Etiket arşivi: BUDA

Şiddet 12 | Ritüellerdeki Şiddet 4 |Kurban Olarak Hayvan

  • Hayvanların kullanıldığı kurban seremonilerinde kuş, köpek, teke, koyun, kuzu, koç, domuz, boğa, eşek, kaplumbağa ve kobra gibi hayvanlar kullanılmıştır.
  • Tahıl ruhu kimi zaman insan, kimi zaman hayvan şeklinde temsil edilirdi. Kurban, kimi zaman kutsal törenlerle yenirdi.
  • Kutsal kabul edilen bir hayvanın öldürülmesi yılda bir kez yapılır, yılın geri kalan bölümünde bir tanrı olarak korunur, kesildiğinde bir tanrı karakterinde kesilirdi.
  • Törenlerde kesilen hayvanın olasılıkla bir totem olduğu, ya da bir zamanlar totem olduğu düşünülür.
  • Eski Mısır’da Amon’a tapan halk, koçların kutsal olduğuna inanır, yılda bir kez, koç kesip derisini yüzer, deriyi tanrının tasvirine giydirirdi. Sonra koç için yas tutup, kutsal bir mezara gömerlerdi. Koç, Amon’un kendisiydi; Amon’a bir kurban olarak değil, tanrının kendisi olarak kesiliyordu.
Luxor’daki Hatshepsut Tapınağı’nda yer alan Apis kabartması, Mısır. Fotoğraf: LookLex

Luxor’daki Hatshepsut Tapınağı’nda yer alan Apis kabartması, Mısır.
Fotoğraf: LookLex

  • Eski Mısır’da Apis’e (boğa) tapılır, belli bir süreden uzun yaşamasına izin verilmez, süre bitiminde kutsal suda boğulurdu. Böylece tanrı yaşlılığın zayıflığından korunur, güçlü kalırdı.
  • Hitit ritüellerindeki kurban uygulaması daha çok hayvanlarla gerçekleştirilirdi. Orduları savaşı kaybedince “nehrin öte yakası” ritüeli yapılırdı. Bunda, nehrin öte yakasında bir teke, bir köpek yavrusu, bir domuz yavrusu veya bir insan ortadan ikiye kesilirdi.
  • Kuraklığa, kıraçlığa son vermek için Eski Yunan’da Tanrıça Athena için öküz kurban edilirdi.
  • Japon adalarında yaşayan ve ayıyı kutsal kabul eden bir halk olan Ainolar, hayvanı keserken saygı gösterilerinde bulunurlardı. Etini çiğ olarak yiyip kanını içerlerdi. Ayının eti, kutsal bir yemekti.
  • Hayvanın ruhunun ya da canının kanda olduğuna inanan topluluklar, bu ruhun kendi bedenlerine girmemesi için hayvanın kanını iyice akıtarak keserler, kanı tatmazlardı.
  • Kurbanın kanını içmek bir başka uygulamaydı.
  • Yunanistan’da Argos’ta Apollo tapınağında ayda bir kez geceleyin kuzu kurban edilirdi; kahin kadın kuzunun kanını içer, kehanette bulunurdu. Gelecekten haber vermek için Aegira’da rahibe taze boğa kanı içerdi. Güney Hindistan’da şaman, kafası kesilmiş kurban keçinin gırtlağından kanını içerdi.
  • Avustralya’da yağmur yağdırma töreninde akıtılan kan, yağmur gibi kabile üyelerinin üzerine akıtılırdı.
  • Romalılar, ürünlerin olgunlaşması, kızarması için baharda kızıl tüylü köpekler kurban ederlerdi.
  • Hinduların Vedik kuttöresine karşı gelen Buda, hayvan kurban etmenin yalnızca yararsız olmayıp aynı zamanda zulüm olduğuna inanıyordu.
  • Fransa’nın Lorraine bölgesinin günümüzdeki merkezi Metz’de yaz dönümü şenliklerinde altı kedi; Rusya’da beyaz bir horoz; Meissen’de bir at kafası yakılırdı. Yaz dönümü ateşinde sincaplar, ama en çok kediler kurban edilirdi.

 

Felsefe Denen Şey Ne Ki?

Giriş 1

Roger-Pol Droit’in kitabı karmaşık ve korkulan bir konuyu çok iyi açıklıyor diye düşündüğüm için paylaşmak istedim.

Yazar siyasal bilgiler dersi veren, Le Monde ve Point gibi ciddi yayın organlarında yazılar yazan bir araştırmacı. Say Yayınları’ndan çıkmış dört felsefe kitabı var:

*Kısa Felsefe Tarihi
*20. Yüzyıla Yön Veren 20 Büyük Filozof
*101 Gündelik Felsefe Deneyimi
*Kızıma Felsefe Öğretiyorum

 

  • Felsefe hakikatin ne olduğunu araştırır.
  • Filozoflar da kendi fikirlerinden kuşkulanırlar.
  • Filozoflar hakikati ahlak ya da politika alanında aramışlardır.
  • Ahlak, iyinin kötünün ne olduğunu bilmek, doğruyu yanlışı tanımlamak; politika ise yurttaşlar, iktidar ve karar mekanizmaları hakkındadır.
  • Filozoflar bilimle, sanatla, mantıkla, psikolojiyle, politikayla, tarihle ilgilenirler.
  • Filozoflar hakikati fikirler alanında arar.
  • Filozoflar adalet fikriyle, iktidar fikriyle, kanıt fikriyle, kanıtlama fikriyle, sayı fikriyle; olay, devrim, şiddet, barış fikriyle; iyi ve kötü fikriyle, günah, sorumluluk, kural fikriyle ilgilenir.
  • Filozoflar, fikir uzmanlarıdır.
  • Aradıkları şey, her fikrin olası en iyi tanımıdır.
  • Fikirler eylemleri, yaşama biçimlerini, davranışları yönetir.
  • Felsefenin işi bu fikirleri test etmek, deneyden geçirmek, incelemek, doğru fikirlerle yanlış fikirleri ayırmaktır.
  • İncelenmezse, yakından bakılmazsa yanlış bir düşüncenin doğru olduğu sanılır.
  • Beynimizdeki fikirlerin hemen hepsi dışardan gelir ve içimize yerleşip “bizim” fikirlerimiz olur.
  • Felsefe eleştirel bir etkinliktir. Yanlış fikirleri, zarar vermelerini engellemek için, yok etmeye çalışır.
www.forumgercek.com

www.forumgercek.com

  • Felsefe yapmak, insanın kendi düşüncelerini incelemeye başlamasıdır.
  • Felsefenin rüyası her şeyi bilebilmek, bütün bilgileri kucaklayabilmekti. Hakikatin, birbirinden bağımsız alanlara ayrılmış olmadığına inanıyorlardı. Bilginin birliği anlayışı, uzun süreli ve çok etkili olmuştur.
  • “Bilgin” ve “bilge” Yunanca tek kelime ile ifade edilir: sophos. Filozof, sophos olmak isteyen kişidir.
  • Bilgin olmak aynı zamanda iyi ve doğru yaşamayı bilmektir.
  • Bilge olmak mutlak biçimde bilgili olmaktır.
  • Hakikat bilgisinin iyi olanın bilgisini de içerdiğine inanıldı.
  • Bilmek, sadece eğitilmek değildi; aynı zamanda değişmek, dönüşmek ve iyiye doğru gitmekti.
  • Felsefe bilgelik sevgisidir, bilgiyi aramaktır.
  • Bilim dünyasında eski kavramlar güncel bilim tarafından aşılmıştır. Felsefede ise perspektifler değişmiştir, yeni görüşler ortaya çıkmıştır ama bunlar eskileri bütünüyle yok edemezler. Felsefede düşünceler tekrarlanır, tartışılır, çürütülmek istenir, değiştirilir… Felsefede Antik Çağ çok önemlidir, çünkü her zaman o döneme geri dönülmektedir.
  • Antik dönem Yunanlılar çok önemli felsefi eserler bıraktılar. Bu eserler filozoflar için model oluşturdu. Bu metinlerin okunmaları ve tartışılmaları hiç durmamıştır.
  • Dostoyevski, ”Yahudiler gerçek Tanrı’yı, Yunanlılar felsefe ve sanatı, Romalılar devleti hediye etti uluslara” demiştir.
  • MÖ 6. yüzyıla doğru Yunanistan’da bir tür inanç bunalımı yaşandığı, geleneklere ve efsanelere inancın azaldığı, bunların yerine anlama isteğinin geldiği zannediliyor.
  • Başka kültürlerde de Hindistan’da, Çin’de, Yahudi ve Arap kültürlerinde de felsefe ve filozof vardır.
  • Yine aynı yüzyılda, MÖ 6. yüzyılda, Hindistan’da Buda düşüncesi, Çin’de ise Lao-Tzu ortaya çıkmıştır. (Bu iki başlık Çin İmparatorluğu adlı dosyamızda incelenmiştir.) Buda’nın sözleri ile Lao-Tzu’nun Tao Te Çing adlı kitabı da günümüzde halen izlenmektedir.
  • Filozof sözcüğünü Pisagor’un bulduğu söylenir.
  • Filozoflar bilgeliği ararlar.
  • Bilgelik, inşa edilmesi gereken, mantıksal ve rasyonel bir amaçtır.
  • Batı felsefesi tarihi çok kabaca iki döneme ayrılabilir: İlk dönem bilge olmak istenen dönemdir. Antik Çağ. // İkinci dönemde ise bilgin olmak istenir. Modern Çağ.

 

Japonya 10 | Şintoizm 1

  • Japonlar ahlaklı ama dindar değiller.
  • Ülkedeki Budizm ve Konfüçyüsçülük ile Japonya’nın en eski ve yerli inancı Şintoizm kaynaşmış durumda. Buna da “halk dini” diyorlar.
  • Japonya’da din örgütlerine üye Japon sayısı, ülke nüfusunun iki katı. Yani bir Japon kendisini iki-üç dine mensup görebilmekte.
  • Japonlar için Şintoist yaşar, Budist ölür derler. Düğün törenleri Şinto, cenaze törenleri Budist geleneklere göre yapılıyor.
  • Bir Japon, tanrısal bir güce değil kendi özbenliğine sorumludur.
  • Okullarda din eğitimi yasaktır.
  • 1543’te ilk Portekiz gemisi Japonya’ya geldi. Ateşli silahları onlardan öğrendiler. 1549’da Katolik misyonerler ülkeden çıkarıldı, Hıristiyanlık yasaklandı. 1639’da dışa kapanma dönemi başladı. Bir tek Katolik olmayan Hollandalılara Nagazaki’de ticaret yapma izni verildi. Felemenkçe uzun yıllar Japonya’ da kullanılan tek yabancı dil oldu. 1853’te ABD’liler Japonya’yı ziyaret etti. İzolasyon politikası bitti, Protestan, Rus Ortodoks, Katolik misyonerler ülkeye girdi. Bugün 600 bin Protestan, 400 bin Katolik Japon var. Hıristiyan nüfusun oranı % 1. Japonya, Kuzey yarım kürede Hıristiyan olmayan tek endüstrileşmiş ülkedir.
  • Noel  baba, çam ağacı süslemeleri, Noel pastası, Noel tatili, Noel yemeği, hepsi uygulanır. Yılbaşında gece yarısı 108 defa çalacak çanı dinlemek için tapınağa giderler. Japonlar insanların acı, ıstırap ve günahlarının toplamının 108 tane olduğuna inanırlar ve her çalan çan ile tek tek bunlar yok olurlar. 108, kayıp ruhları Buda’nın ışığına taşıyan pişmanlıktır.
  • Geçmiş karma’nın süreci, şimdiki karma’nın ayrıntıları belirlediğine inanırlar.

Şintoizm

  • Anlamı, Tanrılar Yolu.
  • Japonların kendilerine özgü inanç ve uygulamalarının toplamı şinto olarak bilinmektedir. Panteistik bir inanç olan Şinto’ya göre dünyada sayısız kamiler (tanrılar, ruhlar, doğal güçler, üstün ve koruyucu insanlar) vardır. Japonluk inancı bunlardan birine , bir bölümüne değil tümüne birden inanmaktır.
  • Yaratılan her şeye karşı saygı, insana, diğer canlılara ve hatta canlı olmayanlara karşı saygı Şinto inancının temel prensibi.
  • Çok tanrılı bir din, binlerce tanrı var. Japon İmparatoru da bu tanrılardan biri (idi ?).
  • İbadet yerlerinin adı cinca/jinja.
  • Tapınakta heykel yoktur, kutsal yazıtları vardır.
  • Özel bir kitap ve lideri yoktur.