Etiket arşivi: Berberi

Libya 43 Geryan

Geryan, Jebel Nefusa (Batı Dağları) eteğinde, Trablus’un 80 km güneyinde, Libya’nın kuzeybatısında bir kasaba. 1912 yılında İtalyanların eline geçen Geryan, İtalyan sömürgesinin önemli bir merkeziydi. Zeytinyağı üretimi, değirmencilik, halıcılık ve çanak-çömlek yapımı başlıca ekonomik etkinlikler.

Tüften oyma yeraltı evi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Tüften oyma yeraltı evi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Libyalı Arapların çoğunun kökeni Bedevi ve Berberi topluluklara dayanır. Geçmişte ülkenin başlıca etnik topluluğu olan Berberiler, büyük ölçüde Araplaşmıştır.
  • Libya’nın resmi dili Arapça olduğu gibi halk arasından da %80′in üzerinde bir oranla Arapça; Arapça’nın ağız ve lehçeleri konuşulmaktadır.
  • Ülkenin geriye kalanı olan %20′si ise Hami dil ailesine bağlı özgün Berberi Dili olan Tamazight dilini konuşmaktadır. Bu Berberilerin çoğu aynı zamanda Arapça da konuşur.
  • 643 yılında günümüz Libya topraklarına gelen Araplar, iç kesimdeki Berberi direnişini ancak 60 yılda kırabilmişlerdir.
  • 8. yüzyılda İslamiyet’i kabul eden Berberilerin büyük bölümü Harici mezhebini benimsedi. Harici ayaklanmaları Emeviler’ in güç kaybetmesinde önemli rol oynadı; Abbasiler zamanında da Berberi kabileleri başına buyruk olmayı sürdürdü. 11. yüzyılda Fatımiler’in desteğiyle başlayan geniş çaplı Bedevi istilaları yaşandı, yerel düzeyde çeşitli kabileler egemenlik sağladı. 13. yüzyılda, Hafsi egemenliği döneminde, Kuzey Afrika’daki Berberi hanedanları arasında ve Araplarla çatışmalar yaşandı.
  • Berberi devletleri öteden beri korsanlıkla Avrupa devletlerine ve ABD’ye ait ticaret gemilerinden vergiler alıyordu. Jefferson yönetimi 1801’de Trablus karasularına bir filo gönderdi.  Berberi devletlerin Akdeniz’deki korsanlık eylemleri nedeniyle, 1801-1805 tarihleri arasında ABD ile Trablus arasında savaş çıkmıştır. Trablus pes etmiş, ancak diğer Berberi devletleri 1816’ya kadar ticaret gemilerinden vergi almayı sürdürmüştür.
Kasr el Hac. Bu silo, 12. yüzyıldan kalma. 114 odası var. Bu sayı, 114 sureye karşılık geliyor. Silonun üst katları hububat, alt katı zeytinyağı depolamak için yapılmış. Burası bir Berberi mimarisi örneği. Siloyu yaptırtan şeyh, depo kiralamadan para almamış, üründen pay almış. Elde ettiği gelirle insanları Mekke’ye hacca göndermiş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kasr el Hac. Bu silo, 12. yüzyıldan kalma. 114 odası var. Bu sayı, 114 sureye karşılık geliyor. Silonun üst katları hububat, alt katı zeytinyağı depolamak için yapılmış. Burası bir Berberi mimarisi örneği. Siloyu yaptırtan şeyh, depo kiralamadan para almamış, üründen pay almış. Elde ettiği gelirle insanları Mekke’ye hacca göndermiş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Nalut. Hayalet Köy. Bu dağ köyü de bir Berberi mimarisi örneği. 1960’larda kale yıkılınca köyü boşaltmışlar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Nalut. Hayalet Köy. Bu dağ köyü de bir Berberi mimarisi örneği. 1960’larda kale yıkılınca köyü boşaltmışlar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

900-1200’lü yıllardan kalma zeytinyağı üretim aletleri ve bir değirmen. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

900-1200’lü yıllardan kalma zeytinyağı üretim aletleri ve bir değirmen.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Köyün minaresi. Dağda, Kuba’daki gibi, “Zafere dek her daim devrim” yazıyormuş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Köyün minaresi. Dağda, Kuba’daki gibi, “Zafere dek her daim devrim” yazıyormuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Tavanlarda kabartma yazılar var. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Tavanlarda kabartma yazılar var.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

Libya 5 Mustafa Kemal

  • Trablusgarp’ta 1711’de kurulan Karamanlı Hanedanı, üç bölgeyi kendi özerk yönetimi altında birleştirdi. 1835’te Osmanlılar yeniden doğrudan yönetim kurdular. Trablusgarp 1867’de vilayet konumuna getirildi.
  • 1837’de Berka’da Senusiye Tarikatı ortaya çıktı ve hızla yayıldı. Senusiye, mezheplerce oluşturulan tüm hukuk sistemlerini birleştiren, tasavvuf düşüncesinin ilkelerini vurgulayan dinsel ve siyasal bir hareketti. Zaviyeler, birer askeri üs işlevi de görürdü. Her Senusi, bir silah ve bir binek hayvanı edinmek zorundaydı. Zenginler, yoksulları silahlandırmakla yükümlüydü. Kurucusu Sidi Muhammed Bin Ali es-Senusi (1791-1859) idi. Osmanlılar Fransız sızmasına karşı tarikatı desteklerken siyasal nüfuzunu artırmasını da önlemeye çalıştı. Sidi Muhammed 1841’de Osmanlı yönetimi tarafından sürüldü; Afrika içlerindeki kabileleri Müslümanlaştırdı. Öldüğünde Senusiye ilan edilmeyi bekleyen bir devlet biçiminde örgütlenmiş; bugünkü Libya’nın büyük bölümüne, Mısır’ın batısı ile Sudan’ın kuzeybatısına ve Orta Afrika topraklarına yayılmıştı.
  • 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından sonra yönetimi yeniden düzenlemek için çaba gösterildi. II. Abdülhamid Trablusgarp’ı sürgün yeri olarak kullandı.
  • Daha önce Rusya ve Avusturya ile anlaşmış olan İtalya, bölgenin ekonomik olarak geri bırakıldığını ve bölgedeki İtalyanlara  kötü davranıldığını öne sürerek 1911’de Osmanlı Devleti’ne bir ültimatom vermiş ve İtalyanlar Libya’ya çıkmıştır. 1911-12’de yaşanan Trablusgarp Savaşı, Trablusgarp vilayeti ile Bingazi sancağının İtalya’ya bırakılması ile sonuçlanmıştır.
Binbaşı Mustafa Kemal, İttihat ve Terakki tarafından Trablus’a yollanıyor. (Bazı kaynaklar, gönüllü subayların Libya’ya gittiğini yazıyor.) Kendisini kaçırmayı planlayan Arapların karargahı olan cami avlusuna giriyor, din ve vatanseverlik nutku atıyor. Bu, hem tehdit, hem koruma içeren bir konuşma. Arap şeyhini kendi itimat mektuplarını yırtarak etkiliyor. Bingazi’de Şeyh Mansur Osmanlı’ya karşı çıkmakta. Mustafa Kemal, askerlere talim yaptırma numarasıyla şeyhin evini kuşatıyor. Şeyh beyaz bayrak ile teslim oluyor. Şeyhe yeni oluşumun niyetlerini anlatıyor, Halife’ye zarar verilmeyeceğine dair güvence veriyor. Mustafa Kemal Libya’da iken Enver Paşa da Trablusgarp’a gidiyor. 1911 yılında ikisi de Tobruk’ta. Mustafa Kemal, Şeyh Mebre’yi İtalyanlara karşı savaşmaya ikna ediyor. Araplar İtalyanları Türk tüfekleriyle esir alıyor. Araplara savaşmaları için Osmanlı tarafından günde 2 kuruş ödeme yapılıyor, onlar da savaş uzasın diye pek dövüşmüyorlar. İtalyan-Osmanlı anlaşması sağlanınca Mustafa Kemal İtalya, Avusturya, Macaristan, Romanya üzerinden memlekete dönüyor. Mustafa Kemal ve Enver Bey Derne’de. Fotoğraf:www.duzceyerelhaber.com

Binbaşı Mustafa Kemal, İttihat ve Terakki tarafından Trablus’a yollanıyor. (Bazı kaynaklar, gönüllü subayların Libya’ya gittiğini yazıyor.) Kendisini kaçırmayı planlayan Arapların karargahı olan cami avlusuna giriyor, din ve vatanseverlik nutku atıyor. Bu, hem tehdit, hem koruma içeren bir konuşma. Arap şeyhini kendi itimat mektuplarını yırtarak etkiliyor. Bingazi’de Şeyh Mansur Osmanlı’ya karşı çıkmakta. Mustafa Kemal, askerlere talim yaptırma numarasıyla şeyhin evini kuşatıyor. Şeyh beyaz bayrak ile teslim oluyor. Şeyhe yeni oluşumun niyetlerini anlatıyor, Halife’ye zarar verilmeyeceğine dair güvence veriyor. Mustafa Kemal Libya’da iken Enver Paşa da Trablusgarp’a gidiyor. 1911 yılında ikisi de Tobruk’ta. Mustafa Kemal, Şeyh Mebre’yi İtalyanlara karşı savaşmaya ikna ediyor. Araplar İtalyanları Türk tüfekleriyle esir alıyor. Araplara savaşmaları için Osmanlı tarafından günde 2 kuruş ödeme yapılıyor, onlar da savaş uzasın diye pek dövüşmüyorlar. İtalyan-Osmanlı anlaşması sağlanınca Mustafa Kemal İtalya, Avusturya, Macaristan, Romanya üzerinden memlekete dönüyor.
Mustafa Kemal ve Enver Bey Derne’de.
Fotoğraf:www.duzceyerelhaber.com

  • Osmanlı, 1912’de barış istemek zorunda kaldı ve Libya’daki egemenliği sona erdi. İtalyan egemenliği 1943’teki İngiliz müdahalesine kadar sürdü.
  • Osmanlıların yenilmesinden sonra halk, özellikle Berberi ve Fizan halkları mücadeleyi sürdürdüler ama İtalyan direnişini durduramadılar.
  • Senusiler, Mısır’da, Orta Afrika’da ve Libya’da işgalcilere karşı İkinci Dünya Savaşı’na değin savaştılar. Senusiye, İkinci Dünya Savaşı boyunca Berka halkının siyasal sözcülüğünü yaptı. Afrika’da sömürgeci İngiliz, Fransız ve İtalyan güçlerine karşı direnen dinsel hareketin önderi Ahmed eş-Şerif es-Senusi (1873-1933) idi ve tarikatın kurucusunun torunuydu. Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda V. Mehmet’in (Reşat) çağrısı üzerine İstanbul’a gitti. Sivas’ta düzenlenen bir İslam kongresine başkanlık etti. Sultan Vahdettin’e kılıç kuşatan kişi oldu. Senusiler, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı devleti yanında Süveyş Kanalı cephesinde destek vermişler, Şerif Hüseyin’in Hilafet’e isyanını ihanet olarak görmüşlerdir. Ahmet eş-Şerif’in Osmanlı sarayı ile arasının bozulduğu, iki yıl Bursa’da ikamete zorlandığı, ama bu durumun “padişahın onur konuğu” olarak takdim edildiği söylenir. Kurtuluş Savaşı devam ederken Konya ve Diyarbakır’a giderek Mustafa Kemal ve arkadaşlarına destek verdiği biliniyor. Ahmet eş-Şerif’in ilk TBMM tarafından Irak tahtına aday gösterildiği; hilafetin kaldırılması ve cumhuriyetin ilanından sonra gerçekleştirilen inkılaplardan ve batılılaşma hareketinden hayal kırıklığına uğradığı söylenir. Sultan II. Abdülhamid’in Şam’da yaşayan büyük oğlu Emir Selim Efendi’ye yazdığı mektup nedeniyle Türkiye’den ayrılması istenir. Önce Şam’a, Fransızların Suriye’yi terk etmesini istemesi üzerine Filistin’e, oradan Mekke’ye, İbn Suud’un kendisini siyasi bir tehlike olarak görmesi üzerine Yemen ile Suud Krallığı arasındaki tampon devlet Asir’e gider, dokuz yıl sonra orada ölür.

 

Libya 2

Akdeniz, durmadan yer değiştiren kum tepeleri, göz alabildiğine uzanan dağ sıraları, bereketli yeşilliği ile Berka Ovası, hurma ağaçlarıyla dolu vahalar, volkanik bazalt kayalar, kızgın güneş, gök delinmişçesine yağan yağmur ile çok renkli bir ülke idi Libya.

Her evin önünde doğrudan sokağa açılan mavi, yeşil boyalı, üstleri kemerli kapılar, modern binalar, şantiyeler,…

  • Bir söylenceye göre arkaik canavarlardan, gözlerinin içine bakanı taşa çeviren Medusa ve iki kız kardeşinin vatanı Libya’dır.
  • Eski resmi adı Libya Arap Sosyalist Halk Cemahiriyesi idi. 2011 yılında başlayan iç savaşla devletin adı önce sadece Libya oldu, 2013 yılından bu yana ise Libya Devleti.
  • Taha Akyol’un yazısından: “Cemahiriye “cumhurlar idaresi” demektir. Kaddafi’ye göre liberal demokrasi bir Batı uydurmasıydı. Halk egemenliği için aşiret, köy, mahalle, semt ve şehir düzeyinde “cumhur”lar yani halk komiteleri kurulmalı, onlardan oluşan “Cemahiriye” devleti oluşturulmalıydı. Böylece cumhurlar (komiteler) yoluyla her şeye halk karar verecek, devletin yerini cumhurlarda örgütlenmiş halk alacaktı.
    Tabii her cumhur ya da komite Kaddafi’nin emrinde yapılandığı için ortaya iptidai bir totalitarizm çıktı… Zaten amaç bildiğimiz demokrasi değildi.”
  • Ülkenin başkenti Trablus.
  • Halkın %92’si Arap, %5’i Berberi. Ayrıca Tuaregler, Tubular ve Avrupalılar vardı.
  • Fiziki coğrafya açısında üç ana bölgeye ayrılır: Trablus, Berka (Sirenaika /Kireneika ) ve Sahra. Ülkenin %90’ı Sahra içinde kalır. En verimli tarım alanları Trablus bölgesindedir, en yoğun nüfus da buradadır. Trablus ve Bingazi, kentsel nüfusun üçte ikisini barındırmaktaydı. Zaten kırsal kesimde göçebe ve yarı göçebe hayvancılıktan yerleşik yaşam biçimine geçişin çok yakın bir geçmişi vardı.
Libya’da Sahra Çölü’nün kuzeyinde Ubari (Awbari) Kum Denizi. Ubari’nin büyüklüğü İsviçre kadar. Üzerinde 11 göl varmış, bir kısmı kurumuş, kuruyanlardan tuz elde ediliyor. Göllerin suları kullanıldığı için göllerin etrafında kamp yapılmasına izin verilmiyordu. Fotoğrafta görülen yere Um İl Me-Suyun Anası deniyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Libya’da Sahra Çölü’nün kuzeyinde Ubari (Awbari) Kum Denizi. Ubari’nin büyüklüğü İsviçre kadar. Üzerinde 11 göl varmış, bir kısmı kurumuş, kuruyanlardan tuz elde ediliyor. Göllerin suları kullanıldığı için göllerin etrafında kamp yapılmasına izin verilmiyordu. Fotoğrafta görülen yere Um İl Me-Suyun Anası deniyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Sirte (Surt) Havzası ve Bingazi çevresi başlıca petrol yataklarını barındırır. Nitelikli işgücü açığı nedeniyle petrol tesislerinde çok sayıda yabancı teknisyen ve işçi çalıştırılmaktaydı.
  • Libya’nın en önemli yeraltı zenginliği petroldür ve ihracat gelirlerinin tamamına yakını  petrolden sağlanırdı. Afrika’nın en büyük petrol üreticisi olan Libya’nın kanıtlanmış petrol rezervleri Afrika toplamının yaklaşık yarısını, dünya rezervlerinin ise %2’sini oluşturur. Petrol ve doğal gaz üretimi GSYİH’nın dörtte birini oluşturmaktaydı.
  • Çoğu uluslararası petrol şirketinin Libya’daki mal varlığı 1973 yılında millileştirilmişti. Daha sonra, çoğunluk hissesi Libya’da kalmak koşuluyla, çoğu İtalyan, bazı yabancı şirketlerin petrol aramasına izin verilmişti.
  • Petrol taşımacılığında dışa bağımlılığa büyük ölçüde son verilmişti.
  • Kaddafi döneminde diğer madenlerin çıkarımı da devlet denetimindeydi.