Etiket arşivi: bilim

Çağdaş Sanata Varış 329|Çağdaş Sanata Yöneltilen Eleştiriler

Düşünen, Cody Choi (1961-). Rodin’in Düşünen Adam’ı tuvalet kağıdı, Pepto-Bismol adlı mide bağırsak rahatlatıcı, alçı ve ahşap ile 1995-1996’da üretilmiş. Düşünen’in üzerine konduğu ahşap sandık ise sanatçının 1994 yılındaki bir yapıtı. Bienal’de eser, diğerinin fotoğrafı ile birlikte sergileniyordu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, Kore Pavyonu, 2017.

Düşünen, Cody Choi (1961-). Rodin’in Düşünen Adam’ı tuvalet kağıdı, Pepto-Bismol adlı mide bağırsak rahatlatıcı, alçı ve ahşap ile 1995-1996’da üretilmiş.
Düşünen’in üzerine konduğu ahşap sandık ise sanatçının 1994 yılındaki bir yapıtı. Bienal’de eser, diğerinin fotoğrafı ile birlikte sergileniyordu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, Kore Pavyonu, 2017.

  • Dünyadaki büyük metropollerin hepsinin birbirine benzemesi, mimarinin kendini kopyalaması olarak düşünülüyor.
  • Sanatın insanı şaşırtması, sarsması gerektiği genel kabul gören bir kanı. Ama çağdaş görsel sanat yapıtlarının aracı amaç haline getirdiği; bütün meselenin hüner göstermeye indirgendiği; sanatın gösteri yanının ağır basmaya başladığı; hatta lunapark derinliğine indiğini; söylenmek istenen sözlerin çok sıradan olduğu; çağdaş sanatçının daha az estetik, daha çok etik talep ettiği; içerik ön plana çıktıkça da sığlaşmaya, zayıflamaya başladığı getirilen eleştiriler arasında.
  • Nasıl ki popüler kültürün baskısı bir dönem edebiyatı tepki olarak felsefe yapmaya ittiyse, görsel sanatta da özellikle Pop Art akımına tepki olarak Kavramsal Sanat bir dönem için önem kazanmıştı. İki alanda da derinleşme uzun sürmedi, küreselleşmenin etkileriyle bir kez daha tezli ya da slogancı edebiyat ağır basar oldu, Kavramsal Sanat da yerini yerleştirme, video, fotoğraf gibi araçlarla bir tür slogancı sanata bıraktı. Etik açıdan derinleşmek yerine, etik boyut giderek sığlaştı, politikleşti. Çağdaş sanat gazeteciliğe, röportaja, belgesele benzemeye başladı, deniyor.
  • Politik ya da sosyolojik kurgularla, estetiğin tamamen ikinci plana atıldığı, çarpıcı söz söylemenin en önem verilen konu olduğu söyleniyor. Çağdaş Sanat derinlikli sanat yapıtları değil, çarpıcı tek söz söyleyen politik ya da sosyolojik kurgular olmakla suçlanıyor.
  • Etik boyutu tamamen politikaya indirgeyen, gerçekliğe slogancı, yararcı açıdan yaklaşan, güzelliği yadsıyan bir estetik.
  • Militan sokak estetiği.
  • Radikal olmayı taklit eden ama hiç radikal olamayan bir başkaldırı.
  • Çağdaş sanatta “güzel” büsbütün anlamsızlaşıyor, çağdaş sanat bizi çirkinin, korkunç olanın ortasında bırakıyor.
  • Çağdaş sanat bize karşı şiddet uygulayarak uyarıyor bizi.
  • Çağdaş sanatın dinin yerine geçme eğilimi var.
  • Zanaat eksikliği ile malul.
  • İfade düzeyinde zaman zaman fazla kolaylaşabiliyor.
  • Venedik Bienali’nde 100 yıldır hangi ülkeler askeri, ekonomik açıdan güçlüyse onların pavyonları var. Diğer ülkeler kenarda köşede yer alıyor. Çağdaş Sanat, bütün başkaldırı iddiasına rağmen, bu ekonomi-kültür-coğrafya politikalarına hala tutsak.
  • Çağdaş Sanatı, aşırı incelikle en üst düzeyde basitliğin birbirine girdiği bir yapı olarak tanımlayanlar da var.
  • Bu dönemde kültür kelimesinin sanat kelimesini; teknoloji kelimesinin bilim kelimesini; yönetim kelimesinin politika kelimesini; cinsellik kelimesinin aşkı sildiği öne sürülür.
David, Guan Xiao; üç kanallı, renkli ve sesli video enstalasyonu, 2013. Çinli heykeltıraş ve video sanatçısı Guan Xiao (1983-), Rönesans’ın ünlü ustası Mikelanj’ın David adlı heykelini ele alıyor. Sanatçı ünlü heykelin kupalarda, önlüklerde ve daha pek çok ıvır zıvırın üzerindeki izini sürerek bu kült eserin değerinin düşürülüşünü vurguluyor. Görüntülere sanatçının söylediği bir şarkı eşlik ediyor. Şarkının sözleri de eserin ana fikrini destekliyor. David, sadece kaydettiğimizi, anmadığımızı; sanat eserinin metalaştırılmasını, ticarileştirilmesini, anlamının içinin boşaltılmasını vurgulayan alegorik ve eleştirel bir çalışma. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, 2017.

David, Guan Xiao; üç kanallı, renkli ve sesli video enstalasyonu, 2013.
Çinli heykeltıraş ve video sanatçısı Guan Xiao (1983-), Rönesans’ın ünlü ustası Mikelanj’ın David adlı heykelini ele alıyor. Sanatçı ünlü heykelin kupalarda, önlüklerde ve daha pek çok ıvır zıvırın üzerindeki izini sürerek bu kült eserin değerinin düşürülüşünü vurguluyor. Görüntülere sanatçının söylediği bir şarkı eşlik ediyor. Şarkının sözleri de eserin ana fikrini destekliyor. David, sadece kaydettiğimizi, anmadığımızı; sanat eserinin metalaştırılmasını, ticarileştirilmesini, anlamının içinin boşaltılmasını vurgulayan alegorik ve eleştirel bir çalışma.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, 2017.

Jeff Koons’un eserlerinin taklitleri Çin’de bir lokantanın paravanında kullanılmış. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2017.

Jeff Koons’un eserlerinin taklitleri Çin’de bir lokantanın paravanında kullanılmış.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2017.

Aynısı Hatta Daha İyisi, Jake ve Dinos Chapman, 2010. Tracey Emin’in tanınmış yapıtlarından biri olan Bugüne Kadar Beraber Olduğum Herkes’in yangında yok olmadan önce çekilmiş fotoğrafları yardımıyla yeniden yapımı. Chapman Kardeşler, içeriği anlamdan boşaltma girişimi kapsamında tekrarı bir taktik olarak kullanarak kültürel değeri sıfır olan işler üretmeyi arzuluyorlar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, 2017.

Aynısı Hatta Daha İyisi, Jake ve Dinos Chapman, 2010.
Tracey Emin’in tanınmış yapıtlarından biri olan Bugüne Kadar Beraber Olduğum Herkes’in yangında yok olmadan önce çekilmiş fotoğrafları yardımıyla yeniden yapımı. Chapman Kardeşler, içeriği anlamdan boşaltma girişimi kapsamında tekrarı bir taktik olarak kullanarak kültürel değeri sıfır olan işler üretmeyi arzuluyorlar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, 2017.

  • Çağdaş görsel sanat izleyiciye kendini tanımayı ve var olmayı öğreten değil, sadece öfkelenme yolları öneren bir sanat olarak eleştiriliyor.
  • Marksist düşünür Theodor Adorno’nun (1903-1969) estetik teorisi de bir ders veya mesaj vermeye adanmış bir sanat eseri yaratmanın terk edilmesi gerektiği üzerineydi. Sanat eseri dünyanın gidişatına, örneğin mevcut toplumsal düzene, sadece formu yoluyla direnmelidir. Jacques Lacan da (1901-1981) sanatla alakasız bir şeyler ifade etme düşüncesine karşıdır. Sanat kurumunun alternatiflere dikkat çekme amacı taşımadığını belirtmiştir.

 

Çağdaş Sanata Varış 255|Çağdaş Sanat 3

  • Çağdaş Sanat ile
    *estetik bir etkinlik olarak sanat fikri değişmiş,
    *sanat, kültürün diğer alanlarından (film, TV, reklam, bilim, bilgisayar ürünü görüntü vs.) ayırt edilemez olmuş,
    *daha özgürlükçü bir sanat anlayışı gelmiş,
    *sanatın hayattan bağımsızlığı sorgulanmış,
    *sanatın bağlam, mekan ve izleyiciyle karşılıklı iletişim içinde geliştiği varsayılmıştır.
  • Çağdaş Sanat izleyicinin, sanatçı tarafından esere yerleştirilmiş göstergeleri yorumlamasını gerektiren mesajlar içerir. Çağdaş sanatçılar göstergelerin yöneticisidirler.
  • Estetik temelli sanat pasif izleyici;

Mesaj temelli sanat  aktif, analitik çözümleme yeteneğine sahip izleyici-okuyucuya gereksinir.

  • Eserler çok nadiren bir tek şey hakkındadır; anlamları sanatçının, eleştirmenin, galerinin ve izleyicinin yorumuna göre çeşitlilik gösterir.
  • Kitle iletişim araçlarının ve tüketim kültürünün gelişmesi, büyümesi ve etkisi Çağdaş Sanat için önemlidir. Medyanın haberler üzerindeki kontrolü, medyanın nelerin haber değeri taşıdığına karar verme tekeli, medyanın gücü sorgulanır. Televizyon imajları yorumlamamız, enformasyonu anlamamız, dünyayı kavrama biçimimiz üzerinde etkilidir.
  • Çağdaş Sanat toplumsal, kültürel ve çevresel farkındalığımızı artırmakta önemli bir rol oynar ve bize dünyaya ilişkin bir perspektif sunar.
  • Çağdaş Sanat bütün olası görüş ve yorumlar için bir platform sunar.
  • Yaşanan değişimler, küresel anlaşmazlıklar ve ekonomik, sosyal, politik tartışmalar sanat dünyasını da sosyal gerçeklikle yüzleşmek üzere harekete geçirdi. Nasıl bir toplumda yaşamak istediğimiz ile ilgili etkileşim, sanat dünyasının başlıca konusu haline geldi.
  • Çağdaş Sanat, zaman zaman, akım sonrası sanat olarak da adlandırılır.  Eski nesillerin dahil olduğu üslupsal grupların günümüzde her sanatçıya bireysel tarzını bağımsız şekilde yönlendirilebileceği özgür bir alan bıraktığı kabul edilir.
  • Çağdaş Sanat yapıtının başarılı yahut başarısız bulunma kriteri, diğer çağlarda uygulanan kriterlerle aynıdır: Yapıt akla ilginç sorular getiriyor mu? Malzemesi, yapısal/biçimsel ve kavramsal ögeleri birbiriyle etkin bir ilişki içinde mi? Bağlamıyla verimli bir etkileşimi var mı? Yapıt, başarması hedeflenen şeyi başarıyor mu?
Taksim Meydanı, Larissa Fassler, 2015. Art International İstanbul 2015’e katılan ve şehir serileri ile ünlü olan 1975 doğumlu Kanadalı kadın sanatçı, birkaç hafta Taksim Meydanı’nı izledikten sonra eserlerini hazırlamış. Politik yönünü de eserlerine yansıtan sanatçı, görselleştirdiği yerlerin algılanışını, orada geçen olayları da dikkate alarak yer seçimi yapıyor. Sanat eylemi bugün, gündelik olanın tartışılmasını, eleştirilmesini içeriyor. Gündelik olana, hakim olana karşı bir tepki yükleniyor. Sanat yapıtı önceleri o erişilmez, ulaşılmaz olanla iç içeydi. Bugünse hayatı meydana getiren her şey sanatın özünü oluşturuyor. Çağdaş Sanat, politik ve günceldir.

Taksim Meydanı, Larissa Fassler, 2015.
Art International İstanbul 2015’e katılan ve şehir serileri ile ünlü olan 1975 doğumlu Kanadalı kadın sanatçı, birkaç hafta Taksim Meydanı’nı izledikten sonra eserlerini hazırlamış. Politik yönünü de eserlerine yansıtan sanatçı, görselleştirdiği yerlerin algılanışını, orada geçen olayları da dikkate alarak yer seçimi yapıyor.
Sanat eylemi bugün, gündelik olanın tartışılmasını, eleştirilmesini içeriyor. Gündelik olana, hakim olana karşı bir tepki yükleniyor. Sanat yapıtı önceleri o erişilmez, ulaşılmaz olanla iç içeydi. Bugünse hayatı meydana getiren her şey sanatın özünü oluşturuyor. Çağdaş Sanat, politik ve günceldir.

  • Küreselleşmenin sanattaki açılımı Çağdaş Sanat’tır.
  • İnsan hakları ihlalleri çağımızda da bitmedi. Avrupa’daki etnik temizlik, Ruanda’da soykırım, ırkçılık, mültecilere yönelik muameleler, biyolojik siyaset, neo-faşistler…gibi nefret tohumları saçan inançlar birbirini beslemeye devam ediyor.
  • 1990’larda küreselleşme, kimlik, çokkültürlülük, çoğulculuk siyasal kavramlar olarak ele alınmıştır. Sanatta politikanın önemi artmış, 2000’lerin sanatı bu kavramlar üzerine oturmuştur.
  • Bu yıllarda bellek, kimlik, tarih, coğrafya, göç, göçebelik, sınır/sınırsızlaşma, mekan, politik İslam, kamusal alan-özel alan kavramları, özel hayat, gizlilik ve masumiyetin kaybı, eşcinsellik siyasaları başlıca uğraş alanları olmuştur. Çağdaş Sanat, sanatın gündelik hayatla tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar yakından ilişkilidir.
  • Ulusal kültürlerin global kültürün altında ezildiğini öne süren çevreler var. Bu görüşte olanlar, Jean kültürünün, Coca Cola kültürünün, McDonald’s kültürünün karşısında hiçbir şeyin dayanamadığını, ürünlerin hep aynı olduğunu, ticaretin hayatın tüm cephelerine egemen olduğunu, pazarın yasaları karşısında kültürün kendi yasalarını koruyamadığını savunuyorlar. Teknolojinin kültüre ihanet ettiği sonucuna varıyorlar. İnternet yoluyla, bir kültür küreselleşmesi değil, bir kültürel birörneklik, daha çok bir Amerikanlaşma yaşandığını düşünüyorlar.

 

Beyin Salatası 1

Başka birçok sağlık alanına kıyasla beynin işleyişi konusundaki bilgiler henüz daha geride.

Bilim insanları beyni gözlemliyor, neyi, nasıl yaptığını buluyor ve bunu çözmeye çalışıyor.

Hakkında daha bilmediğimiz çok şey olan, dolayısıyla üzerinde yoğun şekilde çalışılan, sık sık araştırma sonuçlarının yayımlandığı bu organımız çok ilgimi çektiğinden bu konuda yapılan araştırmaları elimden geldiğince izlemeye çalışıyorum. Topladığım bilgileri paylaşıyorum.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Çoklu Zeka; Howard Gardner; Optimist Yayınları, 2013.
  • Liderlikte Duygusal Zeka; Robert K. Cooper; Sistem Yayıncılık, 1997.
  • Zeka; Pierre Oleron; İletişim Yayınları.
  • Zihin ve Beyin; Angus Gellatly, Oscar Zarate; NTV Yayınları, 2012.
  • Yıka Beynini; M. Barış Muslu; Goa Yayınları, 2011.
  • Üstün Yetenek, Yüksek IQ Düzeyi Gerektirmiyor; Scott Barry Kaufman; Scientific American, 10 Şubat 2014.
  • IQ ile Kişilik Arasındaki Bağlantı; Der. Rita Urgan; Scientific American, 21 Nisan 2014.
  • Çocukluktaki Gerginlik Beyin Bölgelerini Küçültüyor; Der. Rita Urgan; Scientific American Online, 12 Eylül 2014.
  • İyi Okuma Becerisine Sahip Çocuklar Daha Akıllı; Nilgün Özbaşaran Dede; Cumhuriyet Bilim Teknik.
  • İnsan Beynini Geliştiren On Roman; Keith Oatley, Ingrid Wickelgren; Scientific American.
  • Yeniden Şekillenebilen Beyin; Prof. Dr. Murat Tuzcu, Doç. Dr. Özgür Bayturan; Optimist, Mayıs 2013.
  • Hafızanın İçeriği Değişir mi?; Neslihan Akdaş; Cumhuriyet Gazetesi, 12 Aralık 2015.
  • Bu Kadar Zekadan Bize Ne Düşer?; Tunca Üçer; Radikal Kitap, 17 Mayıs 2013.
  • İyi Alışkanlıklar Nasıl Edinilir, Kötülerinden Nasıl Kurtulunur?; Der. Reyhan Oksay; Scientific American, Haziran 2014.
  • Sizin Zekanız Hangisi?; Bahar Kümbetli; Optimist, Mayıs 2013.
  • Öz; Ken Robinson, Lou Aronica; Doğan Kitap, 2013.
  • Doğa ve Beynimiz; Florence Williams; National Geographic, Ocak 2016.
  • Bilim, Ahlaki Pusulanın Yönünü Değiştirebilir mi?; Der. Reyhan Oksay; New Scientist, 26 Eylül 2015.
  • Cehalet Ne Demek?; Doğan Kuban; Cumhuriyet Bilim Teknik, 4 Aralık 2015.
Atalarımız da beyni merak etmişler. Kasıtlı hasar izleri taşıyan kafataslarını Etiyopya ve Peru’da müzelerde görmüştüm. Kafataslarında kazınarak ya da delinerek açılmış delikler görülür. Bu delikler, pürüzsüz kenarlara sahiptir. Bu delikleri açanların amacı tam olarak bilinemiyor. Missouri Üniversitesi bilim insanları, Pakistan’ın Mehrgarh bölgesinde bulunan bir diş üzerinde yaptıkları araştırmada, dişin üzerinde ustaca açılmış kanallar bulunduğunu; bunların insan eliyle, çok ince ve özel bir alet kullanılarak açıldığını; dolayısıyla 8 bin yıl önce de diş tedavisi yapıldığını saptadılar. Ulusal Müze, Addis Ababa, Etiyopya. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Atalarımız da beyni merak etmişler. Kasıtlı hasar izleri taşıyan kafataslarını Etiyopya ve Peru’da müzelerde görmüştüm.
Kafataslarında kazınarak ya da delinerek açılmış delikler görülür. Bu delikler, pürüzsüz kenarlara sahiptir. Bu delikleri açanların amacı tam olarak bilinemiyor.
Missouri Üniversitesi bilim insanları, Pakistan’ın Mehrgarh bölgesinde bulunan bir diş üzerinde yaptıkları araştırmada, dişin üzerinde ustaca açılmış kanallar bulunduğunu; bunların insan eliyle, çok ince ve özel bir alet kullanılarak açıldığını; dolayısıyla 8 bin yıl önce de diş tedavisi yapıldığını saptadılar.
Ulusal Müze, Addis Ababa, Etiyopya.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Pek çok antik dilde beyin ve kemik iliği sözcükleri aynıdır. Antik Çinliler meninin beyinden geldiğine inanırlarmış.
  • Eski Mısır’da mumyalama yapılırken beyin burun deliklerinden çıkarılıp atılırmış.
  • Platon (MÖ 429-347), üç ayrı bölümden oluşan ruha inanıyordu: akıl ve algının kafada; cesaret ve gurur gibi asil duyguların kalp ve akciğerde; açgözlülük ve şehvet gibi bayağı tutkuların karaciğer ve bağırsaklarda yer aldığına; ruhun ilk bölümünün ölümsüz, diğer iki bölümünün ölümlü olduğuna inanıyordu.
  • Ünlü hekim Galen (129-199) duyguların ve istemli hareketlerin organının beyin olduğu sonucuna varmıştı.
  • İlk yazılı eserler zihinsel terimler içermiyordu.
  • Beyinde kaç karıncık olduğuna dair tartışmalar vardı. Bellek, düşünce, muhakeme ve akıl gibi farklı işlevlerin farklı karıncıklarda yer aldığı düşünülüyordu. Bu düşünce 17. yüzyıla dek varlığını sürdürdü.
  • Descartes (1596-1650) için bilinçli zihin/ruh (res cogitare) ile beden (res extensa) arasında tam bir bölünme vardı. Bu iki töz arasında bağlantıyı kuran animata, üçüncü bir tözdü. Sinir sisteminin henüz keşfedilmediği bir dönemde Descartes, animata ile sinir sistemine doğru bir adım atmış oldu.
  • 18. yüzyıl ortalarında beynin bir elektrik jeneratörü; sinirlerin ise elektrikli sıvının dolaştığı teller olduğu düşünüldü.
  • Luigi Galvani (1737-1798) modern sinir iletimi görüşlerinin temelini attı.
  • 1800’lerde açık beyin deneyleri gerçekleştirilmeye başlandı. Denek olarak hayvanlar ve başı kesilen suçlular kullanıldı.

 

Aydınlanma 5

Aydınlanma Döneminde Müzik ve Edebiyat

Aydınlanma çağının ilkelerine göre, bilim, sanat, din ve tüm kurumlar bireye hizmet etmeli, sıradan insana seslenebilen kültür etkinlikleri düzenlenmelidir. Önceden salt soylulara ait olan sanat ve kültür dünyasında artık orta sınıfın da dinleyici ve yorumcu olarak yer almaya başlamasıyla, etkinliklerde orta sınıfın beğenisi de gözetilmeye başlanır. Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi ve Anayasasının ilanı, çağın sonundaki Fransız İhtilali bu çağın önemli toplumsal olaylarıdır. Bilimsel buluşlar, endüstri devrimi, doğallığa övgü, orta sınıfın doğması, sanatı da yeni bir yola yönlendirmiştir. 18. yüzyıl insanın birey olarak değerlendiği, insancıl düşüncelerin öne çıktığı bir dönemdir. Seçkin insanlar yerine halk kitleleri önemlidir. Sokaktaki insan, gündelik yaşamı ile sanata yansımalıdır. İlk kez soyluların saraylarından başka bir yerde, halk konserleri yapılır. Toplumun yeni yapısına göre bahçede, sokakta, açık havada çalınmak üzere, eğlencelere eşlik eden, neşeli, nükteli, canlı müzik biçimleri doğar. Bu hafif türler, Barok orkestra süiti ile Klasik senfoni arasında köprü oluşturur. Müzik yalınlaştığı için amatör müzikçiler de seslendirmelerde yer alabilmeye başlar. Müziğin görevi de doğayı olduğu gibi, zarif bir anlatımla yansıtmak, gerçeğin seslerini duyurmaktır. 18. yüzyıl sonunda müzik, herhangi bir kalıbı örnek almaksızın, kendi doğal akışı içinde güzel olanı yansıtmalıdır. Teknik karmaşayı yenmiş ve aşırı süslü olmadan duygulara doğrudan seslenmelidir. Bu yüzyılın ortasında ve sonundaki ideal müzik, uluslararası bir dil sergilemeli, eğlendirdiği kadar soylu olmalıdır. Sıradan, ama duyarlı bir kulağa hemen seslenebilecek kadar yalın olmalıdır. Bu yüzyılda yeni bulunmuş olan piyano halk önünde çalınarak tanıtılmış, bir senfonik yapıtta iki ya da üç soliste yer verilerek konsertant senfoni biçimi geliştirilmiştir. Aydınlanma felsefesi, Haydn ve Mozart’ı hazırlamıştır. 1760-1780 yılları arasında senfoni orkestrasında 25-35 yorumcu yer alır, temel çalgılar yaylılardan oluşur, üflemeliler onların sesini güçlendirmek için kullanılır. Çağın sonunda üflemeliler de kendine özgü bir yer edinir. Opera, din dışı müziğin ilk örneği olarak daha 16. yüzyılda Floransa’da ortaya çıkmıştı. 17. yüzyılda opera sanatına İtalyan sanatçılar hakim oldu, 18. yüzyılda opera hakimiyeti İtalyanlardan Alman sanatçılara geçti. Bunlardan en önemlileri Christoph Gluck (1714-1787) ve Wolfgang Amadeus Mozart (1756-1791) dır. Yüzyılın ortalarına doğru, daha güncel konuların işlendiği, kendi dillerinde, konuları hafif ve gülünçlü operalar sahneye kondu. Bu çağda, Avrupa’nın müzik merkezi İtalya ve Almanya’dan Avusturya’nın başkenti Viyana’ya taşındı.

Bu çağ, nazım biçiminden çok, nesir çağıdır. Çünkü düzyazı, daha kolay anlaşılabilir. Düzyazı nettir. Latince boyunduruğundan kurtulan yazarlar kendi dillerinde önemli edebi eserler vermeye başladılar. Avrupa’da matbaanın hızlı bir biçimde yaygınlaşması, burjuva sınıfının aynı hızda büyümesi ve zenginleşmesi edebiyat ve sanata olan ilgiyi de hızla arttırdı. Onsekizinci yüzyıl Fransız düzyazısının en güzel örneklerini Voltaire, Condorcet, Rousseau ve diğer Aydınlanma yazarları verdiler. Voltaire Candide adlı romanında Aydınlanma düşünürlerinden bazılarının naive (saf) iyimserliğini hicveder. İnsanlığın sorunlarının bilimsel ilerleme ile kolayca çözümleneceği tezi ile alay eder. Voltaire, insanın, teknolojik ilerlemeye saf bir biçimde inanmak, ondan medet ummak yerine, “kendi bahçesini ekmesi” gerektiğini, kısacası kendi kendini yetiştirmesi gerektiğini savunur. Rousseau da Emile adındaki romanında eğitim konusundaki düşüncelerini geliştirir. Ona göre eğitimin amacı, insanlara bir sürü gereksiz bilgi ve rakam öğretmek yerine onlara yaşama sanatını ve iyi düşünebilmeyi öğretmektir. Aydınlanma dönemi Alman edebiyatının ilk önemli adı Gotthold Lessing’dir (1729-1781). Lessing Alman tiyatro türünün babası sayılır. Oyunlarında tolerans, kişilik asaleti gibi Akıl Çağı temalarını işlemiştir. Aydınlanma dönemi İngiliz edebiyatı oldukça zengindir. Hiciv yazarı Jonathan Swift (16671745), günümüzde bile sevilerek okunan Gulliver’in Gezileri’ni yazdı. Küçükler için bir macera kitabı olan bu eser aslında insanlığın çılgınlıklarını, savaşı, kavgayı, kötülüğü hicveden acımasız bir yergi ve eleştiri eseridir. Henry Fielding, 1749 da yazdığı Tom Jones adlı romanında günlük yaşamın insancıl bir portresini çizer. Aydınlanma döneminin en önemli yazarlarından birisi de Samuel Johnson’dur (1709-1784). Johnson, denemeleri, eleştiri ve hiciv yazıları yazmıştır, en önemli eseri ise İngilizce Dil Sözlüğüdür. Aydınlanma devri yazarları arasında ayrıca Alexander Pope, Benjamin Franklin ve Thomas Paine’i de saymamız gerekir.

1776 yılında yayımlanan bir eser çok belirleyici olmuştur: Kapitalizmin temel kitabı kabul edilen Adam Smith’in Ulusların Zenginliği adlı eseri. Smith kitabında, ekonomik yaşamın da doğal yasalara tabi olduğunu, ulusların esas zenginlik kaynağının emek olduğunu, ülkelerin mal üretimi konusunda işbirliği ve işbölümü yaparak mukayeseli avantajlarını kullanmaları gerektiğini, serbest dolaşımın sağlanması ve gümrük duvarlarının kalkması gerektiği gibi bugün kulağımıza hiç de yabancı gelmeyen ilkeleri ortaya koyar. Adam Smith, devletin ekonomik hayatta ancak iki konuda müdahalesinin kabul edilebileceğini söyler: Ülkeyi dış saldırıya karşı korumak ve kamu hizmetlerinin teşviki. Bunun dışındaki tüm faaliyetleri piyasanın, görünmez eli ile düzene sokacağını öne sürer. Daha önce, bir grup Fransız düşünürün (Fizyokratlar) ortaya attığı Laissez-faire (bırakınız yapsınlar) prensibini Adam Smith de aynen benimser. Gerek Fizyokratlar, gerekse Adam Smith, ekonomiye dışardan, kanun yolu ile müdahalenin sistemi bozarak insanları mutsuzluğa sürükleyeceğine inanırlar.