Etiket arşivi: Cenevizliler

Bizans İmparatorluğu 93| Paleologos Hanedanı

  • 1204 yılından önce Karadeniz ile Akdeniz birbirlerinden bağımsız ticaret bölgeleriydi. Her biri farklı ürünlere ve nakliyat ağına sahipti. Konstantinopolis bu iki bölge dahilindeki ticaret ve sevkiyat faaliyetleri için ana varış ve kalkış yeri, transit geçiş ve aktarma limanı konumundaydı.
  • IV. Haçlı Seferi’nin Konstantinopolis ekonomisi üzerinde hem kısa hem uzun vadeli etkileri oldu. Çıkan yangınlar zanaat ve ticaretin yoğun olarak yapıldığı alanları yıkıma uğratmıştı. Talan ve yağmacılık da mal kayıplarına neden olmuştu.
  • Latin istilası ile Bizans saray erkanı ve seçkinlerin birçoğu göç etmişti.  Bu gelişmeler şehrin sanayiini ve ticari altyapısını felce uğratarak toplumun orta ve alt katmanlarını da göçe zorlamıştı.
  • Bizans, Latinlerin işgal ettiği toprakların önemli bir bölümünü geri alamadığı için taşradan başkente para ve mal akışı önemli ölçüde azaldı. Genel çaplı yerel tüketimin ve üstün nitelikli imalata yönelik yatırımın eksikliği de şehir ekonomisinde gerilemeye sebep oldu. 1261’e gelindiğinde, devlet teşebbüslerinin teşvikiyle canlanan ekonomik büyümeye rağmen, gidişatı tersine döndürme imkanı kalmamıştı.
  • İtalyan tüccarlar başlarda faaliyetlerini Konstantinopolis ahalisinin artan talebine dayandırmışlardı. Oysa 1260’dan itibaren Konstantinopolis ve Karadeniz’deki İtalyan ticaretine yoğunluk kazandıran, Batılıların tahıl, sanayi hammaddesi ve mamul maddelere artan talebi olmuştur.
  • Venedik Cumhuriyeti, imparatorluğun ayrıcalıklı ticaret ortağıydı. Oysa 1204 yılındaki yağmanın en büyük suç ortağı olmuş, Konstantinopolis’in Latin işgalinden sonra bütün ticaret merkezlerini ele geçirmişti. Mihail Paleologos, Venedik’ten ayrıcalıkları geri almış, Venedik’in baş rakibi ve düşmanı Ceneviz Cumhuriyeti’ne vermişti.
  • Dördüncü Haçlı Seferi’nin dini bakiyesi, 1054 yılındaki hizipleşmeyi, birbirine can düşmanı iki mezhebe dönüştürmesi oldu.
Venediklilerin 1204’te Konstantinopolis’i Fethi, Venedikli sanatçı Domenico Tintoretto (1518-1594), Hamburger Kunsthalle, Almanya. Fotoğraf:www.mystudios.com

Venediklilerin 1204’te Konstantinopolis’i Fethi, Venedikli sanatçı Domenico Tintoretto (1518-1594), Hamburger Kunsthalle, Almanya.
Fotoğraf:www.mystudios.com

PALEOLOGOS HANEDANI
1261-1453

 

  • 1261 yılında Paleologos Hanedanı yönetimi geri aldı ve Fatih Sultan Mehmet’e kadar aynı aile tahtta kaldı.
  • Latin istilası deneyimi, Bizans’ın, Konstantinopolis olmadan da, parçalanmış dahi olsa hayatta kalmaya devam edebileceğini göstermişti.
  • Parçalardan ikisi, Trabzon İmparatorluğu ve Epir Despotluğu, Bizans İmparatorluğu ile bütünleşmeye direndiler.
Galata Pera Podestası, Cenovalı Grimaldi’nin yaptırdığı kulenin tamamlanması anısına hazırlanmış levha (1443), İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmektedir.

Galata Pera Podestası, Cenovalı Grimaldi’nin yaptırdığı kulenin tamamlanması anısına hazırlanmış levha (1443), İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmektedir.

  • Silivri, Selanik ve Mistra yerel yönetim modeline sahipti.
  • Şehri Latinlerden geri alan VIII. Mihail Paleologos, Ortodoks Kilisesi’nin Papalık ile birleşerek batılı düşmanlarından kurtulmasının doğru bir strateji olacağını da düşünüyordu. Bu düşüncesi bile topluma nifak tohumları ekmişti.
  • VIII. Mihail Paleologos, IV. İoannes ’in şahsında Laskaris Hanedanı’na ihanet etti. Laskaris Hanedanı’na bağlı bir keşiş olan Patrik Arsenios taraftarları bir muhalefet gücü oluşturmuşlardı. Bu hareket “çuval kumaşlılar” denilen bir hizbe dönüşmüştü. Bu isim ile eskiçağ çileciliğine ve heretikliğe anıştırma yapılıyordu.
  • Konstantinopolis’te tutunabilmek için deniz kuvvetlerine gereksinimi vardı. Venediklilerle boy ölçüşebilecek tek güç olan Cenevizlilerle Nymphaeum Antlaşması’nı imzaladı. Bizans, 1204’e kadar kendi tekelinde olan Karadeniz ticaretini Cenevizlilere açmak zorunda kaldı. 1204’te Venedikliler tarafından Konstantinopolis’teki mahallerinden dışarı atılmış Cenevizlilere Konstantinopolis’te çok daha geniş bir yerleşim alanı vermek gerekti. Galata’daki ilk Ceneviz imtiyaz alanı, bugünkü Galata Köprüsü’nden Atatürk Köprüsü’ne ve Haliç’ten bugünkü Bankalar Caddesi’ne uzanan bir araziydi. Bu alanda Podesta Sarayı, borsa olarak kullanılan Loggia, Dominiken ve Fransisken tarikatlarına ait kiliseler, 1349’da inşa edilen, Podesta Sarayı’nın üstündeki yamacın tepe noktasında, İsa Kulesi adını verdikleri bugünkü Galata Kulesi vardı. 14. yüzyılın ilk yarısına gelindiğinde yaşadıkları bölge neredeyse özerk bir mıntıka halini almıştı. Cenevizlilere verilmiş arazi 15. yüzyılın başına kadar genişleyerek 37 hektara ulaşarak son şeklini aldı.
  • Bütün bu olanlardan sonra, Konstantinopolis ekonomik üstünlüğünü kaybetti. Tarımsal tabanın küçülmesi ile vergi gelirleri azalmış, ticari tavizler vermek zorunda kalmışlardı. Cenevizlilerin Pera kolonisi Konstantinopolis’ten bütünüyle bağımsız konumdaydı ve ticaretin çoğunu ele geçirmişti.
  • VIII. Mihail Paleologos terk edilmiş, soyulmuş ve tahrip edilmiş bir şehri geri aldı. Haçlıların saldırısı karşısında çökmüş olan deniz surları sağlamlaştırıldı, Blakhernai Sarayı’nın ve kamu binalarının onarımı yapıldı.
  • Paleologos Rönesansı adı verilen atılımın ürünü olan yapıtların çoğu VIII. Mihail’in oğlu II. Andronikos (1282-1328) dönemine aittir.
  • II. Andronikos, babasının Roma ile birleşmeden yana olan tutumuna derhal son verdi.
  • Paleologoslar döneminin bilinen en önemli kamu yapısı Tekfur Sarayı’dır. Yakın dönemde yapılan araştırmalar onu 14. yüzyıl ortasına tarihlendirmektedir.
  • Pammakaristos Meryem Ana Kilisesi (Fethiye Camii), Muhliotissa Kilisesi (Moğol Kilisesi veya Kanlı Kilise), Khora Manastırı (Kariye Müzesi) Paleologos döneminin en önemli yapıları arasındadır.
  • Dönemin resim sanatının en güzel örnekleri Khora (Kariye) ve Pammakaristos’un duvarlarını süsledi.
Zonaras’ın Tarih adlı eserinde Paleologos Hanedanı imparatorları. Eser, İtalya, Modena’daki Biblioteca Estense’de bulunuyor. Fotoğraf: Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sakıp Sabancı Müzesi, 2010.

Zonaras’ın Tarih adlı eserinde Paleologos Hanedanı imparatorları. Eser, İtalya, Modena’daki Biblioteca Estense’de bulunuyor.
Fotoğraf: Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sakıp Sabancı Müzesi, 2010.

 

 

Bizans İmparatorluğu 92| Trabzon Rum İmparatorluğu

TRABZON RUM İMPARATORLUĞU
1204-1461

Trabzon Aya Sofya Kilisesi tavan freski. Roma İmparatorluğu genelinde rağbet gören mozaik ve fresk sanatı, Trabzon İmparatorluğu genelinde inşa edilen kilise ve manastır gibi yapıların içlerinde de kullanılmıştır. Fotoğraf:tr.wikipedia.org/Vladimer Shioshvili

Trabzon Aya Sofya Kilisesi tavan freski.
Roma İmparatorluğu genelinde rağbet gören mozaik ve fresk sanatı, Trabzon İmparatorluğu genelinde inşa edilen kilise ve manastır gibi yapıların içlerinde de kullanılmıştır.
Fotoğraf:tr.wikipedia.org/Vladimer Shioshvili

  • Trabzon İmparatorluğu, Konstantinopolis’in 1204 yılında Haçlılar tarafından işgal edilmesinin ardından Komnenos Hanedanı‘nın üyeleri tarafından kurulmuştur. Komnenos Hanedanı, 100 yıl kadar kesintisiz iktidarda kalmayı başarmış nadir Bizans hanedanlarından biridir; 1081-1185 arasında Bizans’ı, 1204-1461 arasında da 257 yıl Trabzon İmparatorluğu’nu yönetmiştir.
  • Bagrationi Hanedanı mensubu Gürcü kralı III. Giorgi’nin (1156 – 1184) kızı Rusudan ile evlenen Manuel Komnenos’un, Aleksios ile David adlı oğulları Trabzon İmparatorluğu’nun kurucuları olmuştur.
  • Oğlanlar, işgal sonrası, teyzeleri Gürcü Kraliçesi Büyük Tamara‘nın (1184-1213) yardımıyla ata yurtları Karadeniz’e sığınmışlardır.
  • Trabzonlu olarak anılan I. Aleksios Komnenos (1204-1222), 22 yaşında taç giydiğinde kendisini Roma İmparatoru olarak adlandırmıştır. Aleksios, 18 yıllık hükümdarlık sonrası 40 yaşında ölmüştür. En büyük oğlu İoannes henüz küçük olduğu için taç, damadı Trabzonlu I. Andronikos‘a (1222-1235) geçmiştir. Onun döneminde Selçuklular Trabzon’a saldırmış ama başarı sağlayamamışlardır.
  • Andronikos öldüğünde büyümüş olan İoannes, Trabzonlu I. İoannes Komnenos adıyla tahta geçmiş, ama saltanatı kısa sürmüş, bir kaza sonucu ölmüştür.
  • İoannes’in oğlu keşiş olmaya karar verip manastıra kapandığı için, İoannes’in erkek kardeşi I. Manuel tahta geçti. Trabzonlu I. Manuel Komnenos (1238-1263), Trabzon’daki Aya Sofya Manastırını inşa ettirmiştir.
Trabzon Aya Sofya Kilisesi, I. Manuel Komnenos (1238-1263) tarafından 1250-1260 yılları arasında yaptırılan bir manastır kilisesidir. 1960 yılında dek cami olarak kullanılan yapının freskleri 1957-62 yılları arasında Edinburgh Üniversitesi tarafından temizlendikten sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek 1964 yılında müze haline getirilmiş, 2013 yılında,  52 yıl aradan sonra yeniden cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. Geç Bizans Kiliselerinin örneklerinden biri olan yapı, kapalı kollu haç planlı olup, yüksek kasnaklı bir kubbeye sahiptir. Kuzey, batı ve güneyinde revaklar bulunmaktadır. Yapı ana kubbenin üzerine değişik tonozlarla örtülmüştür. Taş işçiliğinde, kuzey ve batıdaki revak cephelerinde ve batı cephesindeki mukarnaslı nişlerde Selçuklu etkileri de görülmektedir. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Trabzon Aya Sofya Kilisesi, I. Manuel Komnenos (1238-1263) tarafından 1250-1260 yılları arasında yaptırılan bir manastır kilisesidir.
1960 yılında dek cami olarak kullanılan yapının freskleri 1957-62 yılları arasında Edinburgh Üniversitesi tarafından temizlendikten sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek 1964 yılında müze haline getirilmiş, 2013 yılında, 52 yıl aradan sonra yeniden cami olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Geç Bizans Kiliselerinin örneklerinden biri olan yapı, kapalı kollu haç planlı olup, yüksek kasnaklı bir kubbeye sahiptir. Kuzey, batı ve güneyinde revaklar bulunmaktadır. Yapı ana kubbenin üzerine değişik tonozlarla örtülmüştür. Taş işçiliğinde, kuzey ve batıdaki revak cephelerinde ve batı cephesindeki mukarnaslı nişlerde Selçuklu etkileri de görülmektedir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Binanın en görkemli cephesi güneyde olandır. Burada Adem'le Havva'nın yaratılışı frizi ve kemerin kilit taşı üzerinde Trabzon'da 257 yıl hüküm süren Komnenos Hanedanı'nın sembolü olan tek başlı kartal motifi bulunmaktadır. Fotoğraf:www.karadenizgezi.net

Binanın en görkemli cephesi güneyde olandır. Burada Adem’le Havva’nın yaratılışı frizi ve kemerin kilit taşı üzerinde Trabzon’da 257 yıl hüküm süren Komnenos Hanedanı’nın sembolü olan tek başlı kartal motifi bulunmaktadır.
Fotoğraf:www.karadenizgezi.net

  • 1261 yılında Bizans tahtına Mihail Paleologos oturmuş, kendisinin Yeni Roma İmparatoru olduğunu, Trabzon’dakilerin ise Laz Kralları olduklarını beyan etmiştir.
  • 1280-1297 arasında imparator olan Trabzonlu II. İoannes Komnenos, Konstantinopolis yönetimi ile ilişkileri düzeltmiştir. Oysa Bizans, İoannes’i bir tehdit olarak görüyordu, çünkü Mihail’in İkinci Lyon Konsili‘nde alınan Batı Kilisesi ile birleşmeyi kabul etmesine karşı çıkanların bazıları, İoannes’i Ortodoks Kilisesi’nin imparatorluk tacı için uygun görüyorlardı. Mihail’in üçüncü kızı Eudokia ile Konstantinopolis’te 1282 yılında evlenmiştir. Trabzon’a döndükten sonra, Roma İmparatoru ünvanını terk etmiştir. Trabzon İmparatorları ve onların aileleri kendilerini Büyük Komnenoi (Megas Komnenos/Megale Komnene) olarak adlandırmaya başlamışlardır. 1291 yılında Papa IV. Nicolas, II. İoannes’e Katolik olması ve kutsal toprakların yeniden ele geçirilmesi için hazırlanan haçlı seferine katılması için iki mektup yazmış, İoannes, bu mektuplara cevap vermemiştir.
  • Trabzon İmparatorluğu’nun en parlak dönemi, II. Aleksios Komnenos dönemi olmuştur (1297-1330). Giresun’a sızmaya çalışan Türkmenler bu bölgelerden çıkarılmışlar; Venediklilerle anlaşmalar yapılarak ticaretin Ceneviz tekeline girmesi engellenmeye çalışılmıştır. İmparatorluğun savunmasını da arttırarak gece-gündüz devriye gezecek güvenlik kuvvetleri oluşturulmuştur. Fakat köklü aileler, imparatorluğun yönetimine karışmaya başlamışlardır.
  • 1331-1351 yılları arasında saray hiziplere bölünmüş, bu yıllar iç savaşlarla geçmiş, 1347 yılında büyük veba salgını ve deprem felaketi yaşanmıştır.
  • Trabzon İmparatorluğu, sınırlarının en geniş olduğu zamanda, batıda Karadeniz Ereğli’sinden başlayarak doğuya doğru yaklaşık 1000 kilometrelik sahil şeridine yayılıyordu. Kırım’da da toprakları vardı.
  • Bizans İmparatoru III. Andronikos Paleologos’un gayrı meşru kızı İrene Paleologina,  saray darbesi ile tahtı ele geçirmiş, 1340-1341 arasında Trabzon İmparatorluğu’nun imparatoriçesi olmuştur.
  • Karadenizli Komnenos ailesinin haricinde birinin, kendilerinden olmayan bu Konstantinopolis’li kraliçenin tahtta oturmasından rahatsız olan yerliler, Aziz Eugene Kilisesi’ni ele geçirmişlerdir. Daha sonra Konstantinopolis’ten gönderilen kuvvetler bu isyanı bastırıp ele başlarını idam ettirseler de Laz Lordlarından Anakutlu‘nun torunu, II. Aleksios ‘un kızı Anna, yerli askerlerin yardımıyla Trabzon tahtını ele geçirmiştir. Anna Anakutlu Megale Komnini 1341-1342 tarihleri arasında Trabzon İmparatorluğu’nun imparatoriçesi olmuş, İrene Konstantinopolis’e gönderilmiştir.
Trabzon’un Maçka ilçesinde, Karadağ’ın üzerinde yer alan Sümela Manastırı. İlk kuruluşu 385 yılına, günümüzdeki boyutlara ulaşması ise 1360 yılına tarihlenmektedir. Manastırdaki fresklerde sıkça yer alan ve özel bir önem verilen Trabzon İmparatoru III. Aleksios Komnenos (1349-1390), manastırın kurucusu sayılmaktadır. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Trabzon’un Maçka ilçesinde, Karadağ’ın üzerinde yer alan Sümela Manastırı.
İlk kuruluşu 385 yılına, günümüzdeki boyutlara ulaşması ise 1360 yılına tarihlenmektedir. Manastırdaki fresklerde sıkça yer alan ve özel bir önem verilen Trabzon İmparatoru III. Aleksios Komnenos (1349-1390), manastırın kurucusu sayılmaktadır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Konstantinopolis, Trabzon üzerinde hakimiyet kurma sevdasından hiç vazgeçmedi. Bu çabalar, halk isyanlarına neden oldu. İktidar sık sık el değiştirdi. Ortodoks Hıristiyan inancı sebebiyle Konstantinopolis’e bağlı olan Trabzon, bu yüzden Bizans ile arasını iyi tutmaya çalıştı.
  • Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan Trabzon İmparatorluğu, Karadeniz ticaretinde önemli bir paya sahip olmuştur. İtalyanlara karşı da avantajını iyi koruyan imparatorlar başlarda vergiyi yüksek tutarak büyük bir gelir sağlamış, devlet ihtiyaç fazlası ürünleri de ihraç etmiştir. Bu ürünlerin başlıcaları gümüş, demir, şap, kereste, şarap, kumaş ve fındıktır.
  • Çok önemli bir görev olan donanma komutanı, Büyük Duka unvanını taşır ve soylulardan seçilirdi. Çok eski çağlardan beri denizcilikle uğraşan halkın giriştiği mücadelelerde kilit rolü donanma komutanları hatta korsanlar üstlenmiştir.
  • Karadeniz ticaretinin hakimi Cenevizliler de zaman zaman tahta geçecek kişi üzerinde söz sahibi olma çabası gösterdiler. Karışıklıklardan istifade etmek isteyen Türkmenler pek çok kez Trabzon’u kuşattılar ama başarılı olamadılar. Tüm bu çatışmalar Trabzon İmparatorluğu’nu zayıf düşürdü. Gürcistan Timur tarafından işgal edildi.
  • Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan (1453-1478), Osmanlı İmparatorluğu’na karşı Trabzon İmparatorluğu’nun yanında yer almıştır.
  • Trabzon İmparatorluğu İran ile iyi ilişkiler geliştirmiş ve astronomi alanındaki araştırmaları Trabzon’a taşıyarak geliştirmişlerdir.
  • 15. yüzyıla girerken Osmanlı Devleti ile Trabzon İmparatorluğu artık sınır komşusu olmuşlardır. Aynı dönemde Türkmenler de Giresun’a girmişlerdir. Trabzon, Osmanlı tarafından ilk kez 1440′larda kuşatılmışsa da alınamamıştır. Akabinde Erdebil Şeyhi Cüneyt (1447-1460), müritleri ile Trabzon İmparatorluğu’na saldırdı, şehri kuşatıp aldıysa da kaleyi alamadığı için geri çekildi. Osmanlı Sultanı II. Mehmet’in Trabzon’u almak için harekete geçtiğini duyunca Trabzon’u terk etti ve Amid’e (Diyarbakır) gitti.
  • Son olarak Fatih Sultan Mehmet 1461 yılında 140.000 kişilik ordusuyla gelerek yaklaşık bir aylık bir kuşatmadan sonra şehri teslim almıştır. Trabzon İmparatorluğu’nun son kralı David Komnenos (1459-1461), tahttan indirilerek ailesiyle birlikte Edirne’ye yerleştirilmiştir. İki yıl sonra imparator, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın eşi olan yeğeni Theodora ile yazışmaya başladı. Osmanlılar tarafından ihanet olarak kabul edilen yazışmalar nedeniyle, David, büyük oğulları ve yeğeni, Fatih’in emriyle İstanbul’da idam edildiler.

 

 

 

Bizans İmparatorluğu 91| İznik Bizans İmparatorluğu

  • Bizans’ın soylu ailelerinden birinin oğlu Theodor Laskaris, eşi III. Aleksius’un kızı Anna Komnena (1176-1212) ile Latin istilasından sonra İznik’e kaçar, 1205 yılında kendini imparator ilan eder (1205-1222). Böylece yeni bir Bizans devleti kurulmuş olur.
  • Bulgarlarla uğraşmakta olan Latinler, bu yeni oluşumla pek ilgilenemez. I. Theodor Laskaris Karadeniz Ereğlisi’ni, Amasra’dan başlayarak Ankara yakınlarına kadar olan bölgeyi, Bursa, Gemlik, Bergama, İzmir, Efes ve bütün Menderes havzasını hakimiyetine alır. Böylece Latin İmparatorluğu ile Konya Selçuklu Sultanlığı arasında bir tampon bölge oluşturur. Laskaris’in kurduğu idari yapı Bizans İmparatorluğu’nda geçerli olan sistemin aynısıdır.
  • Latin İmparator Henry Hainaut (1206-1216) Selçuklu Sultanlığı ile, Laskaris de Bulgarlarla ittifak anlaşması imzalar.
  • Eski ve kaçak İmparator III. Aleksios Angelus Komnenos da Konya’da Selçuklulara sığınır. Sultan I. Gıyasettin Keyhüsrev (1205-1211), Laskaris’e ültimatom verir, tahtı kayınpederine terk etmesini ister. Selçuklu ordusu, müttefiki Latinlerin desteğiyle İznik bölgesine saldırır. Laskaris’in talebi üzerine onunla teke tek dövüşen I. Keyhüsrev ölür. İznik Bizans İmparatorluğu büyük bir zafer kazanmış olur. III. Aleksios esir düşer ve ömrünün sonuna, 1211’e kadar İznik’te bir manastıra kapatılır.
  • Latinlerle Laskaris arasında 1214 yılında barış antlaşması yapılır ve Latinler böylece İznik’teki Bizans devletini resmen tanımış olurlar.
  • İmparator Henry 1216’da ölünce yerine kız kardeşi Yolanda’nın kocası Peter Courtenay (1216-17) imparator seçilir. Courtenay, Dürazzo’yu (Dıraç, Arnavutluk) Theodor Dukas’dan geri almak isterken esir düşer. Yolanda (1217-19), naip olarak imparatorluğu yönetmeye başlar; kızı Maria’yı I. Theodor Laskaris’e eş olarak verir. Yolanda ölünce yerine ikinci oğlu Robert Courtenay geçer (1221-28).
Madonna ve Kutsal Çocuk ikonası, Bizans, 8. yüzyıl. Basilica di San Clemente, Roma, İtalya. Fotoğraf:Kina Italia/Lego Italy, M. Gerardi, 1992.

Madonna ve Kutsal Çocuk ikonası, Bizans, 8. yüzyıl.
Basilica di San Clemente, Roma, İtalya.
Fotoğraf:Kina Italia/Lego Italy, M. Gerardi, 1992.

  • Epir Despotu Theodor Dukas (1216-1220), hem Dukas, hem Angelus hem de Komnenos kanı taşıdığı için Bizans’ın gerçek varisi olduğunu iddia eder ve dolayısıyla Laskaris’i tanımaz. Haçlılar tarafından Montferrat Markisi ve Dördüncü Haçlı seferi lideri I. Boniface’a (1150-1207) verilmiş olan Selanik’i 1224 yılında ele geçirerek oradaki Latin devletini yıkmış olur. Bu fethin ardından Roma-Bizans imparatoru ilan edilir.
  • 1204 Haçlı işgalinden sonra, Bulgar Çarlığı ve Selçuklu Sultanlığından başka Bizans İmparatorluğu sınırları içinde ikisi Bizans, biri Latin kökenli üç devlet kurulmuş olur. Epir ve İznik Bizans devletleri arasındaki çekişme Latin İmparatorluğu’nun ömrünü uzatır.
  • Laskaris 1222 yılında yönetimi, kızıyla evlenmiş olan III. İoannes Dukas Vatatzes’e (1222-54) bırakır. Vatatzes, 1225’te Anadolu’daki, İzmit yarımadası hariç Latin İmparatorluğu’na ait bütün bölgeleri, Midilli, Sakız ve Samos adalarını işgal eder. Edirne onun hakimiyetine talip olur.
  • Latin İmparatoru Robert Courtenay ölür, yerine kardeşi II. Baldwin Courtenay (1228-61) geçer. Ancak kardeşi küçük bir çocuk olduğundan Latinler naip olarak İznik ve Epir tehlikesinden korunmak amacıyla Bulgar Çarını seçerler. Theodor Dukas Bulgarlara savaş açar, esir düşer. Bulgarlar Arnavutluk’un bir kısmı ile Makedonya ve Trakya’yı ele geçirip büyük bir Bulgar Çarlığı kurunca Latinler onun yerine yaşlı eski Kudüs Kralı Jean de Brienne’i ömür boyu naip atarlar (1231-37).
  • Bu işe çok kızan Bulgar Çarı Asen, Vatatzes ile ittifak kurar, kızı Helena’yı Vatatzes’in oğlu ile evlendirir, birlikte Konstantinopolis’i kuşatırlar. Bu şehrin 8. kez kuşatılmasıdır. Ancak Asen, şehrin düşmesinden İznik’in daha büyük avantaj elde edeceğini anlayınca Latinlerle ittifak yapar ve İznik’e savaş açar. Konstantinopolis kurtulur. Asen ölünce şehrin üzerindeki Bulgar tehdidi de kalkar.
  • 1246 yılında Selanik, İznik’e bağlı bir şehir olur. Vatatzes, Konstantinopolis’in dışında olmasına rağmen, Bizans tarihinin en önemli imparatorlarından biridir. Onun döneminde tarım ve sanayi ürünlerinin üretimi artmıştır. Konstantinopolis’e arka çıkan Venedik ile ticareti yasaklamıştır. Onun ve oğullarının döneminde İznik belli başlı bilim, sanat ve kültür merkezi haline gelmiştir. Halk tarafından da çok sevilmiş, ölümünden 50 yıl sonra aziz ilan edilmiştir.
  Erken Rönesans ressamı Benozzo Gozzoli (1420-1497) tarafından yapılmış VIII. İoannis Paleologos tablosu. Fotoğraf:tr.vikipedia.org


Erken Rönesans ressamı Benozzo Gozzoli (1420-1497) tarafından yapılmış VIII. İoannis Paleologos tablosu.
Fotoğraf:tr.vikipedia.org

  • Vatatzes’in oğlu II. Theodor Dukas Laskaris (1254-58) despot biridir. Aristokrat bir aileden gelen ve değerli bir komutan olan Mihail Paleologos’tan nefret eder. Hayatını tehlikede gören Mihail Paleologos Selçuklu sultanına sığınır. Babası gibi sara hastalığı olan II. Theodor ölünce yerine 7 yaşındaki oğlu IV. İoannes Dukas Laskaris (1258-61) geçer. Seçilen naibi ve ailesini öldüren 33 yaşındaki Mihail Paleologos 1259 yılında müşterek imparator olarak taç giyer ve imparatorlukta gücün gerçek sahibi olur. Paleologos, Dukas, Angelus ve Komnenos aileleriyle yakınlığı vardır, karısı da Vatatzes ailesindendir. Onun döneminde Cenevizliler, Venedik’e tanınan tüm hakları ele geçirirler.
  • Mihail Paleologos’un Sezar olarak atadığı Aleksios Strategopulos Silivri’de Venedik donanmasının Konstantinopolis’ten ayrıldığını ve şehrin savunmasız kaldığını öğrenince şehir surlarının yakınındaki bir manastırda saklanır, gece, en iyi adamlarıyla gizli bir geçitten şehre girer, dışarıdaki 800 kişilik birliğini içeri alır, şehri savaşmadan ele geçirir. Son Latin imparatoru II. Baldwin Courtenay, bir Venedik gemisine binerek kaçar.
  • Konstantinopolis’e gelen VIII. Mihail Paleologos (1261-1282), yeni bir hanedanın kurucusu olarak Aya Sofya’da taç giyer. İznik İmparatorluğu’nu Konstantinopolis’e bağlar. İznik’teki 11 yaşındaki İmparator IV. İoannes Laskaris ise kör edilip hapse atılır.

 

 

Bizans İmparatorluğu 8 | Konstantinopolis 3

  • Antik Roma’nın hamamları, senato binaları, forumları, anıtsal sütunları ve bazilikaları yüzyıllarca Konstantinopolis mimar ve mühendislerine örnek teşkil etti.
  • Haliç kıyısındaki eski limanlara ek olarak I. Theodosius ve Justinyen’in yaptırdıkları liman ve silolarla, kentin dış ticaret ağına Marmara kıyısı da katıldı.
  • Şehir, en sağlam ve gelişkin savunma altyapısına sahip olmanın yanı sıra, zamanın şehirleri arasında en iyi iaşe sistemine de sahipti. Birçok büyük açık ve yüzlerce kapalı sarnıçtan ve yaklaşık 200 kilometreyi bulan ve uzun mesafelerden su taşıyan kemer ağından oluşan su tedarik sistemi, 1204 Dördüncü Haçlı Seferi’ne kadar büyük ölçüde işlevini yerine getirmeye devam etti.
  • Her çeşit tüccar Konstantinopolis’e gelirdi. Kentin günlük geliri, dükkanlardan ve pazarlardan gelen kira, deniz ve kara yoluyla gelen tüccarlardan alınan gümrük vergisi, yirmi bin altına ulaşırdı.
  • Şehre gelen tüccarların isimleri kaydedilir, kente silahsız olarak ve bir seferde en fazla 50 kişi, İmparator temsilcisi eşliğinde girerlerdi. Rus tüccarlar ticaretlerini vergiden muaf yürütürlerdi.
  • Ancak 14. yüzyıla gelindiğinde Cenevizliler şehirde büyük bir zenginlik ve güce kavuşmuşlar, dolaşım serbestisini ve deniz ticaretinin neredeyse bütün vergilerini ele geçirmekle kalmayıp, hazineye para getiren birçok kamu işlerini de ele geçirmişler, böylece Galata’da yılda 200.000 hyperpyron (Ortaçağ doları) vergi geliri toplanırken, Bizans yılda en çok 30.000 hyperpyron toplayabilir olmuştu. Bu bilgiyi astronom, tarihçi ve eğitimci Nikephoros Gregoras’ın yazdıklarından ediniyoruz.
Aya Sofya’nın karşısında bulunan Milion Taşı. Fotoğraf:tr.wikipedia.org

Aya Sofya’nın karşısında bulunan Milion Taşı.
Fotoğraf:tr.wikipedia.org

  • Konstantinopolis, 330-1000 yılları arasında dünyanın merkezi, medeniyetin beşiği olmuştur. IV. Haçlı Seferi için şehrin önüne gelen müttefik donanmasında bulunanlar şaşkınlığa düşmüşlerdir. Konstantinopolis hayallerinin bile ötesindedir.
  • Bütün yollar Roma’ya çıkar” sözünde kastedilen Roma, Konstantinopolis’tir.
  • 330-1453 yılları arasında bütün mesafeler Konstantinopolis’teki Milion Taşı esas alınarak ölçülmüştür. Milion Taşı sıfır kilometre noktasıdır. Taşın hemen yanındaki ofiste, isteyenlere gideceği yere kadar olan yolun Konstantinopolis’e olan uzaklığını gösteren haritalar satılmıştır.
  • Kent yönetiminin başı, praefectus urbi/eparhos, kentte imparatordan sonra gelen ikinci kişiydi. İmparatorun yokluğunda onu temsil etme yetkisine sahipti. Birinci senatör ve imparatorun danışma kurulu üyesiydi. Yiyecekten, güvenlikten, inşaatlardan, ticaretten ve üretimden sorumluydu. Pazarda fiyatları denetliyor, asayişin korunmasını sağlıyordu. Kentte tam bir yargı yetkisine sahipti. Devletin önde gelenlerinin arasındaydı. Hatta biri, III. Romanos adıyla imparator olmuştu.
  • Her bölgede de mahalleyi, polis ve itfaiyeyi denetleyen vicomagistri vardı.
  •  Şehircilik kuralları çok kesindi. Yollar en az 3.5m genişlikte olmak zorundaydı. Ev balkonlarının yerden yüksekliği 4.5m olmalı, uzunluğu 3 metreyi geçmemeliydi. Eğer birisi tarihi değeri olan bir anıtın manzarasını doğrudan görmeyi talep ediyorsa bu kıymeti takdir edebilecek eğitime sahip olduğunu ispat etmek zorundaydı. Evler birbirinin güneşini kesmeyecek şekilde yapılırdı.
  •  21 ana lonca vardı. Aynı kişi iki ayrı loncaya üye olamazdı. Oğul genellikle babasını izlerdi. Loncanın her üyesi sadece kendi ticaretini yapabilirdi. Aracı yoktu. Her üretici malını doğrudan tüketiciye satardı. Her lonca ticaretini şehrin o işe ayrılmış bölümünde yapardı. Sadece yaş sebze satıcılarının şehrin her yerinde dükkanları olmasına izin verilirdi. Bedava olarak halka sunulan bazı hizmetlerin de loncaları vardı, polis hizmeti gibi.
  •  Söylentiye göre, Hazreti İsa’nın bebekken yıkandığı taş beşik, Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde Kudüs’ten Beşiktaş İskelesi’ne getirilmişti.
  •  Fatih Sultan Mehmet zamanında Üsküdar (Bizans’ta Skoutarion) Tekfuru’nun kızı ile meşhur olan Bizans’ın Kız Kulesi yıktırılarak yerine yenisi yapılmış, bu yeni yapıya toplar yerleştirilmiştir.
  •  Prinkipo’ya (Büyükada) II. Justinyen döneminde (669-711), görkemli bir saray yaptırılmış, hanedanın gözden düşen fertlerinin ya da hanedana karşı olan soyluların sürgün yeri olmuştur. Ada, adını da buradan almıştır: Prinkipo, Prens Adası demektir.
  •  Şehirde zengin fakir mahallesi ayrı değildi. Zengin evlerinin etrafında orta sınıf hatta fakirlerin evleri vardı. Zenginlerin evlerinin etrafı yüksek taş duvarlarla çevriliydi.
  •  Roma’da olduğu gib, su kanalları halka sürekli temiz su sağlıyor, yeraltındaki kanalizasyon atıkları topluyordu. Şehrin suyu tuzlu olduğu için şehre Istranca Dağları’ndan su kemeri ile su getiriliyordu.  Valens Kemeri 373 yılında tamamlanmıştı. Şehre saldırı olduğunda su sistemi bozuluyordu. Aksi takdirde şehirde su çok boldu. Meydanlardan, köşelerden su alınabiliyor, para ödenmiyordu.
  • Yapımına I. Konstantin döneminde başlanan Konstantinopolis’in su sistemi Vize’ye kadar uzanıyordu.
  •  Su kaynakları kıymet sırasına göre: kaynak suyu, kuyu suyu, ırmaktan alınan su ve göl suyu olarak değerlendiriliyormuş.
  •  Kanalizasyon kanalları içine insan girebilecek şekilde yapılmıştı,  senede birkaç kez temizlenirdi. Son dönemde sistem çalışmıyordu, atıklar denize boşaltılıyordu.
  • Konstantinopolis, büyük miktarda depolanan tahıl siloları ve pek çok su deposu ile her zaman uzun bir kuşatmaya dayanabilecek güçteydi. Denizden gelebilecek saldırılara karşı Haliç’e zincir gerilmişti.
  •  Şehrin bedava hastaneleri, sokak aydınlatması, kanalizasyonu ve itfaiyesi vardı.
  • Günde yaklaşık 80.000 bedava ekmek dağıtılır, İmparatorların halka et, meyve ve sebze dağıttırdığı da olurdu. Açık hava pazarları yaygındı.
  • Bizans’ta hayat önemli ölçüde evin dışında geçerdi. Her sosyal sınıftan kişiler arkadaşları ve komşuları ile sokakta buluşurlar, konuşurlardı. Sokaklarda ve büyük açık forumlarda buluşmak gelenekseldi. Sokak kahveleri ve lokantaları yaygındı. Sokak müzisyenleri ve Jonglörler vardı.. Pandomim ve müzikal oyunlar oynanır, sirk ve karnavallar yapılırdı. Hipodromda araba yarışları gelenekseldi. 
Hamam süslemesi olduğu düşünülen, Saraçhane’de Bozdoğan Kemeri’nin yanında bulunmuş, mermer Afrodit heykeli gövdesi. Bozdoğan Kemeri yanında, Konstantinianai ismiyle anılan semtte bu hamama ait olduğu kabul edilen görkemli duvar kalıntıları bulunmuştur. Tarihi kaynaklara göre bu hamam İmparator I. Konstantin (324-337) ya da Konstantius (337-361)tarafından yaptırılmıştır. Ayios Menas Kilisesi arkasındaki Anastasius Sütünu’na yakın bir yerdedir ve içi, bir çok heykelle donatılmıştır. İstanbul Arkeoloji Müzeleri.

Hamam süslemesi olduğu düşünülen, Saraçhane’de Bozdoğan Kemeri’nin yanında bulunmuş, mermer Afrodit heykeli gövdesi. Bozdoğan Kemeri yanında, Konstantinianai ismiyle anılan semtte bu hamama ait olduğu kabul edilen görkemli duvar kalıntıları bulunmuştur. Tarihi kaynaklara göre bu hamam İmparator I. Konstantin (324-337) ya da Konstantius (337-361)tarafından yaptırılmıştır. Ayios Menas Kilisesi arkasındaki Anastasius Sütünu’na yakın bir yerdedir ve içi, bir çok heykelle donatılmıştır. İstanbul Arkeoloji Müzeleri.

Konstantinianai Hamamı’na ait olduğu düşünülen, mermer, 5.-6. yüzyıllara tarihlenen boğa başlı büyük konsol. İstanbul Arkeoloji Müzeleri.

Konstantinianai Hamamı’na ait olduğu düşünülen, mermer, 5.-6. yüzyıllara tarihlenen boğa başlı büyük konsol.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri.

Hamamı süsleyen heykellerden birine ait kaide. Kazılarda bu hamama ait olduğu düşünülen birçok mimari parça ele geçmiştir.

Hamamı süsleyen heykellerden birine ait kaide. Kazılarda bu hamama ait olduğu düşünülen birçok mimari parça ele geçmiştir.

  • Umumi hamamlar, sosyal toplantı yerlerindendi.
  • Kelt ve Germen halkının etkisiyle olduğu söylenen, Yunan ve Roma’da heykellerde ve gymnasiumda çıplaklık, özellikle de erkek çıplaklığı çok yaygındı. Sparta’da kadınlar da çıplak güreş yapıyor, gymnasiumda çıplak erkekleri seyrediyorlardı. Sparta iffetli kadın yetiştiremedi diye eleştirilmişti. Yunan heykelinde  cinsel organ, vücuda orantılı olmayan şekilde yapılır, cinsel organa başka dilde isim verilir, organın adı net telaffuz edilmezdi. Romalılar Yunanca, Yunanlar Trak dili kullanırdı.
  •  İyi bir Hıristiyanın çıplak gözükmeyeceği öne sürülerek, kilise Roma hamamına karşı çıkmıştı.
  • Miletos’ta genç kızlar arasında intihar yaygınlaşınca, intihar eden kızın cesedinin agorada çıplak olarak teşhir edileceği söylenince intiharlar durmuştu.
  • Musevilerin Olimpiyat Oyunları’na katılması yasaktı. Sünnetin, kapatılması gereken yeri açıkta bıraktığı düşünülürdü. Bir Yahudinin, bir başka Yahudiye çıplak görünmesi uygun bulunmazdı. Hıristiyanlık da çıplak insan vücüdunu İlk Günah’ın izini, çirkinliğini taşıdığını düşündüğü için hamam kültürüne karşı çıkmıştır. Gece karanlıkta, gölgesi dışa vurmasın diye tahta perde arkasında yıkanmak tercih edilirdi.
  • Keşişlere yılda iki kere yıkanma izni veriliyordu. Bu halkta tepki yaratmış, hamam kültüründen vazgeçilememişti.
  • Konstantinopolis’te de Roma’da olduğu gibi hamamlar yönetimin halkın kullanımına sunduğu kamu tesisleriydi. Hamamlar ve Hipodrom imparatorluğun lutfunun birer göstergesiydi.
  • Büyük Konstantin şehri kurarken kentte iki eski hamam vardı. Ahilleus Hamamı ve Severus’un yaptırdığı büyük Zeuksippos Hamamı. Konstantin bu büyük hamamı onartmıştı. Büyük Konstantin’in yaptırdığı hamamlar şehrin öbür ucunda, soyluların yerleşim alanı Konstantianai mahallesinde, Mausoleion’un yanındaydı. Bazı kaynaklarda Konstantianai Hamamı’nı yaptıranın Konstantius olduğu belirtilmektedir.
  •  Hamamın bakımı, çevresine yapılan dükkanlardan gelen gelir ile yapılırdı.
  • Konstantinopolis hamamlarında sosyete kadınları yeni elbiselerini ve mücevherlerini teşhire gidiyor, son dedikodular yapılıyordu.

    Pagan kent devletinden Roma İmparatorluğu’nun eyalet merkezine, daha sonra Hıristiyan Roma’nın başkentliğine doğru yükseliş ve çöküş, ardından Müslüman Osmanlılar’ın elinde yeniden büyük bir imparatorluk merkezi haline geliş  ve tekrar çöküş, laik Cumhuriyet ile birlikte politikadan ve dinsellikten arındırılmış yeni bir kimlik kazanış… İşte İstanbul’umuz.

    Herkül Millas ve Özdemir İnce’ye Türkçesi için teşekkür ederek, Konstantin Kavafis’ten (1863-1933) bir şiir paylaşıyorum.

Bizans anıtlarına blogumuzda ayrı ayrı değineceğiz.

Bizans anıtlarına blogumuzda ayrı ayrı değineceğiz.