Etiket arşivi: beden

Dövme – Tendeki Nakış 4

  • 1960’lardan itibaren beden, kültürün izlerini üzerine kaydettiği bir alan olarak düşünüldü. Beden, kültürün ve tarihsel gelişmelerin canlı bir tanığı olarak kabul edildi. Antropoloji metinlerinde beden, kültürün ve sosyal yapının dövmeyle, giysiyle, ritüelle, dansla yansıdığı bir alan olarak yerini aldı. M. Foucault, G. Deleuze, J. Derrida, J. F. Lyotard, J. Baudrillard gibi çağdaş filozoflar bu alana özel bir ilgi göstermişlerdir.
  • Beden yüzeyindeki yazılar, bedenin boyanması, dövmeler kültürün bir biçimde beden üzerine yazılmasını simgeler.
  • Modern insanların yaptırdıkları dövmeler de birer kimlik göstergesi olarak okunabilirler ama geleneksel topluluklarda görülen dövme, kültürel bağlamın tüm örüntülerini sergiler. Dövme yaptırmaya kendi iradeleriyle karar vermiş olsalar da, buna yol açan kültürel ortamın varlığı esas belirleyicidir.
  • Süs için, inanç nedeniyle, bir sağaltma tekniği, bekaretin simgesi olarak yapılan dövmeler vardır. Ülkemizde geleneksel dövmelerin sembolleri aşiretleri ya da bazı aileleri simgeler.
  • Etnisite, din, coğrafya, yaş ve cinsiyet gibi değişkenler dövmede kullanılan sembolleri etkileyebilir. Dolayısıyla dinler tarihi, antropoloji, sosyoloji, halkbilim, sanat tarihi, göstergebilim dövme söz konusu olduğunda kavramsal tartışmalarda kendilerine yer bulabilecek disiplinlerdir.
Mardin’de kadınların yüzlerinde, ellerinde dövmeler vardır. Bazı kadınların alt dudağı mosmordur. Peygamberin kızı Fatma’yı bir kölenin ısırdığına, bu kutsal insanın alt dudağını yaraladığına inanırlar, bu yüzden alt dudaklarını dövmeyle morartırlar. Hazreti Fatma’yı zenci bir kölenin öpmesi ile/şeytanın öpmesi ile dudağının morardığı da söylencenin başka şekilleridir. Zamanın genç kızlarının Hz. Fatma bundan utanç duymasın diye, Hz. Fatma’ya benzemek için, alt dudaklarına dövme yaptırdıklarına inanılır. Bu yüzden alt dudağa yapılan dövme helal, diğerleri haramdır da denir.  Dara’da yalnızca fotoğraf yoluyla iletişim kurabildiğimiz bu hanımın da dudağında küçük, mor bir dövmesi vardı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Mardin’de kadınların yüzlerinde, ellerinde dövmeler vardır. Bazı kadınların alt dudağı mosmordur. Peygamberin kızı Fatma’yı bir kölenin ısırdığına, bu kutsal insanın alt dudağını yaraladığına inanırlar, bu yüzden alt dudaklarını dövmeyle morartırlar. Hazreti Fatma’yı zenci bir kölenin öpmesi ile/şeytanın öpmesi ile dudağının morardığı da söylencenin başka şekilleridir. Zamanın genç kızlarının Hz. Fatma bundan utanç duymasın diye, Hz. Fatma’ya benzemek için, alt dudaklarına dövme yaptırdıklarına inanılır. Bu yüzden alt dudağa yapılan dövme helal, diğerleri haramdır da denir.
Dara’da yalnızca fotoğraf yoluyla iletişim kurabildiğimiz bu hanımın da dudağında küçük, mor bir dövmesi vardı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Ülkemizde dövmenin birçok bölgede var olduğu bilinmektedir. Ama geleneksel dövmenin nispeten yoğun görüldüğü iller Şanlıurfa, Mardin ve Gaziantep’tir. Diyarbakır, Batman ve Kilis de listeye eklenebilir. Dövme taşıyan kişi sayısının Şanlıurfa’da ve özellikle Harran çevresinde en yoğun olduğu saptanmıştır. Bölgede dövme daha çok Araplar ve Kürtler arasında; Kürtlerde ise daha çok Ezidilerde yaygındır. Aynı bölgede vücutların mahrem bölgelerine de dövme yapılabildiği bilinmektedir.
  • Bölgede yaşayan Arap, Kürt, Türkmen, Karaçi, Ezidi topluluklarının benzer dövme simgeleri ve teknikleri kullandığı söylenebilir. Coğrafi açıdan dövme görülme sıklığı, Suriye sınır bölgesine yaklaştıkça artmaktadır.
  • Süryaniler, haç ziyareti sırasında kollarına haç sembolü ve haccın gerçekleştiği yılı dövme ile işlerler.

 

Zihin-Beden Yapıları

  • Kökeni Hindistan’ın Vedik kültürüne dayanan 5000 yıllık Ayurveda şifa sistemine göre her insanın doğuştan sahip olduğu bir bünye tipi vardır. Bu bünye tipine dosha adı verilir.
  • Ayurveda prensiplerine göre fiziksel ve zihinsel karakter yapımızı belirleyen üç ana dosha vardır.
  • Kişilerde genellikle bir baskın dosha vardır. Bazen iki ve hatta üç dosha’nın özelliklerini eşit seviyede taşıyan kişilere de rastlanır.
Fotoğraf: Fabio De Giovanni, ayurvedanice.com

Fotoğraf: Fabio De Giovanni, ayurvedanice.com

  • Vata adı verilen dosha hareket ilkesini temsil eder. Bu tür bünye sahibi olanlar düşünce ve hareketlerinde hızlı olma eğilimindedir. Değişiklik, bu kişilerin hayatının değişmez bir parçasıdır. Vata dengede iken kişi daha yaratıcı, coşkulu ve yaşam dolu olur. Denge bozulunca endişe, tedirginlik, korku, uykusuzluk ve sindirim sistemi düzensizlikleri ortaya çıkar.
Fotoğraf: Fabio De Giovanni, ayurvedanice.com

Fotoğraf: Fabio De Giovanni, ayurvedanice.com

  • Pita adı verilen dosha dönüşüm ilkesini temsil eder. Bu bünyede olan kişilerin kas yapısı belirgindir, zeki ve kararlı olurlar. Pita dengede iken kişi sıcakkanlı ve zekidir, iyi liderlik özellikleri taşır. Denge bozulduğu andan itibaren Pita şüpheci, yargılamaya eğilimli, sinirli ve saldırgan bir ruh haline bürünür.
Fotoğraf: Fabio De Giovanni, ayurvedanice.com

Fotoğraf: Fabio De Giovanni, ayurvedanice.com

  • Kapha adı verilen dosha istikrar ilkesini temsil eder. Bu doğada olanlar nispeten iri bir beden sahiptir, düşünce ve hareketlerinde ağırkanlı, sakin ve istikrarlı kişilerdir. Kapha dengede iken soğukkanlı, yumuşak başlı, vefalı ve sadıktır. Dengesi bozulduğunda kolay kilo alır, sağlıklı dönüşüme karşı direnç gösterir.
  • Beş duyumuz ile sindirdiğimiz her şey dosha’larımızı da etkiler. Bünye tipimizi dengelemek fiziksel, zihinsel ve duygusal potansiyeli üst seviyelere taşımak ve zinde kalmak anlamına gelir. Ayurvedik sistem bünyeyi dengede tutacak ideal beslenme biçimleri, nefes ve meditasyon teknikleri, fiziksel aktivite ve müzik alternatifleri önerir.

 

Yararlanılan Kaynak

www.yukselencag.com

 

 

 

Çağdaş Sanata Varış 274|Çağdaş Kavramsal Sanat 5

Kimlik 4
Feminist Sanat 1

Human Target, Kezban Arca Batıbeki, 2015. Sanatçının, antika anatomik poster üzerine akrilik, kolaj ve kaligrafi ile ülkemizde sayıları gittikçe artan boşanmak isteyen, komutlara direnen kadınların cinayete kurban gitmesi, şiddete maruz kalması ile bağlantılı olarak düşünülebilecek eseri İstanbul Bienali 2015’te sergilenmişti. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Human Target, Kezban Arca Batıbeki, 2015.
Sanatçının, antika anatomik poster üzerine akrilik, kolaj ve kaligrafi ile ülkemizde sayıları gittikçe artan boşanmak isteyen, komutlara direnen kadınların cinayete kurban gitmesi, şiddete maruz kalması ile bağlantılı olarak düşünülebilecek eseri İstanbul Bienali 2015’te sergilenmişti.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 1968 sonrası karşı kültürcü eleştiri geleneğinden doğan, aktif azınlık hareketi olan Feminizm, Çağdaş Dönemde Avrupa toplumlarında çoğunluğun egemen değeri haline geldi. Erkek üzerinden kadına dayatılanları; erkek dünyasına hizmet veren kadınları; çok küçük yaşta zorla evlendirilenleri; evdeki baskıdan dolayı evden kaçan genç kızları; bir kocaya ve babaya ait olarak kadının var olabilmesini kabullenmek artık mümkün değil.
  • Feministler cinsiyetçi dile karşı çok eleştireldir. Tahakküm ideolojilerinin kız/kadın kelimelerinin kullanımı ile kurumsallaştığı öne sürülür. İş “adamları”ndan bahsettiğimizde de aynı sonuca ulaşırız.
  • Sabire Susuz’un (1967-) serigrafi, yerleştirme ve performansları bulunuyor. Eserlerinde farklı malzemeler kullanıyor. Sabire Susuz 2009 yılında Benleniyorum adlı bir Performans gerçekleştirmiş; yarısı gelinlik, yarısı damatlık olan bir giysi giymiş, düğün pastası yenilmiş, düğün dansı yapılmış, balayına gidilmişti! Susuz, başka birinin hayatında iyi bir nesne olmaktansa, kendi hayatının öznesi olmayı seçtiğini açıklamıştı. Kadının hayatta ulaşabileceği en üst mertebenin, gelinliği giyip evlendiği zamanmış gibi kurgulandığını, iki kişi evlendiğinde öznelliklerinin yok olduğunu, “biz” olduklarını kadının bundan kurtulması gerektiğini söylüyor.
Feminist sanatçılar eserlerinde tarihsel süreçte minör olarak görülen, kadınla özdeşleştirilen el sanatları, dikiş, nakış ve örgüye bilinçli olarak başvurmuşlardır. Art International 2015’te İstanbul’da sergilenen, İstanbul için üretilmiş eserlerden biri. Joana Vasconcelos’un (1971-) yapıtı  Diego, Ramona ve Cervantes. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Feminist sanatçılar eserlerinde tarihsel süreçte minör olarak görülen, kadınla özdeşleştirilen el sanatları, dikiş, nakış ve örgüye bilinçli olarak başvurmuşlardır.
Art International 2015’te İstanbul’da sergilenen, İstanbul için üretilmiş eserlerden biri. Joana Vasconcelos’un (1971-) yapıtı Diego, Ramona ve Cervantes.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Eserlerinde muhafazakar erkek egemenliğine karşı duruşuyla tanınan ABD’li sanatçı Georgia O’Keefe’in (1887-1986) 1932’de ürettiği Jimson Weed isimli tablosu, 2014 yılında bir müzayedede 44 milyon 400 bin dolara alıcı bularak, bir müzayedede bir kadın sanatçıya o yıla kadar ödenmiş en yüksek fiyata satıldı. Bu satış, Feminist Sanat’ın öne çıkması ile kadın sanatçıların eserlerinin fiyatının yükselmesi olarak da yorumlandı.
  • İsrailli klinik psikolog, yazar ve ressam Bracha Ettinger (1948-), Lacan, Levinas, Deleuze ve Guattari’den feyz alan bir düşünür. Lacan’ın fallus ile erkek cinsel organı arasında kurduğu analojinin simgelediği eril iktidarın karşısına, matris ile dölyatağı arasında kurduğu analoji aracılığıyla dişil iktidarı koydu. Sanatçının işlerinin kadınlar ve kadınlık, doğum, beden, cinsellik ve insanlar arası ilişkiler üzerine olduğu söylenebilir.
Bracha Ettinger, 14. İstanbul Bienali’ne 18 adet resim, tuttuğu defterler, çizimler ve diğer kişisel nesnelerden oluşan bir enstalasyon ile katıldı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bracha Ettinger, 14. İstanbul Bienali’ne 18 adet resim, tuttuğu defterler, çizimler ve diğer kişisel nesnelerden oluşan bir enstalasyon ile katıldı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

Çağdaş Sanata Varış 268|Louis Bourgeois

LOUİS BOURGEOIS
(1911-2010)

Louise Bourgeois’nın en bilinen eseri bronz ve çelikten yapılma, gövdesinde mermer yumurtalar taşıyan 9 metre yüksekliğindeki Maman, Bilbao Guggenheim Müzesi’nin önünde. 1947 yılında yaptığı bir çizimi, 1996 yılında Örümcek (Spider) adlı heykel izlemiş. Maman Bilbao’dan başka, Londra’da Tate Modern’de (2008); Ottawa’da National Gallery of Canada’da (2005); Tokyo’da Mori Art Museum’da; Leeum’da (Güney Kore) Samsung Museum of Art’ta; Bentonville’de ( Arkansas) Crystal Bridges Museum of American Art’ta daimi koleksiyonlarda yer almaktadır. Eser ayrıca dünyanın pek çok yerinde geçici olarak sergilenmiştir. Bourgeois, Maman adlı eserini kırılganlık, besleme, koruma ve örme açısından annesine benzetmiştir. Fotoğraf:www.guggenheim-bilbao.es

Louise Bourgeois’nın en bilinen eseri bronz ve çelikten yapılma, gövdesinde mermer yumurtalar taşıyan 9 metre yüksekliğindeki Maman, Bilbao Guggenheim Müzesi’nin önünde.
1947 yılında yaptığı bir çizimi, 1996 yılında Örümcek (Spider) adlı heykel izlemiş. Maman Bilbao’dan başka, Londra’da Tate Modern’de (2008); Ottawa’da National Gallery of Canada’da (2005); Tokyo’da Mori Art Museum’da; Leeum’da (Güney Kore) Samsung Museum of Art’ta; Bentonville’de ( Arkansas) Crystal Bridges Museum of American Art’ta daimi koleksiyonlarda yer almaktadır. Eser ayrıca dünyanın pek çok yerinde geçici olarak sergilenmiştir.
Bourgeois, Maman adlı eserini kırılganlık, besleme, koruma ve örme açısından annesine benzetmiştir.
Fotoğraf:www.guggenheim-bilbao.es

  • Uzun yaşamında, Modern-Postmodern-Yeni Dışavurumcu-Çağdaş eserler veren Louis Bourgeois, Modern ve Çağdaş Sanatın büyük isimleri arasında yer alıyor. Ayrıca itiraf/günah çıkarma sanatının da kurucusu kabul ediliyor.
  • Louis Bourgeois, sadece kendisinden sonraki sanat oluşumunu derinlemesine etkilemekle kalmamış, kendisinden önceki sanat tarihinin de yeni bir gözle ele alınmasını sağlamış bir sanatçıdır.
  • Kadınlık olgusunu ve öz yaşam öyküsünü sanatının ana damarı yapmış, 35 yıla yakın sürmüş psikanaliz seanslarını da yapıtlarına yansıtmıştır.
  • Sanatı bellek, kimlik, beden, aidiyet, mekan, anımsama, unutuş, ihanet, yalnızlık, tekinsizlik gibi konuları işlemiştir.
  • Sorbonne’da matematik okumuş olması, Kübist çizimleri için bir altyapı oluşturdu. Fernand Leger‘nin atölye asistanı oldu. Sonraki resimleri Gerçeküstücü izler taşıdı.
  • 1947 sonrasında ilk heykel çalışmalarından sonra varoluşçu düşünceyi benimsedi
  • Heykelleri için lastik, tahta, taş, metal, tekstil  gibi çok çeşitli malzemeler kullanmıştır.
  • Bourgeois, yuvarlak hatlı, erotik ve cinsel imajlardan oluşmuş eserlerini kümülüs bulutlarına benzettiği için kümül olarak adlandırmıştır.
Fotoğraf: quotesgram.com

Fotoğraf: quotesgram.com

  • Feminist eğilimler de gösteren Bourgeois, “Erken dönem işlerim düşmekten korkmakla ilgiliydi. Sonraki işlerim düşme sanatı ile ilgili oldu. Kendini incitmeden düşmek yani. Şimdi yaptığım ise hiç düşmeyip asılı kalma sanatıdır”, demişti.
  • New York Modern Sanatlar Müzesi’nde retrospektif sergi açan ilk kadın sanatçı olmuştur (1982).
  • Bourgeois, 1993 yılında ABD’ni Venedik Bienali’nde temsil etmekle onurlandırılmıştır.
Hücre (Choisy), 1990-93. Bir malikânede doğuyor Bourgeois. Pembe mermerden o evi yapıyor. Ev, bir kafesin içinde ve tepesinde bir giyotin var. Fotoğraf:www.wsws.org

Hücre (Choisy), 1990-93.
Bir malikânede doğuyor Bourgeois. Pembe mermerden o evi yapıyor. Ev, bir kafesin içinde ve tepesinde bir giyotin var.
Fotoğraf:www.wsws.org

Cell XXVI, 2003. Gemeentemuseum, Hollanda. Louis Bourgeois zengin bir ailenin kızı. İngiliz bir dadısı var. Bu kadın, on yıl boyunca babasının sevgilisi oluyor. Hasta anne, ses çıkartamıyor. Annesi ölünce intihara teşebbüs ediyor, onu babası kurtarıyor. Bu durum, Bourgeois'yı derinden ve telafisiz yaralıyor. "Beni sevmesini istemiştim" diyor İngiliz dadısı için. "O gitti, babamı sevdi. İki taraflı yaralandım." Ailesinin ana iş kolu halı restorasyonu. Annesi de bu işi yapıyor. Bu yüzden çocukluk travmalarında dokumaların/halıların da yeri var. Yaptığı dokuma kafalar, örgü bebekler, kanaviçe figürlerde bu travmanın izleri görülüyor. www.gemeentemuseum.nl

Cell XXVI, 2003. Gemeentemuseum, Hollanda.
Louis Bourgeois zengin bir ailenin kızı. İngiliz bir dadısı var. Bu kadın, on yıl boyunca babasının sevgilisi oluyor. Hasta anne, ses çıkartamıyor. Annesi ölünce intihara teşebbüs ediyor, onu babası kurtarıyor. Bu durum, Bourgeois’yı derinden ve telafisiz yaralıyor. “Beni sevmesini istemiştim” diyor İngiliz dadısı için. “O gitti, babamı sevdi. İki taraflı yaralandım.”
Ailesinin ana iş kolu halı restorasyonu. Annesi de bu işi yapıyor. Bu yüzden çocukluk travmalarında dokumaların/halıların da yeri var. Yaptığı dokuma kafalar, örgü bebekler, kanaviçe figürlerde bu travmanın izleri görülüyor.
www.gemeentemuseum.nl

  • Annesi o tezgâhların başında pasif ve hanımefendi, ömrünü tüketiyor. Babası ise, Bourgeois’nın dinmeyen kininin, öfkesinin nesnesine dönüşüyor.
  • Baba nefreti, vatan nefreti, pasif annenin verdiği depresifliğin tiksintisi, büyüdüğü yüksek burjuva evinin öfkesi, nefreti, tiksintisi hiç peşini bırakmıyor. 27 yaşında Paris’i terk edip New York’a yerleşiyor.
  • Örümceğin ağ örüşü ile aile işinin bağlantısı olduğu gibi, örgüdeki iç içe geçiş cinsel ilişkiyi de temsil eder. Örümcek, ebeveynleri ile ve diğerleriyle olan ilişkilerindeki zorlukların da temsilcisidir. Bourgeois’nın örümceği tehditkardır.
  • Yaptığı örümcek heykellerinden dolayı Örümcek Kadın diye anılan sanatçının örümcek heykellerinden biri 2011 yılında 10.7 milyon dolara satılmış. Bu miktar, o zamana kadar bir kadın sanatçının eserine ödenmiş en yüksek meblağ imiş.
İnsan vücudu üzerine temaları sık kullanan Louise Bourgeois’nın Nature Study adlı eseri (1984-1994). Sanatçı kendisi de birçok kez, farklı görünümlü çok göğüslü kostümü giymiş. Bununla, kendisini antik dönemin ana tanrıçası ile özdeşleştirdiği düşünülüyor. Ny Carlsberg Glyptotek, Kopenhag, Danimarka. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, www.pinterest.com

İnsan vücudu üzerine temaları sık kullanan Louise Bourgeois’nın Nature Study adlı eseri (1984-1994).
Sanatçı kendisi de birçok kez, farklı görünümlü çok göğüslü kostümü giymiş. Bununla, kendisini antik dönemin ana tanrıçası ile özdeşleştirdiği düşünülüyor.
Ny Carlsberg Glyptotek, Kopenhag, Danimarka.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, www.pinterest.com

Londra’da Tate Modern’de 2007 yılında sergilenen Bourgeois'nın eserlerinden biri. Sanatçının yapıtları genellikle  burjuva evinin saygıdeğer görüntüsünün ardındaki gizli, saklı durumları simgeler. Tate Modern, Maman adlı heykelin tümü paslanmaz çelikten yapılmış olanını 2008 yılında daimi koleksiyonuna katmış. Fotoğraf:artblart.com

Londra’da Tate Modern’de 2007 yılında sergilenen Bourgeois’nın eserlerinden biri. Sanatçının yapıtları genellikle burjuva evinin saygıdeğer görüntüsünün ardındaki gizli, saklı durumları simgeler.
Tate Modern, Maman adlı heykelin tümü paslanmaz çelikten yapılmış olanını 2008 yılında daimi koleksiyonuna katmış.
Fotoğraf:artblart.com

Danimarka’nın Helsingør kentine 2003 yılında gittiğimde Louisiana Açık Hava Müzesi’nde Louise Bourgeois'nın geçici sergisi vardı. Sergide sanatçının pek çok eseri yer alıyordu ama fotoğraf çekme izni yoktu. Müzeye dönüştürülen 19. yüzyılda inşa edilmiş villanın giriş kapısı önünde sergilenmekte olan Gözler adlı heykeli görüntüleyebildiğim tek yapıtı oldu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Danimarka’nın Helsingør kentine 2003 yılında gittiğimde Louisiana Açık Hava Müzesi’nde Louise Bourgeois’nın geçici sergisi vardı. Sergide sanatçının pek çok eseri yer alıyordu ama fotoğraf çekme izni yoktu.
Müzeye dönüştürülen 19. yüzyılda inşa edilmiş villanın giriş kapısı önünde sergilenmekte olan Gözler adlı heykeli görüntüleyebildiğim tek yapıtı oldu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Alex Van Gelderland tarafından görüntülenmiş Louise Bourgeois’nın elleri. Fotoğraf:www.pinterest.com

Alex Van Gelderland tarafından görüntülenmiş Louise Bourgeois’nın elleri.
Fotoğraf:www.pinterest.com

 

 

Beyin Salatası 1

Başka birçok sağlık alanına kıyasla beynin işleyişi konusundaki bilgiler henüz daha geride.

Bilim insanları beyni gözlemliyor, neyi, nasıl yaptığını buluyor ve bunu çözmeye çalışıyor.

Hakkında daha bilmediğimiz çok şey olan, dolayısıyla üzerinde yoğun şekilde çalışılan, sık sık araştırma sonuçlarının yayımlandığı bu organımız çok ilgimi çektiğinden bu konuda yapılan araştırmaları elimden geldiğince izlemeye çalışıyorum. Topladığım bilgileri paylaşıyorum.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Çoklu Zeka; Howard Gardner; Optimist Yayınları, 2013.
  • Liderlikte Duygusal Zeka; Robert K. Cooper; Sistem Yayıncılık, 1997.
  • Zeka; Pierre Oleron; İletişim Yayınları.
  • Zihin ve Beyin; Angus Gellatly, Oscar Zarate; NTV Yayınları, 2012.
  • Yıka Beynini; M. Barış Muslu; Goa Yayınları, 2011.
  • Üstün Yetenek, Yüksek IQ Düzeyi Gerektirmiyor; Scott Barry Kaufman; Scientific American, 10 Şubat 2014.
  • IQ ile Kişilik Arasındaki Bağlantı; Der. Rita Urgan; Scientific American, 21 Nisan 2014.
  • Çocukluktaki Gerginlik Beyin Bölgelerini Küçültüyor; Der. Rita Urgan; Scientific American Online, 12 Eylül 2014.
  • İyi Okuma Becerisine Sahip Çocuklar Daha Akıllı; Nilgün Özbaşaran Dede; Cumhuriyet Bilim Teknik.
  • İnsan Beynini Geliştiren On Roman; Keith Oatley, Ingrid Wickelgren; Scientific American.
  • Yeniden Şekillenebilen Beyin; Prof. Dr. Murat Tuzcu, Doç. Dr. Özgür Bayturan; Optimist, Mayıs 2013.
  • Hafızanın İçeriği Değişir mi?; Neslihan Akdaş; Cumhuriyet Gazetesi, 12 Aralık 2015.
  • Bu Kadar Zekadan Bize Ne Düşer?; Tunca Üçer; Radikal Kitap, 17 Mayıs 2013.
  • İyi Alışkanlıklar Nasıl Edinilir, Kötülerinden Nasıl Kurtulunur?; Der. Reyhan Oksay; Scientific American, Haziran 2014.
  • Sizin Zekanız Hangisi?; Bahar Kümbetli; Optimist, Mayıs 2013.
  • Öz; Ken Robinson, Lou Aronica; Doğan Kitap, 2013.
  • Doğa ve Beynimiz; Florence Williams; National Geographic, Ocak 2016.
  • Bilim, Ahlaki Pusulanın Yönünü Değiştirebilir mi?; Der. Reyhan Oksay; New Scientist, 26 Eylül 2015.
  • Cehalet Ne Demek?; Doğan Kuban; Cumhuriyet Bilim Teknik, 4 Aralık 2015.
Atalarımız da beyni merak etmişler. Kasıtlı hasar izleri taşıyan kafataslarını Etiyopya ve Peru’da müzelerde görmüştüm. Kafataslarında kazınarak ya da delinerek açılmış delikler görülür. Bu delikler, pürüzsüz kenarlara sahiptir. Bu delikleri açanların amacı tam olarak bilinemiyor. Missouri Üniversitesi bilim insanları, Pakistan’ın Mehrgarh bölgesinde bulunan bir diş üzerinde yaptıkları araştırmada, dişin üzerinde ustaca açılmış kanallar bulunduğunu; bunların insan eliyle, çok ince ve özel bir alet kullanılarak açıldığını; dolayısıyla 8 bin yıl önce de diş tedavisi yapıldığını saptadılar. Ulusal Müze, Addis Ababa, Etiyopya. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Atalarımız da beyni merak etmişler. Kasıtlı hasar izleri taşıyan kafataslarını Etiyopya ve Peru’da müzelerde görmüştüm.
Kafataslarında kazınarak ya da delinerek açılmış delikler görülür. Bu delikler, pürüzsüz kenarlara sahiptir. Bu delikleri açanların amacı tam olarak bilinemiyor.
Missouri Üniversitesi bilim insanları, Pakistan’ın Mehrgarh bölgesinde bulunan bir diş üzerinde yaptıkları araştırmada, dişin üzerinde ustaca açılmış kanallar bulunduğunu; bunların insan eliyle, çok ince ve özel bir alet kullanılarak açıldığını; dolayısıyla 8 bin yıl önce de diş tedavisi yapıldığını saptadılar.
Ulusal Müze, Addis Ababa, Etiyopya.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Pek çok antik dilde beyin ve kemik iliği sözcükleri aynıdır. Antik Çinliler meninin beyinden geldiğine inanırlarmış.
  • Eski Mısır’da mumyalama yapılırken beyin burun deliklerinden çıkarılıp atılırmış.
  • Platon (MÖ 429-347), üç ayrı bölümden oluşan ruha inanıyordu: akıl ve algının kafada; cesaret ve gurur gibi asil duyguların kalp ve akciğerde; açgözlülük ve şehvet gibi bayağı tutkuların karaciğer ve bağırsaklarda yer aldığına; ruhun ilk bölümünün ölümsüz, diğer iki bölümünün ölümlü olduğuna inanıyordu.
  • Ünlü hekim Galen (129-199) duyguların ve istemli hareketlerin organının beyin olduğu sonucuna varmıştı.
  • İlk yazılı eserler zihinsel terimler içermiyordu.
  • Beyinde kaç karıncık olduğuna dair tartışmalar vardı. Bellek, düşünce, muhakeme ve akıl gibi farklı işlevlerin farklı karıncıklarda yer aldığı düşünülüyordu. Bu düşünce 17. yüzyıla dek varlığını sürdürdü.
  • Descartes (1596-1650) için bilinçli zihin/ruh (res cogitare) ile beden (res extensa) arasında tam bir bölünme vardı. Bu iki töz arasında bağlantıyı kuran animata, üçüncü bir tözdü. Sinir sisteminin henüz keşfedilmediği bir dönemde Descartes, animata ile sinir sistemine doğru bir adım atmış oldu.
  • 18. yüzyıl ortalarında beynin bir elektrik jeneratörü; sinirlerin ise elektrikli sıvının dolaştığı teller olduğu düşünüldü.
  • Luigi Galvani (1737-1798) modern sinir iletimi görüşlerinin temelini attı.
  • 1800’lerde açık beyin deneyleri gerçekleştirilmeye başlandı. Denek olarak hayvanlar ve başı kesilen suçlular kullanıldı.