Etiket arşivi: Benito Mussolini

Fasces 1

Roma, pek çok şeyin başlangıç noktasıdır. İlk orada kullanılmış, uygulanmış şeyler daha sonra dünyada genel kabul görmüştür.

Ancak Fasces, bir Etrüsk mirasıdır.

Minos Uygarlığı’ndaki çift başlı balta lybris’in Etrüskler tarafından İtalya’ya taşındığı ve oradan esinlenildiği tahmin edilmektedir.

Fasces. Fotoğraf: Encyclopedia Britannica

Fasces.
Fotoğraf: Encyclopedia Britannica

Fasces bir demet. Tüylü huş ağacı çubuklarından oluşan sembolik bir demet.

Güç ve yargı yetkisini veya birlikten kuvvet doğacağı fikrini temsil ediyor.

Ahşap çubuklar halkı,

Demetteki balta, devletin gücünü,

Kırmızı deri şeritler, devlet gücünün sınırını simgeliyor. Yani “devletin kırmızı çizgileri.”

Daha az kırmızı şerit, daha güçlüyüm, sınırım az, anlamına gelirdi.

Roma Cumhuriyeti’nde (MÖ 509-27) demeti sivil hizmetli korumalar, liktorlar taşıyor.

Lictorlar, üst düzey görevlilere, magistralara eşlik ederdi.

Liktorlar magistraların önünde yürür ve bayrak gibi taşıdıkları Fasces sayısı ile magistranın statüsünü belli ederdi.

Pomerium Roma’nın kutsalı olduğundan orada Fasces’e balta takılmazdı.

Cumhuriyet’in durumu tehlikede olduğunda atanan diktatörler döneminde lictorlar Pomerium içerisinde de demetlere balta takarak, diktatörün elinde olağanüstü güç bulunduğunu ifade ederlerdi.

Diktatörlerin Faces şeritleri kırmızı değildi; güçlerinin sınırı daha belirsizdi.

Fotoğraf: The Westologist

Fotoğraf: The Westologist

Fasces, Fransız İhtilali’nde, halkın elindeki devlet gücünü sembolize etmiştir. Devrim sonrası Kuba’da da aynı anlamda kullanılmaktadır. Fotoğraf: CRW Flags Inc

Fasces, Fransız İhtilali’nde, halkın elindeki devlet gücünü sembolize etmiştir. Devrim sonrası Kuba’da da aynı anlamda kullanılmaktadır.
Fotoğraf: CRW Flags Inc

Fotoğraf: World News

Fotoğraf: World News

İtalyan faşizminin adı Fasces’ten türetilmiştir.

Faşist ilke ve öğretiler Giovanni Gentile (1875-1944) tarafından, Benito Mussolini (1883-1945) için yazılmıştır.

İtalyan Ulusal Faşist Parti Fasces’i sembollerinden biri yapmıştır.

Sembolün üçlü anlamı devlet gücü, halk mülkiyeti ve birliktelik 1922 yılında iktidara gelen Mussolini’nin propagandasında kullanılmıştır.

Fasces, 1926 yılından itibaren İtalya’nın resmi devlet sembolü olmuştur.

Fasces daha sonra da kullanılmaya devam etmiştir. Günümüzde en az 17 ülkenin arma, ordu ya da bayrağında kullanılan bir semboldür. ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi’nde, Beyaz Saray’da Oval Office’de, ABD mahkemelerinde, ABD Milli Muhafız Bürosu ambleminde halen kullanılmaktadır.

 

Libya 36 Cyrenaica Bingazi

Bingazi ile Tobruk arasında kalan sahil şeridi Sirenaika/Kireneika/Cyrenaica olarak bilinir. Bölgenin Arapça adı Barka veya Berka’dır. MÖ 509’da Roma ile Kartaca arasında yapılan anlaşmaya göre Roma, Cape Bon’u (Tunus) geçmeyecekti. Bu bölge, geleneksel olarak Kartaca Afrikası ile Yunan etkili Cyrenaica arasında sınırdı. Bu şerit üzerinde beş antik Yunan şehri (Pentapolis) bulunur: Tokra, Barke (kalıntıları görülemiyor), Tulmeyse, Cyrene ve Apollonia.

Biz bu bölgede Bingazi’den yola çıkıp Tulmeyse, Kasr Libya, Vadi Kuf, Cyrene, Ras-el-Hilal’de L’Atrun, Apollonia’yı gezip Bingazi’ye döndük.

Bölgenin en eski halkı Berberilerdir. Bölge tarih sırasıyla Mısır, Yunan, Pers, Ptolemy Hanedanı, Roma, Arap, Osmanlı, İtalyan işgaline uğramıştır. İncil yazarı Marcus’un Pentapolis doğumlu olduğuna inanılır.

Cyrenaica 1927-1963 yılları arasında tüm doğu Libya’yı içine alan bir eyalettir. Başkenti Bingazi olan bölge, 2012 yılında yarı otonom, 2013’te tam bağımsız olduğunu ilan etmiştir. Fotoğraf:en.wikipedia.org

Cyrenaica 1927-1963 yılları arasında tüm doğu Libya’yı içine alan bir eyalettir. Başkenti Bingazi olan bölge, 2012 yılında yarı otonom, 2013’te tam bağımsız olduğunu ilan etmiştir.
Fotoğraf:en.wikipedia.org

BİNGAZİ

  • Libya’nın ikinci büyük kenti olan Bingazi, İkinci Dünya Savaşı sırasında birçok kere el değiştirmiş, bombalarla yıkıldığı için modern bir kent idi.
  • Libya’nın ilk üniversitesi El-Cami el-Libya Eski Katedral’in hemen yanında.
  • Çift kubbeli Eski Katedral, cami olarak kullanılmaya başlanmış. Katedral, yapıldığı dönemde Kuzey Afrika’nın en büyük kilisesi imiş.
  • Ufak bir meydanın etrafında 1920-30’larda yapılmış, bombalardan ayakta kalmayı başarmış İtalyanların yaptığı binalar vardı.
  • Özgürlük Meydanı’ndan başlayarak bir kilometre boyunca uzanan şehrin kapalı çarşısı yerel pazar yeri gibiydi.
Şehrin merkezindeki Ömer Muhtar Caddesi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Şehrin merkezindeki Ömer Muhtar Caddesi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Özgürlük Meydanı’nda yeni Morik tarzında yapılmış saatli ve mazgallı Eski Belediye Binası, biz gittiğimizde kullanılmıyordu. Ancak İtalyan tarzı ön cephesi, sütunları ve kemerli girişleri ile görkemli bulunmuş olacak ki, büyük balkonu Benito Mussolini, II. Dünya Savaşı sırasında Alman Afrika Kolordusu komutanlığı yapmış olan Mareşal Erwin Rommel "Çöl Tilkisi" ve Kral İdris tarafından nutuk atma yeri olarak kullanılmış. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Özgürlük Meydanı’nda yeni Morik tarzında yapılmış saatli ve mazgallı Eski Belediye Binası, biz gittiğimizde kullanılmıyordu. Ancak İtalyan tarzı ön cephesi, sütunları ve kemerli girişleri ile görkemli bulunmuş olacak ki, büyük balkonu Benito Mussolini, II. Dünya Savaşı sırasında Alman Afrika Kolordusu komutanlığı yapmış olan Mareşal Erwin Rommel “Çöl Tilkisi” ve Kral İdris tarafından nutuk atma yeri olarak kullanılmış.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Belediye Binası’nın yanında ilk yapım tarihi 15. yüzyıla uzanan Atik Camii veya Büyük Cami bulunuyor. Cami, Osmanlı döneminde genişletilmiş, İtalyanlar zamanında restore edilmiş. Kuzey Afrika camilerinin genel özelliğinin aksine avlusu yok. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Belediye Binası’nın yanında ilk yapım tarihi 15. yüzyıla uzanan Atik Camii veya Büyük Cami bulunuyor. Cami, Osmanlı döneminde genişletilmiş, İtalyanlar zamanında restore edilmiş. Kuzey Afrika camilerinin genel özelliğinin aksine avlusu yok.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

Libya 6 İtalyan İşgali

  • Libya’da İtalyan egemenliğine direniş Birinci Dünya Savaşı boyunca da sürdü. 1922 yılında faşistlerin başa geçmesiyle Libya’ya yönelik tam sömürgeleştirme politikası başlatıldı. Geleneksel olarak Senusilere bağlılığıyla tanınan Berka’da Senusi tarikatının şeyhi Ömer Muhtar’ın (1862-1931) öncülük ettiği 1923’te başlayan Senusi direnişi, 1931yılına kadar sürdü. Ömer Muhtar 1931’de İtalyanlara esir düştü ve asıldı. 1935 yılında, Libya’yı “İtalya’nın dördüncü sahili” olarak anan Benito Mussolini, Libya’ya İtalyan göçmenler yerleştirmeye başladı. 1939 yılına gelindiğinde Libya’ya yerleşen İtalyanlar nüfusun %18’ine ulaşmıştı.
  • İkinci Dünya Savaşı döneminde Kuzey Afrika’daki harekat (1941-43), İtalyan sömürgeciliğine ağır darbe indirdi. Berka üç kez el değiştirdi, İtalyan göçmenler ülkelerine döndü, şehir Libyalı milliyetçilerin denetimine girdi.
  • Sirte önce İtalyanların, sonra İngilizlerin, sonra Almanların, sonra yine İngilizlerin ve yine Almanların zafer ve hezimetlerini gördü.
  • Senusilere 1942 yılında bağımsızlık sözü vermiş olan İngilizlerin baskısıyla İtalyan vesayeti ve Sovyet mandası önerileri reddedildi. Birleşmiş Milletler Kasım 1949’da Libya’nın birleşik bir krallık olarak en geç 1952 yılı başında bağımsız olması kararını aldı. Libya’nın özgürlüğünün, BM oturumunda Haiti delegesinin unutkanlık eseri verdiği bir fazla oyla gerçekleştiği söylenir.
Libya, Araplık ve İslam uğruna cihat ettiği düşünülen Ömer Muhtar’ın İtalyanlar tarafından tutuklanışı. Çöl Aslanı Ömer Muhtar, 1981 ABD Libya ortak yapımı dramatik bir savaş filmidir. Özgün adı Lion of the Desert’ tır. Yapımcılığını ve yönetmenliğini Arap asıllı ABD'li sinemacı Mustafa Akkad'ın yaptığı, 1981 yılında gösterime giren Çöl Aslanı Ömer Muhtar adlı filmin önemli rollerinde Anthony Quinn, Oliver Reed, Irene Papas, Rod Steiger, John Gielgud ve Raf Vallone oynamışlardır. Fotoğraf: wikimedia.org

Libya, Araplık ve İslam uğruna cihat ettiği düşünülen Ömer Muhtar’ın İtalyanlar tarafından tutuklanışı.
Çöl Aslanı Ömer Muhtar, 1981 ABD Libya ortak yapımı dramatik bir savaş filmidir. Özgün adı Lion of the Desert’ tır.
Yapımcılığını ve yönetmenliğini Arap asıllı ABD’li sinemacı Mustafa Akkad‘ın yaptığı, 1981 yılında gösterime giren Çöl Aslanı Ömer Muhtar adlı filmin önemli rollerinde Anthony Quinn, Oliver Reed, Irene Papas, Rod Steiger, John Gielgud ve Raf Vallone oynamışlardır.
Fotoğraf: wikimedia.org

  • Federal bir devlet yapısına dayalı anayasa hazırlandı ve 1950 yılında Senusi tarikatının İngiliz yanlısı önderi Sidi Muhammed İdris kral oldu. Senusiye, ilke ve amaçlarından bütünüyle uzaklaştı.
  • Kral İdris’in Büyük Mağrip projesi vardı. Mağrip, kuzeybatı Afrika bölgesidir. Tarihte, Müslüman idaresi sırasında İber Yarımadası, Malta ve Sicilya’yı da içerirdi. Günümüzde Mağrip, dar manada Tunus, Cezayir, Fas ve Batı Sahra’yı içerir. Libya ve Moritanya’nın da bunlara eklenmesiyle Büyük Mağrip diye adlandırılabilecek bölge ortaya çıkar. Mağrip, Berberilerin en yoğun olarak yaşadığı ve Berberi kültürünün en yoğun şekilde görüldüğü bir bölgedir. Bölge aynı zamanda, Arap kültürünün bir alt bölgesi özelliği gösterir. Örneğin Mağrip ülkelerinin kuskusa dayanan ortak bir mutfak kültürü vardır. Buna karşın Mısır ve doğu Arap mutfakları pirince dayanır. Ortak kültürün özellikleri Malta gibi çevre ülkelerde de hissedilir. Mesela modern Malta dili, Arapça’nın Mağrip ülkelerinde konuşulan aksanını taşır.
  • Trablus bölgesi halkı kendi bölgeleri için merkezi bir idareyi tercih ediyordu. Berkalılar ise Trablus’ta kurulacak merkezi bir idareden çekiniyorlardı. Fizan bölgesi ise diğer bölgelerden ayrı olarak kendi egemenliğini korumak istiyordu. Krallık kurulduğunda ortaya çıkan durum, ilerici Trabluslular ile gerici Berkalılar arasında zaten mevcut olan ayrılık, yıllar sonra 2011 yılında başlayan iç savaşta da kendini gösterdi.

 

 

İtalyan Yeni Gerçekçi Sineması

İtalyan Yeni Gerçekçi Sineması (1944-1955)

Faşist diktatör Benito Mussolini sinemanın önemini anlamış, 1937 yılında Roma’daki Cinecittà film stüdyosu devlet tekeli olarak  kurulmuş, Beyaz Telefon Filmleri olarak adlandırılan, halkın dikkatini baskı rejiminden uzaklaştırmak ve halkı eğlendirmek amacı taşıyan pek çok film bu stüdyolarda çekilmişti. Stüdyonun o dönemki sloganı “Sinema, en güçlü silahtır” idi. 1943 yılında Naziler, İtalya’yı işgal ettiklerinde stüdyoyu yağmaladılar. Prodüksiyon tesisleri geçici olarak Venedik’e taşındı ama Cinecittà savaş sonuna dek müttefik kuvvetlerin bombalarına hedef oldu.

Savaş sonrası devlet tekeli kalkınca küçük film yapımcıları varlık gösterebildi. Artık senaryoyu onaylaması gereken bir merci kalmamıştı.

Michelangelo Antonioni, Luchino Visconti, Gianni Puccini, Cesare Zavattini, Giuseppe De Santis, Pietro Ingrao ve Vittorio De Sica Yeni Gerçekçi akımın önemli adları. Politik olarak aktif, estetik olarak devrimci filmler yaptılar.

İtalyan Yeni Gerçekçiliği’nin konuları, dönemin İtalyan orta sınıfının, işçi sınıfının günlük yaşamını, faşist bir güce karşı dayanışmasını yansıtmak, Savaş sonrası İtalya’daki  ekonomik kargaşa ve belirsizlik ortamında ortaya çıkmış olan yoksulluk, işsizlik, umutsuzluk ve ahlaki çöküşü ve yıkılmışlık hissini işlemek, salon filmlerinin aksine hayal kırıklığına uğramış çalışan insanların gündelik sorunlarına eğilmekti. Gerçekten yaşanan olayları ve dramları perdeye getirmek istiyorlar, hümanist bir bakış açısıyla duygulara vurgu yapıyorlardı.

Akım, Beyaz Telefon Filmleri’ne bir tepki idi. Akımın teorisyeni yazar ve eleştirmen Zavattini, filmlerde insan doğasını yansıtmanın ana amaç olduğunu, profesyonel oyuncunun bu doğayı yansıtamayacağını öne sürüyordu. Çekimlerin çoğunu hiçbir oyunculuk deneyimi olmayan, amatör oyuncularla ve stüdyo yerine sokaklarda  yaptılar. Akımın filmlerinde çocuk karakterler önemli yer tutmuştu. Bu durum da profesyonel oyuncu ile çalışmama ilkesine; çok düşük bütçelerle çekilen bu filmlerde sokakta yapılan çekim, hem teoriye hem bütçeye uygundu. Çekimler sessiz olarak yapılıyor, sesler filme sonradan ekleniyordu. Kamera hareketleri azdı, mümkün olduğunca basit, doğal bir kurgu tercih ediliyordu. Filme psikolojik öge katmaya da karşıydılar.

Yeni Gerçekçiler, Fransız Şiirsel Gerçekçiliği’nden etkilenmişlerdi. Şiirsel Gerçekçilik, 1930’larda Büyük Buhran ile eşzamanlı ortaya çıkmış, II. Dünya Savaşı sona erene kadar etkisini sürdürmüştür. Mutsuz, umutsuz insanların durumunu anlatan filmlerin en önemli yönetmenleri Jean Renoir ve Marcel Carné idi. Antonioni ve Visconti Jean Renoir’ın asistanı olarak çalışmışlardı. Şiirsel Gerçekçilik Savaş sonrası yerini İtalyan Yeni Gerçekçik Akımı’na bıraktı. İtalyan Yeni Gerçekçiliği de, yine toplumsal meselelere eğilen, Fransız Yeni Dalga (1950’li, 60’lı yıllar) akımını etkiledi.

Roberto Rossellini’nin, Yeni Gerçekçiliğin başlangıç filmi olarak kabul edilen “Roma, Açık Şehir”’i (Roma, Città Aperta, 1945), Nazilerin teslim olan Roma’yı işgal ettikleri 1944 yılını konu alıyordu. Faşist bir güce karşı İtalyan orta sınıfının dayanışmasını konu alan film, savaşın hemen akabinde o günleri unutmak isteyen İtalyanlar tarafından başta çok ilgi görmese de, yıllar içinde hem ulusal hem de uluslararası camiada ün kazandı ve Yeni Gerçekçiliğin simge filmlerinden biri haline geldi. Anna Magnani ve Aldo Fabrizi gibi birkaç profesyonel oyuncunun dışında, tümüyle amatörler oynamıştı.1946 yılında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazandı.

Roberto Rossellini’nin, Yeni Gerçekçiliğin başlangıç filmi olarak kabul edilen “Roma, Açık Şehir”’i (Roma, Città Aperta, 1945), Nazilerin teslim olan Roma’yı işgal ettikleri 1944 yılını konu alıyordu. Faşist bir güce karşı İtalyan orta sınıfının dayanışmasını konu alan film, savaşın hemen akabinde o günleri unutmak isteyen İtalyanlar tarafından başta çok ilgi görmese de, yıllar içinde hem ulusal hem de uluslararası camiada ün kazandı ve Yeni Gerçekçiliğin simge filmlerinden biri haline geldi. Anna Magnani ve Aldo Fabrizi gibi birkaç profesyonel oyuncunun dışında, tümüyle amatörler oynamıştı.1946 yılında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazandı.

Yeni Gerçekçiliğin en çok bilinen, en çok atıfta bulunulan, kült filmi "Ladri di Biciclette" (Bisiklet Hırsızları, 1948). Vittorio de Sica'nın başyapıtı, savaşın ardından Roma'nın içinde bulunduğu yıkılmışlığı ve çaresizliği, bir ailenin gözünden anlatıyordu. Ricci ailesinin babasının çalışmak için sahip olması gereken ve eşyalarını rehin vererek aldığı bisikletinin çalınmasını ve baba-oğulun çalıntı bisikleti arayışlarını anlatan film, amatör oyuncularla çekilmişti. Solcuların filme tepkisi, “komünist rejim olsaydı, bisiklet bulunurdu” şeklinde olmuş.

Yeni Gerçekçiliğin en çok bilinen, en çok atıfta bulunulan, kült filmi “Ladri di Biciclette” (Bisiklet Hırsızları, 1948). Vittorio de Sica’nın başyapıtı, savaşın ardından Roma’nın içinde bulunduğu yıkılmışlığı ve çaresizliği, bir ailenin gözünden anlatıyordu. Ricci ailesinin babasının çalışmak için sahip olması gereken ve eşyalarını rehin vererek aldığı bisikletinin çalınmasını ve baba-oğulun çalıntı bisikleti arayışlarını anlatan film, amatör oyuncularla çekilmişti. Solcuların filme tepkisi, “komünist rejim olsaydı, bisiklet bulunurdu” şeklinde olmuş.

Genel kabule göre akımın son filmi Vittorio De Sica'nın 1952 tarihli Umberto D.'sidir. Kimileri, Federico Fellini'nin 1954 tarihli filmi Sonsuz Sokaklar’ı (La Strada) da bu akıma dahil eder.

Genel kabule göre akımın son filmi Vittorio De Sica’nın 1952 tarihli Umberto D.’sidir. Kimileri, Federico Fellini’nin 1954 tarihli filmi Sonsuz Sokaklar’ı (La Strada) da bu akıma dahil eder.

Kaldırım Çocukları, Bisiklet Hırsızları ve Umberto D.’nin senaryolarını Cesare Zavattini yazdı. Visconti, Tutku, Yer Sarsılıyor ve Rocco ve Kardeşleri’ni; Rossellini, Roma Açık Şehir, Hemşeri, Almanya Sıfır Yılı ve Stromboli’yi; Vittorio De Sica, Bisiklet Hırsızları, Milano’da Mucize, Kaldırım Çocukları ve Umberto D.’yi; Giuseppe De Santis, Acı Pirinç’i; Fellini Sonsuz Sokaklar’ı çekti.

Zavattini, Rossellini, Visconti ve De Sica sonraki 50 yıl için geçerli olacak temel ilkeleri tanımladılar. Yeni Gerçekçilik bir akım olarak birkaç yıl içinde sona ermiş olsa bile, bu akımın estetiğinin etkileri hala hissediliyor.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Bir Film Nasıl Okunur?, James Monaco, Oğlak Bilimsel Kitaplar, 2001.
  • 100 Yılın 100 Yönetmeni, Atilla Dorsay, Remzi Kitabevi, 2000.
  • Mutlu Sanat Odası, Nadir Öperli  ders notları.
  • İtalyan Yeni Gerçekçi Sineması, Milliyet Sanat Dergisi.