Etiket arşivi: Constantin Brancusi

James Joyce 12

  • Joyce’un torunu, oğlunun oğlu, Stephen James Joyce (1932-), dünyadaki Joyce uzmanlarının çoğu tarafından nefretle, korkuyla anılan bir ad. Stephen, 1980’lerin ortalarından beri Joyce Vakfı’nın yönetiminde tek söz sahibi; Joyce’dan alıntı yapmak isteyen tüm araştırmacılar onun yazılı iznini almak zorunda. Kendisi yazarla ilgili belgeleri yok etmekle, gizlemekle, aile adını korumak için akademisyenleri tehdit etmekle suçlanıyor. Ayrıca Stephen halası Lucia’nın kendisine ve karısına yazdığı bütün mektupları yok ettiğini, aynı şekilde Samuel Beckett’in Lucia’ya 1920’lerin sonlarında yazdığı kartpostalları ve telgrafları da yok ettiğini açıkladı. 1990’ların başlarında Joyce ailesinin akademik kullanıma açılmak üzere olan bazı yazışmalarına da el koymuştu. Stephen internette Joyce’un metinlerinden parçalar kullanmak isteyenlerden milyonlarca dolar talep edebiliyor. Joyce Vakfı’nın senede 300-400 bin dolar kazandığı tahmin ediliyor. Bu yüzden Stephen’ın mahkeme masraflarından hiç çekinmediği öne sürülüyor.
Constantin Brancusi tarafından yapılmış James Joyce portresi, 1929. Fotoğraf: Flicker

Constantin Brancusi tarafından yapılmış James Joyce portresi, 1929.
Fotoğraf: Flicker

  • Stanford Üniversitesi profesörlerinden Joyce uzmanı Carol Shloss, 2003 yılında Lucia Joyce: To Dance in the Wake adlı kitabında Joyce’un akıl hastası kızı Lucia’nın yazarın ünlü kitabı Finnegan Uyanması’na ilham kaynağı olduğunu öne sürüyor. Shloss’a göre James Joyce, kızının akıl hastası olduğuna hiçbir zaman inanmamış, kendi dehasının ona geçtiğini söylemiş. Shloss, Lucia’nın geliştirdiği dilin Finnegan’daki dile ilham verdiği, dansçılığının ise kitabın kurgusunu biçimlendirdiğini öne sürmüş. Carol Shloss ayrıca baba-kız arasındaki özel ilişkinin tehlikeli boyutlara ulaşmış olabileceğini söylerken bunu desteklemek için de Finnegan’daki bazı bölümleri ve Joyce’un ensestle ilgili özel notlarını kaynak göstermiş.

 

Çağdaş Sanata Varış 117| Heykelin Dönüşümü

  • Boşluğu tanımlama sanatı olan heykelde, Gotik döneme kadar hareket yoktur, heykel Gotik dönemin sonuna doğru hareket kazanmaya başlar.
  • Mikelanj, heykeli başlı başına bir sorun olarak ele aldı: Heykellerinde bazı yerleri cilaladı, bazı yerleri işlenmemiş bıraktı. Bazı sanat tarihçileri Mikelanj’ı ilk Modern heykeltraş olarak anar.
  • Mikelanj’dan sonra Rodin konuyu değil, taşın içindeki insanı vurgulamayı hedefledi.
  • 20. yüzyılın ilk yıllarına kadar, heykel oyma ve modelleme yapılarak yaratılıyordu ama Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Pablo Picasso inşa edilen heykeller yaratmaya başladı. Bu heykeller ayrı parçaların bir araya getirilmesinden oluşuyordu. Bunu çok çeşitli formların heykel olarak nitelendirilmesi takip etti.
  • Natüralist sanat el becerisine, Modern sanat kavramlara bağlıdır.
  • Heykel sanatının sanat tarihi içinde karşılaşmış olduğu 5 temel sorunu;
    *Yeni bir form dilinin Mikelanj’dan sonra tıkanmış olması,
    *Geleneksel altlık, kaide sorunu ile hesaplaşma,
    *Yeni bir boşluk kavramı üzerine düşünme,
    *Malzeme kullanımına bağlı olarak dokusal etkiler, teknolojinin gelişmesi ile gündeme gelen endüstriyel malzeme kullanımı,
    *Heykelin içinde bulunduğu mekanla ilişkisi olarak sıralanabilir.
Ukrayna’ya gittiğimde Chernivtsi’yi gezerken sokaklarda pek çok heykel görmüş ve beğenmiştim, paylaşıyorum.

Ukrayna’ya gittiğimde Chernivtsi’yi gezerken sokaklarda pek çok heykel görmüş ve beğenmiştim, paylaşıyorum.

  • 20. yüzyıl heykelinin dinamikleri iki büyük damardan beslenir:
    *Konstrüktif Yaklaşım
    *Organik Yaklaşım.
  • Konstrüktif yaklaşımı benimseyen Vladimir Tatlin, heykelin etrafındaki boşluğu tanımlama; eserini köşeye, tavana asarak heykelin içinde bulunduğu mekanla ilişkisi üzerine düşünüyor. Diğer bir konstrüktif yaklaşımı benimseyen sanatçı Naum Gabo da Tatlin gibi  heykelin etrafındaki boşluğun da heykele ait olduğunu düşünüyor.
  • Alberto Giacometti de konstrüktif yaklaşımı benimseyen sanatçılardan.
  • Hans Arp ve Rodin’in öğrencisi Constantin Brancusi (Brankuş) için nesnenin tözü önemlidir. Brancusi, el düşünür ama malzemenin düşüncesini izler, der. Sanatçının malzemeye esir olduğuna, malzemeyi çok iyi tanımak gerektiğine inanır. Brancusi, kaideyi ayrıca tasarlar. Kaideyi de heykele dönüştürerek yok eder.
  • Organik yaklaşımı benimseyen Hans Arp’ta köşe yoktur, heykelleri hep yuvarlak hatlıdır.
  • Organik yaklaşımı benimseyen diğer bir sanatçı da Henry Moore’dur. Yuvarlak hatlı heykellerindeki boşluklar, delikler ile materyalin içine nüfuz etmeyi amaçlar, yeni bir boşluk kavrayışı getirir.
Chernivtsi’de beğendiğim 2008 yılında yapılmış bir başka heykel.

Chernivtsi’de beğendiğim 2008 yılında yapılmış bir başka heykel.

  •  Marcel Duchamp’ın 1917 yılında sergilemek istediği Çeşme adlı eser ile seri üretim ürünlerini heykel olarak sergileme fikri devrimci bir gelişmedir.
  • Antoni Gaudi ile heykel gibi binalar yapma gündeme gelmiştir..
  • İçine girilebilir (Pénétrables) üç boyutlu eserler tasarlanmıştır.
  • Yeni Gerçekçilik akımının önde gelen sanatçılarından César Baldaccini heykellerinde sıkıştırma ve genişletme tekniklerini kullanmıştır.
  • Jean Tinguely, kendi kendini yok eden heykeller yapmıştır.
  • 1930’lu yılların başında Picasso, nesneleri birbirine dönüştürmeye başladı. Bisiklet selesinin ve gidonunun biçimini hiç değiştirmeden bir boğa başı yaratması bu örneklerden biri..
  • 1930’lu yıllarda Kinetik Sanat ile heykeller hareket kazanıyor. Duvar mobilleri, ses mobilleri üretiliyor.
  • Kinetik Sanat’ta mekanik, elektronik, dönüşümlü ve titreşimli hareketlerden yararlanılır; hava, su, su buharı gibi doğal güçler de kullanılır.
  • Alexander Calder, Nicolas Schöffer, Jean Tinguely mobil heykel ile heykele hareketi ekliyor, üflemeyle, rüzgarla hareket etmeye açık mekanizmalar kuruyor.
  • Claes Oldenburg, 1957  yılında yumuşak heykel fikrini geliştirdi..
  • Minimal Sanat anlayışı kapsamına giren heykellerde, sadece en basit ve en yalın biçimlere ya tek başlarına ya da birbirlerinin peşisıra yer verildiği görülür.
  • Seri üretilmiş heykeller yapılmaya başlandı.
  • Donald Judd, 1960’ların ortasında heykel terimini reddederek eserlerini obje olarak adlandırdı.
  • Carl Andre yer heykelini geliştirdi.
  • Sol LeWitt de heykel yerine eserlerine strüktür adını verdi.
  • İnsanların solit nesnelere duyduğu saygı, sayısız modern yapıtlar ve Neo Klasik anıtlardan Piramitler’e kadar uzanır. Minimalizm, en yalın örnekleriyle açıklık ve sadelikten duyulan zevki açığa vurmaktadır.
Bu gökyüzüne tırmanan merdiven de yine Ukrayna’dan, bu defa Lviv’den.

Bu gökyüzüne tırmanan merdiven de yine Ukrayna’dan, bu defa Lviv’den.

Çağdaş Sanata Varış 114| Minimalizm 1

MİNİMALİZM  1

1960’ların başı

Constantin Brancusi’nin 1926 yılı eseri, bronz, Kuş. Fotoğraf:dailyserving.com

Constantin Brancusi’nin 1926 yılı eseri, bronz, Kuş.
Fotoğraf:dailyserving.com

  • Minimalizm’i hazırlayan grubun en eskisi belki de 1937-8’de soyut eseri Sonsuz Sütun’u yapan Romen heykeltraş Constantin Brancusi’dir (1876-1957). Brancusi, primitif sanatların etkisinde, sadeliği ve doğaya yakınlığı korumak istiyor, bir “biçim farkındalığı” yaratmayı amaçlıyordu.
  • Tatlin, Rodchenko, Malevitsch gibi Rus Konstrüktivistleri; Mondrian gibi De Stijl grubu ressamları (burada sözü edilen, Malevitsch ve Mondrian’ın sanatlarından içeriği dışladıkları dönemleridir);Frank Stella’nın 1959-1960 arasında gerçekleştirdiği Siyah Resimler serisi ve biçimlendirilmiş tuvallerindeki üç boyutluluk ile Minimalizm’e hazırlık grubu olarak tanımlanabilirler. Ad Reinhardt (1913-1967), süslü anlatım yerine, elden geldiğince az araçtan yararlanmayı seçmiştir. Doğu sanatı üzerine yoğun çalışmalar yapan Reinhardt, 1960-67 arasında hep aynı boyda kare tuvaller kullanıp, tuval yüzeyini birbirinden zorlukla ayırt edilebilen siyah renk tabakalarına böler. Böylece Minimalistlerin malzemenin ekonomik kullanımına ön ayak olan sanatçılardan biri olur. Ad Reinhardt müzelerin, sanatçının artık yapmaya gerek duymadığı şeyleri sergilediğini söyler. Ellsworth Kelly de ABD’de minimal sanatın yaygınlaşmasının öncülerindendir.
Ad Reinhardt’ın 1963 yılında yaptığı eserlerinden biri.  İlk kez Geç Resimsel Soyutlama bölümünde adından söz ettiğimiz iki sanatçıdan, Frank Stella ve Ad Reindardt’a tekrar yer veriyoruz. Frank Stella’nın Siyah Resimler serisine görsel örneği Geç Resimsel Soyutlama bölümünde vermiştik. Fotoğraf:www.moma.org

Ad Reinhardt’ın 1963 yılında yaptığı eserlerinden biri.
İlk kez Geç Resimsel Soyutlama bölümünde adından söz ettiğimiz iki sanatçıdan, Frank Stella ve Ad Reindardt’a tekrar yer veriyoruz. Frank Stella’nın Siyah Resimler serisine görsel örneği Geç Resimsel Soyutlama bölümünde vermiştik.
Fotoğraf:www.moma.org

  • Minimalistler, galeri, müze ve sergilerin tekeline karşı çıktılar.
  • Minimalizm, Soyut Dışavurumculuk’un biçime ve duyguya verdiği aşırı öneme karşı bir tepkidir.
  • Tüketim toplumu ruhuna karşı çıkar.
  • Minimalizm için ilk söylenmesi gereken “sadelik”tir. Biçimi basite indirgemek ister. Saflaşmayı hedefler.
  • ABC Sanatı, Cool Art,  Serial Art, Primary Structures, Art in Process, Systemic Paintings gibi terimler de Minimal Sanat yerine kullanılmıştır.
  • Basit, tekrara dayalı şekiller, formlar kullanırlar.
  • Kişisel, karmaşık, ayrıntılı olmazlar, bir süjeyi betimlemezler. Gördüğümüz ne ise odur, arkasında bir şey aramak gerekmez.
  • Gerçekçilik, nesnellik, işlevsellik, sadelik gibi oluşumlardan beslenir.
  • Saf ve deneysel olandan yana tavır koyar.
  • Temiz, arı, yalın bir estetik anlayışı savunur.
  • Ahlaki, sosyal ve felsefi değerlerle değil, fikirlerle ilgilidir.
  • Modernizm’in temel düsturu “Sanat sanat içindir” ilkesini yüceltir.
  • “Seçkin bir sadecilik” olarak tanımlanır.
  • Minimalistler, sade ve izleyicinin dikkatini uzun süre çekmesi gerekmeyen nesneler ürettiler.
  • Biçimsel yalınlaşma, hazır malzeme kullanımı ve sanatçının malzemeyi kullanırken kişisel izlerine yer vermemiş olması Minimalist anlayışın en tipik göstergesidir.
  • Eser -  izleyici – mekan arasındaki etkileşimi önemser.
  • Duygusallıktan özellikle kaçınır.
  • Sembollere önem vermez.
  • Minimalzm’in yücelik ideali ve mistisizmi yoktur.
  • Minimalizm’de teknoloji öne çıkar, ama teknolojinin karmaşasından kurtulmak için sade formlar tercih edilir.
  • Nesnelerin nesne olduğuna dikkat çekmek, sembolik anlamlarını minimuma indirmek amaçlanır.
  • Entelektüel bir akımdır.
  • Minimalizm, görsel sanatın temel formu olarak resmin egemenliğine meydan okuyan ilk avangard akımlar arasındadır.
  • Minimalist sanatçılar, nesnelere ve nesnelliğe olan ilgileri nedeniyle genellikle üç boyutlu eserlere yönelmişlerdir.
  • Minimalist heykellerin ortak özellikleri, geometrik formların seri tekrarı, metafordan çok materyale önem vermesi, “imal edilmiş” olmaları, endüstriyel, ticari malzeme ile yapılmalarıdır.
  • Hacim ve biçimler yalın ve geometriktir.
  • Madde ve renk olgusuna önem verir.
  • Gündelik malzemelerden sanat yapma ve sergilemenin bir yoludur.
  • Eserlerde kullanılan malzemeler, üretilmelerindeki asıl amacın dışında kullanılmıştır. Bu malzeme ile yapılmış objeler artık müzede veya galeride sergilendikleri için sanat eserine dönüşmüştür.
  • Minimalizm, teknolojik biçimci bir sanat akımıdır.
  • Endüstrinin uyguladığı seri üretim yöntemlerine öncelik tanır.
  • Gerçekliğin görkemde değil, küçük ve sade hayat tarzlarında olduğunu savunur.
  • Minimalistlerin çoğu kendi sanatları  ya da genel olarak sanat hakkında yazmışlardır.