Etiket arşivi: Belçika

Çağdaş Sanata Varış 293|Sokak Sanatı 4

Banksy, 10 yıldır başta İngiltere olmak üzere farklı ülkelerde yaptığı çarpıcı duvar resimleriyle ünlenen bir sanatçı.  Gerçek kimliği yakın zamana kadar bilinmiyordu. Banksy, eserlerinde kullandığı imzası.  Sanatını bir iletişim aracı olarak kullanan sanatçı, iletmek istediği birçok politik ve sosyal mesajı dünyanın en kalabalık şehirlerinde herkesin görebileceği alanlarda veriyor. Kendi ifadesiyle gerilla sanatçısı olan Banksy, çalışmalarında savaş karşıtı, çevreci, hayvan haklarını savunan ve tüketim çılgınlığını eleştiren mesajlar vermektedir. Çağdaş dönemde, sokak sanatçılarının eserleri açık artırmalarda yer buluyor. Banksy’nin çalışmaları, dünyanın dört bir yanındaki Çağdaş Sanat örneklerinin profesyonel koleksiyoncuları ve alıcıları, Hollywood ünlüleri tarafından koleksiyonlara dahil ediliyor. 2007 yılında Banksy’nin imzasını taşıyan çalışmalar açık artırmada 500.000 Sterline satılmıştı. İngiliz sokak sanatçısı Banksy'nin 2006'da İsrail'in Batı Şeria'da ördüğü duvar üzerine çizdiği resim, İsrail'deki sert güvenlik tedbirlerini eleştiriyor, İsrail askeri tarafından kimlik kontrolüne tabi tutulan bir eşeği gösteriyordu. Duvar resmi, üzerine çizildiği 4 tonluk duvar parçasıyla birlikte 2015’te ABD'de müzayedeye kondu. ABD’den önce, Londra'da sergilendi. Eserin taban fiyatı 700 bin dolar idi. Banksy, hicvettiği düzen tarafından baş tacı ediliyor. Fotoğraf:www.sabah.com.tr

Banksy, 10 yıldır başta İngiltere olmak üzere farklı ülkelerde yaptığı çarpıcı duvar resimleriyle ünlenen bir sanatçı.
Gerçek kimliği yakın zamana kadar bilinmiyordu. Banksy, eserlerinde kullandığı imzası.
Sanatını bir iletişim aracı olarak kullanan sanatçı, iletmek istediği birçok politik ve sosyal mesajı dünyanın en kalabalık şehirlerinde herkesin görebileceği alanlarda veriyor.
Kendi ifadesiyle gerilla sanatçısı olan Banksy, çalışmalarında savaş karşıtı, çevreci, hayvan haklarını savunan ve tüketim çılgınlığını eleştiren mesajlar vermektedir.
Çağdaş dönemde, sokak sanatçılarının eserleri açık artırmalarda yer buluyor. Banksy’nin çalışmaları, dünyanın dört bir yanındaki Çağdaş Sanat örneklerinin profesyonel koleksiyoncuları ve alıcıları, Hollywood ünlüleri tarafından koleksiyonlara dahil ediliyor. 2007 yılında Banksy’nin imzasını taşıyan çalışmalar açık artırmada 500.000 Sterline satılmıştı.
İngiliz sokak sanatçısı Banksy’nin 2006′da İsrail’in Batı Şeria’da ördüğü duvar üzerine çizdiği resim, İsrail’deki sert güvenlik tedbirlerini eleştiriyor, İsrail askeri tarafından kimlik kontrolüne tabi tutulan bir eşeği gösteriyordu. Duvar resmi, üzerine çizildiği 4 tonluk duvar parçasıyla birlikte 2015’te ABD’de müzayedeye kondu. ABD’den önce, Londra’da sergilendi. Eserin taban fiyatı 700 bin dolar idi.
Banksy, hicvettiği düzen tarafından baş tacı ediliyor.
Fotoğraf:www.sabah.com.tr

Ten (Skin), Mehmet Ali Uysal, 2010. Bu çalışma, The Independent’ın “Dünyanın En İyi 10 Kamusal Sanat Örneği” listesine üçüncü sırada yer aldı. Uysal’ın bu işi, Belçika’nın Liege kentinde. Fotoğraf:www.ignant.de

Ten (Skin), Mehmet Ali Uysal, 2010.
Bu çalışma, The Independent’ın “Dünyanın En İyi 10 Kamusal Sanat Örneği” listesine üçüncü sırada yer aldı. Uysal’ın bu işi, Belçika’nın Liege kentinde.
Fotoğraf:www.ignant.de

Fransa’da, Le Puy-en-Velay’da Fransız sokak sanatçısı Patrick Commecy ve ekibi tarafından resimlenmiş bir binanın duvarı ve öncesi. Hipergerçekçi resimler yapan sanatçının Fransa’nın çeşitli bölgelerinde genellikle edebi karakterleri kullanarak ve renklendirerek dönüştürdüğü pek çok sıkıcı ve çirkin bina var. Karakterler o mahallede yaşamış tanınan kişiler ya da sanatçılar, politikacılar, ünlüler, bilim adamları olabiliyor. Bazen de binanın cephesine üç boyutlu ağaçlar çizerek betonu doğa ile yakınlaştırma çalışmaları yapıyor. Fotoğraf:www.amusingplanet.com

Fransa’da, Le Puy-en-Velay’da Fransız sokak sanatçısı Patrick Commecy ve ekibi tarafından resimlenmiş bir binanın duvarı ve öncesi. Hipergerçekçi resimler yapan sanatçının Fransa’nın çeşitli bölgelerinde genellikle edebi karakterleri kullanarak ve renklendirerek dönüştürdüğü pek çok sıkıcı ve çirkin bina var. Karakterler o mahallede yaşamış tanınan kişiler ya da sanatçılar, politikacılar, ünlüler, bilim adamları olabiliyor. Bazen de binanın cephesine üç boyutlu ağaçlar çizerek betonu doğa ile yakınlaştırma çalışmaları yapıyor.
Fotoğraf:www.amusingplanet.com

 

 

Çağdaş Sanata Varış 231|Çağdaş Dönem 7 Korku 1

  • 1989’da Hint asıllı Britanyalı yazar Salman Rushdie’ye karşı çıkartılan İran kaynaklı ölüm fetvası, bir devletin İslami kanunları kendi sınırlarının ötesine de dayatması olarak algılandı. Bu olay, İslam’ın Avrupa’daki varlığını görünür kılmıştı.
  • 1989’da Fransa’da yaşanan “Başörtüsü meselesi” bir geriye dönüş, kadın haklarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne bir tehdit, dolayısıyla uzun mücadele ile kazanılmış hakların sorgulanması olarak algılandı.
  • Fransa’da Stasi Komisyonu’nun 2003’te hazırladığı, devlet okullarında dinsel simgelerin göze batacak şekilde takılmasını veya giyilmesini yasaklayan kanun teklifi 2004 yılında yasalaştı. Fransa, 2010 yılında da yüzü tamamen örten kıyafeti yasakladı.
  • Fransa’da laiklik dört ilke üzerine kurulmuştur:
    Kilise ile devletin ayrışması,
    Siyasi iktidarın çeşitli inançlar karşısında tarafsız oluşu,
    İnanç özgürlüğü,
    Hakların eşitliği.

Bazı hukukçulara göre çıkarılan kanunda, hakemin tarafsızlığı değil, kamusal alanın tarafsızlığı gözetilmiştir.

  • Günümüzde Fransa’da 5 milyon Müslüman olduğu düşünülmektedir.
  • 1989’da Almanya’da referans kültürü hakim kılmaya yönelik Leitkultur gibi yeni temalar ortaya çıktı. Dışlayıcı bir tonu olan Leitkultur nosyonu, ulusal kimliğin yüceltilmesine ve kültürlerarası ilişkilerin bir hiyerarşi içinde algılanmasına yol açtı. Leitkultur, göçmenlerin çifte aidiyetlerini de reddetmeye yönelikti. 2000’lerde Leitkultur fikri, çokkültürcülüğün reddi, kültürel göreliliğin kınanmasına dönüştü.
  • Günümüzde Almanya’da 4,5 milyon Müslüman olduğu düşünülmektedir.
  • Medya, Avrupa’nın iki payandası cinsiyet eşitliği ve ifade özgürlüğü etrafında İslam’ın varlığına karşı genel bir seferberlik ilan etti. Recm, kadın sünneti, erkek çocuğun sünneti, zorla evlendirme gündeme geldi. Seferberlik sürüyor.
  • Terör saldırıları, günlük yaşamın seyrini sekteye uğratır, toplumsal sözleşmeyi parçalar, toplumu kutuplaşmaya sürükler, öngörülemeyen bir dizi olaya yol açar, toplumun tamamını yaralar.
  • Avrupa’da çokkültürcülüğe karşı geliştirilen ilk sert eleştiriler Hollanda’da 2000 yılında yapıldı. Çokkültürcülük Dramı adlı makalede göçe açık bir toplumun kırılganlığı vurgulandı.
  • 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra da pek çok olumsuz gelişme yaşandı.
  • 11 Eylül saldırılarından sonra, 2001 yılında İslam’ı Batı’nın yeni düşmanı olarak değerlendiren siyaset bilimci Samuel Huntington’ın Medeniyetler Çatışması tezine, İtalyan gazeteci Oriana Fallaci kendi yorumunu getirdi, İslam karşıtı bir manifesto olan Öfke ve Kibir adlı kitabını yayımladı. Kitap, geniş şekilde alıntı yapılan bir çok satar oldu, İtalya’da ders kitabı olarak okutulmaya başlandı. Fallaci 1990 yılında İnşallah adlı kitabında da İslam’a saldırmıştı.
  • 2004’te Submission/Teslimiyet adlı 10 dakikalık kısa filmin yönetmeni Hollandalı Theo van Gogh öldürüldü. Filmde, İslamistan’da, kadının aşağılanması konu ediliyordu.
  • Temmuz 2005’de El-Kaide Londra’ya saldırdı. 2007’de İngiliz hükumeti terörle mücadele kapsamında Bireylerin Radikalleşmesini Önleme Programı’nı başlattı (Prevent).
  • Eylül 2005’te bir Danimarka’nın en büyük günlük gazetesinde yayımlanan “Muhammed’in Yüzleri” özel sayısı, Hz. Muhammed’in 12 karikatürü yayımlandı. İslam’ın kutsal tabularını kırma, İslam’ın yergili temsiline razı etme, Peygamber’i eskiden kullanılan savaşçı imajından terörist imajına sokma girişimi olarak yorumlanan karikatürler bir dizi olaya neden oldu.
  • 2008’de Saraybosna’da binlerce cami yıkıldı. Savaşta camilerin yıkımında uygulanan sistematik şiddet mimari savaşı (warchitecture) kültürel-dinsel abidelere karşı girişilmiş bir soykırım olarak yorumlanmakta.
2009’da İsviçre’de yapılan referandumda İsviçrelilerin %57,5’i ülkelerinde minare yasağına "evet" demiştir. Yasak, Federal Anayasa’ya girmiştir. Birçok Avrupa ülkesinde yapılan kamuoyu yoklamalarında çoğunlukla minare ve cami inşaatlarının yasaklanması lehine sonuçlar çıkmıştır: Çek Cumhuriyeti %78, Slovakya %70, Belçika %59, Danimarka %51, İtalya %60. Fotoğraf: www.cnnturk.com

2009’da İsviçre’de yapılan referandumda İsviçrelilerin %57,5’i ülkelerinde minare yasağına “evet” demiştir. Yasak, Federal Anayasa’ya girmiştir.
Birçok Avrupa ülkesinde yapılan kamuoyu yoklamalarında çoğunlukla minare ve cami inşaatlarının yasaklanması lehine sonuçlar çıkmıştır: Çek Cumhuriyeti %78, Slovakya %70, Belçika %59, Danimarka %51, İtalya %60.
Fotoğraf: www.cnnturk.com

  • 2010’da Almanya’da Thilo Sarrazin’in bir yılda bir milyon satan Almanya Kendini Yok Ediyor adlı kitabı, nüfusun daha az eğitimli ve daha az zeki kesimlerinin hızla çoğalmasının ülkenin ekonomik rekabet gücünü, kültürel mirasını, özünü kaybetmesine yol açacağını anlatıyordu.

 

Çağdaş Sanata Varış 16 | 19. Yüzyıl Mobilyası ve Bahçesi

  • Mobilyalar mimari maketler olmaktan çıkmış, fonksiyona dönük olmaya başlamıştır.
  • Dekorasyon için burjuva ideolojisini yansıtan, etkileyici olmayan fakat işlevsel, hoş ve rahat Biedermeier üslubu Almanya ve Avusturya’da, Louis-Philippe üslubu ise Fransa’da yaratıldı.
1830-1848 yılları arasında hüküm sürmüş kralın adı ile anılan stil, sade, yumuşak hatlı, az süslemeli, daha çok koyu renk ahşabın kullanıldığı mobilyalara verilen addır. Louise-Philippe stili komodin ve masaların üstü genellikle mermer ile kaplıdır.

1830-1848 yılları arasında hüküm sürmüş kralın adı ile anılan stil, sade, yumuşak hatlı, az süslemeli, daha çok koyu renk ahşabın kullanıldığı mobilyalara verilen addır. Louise-Philippe stili komodin ve masaların üstü genellikle mermer ile kaplıdır.

Burjuvazinin konforu için üretilen Biedermeier, Ampir, XVI. Louis ve İngiliz Regency stillerinden doğmuştur. Yapımında daha çok meyva ağaçlarının ahşabı kullanılmıştır. Sadelik, pratiklik, konfor ve gösterişten uzak olması tanımlayıcı unsurlarıdır. Biedermeier 20.yüzyılın fonksiyonel mobilyasının atasıdır.

Burjuvazinin konforu için üretilen Biedermeier, Ampir, XVI. Louis ve İngiliz Regency stillerinden doğmuştur. Yapımında daha çok meyva ağaçlarının ahşabı kullanılmıştır. Sadelik, pratiklik, konfor ve gösterişten uzak olması tanımlayıcı unsurlarıdır. Biedermeier 20.yüzyılın fonksiyonel mobilyasının atasıdır.

Mobilya yapımında dönemin en radikal icadı Avusturya’da Michael Thonet tarafından yapıldı. Biedermeier stilinin moda olduğu dönemde mobilyacı olan Thonet, 1830’larda gemi inşa tekniklerinden esinlenerek ahşabı ısı ve su ile büküp şekil verme denemelerine girişti. 1840’lara gelindiğinde Fransa, Belçika ve İngiltere’de patent anlaşmaları yapmıştı. Sadelik, zerafet, hafiflik  ve pratiklik yine gözetilen hususlardı.

Mobilya yapımında dönemin en radikal icadı Avusturya’da Michael Thonet tarafından yapıldı. Biedermeier stilinin moda olduğu dönemde mobilyacı olan Thonet, 1830’larda gemi inşa tekniklerinden esinlenerek ahşabı ısı ve su ile büküp şekil verme denemelerine girişti. 1840’lara gelindiğinde Fransa, Belçika ve İngiltere’de patent anlaşmaları yapmıştı. Sadelik, zerafet, hafiflik ve pratiklik yine gözetilen hususlardı.

 

Kesin hatlar içeren klasik Fransız bahçesinin yerini, doğayı öykünen, el değmemiş gibi doğal ve dağınık görünen İngiliz bahçesi aldı.  Klasik tarzdaki yılankavi kıvrımların ve çalılıkların moda olmaktan çıktığı 19. yüzyılda popüler olmuş, 20. yüzyılda, 'İngiliz bahçesi' terimi peyzaj mimarları tarafından kullanılmaya başlanmıştır. İngiliz bahçesi dendiğinde akla ilk gelenler; doğal görünüm, çok çeşitli bitki kullanımı, renklere göre bitki gruplamaları, sebze köşesi, bahçe aksesuarı kullanımı gibi özelliklerdir.

Kesin hatlar içeren klasik Fransız bahçesinin yerini, doğayı öykünen, el değmemiş gibi doğal ve dağınık görünen İngiliz bahçesi aldı. Klasik tarzdaki yılankavi kıvrımların ve çalılıkların moda olmaktan çıktığı 19. yüzyılda popüler olmuş, 20. yüzyılda, ‘İngiliz bahçesi’ terimi peyzaj mimarları tarafından kullanılmaya başlanmıştır. İngiliz bahçesi dendiğinde akla ilk gelenler; doğal görünüm, çok çeşitli bitki kullanımı, renklere göre bitki gruplamaları, sebze köşesi, bahçe aksesuarı kullanımı gibi özelliklerdir.

Varşova’da, Arkadia Romantik Parkı. 18.yüzyıl sonu, 19.yüzyıl başında romantik park yapmak moda olmuş. Bu parkı Litvanya Grand Düşesi Helena Radziwill tasarlamış. Park, Nieborow Sarayı’na ait. Romantik park tanımlaması,  küçük tapınaklar, gotik binalar, su kemerleri gibi antik, nostaljik parçalarla süslenmiş parklar için kullanılmış. Arkadia Romantik Parkı’da Diana’ya ait bir küçük tapınak vardı.  Romantik dönemde İtalya’ya gitmek, görmek, tercihan orada bir müddet kalmak en yaygın isteklerden biriydi.

Varşova’da, Arkadia Romantik Parkı. 18.yüzyıl sonu, 19.yüzyıl başında romantik park yapmak moda olmuş. Bu parkı Litvanya Grand Düşesi Helena Radziwill tasarlamış. Park, Nieborow Sarayı’na ait. Romantik park tanımlaması, küçük tapınaklar, gotik binalar, su kemerleri gibi antik, nostaljik parçalarla süslenmiş parklar için kullanılmış. Arkadia Romantik Parkı’da Diana’ya ait bir küçük tapınak vardı.
Romantik dönemde İtalya’ya gitmek, görmek, tercihan orada bir müddet kalmak en yaygın isteklerden biriydi.