Etiket arşivi: Bizans İmparatoru I. Theodosius

Şiddet 14 | Kutsal Şiddet 1

  • Putperest kadın matematikçi ve felsefeci İskenderiyeli Hypatia 4. yüzyılın sonlarında, o zamanki Hıristiyan inancına göre, bu kadar akıllı, bilgili ve başarılı bir kadın ancak bir büyücü olabileceğinden ve şeytanla işbirliği yaptığından ötürü, istiridye kabuklarıyla canlı canlı derisi yüzülerek öldürülmüş, daha sonra bedeninin parçaları yakılmıştı.
  • Ankara‘nın Altındağ ilçesinin Ulus semti, 28 yüzyıl boyunca çok ve tek tanrılı dinlerin kutsal mekanı olmuştur. Frigler döneminde Ay Tanrısı Men ve Kibele Tapınakları; Roma döneminde Augustus Tapınağı olmuş; Hıristiyanlara kilise olarak hizmet vermiş, 15. yüzyılda da cami olmuştur. Günümüzde Hacı Bayram Veli Camii’dir. Yeni gelen inancın, eski inancın ibadethanesini yok etmesi veya dönüştürmesi sık rastlanan bir durumdur. Bizans İmparatoru I. Theodosius (379-395), putperest inançları yasaklayınca, tapınaklar ve sinagoglar yağmalanıp, yakılıp yıkılmıştı. Yahudilere karşı girişilen ilk katliamlardan biri MS 38 yılında İskenderiye’de yapılmıştı ve devamı da geldi.
  • İsa’nın katili olarak damgalanan Yahudiler, yakalarına sarı bir rozet ve belirgin bir külah ile dolaşmak zorunda bırakıldılar. Avrupa’dan defalarca kovuldular. Oysa Roma İmparatorluğu yönetimi altında yaşayan Yahudiler, özellikle MS 66-132 yılları arasında, isyanlar çıkartmışlar, Romalılar ancak büyük kayıplar vererek bu isyanları bastırabilmişlerdi. Ama yine de Roma devletinde antisemitist yasalar yoktu; oysa Hıristiyanlığın belirgin bir karakteri haline gelmişti.
Katolik kiliseleri azizlerin hunharca öldürülüş sahneleriyle doludur. Hemen tüm ünlü sanatçılar pek çok kez bu konuyu betimleyen eserler vermişlerdir. Yukarıdaki, Vaftizci Yahya’nın başının kesilmesi sahnesi Caravaggio’nun 1608 yılında yaptığı eseridir ve Malta’da St. John’s Co-Cathedral’de yer almaktadır.

Katolik kiliseleri azizlerin hunharca öldürülüş sahneleriyle doludur. Hemen tüm ünlü sanatçılar pek çok kez bu konuyu betimleyen eserler vermişlerdir. Yukarıdaki, Vaftizci Yahya’nın başının kesilmesi sahnesi Caravaggio’nun 1608 yılında yaptığı eseridir ve Malta’da St. John’s Co-Cathedral’de yer almaktadır.

  • Hazreti Muhammed 624-631 yılları arasında İslamiyet’in kabulü için çeşitli savaşlara katılmıştır. Mekkelilerle Bedir, Uhud ve Hendek; Yahudilerle Hayber; Bizanslılarla Mut Savaşları yapılmıştır. 630 yılında Mekke Müslümanlar tarafından fethedildi. 631 yılında Arap kabileleri ile Huneyn Savaşı yapıldı. Peygamber’in vefatından sonra seçilen dört halifeden sadece Hz. Ebubekir eceliyle öldü. Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’nin şehit edilmesi, İmam Hasan’ın zehirlenmesi, Kerbela’da biri dışında çocuk ve yetişkin erkeklerin tümünün öldürülmesi, ondan sonra gelen imamların çoğunun ve onların çocuklarının da öldürülmesi; iktidarın Emeviler’den Abbasiler’e geçmesi; daha sonraki halifelerin seçimi hep savaşlarla olmuştur.
Hazreti Muhammed’in amcasının oğlu, damadı ve torunlarının babası Hz. Ali, Hazreti Muhammed ile tüm savaşlara katılmış ve kendisine İslam’ın Kılıcı namı yakıştırılmıştır.  Hz. Ali kendisini halife olarak tanımayanlara karşı Cemel’de, Muaviye ile Sıffin’de savaştı. Sıffin Savaşı’nda 65 bin erin öldüğü söylenir. Hz. Ali daha sonra Hariciler ile savaştı ve galip geldi. Bir suikast neticesinde öldü. İran’ın Mahan kentinde, 15. yüzyılda yaşamış Sufi derviş Şah Nimetullah Vali’nin türbesindeki dua odasında Kur’an’dan ayetlerin arasına Hz. Ali’nin kılıcı Zülfikar da nakşedilmiştir. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Hazreti Muhammed’in amcasının oğlu, damadı ve torunlarının babası Hz. Ali, Hazreti Muhammed ile tüm savaşlara katılmış ve kendisine İslam’ın Kılıcı namı yakıştırılmıştır.
Hz. Ali kendisini halife olarak tanımayanlara karşı Cemel’de, Muaviye ile Sıffin’de savaştı. Sıffin Savaşı’nda 65 bin erin öldüğü söylenir. Hz. Ali daha sonra Hariciler ile savaştı ve galip geldi. Bir suikast neticesinde öldü.
İran’ın Mahan kentinde, 15. yüzyılda yaşamış Sufi derviş Şah Nimetullah Vali’nin türbesindeki dua odasında Kur’an’dan ayetlerin arasına Hz. Ali’nin kılıcı Zülfikar da nakşedilmiştir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

İran, Kaşan’da Şehzade İbrahim’in türbesinde Hz. Hüseyin’in Kerbela’daki ölümü betimlenmiştir. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

İran, Kaşan’da Şehzade İbrahim’in türbesinde Hz. Hüseyin’in Kerbela’daki ölümü betimlenmiştir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Hazreti Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin'in ve beraberindeki 72 kişinin Muaviye’nin oğlu Yezid’in ordularınca Kerbela’da şehit edilmesi olayı her yıl 10 Muharrem’de canlandırılır. Şehitlerin anıldığı, yas tutulan bu olayın adı Ta’ziye’dir. Ta’ziye, İslam’daki tek dram türüdür. Ta’ziye’de kullanılan siyah giysiler yası, beyazlar kefeni, kırmızı şehitlerin kanını, kuma saplanmış kılıç katliamın aracını, arka planda görülen kanatlı, beyaz giysili çocuklar Kerbela’da katledilen masum çocukları simgeler. Şii inancına göre, katliamdan sonra alan çiçek tarlasına dönüşmüştür. Bu sebeple, Ta’ziye’de mutlaka çiçeklere yer verilir. Caferiler geleneksel olarak, Kerbela’nın acısını sırtlarını zincirlerle döverek hissetmek isterler. Fotoğraf: Ercan Arslan

Hazreti Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin‘in ve beraberindeki 72 kişinin Muaviye’nin oğlu Yezid’in ordularınca Kerbela’da şehit edilmesi olayı her yıl 10 Muharrem’de canlandırılır. Şehitlerin anıldığı, yas tutulan bu olayın adı Ta’ziye’dir. Ta’ziye, İslam’daki tek dram türüdür. Ta’ziye’de kullanılan siyah giysiler yası, beyazlar kefeni, kırmızı şehitlerin kanını, kuma saplanmış kılıç katliamın aracını, arka planda görülen kanatlı, beyaz giysili çocuklar Kerbela’da katledilen masum çocukları simgeler. Şii inancına göre, katliamdan sonra alan çiçek tarlasına dönüşmüştür. Bu sebeple, Ta’ziye’de mutlaka çiçeklere yer verilir. Caferiler geleneksel olarak, Kerbela’nın acısını sırtlarını zincirlerle döverek hissetmek isterler.
Fotoğraf: Ercan Arslan

 

Kütüphane Geleneği 5| İskenderiye Kütüphanesi 3

  • Kütüphanenin, MÖ 47 yılında, ilk Roma savaşında, yedek askerler tarafından yanlışlıkla yakıldığı söylenirken, Kütüphane’nin içindekilerden bir kısmının mı yoksa hepsinin mi yandığı konusu da tartışmalıdır. Helenistik Dönem’in tek olmasa da en ünlü kütüphanesinin Julius Caesar şehri ele geçirdiğinde yıkıntı halinde olduğu söylenir. Plutarkhos (MS 45-120), yangının doklardan yayıldığını ve büyük kütüphaneyi yok ettiğini yazar. Bu konuda bir başka görüş ise, İskenderiye’deki binaların ahşap kullanılmadığı için, şehrin yangına karşı güvenli olduğu şeklindedir. Dahası, eğer kütüphane yangında yok olmuş olsaydı, Cicero gibi Julius Caesar’ın düşmanı olanların bu durumdan bahsetmesi gerekirdi. Strabon da buradan bahsederken hiçbir tahribattan söz etmez. Bir başka grup kaynak ise bu yangında zarar gören yerin sadece 40.000 eser barındıran küçük bir depo olduğunu söyler.
  • Roma İmparatorluğu döneminde kütüphane ile veya kütüphaneden geri kalanlarla ilgili çok az bilgi buluyor. Roma İmparatorluğu kurucusu Augustus ( MÖ 27-MS 19) devrinde de Ptolemaioslar’ın yaptığı gibi İskenderiye’deki Müze’nin başına bir rahip getirildiği biliniyor.
  • Roma İmparatorluğu döneminde de kütüphanenin Yunan eserlerinin eksiksiz kopyalarını barındırmasına ilişkin ününü koruduğu düşünülmekte.
  • Filozof Yahudi Philon (MÖ 30-MS 45) veya İskenderiyeli Philon, Neo Platoncu düşünce akımını önceleyen yeni bir din felsefesini ortaya koymuştu.
  • İmparator Caracalla (198-217) 215 yılında şehri yağmaladığında, Kütüphane’nin ne kadar hasar gördüğü, Müze’den geriye ne kaldığı hakkında da net bir bilgi yoktur.
  •  MS 272 yılında, İmparator Aurelianus (214-275) döneminde patlak veren iç savaşın, Kütüphane’nin bulunduğu bölgenin büyük bölümünün yıkımına neden olduğu biliniyor.
  • 391 yılında, İskenderiye Patriği Theophilos şehirdeki tapınaklardan birini kiliseye dönüştürme girişiminde bulundu. Paganların karşı çıkması üzerine çatışmalar yaşandı, çok fazla hasar meydana geldi, Serapeion yıkıldı. Bunun üzerine Theophilos, tüm tapınakları kapatmak için Bizans İmparatoru I. Theodosius’un onayını aldı. Birkaç pagan bilgini ve filozofu da şehri terk etmeye zorladı. (Bu olay için bazı kaynaklar 395 yılını zikretmektedir.)
  • MÖ 47 yılında yalnızca Kütüphane’nin yandığı, Müze ile Serapeion’un ise 391’e kadar ayakta kalabildiğini öne süren kaynaklar da vardır.
  • MS 4. yüzyılın sonuna gelindiğinde her iki İskenderiye kütüphanesinin de ortadan kalktığını düşünen uzmanlar, bu görüşlerini, Hıristiyan edebiyatında İskenderiye’de ayakta kalan hiçbir kütüphaneden bahsedilmemesine dayandırırlar. Bu kaynaklarda ana kütüphanenin bölgenin geri kalanı ile birlikte 272’de, Serapeion’un ise 391 veya 395 yılında yok olduğu savunulur.
  • İskenderiye’nin ve Kütüphane’nin zenginliğinden geriye kalanların önce piskoposlar arasındaki rekabete, sonra da çıkan savaşlara direnmesi gerekmiştir.
İskenderiye Kütüphanesi’nin içinden, olası dekorasyonunu yansıtan bir restitüsyon. Büyük olsılıkla Byzantion Mouseion’u da  benzer bir görünümdeydi. Bu restitüsyon gerçekçi ise, İskenderiye ve Pergamon kütüphane binalarının abidevi binalar olmadığı yönündeki bilginin doğruluğunu, İskenderiye açısından, gözden geçirmek gerekebilir. Aynı şekilde Pergamon Kütüphanesi salonunda yer alan 3.5 m yüksekliğindeki Athena heykeli ve kütüphaneye ait olduğu düşünülen diğer büst ve heykeller de göz önüne alındığında Pergamon için de aynı şekilde düşünülebilir. Belki binalar abidevi değildi ama görkemli olduklarını düşünmek için elimizde yeterli veri var. Fotoğraf: Fduzguner.blogspot.com.tr/openlearning.wordpress.com

İskenderiye Kütüphanesi’nin içinden, olası dekorasyonunu yansıtan bir restitüsyon. Büyük olsılıkla Byzantion Mouseion’u da benzer bir görünümdeydi.
Bu restitüsyon gerçekçi ise, İskenderiye ve Pergamon kütüphane binalarının abidevi binalar olmadığı yönündeki bilginin doğruluğunu, İskenderiye açısından, gözden geçirmek gerekebilir. Aynı şekilde Pergamon Kütüphanesi salonunda yer alan 3.5 m yüksekliğindeki Athena heykeli ve kütüphaneye ait olduğu düşünülen diğer büst ve heykeller de göz önüne alındığında Pergamon için de aynı şekilde düşünülebilir. Belki binalar abidevi değildi ama görkemli olduklarını düşünmek için elimizde yeterli veri var.
Fotoğraf: Fduzguner.blogspot.com.tr/openlearning.wordpress.com

  • İskenderiye Kütüphanesi, Yunan edebiyatını ve özet halinde de olsa, yabancı edebiyatı bir araya toplamak için yapılan, bildiğimiz, ilk girişimdir.
  • İskenderiye Kütüphanesi’nin farkı, hem Helen hem de Mezopotamya geleneklerinin anlaşılmasını sağlamasıydı. Kapsam açısından eşşiz olduğu düşünülüyor. Başından beri amacı, dünya üzerinde yazılmış her şeyi kapsamaktı.
  • İskenderiye Kütüphanesi, Babil ve Mısır uygarlıklarının kadim bilgilerine ulaşmakta rakipsizdi.
  • Kütüphane ile Müze herhangi bir felsefi okula ya da öğretiye bağlı değildi. Krala karşı sorumlu olmakla birlikte, liberal eleştirel bilimin temelinin burada atıldığına inanılır.
  • İnsan bedeninin bilimsel araştırmaya açılması Ptolemaios Hanedanı döneminde gerçekleşmiştir.
  • Hellence (eski Yunanca) son şeklini İskenderiye Okulu’nda almıştır.
  • Hollandalı klasik filolog Desidarius Erasmus (1469-1536) eski Yunancayı İskenderiye Okulu’nun saptadığı kurallara uygun kullanmıştır. Bu nedenle Avrupa’daki klasik liselerde eski Yunancada İskenderiye ve Erasmus okullarının ilkeleri uygulanmaktadır.
  • Buradan sonra tüm Helenistik merkezlerde kraliyet kütüphaneleri kurulmuştur.
  • İskenderiye, aynı zamanda bir ticaret merkezi ve sadece bilimin değil, teolojinin de tartışıldığı bir yer idi.
  • MS 2. yüzyılda Kütüphane’nin ününde düşüş başladı. ‘İskenderiyeli’ sözcüğü, redaksiyon becerisi, birleştirme, düzeltme uygulamaları için kullanılan ; yeninin peşine düşmeyen, eleştiren, gözleyen anlamına gelmeye başladı.
  • Mısır’ın coğrafi konumu sayesinde pek çok kitabın Araplar tarafından okunabildiği, Arapçaya ve İbraniceye çevrildiği; özgün kopyaların çoğu sonradan kaybolan bu kitapların, bu çeviriler sayesinde korunmuş ve günümüze ulaşmış olduğu düşünülür.
  • 641 yılında Halife Ömer zamanında, Mısır fatihi komutan Amr İbn al-As tarafından Kütüphane’nin yakıldığı savı, bunca olaydan sonra acaba yakacak bir şey kalmış mıydı, diye düşündürmekte; Araplar bu suçlamayı kabul etmediği gibi pek çok kaynak da bunu bir efsane olarak kabul etmektedir. Işık ve görme bilimi ile astronomi konularında bilgili, matematik ve coğrafyada tecrübeli olan Arapların İskenderiye Kütüphanesi’nde ilgisini çekecek çok az kitap olduğu ileri sürülen diğer savlardandır. Emir Amr İbn al-As, Halife Ömer’e Kütüphane’deki kitapları ne yapacağını sorduğunda Hz. Ömer’in:

    “Eğer kitapların içerikleri Allah’ın kitabıyla uyuşuyorsa, onlar olmadan da yapabiliriz, çünkü öyle bir durumda Allah’ın kitabı yeter de artar bile. Diğer yandan, eğer Allah’ın kitabıyla uyuşmayan bilgiler içeriyorlarsa da, onları saklamanın bir anlamı yoktur. Öyleyse, yok edin onları” dediği, bazı Batılı kaynaklarca, iddia edilir. Bu emir üzerine kitapların halk hamamlarına dağıtıldığı, altı ay boyunca kitapların fırınları beslediği öne sürülür.

  • Bu imhadan yalnızca Aristo’nun kitaplarının kurtulduğu söylenir. Aristo’nun eserlerinin Emeviler ve Abbasiler zamanında Yunanca orijinalleri kullanılarak, çoğunlukla Süryanice konuşan Nasturi Hıristiyanlar ya da Yahudiler tarafından hazırlanmış Arapça versiyonları Avrupa’ya gelmiş, Arapçaları kullanılarak Latince versiyonları oluşturulmuştu.
  • Kütüphanenin Araplar tarafından yakıldığı iddiası, Araplar’ın Mısır’ı almasından altı yüzyıl sonra,  Haçlı Seferleri’ne katılanlar tarafından öne sürülmüştür.
  • Felsefe, bilim ve müzik kuramcısı, bilginin erdem olduğuna inanan Farabi (872-950), İskenderiye’de hayat bulan düşünce geleneğinin bir devamıdır. İskenderiye düşünce geleneği büyük ölçüde Aristoculuğun Yakın Doğu’ya uyarlanması suretiyle oluşturulmuş ve geliştirilmiştir. Bu gelenekte dinsel içeriği belirgin şekilde ön plana çıkmış olan Yeni Platonculuk başat konumdadır ve Aristoculuk büyük ölçüde bu akımla harmanlanarak anlaşılmaya çalışılmıştır. Farabi’nin özellikle metafizik, psikoloji ve siyasal düşüncelerinde gözlemlenen mistik eğilimler, Yeni Platoncu olduğunun açık belirtileridir. Yeni Platoncu öğreti, Tanrı’yı bütün varlığın merkezi kabul eden öğretidir. (Farabi, Hüseyin Gazi Topdemir, Say Yayınları, 2009).
  • 12. yüzyılda Toledo’daki bilginler, Aristo’yu Latince’ye tercüme ettiklerinde, Aristo’nun eserlerinin Yunanca orijinallerini değil, Yunanca’dan Süryanice’ye çevrilmiş kopyaların Arapça çevirilerini kullanmışlardı.
  • Dolayısıyla, Bağdat, Şam ve İskenderiye İslami dönemin öğrenim merkezleri ve klasik Yunan eğitiminin mirasçıları oldular.
Tarihi İskenderiye Kütüphanesi’nin yerine, yarışma sonucu seçilen projeyle, 2002 yılında tamamlanan yeni İskenderiye Kütüphanesi. Fotoğraf:www.dunya.com

Tarihi İskenderiye Kütüphanesi’nin yerine, yarışma sonucu seçilen projeyle, 2002 yılında tamamlanan yeni İskenderiye Kütüphanesi.
Fotoğraf:www.dunya.com

  • 1989 yılında UNESCO bu bilgi tapınağını yeniden kurmak için ilk adımı atıyor. Korniş’in üzerinde, mikro-filmler ile donatılmış yeni bir kütüphane için kollar sıvanıyor.
  • Bütün dünyada İskenderiye Kütüphanesi Dostları adı altında dernekler kuruluyor.
  • Ünlü kitaplık, bir zamanlar Akdeniz’in dört bir yanından toplanan yüz binlerce elyazmasını barındıran, Eratosthenes’ten Eukleides’e, Plotinos’a ve Kallimakhos’a kadar pek çok yazar, düşünür ve bilginin birlikte çalıştıkları ve kimin tarafından yakıldığı hala tartışmalı olan bu efsanevi yapı, UNESCO’nun girişimi ve Suzan Mübarek’in desteği ile 1995-2002 arasında çok büyük, geniş, ferah ve o ölçüde de modern yeni bir kütüphane ve kongre salonu inşa edildi: Bibliotheca Alexandrina. Fransa Ulusal Kitaplığı buraya yarım milyon kitap bağışladı.
1.400 ‘den fazla katılımın olduğu yarışmada kazanan projenin tasarımcısı Norveçli Snøhetta olmuştur. Kompleks, dört adet müze, bir planetaryum, sanal-gerçeklik ortamları, akademik araştırma merkezleri, sanat galerileri ve bir de konferans salonunu barındırır. Fotoğraf:www.mimdap.org

1.400 ‘den fazla katılımın olduğu yarışmada kazanan projenin tasarımcısı Norveçli Snøhetta olmuştur. Kompleks, dört adet müze, bir planetaryum, sanal-gerçeklik ortamları, akademik araştırma merkezleri, sanat galerileri ve bir de konferans salonunu barındırır.
Fotoğraf:www.mimdap.org