Etiket arşivi: Çin İmparatorluğu

Şiddet 42| Doğu’da Kadının Konumu 3 | Çin 1

Tang Hanedanı (618-906) dönemine ait renklendirilmiş kil Hanım figürini.  Şanghay Müzesi.

Tang Hanedanı (618-906) dönemine ait renklendirilmiş kil Hanım figürini.
Şanghay Müzesi.

  • Batılılar insanoğlunu yaradılışın merkezi olarak görürken Çinliler, insanı doğanın içinde oldukça küçük bir figür olarak tanımlarlar.
  • Çin yaradılış söylencesinde insanı balçıktan bir tanrıça yaratır.
  • Çin İmparatorluğu 1912 yılında sona erene kadar Çin, çok eşli bir toplumdu. İmparatorluk döneminde erkekler en az üç, bazen bir düzine eş ve metres ediniyordu. İmparator bir kadınla evlenir, bu kadın imparatoriçe olurdu ama imparatorların çok kalabalık bir haremi vardı.
  • Kadınlar ilk gençlik yıllarından itibaren erkeklerden ayrı bölümlerde yaşıyorlardı.
  • Kadınlar ve erkekler genellikle yemeği de ayrı ayrı yerlermiş.
  • Aile kavramı eskiden beri Çin toplumu için çok önemlidir. Çin toplumunun adı uzun yıllar “Yüz Aile” idi.
  • Evlilikler aileler tarafından ayarlanır, çiftlerin aile kararına saygı göstermeleri beklenirdi.
  • Aile içi evlilikler kesinlikle yasaktı.
  • Evdeki en yaşlı erkek hane halkının başıydı. Evi onun ilk karısı idare eder, evdeki diğer kadınların günlük yaşamını da denetlermiş.
  • Han Hanedanı döneminde (MÖ 206- MS 220) soylu kadınlar dış dünyadan uzak tutulurdu. Evlerinin gözetleme kulelerinden sokağı seyredebilirlerdi.
  • Çin İmparatorluğu’nda sadece saray kadınlarının okuma yazma bilmesi gerekiyor; öbür kadınlar için örgü, dikiş ve müzik aleti çalmayı bilmek yeterli görülüyordu. Kadınlara özgü erdemler, yumuşaklık, alçak gönüllülük, özverili olmak ve itaat idi.
Dream of the Red Chamber, Ling Jian, 2015. Contemporary Istanbul 2015. Fotoğraf: Australia China Art Foundation

Dream of the Red Chamber, Ling Jian, 2015.
Contemporary Istanbul 2015.
Fotoğraf: Australia China Art Foundation

 

Çağdaş Sanata Varış 191| Performans 1

  • Performans (icra), çok zengin bir kavram. Felsefeden sanata, ekonomiden dilbilime, siyasetten antropolojiye kadar bir çok alanda kullanılır ve her alanda yeni bir anlam yükü ve çağrışım zenginliği kazanır.
  • Performans, Modern-sonrası düşüncenin anlaşılması için bir çeşit şemsiye kavrama dönüşmüştür.
  • Genel olarak kimi tiyatro oyunları, kimi dans ve müzikal olaylarını, yani gösteri sanatlarını performans olarak adlandırırız. Ama performans sadece sahne sanatlarına ait bir kavram değildir. Performatif süreçler antropoloji, gündelik hayat, teknoloji, psikoloji ve dilbilimde de önemlidir. Gerçekliğin performatif süreçlerde oluşturulması ile insan gerçekliği metafizik bağlamdan icranın maddi bağlamına; yani düşünce alanından eylem alanına, zihinsel olandan bedensel olana kayar. İnsan bedeni sözden/metinden bağımsızlaşarak kendi başına yeni anlamlar üretmeye başlar.
  • Herkes, hayatının belli bir anında sosyal açıdan rol yaptığının ayırdında olmuştur. Onaylanmış ve kültürel açıdan kodlanmış davranış kalıplarının sergilenmesi potansiyel olarak performans sayılır.
  • Performans hüner göstermek anlamında da kullanılır.
  • Performansın başarısı hakkında hüküm vermek, performansı icra edenin değil, gözlemcinin işidir.
  • Performans her zaman biri için performanstır. Bir tür seyirci gerekir. Merkezi olan, eylemin birisi için yapılıyor olmasıdır; performans, öteki ile ilgilidir.
Çin İmparatorluğu’nda, Tang Hanedanı sarayında şölen sofrasına müzisyenler ve şarkıcılar eşlik edermiş. Biz, o dönem müziğini Şangay’da sahnede izliyoruz. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Çin İmparatorluğu’nda, Tang Hanedanı sarayında şölen sofrasına müzisyenler ve şarkıcılar eşlik edermiş. Biz, o dönem müziğini Şangay’da sahnede izliyoruz.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Milton Singer (1912-1994), 1959 yılında geleneksel tiyatro ve dans, konserler, ezberden okumalar, dinsel şenlikler, düğünler vb. faaliyetler için kültürel performans tabirini kullanır.
  • Kültürel  performanslardaki ortak noktalar sınırlı bir zaman aralığı, bir başlangıç ve son, düzenlenmiş bir etkinlik programı, bir dizi icracı, bir seyirci, bir mekan ve bir performans durumudur. Düzenlenmiş bir etkinlik programı yerine metin konulduğunda geleneksek tiyatro kavramına ulaşılır.
Fotoğraf: www.sonhaber.nl

Fotoğraf: www.sonhaber.nl

  • Rus filozof ve edebiyat teorisyeni Mihail Bakhtin (1895-1975) karnaval sırasında gündeliğin, olağanın yapısını ve düzenini belirleyen yasaların, yasakların ve sınırlandırmaların askıya alınması ile bireyler arasında yeni, hiyerarşik olmayan, karşılıklı bir ilişki biçimi konduğunu vurgular. Bakhtin, karnavalistik tavrın, özgür temas, insan doğasının örtük yanlarının alışılmadık biçimlerde gösterilmesi, kutsiyet bozma ile kültürel performanslarla iç içe olduğunu belirtir. Geleneksel kültürel roller ve varsayımların oyunsulukla deşilmesi, performans kuramcılarının ve uygulamacılarının ilgisini çekmiştir.
  • Karnavalda oyuncu ve kitle, eşzamanlı ve dönüşümlü olarak söylemin öznesi ve muhatabı olur.