Etiket arşivi: Çek Cumhuriyeti

Çağdaş Sanata Varış 299|Çağdaş Mimarlık 3

Dans Eden Ev/Dancing House, Prag, Çek Cumhuriyeti. 1895 yılında Yeni Rönesans tarzında yapılan bina 1945 yılında yanlışlıkla ABD uçakları tarafından bombalanmış ve yeri uzun zaman boş kalmış. 1989’daki devrimden sonra dikkat çekici bir köşe tasarlanmasına karar verilmiş. Proje önce Hırvat ve Çek kökenli bir mimar olan Vlado Milunic ile 1992 yılında başlamış. Daha sonra Kanada kökenli ünlü mimar Frank Gehry projeye dahil olmuş. İlk tasarlanan silindir binayı fazla erkeksi bulan Gehry, onun yanına yumuşak hatlı bir kadın silueti eklemiş. Gehry, binaya Fred & Ginger adını vermeyi düşünmüş ama bu fikrinden vazgeçmiştir. Fakat Dancing House yine de Fred & Ginger adıyla da bilinir.  Yapının, şehrin tarihi ve mimari dokusuna uygun olmadığını söyleyip karşı çıkanlar çok olmuştur ama bina, Prag’ın sembollerinden biri haline gelmiştir. Mimarlar ise binayı Yeni Barok olarak adlandırmışlardır. Farklı tarzıyla dikkat çeken bu yapı, uluslararası şirketlerin ofisleri olarak kullanılmakta, çatı katında bir restoran bulunmaktadır.  Gehry, bir teknolojiyi bir başkasıyla mantığa aykırı bir biçimde yan yana getirerek eski bağlılıklar ve tutarlılıklarla alay etmeyi sever: Geleneksel biçimlerin komik çözülmesi, bozuşturma ve çarpıtma aracılığıyla komikleştirilir.  Gehry, ikonik yapıları, kendine has estetik anlayışı, tasarıma kazandırdığı yeni ifade biçimi, kullanılan materyaller konusundaki yeni arayışları, şehirleşmedeki sosyal ve kültürel rolü ile mimarinin önde gelen simalarından biridir. Fotoğraf:www.3oda1salon.net

Dans Eden Ev/Dancing House, Prag, Çek Cumhuriyeti.
1895 yılında Yeni Rönesans tarzında yapılan bina 1945 yılında yanlışlıkla ABD uçakları tarafından bombalanmış ve yeri uzun zaman boş kalmış. 1989’daki devrimden sonra dikkat çekici bir köşe tasarlanmasına karar verilmiş. Proje önce Hırvat ve Çek kökenli bir mimar olan Vlado Milunic ile 1992 yılında başlamış. Daha sonra Kanada kökenli ünlü mimar Frank Gehry projeye dahil olmuş. İlk tasarlanan silindir binayı fazla erkeksi bulan Gehry, onun yanına yumuşak hatlı bir kadın silueti eklemiş. Gehry, binaya Fred & Ginger adını vermeyi düşünmüş ama bu fikrinden vazgeçmiştir. Fakat Dancing House yine de Fred & Ginger adıyla da bilinir.
Yapının, şehrin tarihi ve mimari dokusuna uygun olmadığını söyleyip karşı çıkanlar çok olmuştur ama bina, Prag’ın sembollerinden biri haline gelmiştir. Mimarlar ise binayı Yeni Barok olarak adlandırmışlardır.
Farklı tarzıyla dikkat çeken bu yapı, uluslararası şirketlerin ofisleri olarak kullanılmakta, çatı katında bir restoran bulunmaktadır.
Gehry, bir teknolojiyi bir başkasıyla mantığa aykırı bir biçimde yan yana getirerek eski bağlılıklar ve tutarlılıklarla alay etmeyi sever: Geleneksel biçimlerin komik çözülmesi, bozuşturma ve çarpıtma aracılığıyla komikleştirilir.
Gehry, ikonik yapıları, kendine has estetik anlayışı, tasarıma kazandırdığı yeni ifade biçimi, kullanılan materyaller konusundaki yeni arayışları, şehirleşmedeki sosyal ve kültürel rolü ile mimarinin önde gelen simalarından biridir.
Fotoğraf:www.3oda1salon.net

Haydar Aliyev Kültür Merkezi, Zaha Hadid, Bakü, Azerbaycan. Fotoğraf:www.archdaily.com/ Image © Hufton+Crow

Haydar Aliyev Kültür Merkezi, Zaha Hadid, Bakü, Azerbaycan.
Fotoğraf:www.archdaily.com/ Image © Hufton+Crow

Galaxy SOHO, Zaha Hadid, Beijing, Çin. Fotoğraf:www.dezeen.com

Galaxy SOHO, Zaha Hadid, Beijing, Çin.
Fotoğraf:www.dezeen.com

  • Irak asıllı İngiliz vatandaşı Zaha Hadid (1950-2016) küreselleşmeyi savunan bir mimardı. Bilgisayar destekli, parçalı geometriler içeren kıvrımlı, dekonstrüktif tasarımları neo-fütüristik olarak adlandırılıyordu. Çalışmaları, çağdaş özgür düşüncenin kalıpları, üslupları reddeden çoğulculuk anlayışına uygun bulunmuştu. Roma’daki MAXXI Müzesi, Bakü’deki Haydar Aliyev Kültür Merkezi, Dubai Operası, Guanzhou Opera Binası, 2020 Tokyo Olimpiyatları için uzay gemisi biçiminde tasarladığı stadyum, İstanbul’da Kartal’ın dönüşümü için açılan yarışmada birinci olan Sanayi Bölgesinde Merkezi İş Alanları Projesi projelerinden bazıları.
Zaha Hadid, İngiltere Kraliyet Enstitüsü RIBA’nın altın madalyasını (the Stirling Prize) tek başına kazanan ilk kadın mimar olmuştu. Daha önce bu ödülü kazanan kadın mimarlar olmuştu ama onlar bir mimarlık ekibinin içinde yer almışlardı. Londra’da, Brixton’daki Evelyn Grace Academy, 2011 yılında Zaha Hadid’e altın madalya kazandıran proje olmuştu. Fotoğraf:www.wintech-group.co.uk

Zaha Hadid, İngiltere Kraliyet Enstitüsü RIBA’nın altın madalyasını (the Stirling Prize) tek başına kazanan ilk kadın mimar olmuştu. Daha önce bu ödülü kazanan kadın mimarlar olmuştu ama onlar bir mimarlık ekibinin içinde yer almışlardı.
Londra’da, Brixton’daki Evelyn Grace Academy, 2011 yılında Zaha Hadid’e altın madalya kazandıran proje olmuştu.
Fotoğraf:www.wintech-group.co.uk

Zaha Hadid’in Cincinnati Contemporary Arts Center (2003) projesi, Mies van der Rohe’nin Berlin’de 1926’da yaptığı Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht Anıtı projesinin yeni yorumudur, deniyor. Fotoğraf: www.postpost.co

Zaha Hadid’in Cincinnati Contemporary Arts Center (2003) projesi, Mies van der Rohe’nin Berlin’de 1926’da yaptığı Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht Anıtı projesinin yeni yorumudur, deniyor.
Fotoğraf: www.postpost.co

Zaha Hadid’in kendi adını taşıyan bir tasarım galerisi de vardı. Zephyr adını verdiği kanepenin tasarımında, kayaların yıllar içinde rüzgarla edindiği doğal formlardan ilham aldığını söylediği ürün, tek veya çoğaltılarak kullanılabilecek şekilde düşünülmüş. Fotoğraf: Zaha Hadid Design

Zaha Hadid’in kendi adını taşıyan bir tasarım galerisi de vardı. Zephyr adını verdiği kanepenin tasarımında, kayaların yıllar içinde rüzgarla edindiği doğal formlardan ilham aldığını söylediği ürün, tek veya çoğaltılarak kullanılabilecek şekilde düşünülmüş.
Fotoğraf: Zaha Hadid Design

 

 

 

Çağdaş Sanata Varış 265|Heykeller ve Nesneler 4

Olağanüstü farklı araçlar  kullanan sanatçılar var. Hong Kong’lu bir kavramsal sanatçı olan Movano Chen (1975-), 2004 yılından beri galerilerin, ziyaretçilerin ve halkın yardımıyla dünyanın birçok yerinden farklı dergiler toplayıp, onların öğütülmüş hallerini örerek “dergi kıyafetler”  (KNITerature) yaratmış. Yöntemini, tüketim nesnelerinin yeni ifade biçimlerine dönüşümü olarak görüyor. Örgünün bir yeniden inşa yöntemi olduğunu, ayrıca alternatif bir ‘okuma’ aracı sunarak basılı medyanın ortak mesajını yıkmayı ve dergilerin orijinal dilini sorgulamayı amaçladığını belirtiyor. Movano Chen’in bu seriden eserleri Contemporary İstanbul 2015’te sergilenmişti. Fotoğraf:www.macaronmagazine.com

Olağanüstü farklı araçlar kullanan sanatçılar var. Hong Kong’lu bir kavramsal sanatçı olan Movano Chen (1975-), 2004 yılından beri galerilerin, ziyaretçilerin ve halkın yardımıyla dünyanın birçok yerinden farklı dergiler toplayıp, onların öğütülmüş hallerini örerek “dergi kıyafetler” (KNITerature) yaratmış. Yöntemini, tüketim nesnelerinin yeni ifade biçimlerine dönüşümü olarak görüyor. Örgünün bir yeniden inşa yöntemi olduğunu, ayrıca alternatif bir ‘okuma’ aracı sunarak basılı medyanın ortak mesajını yıkmayı ve dergilerin orijinal dilini sorgulamayı amaçladığını belirtiyor. Movano Chen’in bu seriden eserleri Contemporary İstanbul 2015’te sergilenmişti.
Fotoğraf:www.macaronmagazine.com

East Venus No 2, Lou Xu. 1956 doğumlu Çinli sanatçı, 1989 yılında tek tema üzerinde çalışma kararı aldı ve ilk seçimi kadın bacakları oldu. Gövdenin diğer bölümlerini göstermeyen, üst kısımları tombul, bilekte neredeyse sıfırlanacak kadar incelen bacakları yapmaya 2005 yılına kadar devam etti. 2005 yılında yeni teması yaprak oldu. Fotoğraf: Living in China, Photos Reto Guntli, Text Daisann McLane, Taschen, 2010.

East Venus No 2, Lou Xu.
1956 doğumlu Çinli sanatçı, 1989 yılında tek tema üzerinde çalışma kararı aldı ve ilk seçimi kadın bacakları oldu. Gövdenin diğer bölümlerini göstermeyen, üst kısımları tombul, bilekte neredeyse sıfırlanacak kadar incelen bacakları yapmaya 2005 yılına kadar devam etti. 2005 yılında yeni teması yaprak oldu.
Fotoğraf: Living in China, Photos Reto Guntli, Text Daisann McLane, Taschen, 2010.

Suspended Series, Mehmet Ali Uysal, 2014. Sıkıcı yerleri, sıradan objeleri şaşırtıcı, esprili hale dönüştürme yoluyla sanatını icra eden Mehmet Ali Uysal’ın (1976-) Contemporary İstanbul 2015’te sergilenen polyester çerçeveleri. Bu işlerini ilk kez 2010 yılında Askıda adlı sergisinde izleyici ile buluşturmuştu. Bu gösterişli çerçeveler, gerçek amaçlarından yoksun bırakılmış, galerinin duvarına öylece asılmışlar, bu bağlamda yepyeni nesneler olmuşlar. Sanat eserinin estetik ve maddi değerini artırmak amacı taşıyan çerçeveler, artık bir kompozisyonu çerçevelemiyorlar. Resmi görevlerinden soyutlanmış, artık o gösterişleri ve ihtişamları kalmamış. Bir sanat eserini çevrelemiyorlar ama sanatçı tarafından birer sanat eserine dönüştürülmüşler. Hedef ters yüz edilmiş. İzleyicinin algısıyla oynayan yerleştirmeleri ile dikkat çeken sanatçının amacı, bir objenin sembolik değerini daha kıymetli hale getirerek, sanat piyasasına eleştiri getirmek. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Suspended Series, Mehmet Ali Uysal, 2014.
Sıkıcı yerleri, sıradan objeleri şaşırtıcı, esprili hale dönüştürme yoluyla sanatını icra eden Mehmet Ali Uysal’ın (1976-) Contemporary İstanbul 2015’te sergilenen polyester çerçeveleri. Bu işlerini ilk kez 2010 yılında Askıda adlı sergisinde izleyici ile buluşturmuştu.
Bu gösterişli çerçeveler, gerçek amaçlarından yoksun bırakılmış, galerinin duvarına öylece asılmışlar, bu bağlamda yepyeni nesneler olmuşlar.
Sanat eserinin estetik ve maddi değerini artırmak amacı taşıyan çerçeveler, artık bir kompozisyonu çerçevelemiyorlar. Resmi görevlerinden soyutlanmış, artık o gösterişleri ve ihtişamları kalmamış. Bir sanat eserini çevrelemiyorlar ama sanatçı tarafından birer sanat eserine dönüştürülmüşler. Hedef ters yüz edilmiş. İzleyicinin algısıyla oynayan yerleştirmeleri ile dikkat çeken sanatçının amacı, bir objenin sembolik değerini daha kıymetli hale getirerek, sanat piyasasına eleştiri getirmek.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Franz Kafka, David Černý, 2014. Çek sanatçı David Černý’nin (1967-) kinetik heykeli her biri bağımsız olarak hareket edebilen paslanmaz çelikten ve aynalı 42 katmandan oluşuyor ve 45 ton ağırlığında. Bir alışveriş merkezinin girişine yerleştirilen heykelin katmanlarının Franz Kafka’nın yaşadığı kırılmaları sembolize ettiği düşünülüyor. Prag’da pek çok heykeli kamusal alanda yer alan sanatçının ilginç eserleri var: Bir binanın çatısından sallanmakta olan Freud; Çek Cumhuriyeti haritası şeklindeki havuza karşılıklı işemekte olan iki adam; Kral Wenceslas’I başaşağı ölü bir atın sırtında gösteren heykel (Kralın adını taşıyan Prag’ın merkezindeki meydanda kralı at binerken betimleyen heykel ile Černý’nin heykeli birbirine oldukça yakın.) gibi. Fotoğraf:bigumigu.com

Franz Kafka, David Černý, 2014.
Çek sanatçı David Černý’nin (1967-) kinetik heykeli her biri bağımsız olarak hareket edebilen paslanmaz çelikten ve aynalı 42 katmandan oluşuyor ve 45 ton ağırlığında. Bir alışveriş merkezinin girişine yerleştirilen heykelin katmanlarının Franz Kafka’nın yaşadığı kırılmaları sembolize ettiği düşünülüyor.
Prag’da pek çok heykeli kamusal alanda yer alan sanatçının ilginç eserleri var: Bir binanın çatısından sallanmakta olan Freud; Çek Cumhuriyeti haritası şeklindeki havuza karşılıklı işemekte olan iki adam; Kral Wenceslas’I başaşağı ölü bir atın sırtında gösteren heykel (Kralın adını taşıyan Prag’ın merkezindeki meydanda kralı at binerken betimleyen heykel ile Černý’nin heykeli birbirine oldukça yakın.) gibi.
Fotoğraf:bigumigu.com

 

 

Çağdaş Sanata Varış 231|Çağdaş Dönem 7 Korku 1

  • 1989’da Hint asıllı Britanyalı yazar Salman Rushdie’ye karşı çıkartılan İran kaynaklı ölüm fetvası, bir devletin İslami kanunları kendi sınırlarının ötesine de dayatması olarak algılandı. Bu olay, İslam’ın Avrupa’daki varlığını görünür kılmıştı.
  • 1989’da Fransa’da yaşanan “Başörtüsü meselesi” bir geriye dönüş, kadın haklarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne bir tehdit, dolayısıyla uzun mücadele ile kazanılmış hakların sorgulanması olarak algılandı.
  • Fransa’da Stasi Komisyonu’nun 2003’te hazırladığı, devlet okullarında dinsel simgelerin göze batacak şekilde takılmasını veya giyilmesini yasaklayan kanun teklifi 2004 yılında yasalaştı. Fransa, 2010 yılında da yüzü tamamen örten kıyafeti yasakladı.
  • Fransa’da laiklik dört ilke üzerine kurulmuştur:
    Kilise ile devletin ayrışması,
    Siyasi iktidarın çeşitli inançlar karşısında tarafsız oluşu,
    İnanç özgürlüğü,
    Hakların eşitliği.

Bazı hukukçulara göre çıkarılan kanunda, hakemin tarafsızlığı değil, kamusal alanın tarafsızlığı gözetilmiştir.

  • Günümüzde Fransa’da 5 milyon Müslüman olduğu düşünülmektedir.
  • 1989’da Almanya’da referans kültürü hakim kılmaya yönelik Leitkultur gibi yeni temalar ortaya çıktı. Dışlayıcı bir tonu olan Leitkultur nosyonu, ulusal kimliğin yüceltilmesine ve kültürlerarası ilişkilerin bir hiyerarşi içinde algılanmasına yol açtı. Leitkultur, göçmenlerin çifte aidiyetlerini de reddetmeye yönelikti. 2000’lerde Leitkultur fikri, çokkültürcülüğün reddi, kültürel göreliliğin kınanmasına dönüştü.
  • Günümüzde Almanya’da 4,5 milyon Müslüman olduğu düşünülmektedir.
  • Medya, Avrupa’nın iki payandası cinsiyet eşitliği ve ifade özgürlüğü etrafında İslam’ın varlığına karşı genel bir seferberlik ilan etti. Recm, kadın sünneti, erkek çocuğun sünneti, zorla evlendirme gündeme geldi. Seferberlik sürüyor.
  • Terör saldırıları, günlük yaşamın seyrini sekteye uğratır, toplumsal sözleşmeyi parçalar, toplumu kutuplaşmaya sürükler, öngörülemeyen bir dizi olaya yol açar, toplumun tamamını yaralar.
  • Avrupa’da çokkültürcülüğe karşı geliştirilen ilk sert eleştiriler Hollanda’da 2000 yılında yapıldı. Çokkültürcülük Dramı adlı makalede göçe açık bir toplumun kırılganlığı vurgulandı.
  • 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra da pek çok olumsuz gelişme yaşandı.
  • 11 Eylül saldırılarından sonra, 2001 yılında İslam’ı Batı’nın yeni düşmanı olarak değerlendiren siyaset bilimci Samuel Huntington’ın Medeniyetler Çatışması tezine, İtalyan gazeteci Oriana Fallaci kendi yorumunu getirdi, İslam karşıtı bir manifesto olan Öfke ve Kibir adlı kitabını yayımladı. Kitap, geniş şekilde alıntı yapılan bir çok satar oldu, İtalya’da ders kitabı olarak okutulmaya başlandı. Fallaci 1990 yılında İnşallah adlı kitabında da İslam’a saldırmıştı.
  • 2004’te Submission/Teslimiyet adlı 10 dakikalık kısa filmin yönetmeni Hollandalı Theo van Gogh öldürüldü. Filmde, İslamistan’da, kadının aşağılanması konu ediliyordu.
  • Temmuz 2005’de El-Kaide Londra’ya saldırdı. 2007’de İngiliz hükumeti terörle mücadele kapsamında Bireylerin Radikalleşmesini Önleme Programı’nı başlattı (Prevent).
  • Eylül 2005’te bir Danimarka’nın en büyük günlük gazetesinde yayımlanan “Muhammed’in Yüzleri” özel sayısı, Hz. Muhammed’in 12 karikatürü yayımlandı. İslam’ın kutsal tabularını kırma, İslam’ın yergili temsiline razı etme, Peygamber’i eskiden kullanılan savaşçı imajından terörist imajına sokma girişimi olarak yorumlanan karikatürler bir dizi olaya neden oldu.
  • 2008’de Saraybosna’da binlerce cami yıkıldı. Savaşta camilerin yıkımında uygulanan sistematik şiddet mimari savaşı (warchitecture) kültürel-dinsel abidelere karşı girişilmiş bir soykırım olarak yorumlanmakta.
2009’da İsviçre’de yapılan referandumda İsviçrelilerin %57,5’i ülkelerinde minare yasağına "evet" demiştir. Yasak, Federal Anayasa’ya girmiştir. Birçok Avrupa ülkesinde yapılan kamuoyu yoklamalarında çoğunlukla minare ve cami inşaatlarının yasaklanması lehine sonuçlar çıkmıştır: Çek Cumhuriyeti %78, Slovakya %70, Belçika %59, Danimarka %51, İtalya %60. Fotoğraf: www.cnnturk.com

2009’da İsviçre’de yapılan referandumda İsviçrelilerin %57,5’i ülkelerinde minare yasağına “evet” demiştir. Yasak, Federal Anayasa’ya girmiştir.
Birçok Avrupa ülkesinde yapılan kamuoyu yoklamalarında çoğunlukla minare ve cami inşaatlarının yasaklanması lehine sonuçlar çıkmıştır: Çek Cumhuriyeti %78, Slovakya %70, Belçika %59, Danimarka %51, İtalya %60.
Fotoğraf: www.cnnturk.com

  • 2010’da Almanya’da Thilo Sarrazin’in bir yılda bir milyon satan Almanya Kendini Yok Ediyor adlı kitabı, nüfusun daha az eğitimli ve daha az zeki kesimlerinin hızla çoğalmasının ülkenin ekonomik rekabet gücünü, kültürel mirasını, özünü kaybetmesine yol açacağını anlatıyordu.