Etiket arşivi: Christo

Çağdaş Sanata Varış 186| Arazi Sanatı / Toprak Sanatı / Ekolojik Sanat

1960’lardan 1980’lere

  • O dönemde gelişmeye başlayan çevreci hareket,
  • O dönemde Hippi kültürünün doğayı kutsayan yaklaşımları ile doğal yaşama ilginin artması,
  • Doğada rastlanan tarihsel kalıntılara yönelik merakın uyanışı,
  • Sosyal değişim taleplerinin dile geldiği, sivil toplum hareketlerinin ırk, cinsiyet, kültür bağlamında eşit hak arayışları,
  • Statükonun simgesi olarak görülen müze ve galerilerin Modernist ve elitist tavrına tepki Arazi Sanatı’nın çıkış noktaları olmuştur.

 

  • Endüstriyel gelişmenin ve teknolojik hızın tehlikeli boyutlarını gündeme getirmek,
  • Doğaya dair bilinç oluşturmak, teknoloji karşısında doğayı kutsamak,
  • Anti kapitalist bir tavır ile piyasa sisteminin kolay metalaştıramayacağı işler üretmek amaçlanmıştır.

 

  • Sade, geometrik şekillerin açık alanlara uygulanması açısından Minimalizm ile, (ama Minimalizm’in teknolojik biçimciliğine karşıdır),
  • Doğal malzeme kullanımı ve süreçselliği açısından Arte Povera ile,
  • Yapıtların genellikle gelip geçici olması nedeniyle Happening ile,
  • Bazen sanatçının doğaya bizzat müdahale  sürecine odaklanması; sanatçıların doğa gezileri, yürüyüşleri gibi  eylemlere katılması açısından Performans Sanatı ile,
  • Projelerin zaman zaman salt belge, fotoğraf, harita ve benzeri malzemeyle sergilenmesi dolayısıyla Kavramsal Sanat ile,
  • Bitmiş yapıttan ziyade yapıtın oluşum sürecinin önem kazandığı pratikler açısından Süreç Sanatı ile yakınlık taşıyan bir akımdır.

 

  • Enstalasyon temellidir.
  • Doğayı yansıtan görünümler resim ve heykel ile sunulurken Arazi Sanatı manzaranın tanımını genişletmiştir. Robert Smithson’un deyişiyle, fırçanın yerini buldozer almıştır. Göller, çöller, kumsallar, dağlar yeni manzaralar yaratmak için birer zemin olarak kullanılmıştır. Ama, 19. yüzyılın romantik manzara ülküsüne bağlanarak doğanın gizemine yeniden dönüşü destekler.
  • Ayırıcı özelliği, doğada geniş alanlarda, yer aldığı mekana özgü olarak gerçekleştirilmesidir.

 

  • Doğal malzemeyle yapılmış olan ve:

    Yeni bir sanatsal topografi oluşturan, görsel odaklı olana Arazi Sanatı,
    Görselliği arka plana atan, doğaya doğrudan iyileştirici müdahalelerde bulunana Ekolojik Sanat,
    Taş, toprak, kum gibi malzemenin galerilerde sergilenmesine ise genellikle Toprak Sanatı denir.

 

  • Land Art kavramı 1960’lı yılların sonlarında ABD’de gelişmiş, 1970’li yıllarda Avrupa’ya yayılmıştır. Land Art,  sanatın “Non-Art” ya da “Anti-Form” hareketleri içinde yer almaktadır.
  • Amerikalı sanatçılar yapıtlarını daha çok Nevada ve California’nın çöllük bölgelerinde gerçekleştirmişler, istedikleri boyutta çalışma olanağı bulmuşlar, yapıtlarında heykel ve mimari ile ilgili verilerden yararlanmışlardır.
  • Çoğunlukla kalıcı değildir ama aralarında binlerce yıl yaşamaya aday olan arazi enstalasyonları da vardır. Kalıcı olmayanlar, fotoğraf ya da video ile tespit edilir. Bir arazide aynı çizgi boyunca ileri geri yürüyerek, çimenler doğal yoldan düzlenir. Çimler düzelene ya da yürünerek oluşturulan çizginin üzerinde büyüyene kadar varlığını korur (Richard Long, 1967). Işık, hava, yağmur, zaman ve başka insanların müdahaleleri eseri değişikliğe uğratabilir. İzleyicinin kolay kolay gidip göremeyeceği yerlerde gerçekleştirilen bu projelerin izleyici ile karşılaşmasının tek yolu çoğu zaman fotoğraftır. Fotoğraf yoluyla kitaplarda ve web sitelerinde yer alması Arazi Sanatını erişilebilir kılar.
  • Doğada bırakılan izler de yapıt sayılır. Manzarada bırakılan ayak izleri, toprak üzerinde oluşturulan ahşap ya da taş çizgiler veya daireler gibi.
  • Bunlara paralel bir anlayışla eserler veren, Yeni Gerçekçilik’in Çevre Sanatı (Environmental Art) dalında eser veren 1935 doğumlu Bulgar sanatçı Christo’ya dosyamızın 96 sayılı bölümünde yer vermiştik.
Spiral Jetty (Spiral Dalgakıran), Robert Smithson, 1969-1970. Bu sarmal eser yaklaşık 450 metre uzunluğundadır. Balçık, kaya, tuz kristali ve suyla yapılmıştır. Eser, ABD’nin Utah Eyaleti’nde Büyük Tuz Gölü’nde 4 hektarlık bir alanı kaplamıştır. Alana 6500 tondan fazla malzeme taşınmıştır.  Çalışmada kullanılan alan Utah Eyaleti’nden 20 yıllığına kiralanmıştır. Eser, *sanatsal olmayan malzemeler kullanmıştır; malzemeler hem geleneksel değildir hem de doğaldır, *sanatla ilgili beklentilerin uzağındadır, *bir galeride veya müzede değil, dışarıdadır; müze ve galerinin rolünü sorgular, *bu organik, doğal şekil soyut bir tasarım olarak da görülebilir, *ürün, aynı zamanda sanat yapma süreci hakkındadır, *doğası gereği sürekli değişen bir yapıdır; Smithson’un temalarından biri olan entropi, yani bütün doğal fenomenin aşama aşama yavaşlaması ve son bulmasıdır, *genellikle bir sanat eserinin sonsuza kadar kalmasını bekleriz ama Spiral Jetty 1972 yılında sular altında kalmıştır. Sular çekilince tuz kristalleri kayaların beyazlaşmasına yol açmıştır, *bu Arazi Sanatı örneği, hareket, yer değiştirme ve değişim hakkında olduğu kadar, radikal biçimde değişen bir dünyada sanatın anlamı, sembolizmi ve yeniden tanımlanması hakkındadır. Smithson, doğadaki yaşam-ölüm döngüsünden, yaşamsal entropiden etkilenmiş, başka yapıtlarında da spiral biçimini kullanmıştır. Smithson, Arazi Sanatı örneklerini mekan ve mekan dışı olarak ikiye ayırmıştır. Böylece, arazide gerçekleştirilen projelerle, bu projelerden arta kalan malzemelerle gerçekleştirilen enstalasyonları birbirinden ayırmıştır. Ekolojiye, sanatın çağdaş kültürdeki rolü ve sorumluluğuna ve doğa ile sanatın gerçek değerine odaklanmış olan Robert Smithson (1938-1973), kullanabileceği arazileri araştırırken bir uçak kazasında ölmüştür. Fotoğraf: art-in-public.tumblr.com

Spiral Jetty (Spiral Dalgakıran), Robert Smithson, 1969-1970.
Bu sarmal eser yaklaşık 450 metre uzunluğundadır. Balçık, kaya, tuz kristali ve suyla yapılmıştır. Eser, ABD’nin Utah Eyaleti’nde Büyük Tuz Gölü’nde 4 hektarlık bir alanı kaplamıştır. Alana 6500 tondan fazla malzeme taşınmıştır. Çalışmada kullanılan alan Utah Eyaleti’nden 20 yıllığına kiralanmıştır.
Eser,
*sanatsal olmayan malzemeler kullanmıştır; malzemeler hem geleneksel değildir hem de doğaldır,
*sanatla ilgili beklentilerin uzağındadır,
*bir galeride veya müzede değil, dışarıdadır; müze ve galerinin rolünü sorgular,
*bu organik, doğal şekil soyut bir tasarım olarak da görülebilir,
*ürün, aynı zamanda sanat yapma süreci hakkındadır,
*doğası gereği sürekli değişen bir yapıdır; Smithson’un temalarından biri olan entropi, yani bütün doğal fenomenin aşama aşama yavaşlaması ve son bulmasıdır,
*genellikle bir sanat eserinin sonsuza kadar kalmasını bekleriz ama Spiral Jetty 1972 yılında sular altında kalmıştır. Sular çekilince tuz kristalleri kayaların beyazlaşmasına yol açmıştır,
*bu Arazi Sanatı örneği, hareket, yer değiştirme ve değişim hakkında olduğu kadar, radikal biçimde değişen bir dünyada sanatın anlamı, sembolizmi ve yeniden tanımlanması hakkındadır.
Smithson, doğadaki yaşam-ölüm döngüsünden, yaşamsal entropiden etkilenmiş, başka yapıtlarında da spiral biçimini kullanmıştır.
Smithson, Arazi Sanatı örneklerini mekan ve mekan dışı olarak ikiye ayırmıştır. Böylece, arazide gerçekleştirilen projelerle, bu projelerden arta kalan malzemelerle gerçekleştirilen enstalasyonları birbirinden ayırmıştır.
Ekolojiye, sanatın çağdaş kültürdeki rolü ve sorumluluğuna ve doğa ile sanatın gerçek değerine odaklanmış olan Robert Smithson (1938-1973), kullanabileceği arazileri araştırırken bir uçak kazasında ölmüştür.
Fotoğraf: art-in-public.tumblr.com

Güneş Tünelleri, Nancy Holt, 1973-76. ABD'nin Utah Eyaleti’ndeki Lucin kasabası yakınlarında bulunan Great Basin Çölü'nde, gündönümü tarihlerine yakın zamanlarda, gün doğumu ve gün batımını Güneş Tünelleri içerisinden izleyebilirsiniz. Sanatçı Nancy Holt tarafından yapılmış anıtsal bir çalışma olan Güneş Tünelleri, her biri yaklaşık 5,48 metre uzunluğunda ve 2,74 metre çapında olan dört adet dökme beton boru kullanılarak inşa edilmiş. Tüneller, gündönümlerindeki gün doğumu ve gün batımlarını hizalayabilmek amacıyla büyük bir "X" harfi biçiminde yerleştirilmiş. Boruların kenarlarında yer alan delikler, gündüz saatlerinde güneş ışığını iç duvarlarına yansıtarak Ejderha (Draco), Kahraman (Perseus), Güvercin (Columba) ve Oğlak (Capricorn) takımyıldızlarındaki başlıca yıldızların haritalarını meydana getiriyorlar. Güneş Tünelleri'nin yaratıcısı Nancy Holt, Robert Smithson’un eşi. Güneş Tünelleri, Arazi Kullanımı Yorum Merkezi tarafından ziyaret edilen yerlerden biridir. Fotoğraf:en.wikipedia.org/Calvin Chu from Riverside.

Güneş Tünelleri, Nancy Holt, 1973-76.
ABD’nin Utah Eyaleti’ndeki Lucin kasabası yakınlarında bulunan Great Basin Çölü’nde, gündönümü tarihlerine yakın zamanlarda, gün doğumu ve gün batımını Güneş Tünelleri içerisinden izleyebilirsiniz. Sanatçı Nancy Holt tarafından yapılmış anıtsal bir çalışma olan Güneş Tünelleri, her biri yaklaşık 5,48 metre uzunluğunda ve 2,74 metre çapında olan dört adet dökme beton boru kullanılarak inşa edilmiş. Tüneller, gündönümlerindeki gün doğumu ve gün batımlarını hizalayabilmek amacıyla büyük bir “X” harfi biçiminde yerleştirilmiş. Boruların kenarlarında yer alan delikler, gündüz saatlerinde güneş ışığını iç duvarlarına yansıtarak Ejderha (Draco), Kahraman (Perseus), Güvercin (Columba) ve Oğlak (Capricorn) takımyıldızlarındaki başlıca yıldızların haritalarını meydana getiriyorlar. Güneş Tünelleri’nin yaratıcısı Nancy Holt, Robert Smithson’un eşi.
Güneş Tünelleri, Arazi Kullanımı Yorum Merkezi tarafından ziyaret edilen yerlerden biridir.
Fotoğraf:en.wikipedia.org/Calvin Chu from Riverside.

  • Galeri mekanında sergilenen Toprak Sanatı örnekleri arasında Walter De Maria’nın (1935-)?? 1977’de gerçekleştirdiği New York Toprak Odası, 197 metrekarelik bir mekanda 300 kilo toprakla yapılan bir enstalasyondur. Görünüşü ve kokusu ile izleyiciyi doğanın simgesi toprakla karşılaştırmış, enstalasyonun kapı aralığından izlenebilmesi kent insanının doğadan ne kadar uzak düştüğüne dair bir yorumdur.
  • Arazi Sanatı sanatçılarından Robert Smithson, Robert Morris (1931-2013), Richard Long (1945-) gibi sanatçıların arazi projelerinden arta kalan belleği, taş, toprak, kum, fotoğraf, gezi raporu gibi malzemeleri galeri mekanına taşıdıkları da olmuştur.
  • 1975’te kimyasal atık alanında uygulanan toprak iyileştirme ve alanı yeniden ormanlandırma girişimi; 1993’te kimyasal atıklardan verimsizleşmiş bir araziyi gerekli zirai uygulamalarla birkaç yıl süren çalışmalar süresince parsel parsel iyileştirilerek doğaya yeniden kazandırılarak kendiliğinden yıllar sürebilecek doğal süreci hızlandırma gibi girişimler Ekolojik Sanat başlığı altında değerlendirilebilir. Bu durumda sanatın biçimi nesne-meta statüsünden, süreç ve kamusal hizmet statüsüne kayar; sanat, değişimin mümkün olabileceğine dair olasılıkları görebilmemizi sağlar. Burada yapıt, diriltilmiş doğadır.
  • Sanatçıların doğada iz bırakması üzerinden kurgulanan performatif nitelikli çalışmalar, doğanın döngüselliğine göndermede bulunur; doğa üzerinde tahakkümün simgesi olan sınırları, haritaları gündeme getirir. 1993 yılında sınırları yasadışı yollardan geçerek yapılan yürüyüş Performansları, fiziki coğrafya ile siyasi coğrafya üzerinden doğa/kültür ayrımını gündeme getirmiştir.
  • Doğada yapılan yürüyüşler, bu yürüyüşler sırasında doğal malzemeyle yapılan enstalasyonlar, sanatçının doğada kendi bedeninin izini bıraktığı Performanslar, doğayı kadın bedeninin doğurganlığı ile özdeşleştiren Feminist boyutlu çalışmalar da vardır.
  • Arazi, Toprak ve Ekolojik Sanat doğaya yönelik duyarlılığın bir göstergesi olduğu kadar sanatın işlevine yönelik bir bilinçlendirme çabasıdır.
Kum heykeller yalnızca kum ve su kullanılarak yapılıyor. Kum heykel sanatı son yıllarda dünyada yeni yeni yaygınlaşan özel bir “ephemeral” (geçici) sanat türü. Kum organik ya da mineral olabilir. Organik kum tanecikleri, mercan, yumuşakçalar ve fosil parçacıkları barındırır. Tuzlu suda bunlara rastlanabilir. Mineral kum ya da kaya kumu ise mineral ya da kaya parçacıklarından oluşur. Heykelin sonunda aldığı şekli belirleyen, kullanılan kumun yapısıdır. Kum taneciklerinin boyutu ve yapısı bu bakımdan büyük önem taşır. Heykel için ideal tanecikler yuvarlak değil, karemsi olmalıdır. Plajlardaki kumlar çoğunlukla yuvarlak tanelidir; heykel yapımı için ideal diyebileceğimiz en uygun kum, nehirlerin yakınında bulunur ve dağlardan gelen su akıntılarıyla taşınır. Bu mineral kum tanecikleri köşelidirler ve birbirlerine uyarlar.  M.Ö. 4000’lerde Mısır’da uygulandığı düşünülen bu sanat biçimi, günümüze kadar gelmiştir. 2006 yılından beri düzenlenmekte olan, bu yıl  teması "Dünyanın 7 Harikası ve Mitoloji" olarak belirlenen Uluslararası Antalya Kum Heykel Festivali, Antalya sahillerinde kum heykellere ev sahipliği yapıyor. Bu yıl 9 farklı ülkeden 22 heykeltıraşın katıldığı etkinlikte heykeltıraşlar 7.000 metrekarelik bir alanda 10.000 ton taşıma kum ile, 30 civarında tema ve yüzlerce devasa boyutta kum heykel canlandırıyor. Heykellerin büyüklüğü ve kapladıkları alan nedeni ile dünyanın en büyük kum olaylarından biri olan bu organizasyon Küresel Tasarım Sanat Çalışmaları tarafından organize edilmektedir. Fotoğrafta, Antalya Lara’da, İtalyan heykeltıraş Michela Ciappini tarafından canlandırılan Jul Sezar ve Kleopatra görülüyor. Fotoğraf: Feryal Tezcan

Kum heykeller yalnızca kum ve su kullanılarak yapılıyor. Kum heykel sanatı son yıllarda dünyada yeni yeni yaygınlaşan özel bir “ephemeral” (geçici) sanat türü.
Kum organik ya da mineral olabilir. Organik kum tanecikleri, mercan, yumuşakçalar ve fosil parçacıkları barındırır. Tuzlu suda bunlara rastlanabilir. Mineral kum ya da kaya kumu ise mineral ya da kaya parçacıklarından oluşur. Heykelin sonunda aldığı şekli belirleyen, kullanılan kumun yapısıdır. Kum taneciklerinin boyutu ve yapısı bu bakımdan büyük önem taşır. Heykel için ideal tanecikler yuvarlak değil, karemsi olmalıdır. Plajlardaki kumlar çoğunlukla yuvarlak tanelidir; heykel yapımı için ideal diyebileceğimiz en uygun kum, nehirlerin yakınında bulunur ve dağlardan gelen su akıntılarıyla taşınır. Bu mineral kum tanecikleri köşelidirler ve birbirlerine uyarlar.
M.Ö. 4000’lerde Mısır’da uygulandığı düşünülen bu sanat biçimi, günümüze kadar gelmiştir.
2006 yılından beri düzenlenmekte olan, bu yıl teması “Dünyanın 7 Harikası ve Mitoloji” olarak belirlenen Uluslararası Antalya Kum Heykel Festivali, Antalya sahillerinde kum heykellere ev sahipliği yapıyor. Bu yıl 9 farklı ülkeden 22 heykeltıraşın katıldığı etkinlikte heykeltıraşlar 7.000 metrekarelik bir alanda 10.000 ton taşıma kum ile, 30 civarında tema ve yüzlerce devasa boyutta kum heykel canlandırıyor.
Heykellerin büyüklüğü ve kapladıkları alan nedeni ile dünyanın en büyük kum olaylarından biri olan bu organizasyon Küresel Tasarım Sanat Çalışmaları tarafından organize edilmektedir.
Fotoğrafta, Antalya Lara’da, İtalyan heykeltıraş Michela Ciappini tarafından canlandırılan Jul Sezar ve Kleopatra görülüyor.
Fotoğraf: Feryal Tezcan

  • 1994 yılında merkezi ABD, California Eyaleti’nde olan, ABD’de birçok şubeleri bulunan, kar amacı gütmeyen Arazi Kullanımı Yorum Merkezi kurulmuştur. Merkez, Arazi Düzeni adlı bir yayın çıkarmaktadır, American Land Museum’u kurmuş ve bir veri tabanı oluşturmuştur. Sergiler ve geziler düzenlemektedir. Merkezin tanıtımında, Robert Smithson’un yaklaşımının benimsendiği, yüceyi kavramsal olarak bilinebilir hale getirip, mutlak olmaktan çıkarmaya yönelik bir işlev gördüğü yazılıdır. Kuruluş, kendine özgü metodolojisi ile kavramsal sanat uygulamaları arasında bir bağ kurar. Sanat olarak tasarlandığı belli olan projeleri inceler. Merkez, aralarında kurumuş göl yatağından yavaş yavaş akan su sesi yayını yapan bir cihazın da olduğu yerleştirmeleri bizzat üretir. Arazi düzenlemelerine ilişkin araştırmaların sunulduğu sergiler de yapar.

 

Çağdaş Sanata Varış 96|Neo Realizm / New Realizm / Nouveau Réalisme 3

CHRİSTO

  • Yeni Gerçekçilik’in Çevre Sanatı (Environmental Art) dalında eser veren 1935 doğumlu Bulgar sanatçı Christo, paketlenmiş objeleri ile tanınıyor. Sadece objeleri değil binaları, köprüleri, adaları da paketliyor.
  • 1957 yılında rüşvet vererek Bulgaristan’dan Batı’ya kaçmış, 17 yıl vatansız kaldıktan sonra ABD vatandaşı olmuştur. Eşi Fransız Jeanne-Claude (1935-2009) ile birlikte ilk büyük projelerini 1961 yılında Cologne limanında fıçıları paketleyerek yapmışlar.
  • 1964 yılında ABD’ye yerleşmişler, 1969 yılında Sidney’de bir koyda, sahili, 100 işçi ve 11 gönüllü ile 17.000 iş saati harcayarak ve 95.600 metre kare sentetik kumaş ile 56 kilometre ip kullanarak 2.5 kilometrelik alanı ve sahilin gerisindeki kayaları 26 metre yüksekliğe kadar paketlemişler;  o zamana kadar yapılmış “en büyük” sanat eserini yaratmışlardır. Eseri, bir ucundan diğerine yürüyerek kat etmek bir saat sürmekteymiş. İş için olumlu ve olumsuz birçok yorum yapılmış ama, eserin Avustralya sanatı üzerinde yarattığı etkinin büyüklüğü zaman içinde herkes tarafından  kabul edilmiş.
1972’deki Vadi Perdesi Projesi, Colorado’da Rocky Mountains vadisine turuncu renkli bir kumaşı perde gibi germeyi hedefliyordu. Kumaşın asılacağı konstrüksiyon çökünce ikincisi yapıldı, bu defa başarılı oldu. Ama projenin maliyeti 400.000 USD’ye yükseldi. Sanatçı çift, hemen her projenin finansmanında yaptıkları gibi, başka sanat eserlerini ve gerçekleştirilecek projenin taslak çizimlerini satarak projenin maliyetini karşıladılar. Vadiye asılan perde sadece 28 saat yerinde kalmış, çıkan fırtına sonucunda parçalanmıştı. Tüm projeleri gibi bu projenin de tüm safhalarının dokümanter filmi çekilmiş, bu defa çekilen film, Kısa Dokümanter Film kategorisinde Akademi Ödülleri’ne aday olmuştu. Fotoğraf:en.wikipedia.org

1972’deki Vadi Perdesi Projesi, Colorado’da Rocky Mountains vadisine turuncu renkli bir kumaşı perde gibi germeyi hedefliyordu. Kumaşın asılacağı konstrüksiyon çökünce ikincisi yapıldı, bu defa başarılı oldu. Ama projenin maliyeti 400.000 USD’ye yükseldi. Sanatçı çift, hemen her projenin finansmanında yaptıkları gibi, başka sanat eserlerini ve gerçekleştirilecek projenin taslak çizimlerini satarak projenin maliyetini karşıladılar. Vadiye asılan perde sadece 28 saat yerinde kalmış, çıkan fırtına sonucunda parçalanmıştı. Tüm projeleri gibi bu projenin de tüm safhalarının dokümanter filmi çekilmiş, bu defa çekilen film, Kısa Dokümanter Film kategorisinde Akademi Ödülleri’ne aday olmuştu.
Fotoğraf:en.wikipedia.org

  • 1976 yılında, 14 gün sonra kaldırılan,  Kuzey California’da Running Fence projesini gerçekleştirdiler.
  • 1977 yılında Kansas şehrindeki bir parkın 4.5 kilometre uzunluğundaki patikalarını  turuncu-sarı parlak kumaşla kapladılar.
1983’de Miami’de Biscayne Bay’deki  11 adanın etrafı pembe, yüzen bir kumaşla kaplanmıştır. Görüntü, iki hafta süre ile izleyenlere açık kalmıştır. Proje için bir çok bilim insanı çalışmıştı. Fotoğraf:www.christojeanneclaude.net

1983’de Miami’de Biscayne Bay’deki 11 adanın etrafı pembe, yüzen bir kumaşla kaplanmıştır. Görüntü, iki hafta süre ile izleyenlere açık kalmıştır. Proje için bir çok bilim insanı çalışmıştı.
Fotoğraf:www.christojeanneclaude.net

  • 1984 yılında Paris Valisi Jacques Chirac tarafından izni verilen Pont Neuf Projesi 1985 yılında bir ay süren çalışmalar sonunda gerçekleştirilmiş ve iki hafta süreyle üç milyon kişi projeyi izlemiştir.
  • 26 milyon dolara mal olan şemsiyeler projesi eş zamanlı olarak ABD ‘de ve Japonya’da 1991 yılında uygulanmış; 1340 büyük boy mavi bahçe şemsiyesi İbaraki-Japonya’ya, 1760 sarı şemsiye ise Güney California’ya yerleştirilmiş, her iki ülkede de turistlerin ilgi alanı olmuş, 17 gün sonra California’da çıkan fırtınada şemsiyelerden biri sabitlendiği yerden kopmuş, bir kadının ölümüne, birçok kişinin yaralanmasına sebep olmuş, proje yasaklanmıştı. Ancak şemsiyelerin kaldırılması sırasında olan bir kaza sonucu da bir kişi ölmüştü.
  • Sanatçı, 1995 yılında Alman parlamento binası Reichstag’ı paketlemişti. Parlamentodan alınan izin sonrası, , yanmazlığı alüminyum bir kaplama ile temin edilmiş yüz bin metrekare polipropilen kumaş ve on beş kilometre uzunluğunda ip ile bina paketlenmiş. İşlem, 17 Haziran’da başlamış, 24 Haziran’da tamamlanmıştır. 7 Temmuz’da paketi açma işlemi başlayana kadar performansı beş milyon kişi izlemiştir.
  • Çiftin, ağaçları, kapıları, geçitleri paketledikleri daha pek çok projesi olmuştur.
  • Alışılmışın dışındaki boyutları ile görsel olarak etkileyici eserlerinin estetik etkisini önemsediklerini, mesaj vermeyi amaçlamadıklarını belirten sanatçılar; yarattıkları eserlerin amacının güzellik yaratmak, yaratırken zevk almak ve alıştığımız manzaraları değiştirerek yeni bir gerçek ortaya çıkarmak olduğu söylemişler; geçici bir eser üretmenin, kalıcı eser üretmekten daha fazla cesaret gerektirdiğinin altını çizmişlerdir. Eserlerinin fotoğrafları ve filmi her projede çekilmiştir. Eserleri için yapılan değerlendirmelerde işin içine gizem kattıkları söylenmiştir.
Pont Neuf’un paketlenmiş hali. Fotoğraf:en.wikipedia.org

Pont Neuf’un paketlenmiş hali.
Fotoğraf:en.wikipedia.org

  •   Bernard Buffet’nin (1928-1999) de sosyal eleştirisini yansıtan Yeni Gerçekçi eserleri vardır.
  • Yeni Objektiflik bölümünde adından bahsettiğimiz Otto Dix ve George Grosz da Yeni Gerçekçilik akımına uygun bazı eserler vermişlerdir.
  • Belki de, Yves Klein’ın 1962’de 34 yaşında kalp krizinden ölmesi, grubun dağılmasına sebep olmuştur.
  • 1970 yılında Milano’da grubun 10. kuruluş yılı kutlamaları, Spoerri’nin grubun her bir temsilcisinin bir çalışmasını yemek olarak hazırlayıp servis ettiği cenaze yemeği ile yapılmıştır.
  • Akım kısa ömürlü olsa da, Happening, Kinetik Sanat, Body Art, Fluxus, Eat Art, Process Art, Performans Sanatı, Kavramsal Sanat için tohumlar atmış, aslında Dadacılık’ın hiç bitmediğini göstermiştir.