özün, değişmeyenin peşinde olduklarını savundular.
  • Kübizm Ekspresyonist değil, akılcı.
  • Tüm biçimleri küplerin, silindirlerin, sınırları kesin biçimde çizilmiş düzlemlerin ve yüzeylerin bileşimine indirgeyerek tüm nesnelerin biçimlerini birbirine benzettiler.
  • En yalın hal, geometrik hal, giderek soyuta varıyor.
  • Kübizm’de geometrik şekillerden bazısı bitirilmeyerek hareket yaratılıyor.
  • Eski Mısır’da olduğu gibi Kübistler de gördüklerini değil, akıllarında olanı eserlerine yansıtıyorlar.
  • Kübizm’de Yunan’dan gelme iyi form anlayışı, saf estetik düzen egemen. İşlevsellik yok.
  • Kübizm’in mesajı, sosyal içeriği yoktur; izleyicinin, halkın ilerlemesine katkıda bulunmak gibi bir amacı da yoktur.
  • Kübizm, Courbet’nin maddeciliği ile Cezanne’ın diyalektiğini birleştirerek resimde diyalektik materyalizmin tek örneği olmuştur.
  • Modernlik duygusu, Kübist resimlerde konu ve malzeme seçimi ile olduğu kadar görme biçimiyle de kendini gösteriyordu.
  • Politika ile ilgilenmiyorlardı.
  • Tavır ve zevklerinden ötürü burjuvalardan hoşlanmıyorlardı.
  • Kübistler sanatta, durağan varolma durumları yerine, süreçleri açığa çıkarma imkanını yaratmışlardı. Kübizm, tümüyle etkileşimle ilgilenen bir sanattır: Değişik yönler arasındaki etkileşim; yapı ve hareket arasındaki etkileşim; katı cisimlerle onları çevreleyen uzam arasındaki etkileşim; bir resmin yüzeyine yapılan işaretlerle, değişken gerçeklik arasındaki etkileşim.
  • Bir grup olarak Kübistler, Batı sanatındaki son iyimserlerdi.
  • Marksist eleştirmenler için ise Kübizm, Ekspresyonizm, Dadaizm ve Sürrealizm modernci ve dekadandı.