Etiket arşivi: Carolyn Howitt

Megalitler 3

The Burren, İrlanda. Dolmen, büyük bir kayalık alanda yer alıyor. Oliver Cromwell (1599-1658) bu kayalık alana yüz bin İrlandalıyı sürüp, açlıktan öldürmüş. Fotoğraf:gloccamorra.com

The Burren, İrlanda.
Dolmen, büyük bir kayalık alanda yer alıyor. Oliver Cromwell (1599-1658) bu kayalık alana yüz bin İrlandalıyı sürüp, açlıktan öldürmüş.
Fotoğraf:gloccamorra.com

  • Dik taşların yatay taşla masa tablası gibi örtülmesinden oluşan anıta ise dolmen denir. Bunlar çoklu gömme için kullanılan mezar odalarıdır. Yan yana sıralanarak üstü kapalı bir yol oluşturanları da vardır. Bu galerilerin bazılarının uzunluğu 25 metreyi bulur. Dolmenlerin toprak üstünde ve toprak altında olanları vardır. Bu mezar odalarının üstü toprakla örtülürse, ortaya çıkan tepeciklere tümülüs, kurgan  veya höyük adı verilir. Bazılarının içinde taş sandukalar bulunmuştur. Toprak üstünde olanların da bir zamanlar gömülü olabileceği düşünülmektedir. Yurdumuzda en çok dolmen Trakya Bölgesi’nde bulunur.
  • Kafkasya’da yaklaşık MÖ 1100-400 yılları arasına tarihlenen Kuban Kültürü’ne ait pek çok dolmen bulunmuştur. Batı Kafkasya dolmenleri levha, bütün, tekne ve yekpare taş yapılar olarak ayrılırlar ve bütün tiplerde ön kısımda bir delik vardır. Bu delikler özel tıkaçlarla tam olarak kapatılmıştır.
  • Ruhun çıkıp gitmesini sağlamak için bir ruh deliği olan dolmenler kapatma taşı ile ve toprakla örtülmemiştir. Bunların örneklerine Hindistan’da rastlanmaktadır.
  • Kars dolmenleri Kafkas, Adıyaman ve Gaziantep dolmenleri ise Levant dolmenleri ile benzerlik gösterir. Bulundukları yöreye göre isim alanlar olduğu gibi; en eski dolmenler, büyük dolmenler, çokgen dolmenler, asıl dolmenler, dörtgen dolmenler, genişletilmiş dolmenler, uzun dolmenler, yuvarlak dolmenler ve dehliz dolmenler şeklinde de sınıflandırılmıştır.
  • Güney batı İngiltere’de Budmin yakınlarındaki taş anıtın erkeklerin ve kadınların enerjilerini artırdığına, hayvanları da çektiğine inanılır. Bu anıt, Galliler arasında bir bereket ve üreme simgesi olarak görülürdü. Kısır kadınlar ve yeni evliler gece yarısı taşı ziyaret ederlerdi.
İngiltere’de, Cornwall’de Menantol’deki megalitik yapının da şifa verici nitelikleri bulunduğuna inanılır. İki sivri taş ile aralarındaki ortası delik kaya, belirli törenlerde kullanılmış. Kayanın ortasından geçmek, hem ana rahminden yeryüzüne çıkmayı, bir dünyadan bir başkasına geçmeyi simgeler. Bir gerçeklikten bir başkasına geçmek, eşikten geçmek, inançlarda önemli yer tutar. Kelt Tanrıçası Sheelanagig, öteki dünyaya bir geçiş, bir eşik sayıldığı için, birçok kutsal sayılan mekanın girişinde bu tanrıçanın kabartması bulunur. Fotoğraf: earth spirit essences

İngiltere’de, Cornwall’de Menantol’deki megalitik yapının da şifa verici nitelikleri bulunduğuna inanılır. İki sivri taş ile aralarındaki ortası delik kaya, belirli törenlerde kullanılmış. Kayanın ortasından geçmek, hem ana rahminden yeryüzüne çıkmayı, bir dünyadan bir başkasına geçmeyi simgeler. Bir gerçeklikten bir başkasına geçmek, eşikten geçmek, inançlarda önemli yer tutar. Kelt Tanrıçası Sheelanagig, öteki dünyaya bir geçiş, bir eşik sayıldığı için, birçok kutsal sayılan mekanın girişinde bu tanrıçanın kabartması bulunur.
Fotoğraf: earth spirit essences

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Batıl İnançlar, Peter Lorie, Milliyet Kitapları, 1997.
  • Antik Dünyada Bilinmesi Gereken 500 Şey, Carolyn Howitt, İş Bankası Kültür Yayınları, 2009.
  • Anadolu Megalitleri, Bakiye Yükmen, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2003.
  • http://www.nkfu.com/menhir-nedir
  • Eski Dünya’nın Yetmiş Büyük Gizemi, Brian M. Fagan, Oğlak Yayınları, 2002.
  • Malta, Book Distributors Limited Publishing, 2014.

 

Süslenmeye Dair 1

  • Japonya’nın Hokkaido Adası, Kuril Adaları ve Sahalin’in yerlisi Ainu kavmi, ağaç kabuğundan kumaş dokurdu. Erkekler körpe ağaçlardan kabuk toplar, bunları suyun içinde yumuşatır, liflerini ayırır ve güneşte kuruturlar, kadınlar da bu liflerden kumaş dokurlardı.
  • Meksika’daki Mayalar, pamuktan dokunmuş ve boyanmış elbiseler giyerlerdi. Başlık gibi süs eşyaları ise ağaç kabuklarının yumuşatılmış liflerinden yapılırdı.
  • Meksikalı kadınlar eski devirlerde de üçgen biçiminde, bazen püsküllerle süslenmiş şallar kullanırlardı.
  • Eski Mısır’da papirüsten yapılma sandaletler yaygındı. Sadece zenginler deri sandalet yaptırabilirlerdi.
  • Kore’deki eski Silla Krallığı’nın (MS 5-6. yüzyıllar) başkentinin yakınında yapılan kazılarda altından yapılma pek çok nesnenin yanında altın ayakkabılar da bulunmuştur.
  • Eski Mısırlı erkek ve kadınlar iç çamaşır olarak peştamal kullanırlardı.
  • Antik Yunanlar daha çok keten ve yünden yapılma giysiler giyerlerdi.
  • 16. yüzyılda bir Llolard’ın (Anglo-Sakson gezici derviş) yazdıklarından, zengin kadınların kol kenarlarına ipek şeritler dikilmiş tunikler ve kırmızı deri ayakkabılar giyip, başlarına uzun örtüler taktıklarını; saçlarını bukle bukle yaptıklarını; el tırnaklarını atmaca pençesi gibi sivrilttiklerini öğreniyoruz.
  • Açılıp kapanan yelpazeler MS 4. yüzyılda Japonya’da icat edilmişti.
    Fibula, iki parça kumaşı birbirine tutturmaya yarayan bir takı ve modern çengelli iğnelerin atası. MÖ 12.-7. yüzyıllar arasında Orta Anadolu'nun batısında yaşayan Frigler Anadolu'da fibula kullanan ilk halk topluluğu olarak biliniyorlar. Başkentleri Gordion'da yapılan kazılarda çok miktarda fibula bulunmuştur. Fotoğraf: Rezan Has Müzesi

    Fibula, iki parça kumaşı birbirine tutturmaya yarayan bir takı ve modern çengelli iğnelerin atası. MÖ 12.-7. yüzyıllar arasında Orta Anadolu’nun batısında yaşayan Frigler Anadolu’da fibula kullanan ilk halk topluluğu olarak biliniyorlar. Başkentleri Gordion‘da yapılan kazılarda çok miktarda fibula bulunmuştur.
    Fotoğraf: Rezan Has Müzesi

    • Antik dünyada bol dökümlü, gevşek giysileri bağlamak için broşlar kullanılmıştır.
    • Zengin Anglo-Sakson kadınlar çok mücevher kullanırdı. Erkeklerin ise silahları süslü olurdu. Özellikle grena (lal taşı) adı verilen kırmızı taşlardan hoşlanırlardı (MS 6-7. yüzyıllar).
    • Aztekler kulak, burun ve dudak deliklerine altın, seramik ve obsidyenden (siyah volkanik kristal) yapılma takılar takarlardı.
    • Demir Çağı Britanyası’ndaki Keltler madeni telleri bükerek torc adı verilen kolyeler yaparlardı. Snettisham’da 64 altın telden yapılma bir kilodan ağır bir torc bulundu (MÖ 100).
    • Yüzükler tarih boyunca en büyük güç kaynakları olmuşlardır. Daire sonsuzluk ve birliğin simgesidir.
    • Şeytanın insan bedenine bir boşluktan, bir delikten girdiğine inanılmıştır. Bu yüzden, büyülü bir taş ya da madenden yapılmış küpe takarak bedeni şeytana karşı korumak mümkündür. Hindistan’da buruna hızma takılmasının nedeni de aynıdır. Bazı yörelerde ağızlar ve gözler dövmelerle çizilen desenlerle korunur.
    • Elmasların, safirlerin, zümrütlerin sahiplerinin geleceğini olumlu etkilediğine inanılırdı.
Bazı değerli taşların belirli güçler taşıdığına inanıldığından, uğurlu ve uğursuz sayılan taşlar ve mücevherler vardır. Mavi Elmas ya da Umut Elması adı verilen değerli taş, 17. yüzyılda Hindistan’da Tanrı Rama’nın heykelinden çalındı, taşı bir Fransız aldı/satın aldı. Bu adam, yabani hayvanlara yem oldu. Aynı taş, Fransa Kralı XIV. Louis’nin eline geçti, kral frengiden öldü. Daha sonra elmasın sahibi olan XVI. Louis, giyotinde can verdi. Mavi Elmas, bir İngiliz bankerin eline geçti; adam elması oğluna verdi, oğlu tüm servetini kaybetti. Elması elde eden ABD’li elmas tüccarı taşı Smithsonian Enstitüsü’ne bağışladı. Marie Antoinette’e ait bir kolye de, 1960’lı yıllarda düzenlenen bir müzayedede alıcı bulamamıştı. Fotoğraf: si.edu

Bazı değerli taşların belirli güçler taşıdığına inanıldığından, uğurlu ve uğursuz sayılan taşlar ve mücevherler vardır.
Mavi Elmas ya da Umut Elması adı verilen değerli taş, 17. yüzyılda Hindistan’da Tanrı Rama’nın heykelinden çalındı, taşı bir Fransız aldı/satın aldı. Bu adam, yabani hayvanlara yem oldu.
Aynı taş, Fransa Kralı XIV. Louis’nin eline geçti, kral frengiden öldü.
Daha sonra elmasın sahibi olan XVI. Louis, giyotinde can verdi.
Mavi Elmas, bir İngiliz bankerin eline geçti; adam elması oğluna verdi, oğlu tüm servetini kaybetti.
Elması elde eden ABD’li elmas tüccarı taşı Smithsonian Enstitüsü’ne bağışladı.
Marie Antoinette’e ait bir kolye de, 1960’lı yıllarda düzenlenen bir müzayedede alıcı bulamamıştı.
Fotoğraf: si.edu

 

Süslenmeye Dair Yazılarında Yararlanılan Kaynaklar

  • Batıl İnançlar, Peter Lorie, Milliyet Kitapları, 1997.
  • Antik Dünyada Bilinmesi Gereken 500 Şey, Carolyn Howitt, İş Bankası Kültür Yayınları, 2009.
  • Ainular Ortaya Çıktı, Hürriyet Gazetesi, 06 Haziran 2008.

 

 

Kütüphane Geleneği 1| Mezopotamya 1 Ebla

Kütüphane Geleneği Dosyasında Yararlanılan Kaynaklar

  • Türkiye’nin Antik Kentleri, Yaşar Yılmaz, YEM Yayın, 2014.
  • Efes Rehberi, Peter Scherrer, Avusturya Arkeoloji Enstitüsü ve Selçuk Efes Müzesi işbirliği, 2000.
  • Bergama Tarihinde İnanç Coğrafyası, Eyüp Eriş, Bergama Kültür Sanat Vakfı, 2003.
  • www.ephesus-foundation.org/kazi-tarihcesi.
  • Zirvedeki Medeniyet: Bergama, Mehmet Yaşin, Hürriyet 25.03.2001.
  • http://dergi.mo.org.tr/dergiler/2/189/2495.pdf, Arkeolog  Mehmet İ. Tunç
  • İskenderiye Kütüphanesi, Derleyen Roy MacLeod, Dost Kitabevi, 2006.
  • Tarihte ve Mitolojide İskenderiye, Roy MacLeod, Sydney Üniversitesi.
  • İskenderiye’den Önce: Antik Yakındoğu’daki Kütüphaneler, D. T. Potts, 1986.
  • İskenderiye: Eski Dünyanın Merkezi, Wendy Brazil.
  • Musaların Tavuk Kümesinde Dünyadan Uzak Yaşayan Kitapkurtları: Antik İskenderiye Kütüphanesi, Robert Barnes.
  • Aristoteles’in Eserleri: İskenderiye Koleksiyonunun Muhtemel Kökenleri, R. G. Tanner.
  • Kütüphanedeki Doktorlar: Kitapkurdu Apollonios’un Tuhaf Öyküsü ve Diğer Öyküler, John Vallance.
  • Romalı Doğu’da Alimler ve Öğrenciler, Samuel N. C. Lieu.
  • Neo-Platoncular ve Akdeniz’in Gizem Okulları, Patricia Cannon Johnson.
  • Antik Dünya’daki Bilinmesi Gereken 500 Şey, Carolyn Howitt, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2009.
  • Okumalar Okuması, Alberto Manguel, YKY, 2013.
  • Istanbul Archaeological Museums, Alpay Pasinli, A Turizm Yayınları, 2001.
  • Anadolu Kültür Tarihi, Ekrem Akurgal, TÜBİTAK Kitapları, 1998.
  • Acı Hayatlar, Nedim Gürsel, Doğan Kitap, 2014.
  • Yahudiler, Dünya ve Para, Jacques Attali, Kırmızı Kedi Yayınevi, 2009.
  • İskenderiye 1860-1960, Robert Ilbert- Ilios Yannakakis-Jacques Hassoun, İletişim Yayınları, 2006.
  • AnaBritannica Cilt 2, Ana Yayıncılık, 2000.
  • AnaBritannica Cilt 4, Ana Yayıncılık, 2000.
  • https://tr-tr.facebook.com/…/bergamalilar/…bergama-kütüphanesi/1677616
  • Edebiyat ve Kuramlar, Fatma Erkman-Akerson, İthaki Yayınları, 2010.

 

EBLA

  • Tarihçiler, yazının icadıyla başlayan devirlere Tarihsel Çağlar, yazının bilinmediği devirlere de Tarih Öncesi Çağlar adını verirler. Tarih, yazıyla başlar.
  • İlk yazının Mezopotamya’da veya Mezopotamya’da ve Mısır’da, yaklaşık olarak aynı sıralarda bulunduğu ve MÖ 3000-3500’lere tarihlendiği düşünülür.
  • Kitap toplama, yazının icat edilmesinden beri süregelen bir olaydır. Bibliyotek kelimesi (biblion: tomar), tomar deposu anlamındadır.
  • Eski Mısır tapınaklarında rahiplerin hem dini görevlerle ilgili metinleri içeren küçük koleksiyonları, hem de Yaşam Evi adı verilen ve rahip ya da resmi görevli olmak isteyenler için okul olarak kullanılan özel oda ya da binalarda duran daha büyük koleksiyonlar vardı.
  • Mezopotamya’da çeşitli kraliyet kütüphanelerine ait kalıntılar bulunmuştur. Bunların arasında en ünlü olanı, Ninova’da bulunan ve binlerce tableti barındıran MÖ 7. yüzyıla tarihlenen Asur Kralı Assurbanipal’e ait olandır.
  • Hitit Krallığı’nın pek çok dilde eseri kapsayan büyük bir arşivi vardı.
  • Atina demokrasisinin ve Roma Cumhuriyeti’nin hiçbir zaman bir halk kütüphanesi kurmadığı biliniyor.
  • Yunanlılar arasında ilk kütüphane kuran kişinin Atinalı zorba hükümdar Peisistratos (ölümü MÖ 527) olduğu, bu kütüphanenin Kserkes/Serhas tarafından İran’a götürüldüğü düşünülüyor.
  • Yunan dünyasında ilk kütüphaneler MÖ 6. yüzyılda Atina’da, Samos’ta ortaya çıkar, Neleos’un kütüphanesi Aristo külliyatı ile ünlüdür.
  • Strabon (MÖ 64 – MS 24), Aristo’nun kitap toplayan ve bir kütüphanenin nasıl düzenleneceğini öğreten ilk insan olduğunu öne sürer.
  • Irak’ın güneyindeki antik Uruk şehrinde bulunmış metinlerin hala dünya üzerinde bulunan en eski yazılı belgeler olduğu düşünülmektedir. Bu metinler binaların dışında bulunmuştur. Yönetimin artık ihtiyaç duymadığı eski kayıtları attığı, inşaat malzemesi olarak kullandığı sanılmaktadır. Ancak Eski Uruk metinlerinin başlangıçta nasıl saklandığına dair bilgimiz yoktur.
  • MÖ üçüncü bin yılın ortalarına gelindiğinde tabletlerin sistematik şekilde saklandığına dair ilk örneklere rastlanır. Geçmişi yaklaşık MÖ 2600-2400’e uzanan Fara’daki tablet evi ve Tell Mardikh’deki Ebla’da bulunan tablet koleksiyonları buna tanıklık etmektedir.
Tabletlerin sistematik şekilde saklandığı Ebla’da Kraliyet Sarayı G’de bulunan L. 2769 numaralı oda tarafından kanıtlanmıştır. Bilginin saklanması ve yazı yazma Ebla’da fiziksel olarak ikiye ayrılmıştır. Oda L. 2769 metinlerin saklandığı ve başvurulduğu arşiv odası iken, bitişikteki L. 2875 daha çok yazıcıların odanın duvarlarındaki alçak sıralara oturup yeni metinler oluşturdukları yerdir. Kazıları 1964 yılından beri İtalyanlar yürütüyor. Tell Mardikh Kasabası’nda Ebla Şehir Devleti kazıları, Suriye.

Tabletlerin sistematik şekilde saklandığı Ebla’da Kraliyet Sarayı G’de bulunan L. 2769 numaralı oda tarafından kanıtlanmıştır.
Bilginin saklanması ve yazı yazma Ebla’da fiziksel olarak ikiye ayrılmıştır. Oda L. 2769 metinlerin saklandığı ve başvurulduğu arşiv odası iken, bitişikteki L. 2875 daha çok yazıcıların odanın duvarlarındaki alçak sıralara oturup yeni metinler oluşturdukları yerdir.
Kazıları 1964 yılından beri İtalyanlar yürütüyor.
Tell Mardikh Kasabası’nda Ebla Şehir Devleti kazıları, Suriye.

  • Eski Mezopotamya arşiv odasının ortasında ve duvarlarda üzerlerinde belli ki kronolojik düzende altı sıraya kadar tabletlerin bulunduğu; yaklaşık 50 cm genişliğinde, çamur kerpiç karışımı sıralar olduğu saptanmıştır.
  • Ur, Ebla, Kültepe ve Boğazköy’de ahşap raflara dair ipuçları bulunmuştur.
  • Önce arşivler oluşmuş, sonra kütüphanelere geçilmiştir. Tapınak ve saray arşivleri gibi resmi arşivler olduğu gibi özel arşivler de vardı.
Ebla Şehir Devleti kazısında 15.000 kil tablet bulunmuş. Çoğu okunmuş. Dilleri  Batı Semitik dillerinin öncüsü olan Proto-İbrani dili imiş. Çivi yazısı ile yazmışlar. Eblalılar Sümerlerin edebi geleneklerini almışlar, Sümer hece işeretlerini kullanmışlar. Kazılarda bulunan tabletlerin %80’i Sümerce, %20’si Ebla dilinde. Suriye’de Halep Müzesi’nde sergilenmekte olan çivi yazılı bu tablet MÖ 3000’e tarihlendirilmiş.

Ebla Şehir Devleti kazısında 15.000 kil tablet bulunmuş. Çoğu okunmuş. Dilleri Batı Semitik dillerinin öncüsü olan Proto-İbrani dili imiş. Çivi yazısı ile yazmışlar. Eblalılar Sümerlerin edebi geleneklerini almışlar, Sümer hece işeretlerini kullanmışlar. Kazılarda bulunan tabletlerin %80’i Sümerce, %20’si Ebla dilinde.
Suriye’de Halep Müzesi’nde sergilenmekte olan çivi yazılı bu tablet MÖ 3000’e tarihlendirilmiş.

Ebla’da bulunan tablet koleksiyonlarında ekonomik, kimileri edebi bölümler içeren yönetimsel kayıtlar, öğretici uygulama tabletleri, okul metinleri yer almaktadır. Tabletlerden anlaşıldığı üzere, yazı yazma eğitimi sürekli verilmekte, günlük yönetimle birlikte yürütülmekteydi. Yazı yazma öğrencileri metinleri kopyalar, gerekli metinler daha sonra arşivlenirdi. Tell Mardikh Kasabası’nda Ebla Şehir Devleti kazıları, Suriye.

Ebla’da bulunan tablet koleksiyonlarında ekonomik, kimileri edebi bölümler içeren yönetimsel kayıtlar, öğretici uygulama tabletleri, okul metinleri yer almaktadır.
Tabletlerden anlaşıldığı üzere, yazı yazma eğitimi sürekli verilmekte, günlük yönetimle birlikte yürütülmekteydi.
Yazı yazma öğrencileri metinleri kopyalar, gerekli metinler daha sonra arşivlenirdi.
Tell Mardikh Kasabası’nda Ebla Şehir Devleti kazıları, Suriye.

Ebla’daki L. 2769’da bulunan en büyük tabletler raflar üzerinde, tabii ki devrilmiş halde, dizilmişken, Nippur’da tabletler bir raf üzerinde kitapların durduğu gibi dikey duruyordu. Tell Mardikh Kasabası’nda Ebla Şehir Devleti kazıları, Suriye.

Ebla’daki L. 2769’da bulunan en büyük tabletler raflar üzerinde, tabii ki devrilmiş halde, dizilmişken, Nippur’da tabletler bir raf üzerinde kitapların durduğu gibi dikey duruyordu.
Tell Mardikh Kasabası’nda Ebla Şehir Devleti kazıları, Suriye.

 

 

Özleyenler İçin Allianoi

Haziran 2001’de ailece  ziyaret ettiğimiz Allianoi’a hayran kalmıştık.

Haziran 2001’de ailece ziyaret ettiğimiz Allianoi’a hayran kalmıştık.

  • Ilıcası, devasa tünelleri, köprüleri, anıtsal çeşmesi, caddeleri, tabanı muhteşem mozaiklerle süslü mekanları ve 400’ü tıp aleti olmak üzere yaklaşık 1.600 kadar envanterlik, 10.000 civarında etütlük eseriyle sıra dışı bir kültür mirasını, antik dünyanın günümüze ulaşmış en önemli sağlık ve tedavi merkezlerinden birini Yortanlı Barajı’nın suları altında kaybettik.
  • Oysa, 2001 yılında Birinci Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilmiş, baraj yapımı hakkında idare mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı almış, 2006 yılına kadar ören yerinin gerçek anlamda korunması yönünde kararlar alınmıştı.
  • Sonra, Koruma Bölge Kurulu Birinci Derece Arkeolojik Sit Alanı olma özelliğini kaldırdı; Çevre ve Orman Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanı’na baskın çıktı; çevre köylüleri barajı tercih etti; Bergama Ticaret Odası; bazı çevre belediyeler Yortanlı Barajı’nın yapılmasından yana oldular.
  • Çevreciler, Allianoi Girişim Grubu, Türk Tabipler Birliği, Doğa Derneği Allianoi’ın korunması için çaba harcadılar; kazıların büyük sponsorları Philip Morris/Sabancı 150.000 dolarlık bir bütçe ile ve DSİ 2000 yılı itibariyle 150 milyar YTL ile katkıda bulundular.
Hamamın ana salonunda bulunan, hasarsız ele geçirilen Afrodit heykeli, 2000 yıldır durduğu yerden alınarak Bergama Müzesi’ne götürüldü.

Hamamın ana salonunda bulunan, hasarsız ele geçirilen Afrodit heykeli, 2000 yıldır durduğu yerden alınarak Bergama Müzesi’ne götürüldü.

  • 1997’de yaşanan sel taşkınından sonra çamurla kaplanan ılıca tesisleri tarihi kalıntılarının farkına barajın bitimine üç yıl kala varıldı. Bergama Müze müdürü olarak 1998 yılında atanan Ahmet Yaraş kazıların zamana karşıyapılabilmesi için büyük çaba harcadı.
  • Allianoi’da dokuz sezon, 1998-2006 yıllarında, her sene 3-4 ay çalışılarak bu büyük merkezin ancak %20’si kazılabildi. Merkezin adının Allianoi olduğunu gösteren bir yazıt ele geçmedi. Ama uzmanlar buranın antik kaynaklarda adı geçen Allianoi olduğundan %99 emin.
  • Belli başlı antik sağlık ve tedavi merkezlerinin Kos (İstanköy), Epidauros (Pidauro), Knidos (Datça), Aleksandreia (İskenderiye) şehirlerinde olduğunu antik yazarlardan öğreniyoruz. Antik Aleksandreia, İskenderiye kentinin altında kalmış durumda. Knidos’ta yapılan kazılar sonucunda tıp merkezine henüz ulaşılamadı. Allianoi, MÖ 2. yüzyılda yapılmış olan, dünyadaki bilinen altı antik sağlık merkezinden biri idi. Kentin MS 11. yüzyılın sonuna değin, önemli bir sağlık merkezi olarak sürekli kullanıldığı, en parlak döneminin MS 2. yüzyılda, Roma İmparatoru Hadrianus dönemi olduğu, Bizans devrinde önemini kaybettiği düşünülüyor.
  • Çevresinde bir kült oluşmuş olan Antik Yunan’da sağlık, hekimlik ve otama tanrısı Asklepios’un kızı Hygieia da hijyen sağlayıcı bir yetke olarak kabul edilirdi. Usta bir hekim ve yetenekli bir cerrah olan Asklepios’un hekimlik sanatını hocası, doğanın sırlarını bilen Kherion’dan öğrendiğine inanılır. Hastaların Asklepios adına yapılmış tapınaklarda uyuyarak, nasıl tedavi olabileceklerini kendilerine bildirecek bir rüya görmeyi umut ettikleri de yazılmıştır. Bergama Müzesi’nde Asklepion’daki adaklara ait el, kol, göz, kulak gibi objelerin dilek adağı ya da şükran adağı olduğu düşünülmektedir. İyileşenlerin Asklepios adına horoz kestikleri de biliniyor. Asklepios’un simgesi olan yılan ve asa modern tıp biliminin de simgesidir.
  • Helenistik Dönem’de kurulan, Roma döneminde gelişen Allianoi, Bergama’da ortaya çıkan ve Asklepios’a adanmış ikinci şifa merkezi (Asklepion). Ancak Bergama Asklepion’u bir psikoterapi merkezi.
  • Gerek tıp tarihi gerekse eczacılık tarihi açısından önemli bir merkez olduğu anlaşılan Allinoi’da sadece dinsel telkin yoluyla tedavinin değil, aynı zamanda pozitif tıp uygulamalarının, psikoterapi, hidroterapi, ilaç tedavisi, cerrahi girişim ve müdahalelerin de yapıldığı anlaşılıyor. Yara tozu, merhem, damla gibi ilaç yapımında kullanılan pişmiş toprak ve mermerden kaplar, özel ezme taşları, cam şişeler, tartı aletleri, spatulalar gibi madeni araç gereç, ilaç tedavisinin yapıldığını bize gösterdi. Allianoi’da bulunan küplerden birinin omzunda görülen etiket niteliğindeki yazıt bize bu kabın burun içi kanamalarının tedavisinde kullanılan bir merhemin muhafazası olduğunu gösteriyor. Ele geçen yüzlerce pişmiş topraktan yapılma kandil, geceleri de acil hizmet verildiğini düşündürüyor. Ele geçen sikkelerin çokluğu buranın sık ziyaret edilen, gözde bir sağlık merkezi olduğunu gösteriyor. Bergama Müzesi, Allianoi buluntuları sayesinde dünyanın en zengin tıp aletleri koleksiyonuna sahip müze oldu.
  • Pompei’de bile, bir cerraha ait olduğu anlaşılan bir evde 60-70 adet tıp aleti ele geçmiş. Oysa sadece %20’si kazılabilen Allianoi’da 400 adet tıp aleti bulundu.
Çok kaliteli ve antik dönemden beri değişmeyen 42-47 derece sıcaklıktaki suyundan sürekli yararlanıldı. Allianoi, on bin metre karelik kullanım alanı ile Anadolu’da şimdiye kadar bilinen en büyük termal yapıydı. Ayrıca, günümüzde bile kullanılabilecek denli çok iyi korunmuş bir merkezdi.

Çok kaliteli ve antik dönemden beri değişmeyen 42-47 derece sıcaklıktaki suyundan sürekli yararlanıldı.
Allianoi, on bin metre karelik kullanım alanı ile Anadolu’da şimdiye kadar bilinen en büyük termal yapıydı. Ayrıca, günümüzde bile kullanılabilecek denli çok iyi korunmuş bir merkezdi.

Antik sağlık ve şifa merkezi Allianoi’un aynı zamanda önemli bir Asklepios kült merkezi olduğunu gösteren kanıtlardan sayılan, Allianoi kazısında ele geçmiş, Roma İmparatorluk Çağı’na ait mermer Asklepios başı günümüzde Bergama Müzesi’nde

Antik sağlık ve şifa merkezi Allianoi’un aynı zamanda önemli bir Asklepios kült merkezi olduğunu gösteren kanıtlardan sayılan, Allianoi kazısında ele geçmiş, Roma İmparatorluk Çağı’na ait mermer Asklepios başı günümüzde Bergama Müzesi’nde

2. yüzyıla tarihlenen Roma köprüsü.

2. yüzyıla tarihlenen Roma köprüsü.

Paşaköylü Hüseyin Şengül, bir antik mirasın daha yok olmaması için tek başına 5000 imza toplamıştı.

Paşaköylü Hüseyin Şengül, bir antik mirasın daha yok olmaması için tek başına 5000 imza toplamıştı.

  • 1992 yılında temeli atılan, İlyas ve Koca Çayları üzerine sulama amaçlı kurulan Yortanlı Barajı Kınık Havzası’nı sulayacak. Ancak baraj gövdesinin altından fay hatlarının geçtiği, bölgenin birinci derece deprem bölgesi olduğu belirtiliyor. Kaplıcadaki suyun sıcaklığının binlerce yıldır aynı derecede olması da fayların aktifliğine işaret sayılıyor.
  • Baraj gövdesinin Ayazkent beldesinin tam önünde olmasının bölge halkı için büyük tehlike yaratabileceği öne sürüldü.
  • Bölgede heyelan tehlikesi olduğu, baraj yapımı nedeniyle ağaçların kesilmesinin de riski artırdığı iddialar arasındaydı.
  • Alüvyonal dolguların barajı 15-20 yıl gibi bir sürede dolduracağı, bu nedenle barajın ömrünün çok kısa olacağı da uzmanlar tarafından belirtilmişti.
  • Gölet alanı içinde kalan toprakların çok verimli topraklar olduğu da yazılmıştı.
  • Baraj yapıldığında 40-50 yıl içinde Allianoi’un alüvyon dolgu ile dolacağı ve tamamen yok olacağı savını ortadan kaldırmak için, merkezin üzerini çimento harcıyla kaplama ve kumla örtme yoluna gidildi ve Allianoi Yortanlı Barajı’nın gölet alanı içinde kaldı.
  • 1980’li yıllarda Helenistik ve Roma döneminin çok önemli bir seramik atölyesini Kestel Barajı’nın sularına, Zeugma’yı ise 2000 yılında Birecik Barajı’nın sularına kaybetmiştik. Kayıplarımızı ve sebeplerini hatırlamak ve hatırlatmak kültür mirasına sahip çıkmanın ve bunu teşvik etmenin bir yoludur. “Fakirlik çevrenin en büyük düşmanı” olmasın istiyorsak, Hasankeyf’i ve şu anda adı konmamış zenginlikleri kurtarmayı amaçlıyorsak yaşananları anlamamız ve unutmamamız gerekir.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Allianoi Gerçeği, Prof. Dr. Ahmet Vedat Çelgin, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2010.
  • Bergama Tarihinde İnanç Coğrafyası, Eyüp Eriş, Bergama Kültür Sanat Vakfı, Kasım 2003.
  • Zirvedeki Medeniyet: Bergama, Mehmet Yaşin, Hürriyet 25.03.2001.
  • Sularla Allianoi da Yükselecek, Özlem Altunok, Cumhuriyet Kültür.
  • Afrodit’in Allianoi’si, Nermin Bayçın, Cumhuriyet Dergi 10.09.2000.
  • Antik Dünya’daki Bilinmesi Gereken 500 Şey, Carolyn Howitt, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2009.