Etiket arşivi: Beethoven

Çağdaş Sanata Varış 315|Çağdaş Dönemde Müzik 2

  • Çağdaş Dönem’de müzikte de alternatif yaklaşımlar, disiplinler arası çalışmalar, sıra dışı mekanlarda gösterimler, multimedya ögelerinden yararlanma, farklı dönemler ve müzik türleri arasında etkileşim kuran performanslar gerçekleştirilmiştir.
  • York Üniversitesi gibi bazı yükseköğrenim kurumlarında sanat, mimari, matematik, kozmoloji, müzik ve bilim arasındaki disiplinler arası etkileşimleri keşfetmeyi amaçlayan Müzik Araştırmaları Merkezi bulunuyor.
  • Patti Smith’in Land 1975-2002 adlı albümünün metinlerini ünlü yazar Susan Sontag kaleme aldı. 11 Eylül’de ülkesi ABD’yi eleştirmesiyle çirkin saldırılara maruz kalan Sontag’ın Patti Smith’le yaptığı iş birliği iki radikal sanatçının çağdaş bir uğraşı oldu.
  • Konserlere, genelde bir tiyatro sanatçısının da anlatıcı olarak katılması çağımıza ait bir uygulama.
  • Çağdaş, Klasik ve Caz müzikte ustalık gösterebilen; trompetçi, doğaçlama sanatçısı ve besteci Markus Stockhausen (1957-)gibi müzisyenler çağımızı yansıtıyor.
  • Artık, Pierre Boulez, Julia Morrison, Yannis Xenakis gibi bilgisayar kullanarak beste yapan sanatçılar var.
  • Enstalasyon/Yerleştirme Sanatı’na ses yerleştirmeleri de dahil oldu. Kanadalı sanatçı Janet Cardiff (1957-), 2001 yılında gerçekleştirdiği ses yerleştirmesi Kırk Sesli Motet’te, Thomas Tallis’in elden geçirilmiş eserini kullanmış, besteyi bir ses etkinliğine dönüştürmüş, galeri mekanına yerleştirilen kırk hoparlörün her birinden farklı bir şarkıcının sesi yayınlanmıştır. Galeri mekanında gezinenler, yerlerini değiştirdikçe, işittikleri ses karışımı da değişmiştir. Sanatçı, partneri George Bures Miller ile birlikte 1995 yılından bu yana ses yürüyüşleri de düzenlemektedir. Sanatçılar, çok kanallı kayıt teknolojisi kullanılarak üretilen sesi, katılımcılara verdikleri taşınabilir müzik çalardan dinletirken, müziğin dinleyicilerin çevrelerine ilişkin algılarını radikal şekilde değiştirdiği öne sürmektedir.
  • ABD’li sanatçı Jennifer Allora (1974-) ile Küba doğumlu sanatçı Guillermo Calzadilla (1971-) 2008 yılında bir Performans-Heykel-Resital-Dans eseri ürettiler. Önce 20. yüzyıl başında üretilmiş bir Bechstein piyanoyu hazırladılar: Piyanonun kuyruk kapağı üstünde, ayakta duran bir piyanistin sığabileceği büyüklükte bir delik açtılar; iki oktavı kullanım dışı bırakıp geri kalan telleri işlevlerini yerine getirecek şekilde korudular; piyanonun pedallarını ters yöne çevirdiler. İcracı bir yandan piyano çalarken bir yandan da önceden belirlenmiş koreografiye göre piyanoyu mekan içinde sürekli hareket ettirecekti. Çalınacak eser Hitler’in en sevdiği bestelerden biri olan Neşeye Övgü (Beethoven, Dokuzuncu Senfoni’nin bir bölümü, 1824), 1942 yılında Wilhelm Furtwängler yönetiminde Hitler’in doğum gününde bir Bechstein ile çalınmıştı. Neşeye Övgü ayrıca Irkçı politika ile yönetilen Rodezya’nın (Zimbabwe’nin eski adı) ulusal marşı idi; Kültür Devrimi sırasında Çinliler tarafından benimsenmişti ve Avrupa Birliği’nin marşı idi. Sanatçı ikilinin küresel siyasetin alegorisini yaptıkları pek çok eseri bulunuyor.
Çeşitli sanatçılar tarafından icra edilen Dur, Onar, Hazırla: Hazırlanmış Piyano için Neşeye Övgü Çeşitlemeleri’ni MoMA’da Jun Sun çalarken. Fotoğraf:  Ángel Franco/The New York Times

Çeşitli sanatçılar tarafından icra edilen Dur, Onar, Hazırla: Hazırlanmış Piyano için Neşeye Övgü Çeşitlemeleri’ni MoMA’da Jun Sun çalarken.
Fotoğraf: Ángel Franco/The New York Times

 

Çağdaş Sanata Varış 11 | Romantizm 8

Romantik Dönemde 19. Yüzyılda Müzik 1

Varşova’da, Belvedere ile botanik bahçeleri arasında yer alan Lazienki park ve saraylar kompleksinde Kral Poniatowski’nin yazlık sarayından başka on sekiz bina, 11 giriş kapısı olan 80 hektarlık parktaki Chopin heykeli.  Waclaw Szymanowski’nin yaptığı heykelde Chopin bir salkım söğüdün altında oturuyor. Heykelin yüksekliği 7m. Mayıs-Eylül arasında her Pazar saat 12 ve 16’da burada konserler veriliyor.

Varşova’da, Belvedere ile botanik bahçeleri arasında yer alan Lazienki park ve saraylar kompleksinde Kral Poniatowski’nin yazlık sarayından başka on sekiz bina, 11 giriş kapısı olan 80 hektarlık parktaki Chopin heykeli.
Waclaw Szymanowski’nin yaptığı heykelde Chopin bir salkım söğüdün altında oturuyor. Heykelin yüksekliği 7m. Mayıs-Eylül arasında her Pazar saat 12 ve 16’da burada konserler veriliyor.

 

  • Müzik alanında Romantizm’in yüzyıl boyunca sürdüğü kabul edilir. Müzikte Romantik Dönem, 19. yüzyılı kapsayan müzik akımıdır.
  • 18. yüzyıl Klasik akımının kuralcı sınırlarına karşı bir başkaldırıdır.
  • 18. yüzyılda belli bir toplum katının eğlencesi için yapılan üretim 19. yüzyılda bestecinin kendini anlatma gereksiniminden doğar.
  • Romantik dönemin en önemli özelliklerinden biri, her ülkenin kendi ulusunun renklerini taşıyan, kendine özgü bir müzik anlayışı geliştirmesidir.
  • Ulaşamayacağının peşinden koşan, kendine acıyan, ruhsal iniş çıkışlarını yapıtlarına yansıtan, bir türlü sözünü bitiremiyen, yapısal çerçevelerle düşüncelerini sınırlamaktan kaçınan, iç dünyasının karmaşasını sanatına yansıttıkça tekniği de karmaşıklaşan bestecilerin dönemidir.
  • 19. yüzyılda özel müzik patronları ortadan kalkar, konser kurumları ve festivaller artar. Eğitimli küçük dinleyici kitlesi yerini, eğitimsiz orta sınıfın kalabalık dinleyicisine bırakır. Besteci eğitimli küçük grubun beğenisine göre üretmekten kurtulmuş ama hiç tanımadığı geniş bir kitleye seslenebilme kaygısına kapılmıştır. Esin kaynaklarını kendi iç dünyasında arar, hayalindeki ideal kitle için beste yapar.
  • İlk halk konserleri 17. yüzyılda Londra’da yapılmış ve çok sevilmiştir. İngiltere’yi Almanya ve Fransa takip etmiştir. 19. yüzyılın ilk çeyreğinin sonuna kadar konser salonlarının sayısı sınırlı kalmıştır. Artık büyük konser salonlarına ihtiyaç vardır. Kalabalık dinleyici kitlesine ilaveten, Romantik Dönem’de bestelenen müzik daha çok çalgıyı, daha büyük orkestrayı, dolayısıyla daha büyük sahneyi gerektirmekteydi. Çağ sonunda Wagner Bayreuth’da kendi operalarının sahnelenmesi için bir opera binası yaptırmıştır.
  • Klasik Dönem’de varlıklı ailelerin üyeleri bir çalgı çalarak yetişirdi. Ünlü besteciler de bu amatör müzisyenler için beste yapardı. 19. yüzyılda ise bestecilerin tekniği karmaşıklaşmış, çalgının ustası virtüoz yorumcular ortaya çıkmıştır. Chopin’in, Liszt’in, Paganini’nin harikalar yaratan çalış tekniği dönemin ölçütü olmuştur.
  • Romantik müzikte solist, orkestra ile yarışır.
  • Klasik’te en baştaki motif en sonda yinelenirdi. Romantik armonide ise müzik birkaç kez sona yaklaşır gibi olur, ana temadan yeniden uzaklaşır, bir türlü parçanın sonuna varılamayan bir duygu egemen olur. Klasik konçertonun bitişinde başta sunulan motife dönüş yerine solistin parlak bir kadansı ile yapıt tamamlanır.
  • Yorumcunun bir süre için verilen ölçüyü bırakıp kendi içinden gelen bir zamanlama ile çalması özgürlüğü de bu döneme aittir.
  • Lied’in şiirsel içeriği ile senfonik yapıtların dramatik ruhu birleşip programlı müzik adıyla yeni bir biçimde çözümlenir. Programlı müzik, çalgı topluluğu için yazılmış, şiirsel, betimleyici, öyküleyen bestelerdir. Beethoven’in Pastoral Senfoni’si ile başlayan programlı müzikler, Romantik Çağ’ın hemen her bestecisinin denediği bir tarz olmuştur.
  • Programlı müzikler, zamanla senfonik şiir biçimine yol açar. Senfonik şiirler tek bölümlü, geniş soluklu, uzun yapılardır. Belirli bir öyküyü ya da bir resmi müzikle betimlerler. Liszt, senfonik şiirin babası, Strauss ustasıdır.
  • Romantik müzik, edebiyat ve plastik sanatlardan büyük ölçülerde etkilenmiştir. Schubert ve Schumann’ın liedlerinde şiir, müzikle sese dönüşür; Wagner, tüm sanat dallarını birleştirmeyi hedefleyen müzikli dramlarını yazar. Wagner, romantizmin aşırı ucunu temsil eder.
  • Romantik çağın gözde çalgısı piyanodur. Oda müziğinde de piyanolu biçimler gelişir.
  • Bu çağda en çok piyano ve keman için konçertolar bestelenir. Çünkü romantik bestecinin duygularını en güzel dile getiren çalgılar piyano ve kemandır.
  • Oda müziği Klasik Dönem’in, senfoni Romantik Dönemin gözdesidir.
  • Kendi duygu ve arzularını müziğinde dile getiren Beethoven Klasik-Romantik akımları birbirine bağlar. Romantik bestecilerden bazıları Schubert, von Weber, Mendelssohn, Schumann, Chopin, Paganini, Berlioz, Liszt, Brahms’dır.
  • Post-Romantik besteciler  Bruckner, Wolf, Mahler, Strauss.
  • Klasikçinin biçimi özü yönetirken, romantiğin özü biçime karar verir.
  • Majör tonlar yerine minör tonlar tercih edilir. 19. yüzyılın ikinci yarısında yazılmış senfonilerin yüzde yetmişi minör tondadır.
  • Düşleri, doğaüstü imgeleri yeğler. Berlioz, Fantastik Senfoni’sinde düşlerini yansıtmıştır.
  • Hegel, güzel sanatları değerlendirirken müzik ve şiiri en yüce sanat dalları olarak niteler.
  • Romantik çağın temel ruhu idealist ve dünyasaldır. Hiçbir ünlü besteci Kilise’ye hizmet için veya dinsel bir törene eşlik etmek için dinsel yapıt üretmemiştir.
  • Bu dönemde Rönesans kilise müziği yeniden ilgi görmüştür.
  •  Sembolizm ve bütün öteki devrimci müzik akımları Romantizm’den kaynaklanmıştır.
Polonya, Zelazowa Wola’da Frederic Chopin’in 1810 ‘da doğduğu ev ve bahçesindeki heykeli. Chopin, 20 yaşında Varşova’dan ayrılmış ve hep yurtdışında yaşamış. Londra’da, Majorka’da (George Sand ile) ve Paris’te. 1849’da Paris’te ölmüş.

Polonya, Zelazowa Wola’da Frederic Chopin’in 1810 ‘da doğduğu ev ve bahçesindeki heykeli. Chopin, 20 yaşında Varşova’dan ayrılmış ve hep yurtdışında yaşamış. Londra’da, Majorka’da (George Sand ile) ve Paris’te. 1849’da Paris’te ölmüş.

Evin içindeki bu salonda Chopin’in eserlerinden bir resital izledik.

Evin içindeki bu salonda Chopin’in eserlerinden bir resital izledik.

Varşova’daki Holy Cross Church’de Chopin’e ait kitabe. Bu kitabe, bestecinin vasiyeti üzerine Paris’ten getirilen kalbini muhafaza eden kabı örtüyor.  Bu da romantik bir durum değil mi?

Varşova’daki Holy Cross Church’de Chopin’e ait kitabe. Bu kitabe, bestecinin vasiyeti üzerine Paris’ten getirilen kalbini muhafaza eden kabı örtüyor.
Bu da romantik bir durum değil mi?

 

 

Kumkapı ve Müzik

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın Müzik Festivali yolumuzu seneler sonra Kumkapı’ya düşürdü ve bizlere eşsiz bir akşam daha yaşattı.

Nur Emiroğlu ile erkenden vardığımız Kumkapı’da sokakları gezdik, Kör Agop’ta güzel bir yemek yedik ve konserimizi dinlemek için Surp Vortvots Vorodman Kilisesi’ne gittik.

Sokakları gezerken ve lokantanın dış mekanında yemeğimizi yerken gördüğümüz, Kumkapı’yı turla gezen turist gruplarına ilaveten, Kumkapı’da yerleşik olduğu anlaşılan yedi düveli izledik. Tam bir “ birleşmiş milletler “ havası vardı. Eskiden görkemli olduğu anlaşılan, şimdi çok bakımsız ve terk edilmiş haldeki binalar restore edilse diye düşündük. Kumkapı’da yaşam aslında sokakta geçiyor, tüm işler sokakta yapılıyor gibi gördük.

Kör Agop’ta yemek yerken yolun karşısındaki berberin vitrinini Nur bana gösterince doğrusu fotoğrafını çekmeden duramadım. Kumkapı’daki berber ve kuaför bolluğu dikkatimizi çekti.

Kör Agop’ta yemek yerken yolun karşısındaki berberin vitrinini Nur bana gösterince doğrusu fotoğrafını çekmeden duramadım. Kumkapı’daki berber ve kuaför bolluğu dikkatimizi çekti.

Konserin yapıldığı mekanın tarihi oldukça eski ve maceralı. Surp Vortvots Vorodman Kilisesi dini bir kompleksin parçası. 1641 yılında Ermeni Patriklik mekanı Samatya’dan Kumkapı’ya taşınmış. Patrikhane binasının karşısındaki kilise Ermeni Patrikhane Kilisesi olmuş. 1718, 1762, 1826 yıllarında bölgede çıkan ve çok can ve mal kaybına neden olan yangınlardan sonra, Osmanlı Devleti mimarları ailesinden meşhur Krikor Amira Balyan tüm kompleksi tamamen kagir inşa etmiş ve 1828 yılında ibadete açılmış. Birinci Dünya Savaşı’nda depo, 1940’lı yıllarda zincir ve halat fabrikası, 1966 ve 1975 yıllarında yaşanan Varto ve Lice depremlerinden sonra Ermeni depremzedelere barınak olmuş. 2010 Avrupa Kültür Başkenti programı kapsamında restore edilip 2011 yılında törenle hem ibadete hem de kültür merkezi olarak açılmış. Bu yıl ise ilk kez festivalde bir konsere ev sahipliği yaptı.

Ermeni Patrikhanesi binası

Ermeni Patrikhanesi binası

Kim Kashkashian ve Péter Nagy’i bekleyen salon

Kim Kashkashian ve Péter Nagy’i bekleyen salon

Ermeni asıllı Amerikalı Kim Kashkashian ve Macar Péter Nagy pek çok ödül kazanmış, uluslararası ün sahibi sanatçılar, pek çok kez birlikte çalmışlar. Kashkashian viyolanın eşsiz sesi olarak tanınıyor.  En taze ödülü 2012 yılında yaptığı albümü ile 2013 yılında En İyi Klasik Solo Enstrüman dalında kazandığı Grammy Ödülü. 1995 yapımı Theo Angelopoulos’un, Cannes Film Festivali’nde En İyi Film seçilen unutulmaz filmi, Ulysses’ Gaze’in  Eleni Karaindrou tarafından yapılan bestelerinde viyolada Kim Kashkashian’ın performansını da anmadan geçmek imkansız.

Kim Kashkashian’ın çalarken yüzünden okunan mutluluk, performans esnasında gülümsemesi, gözlerindeki yumuşak ifadesi ile  izlemeyi de çok keyifli buldum. Mimikleri, vücut hareketleri ile çalarken izleyiciyi rahatsız eden sanatçılardan değil. Ben böyle durumlarda o sanatçının konserine gitmeyi değil, CD den dinlemeyi tercih ediyorum. Bu yılki festival programında yer alan, yorumlarının başarısı hiç tartışılmayan, uluslararası ün sahibi bir sanatçının konserine bu yüzden bilet almadım. Kashkashian mutluluk ve huzurunu izleyicisine yansıtmayı başaran bir sanatçı.

Programda, Shostakovich, Beethoven ve Schumann eserlerinin yanı sıra Komitas Vardapet bestesi Ermeni Şarkıları da yer almaktaydı. Komitas, Kütahya doğumlu bir Osmanlı, papaz, Berlin’de müzikoloji doktoru ünvanını kazanmış, Ermeni halk şarkılarını derleyen, besteler yapan, Uluslararası Müzik Cemiyeti kurucularından, müziğe yapmış olduğu katkılar dünyada bugün de takdir gören, eserleri hala çalınan ve söylenen biri. 1915 olaylarında İstanbul’dan Çankırı’ya sürülüyor. Mehmet Emin Yurdakul, Halide Edip ve ABD elçisi Henry Morgenthau’nun Talat Paşa’ya yaptıkları baskılar sonucu İstanbul’a geri geliyor ama geçen bu sürede yaşadığı korku ile 1916 yılında La Paix’de tedavi altına alınıyor, 1919’da Paris’teki bir psikiyatri kliniğine yatırılıyor ve 1935 yılında orada ölüyor.

Devlet hoyratlığından hala bir şey kaybetmedi, kaybetmek de istemiyor..

 

Yararlanılan Kaynaklar

Dr. Elmon Hançer, vorodman.com