Etiket arşivi: Bodrum

Çağdaş Sanata Varış 304|Ekolojik Sanat 4

  • Organik malzemeler kullanılarak üretilen üniteler, cihazlar da vardır. Bu yöntem, atığın doğada bilinmeyen bir kavram olduğu savına dayanır. Atık ve çöpün ortadan kaldırılması ilkesi önemsenmiş, atık etiği diye bir konu gündeme gelmiştir.
  • Plastik poşet yerine kağıt poşeti tercih etme, organik atıkları gübreye dönüştürme (kompostlama), geri dönüşüm ve atık madde ile ilişkimizde önemli değişiklikleri, onu nasıl kullanacağımızı ve atık maddenin kendimizi nasıl suçlu ya da erdemli hissetmemizi sağlayacağını gösterir.
  • Bu kavramlar doğrultusunda atıklara dayalı sanat yapma stratejisi gelişmiştir.
Heykeltıraş Kazım Karakaya (1971-) 2014 yılında açtığı Dönüşüm adlı sergisindeki eserleri, beş aylık bir çalışma sonucunda, Bursa’daki demir-çelik fabrikasındaki atık malzemeleri kullanarak gerçekleştirmişti. Fotoğraf:www.futuristika.org

Heykeltıraş Kazım Karakaya (1971-) 2014 yılında açtığı Dönüşüm adlı sergisindeki eserleri, beş aylık bir çalışma sonucunda, Bursa’daki demir-çelik fabrikasındaki atık malzemeleri kullanarak gerçekleştirmişti.
Fotoğraf:www.futuristika.org

Ganalı kadın sanatçı El Anatsui, Contemporary İstanbul 2015’e şişe kapakları ve bakır tellerden yaptığı büyük boy duvar süslemeleri ile katıldı. Eserleri uzaktan kumaş gibi görünüyordu. Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

Ganalı kadın sanatçı El Anatsui (1944-), 1990’lardan sonra Batı Afrika tekstil üretimi geleneğiyle meşgul olmuş ve bir grup yardımcısıyla birlikte eski şişe kapaklarından ve teneke kutu kapaklarından bakır tellerle bağlayarak gösterişli kumaşlar dokumuştur. Sanatçı, kumaş Afrikalılar için anıtların Batılılara ifade ettiği manaya gelir, demiştir. Kumaşlarda kullanılan Ecomog Cin markası, Sierra Leone ve Liberya’daki savaşı sona erdiren yerel güçlerle aynı adı taşımaktadır. Köle ticaretinde takas için kullanılan mallar arasında alkol kilit bir öneme sahipti. El Anatsui, kumaşlarının niteliğini belirtmek için göçer estetiği terimini kullanır. Bu estetik özünde, düşüncelerin akıcılığı ve biçimin geçiciliği hakkındadır. 2007 Venedik Bienali’nde eseri Palazzo Fortuny’nin ön cephesinde sergilenen sanatçı, 2015 yılında Contemporary İstanbul’a yukarıdaki eseri ile katılmıştı.
Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

  • Brezilyalı sanatçı Christian Pierini, nam-ı diğer Mister C, portrelerini yaparken işe yaramayan kablo, vida, CD, klavye, plak, kamera gibi elektronik hurdaları kullanıyor.

Resim olmayan resimler yapan Alman sanatçı Isabell Beyel’in (1968-) eseri Swim ve detayı. Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

 

2015 yılında Bodrum Turgut Reis’te, D-Marin ve İnaf Gari sinema filmi ekibi tarafından düzenlenen Deniz Atığı Sanat Etkinliği çerçevesinde sanatçı Rıfat Koçak ve Deniz Gönüllüleri işbirliği ile hazırlanmış tablolar sergilenmekteydi. Denizden toplanmış pet şişe kapakları, gazoz kapakları, camlar gibi malzemelerle yapılmış tablolardan biri de Sadun Boro’nun portresi idi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

2015 yılında Bodrum Turgut Reis’te, D-Marin ve İnaf Gari sinema filmi ekibi tarafından düzenlenen Deniz Atığı Sanat Etkinliği çerçevesinde sanatçı Rıfat Koçak ve Deniz Gönüllüleri işbirliği ile hazırlanmış tablolar sergilenmekteydi. Denizden toplanmış pet şişe kapakları, gazoz kapakları, camlar gibi malzemelerle yapılmış tablolardan biri de Sadun Boro’nun portresi idi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Burcu Perçin’in 2017 yılında açtığı Yeşili Doldurmak adlı sergisinden. Sanatçı insanın doğayı önce yok edip sonra inşa ettiğini, ona yeniden şekil verdiğini, yeşili bir dolgu malzemesi olarak kullanarak büyük şehirlerde yapay peyzajlar ürettiğini ve bunların estetik açıdan sorgulanmaya açık olduğunu söylüyor. Fotoğraf: Sergi Rehberi

Burcu Perçin’in 2017 yılında açtığı Yeşili Doldurmak adlı sergisinden.
Sanatçı insanın doğayı önce yok edip sonra inşa ettiğini, ona yeniden şekil verdiğini, yeşili bir dolgu malzemesi olarak kullanarak büyük şehirlerde yapay peyzajlar ürettiğini ve bunların estetik açıdan sorgulanmaya açık olduğunu söylüyor.
Fotoğraf: Sergi Rehberi

 

 

Bizans İmparatorluğu 138|Konstantinopolis Limanları 2 Yenikapı Kazıları 1

  • Bazı kaynaklarda Eleutherios Limanı olarak geçen Theodosius Limanı’nın yeri yazılı kaynaklar ile eski haritalardan biliniyordu. Ancak Bizans ekonomisinde önemli bir yere sahip bu limanın planı, büyüklüğü ve gerçek konumu bilinmiyordu. Deniz kıyısından 500 metre içeride bir zamanlar bir liman olduğunu hayal etmek zor.
  • Doğu ve Batı Roma’yı yönetmiş son imparator olan I. Theodosius (379-395) tarafından yaptırılan limanda tahıl depolamak için silolar vardı. Lykos (Bayrampaşa) Deresi’nin döküldüğü geniş girintili doğal koyun güney tarafına, doğudan batıya uzanan bir dalgakıranın yapılmasıyla oluşturulan limanın, 7. yüzyıldan itibaren derenin taşıdığı mil ve artıklarla dolmaya başladığı; Mısır’ın 641 yılında Arapların eline geçmesiyle limanın eski önemini yitirmiş olabileceği düşünülüyor..
  • 10. yüzyılda buradaki silonun, şehrin kullanılan tek silosu olduğu; limanın 11. yüzyıla kadar ufak gemiler tarafından kullanılabildiği ve 13. yüzyıldan itibaren tamamen dolarak Marmara Denizi’nden 1,5 km uzaklaştığı ve kara içinde kaldığı anlaşıldı.
  • Limanda mendirek içinde dörtgen formlu blok taşlardan yapılan bir rıhtım tespit edildi. Rıhtım taşlarının hemen önünde, birbirine paralel olarak iki sıra halinde uzanan ahşap kazıkların iskeleye ait olduğu düşünülüyor.
  • Limanın Metro kazı alanında kalan bölümünde genişliği 4,80 m uzunluğu 11,70 m olan kalın ve sık kazıklardan yapılmış ikinci bir iskelesi tespit edildi. Bu iskele kazıklarının üst kısmında I. Justinyen’e (527-565) ait altın bir sikke bulundu.
  • Bizans dönemine ait kazıkların yanında, Osmanlı dönemine ait bir de kuyu bulunmuş.
  • Limanın batı ucunun yakınında 11.-12. yüzyıla ait malzeme ile beraber 9 kafatası ortaya çıkmış. Kafatasın vücuttan ayrı gömülmesinin, ölümden sonra da azap çektireceğine olan yaygın inanış, suçluların bu şekilde cezalandırılmış olabileceklerini düşündürüyor.
Fotoğraf:arkeofili.com

Fotoğraf:arkeofili.com

  • Toplam 37 gemi kalıntısı gün ışığına çıkartılmıştır. Bu adet, 2011 başına kadar dünyada toplu olarak bulunmuş en büyük batık gemi grubudur. Theodosius Limanı’nda tespit edilen batıkların çoğu, limanın girişine yakın doğu ucunda bulunmuştur.
  • Yuvarlak gemi olarak bilinen çeşitli yük gemilerinin yanı sıra, uzun gemi olarak da tanımlanan kadırgalara kadar çok değişik örneklerin batıkları ele geçmiştir. Uzun gemiler, tiplerinin Doğu Akdeniz’de tek örneğini oluşturuyor.
  • Kazılarda 14,60 metrelik bölümü çıkarılan kadırganın, 20 metreden uzun olduğu tahmin ediliyor.
  • Yenikapı’da bulunan Doğu Roma Donanması’na ait olduğu düşünülen altı kadırga batığı döneminin bilinen ilk örneklerini oluşturmaktadır. Bunlardan dördü, Ortaçağ’da yaygın olarak kullanılan dromon adı verilen savaş gemilerine destek olmak amacıyla kullanılan, hafif ve kürekli bir gemi tipi olan galea olabileceği belirlenmiştir.
  • Yaklaşık 11 metre uzunluğundaki teknenin meşe ağacından yapıldığı tespit edildi.
  • Bu teknelerden birinin Marmara Adası’ndan yüklediği amforalarla gelip limana demirlediği, tekne battığında limanda demirli olduğu içinde bulunan iki demir çıpadan anlaşılıyor.
  • Yüküyle battığı tespit edilen ikinci teknenin içinde, Ganos (Gaziköy-Tekirdağ) üretimi sağlam durumda 16 amforayla çok sayıda kırık amfora parçaları bulundu.
  • Bulunan bazı teknelerin ise ömrünü tamamladığı için terk edildiği düşünülüyor.
  • Bodrum, Yassıada mevkiinde ve Marmaris Bozburun ile Serçe Limanı’ndaki sualtı kazılarında ortaya çıkarılan 4., 7., 9.ve 11.yüzyıllara ait batıklardan, kabuk-ilk sisteminin, Erken Bizans döneminden geç Bizans dönemine uzanan bir süreçte değiştiğini izlemek mümkün. Kabuk-ilk yöntemi, 11. yüzyılda yerini bugün kullanılan ve gemi iskeletinin ilk önce kurulduğu, kaplama tahtalarının sonradan iskelet üzerine çakıldığı iskelet-ilk sistemine bırakmış. Bu yöntemle yapılan ilk büyük geminin Serçe Limanı batığı olduğu düşünülüyor. Yenikapı’daki küçük yük gemisi, su altında kalan ve yapımı en zor olan kısmı, eski yapım geleneğinin devamı olarak kabuk-ilk yöntemiyle; su kesimi üstünde kalan kısmı ise, yeni bir yöntem olan iskelet-ilk tarzında yapılmış. Gemi yaşlandıktan sonra revizyondan geçirilerek yenilenmiş, yine iskelet-ilk sistemiyle küpeştesi yükseltilerek geminin yük taşıma kapasitesi arttırılmış. Yenikapı buluntusu gemi yapım yönteminin nasıl değiştiği ve geliştiği hakkında yeni bilgilere ulaşılmasını sağladı.
  • Gemi sahiplerinin isimleri ve nereli olduklarının yazılı olduğu pişmiş toprak levha, taş ve demir çıpalar, batık teknelere ait makara, halat gibi buluntular ve 10. yüzyıla tarihlenen amfora gövdesi üzerine kazınmış gemi betimi, Athena büstü şeklinde kantar ağırlığı, bronz terazi ve ağırlıkları, kurşun yazıtlar, ekmek damgaları, İsa figürini, haçlar, İsa betimli cam kaseler, deri sandaletler, fildişi ve kemik aletler de ele geçmiştir.
Fotoğraf:www.rayturk.net

Fotoğraf:www.rayturk.net