Etiket arşivi: Çin Halk Cumhuriyeti

Şiddet 51| Doğu’da Kadının Konumu 9

  • Pakistan’da bir kadın tecavüze uğramışsa, mahkemeye başvurabilmek için dört erkeğin tanıklığına ihtiyacı var! Tecavüze uğrayan kadının yanında bu eylem anında erkek koruyucusu yoksa peşinen kötü karakterli olarak suçlanıyor! Ziya ül Hak döneminde (1978-1988) kadınların ve Müslüman olmayan kimselerin mahkemede tanık olarak dinlenmesi yasaklanmıştı.
  • Pakistan diktatörü Ziya ül Hak, peçe takma zorunluluğu getirdi. Onun döneminde kadınlar, bozulmuşluğun kökeni olarak ilan edildi. Kadınların meslek sahibi olması, ahlaksal çöküntünün ve ailenin parçalanmasının nedeni sayıldı. Yeni rejim, kadınları çalışma hayatından dışladı. Ziya ül Hak’ın sıkı rejimi sona erdikten sonra da Pakistan’da mizojini günümüze kadar devam etti.
Miles After Miles, Tayeba Begum Lipi, 2015. Paslanmaz çelik tıraş bıçaklarından, 36 numara ayaklar için yapılmış kadın ayakkabısı İstanbul’da, Art International 2015’te sergilendi. 1965 Bangladeş doğumlu sanatçı resim, baskı, video ve Enstalasyonlarında kadının dünyadaki marjinalliği ve kadın bedeni temalarını kullanıyor. Objelerini küvet, tekerlekli sandalye, tuvalet masası ve kadın iç çamaşırı gibi gündelik eşyalardan seçiyor ve bunların yapımında çoğunlukla çengelli iğne ve jilet kullanıyor. Materyal seçiminde Bangladeş’teki kadına karşı şiddeti simgelemek için batıcı ve kesici aletler kullanmayı tercih ediyor. Kırsal kesimde doğumda kullanılan jilet, sanatçının çocukluğunda gözlemcisi olduğu evde, ebe ile doğan yeğenlerinin ve kuzenlerinin doğumunda kullanıldığı için görsel hafızasına kazınmış bir malzeme. Lipi, ilkin fabrikasyon jilet kullanırken, daha sonra farklı büyüklüklerdeki objeleri için özel üretim jilet kullanmaya başlamış. Kadın bedeninin düşündürdüğü yumuşaklık ile zıtlık oluşturan, bedene koruyucu bir zırh olan eserler yaratıyor. Aktivist sanatçı duvara asılı, saç telleri bakırdan yapılma beş peruk ile ülkesinde cinsiyet değiştirmiş bireylerin sesi olmak, onların korkusunu yansıtmak ve toplumdan yalıtılmışlıklarını ifade etmek için Aynı Olamayız adlı eserini yaratmıştı. Ülkesinin önde gelen çağdaş sanatçılarından biri olan Lipi, iki kez ülkesini Venedik Bienali’nde temsil etmiş, bol ödüllü bir sanatçı. Kendisi gibi sanatçı olan eşi ile birlikte 2002 yılında Bangladeşli sanatçılara yardımcı olmak için bir vakıf kurdu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Miles After Miles, Tayeba Begum Lipi, 2015.
Paslanmaz çelik tıraş bıçaklarından, 36 numara ayaklar için yapılmış kadın ayakkabısı İstanbul’da, Art International 2015’te sergilendi.
1965 Bangladeş doğumlu sanatçı resim, baskı, video ve Enstalasyonlarında kadının dünyadaki marjinalliği ve kadın bedeni temalarını kullanıyor. Objelerini küvet, tekerlekli sandalye, tuvalet masası ve kadın iç çamaşırı gibi gündelik eşyalardan seçiyor ve bunların yapımında çoğunlukla çengelli iğne ve jilet kullanıyor. Materyal seçiminde Bangladeş’teki kadına karşı şiddeti simgelemek için batıcı ve kesici aletler kullanmayı tercih ediyor. Kırsal kesimde doğumda kullanılan jilet, sanatçının çocukluğunda gözlemcisi olduğu evde, ebe ile doğan yeğenlerinin ve kuzenlerinin doğumunda kullanıldığı için görsel hafızasına kazınmış bir malzeme. Lipi, ilkin fabrikasyon jilet kullanırken, daha sonra farklı büyüklüklerdeki objeleri için özel üretim jilet kullanmaya başlamış. Kadın bedeninin düşündürdüğü yumuşaklık ile zıtlık oluşturan, bedene koruyucu bir zırh olan eserler yaratıyor. Aktivist sanatçı duvara asılı, saç telleri bakırdan yapılma beş peruk ile ülkesinde cinsiyet değiştirmiş bireylerin sesi olmak, onların korkusunu yansıtmak ve toplumdan yalıtılmışlıklarını ifade etmek için Aynı Olamayız adlı eserini yaratmıştı. Ülkesinin önde gelen çağdaş sanatçılarından biri olan Lipi, iki kez ülkesini Venedik Bienali’nde temsil etmiş, bol ödüllü bir sanatçı. Kendisi gibi sanatçı olan eşi ile birlikte 2002 yılında Bangladeşli sanatçılara yardımcı olmak için bir vakıf kurdu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 2002 yılında, Pakistan’ın Pencab Eyaleti’nde, erkek kardeşinin daha yüksek kasttan bir kadınla ilişki kurmasını cezalandırmak için bir kadın, yaşadığı köyün heyeti tarafından, yüzlerce tanık önünde, bir saat boyunca, birden çok erkeğin kendisine tecavüz etmesi cezasına mahkum oluyor. Tepkiler o kadar büyük oluyor ki, polis olaya karışan erkekleri tutuklamak zorunda kalıyor, kadına da tazminat ödeniyor.
  • Yine 2002 yılında bir kadın, eniştesini kendisine tecavüz etmekle suçladığı için taşlanarak ölüm cezasına çarptırıldı. Tepkiler üzerine ceza kaldırıldı.
  • Sharmeen Obaid-Chinoy (1978-), günümüzdeki en ünlü Pakistanlı kadın. 2012 ve 2016 yıllarında belgesel dalında almış olduğu iki Akademi Ödülü, altı Emmy Ödülü ile tanınan bir sinemacı. 2012 yılında Time Dergisi onu dünyanın en etkili yüz kişisinden biri seçmiş. Davos’ta yüzlerine kezzap atılan Pakistanlı kadınları anlatan belgeselinin izlenmesinden iki yıl sonra, 2017’de Dünya Ekonomik Forumu’nda eş başkanlık yapan ilk sanatçı oldu. Ülkesindeki namus cinayetlerine yoğunlaşıp, karılarına işkence uygulayan kocaları cezalandıran yasaların çıkmasını sağlamış.
  • 2002 yılında Kuzey Kore’de, kadın tutukevinde doğum yapan kadınların çıplak beton zemin üzerinde, doktorun doğumu çizmesi ile kadının karnına basarak yaptırdığı, doğan çocuğun ise hemen öldürüldüğü Washington’da Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komisyonu önünde anlatılmıştı.
  • 2002 yılında Nijerya’da evlilik dışı hamile kalan bir kadın, boynuna kadar toprağa gömülerek halk tarafından başı parçalanana kadar taşlanma cezası aldı.
  • Klitoridektomi, İngiltere’de Viktoryen Dönemde (1837-1901) de uygulanan bir metottu. Kadınları melankoli, histeri ve nemfomani gibi kadın hastalıklarından koruduğu düşünülüyordu. Günümüzde de Mısır’dan Somali’ye kadar uzanan bölgede, Arap Yarımadası’nda ve Asya’nın bazı yörelerinde kadınların ve genç kızların %80-100’ü klitoris sünnetine maruz kalıyor.
  • Kenyalı kadınların yaklaşık yarısı bugün de cinsel organ sakatlanmasının tehdidi altında.
  • Nijerya’da her insanın bir erkek bir de kadın ruhuyla dünyaya geldiğine inanılıyor. Bir kadında kadınlık ruhunun tam olarak gelişmesi için, erkek ruhunun bulunduğu beden parçasının alınması gerekiyor. Kadınsal ruh, sünnet edilen deri parçasının altında olduğu için de erkeklerde sünnet zorunlu.
  • Mısır’da1996 yılında kadın sünneti resmen yasaklandı.
  • Arap dünyasındaki kadınların peçe takma zorunluluğu, Batı için geriliğin simgesi iken, peçe takma, Batı’nın siyasal, ekonomik ve kültürel baskısını yıkmanın da sembolü oldu.
  • 11 Eylül 2001 olaylarının planlayıcısı Mohammed Atta, vasiyetinde hiçbir kadının cesedine değmemesini, hiçbir hamile kadının veya kirlenmiş kişilerin kendisine veda etmemesini ve taziye için evine ayak basmamasını istemişti!
  • Yemen’de Arap Baharı ile başlayan kaosta 2011 yılında imzalanan Girişim’de istenen hususlardan biri “çocuklar ile kadınlar başta olmak üzere dezavantajlı kesimlerin korunması için gerekli tedbirlerin alınması” olmuştur.
Kadın Ev, Louise Bourgeois, 1990. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 15. istanbul Bienali, Pera Müzesi, 2017.

Kadın Ev, Louise Bourgeois, 1990.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 15. istanbul Bienali, Pera Müzesi, 2017.

2017 yılı itibarıyla dünya genelindeki çocuk gelin (18 yaşın altında) sayısının 700 milyon olduğu basında yer aldı.

Hindistan’da Yüksek Mahkeme 18 yaş altı kız çocuklarla evlilikte cinsel ilişkinin tecavüz kapsamına alınmasına karar verdi.

İngiliz tıp dergisi Lancet’te yayımlanan Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmasına göre dünya genelinde 2010-2014 arasında her yıl güvensiz koşullarda 25 milyon kürtaj operasyonu yapıldı. Bunların %97’si Afrika, Asya ve Latin Amerika’da gerçekleşti.

Dünyada okuma yazma bilmeyen ve eğitim hakkından mahrum bir milyara yakın yetişkinin üçte ikisinin kadın olduğu biliniyor.

Dünyada 131 milyon okul çağındaki kız çocuğu eğitim almıyor.

10 kız çocuğundan biri 20 yaşından önce cinsel şiddete uğruyor.

Dünyadaki arazilerin %1’i, 300 trilyon dolarlık mal varlığının 14 trilyon doları kadınlara ait.

Üniversiteyi yeni bitirmiş kadınlar erkeklerden %20 daha az para kazanıyor. Bu fark on yıl içerisinde %31’e kadar artıyor.

Eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamanın, sürdürülebilir kalkınmaya giden önemli bir yol; müreffeh, barışçıl ve dirençli toplumlar oluşturmak için gerekli olduğu, yalnızca kadınların değil, insanlığın geleceğine de yatırım olduğu düşünülüyor.

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Çin Halk Cumhuriyeti, Luoyang Eski Kent, 2017.

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Çin Halk Cumhuriyeti, Luoyang Eski Kent, 2017.

 

Şiddet 44| Doğu’da Kadının Konumu 5 | Çin 3

  • Fakir aileler, yeni doğan kız çocuklarını sattıkları için Çin’de yerel ve uluslararası çok canlı bir çocuk ticareti piyasası oluşmuştu. Satılan veya terk edilen bebekler arasında hiç erkek çocuk olmuyordu. Aile planlaması politikasının da katkı yaptığı bu durum Çin Halk Cumhuriyeti’nin imajını zedeliyordu ama nesnel bir gerçeklikti.
  • Tek çocuk politikasına uyulup uyulmadığı çok ciddi biçimde kontrol ediliyordu. Zaman içinde yasa biraz gevşedi. 2002 yılında uygulandığı bilinen zorunlu kürtaj ve kısırlaştırmalara son vermek amacıyla çıkartılan yasa, bunları yasaklıyor, tek çocuklulara para yardımı yapılmasını, çok çocuklulara para cezası verilmesini öngörüyordu. Ancak, partinin koyduğu nüfus artış oranını tutturamayan yerel yöneticiler görevden alınıyordu. Örneğin, evlenenlerin her ikisinin de kardeşi yoksa ikinci bir çocukları olmasına izin veriliyor, ya da çiftlerden biri etnik bir azınlığa mensupsa, yine ikinci çocukları olabiliyordu. Tek çocuk politikasına 2015 yılında son verildi. Bu politika ile 400 milyon doğumun engellendiği tahmin ediliyor. 2015 yılından itibaren tüm ailelerin iki çocuk sahibi olmasına izin veriliyor.
  • Genellikle her 100 kıza karşılık 102-107 erkek çocuk doğar (Türkiye’de 107). Hindistan, Pakistan, Güney Kore’de bu oran, erkek çocuk lehine bozuluyor. Çin’de ise durum çok kötü. Çin’in sıkı aile planlamasının çocuk sayısına getirdiği kısıtlamalar, kız çocuk hamileliklerinin sonlandırılmasına, doğan kız bebeklerin ölüme terk edilmesine yol açmış ve 2017 yılı itibarıyla Çin’de 60 erkek nüfus fazlası 60 milyon.
Doğulu Venüs No. 2, Lou Xu. Fotoğraf: Living in China, Taschen.

Doğulu Venüs No. 2, Lou Xu.
Fotoğraf: Living in China, Taschen

 

  • Dansçılar kendilerini daha zarif gösterdiği inancıyla ayaklarını sararlardı. Song Hanedanı döneminde (960-1279) bu adet zengin ve soylu ailelere de yayıldı. Beş altı yaşlarındaki küçük kızların ayakları öyle sıkı sarılıyordu ki, ayak biçimleri korkunç oluyordu. Sarma işleminde başparmak ile üç ayak parmağı birbirine sıkıca bağlandıktan sonra aşağıya doğru bükülerek sargılanıyordu. Birkaç yıl çekilen acıdan sonra sargılar açılıyor; ayaklar başparmağın üç buçuk katından fazla değilse, güzel sayılıyordu. Saygın bir hayatı arzu eden kadınlar için bu gerekliydi. Özellikle sarayın ve elit kesimin kızları bu uygulamaya katlanmak zorundaydılar. Bu gelenek, 1920’den itibaren yaygınlığını kaybetmeye başladı; 1949 yılında, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulması ile yasaklandı.Genel bir uygulama olmayan ve bölgeler, sınıflar ve etnisiteler arasında (Örneğin, Hakka kadınları arasında ayak bağlama uygulaması hiç yerleşmemiştir) farklılık gösteren ayak bağlama uygulaması gitgide daha az rastlanır olmuştu.

Lisa See’nin yazdığı, Ufuk Boran Kaptan’ın harika çevirisiyle Can Yayınları’dan çıkan, Kar Çiçeği ve Sırlar Yelpazesi adlı romanı sizlere öneririm. Bu kitap, ayak sarma adetinin yanı sıra, Çin ev düzeni, çöpçatanlık, kız çocuk olmak hakkında da kapsamlı bir tablo çizerken, tarihi arka planı da vermekte, kitabın sonundaki açıklamaları ile yazar bizi günümüze kadar getirmektedir.

  • Çin’de eşcinsellerin bir arada görünmesi pek kolay değil. Kültür Devrimi sırasında birinin eşcinsel olduğunun söylenmesi bile yeter, hemen çalışma kampına gönderilir, hatta serseri diye kurşuna bile dizilebilirdi. Ancak günümüzde de eşcinsellik büyük bir utanç kaynağı, hem kişinin kendisi hem de ailesi için bir yüz karası.

 

 

 

Şiddet 43| Doğu’da Kadının Konumu 4 | Çin 2

  • Konfüçyüs inancı, ataerkil bir düzen getiriyor; bedeni kötü bir şey olarak görmüyor ama tehlikesine karşı uyarıyordu. Kadınların devlet içinde düzensizliğe ve karışıklığa yol açacağı ve imparatorluk sarayı için de ayıp bir şey sayılacağı için kamu görevleri kadınlar için yasaktı.
  • Emperyal Çin’de kadınlar tüccar da olamıyorlardı.
  • Qing Hanedanlığı döneminde, 17.-18. yüzyıllarda elit kadınlar matbaacılık konusunda seslerini duyurdular. 19. yüzyıl sonunda kadın hakları savunusu yapan entelektüel bir hareket gelişti.
  • Geç emperyal dönemde kadınlar bazı durumlarda miras yoluyla mülk edinebiliyordu.
  • 1928 yılında iktidara gelen Milliyetçi Parti, kadınlara vatandaşlık hakkı tanıdı ve teoride de olsa, evlilik ve miras konularında eşit statü hakkı verdi.
  • 1949 yılında Çin Komünist Partisi zafer kazanınca posterlerde kadınlar elinde tüfek, erkekler ise bebekleri beslerken görüntülendi. ÇKP dulların ve kızlarının haklarını güçlendirmek, mirastan eşit pay alabilmelerini sağlamak için önemli işler yaptı. Ancak günümüzde bile, özellikle kırsal alanlarda, erkekler miras konusunda önceliğe sahiptir.
  • Çin’deki Kültür Devrimi (1965-1969) sırasında cinsel köleliğin simgelerinden biri sayılan etek giyme yasağı getirildi. Eşitliği vurgulamak için erkeklerle kadınlar tek tip giyinmek zorundaydılar.
  • 1978 yılından sonraki reform çağında, ÇKP’deki kadın yönetici sayısı, yerel ve üst düzeyde, dramatik şekilde azaldı.
Duvar resimleri ve başka yerlerde tasvir edilen Han Hanedanı dansçılarının, dansın bu dönemde daha da geliştiğine tanıklık etmektedir. Tang Hanedanı döneminde dans, yeni doruklara ulaşmıştır. Çin'in kültürünün önemli bir parçası olan operada kadın rolleri erkekler tarafından oynanırdı. Şanghay, 1995.

Duvar resimleri ve başka yerlerde tasvir edilen Han Hanedanı dansçılarının, dansın bu dönemde daha da geliştiğine tanıklık etmektedir. Tang Hanedanı döneminde dans, yeni doruklara ulaşmıştır.
Çin’in kültürünün önemli bir parçası olan operada kadın rolleri erkekler tarafından oynanırdı.
Şanghay, 1995.

  • İmparatorluk döneminde kadına karşı ön yargılı bakış açısı dul kadınların tekrar evlenmesini istememek, bedensel hareket kabiliyetini kısıtlamaya da yönelik olan kızların ayaklarının bağlanması, memuriyet sınavlarının sadece erkeklere açık olması ile kendini göstermişti.
  • Cumhuriyet döneminde (1912-1949) cinsiyet ve aile ilişkilerini düzenlemeye yönelik hamleler yapıldı. 1911 Devrimi’nden hemen sonra kadınlara oy hakkı tanınmıştı. Ancak bu dönemde seçimler pek de önem verilmeyen bir hak olmuştur. Ayak bağlama uygulaması ise devlet tarafından hoş görülmeyen bir uygulamaya dönüşmüştü.
  • Mao Çin’de kadınlara farklı bir baskı uygulandığına dikkat çekmiş, kadınların sadece sınıfsal adaletsizlikten değil, erkek akrabaların uyguladıkları şiddetten de mustarip olduklarını belirtmişti.
  • Çin Halk Cumhuriyeti’nde ulus çapındaki ilk hareket 1950 tarihli Yeni Evlilik Kanunu oldu. Bu uygulama ile:
             * Eskiden aile büyüklerine ait olan kimin kimle evleneceği uygulamasına son verilerek, nikahın  özgür iradeleri ile karar vermiş iki birey arasında kıyılması gerektiği;
             *Eski sistemde erkek için çok daha kolay olan boşanma hakkında da eşitlik ilkesinin geçerli kılınarak karı ve kocaya hukuk önünde eşit muamele edileceği hükme bağlandı.
  • ÇHC’de evlilik törenlerinde aile büyüklerinin resimlerinin yerini Mao’nun portresi almış, daha önce damadın anne babasının önünde eğilen yeni evli çift, 1949 sonrasında Mao’nun portresinin önünde eğilir olmuştur.
  • Köyde yaşayan bir gelinin evlendiğinde kocasının ailesinin yanına taşınma zorunluluğu hakkında yeni yasa hiçbir değişiklik getirmemiştir.
  • ÇHC, kanunlarla cinsiyet eşitliği tanındığı için Tibet kadınlarının statüsünü yükselttiğini savlar.
  • Devrim öncesi kız ceninlerin öldürülmesi bilinen bir uygulamaydı. 1949’dan sonra hızla terk edilmişti. 1980’lerin başında bu uygulama hortladı. Cinsiyete dayalı kürtajlar yeniden başladı.
  • Çinlilerde de cinsellik utanma duygusu ya da günah düşüncesiyle yüklü değildir. Ancak kadınlar başka alanlarda baskı altındadır.
  • Eski Çin’de cenazenin layıkıyla kalkabilmesi için her ailenin bir oğul sahibi olması gerekiyordu. Kadının bir erkek çocuk doğurmamış olması boşanma için sağlam bir sebepti. Bir genç kız için ülkü, erkek çocuk doğurmaktı. Oğlan çocuk doğurmayan kadın yerini başka bir kadına bırakıyordu.
  • Çin’de nüfusun %92’si Han ırkından. Nüfus patlamasının yarattığı endişeyle 1979 yılında çocuk sayısı konusunda Han ırkına sert kısıtlamalar getirildi. İlk önlem erken evlilikleri caydırmak oldu. Erkeklerin 22, kızların 20 yaşından önce evlenmesi yasaklandı. İkinci önlem, çocuk sayısını kısıtlamak oldu. Büyük kentlerdeki çiftlerin tek çocuk yapmasına izin verildi. İzin verilenden fazla çocuğu olanlar, yaşadıkları bölge ve gelir durumuna göre değişen para cezaları ödüyor. Kırsal kesimde ilk doğan çocuk kız ise ya da kalıtımsal olmayan bir sakatlığı varsa, ikinci bir çocuğa izin veriliyordu. Nüfus yoğunluğu çok düşük olan bölgelerde yaşayan ailelere ve etnik azınlıklara, ikinci çocuk izni vardı.
  • Kentte olsun, köyde olsun art arda çocuk sahibi olmak mümkün değil. İki çocuk arasında 4-5 yıl beklemek gerekiyor.
  • Bugün de Çin’de oğlan çocuklara öncelik verilmektedir. Çoğu hamile kadın, karnında taşıdığı bebeğin erkek olmadığını öğrenince kürtaja karar veriyor.
  • Çin’de kürtaj serbest. Üstelik gebeliğin her aşamasında mümkün.

 

Çağdaş Sanata Varış 157| Yeni Modernler

NEO MODERNİSM

  • “Fransa’da avangard 1820’deki doğumundan bu yana pek çok kez öldü. Avrupa’da 1870-1900 yılları arasında geçirdiği verimli dönemden sonra bıkkınlığa yol açtı. 1910’da yeniden dirildi. Modernizm’i canlandırabilmek için de onu öldürmekten daha etkili bir yol yoktur,” diyor Charles Jencks.
  • Virginia Woolf 1910’da “insan ilişkileri ne zaman değişse davranış, politika ve edebiyat da değişir” diye yazmış.
  • “Yeni” olabilmek için ve avangard olarak puan toplayabilmek için egemen kültüre karşı çıkmak gerekir. Modernizm karşı çıkışlar ve reddedişler ile ilerler.
  • Yeni Modern teriminden ilk kez 1982’lerde New York çevresinde söz edilmeye başlanmıştır.
  • Pek çok New Yorklu eleştirmen, Yeni Modern kavramını Postmodernizm’e karşıt polemik olarak ele almıştır.
  • Yeni Modern terimi, bazı eleştirmenler tarafından, yeni bir biçim ve ortamı, zarif yeni bir geometriyi tanımlamak için kullanılır.
  • Bazıları Yeni Modern yerine Geç Modern terimini kullanır.
Sir Norman Foster’ın imzasını taşıyan bina, bazıları için Yeni Modern, bazıları için ise Geç Modern bir binadır. Neo Mackintosh mobilyalar, Neo Hoffman sandalyeler..Bunlar gerçekte “Yeni” midirler yoksa “Geç” mi? Ve her şeyden önce bunun bir anlamı var mı? Hong Kong ve Shanghai Bankası merkez binası, Hong Kong, Çin Halk Cumhuriyeti, 1979 – 1986. Fotoğraf:www.fosterandpartners.com

Sir Norman Foster’ın imzasını taşıyan bina, bazıları için Yeni Modern, bazıları için ise Geç Modern bir binadır. Neo Mackintosh mobilyalar, Neo Hoffman sandalyeler..Bunlar gerçekte “Yeni” midirler yoksa “Geç” mi? Ve her şeyden önce bunun bir anlamı var mı?
Hong Kong ve Shanghai Bankası merkez binası, Hong Kong, Çin Halk Cumhuriyeti, 1979 – 1986.
Fotoğraf:www.fosterandpartners.com

Mimari eleştirmeni Paul Goldberger’e (1950) göre en uç Neo Modern bina örneği Bernard Tschumi’nin Paris’te Parc de la Villette’deki “folie”leridir. Ödüllü proje, parkı doğa ile ilişkilendirmeyi değil, bir kültür parkı var etmeyi amaçlamıştır. 1982-1998. Parc de la Villette’in tasarımının, Postmodern bir mimari akım olan Dekonstrüktivizm’e önemli etkileri olmuştur. Proje, sentez yerine çatışmayı, birlik yerine parçalanmayı, dikkatli yönetim yerine çılgınlık ve oyunu teşvik eder. Modern dönem için kutsal olan sayısız fikri altüst eder. Fotoğraf:www.tschumi.com

Mimari eleştirmeni Paul Goldberger’e (1950) göre en uç Neo Modern bina örneği Bernard Tschumi’nin Paris’te Parc de la Villette’deki “folie”leridir. Ödüllü proje, parkı doğa ile ilişkilendirmeyi değil, bir kültür parkı var etmeyi amaçlamıştır. 1982-1998. Parc de la Villette’in tasarımının, Postmodern bir mimari akım olan Dekonstrüktivizm’e önemli etkileri olmuştur.
Proje, sentez yerine çatışmayı, birlik yerine parçalanmayı, dikkatli yönetim yerine çılgınlık ve oyunu teşvik eder. Modern dönem için kutsal olan sayısız fikri altüst eder.
Fotoğraf:www.tschumi.com

  • Modern mimarlık için 1920’lerde paradigmayı kuranlar Wright, Le Corbusier, Gropius, Mies gibi Yüksek Modernistler idi.
  • Yeni Modernler, Modern gelenekte bir tavır değişikliği yaratan; artık toplumu değiştirmeye çalışan ütopistler değil, Modernist biçimlerle oynayan estetikçiler, dili zenginleştiren, özdeki bildirileri etik değil stilistik olan sanatçılar diye tanımlanırlar. Yeni Modernler, anti-hümanist, merkezden kopartan binalar inşa ettiler. Yeni Modernler, binalarında işlevselliğe ve toplumsal erekleri karşılamaya inanmadılar.
  • En ünlü Neo Modern mimarlardan bazıları Eisenman, Tschumi, Libeskind, Fuji, Gehry, Koolhaas, Hadid, Morphosis ve Mejduk’tur. Bu sanatçılar Neo Modern ve Dekonstrüktivist eserler vermişlerdir.
  • Charles Jencks’e göre, Modernizm ideolojisi tüm ikinci ve üçüncü dünya ülkeleri endüstrileşinceye ve Postmodern paradigma tüm dünyaca benimseneceği zamana kadar sürecektir. O noktada ekonomi ve materyalizm değil, ekoloji ve göstergebilim öncü düşünce biçimleri olacaktır.
  • Alman bilim adamı Jürgen Habermas da 1981 yılında Modernizm’in ruhunun hatalı olmadığını; sorumlu aranacaksa, ilkesiz geliştiricilere, pazar güçlerine, bürokrasiye, üçüncü sınıf plancılara bakmak gerektiğini söylemiştir. “Toplumsal ve politik değişiklik, Modernizm’in tutkularını yerine getirmesine olanak tanıyacaktır; Modernizm projesi henüz bitmemiştir, tamamlanmamıştır”, demiştir.
Tokyo Teknoloji Enstitüsü, Kazuo Shinohara. Fotoğraf:www.titech.ac.jp

Tokyo Teknoloji Enstitüsü, Kazuo Shinohara.
Fotoğraf:www.titech.ac.jp

Charles Jencks’e (1939) göre ise Yeni Modern’i en iyi tanımlayan mimar Japon Kazuo Shinohara’dır (1925-2006). Tokyo Teknoloji Enstitüsü için tasarladığı, 1987 yılında açılışı yapılan bina uçan makinaları anımsatacak biçimdedir. En tepedeki yarım çelik silindir, 747’nin kanadı gibi havada asılı durur. Bu, dalgalanan geometrik formun bir örneğidir. Shinohara, 1988 yılında yayımladığı Kaos ve Makina adlı metninde Modern Next- Modern Ardı tanımlamasını yapar. Tokyo bugün biçimler, renkler ve malzeme itibarıyla görsel çevre anlamında dünyanın en kaotik kentlerinden biridir. Shinohara, geometri-rastlantı ve gürültü- düzen ve kaos karışımını gelişmeci anarşi olarak yorumlar. Modernist teknoloji ve makinaya verdiği ağırlık onu amacına, Modern Ardı’na götürür. Görsel olarak sonuç Frank Gehry ve Dekonstrüktivistlerin çalışmalarına yakındır. 2010 yılındaki Venedik Bienali’nde anısına Altın Arslan ödülü verilmiştir. Fotoğraf:Tokyo Institute of Technology Centennial Hall 2009" by Wiiii - Own work. Licensed under CC BY-SA 3.0 via Wikimedia Commons.

Charles Jencks’e (1939) göre ise Yeni Modern’i en iyi tanımlayan mimar Japon Kazuo Shinohara’dır (1925-2006). Tokyo Teknoloji Enstitüsü için tasarladığı, 1987 yılında açılışı yapılan bina uçan makinaları anımsatacak biçimdedir. En tepedeki yarım çelik silindir, 747’nin kanadı gibi havada asılı durur. Bu, dalgalanan geometrik formun bir örneğidir. Shinohara, 1988 yılında yayımladığı Kaos ve Makina adlı metninde Modern Next- Modern Ardı tanımlamasını yapar. Tokyo bugün biçimler, renkler ve malzeme itibarıyla görsel çevre anlamında dünyanın en kaotik kentlerinden biridir. Shinohara, geometri-rastlantı ve gürültü- düzen ve kaos karışımını gelişmeci anarşi olarak yorumlar. Modernist teknoloji ve makinaya verdiği ağırlık onu amacına, Modern Ardı’na götürür. Görsel olarak sonuç Frank Gehry ve Dekonstrüktivistlerin çalışmalarına yakındır.
2010 yılındaki Venedik Bienali’nde anısına Altın Arslan ödülü verilmiştir.
Fotoğraf:Tokyo Institute of Technology Centennial Hall 2009″ by Wiiii – Own work. Licensed under CC BY-SA 3.0 via Wikimedia Commons.

  • Biçimsel ve yapısal olarak yarım silindir Yeni Modernlerin tipik sözcesidir. Bu biçim, uzayda salınan kavramsal bir uçan kiriştir. Shinohara yarım silindiri bir uçak kanadı ya da gövdesi havada uçan bir makina gibi  simgeleştirmiştir fakat bu, aynı zamanda, Dekonstrüktivist estetikçilere göre asılı uydular, patlayan çıkmalara eş bir anlatımdır. Pek çok Dekonstrüktivist çalışma gibi eğridir. Tokyo Teknoloji Enstitüsü’nün ilk fotoğrafında görüldüğü gibi, silindir formun arılığı, eğri pencere ve uçan yangın merdiveni ile bozulmuştur. Tüm arı biçimler birbirlerine doğru uyumsuzca uçarlar. Parçalar birbirlerine bir bütün imgesi doğurmayacak biçimde adeta kendiliğinden iliştirilmiştir. Denetimsizliği, ısrarlı bir yalınlığı ve soyutlamayı ortaya koyarlar. Shinohara güzellikten belirsiz (fuzzy) bir kavrama karşılıkmış gibi bahsetmiştir.
  • Yeni Modernler entelektüel olarak hala Modernisttirler.
  • İdeal bir Yeni Modern ideolojik anlamda kendisinin hangi biçemi kullandığı sorusunu aptalca ve indirgemeci bularak reddeder ve kendisinin biçemler arası çalıştığını söyler.
  • Yeni Modern mimarlık özel kodlar üzerine kuruludur. Peter Eisenman’ın “mimarinin metafiziği” adını verdiği şey:
    İyi bir tasarımın özünü,
    İnsan formunu temel alan orantı ve uyumu,
    İnsan deneyimini temsil etmeyi, mimarın vizyonunu içerir.
  • Bu akımın sorunları soyutlama, kaos ve sert yüzeyleri aşırı vurgulama olarak görülür.

 

Sürdürülebilirlik

Günümüzde her türlü kriz, iklim değişikliği ile yaşanan sorunların yanı sıra, finansal ya da siyasal çalkantılar bir anda dünyayı sarıyor. Bu sistemik krizlerin kartopu etkisi yaratması gibi, artan iyi örnekler ile dünya çapında fark yaratacak sonuçlar elde etmek de mümkün. Ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda enerji, su, malzeme kullanımı ve atık geri geridönüşümüyle ilgili çalışmalar yapmak gerekiyor. Yenilenebilir enerji kullanımı, atık yönetimi, su yönetimi, kimyasal kullanımı ile ilgili yeni stratejiler ve yol haritaları belirlememiz lazım.

Bunun için yapılan işi sürdürülebilir kılmayı hedeflemek, yaratıcı olmak gerekiyor. Daha yaşanabilir bir gelecek için:

  • üretim süreçlerinin iklim değişikliğine, havaya, toprağa ve suya olan etkilerini kontrol altında tutmak;
  • farkındalık yaratarak enerji tasarrufuna yönelik bireysel inisiyatifleri yaygınlaştırmak;
  • doğal kaynakların akılcı kullanımına yönelik çalışmalar yürütmek;
  • biyolojik çeşitliliğe katkıda bulunmak amacıyla nesli yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan doğal yaşam alanlarını ve varlıklarını korumayı hedeflemek;
  • su tüketimini azaltmaya yönelik projeleri hayata geçirmek;
  • basılı metin yerine iletişim platformlarını kullanarak hem daha hızlı güncelleme yapabilmek hem de büyük miktarda kağıt tasarrufu sağlamak;
  • karbon salımını düşürmek için daha düşük yakıt tüketimine yönelmek ilk akla gelen önlemlerden.

Geleceğin ekonomisine hazırlanmak, sürdürülebilir bir büyüme gerçekleştirebilmek için, üretim aşamasında sürdürülebilirlik odaklı çalışmalar yapmak; sürdürülebilir marka yaratmak, global markaların sayısının artması, sürdürülebilir satış alanları ve sürdürülebilir ürün ve hizmetler sunulması gibi sürdürülebilir iş modellerine geçiş için firmalarda sürdürülebilirlik ekipleri oluşturmak yani yeni kadrolar ve görev tanımlarının ortaya çıkacağını kabul etmek; sürdürülebilir tüketim ve inovasyon için kurumların eğer hala yapmadılarsa, projelerini geliştirmesi lazım.

Tabiatı ve atmosferi kirletmeyen, kaynaklarını kendi üreten ve sürdüren, enerjisini doğadan alan, atık sorunu olmayan, dünyamızın umudu, eko şehir projelerinden bazılarını paylaşmak istiyoruz.

Güney Kore’de Songdo eko şehrinde şimdiden otuz bin kişi yaşıyor. 2017 yılında nüfusunun altmış beş bin olması planlanıyor. Şehir tamamlandığında  %40’ı yeşil alan olacak. Doğal malzeme ile inşa edilen şehirde yenilenebilir enerji kullanılacak. Şehrin yapım ve yerleşimi bittiğinde toplam maliyetinin otuz milyar doları bulması bekleniyor. Fotoğraf: www.cityup.org

Güney Kore’de Songdo eko şehrinde şimdiden otuz bin kişi yaşıyor. 2017 yılında nüfusunun altmış beş bin olması planlanıyor. Şehir tamamlandığında %40’ı yeşil alan olacak. Doğal malzeme ile inşa edilen şehirde yenilenebilir enerji kullanılacak. Şehrin yapım ve yerleşimi bittiğinde toplam maliyetinin otuz milyar doları bulması bekleniyor.
Fotoğraf: www.cityup.org

Birleşik Arap Emirlikleri’nde Abu Dabi’deki Masdar, yüzde yüz ekolojik ve sürdürülebilir ilk şehir olacak. Tasarımını ünlü İngiliz mimarlık firması Foster yapmış. Enerjisini güneş panolarından ve fotovoltaik güneş pili santralinden alacak. Okyanus suyunu kullanacak. Karbon emisyonu sıfır olacak. Biyoyakıtını ve gıdasını kendi üretecek. 2010 yılından bu yana Masdar Bilim ve Teknoloji Enstitüsü şehirdeki kampüsünde faaliyet göstermektedir. 2014 yılında ise Siemens 800 çalışanı ile bölge ofisini burada açacaktır. Fotoğraf: www.greenprophet.com

Birleşik Arap Emirlikleri’nde Abu Dabi’deki Masdar, yüzde yüz ekolojik ve sürdürülebilir ilk şehir olacak. Tasarımını ünlü İngiliz mimarlık firması Foster yapmış. Enerjisini güneş panolarından ve fotovoltaik güneş pili santralinden alacak. Okyanus suyunu kullanacak. Karbon emisyonu sıfır olacak. Biyoyakıtını ve gıdasını kendi üretecek. 2010 yılından bu yana Masdar Bilim ve Teknoloji Enstitüsü şehirdeki kampüsünde faaliyet göstermektedir. 2014 yılında ise Siemens 800 çalışanı ile bölge ofisini burada açacaktır.
Fotoğraf: www.greenprophet.com

Hindistan’da Lavasa 2021’de tamamlanacak. Şehir üç yüz bin kişiyi barındıracak. Çevre kirletmeyen endüstri, eğitim kurumları, ekolojik imkanları barındıracak olan Lavasa, biyomimetik yani teknolojinin doğayı kopyalayarak insan ihtiyaçlarına uyarlanması üzerine kurulu olacak. Fotoğraf: littlegreenseed.wordpress.com

Hindistan’da Lavasa 2021’de tamamlanacak. Şehir üç yüz bin kişiyi barındıracak. Çevre kirletmeyen endüstri, eğitim kurumları, ekolojik imkanları barındıracak olan Lavasa, biyomimetik yani teknolojinin doğayı kopyalayarak insan ihtiyaçlarına uyarlanması üzerine kurulu olacak.
Fotoğraf: littlegreenseed.wordpress.com

ABD’de Florida’da Osceola County’de kurulan Destiny eko şehri 200 mil uzunluğunda su kanallarından oluşuyor ve sürdürülebilir teknolojilere dayanıyor. İki yüz elli bin kişiyi barındıracak olan eko şehrin bittiği zaman yeşillikler içinde bir Venedik gibi olması tasarlanıyor. Fotoğraf: www.bibliotecapleyades.net

ABD’de Florida’da Osceola County’de kurulan Destiny eko şehri 200 mil uzunluğunda su kanallarından oluşuyor ve sürdürülebilir teknolojilere dayanıyor. İki yüz elli bin kişiyi barındıracak olan eko şehrin bittiği zaman yeşillikler içinde bir Venedik gibi olması tasarlanıyor.
Fotoğraf: www.bibliotecapleyades.net

Japonya’da üç bin kişi için planlanan proje bu yıl, 2014’te, start alacak. Fujisawa Sürdürülebilir Enerji Şehri’nde tüm evler güneş enerjisinden yararlanacak ve en gelişmiş teknolojiyle donatılacak. Tüm şehir doğayla uyumlu, çevreyi kirletmeyen bir yapıda olacak. Ulaşım elektrikli otomobil ve bisikletle sağlanacak. Şehir, fotoğrafta görüldüğü gibi üç katmanlı tasarlanmış. Fotoğraf: ex-blog. Panasonic.co.jp

Japonya’da üç bin kişi için planlanan proje bu yıl, 2014’te, start alacak. Fujisawa Sürdürülebilir Enerji Şehri’nde tüm evler güneş enerjisinden yararlanacak ve en gelişmiş teknolojiyle donatılacak. Tüm şehir doğayla uyumlu, çevreyi kirletmeyen bir yapıda olacak. Ulaşım elektrikli otomobil ve bisikletle sağlanacak. Şehir, fotoğrafta görüldüğü gibi üç katmanlı tasarlanmış.
Fotoğraf: ex-blog. Panasonic.co.jp

Çin Halk Cumhuriyeti’nde Chongming Adası’nda beş yüz bin kişi için planlanan Dongtan şehri tamamlandığında dünyanın en geniş eko kenti olacak. Şehir karbon emisyonu yapmayacak, tüm atıkları enerjiye dönüştürecek. Rüzgar türbinleri en büyük enerji kaynağı olacak. Fotoğraf: www.cireview.de

Çin Halk Cumhuriyeti’nde Chongming Adası’nda beş yüz bin kişi için planlanan Dongtan şehri tamamlandığında dünyanın en geniş eko kenti olacak. Şehir karbon emisyonu yapmayacak, tüm atıkları enerjiye dönüştürecek. Rüzgar türbinleri en büyük enerji kaynağı olacak.
Fotoğraf: www.cireview.de

Sürdürülebilirliği sağlamak, bir sosyal sorumluluk olmanın ötesinde “yeni ekonomi”nin kuralı haline gelmiş bir mecburiyettir. “Yeni müşteri”nin beklentisini daha iyi, daha sağlıklı, çevresel ve toplumsal duyarlılığı olan markaları satın almayı talep edecek şekilde eğitilmesi de şarttır.

“Öteki”ne karşı kör kalarak sürdürülebilir olunamayacağını idrak etmek tabii ki ön şart.

 

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Sürdürülebilirliği Nasıl Bilirsiniz?, Balkan Talu, EKOIQ, Mart 2014.
  • www.surdurulebilirperakende.com
  • Sürdürülebilirlik Tercih Değil, Sorumluluk; Nilgün Özkan, EKOIQ, Mart 2014.
  • Perakende Sektörü ve Sürdürülebilir İş Modelleri, Semra Sevinç, EKOIQ, Mart 2014.
  • Allianz Buluşma Yaşam Dosyası, 2014.