Etiket arşivi: Charlotte Moorman

Çağdaş Sanata Varış 106|Fluxus

  • Happening’in tekrarlanmayan bir olay olmasını reddeden, John Cage’in fikirlerini yeniden ele alan Charlotte Moorman, Wolf Vostell, Dick Higgins, Yoko Ono, La Monte Young, Alison Knowles farklı ‘eylemler’ ve ‘konserler’ düzenlemişler ve bir grup oluşturmuşlardır. Grup için seçilen Fluxus adı ilk kez 1961’de ortaya atılmıştı. Avrupalı sanatçıların da katılımıyla Fluxus vasıtasıyla Happening dünyada hızla yayıldı.
Alman sanatçı Joseph Beuys’ın (1921-1986) Berlin’de eski gar binasından çağdaş sanat müzesine dönüştürülmüş Hamburger Bahnhof’taki Joseph Beuys Salonu’nda sergilenen eserlerinden biri. Dadacılar gibi Beuys için de estetik bir etkinlik olarak sanat yapmak yanlıştı; bir sanatçı olarak yaptığı şeylerin gündelik yaşamdan ayrılamayacağını düşünürdü. 1985’te kendisiyle yapılan bir röportajda bir hemşirenin de, doktor veya öğretmenin de sanatçı olduğunu söylemişti. İnsanın dünyası ile sanatın dünyasının bir bütün olduğunu savunmuştu. Beuys, 1962 yılında Fluxus’a katılmış, 1963’ten başlayarak düzenli olarak Fluxus olaylarında yer almıştı. Bu grubun üyeleri sıradan, gündelik hareketlerin de sanatsal etkinlikler kadar dikkate değer olduğuna inanıyordu. Fluxus Manifestosu’nda, herkes tarafından anlaşılan, sanat olmayan gerçekliği destekleme çağrısı yapılmıştı. Beuys, Fluxus ve Sitüasyonist Enternasyonel (SE), toplumsal ve politik geleneklere, kontrole karşı çıkışlarında tarihsel avangard ile bağlantı kurar.

Alman sanatçı Joseph Beuys’ın (1921-1986) Berlin’de eski gar binasından çağdaş sanat müzesine dönüştürülmüş Hamburger Bahnhof’taki Joseph Beuys Salonu’nda sergilenen eserlerinden biri.
Dadacılar gibi Beuys için de estetik bir etkinlik olarak sanat yapmak yanlıştı; bir sanatçı olarak yaptığı şeylerin gündelik yaşamdan ayrılamayacağını düşünürdü. 1985’te kendisiyle yapılan bir röportajda bir hemşirenin de, doktor veya öğretmenin de sanatçı olduğunu söylemişti. İnsanın dünyası ile sanatın dünyasının bir bütün olduğunu savunmuştu. Beuys, 1962 yılında Fluxus’a katılmış, 1963’ten başlayarak düzenli olarak Fluxus olaylarında yer almıştı. Bu grubun üyeleri sıradan, gündelik hareketlerin de sanatsal etkinlikler kadar dikkate değer olduğuna inanıyordu. Fluxus Manifestosu’nda, herkes tarafından anlaşılan, sanat olmayan gerçekliği destekleme çağrısı yapılmıştı.
Beuys, Fluxus ve Sitüasyonist Enternasyonel (SE), toplumsal ve politik geleneklere, kontrole karşı çıkışlarında tarihsel avangard ile bağlantı kurar.

  • Genel olarak Neo Avangard sanatçıların ve özel olarak da Fluxus’un benimsediği strateji, sanatın geleneksel formlarının hegemonyasına meydan okumaktır.
  • Fluxus Manifestosu sanatçıları entelektüel, profesyonel ve ticarileşmiş kültürü yok etmeye çağırır.
  • Dünyayı burjuva yaşamından temizlemek ister.
  • Fluxus Batı kapitalizminin tüm unsurlarını hor görür.
  • Dünyayı “sanat karşıtlığı gerçeğinin” herkes tarafından sezilmesi için bu gerçeğin yüceltilmesini önerir.
  • Akım, sanatsal değerlerde ağırlığın estetikten etiğe kaymasını savunuyor; sanatçının ne yaptığından çok, ne düşündüğünü önemsiyordu.
  • Devrimlerin, toplumsal, politik ve kültürel eylemlerin işbirliği içinde olmasını savunuyordu.
  • 1950’lerin sonunda deneysel müzik yapan üç odak bulunmaktaydı: Fransa’da somut müzik (musique concréte- dış çevreden alınan sesler), Almanya’da teyp müziği ya da ses bandı müziği ile ABD’de John Cage’in Zen anlayışı doğrultusunda “tanımlanamayan müzik” uğraşları vardı. Fluxus’un özgünlüğü ilk Fluxus konseri ile 1962’de başlamıştır: Viyana’dan Wiesbaden’a özel olarak getirtilmiş, hayatlarında hiç keman çalmamış beş keman virtüözü, üç saatlik bir konser vermişti! 1963 yılında Joseph Beuys, Koreli sanatçı Nam June Paik’in (1932-2006) piyanonun kırılışı eylemine katılmıştır. Bu iki bilgi ışığında Joseph Beuys’un üstteki eserine tekrar bakmak yararlı olabilir.
  • Bu akımda yayınlar, betimlemeler, multiples denen röprodüksiyon gibi çok sayıda çoğaltılmış ve ucuza satılan yapıtlar, filmler ve çeşitli nesnelerden oluşan Fluxus ürünlerinin hemen hepsi eklektik bir nitelik taşımaktadır.
  • Günümüze kadar süregelmiş ve yeni bir kitle kültürü yaratmış olan Fluxus, bir akımdan çok, bir anlayıştır.
  • Kalıplaşmış televizyon görüntüsünü tartışmaya açmak isteyen Video Sanatı,  Fluxus’un gelişimine bağlı olarak ortaya çıkmıştır.